<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Röportaj &#8211; Kıvılcım Haber Burdur</title>
	<atom:link href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/burdur/roportaj/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Mar 2026 17:56:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.5</generator>

<image>
	<url>https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2017/05/favicon-150x150.png</url>
	<title>Röportaj &#8211; Kıvılcım Haber Burdur</title>
	<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İran&#8217;ın Dünya İçin Savaşı</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/iranin-dunya-icin-savasi/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/iranin-dunya-icin-savasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Mar 2026 17:56:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dünya]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Aleksandr Dugin]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Radio Sputnik]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=46877</guid>

					<description><![CDATA[Aşağıdaki metin, Rus Lideri Putin’in Başdanışmanı, sağ kolu olduğu bilinen Profesör Alexander Dugin&#8217;in Radio Sputnik Escalation Show&#8217;daki son bölümünden alınmıştır. Dugin, ABD-İsrail&#8217;in İran&#8217;a yönelik saldırısının İran&#8217;ın kararlılığını daha da güçlendirdiğini, eski kehanetleri alevlendirdiğini ve II. Dünya Savaşı sonrası dünya sisteminin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-table is-style-stripes" style="font-size:15px"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td>Aşağıdaki metin, Rus Lideri Putin’in Başdanışmanı, sağ kolu olduğu bilinen Profesör Alexander Dugin&#8217;in Radio Sputnik Escalation Show&#8217;daki son bölümünden alınmıştır. Dugin, ABD-İsrail&#8217;in İran&#8217;a yönelik saldırısının İran&#8217;ın kararlılığını daha da güçlendirdiğini, eski kehanetleri alevlendirdiğini ve II. Dünya Savaşı sonrası dünya sisteminin çöküşünü hızlandırdığını, İran’ın başarılı olduğunu ve kazandığını, savaşın sona ermesinin her iki taraftan birinin tamamen yok olmasına bağlı olduğunu savunuyor.</td></tr></tbody></table></figure>



<p>Alexander Dugin</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="321" height="250" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/03/dugin.jpg" alt="" class="wp-image-46878" style="width:135px;height:auto" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/03/dugin.jpg 321w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/03/dugin-300x234.jpg 300w" sizes="(max-width: 321px) 100vw, 321px" /></figure>



<p><a><strong><em>Radio Sputnik, Escalation Program Sunucusu: </em></strong></a><strong><em>Orta Doğu&#8217;daki şiddetli çatışmalar devam ediyor. Başlangıçta Steve Witkoff ve Jared Kushner&#8217;in İsrail&#8217;i ziyaret etmeye hazırlandıkları yönünde haberler vardı, ancak daha sonra planlanan gezinin iptal edildiğine dair beklenmedik haberler geldi. Bu kararın nedenleri resmi olarak açıklanmadı, ancak olayın kendisi oldukça anlamlı. Bu bağlamda, çatışmanın sona erme olasılığı sorusu özellikle ilgi çekici. Donald Trump son açıklamalarında ateşkes kararının yalnızca Benjamin Netanyahu&#8217;nun onayıyla verileceğini vurguladı. Bu da mantıklı bir soruyu gündeme getiriyor: Son ne zaman gelecek? İsrail ve Netanyahu&#8217;nun kendisi, düşmanı tavizsiz bir şekilde yok etmeye kararlı görünüyor, bu da çatışmanın hızlı bir şekilde sona ermesinin olası olmadığı anlamına geliyor.</em></strong></p>



<p><strong><em>BEBEK KATLİAMI</em></strong></p>



<p><strong><em>Alexander Dugin:</em></strong> Bence görüşü kesinlikle önemli olan başka bir tarafı da sormak gerekiyor. Bu, liderlerini kaybeden ve büyük kayıplar yaşayan kahraman İran halkıdır. Acı çektiler ve birçok insanın talihsiz ölümüne katlandılar. Kız çocukları, küçük çocuklar, Devrim Muhafızları komutanlarının kızları öldürüldü ve saldırılar kasıtlı olarak onları hedef aldı. Bu, bebek katliamından başka bir şey değil.</p>



<p>Netanyahu, bu savaşın, kendi bakış açısından, dini ve Siyonist anlamda, Amalek&#8217;e karşı yürütüldüğünü ilan etti. Amalek, İsrail&#8217;in düşmanıdır ve Netanyahu konuşmasında açıkça bebekleri ve çocukları yok edeceklerini, bu savaşta kimsenin hayatta kalmaması gerektiğini belirtti. Netanyahu&#8217;nun ruh hali şu: Amalek yok edildiğinde İran&#8217;la savaş sona ermeli. Bu, İsrail&#8217;in dini-siyasi projesidir. İsrail&#8217;in düşmanları Amalek ve İran&#8217;a karşı ilk darbe çok acı verici oldu.</p>



<p><strong><em>AMERİKAN-İSRAİL CANAVARLARININ UMDUĞU ETKİ</em></strong></p>



<p>Dini liderlik yok edildi; bu, kabaca Papa&#8217;yı veya Ortodoks Patriği yok etmeye eşdeğerdir. Şii dünyasının dini liderliğine, askeri, bilimsel ve siyasi çevrelere darbe vuruldu. Amerika ve İsrail&#8217;in saldırısı, İran&#8217;ı başsız bırakmayı ve bir rejim değişikliği operasyonu başlatarak bir ayaklanmayı kışkırtmayı amaçlıyordu. Ve halkı korkutmak için, hedefli bir saldırıyla çocukları acımasızca katlettiler. Ancak bu, bu Amerikan-İsrail canavarlarının umduğu etkiyi yaratmadı.</p>



<p><strong><em>İSRAİL YERYÜZÜNDEN SİLİNENE KADAR…</em></strong></p>



<p>İran halkı liderlerinin etrafında kenetlendi: Saldırıda sadece babasını değil, en yakın akrabalarını da kaybeden Hamenei&#8217;nin oğlu, yeni bir Rahbar, yani Vilayet el-Fakih&#8217;in siyasi-dini yapısının yeni başı seçildi. İran halkı ve liderliği, İsrail yeryüzünden silinene kadar bu savaşı sona erdirmeye kararlı.</p>



<p>Şimdi balta indi: İsrail&#8217;in bakış açısından bu, yok edilmesi gereken Amalek&#8217;tir. İran&#8217;ın bakış açısından ise İsrail, ABD önderliğindeki tüm Batı gibi, tüm yeryüzüne hükmetmesi beklenen bir tür Deccal&#8217;dir.</p>



<p>Trump ve Netanyahu&#8217;nun bu savaşı bitirmek için kendi planları olabilir. Kushner ve Witkoff&#8217;u kimse ciddiye almıyor; onlar sadece tuhaf kişiler. Amerikalılar ve İsrailliler askeri liderliğe saldırırken, onlar İran&#8217;la müzakere ediyorlardı. İsrail&#8217;de veya dünyanın başka herhangi bir yerinde artık kimse bu insanlarla konuşmayacak. Tamamen itibarsızlaştırıldılar ve taviz verdiler.</p>



<p><strong><em>BİR TARAF YOK EDİLENE KADAR BARIŞ YOK!</em></strong></p>



<p>Artık çok şey İran&#8217;a bağlı. İran bu savaşı bitirmeyecek; hedeflerine ulaşacak- İsrail&#8217;i olduğu gibi yok edecek- ve İsrail&#8217;in askeri, dini ve siyasi liderliğine yaptıklarından sonra bunu yapmak için her türlü nedeni var. Artık İran&#8217;ın herhangi birinin baskısı altında savaşı bitireceğine dair hiçbir argüman öne sürmek mümkün değil. İran kaba bir güç haline geliyor. Biz diyoruz ki, bir taraf kaybedene kadar- tamamen teslim olana veya yok edilene kadar- barış görüşmeleri olmayacak.</p>



<p><strong><em>Radio Sputnik, Escalation Program Sunucusu: Durumun nasıl gelişeceğini bilmiyoruz, ancak Trump&#8217;ın bu savaşta kesinlikle bir etkisi olduğunu, ancak her şeyde olmadığını vurgulamak istiyorum. Kendisi sonucun Benjamin Netanyahu&#8217;nun elinde olduğunu iddia ediyor, ancak bu gerçeğin sadece bir kısmı. Gerçekte, her şey kimin galip geleceğine ve kimin ilk yenilgiyi kabul edeceğine bağlı. Varsayımsal olarak, İsrail, İran veya ABD şimdi teslim olup çatışmadan çekildiklerini ilan ederse, olayların seyrini kökten değiştirecektir. Bu durumda, net bir kazananın olmadığı &#8220;12 günlük savaş&#8221; senaryosunun tekrarını mı beklemeliyiz, yoksa bizi başka bir şey mi bekliyor?</em></strong></p>



<p><strong><em>Alexander Dugin:</em></strong> Elbette hayır. Aslında, o senaryonun tekrarını beklemiyoruz. Birincisi, İran o zamanlar <strong><em>&#8220;demir kubbeyi&#8221;</em></strong> gerçekten kırmayı başaramadı. Büyük çaplı saldırılar olmadı ve İran&#8217;ın tüm siyasi liderliği öldürülmedi.</p>



<p><strong><em>ŞİMDİ DEVRİM MUHADIZLARI İKTİDARDA</em></strong></p>



<p>Böyle bir fırsat vardı ve nispeten iyi niyetli Rahbar Hamenei iktidardaydı. Şimdi oğlu iktidarda, şimdi Devrim Muhafızları iktidarda, şimdi tüm İranlılar -rejime karşı bir şeyleri olanlar bile- İsraillilerin tamamen yok edilmesi için seferber olmuş durumda.</p>



<p>Artık kimin haklı kimin haksız olduğu sorusu yok; İran halkı İsrail&#8217;in yok edilmesi gerektiğine inanıyor. Ve bu neredeyse 100 milyonluk bir ülke. Buna Şiileri, direniş güçlerini ve yavaş yavaş uyanan Müslümanları da eklersek, bence bu oldukça ciddi bir faktör.</p>



<p>Trump bu maceraya tamamen kendini adayana kadar Amerika&#8217;nın Netanyahu&#8217;yu sonuna kadar savunmaya ne kadar kararlı olduğunu söylemek zor. Bu savaşta içeride puan kaybediyor. Küresel ekonomi ciddi tehdit altında ve bu sadece Orta Doğu&#8217;da değil. Dubai&#8217;den ayrılabilecek herkes çoktan ayrıldı ve ayrılamayanlar da eşyalarını topluyor. Geçtiğimiz hafta yaşananlar bir dönemin sonunu işaret ediyor.</p>



<p><strong><em>KARA HAREKATININ BAŞARISI İÇİN 6 AYLIK</em></strong></p>



<p><strong><em>HAZIRLIKLA 500 BİN- 2 MİLYON ASKER SEFERBER EDİLMESİ LAZIM</em></strong></p>



<p>Şimdiye kadar Trump, Netanyahu&#8217;yu güçlü bir şekilde destekledi ve hatta İran&#8217;a kara harekatı tehdidinde bulundu, ancak bunun başarılı olması için en az altı aylık hazırlık ve yarım milyon ile 2 milyon arasında askerin seferber edilmesi gerekir. Bunun ne kadar ciddi olduğunu söylemek zor, ancak Trump&#8217;ın ABD&#8217;deki desteği hızla düşüyor. Ve bir noktada, ABD ve İsrail&#8217;in İran&#8217;ın kendisi tarafından tamamen kışkırtılmamış bu saldırgan eylemlerinin yol açtığı çöküş nedeniyle, her şey dünya sisteminin -Trump&#8217;ın mali ve siyasi gücünün- bu çöküşünün ne kadar hızlı gelişeceğine bağlı olacak. Bir noktada, <strong><em>&#8220;Kazandım&#8221;</em></strong> diyebilir. Ancak bu sadece sosyal medyasında belli olacak, çünkü mevcut durumda çıkıp zafer ilan etmenin imkansız olduğu açık.</p>



<p><strong><em>Radio Sputnik, Escalation Program Sunucusu: Şimdi kimin kazandığını söyleyebilir miyiz?</em></strong></p>



<p><strong><em>İRAN KAZANIYOR</em></strong></p>



<p><strong><em>Alexander Dugin:</em></strong> Şimdi İran kazanıyor. İran kazanıyor çünkü kaybetmiyor, çünkü yerinde durdu ve İsrail üzerindeki <strong><em>&#8220;demir kubbeyi&#8221;</em></strong> kırdı. Netanyahu hükümetinde bakanlık yapmış ve büyük bir Müslüman kutsal mekanı olan Mescid-i Aksa&#8217;yı havaya uçurma sözü vermiş olan Ben-Gvir&#8217;in evi yıkıldı. Hayatta olup olmadığı bilinmiyor: İranlılar hayatta olmadığını söylüyor, ancak adamın <strong><em>&#8220;Evim yıkıldı&#8221;</em></strong> dediği bir video gördüm.</p>



<p><strong><em>ABD KAYIPLARI 1000-2000 ARASI</em></strong></p>



<p>İranlılar İsrail&#8217;deki hedefleri, hem de çok önemli hedefleri vuruyor. Bununla kalmayıp, yüksek teknoloji merkezleri de dahil olmak üzere Ortadoğu&#8217;daki Amerikan merkezlerinin çoğunu fiilen devre dışı bıraktılar; bölgedeki tüm ABD askeri üslerine saldırdılar- bazen başarılı, bazen başarısız. Her iki taraftaki kayıpların kesin sayısı bilinmiyor: Trump üç kişinin öldüğünü söylerken, İranlılar on binlerce Amerikan askerinin öldüğünü söylüyor. Objektif analistler ABD kayıplarının 1.000 ila 2.000 arasında olduğunu söylüyor, ancak bu tür kayıplara alışkın olmayan Amerikalılar için bunlar yine de devasa sayılar.</p>



<p>İran pes etmedi; Amerikalılar ve İsrailliler onu derhal öldüreceklerine dair söz vermiş olmalarına rağmen, İran yeni bir lider seçti. Trump, İran&#8217;daki yeni liderin sadece kendi onayıyla seçileceğini ve tüm İran petrolünün artık ABD&#8217;ye ait olduğunu ilan etti, ancak bu artık tüm uluslararası düzenin nihai yıkımı değil: artık güçlü olan haklı. Ve şimdi İran gücünü gösteriyor. İsrail&#8217;e ulaştı, Amerikan altyapısına kesin ve cesur bir darbe indirdi, Körfez ülkelerinde hedefleri çok isabetli bir şekilde seçti ve Hürmüz Boğazı&#8217;nı bloke ederek küresel ekonominin nabzını etkili bir şekilde baltaladı.</p>



<p>Bu sefer, yaklaşık bir yıl önce gerçekleşen savaşa kıyasla, İran tamamen farklı davranıyor: kararlı, kendinden emin bir şekilde saldırıyor, ciddi hedefler koyuyor ve saldırganla müzakere etme niyeti yok. Ve haklı. Genel olarak, İran şimdi kazanıyor.</p>



<p>10 Mart 2026</p>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized">
<a href="https://egitimstore.academia.edu/FatihÖzcan" target="_blank" rel="noopener">
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/academia3.png" 
alt="" class="wp-image-43315" width="700" height="100"></a></figure>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/burdur-emekli-meclisi-sendikasi-toplantisi/">Burdur Emekli Meclisi Sendikası toplantısı</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/amerika-yallah/">Amerika Yallah!</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/bahcelinin-verdigi-ders/">Bahçeli’nin verdiği ders</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/besten-vatan-partisine-ziyaret/">BES’ten Vatan Partisi’ne ziyaret</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/emekli-yazilari8/">Emekli yazıları8</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:400px" aria-label="“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-ac0804b2-2563-45dc-808d-6c72462c9e73" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-ac0804b2-2563-45dc-808d-6c72462c9e73">İndir</a></div>



<figure class="wp-block-image size-full">
<a href="https://www.youtube.com/channel/UCvI20jcoUUX18hKh-hoSYJQ" target="_blank">
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube.png" 
alt="" class="wp-image-43574" width="700" height="100"/></a></figure>




<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/iranin-dunya-icin-savasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nafaka ceza değil!</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/nafaka-ceza-degil/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/nafaka-ceza-degil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Feb 2026 13:10:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[11. Yargı Paketi]]></category>
		<category><![CDATA[Av. Zühre Genişel]]></category>
		<category><![CDATA[Nafaka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=46705</guid>

					<description><![CDATA[11. Yargı Paketi’nden çıkarılan nafaka düzenlemesi yeniden gündemde. ‘Süresiz nafaka var mı? Kaldırılsın mı kaldırılmasın mı?’ şeklindeki tartışma sürüyor. Vatan Partisi Aydın İl Başkanı Av. Zühre Genişel, nafakanın ihtiyaçtan doğduğunu belirterek, nafakanın süresiz değil belirsiz süreli olduğunu söyledi. ŞÜKRAN ULUSOY [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-right has-text-color has-link-color wp-elements-e5bc01e3c1e60923fe2ba68db7090ab2" style="color:#0e7691;font-size:27px"><strong><em>11. Yargı Paketi’nden çıkarılan nafaka düzenlemesi yeniden gündemde. ‘Süresiz nafaka var mı? Kaldırılsın mı kaldırılmasın mı?’ şeklindeki tartışma sürüyor. Vatan Partisi Aydın İl Başkanı Av. Zühre Genişel, nafakanın ihtiyaçtan doğduğunu belirterek, nafakanın süresiz değil belirsiz süreli olduğunu söyledi.</em></strong></p>



<p>ŞÜKRAN ULUSOY</p>



<p>Süresiz nafaka düzenlemesi tartışılıyor. 12. Yargı Paketi’ne girip girmeyeceği merak edilen düzenlemede boşanan kadının, boşanan erkekten ömrü boyunca düzenli şekilde talep edebildiği nafakanın süreyle çerçevelendirilmesi var. Meclis’te evlilik süresinin esas alınacağı sistem üzerinde duruluyor. Buna göre 3 yıl evli kalanlara 5 yıl, 5 yıl evli kalanlara 7 yıl, 10 yıl evli kalanlara ise 12 ila 15 yıl nafaka verilmesi formülü konuşuluyor.</p>



<p>Konuyu kadın ve hukuk alanında çalışmaları bulunan Av. Zühre Genişel’le konuştuk.</p>



<p><strong><em>NAFAKA İHTİYAÇTAN DOĞDU</em></strong></p>



<p><strong><em>&#8211; Nafaka neden kanunlarımızda var?</em></strong></p>



<p>Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen nafaka, geniş kesimleri etkileyen önemli ve yakıcı bir ihtiyaçtan doğmakta. Toplumsal yapımız, aile ilişkilerimiz, boşanma süreci ve sonrasında kadın ile erkeğin kişisel ve toplumsal yükümlülükleri, nafakanın ortaya çıkmasındaki temel nedenlerden. Özellikle kadının, boşanma sonrasında gerek ailevi görevleri (örneğin müşterek çocuğun bakımı) gerekse toplumsal bakıştaki yanlışlıklar nedeni ile çalışamadığı, çalıştırılmadığı veya erkeğe göre çalışma konusunda dezavantajlı olduğu açıktır. Bu durum, özellikle kadının, çoğu zaman erkeğin aksine boşanma ile birlikte ek ekonomik sorunlar yaşamasına, hayatını devam ettirmede zorlanmasına neden oluyor. Kadının, yaşadığı bu ekonomik sıkıntılara yanıt vermek için nafaka düzenlemesi var. Nafaka, gerçekten bir ihtiyaçtan doğmaktadır.</p>



<p><strong><em>NAFAKA SÜRESİZ DEĞİL</em></strong></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><strong><em>&#8211; Nafaka kararı hangi durumlarda veriliyor? Gerçekten süresiz mi?</em></strong></p>
</blockquote>



<p>Kamuoyunda çokça tartışılan nafaka türü, boşanma sırasında ve sonrasında kadına bağlanan tedbir ve yoksulluk nafakasıdır. Bu tartışmalarda, her durumda kadına nafaka bağlandığı yönünde bir bilgi kirliliği var maalesef. Öncelikle, nafakaya hükmedilebilmesi için yoksulluk nafakası talep eden tarafın, nafaka borçlusu olacak taraftan daha az kusurlu olması gerekiyor. Yani nafaka borçlusunun, daha fazla kusurlu olması gerekiyor. Ayrıca, nafaka alacaklısının, boşanma ile yoksulluğa düşecek olması gerekir. Kısacası, evlilik sürecindeki kusur oranı, belirleyicidir. Nafakaya yöneltilen eleştirilerde, bu durumun dikkatlerden kaçırılmaya çalışıldığı gözlenmektedir. Bir başka bilgi kirliliği ise nafakanın kanunda süresiz, yani hep devam edecek biçimde tanımlandığı yönündeki yanlış bilgidir. Nafaka süresiz değildir, belirsiz sürelidir. Bunun anlamı, nafaka borçlusu ve alacaklısının, ileride değişen durumuna göre nafakanın miktarı, devam edip etmeyeceği belirsizdir, değişen duruma göre yeniden değişebilecek, belirlenebilecektir.</p>



<p><strong><em>YENİ DÜZENLEME</em></strong></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><strong><em>&#8211; Yeni düzenlemede neler var?</em></strong></p>
</blockquote>



<p>Basında ve kamuoyunda tartışılan haliyle, yapılması düşünülen değişiklikler ile nafakanın evlilik süresine göre kademeli biçimde süreli hale getirilmesi, yani “2 yıl süren evlilikte 5 yıl, 5 yıl süren evlilikte ise 7 yıl” süreyle nafaka ödenmesi gibi alternatiflerin, taslak çalışmalarda olduğu ifade ediliyor.</p>



<p>Böylece boşanma sonrası nafaka süresinin belirsiz ve süresiz olmaktan çıkarılarak, ölçülü ve öngörülebilir hale geleceği belirtiliyor. Aslında bu gerekçe dahi kadının yaşadığı sorunların üzerinden atlandığını gösteriyor. Süre ile sınırlanan nafaka, kadın için nasıl ölçülü ve öngörülebilir olacak? Mevcut ekonomik ve toplumsal şartlar içinde yani şartlar köklü bir biçimde değişmeden, kadın tek başına hangi tedbiri alacak? Aynı yokluk ve yoksunluk devam ettiği halde kadın, verilen süreler sonunda nasıl yoksulluktan çıkacak? Bu öneriler, nafaka ödeme zorunluluğunu ceza olarak görmekten, sorumluluktan kaçmaktan kaynaklanıyor. Nafakanın ceza olarak görülmemesi gerekir. Zira yoksulluk, bir kadının taşımak isteyeceği bir marifet değildir. Bu nedenle, nafaka ödemek de ceza değildir. Nafaka miktarlarının da eleştirilecek bir yönü bulunmamaktadır. Mahkemelerce belirlenen nafaka miktarları, yoksulluğu önleyecek, kadını nafakaya özendirecek miktarlarda değildir.</p>



<p>Kadının çalışabilmesi, kendi geçimini sağlayabilmesi halinde kazancı daha fazla olacaktır. Daha da önemlisi kadın, çalışmanın, üretmenin özgüveni, mutluluğu, erdemleri ile toplumsal yaşama daha yüksek düzeyde katılacak, gelişmenin bir parçası olacaktır. Ayrıca kadının, boşandığı eş ile bir biçimde devam etmek zorunda kalan maddi bağı da devam etmeyecektir. Yani, kadın bakımından da olumlu bir durum oluşacaktır. Dolaysısıyla nafaka alma isteği ile çalışmaktan kaçınmak gibi bir genel eğilim de yoktur.</p>



<p><strong><em>KADIN EKONOMİK HAYATA KATILMALI</em></strong></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow">
<p><strong><em>&#8211; Bu koşullarda süreli nafaka yanlış mı?</em></strong></p>
</blockquote>



<p>Sistem, kadını henüz ekonomik olarak erkek ile eşit, bağımsız yapmamıştır. Nafaka talebi, kadının ekonomik olarak bağımsız olmamasından, muhtaçlık durumundan kurtulamamasından kaynaklanmaktadır. Devletin, sosyal devlet anlayışı içinde, kadını çocuk yaştan itibaren akıl ve bilim ışığında eğitmesi, yetiştirmesi, istihdamını özel ve planlı olarak sağlaması ve kadın ile erkeği eşit hale getirmesi gerekmektedir. Çözmemiz gereken konu nafakaya ihtiyaç duyulmayacak bir ekonomik ve sosyal yapının oluşturulmasıdır. Bu yapıyı oturtmadan nafakada kadın aleyhine düzenlemeler yapmak sadece kadının değil, toplamda bütün toplumun zararına olacaktır. Mevcut sosyal ve ekonomik koşulları değiştirmeden nafaka hükmünü değiştirmek telafisi mümkün olmayan zararlara yok açacaktır. Zannedilenin aksine kadını toplumun daha da dışına itecektir. Doğru çözüm, nafakayı belirli bir süre ile sınırlamak değil, “Kadının sosyal ve ekonomik hayata katılımının önündeki engelleri kaldırmak” şeklindeki devlet yükümlülüklerinin yerine getirilmesidir.</p>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized">
<a href="https://egitimstore.academia.edu/FatihÖzcan" target="_blank" rel="noopener">
<img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/academia3.png" 
alt="" class="wp-image-43315" width="700" height="100"></a></figure>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/burdur-emekli-meclisi-sendikasi-toplantisi/">Burdur Emekli Meclisi Sendikası toplantısı</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/amerika-yallah/">Amerika Yallah!</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/bahcelinin-verdigi-ders/">Bahçeli’nin verdiği ders</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/besten-vatan-partisine-ziyaret/">BES’ten Vatan Partisi’ne ziyaret</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/emekli-yazilari8/">Emekli yazıları8</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:400px" aria-label="“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-970f551d-5986-4e26-80fe-456609d6a594" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-970f551d-5986-4e26-80fe-456609d6a594">İndir</a></div>



<figure class="wp-block-image size-full">
<a href="https://www.youtube.com/channel/UCvI20jcoUUX18hKh-hoSYJQ" target="_blank">
<img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube.png" 
alt="" class="wp-image-43574" width="700" height="100"/></a></figure>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/nafaka-ceza-degil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TÜİK 2025’de hayvan sayısı arttı diyor ama…</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/tuik-2025de-hayvan-sayisi-artti-diyor-ama/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/tuik-2025de-hayvan-sayisi-artti-diyor-ama/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Feb 2026 18:04:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan sayısı]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[İthalat]]></category>
		<category><![CDATA[TÜİK]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=46669</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de hayvan sayısının yükselmesinin anlamı TÜİK 2025 yılı verileri… Türkiye’de sığır sayısı yüzde 4,3 oranında arttı, Toplam olarak 17,5 milyon başa ulaştı. Bu gelişme Türk hayvancılığının geliştiği, gerçekten yerli üretimle sığır sayımızın 17,5 milyona ulaştığı anlamına geliyor? SAYIYI İTHALAT ARTIRDI; [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türkiye’de hayvan sayısının yükselmesinin anlamı</p>



<p>TÜİK 2025 yılı verileri…</p>



<p>Türkiye’de sığır sayısı yüzde 4,3 oranında arttı,</p>



<p>Toplam olarak 17,5 milyon başa ulaştı.</p>



<p>Bu gelişme Türk hayvancılığının geliştiği, gerçekten yerli üretimle sığır sayımızın 17,5 milyona ulaştığı anlamına geliyor?</p>



<p><strong><em>SAYIYI İTHALAT ARTIRDI;</em></strong></p>



<p><strong><em>TÜİK’İN SAYISINA İTHAL HAYVANLAR DA GİRMEKTEDİR</em></strong></p>



<p>Aydınlık’tan Sibel Koç Güven gerçeği Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Edip Yıldız’a sordu.</p>



<p>&nbsp;Konya DSYB Başkanı Yıldız, <strong><em>“artışın niteliği ve sürdürülebilirliği esas belirleyici unsurdur. Son iki yılda yapılan yoğun besilik erkek hayvan ithalatı, toplam büyükbaş sayısını istatistiksel olarak yukarı taşımıştır. Ancak bu hayvanlar, üretim döngüsüne uzun vadeli katkı sunan damızlık materyal değil kısa sürede kesime gidecek besilik hayvanlardır.”</em></strong> dedi.</p>



<p>Konya DSYB Başkanı Edip Yıldız, besilik erkek hayvan ithalatının Türkiye’de toplam büyükbaş sayısını yukarı taşıdığını ancak bu hayvanların üretim döngüsüne katkı sunan damızlık materyal olmadığını ve kalıcı üretim kapasitesi artışı anlamına gelmediğini ifade etti</p>



<p>Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Edip Yıldız, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan hayvan sayısını değerlendirdi, <strong><em>“Hayvancılık açısından asıl belirleyici gösterge, toplam hayvan sayısı değil sağılan inek ve damızlık düve varlığıdır.”</em></strong> dedi. Sahadaki damızlık varlığının baskı altında olduğunu belirten Yıldız, çözümün yapısal ve kararlı adımlarla mümkün olduğunu vurguladı.</p>



<p>Yıldız, çözüm önerilerini şöyle sıraladı: <strong><em>“Küçük işletmeleri korumak stratejik bir zorunluluktur. Çiğ süt fiyatlarının belirlenme sistemi yeniden ele alınmalı. Yem bitkisi üretim planlaması yapılmalı. Üretici yüksek maliyetli kredi baskısından kurtarılmalı. Sürdürülebilir bir damızlık politikası uygulanmalı. İthalat kısa vadeli bir çözüm aracı olmaktan çıkarılmalı. Çözüm yerli üretimde…”</em></strong></p>



<p>Edip Yıldız’la hayvancılıkta yaşanan sorunları ve kalıcı çözümleri konuştuk.</p>



<p><strong><em>İTHAL GELENLER KESİMLİK HAYVANLAR</em></strong></p>



<p><strong><em>* TÜİK tarafından açıklanan 2025 yılı verilerine göre Türkiye’de sığır sayısı 17,5 milyon başa ulaştı ve yaklaşık yüzde 4,3’lük bir artış gerçekleşti. Rakamları nasıl değerlendirmek gerekiyor?</em></strong></p>



<p><strong><em>Edip Yıldız-</em></strong> Bu artışı değerlendirirken yalnızca toplam sayıdaki yükselişe bakmak yeterli değil, artışın niteliği ve sürdürülebilirliği esas belirleyici unsurdur.</p>



<p>Son iki yılda yapılan yoğun besilik erkek hayvan ithalatı, toplam büyükbaş sayısını istatistiksel olarak yukarı taşımıştır. Ancak bu hayvanlar, üretim döngüsüne uzun vadeli katkı sunan damızlık materyal değil kısa sürede kesime gidecek besilik hayvanlardır. Dolayısıyla bu artış, kalıcı üretim kapasitesi artışı anlamına gelmemektedir.</p>



<p>Hayvancılık açısından asıl belirleyici gösterge, toplam hayvan sayısı değil sağılan inek ve damızlık düve varlığıdır. Sahadan gelen bilgiler, süt/yem paritesinin istenen seviyeye ulaşmaması nedeniyle üreticilerin anaç hayvanlarını kesime göndermek zorunda kaldığını göstermektedir. Eğer anaç hayvan sayısı azalıyor ise toplam sayının ithal besiliklerle artması gelecekteki yerli buzağı üretiminin zayıfladığı anlamına gelir.</p>



<p><strong><em>VERİMLİ HAYVAN ARTIŞI SÜT ÜRETİMİNİ DE ARTIRIR</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="563" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/04-manset-2-p5xm.jpg" alt="" class="wp-image-46675" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/04-manset-2-p5xm.jpg 1000w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/04-manset-2-p5xm-300x169.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/04-manset-2-p5xm-768x432.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>



<p>Öte yandan büyük işletmelerdeki kapasite artışı, küçük aile işletmelerinin sistemden çekilmesini gölgeleyebilmektedir. İstatistikler, toplam sayıyı korusa da köylerde ahırların boşalması hem sosyolojik hem de yerli üretim açısından önemli bir kayıptır.</p>



<p>Büyükbaş hayvan sayısındaki artışa rağmen süt üretiminde görülen dalgalanmalar da dikkat çekicidir. Eğer hayvan varlığı, verimli ve sağlıklı bir şekilde artmış olsaydı, çiğ süt üretiminde de paralel bir büyüme beklenirdi. Bu durum, sahadaki damızlık varlığının baskı altında olduğuna işaret etmektedir.</p>



<p><strong><em>KAYIPLAR SİSTEME GECİKMELİ YANSIYOR</em></strong></p>



<p>Ayrıca son dönemde yaşanan şap hastalığı salgını hem işletme ekonomisini hem de istatistikleri etkilemiştir. Bu süreçte buzağı kayıpları yaşanmış, hayvan pazarlarının kapatılması ve sevk kısıtlamaları nedeniyle işletmelerde geçici bir stok birikmesi oluşmuştur. Satılamayan hayvanların işletmede kalması, anlık sayımlarda hayvan sayısının artmış gibi görünmesine neden olabilmektedir. Kayıt sistemlerine gecikmeli yansıyan kayıplar da istatistik ile saha gerçekliği arasındaki farkı artırmaktadır.</p>



<p>Sonuç olarak, açıklanan veriler niceliksel bir artışı göstermektedir ancak anaç hayvan varlığı, süt üretimi, küçük işletmelerin durumu ve hastalık kaynaklı etkiler birlikte değerlendirildiğinde bu artışın yapısal ve sürdürülebilir bir büyümeyi tek başına kanıtladığını söylemek güçtür.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="668" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/04-manset-edip-yildiz-0ckg.jpg" alt="" class="wp-image-46676" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/04-manset-edip-yildiz-0ckg.jpg 1000w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/04-manset-edip-yildiz-0ckg-300x200.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/04-manset-edip-yildiz-0ckg-768x513.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/04-manset-edip-yildiz-0ckg-900x600.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-background has-fixed-layout" style="background-color:#ecf5f8"><tbody><tr><td><strong><em>SÜT-YEM PARİTESİ 1,5 SEVİYESİNDE OLMALI</em></strong><br><strong><em>* Hayvancılık sektöründeki sorunların temelinde ne var?</em></strong><br><strong><em>Edip Yıldız-</em></strong> Sıkıntıların temelinde sadece artan maliyetler değil aynı zamanda fiyat belirleme mekanizmasının üreticiyi yeterince korumaması ve salgın hastalıkların sektörü kırılgan hale getirmesi yatmaktadır.<br>Özellikle çiğ süt fiyatlarının belirlenmesinde Ulusal Süt Konseyi (USK)’nin açıkladığı referans fiyatlar, sahadaki gerçek maliyetlerle çoğu zaman örtüşmemektedir. Yem fiyatları serbest piyasada ve neredeyse haftalık olarak artarken süt fiyatları, aylarca sabit kalabilmektedir. Kararlar gecikmeli alınmakta ve açıklanan referans fiyat, her bölgede aynı şekilde uygulanmamaktadır. Sürdürülebilir bir üretim için süt-yem paritesinin en az 1,5 seviyesinde olması (yani üretici 1 kg süt parasıyla 1,5 kg yem alabilmesi) gerekirken, zaman zaman bunun altına düşüldüğünü görüyoruz. Bu durum üreticiyi zarar eder hale getirmekte ve birçok işletme, çareyi damızlık hayvanını kesime göndermekte bulmaktadır. Kısa vadede bir rahatlama gibi görünen bu tablo, uzun vadede hem süt hem de et arzında ciddi daralmalara yol açmaktadır.<br><strong><em>* Çözüm öneriniz nedir?</em></strong><br><strong><em>Edip Yıldız-</em></strong> Mevcut sorunların çözümü, günü kurtaran kararlarla değil yapısal ve kararlı adımlarla mümkündür. Öncelikle çiğ süt fiyatlarının belirlenme sistemi yeniden ele alınmalıdır. USK tarafından açıklanan referans fiyatlar, gerçek üretim maliyetlerini esas almalı ve gecikmeden güncellenmelidir. Süt-yem paritesi en az 1,5 seviyesinde korunmalı, bu oran kritik eşiğin altına düştüğünde otomatik fiyat güncelleme mekanizması devreye girmelidir. Ayrıca referans fiyatın sahada tam uygulanması için etkin denetim sağlanmalı ve üreticinin pazarlık gücü artırılmalıdır.<br>Eğer hayvan varlığı, verimli ve sağlıklı bir şekilde artmış olsaydı, çiğ süt üretiminde de paralel bir büyüme beklenirdi. Bu durum, sahadaki damızlık varlığının baskı altında olduğuna işaret etmektedir.<br><strong><em>ÖZEL DESTEK MODELLERİ UYGULANMALI</em></strong><br>İkinci olarak girdi maliyetlerini düşürücü politikalar hayata geçirilmelidir. Yem hammaddesinde dışa bağımlılığı azaltacak bitkisel üretim planlaması yapılmalı, hayvancılık desteklemeleri, yem bitkileri destekleri artırılmalı ve sulama yatırımları güçlendirilmelidir. Enerji ve mazot gibi temel girdilerde üreticiye özel destek modelleri uygulanmalıdır.<br>Finansman tarafında ise düşük faizli, uzun vadeli ve geri ödemesi üretim döngüsüne uygun kredi modelleri geliştirilmelidir. Üretici kısa vadeli ve yüksek maliyetli kredi baskısından kurtarılmalıdır.<br>Ayrıca gençlerin sektöre kazandırılması için hibe ve yatırım teşvikleri artırılmalıdır.<br>Arz-talep dengesi gözetilerek uzun vadeli bir yol haritası oluşturulmalı, ithalat kısa vadeli bir çözüm aracı olmaktan çıkarılmalıdır. Üretici önünü görebildiği, maliyetini hesaplayabildiği ve emeğinin karşılığını alabildiği bir sistem ister.<br>Özetle, maliyet esaslı ve öngörülebilir fiyat politikası, girdi maliyetlerini azaltan üretim planlaması ve sürdürülebilir finansman modeli bir arada uygulanırsa sektör toparlanır. Aksi halde sorunlar dönemsel olarak hafifler gibi görünse de kalıcı çözüm sağlanamaz.<br><strong><em>KÜÇÜK İŞLETMELER KIRSALIN OMURGASI</em></strong><br><strong><em>Küçük işletmeleri korumak neden önemli?</em></strong><br><strong><em>Edip Yıldız-</em></strong> Küçük işletmeleri korumak bir sosyal tercih değil, stratejik bir zorunluluktur. Türkiye’de büyükbaş işletmelerinin önemli bir kısmı aile işletmesi ölçeğindedir. Bu işletmeler kırsalın omurgasını oluşturur. Eğer küçük işletmeler ayakta kalamazsa, üretim birkaç büyük işletmenin elinde yoğunlaşır. Bu durum hem arz güvenliği açısından risk oluşturur hem de kriz dönemlerinde sektörü daha kırılgan hale getirir. Yaygın ve tabana yayılmış üretim modeli, salgın hastalık, ekonomik dalgalanma veya piyasa şoklarında daha dayanıklıdır.<br>Küçük işletmeler aynı zamanda kırsal istihdamı ve nüfusun yerinde kalmasını sağlar. Bir aile işletmesinin kapanması yalnızca üretimin azalması anlamına gelmez; köyün boşalması, tarım arazilerinin atıl kalması ve yerel ekonominin zayıflaması anlamına gelir. Göç arttıkça hem şehirler hem kırsal olumsuz etkilenir.<br>Ekonomik açıdan bakıldığında da küçük işletmeler piyasada denge unsurudur. Üretimin tamamen büyük entegre tesislerde toplanması, fiyat oluşumunda rekabeti azaltabilir. Oysa çok sayıda küçük ve orta ölçekli üretici hem süt hem et piyasasında daha dengeli bir yapı oluşturur.<br>Ayrıca küçük işletmeler damızlık materyalin korunması ve genetik çeşitliliğin devamı açısından da önemlidir. Yerli ırkların ve bölgesel adaptasyon kabiliyeti yüksek hayvan varlığının korunmasında aile işletmelerinin rolü büyüktür.<br>Sosyal boyutu da göz ardı etmemek gerekir. Hayvancılık yalnızca ekonomik bir faaliyet değil, aynı zamanda kültürel bir mirastır. Aile işletmelerinin tasfiyesi, bu birikimin kaybı anlamına gelir.<br>Bu nedenle küçük işletmeleri koruyacak destek modelleri, ölçeğe göre farklılaştırılmış teşvikler ve pazarlama gücünü artıracak Birlik yapıları güçlendirilmelidir. Sürdürülebilir bir hayvancılık politikası, sadece büyüğü değil; küçük, orta ve büyük tüm üreticiyi birlikte ayakta tutabilmelidir.<br><strong><em>İTHALAT İSTİKRARI BOZUYOR</em></strong><br><strong><em>Et fiyatları nasıl düşer?</em></strong><br><strong><em>Edip Yıldız-</em></strong> Yem fiyatları sürekli artarken karkas et fiyatı aynı hızda ve istikrarda artmadığında üretici zarar ediyor. Bu zarar dönemlerinde damızlık hayvan kesime gidiyor ve anaç hayvan sayısı azalıyor. Anaç azaldıkça birkaç yıl sonra besilik materyal de azalıyor ve arz daralıyor. Arz daraldığında fiyat doğal olarak yükseliyor.<br>İkincisi, çiğ süt fiyat politikası et piyasasını doğrudan etkiliyor. USK tarafından belirlenen süt fiyatı maliyetin altında kaldığında süt üreticisi hayvanını kesime gönderiyor. Bu da kısa vadede et arzını artırıp fiyatı geçici olarak baskılasa da orta vadede hayvan varlığını azaltarak daha sert fiyat artışlarına yol açıyor.<br>Üçüncüsü, hastalıklar ve biyogüvenlik sorunları üretimi sekteye uğratıyor. Şap hastalığı gibi salgınlar hayvan hareketlerini kısıtlıyor, verimi düşürüyor ve işletmelerde ekonomik kayıplara neden oluyor. Bu da arz zincirini zayıflatıyor.<br>Dördüncüsü, plansız üretim ve dönemsel ithalat politikaları piyasada istikrarı bozuyor. Kısa vadeli ithalat kararları üreticide güvensizlik oluşturuyor; üretici önünü göremediği için yatırım yapmıyor.<br><strong><em>ÇÖZÜM YERLİ ÜRETİMDE</em></strong><br>Et fiyatını kalıcı olarak düşürmenin yolu, fiyatı baskılamak değil üretimi artırmaktır. Bunun için, süt-yem paritesi korunmalı, damızlık hayvan kesimi engellenmeli, besicinin yem maliyetini düşürecek yem bitkisi üretim planlaması yapılmalı, anaç hayvan varlığını artıracak destekler verilmeli, hastalıklarla mücadelede daha etkin bir sistem kurulmalı, üreticiye uzun vadeli ve düşük faizli finansman sağlanmalıdır.<br>Kısacası çözüm ithalatta değil, sürdürülebilir yerli üretimdedir. Üretici kazanırsa hayvan varlığı artar, arz artar ve fiyatlar dengelenir. Baskıyla değil, planlı üretimle kalıcı fiyat istikrarı sağlanabilir.<br><strong><em>KAYNAK VAR DOĞRU PLANLAYALIM</em></strong><br><strong><em>Hayvancılık için ülkemizin kaynaklarını nasıl değerlendirmeliyiz?</em></strong><br><strong><em>Edip Yıldız-</em></strong> Ülkemizin hayvancılıkta en büyük ihtiyacı yeni kaynak arayışı değil, mevcut kaynakların doğru planlanması ve verimli kullanılmasıdır. Türkiye aslında önemli bir potansiyele sahiptir. Mesele bu potansiyeli bütüncül bir anlayışla değerlendirebilmektir.<br>Yem bitkisi üretimi stratejik bir planlamayla ele alınmalıdır. Su kaynakları dikkate alınarak bölgesel ürün desenleri oluşturulmalı, kaba yem üretimi artırılmalı ve özellikle su kısıtı olan bölgelerde daha az su tüketen yem bitkilerine yönelinmelidir. Yem hammaddesinde dışa bağımlılık azaldıkça maliyet baskısı da azalacaktır.<br>Damızlık ve genetik kapasitemizin güçlendirilmesi de önemli bir başlıktır. Verimli hayvan, aynı yemle daha fazla süt ve et üretimi demektir. Yerli ırkların geliştirilmesine yönelik ıslah programları desteklenmeli ve sürdürülebilir bir damızlık politikası uygulanmalıdır. Bu sayede hem verim artar hem de dışa bağımlılık azalır.<br><strong><em>ÖRGÜTLÜ YAPI VERİMLİLİK SAĞLAR</em></strong><br>Birlikler ve kooperatifler güçlendirilerek üreticinin girdi temininde maliyeti düşürmesi ve ürününü daha güçlü pazarlaması sağlanmalıdır. Dağınık yapı kaynak kaybına yol açarken, örgütlü yapı verimlilik sağlar.<br>Şap hastalığı gibi salgınlar sadece hayvan kaybına değil, ciddi ekonomik kayıplara neden olmaktadır. Bu nedenle koruyucu hekimlik, düzenli aşılama ve etkin saha denetimi öncelik olmalıdır.</td></tr></tbody></table></figure>



<p><strong><em>İTHAL HAYVANA TALEP ARTTI</em></strong></p>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-9d6595d7 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p class="has-tablet-text-align-justify has-mobile-text-align-justify">Erzincan DSYB Yönetim Kurulu Üyesi Abdulkadir Karahan da üreticinin ithal hayvan talebinin arttığını belirtti, üretimin durma noktasına geldiği uyarısı yaptı. Karahan, <strong><em>“Artık kimse üretmiyor. Maliyetler çok yüksek. Üretici ithal hayvanı alıp 5-6 ay besleyip kesime getiriyor. Üretici, döngüyü kısa sürede sağlamak istiyor.” </em></strong>dedi.</p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="250" height="300" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/04-manset-et-fiyatlari-bolumune-jedc.jpg" alt="" class="wp-image-46677"/></figure></div>


<p>Abdulkadir Karahan açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Türkiye hayvancılığı artık ithal hayvan üzerine yöneldi. Artık balık tutmayı öğretmiyoruz, balık veriyoruz ama o da bir gün biter. Yurt dışından hayvan gelmediği zaman kendi üreticimiz de bitmiş olacak. Yerli üreticinin bitme noktasına gelmesinin </p>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p>nedeni, girdiler ve sütte uygulanan fiyat politikası. Süte zam gelmeden yeme zam üstüne zam geliyor.</p>



<p><strong><em>ÜRETİM ŞART</em></strong></p>


<div class="wp-block-image">
<figure class="aligncenter size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="250" height="300" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/04-kutu-2-abdulkadir-karahan-k497.jpg" alt="" class="wp-image-46678"/></figure></div>


<p>“Girdileri düşürüp, üretimi artırmak şart. Üretim için de kadın ve genç nüfusu köylerde tutmanın yollarını aramamız lazım. Acilen teşvikler artırılmalı.</p>



<p>“Türkiye, tarım ve hayvancılık ülkesi. Üretici kazanırsa herkes kazanır. Alın teri bizim, gelecek hepimizin. Üreticin alın terine devletimizin acilen sahip çıkması lazım.”</p>
<p> </p>
</div>
</div>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized">
<a href="https://egitimstore.academia.edu/FatihÖzcan" target="_blank" rel="noopener">
<img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/academia3.png" 
alt="" class="wp-image-43315" width="700" height="100"></a></figure>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/burdur-emekli-meclisi-sendikasi-toplantisi/">Burdur Emekli Meclisi Sendikası toplantısı</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/amerika-yallah/">Amerika Yallah!</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/bahcelinin-verdigi-ders/">Bahçeli’nin verdiği ders</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/besten-vatan-partisine-ziyaret/">BES’ten Vatan Partisi’ne ziyaret</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/emekli-yazilari8/">Emekli yazıları8</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:400px" aria-label="“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-964b39af-d175-4e5b-8cda-6aa3426d3da1" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-964b39af-d175-4e5b-8cda-6aa3426d3da1">İndir</a></div>



<figure class="wp-block-image size-full">
<a href="https://www.youtube.com/channel/UCvI20jcoUUX18hKh-hoSYJQ" target="_blank">
<img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube.png" 
alt="" class="wp-image-43574" width="700" height="100"/></a></figure>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/tuik-2025de-hayvan-sayisi-artti-diyor-ama/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Veteriner Hekim Üstüner’le söyleşi</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/veteriner-hekim-ustunerle-soylesi/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/veteriner-hekim-ustunerle-soylesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 17:33:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Selenga]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Sürmanşet]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[İthalat]]></category>
		<category><![CDATA[Kazım Üstünel]]></category>
		<category><![CDATA[Neoliberal ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[Şap salgını]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[veteriner Hekim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=45758</guid>

					<description><![CDATA[Neoliberal uygulamalar, ithalat ve şap kıskacındaki hayvancılık buhranı derinleşiyor Tarım Orman Bakanlığı’na bakarsınız hayvancılık sektörü başarı hikayeleri yazıyor. Oysa 2010 yılında girilen et ithalatı çukurundan bir türlü çıkamayan hayvancılığımızdaki derin buhran şu anda Güney Afrika’dan gelen şap virüsünün inekleri kırıp [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center has-large-font-size"><strong><em>Neoliberal uygulamalar, ithalat ve şap kıskacındaki hayvancılık buhranı derinleşiyor</em></strong></p>



<p>Tarım Orman Bakanlığı’na bakarsınız hayvancılık sektörü başarı hikayeleri yazıyor. Oysa 2010 yılında girilen et ithalatı çukurundan bir türlü çıkamayan hayvancılığımızdaki derin buhran şu anda Güney Afrika’dan gelen şap virüsünün inekleri kırıp geçirmesiyle zirve yapmış durumda. İlk anlarda bilinmeyen bir virüs olduğundan eldeki aşıların işe yaramaması, yeni virüs versiyonunun mahiyeti saptanana kadar bir milyonun üzerinde hayvanın kesime gittiği ve telef olduğu sanılmaktadır.&nbsp;</p>



<p>Ülkemiz zirai alanın her kolunda kendine yeterli olacak potansiyellere sahiptir. Kaldı ki vaktiyle Türkiye dünyada kendini kendi imkanlarıyla besleyebilen nadir ülkelerden biriydi. 24 Ocak Kararlarıyla girilen derin buhranın sonucu uygulanan tarımın çökertilmesi uygulamaları bugünkü derin zirai buhrana yol açmıştır. Dünya ülkeleriyle sınırsız bir şekilde bütünleşme politikası, devletin küçültülmesi ihanetinin yarattığı özelleştirmeler sonucu tarım üretimimiz dibe vurmuş, tarımımızı düzenleyen bütün kurum ve kuruluşlar ya satılmış ya da dağıtılmış, tarımın ekonomi içindeki oranı küçültülmüştür.</p>



<p><strong><em>LAFLA PEYNİR GEMİSİ YÜRÜMEZ</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="575" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/hayvan-ithalati-1024x575.png" alt="" class="wp-image-45760" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/hayvan-ithalati-1024x575.png 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/hayvan-ithalati-300x169.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/hayvan-ithalati-768x431.png 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/hayvan-ithalati.png 1029w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>2007-2008 yıllarındaki kuraklık ve hayvancılık desteklerinin tırpanlanması sonucu yaşanan buhran doruğuna çıktı. Şiddetli kuraklık ülkeyi kasıp kavururken yem hammaddelerinin fiyatları yıldırım hızıyla yükselerek yüzde 100’ün üzerinde zamlandı. Bu süreçte çiğ süt fiyatı da yarı yarıya düşürüldü. Sonuç itibariyle Bakanlık verilerine göre 1 milyonun üzerinde inek kesime gitti. Hayvan varlığındaki azalmaya dayanan 2009 yılı itibariyle et fiyatlarındaki artışlar bahane edilerek 2010 yılında n itibaren canlı hayvan ve et ithalatına başlandı. Fiyat istikrarını sağlamak ve enflasyonu kontrol altında tutmak amacıyla alınan bir tedbir olduğu ileri sürülen ancak uzmanlarca hiç de inandırıcı bulunmayan ithalat o gün bugündür bir türlü önlenememektedir. Uzun ithalat sürecinde ortaya çıkan kuvvetli et lobilerinin etki ve nüfuzu bir türlü kırılamamaktadır. Bu nedenle hayvancılık sektörü içine düşürülen ithalat çukuru tuzağından 15 yıldır bir türlü çıkamadığı için ardarda gelen buhranlarla sarsılmaktadır.</p>



<p>Bu 15 yıllık ithalat çukurunda her gelen tarım bakanı ithalatı durduracağını, yerli üretime yöneleceğini belirtmekle beraber her söz lafta kaldı. Bakanların hepsi de lafla peynir gemisi yürüttüler.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Canlı hayvan ve et ithalatı çukurundan bir türlü çıkamayan Türkiye 2024 yılında dünyanın en büyük ikinci canlı hayvan ithalatçı ülkesi oldu. 2026 yılında da 450 bin baş sığır ve 70 bin ton kırmızı et ithalatı yapılacağı karar bağlandığı belirtiliyor. (*1)</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="622" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/yillara-gore-hayvan-ithalati.png" alt="" class="wp-image-45759" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/yillara-gore-hayvan-ithalati.png 1000w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/yillara-gore-hayvan-ithalati-300x187.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/yillara-gore-hayvan-ithalati-768x478.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>



<p>Bu uygulamalar sürdüğü sürece Türkiye’nin sığır varlığının 2026 yılında yüzde 4 oranında düşerek 14,3 milyon başa gerileyeceği belirtiliyor. Şap darbesi ve girdi maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle damızlıkların kesime gittiği şartlarda ve bu gerilemenin etkisiyle önümüzde et ve süt kıtlığının yaşanacağı somut bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı ise durmadan yerli üretim vurgusu yaparken açığı ithalatla kapatmaya çalışmaktadır. Bu yaman çelişki ülkemizi ve hayvancılığımız, son tahlilde hayvan üreticisi vatandaşlarımızı zarara ve iflaslara sokmaktadır.</p>



<p><strong><em>HALKÇI-MİLLİYETÇİ TUTUM</em></strong></p>



<p>Milli tarım politikasıyla ilgili dikkat çekici bir örneği okuyucularımızın dikkatine sunmak istiyorum.</p>



<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Türkiye aleyhtarı politikaları nedeniyle görevden uzaklaştırılan, ABD’de hakkında <strong><em>“adamımız görevden alındı”</em></strong> denilen dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu zamanında Rus uçağı düşürülünce Türkiye-Rusya savaşı kapıya dayanmış, Rusya Türkiye’den en önemlisi domates olmak üzere 14 tarım ürünü ithalatını durdurmuştu. Türkiye-Rusya arasını Vatan Partisi’nden giden bir heyet bulup da sükunet sağlanınca yasaklanan tarım ürünlerinden 13’ü serbest bırakılmış, ancak domates ürününde yasak kaldırılmamıştı. Görüşmelerde domates yasağının kaldırılması konusunda yoğun ısrarlara rağmen kabul edilmemişti. Putin, <strong><em>“Türk domatesi daha ucuz ve kaliteli, tüketicimizin bundan yararlanmasını isteriz. Ancak bizim domates üreticilerimiz büyük miktarlarda kredi aldılar ve yatırım yaptılar. Bir üretim süreci söz konusu. Dolayısıyla kısıtlamalar devam edecek”</em></strong> dedi. Ülkesini, milletini seven milliyetçi devlet adamı uygulaması budur.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p><strong><em>BU YIL ŞAP SALGINI HAYVANLARIMIZI KIRDI GEÇİRDİ</em></strong></p>



<p>Bu yılın başlarında komşularımızda hızla yayılan şap hastalığı doğu sınırlarından ülkemize girdi ve hızla yayıldı. Salgın ülkemizin hayvani üretim kapasitesini tehdit eden ciddi bir buhran haline dönüştü. Daha önce hiç vaka saptanmayan kentlerimiz dahil bütün kentlerimize ve büyük firmalarımıza kadar sirayet etti. Hatta yüzde 80 aşılama yapılmış olan ve sıkı tedbirlerin kaldırıldığı kentlerde hastalık yeniden hortladı. Şimdiye kadar hayvanlara yılda iki kez şap aşısı yapıldığı, kısa vadeli ve dar kapsamlı salgınların derhal üstesinden geldiğimiz halde bu kez bu yıl nisan ayında baş gösteren şap salgınının altında kaldık.</p>



<p>Tarımsal Strateji ve Politika Geliştirme Merkezi (TARPOL’un) 2025 yılı <strong><em>“Şap Hastalığı Ekonomik Etki Raporu”</em></strong>na göre, büyükbaş hayvan varlığımızın sadece yüzde 30’nun etkilenmesi durumunda bile toplam ekonomik kaybımızın 4,1 milyar dolara (bugünkü kurla 175 milyar liraya ulaşan) bir miktara tırmanacaktır. Bu kayıp içinde et üretim kaybı, süt verimindeki düşüş, tedavi ve ilaç giderleriyle buzağı ölümleri toplam olarak 3, 62 milyar dolar (130 milyar lira) tutarında bir zarar oluşturmaktadır. Bu kısım özellikle yetiştiricileri ilgilendirmektedir. Buna göre kendi imkanlarıyla karşılamayacakları bir depremin altında kalmaktadır üretici vatandaşlarımız. (*2)</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="644" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/ustunel1.png" alt="" class="wp-image-45761" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/ustunel1.png 1000w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/ustunel1-300x193.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/ustunel1-768x495.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>



<h3 style="text-align: justify;">Önceki dönem Burdur Veteriner Hekimler Odası Başkanı, 22. Dönem Milletvekili, serbest veteriner hekim Kazım Üstüner, bir yandan yanlış ekonomi politikalarının, bir yandan iklim değişikliği etkilerinin bir yandan da şap salgını darbeleri altında derin bir buhran yaşayan ülkemiz hayvancılığı ve hayvan yetiştiricisi vatandaşlarımız hakkında Kıvılcım&#8217;a açıklamalarda bulundu.</h3>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="50" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/Untitled-1.png" alt="" class="wp-image-45762" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/Untitled-1.png 900w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/Untitled-1-300x17.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/Untitled-1-768x43.png 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></figure>



<p style="text-align: justify;">Ben de teşekkür ederek başlamak istiyorum sözlerime, Yenigün gazetesi ve Fatih Özcan olarak hayvancılık sektörüne ve bu mesleğe göstermiş olduğunuz duyarlılıktan dolayı, teşekkürlerimi sunmak istiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Şap hastalığı hep yaşayageldiğimiz bir hastalıktır. Şift tırnaklı hayvanların salgın, bulaşıcı bir hastalıktır. Bu yıl ağır seyretmesinin sebebine gelince, hiç karşılaşmadığımız ya da 60 yıl önce karşılaştığımız serotipiyle (serovar: Bakteri ve virüslerin alt tür seviyesindeki birbirinden farklı çeşitlemeleri) bu yıl karşı karşıya gelmiş olmaktan dolayı çok ağır seyreden bir şap hastalığı yaşadı sektörümüz. Bu anlamda yaptığımız aşılama çalışmaları yeterli gelmedi. Çünkü karşılaştığımız bir suş (serotip) değildi bu görülen.</p>
<p style="text-align: justify;">Şap hastalığı hakkında biraz bilgi vermek gerekirse: Şap hastalığı çift tırnaklı hayvanların salgın, bulaşıcı bir hastalığı. Yedi serotipi var. Bizim Türkiye’de meslekte 42. yılını yaşayan bir veteriner hekim olarak Türkiye’de A, O ve Asya tipi sık görülen serotipler dendi. Ama bu yıl hiç karşılaşmadığımız ya da 50 yıl önce, 60 yıl önce karşılaştığımız sat bir suşu, yani Güney Afrika’da görülen suş ülkemize bulaştığı için biraz, biraz değil çok ağır seyretti. Tahminlerimize göre bir milyon 200 bin baş civarında süt ineği kesildiği tahmin ediliyor. Bu gelecek açısından, ülke hayvancılığı açısından çok büyük bir kayıp olarak düşünüyorum.&nbsp; &nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="50" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/fgfgfgfg.png" alt="" class="wp-image-45763" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/fgfgfgfg.png 900w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/fgfgfgfg-300x17.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/fgfgfgfg-768x43.png 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></figure>


<p style="text-align: justify;">Tedbirler derken bu yıl yani 2025 yılı Kurban Bayramı öncesi Nisan 2025 öncesi alevlenen bir şap yaşadık. Burada Tarım Orman Bakanlığı’nda çalışan meslektaşlarımız her zaman olduğu gibi özveriyle mücadelesini yaptılar. Ülke hayvancılığını şap aşısı boyutuyla koruyucu hizmetine devam ettiler. Ancak Güney Afrika kökenli suşun bulaşmış olması yapılan aşıların yeterince etki yapmadığı sonucunu çıkardı. Bu Güney Afrika suşu Sat1 suşu teşhis edilince laboratuvarlarımızda bu suşa karşı yeniden bir aşılama çalışması yapıldı. Bu da iyi sonuçlar verdi. Ancak bu arada Kurban Bayramı’ndaki hayvan nakillerinin bir hayli hızlanmış olması ülke çapında bulaşmayı hızlandırdı. Tabii bunun daha da önemlisi Güney Afrika kökenli bir şap virüsünün bizim ülkemize nasıl ulaştığı konusunda ne yazık ki sınırlarımız hayvan hareketleri açısından da çok düzenli olmadığını gösteriyor. Afganistan’dan geldiği tahmin ediliyordu bu virüsün. Dolayısıyla Afganistan’dan, İran’dan, Güneydoğu sınırlarımızdan hayvan hareketleri yeterince kontrol altında olamadığı için sahadaki, çalışmalarımızda başarıya ulaşmak çok mümkün olmadı. Ülke ekonomisi açısından da hayvancılık sektörü açısından da çok büyük kayıplar yaşadığımız bir yıl oldu. Yüzde 80 aşılama derken pazarın açılması için aşılama çalışmalarının yüzde 80’lerde olması gerekiyor. Burdur, Tarım İl Müdürlüğü’nün başarılı çalışmalara imza atan bir ilimiz. Bu boyutuyla da başarılı çalışmalarla neticelendi. Ancak suşun farklı bir suş olmasından dolayı yapılan aşılamalar yeterli gelmedi. Dolayısıyla Nisan 2025’te alevlenen şap yangını bir de Ağustos, Eylül ayında alevlendi. Ne yazık ki Burdur’da bu hastalıkta öne çıkan bir ildir. Vatandaşlarımız, üreticilerimiz zor durumlar, ekonomik kayıplar yaşadı. Ülke çapında pek çok aile işletmesinin kapanmasından üzüntü duyuyorum. </p>


<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="50" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/cvcvcvv.png" alt="" class="wp-image-45764" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/cvcvcvv.png 900w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/cvcvcvv-300x17.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/cvcvcvv-768x43.png 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></figure>


<p style="text-align: justify;">Yıllardır şap hastalığı ile mücadele ederiz. Ancak 2025 yılında çıkan şap virüsü -laboratuvarlarımızca teşhis edildi- SAT1 suşu olması bizi biraz sarstı. Niçin sarstı? Çünkü buna yönelik aşı stoğumuz buna uygun değildir. Gerek yapılan aşılar bu serotipe yönelik olmadığı için netice alamadık.</p>


<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-9d6595d7 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="608" height="50" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/hjhjhj.png" alt="" class="wp-image-45766" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/hjhjhj.png 608w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/hjhjhj-300x25.png 300w" sizes="auto, (max-width: 608px) 100vw, 608px" /></figure>



<p>Güzel bir soru. Aslında Tarım Orman Bakanlığı’nın personeli aşılama çalışmalarında yetebilecek sayı var teknisyen arkadaşlar bakımından. Ama bu tür saldırı hastalıklarla mücadelede Tarım Bakanlığı’nın proje kapsamında serbest veteriner hekimlerden de yararlanması konusunda Burdur Veteriner Hekimler Odası (BVHO) Başkanı olduğumuz dönemde Tarım Bakanlığı’nda önemli raporlar sunmuştuk.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong><em>Geçmişte örnekleri de var bunun.</em></strong></li>
</ul>



<p>Var. Sanıyorum burada aşı üretim noktasında suşa yönelik sıfırdan başlama aşı üretim noktasında bir çırpıda ihtiyacı karşılayacak hıza ulaşamadık. Bir bunun etkisi var. Ama sorunun özü anlamında doğru bir olay. Devlet artık uygulayan değil denetleyen boyutunda olması lazım. Bugün ülkemizde sahada 10 bini aşkın klinik ve her yılda artan veteriner hekim ve klinikleri var. Bu tür salgın hastalıklarla mücadelede hayvancılığın gelişmesi konusunda koruyucu veteriner hekimlik hizmetlerinin alınması noktasında serbest veteriner hekim meslektaşlardan da Bakanlığımız yararlanmalıdır diye düşünüyorum. O anlamda sorunuzu çok kıymetli buluyorum.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="610" height="50" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/kjkjkjk.png" alt="" class="wp-image-45770" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/kjkjkjk.png 610w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/kjkjkjk-300x25.png 300w" sizes="auto, (max-width: 610px) 100vw, 610px" /></figure>



<p>Burdur hayvancılık bakımından hızla öne çıkan bir ilimiz. Ancak son yıllarda hayvancılıktaki iddiamızı sürdürebildik mi? Biraz geriye düştüğümüzü ifade etmek isterim. Ve yetiştirdiğimiz damızlık düveleri komşu illere ve ülkeye büyük oranda sattık. Özellikle tüberküloz ve brusella konusunda yeterince seleksiyon yapılabiliyor mu emin değilim ama genelde tabii ülke hayvancılığı yol alamadığını, hala et fiyatlarında, et ithalatında görüyoruz. Tabii burada ithalat lobilerinin de olumsuz katkısı var.</p>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="350" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/ustunel-yeni-350x1024.png" alt="" class="wp-image-45765" style="width:361px;height:auto" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/ustunel-yeni-350x1024.png 350w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/ustunel-yeni-103x300.png 103w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/ustunel-yeni.png 513w" sizes="auto, (max-width: 350px) 100vw, 350px" /></figure>
</div>
</div>



<ul>
<li><strong><em>Yani hükümetin ekonomi politikasından kaynaklanmıyor mu?</em></strong></li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Aynen. Ülkemiz Türkiye hayvancılık açısından özellikle küçükbaş hayvancılık açısından büyük avantajlara sahip bir ülke. Ancak ulusal bir tarım hayvancılık politikasını oturtamadık. Tarım hayvancılıkta uygulanacak politikalar uzun vadeli, tutarlı olması gerekirken ne yazık ki eskiden hükümetten hükümete değişirken şimdi bakandan bakana değişen uygulamalarla bir arpa boyu yol alamadık. Değişme var mı; var evet ama yeterli düzeyde olduğu kanısında değilim. Bakandan bakana değişen uygulamalarla bir yere varılmıyor. Uzun vadeli, tutarlı bir tarım hayvancılık politikası uygulamak zorundayız diye düşünüyorum.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="50" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/cxcxcxc.png" alt="" class="wp-image-45774" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/cxcxcxc.png 900w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/cxcxcxc-300x17.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/cxcxcxc-768x43.png 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></figure>



<p>Hayvancılık sektörünün ülke ekonomisine katkısı gizli işsizliğin önlenmesi gibi bazı konularda büyük faydası olmakla birlikte halk sağlığı açısından, beslenmemiz açısından hayvansal proteinin çok büyük önemi var. Burada kıymetli meslek büyüğüm Osman Nuri Koçtürk’ü (Tarhana Osman’ı) anmadan geçemeyeceğim. Onun iddiası ve tespitleri şuydu: “Hayvansal protein tüketimini yeterli alan toplumlar daha gelişmiş beyne sahip oluyor, hayvanlar aleminde de etçillerin otçullara üstünlüğü var” diyor. Bugün ne yazık ki halkımız hayvansal proteine ulaşmakta büyük ekonomik sıkıntılar yaşadığı için yeterince et, süt, peynir tüketemiyor. Özellikle 0-6 yaş döneminde insan beyninin yüzde 90’nın geliştiğini varsayacak olursak çocuklarımızın dengesiz beslenmekten kaynaklanan sağlık problemleri yaşıyor. Gene Osman Nuri Koçtürk diyor ki, canlılar alemine bir bakalım, beslenme açısından sömüren ülkelerin etçil, sömürülen ülkelerin otçul olduğunu söylüyor. Hayvanlar aleminde de böyle, insanlar aleminde de böyle! Bugün ABD’de kişi başına düşen et miktarı 104-110 kilogramlar civarındayken biz 14 kilogramı koruyamaz duruma düştük. Bunun ağır faturasını sağlık sorunları ve hastane köşelerinde kuyruklarda ödeyeceğimiz kaygısını taşıyorum. Bir an önce insanımızın sağlıklı ve dengeli yaşayabilmesi için hayvancılık sektörüne gereken önemi verip kendimiz üreterek daha dengeli beslenen millet olmak durumundayız.</p>



<p>Çok teşekkür ederim.</p>



<p>Ben de teşekkür ederim, sağolun!</p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-fixed-layout"><tbody><tr><td><strong><em>Kaynaklar:</em></strong><br><strong><em>(*1)</em></strong> Ali Ekber Yıldırım, Hayvancılıkta kriz derinleşiyor, <a href="https://www.tarimdunyasi.net/2025/12/04/hayvancilikta-kriz-derinlesiyor/">Tarım Dünyası-</a> <br><strong><em>(*2) </em></strong><a href="https://www.tarpol.org.tr/haber-detay.php?d=9">TARPOL- </a></td></tr></tbody></table></figure>



<iframe loading="lazy" width="830" height="415" src="https://www.youtube.com/embed/lG1Mdu5gLjw?si=S_mwyrySnoFfQQzH" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>



<figure class="wp-block-image size-full">
<a href="https://www.youtube.com/channel/UCvI20jcoUUX18hKh-hoSYJQ" target="_blank">
<img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="150" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube.png" 
alt="" class="wp-image-43574" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube.png 800w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube-300x56.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube-768x144.png 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></a></figure>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/burdur-emekli-meclisi-sendikasi-toplantisi/">Burdur Emekli Meclisi Sendikası toplantısı</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/amerika-yallah/">Amerika Yallah!</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/bahcelinin-verdigi-ders/">Bahçeli’nin verdiği ders</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/besten-vatan-partisine-ziyaret/">BES’ten Vatan Partisi’ne ziyaret</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/emekli-yazilari8/">Emekli yazıları8</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:400px" aria-label="“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-413b0cb3-0f08-475a-a12c-de66f0887aed" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-413b0cb3-0f08-475a-a12c-de66f0887aed">İndir</a></div>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized">
<a href="https://egitimstore.academia.edu/FatihÖzcan" target="_blank" rel="noopener">
<img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/academia3.png" 
alt="" class="wp-image-43315" width="800" height="150"></a></figure>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>



<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/selenga-sap-salgini-roportaj1-11122025.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:600px" aria-label="selenga-sap-salgini-roportaj1-11122025 gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-7f14c894-7096-454f-b5d1-f1a6306a60ab" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/selenga-sap-salgini-roportaj1-11122025.pdf">selenga-sap-salgini-roportaj1-11122025</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/selenga-sap-salgini-roportaj1-11122025.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-7f14c894-7096-454f-b5d1-f1a6306a60ab">İndir</a></div>



<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/selenga-sap-salgini-roportaj2-11122025.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:600px" aria-label="selenga-sap-salgini-roportaj2-11122025 gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-48366de0-faa5-4f64-a23d-bf0bdfed5600" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/selenga-sap-salgini-roportaj2-11122025.pdf">selenga-sap-salgini-roportaj2-11122025</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/12/selenga-sap-salgini-roportaj2-11122025.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-48366de0-faa5-4f64-a23d-bf0bdfed5600">İndir</a></div>


]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/veteriner-hekim-ustunerle-soylesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Emekli bir öğretmenin başarı hikayesi</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/emekli-bir-ogretmenin-basari-hikayesi/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/emekli-bir-ogretmenin-basari-hikayesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Nov 2025 19:46:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Selenga]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Sürmanşet]]></category>
		<category><![CDATA[Neriman Şimşek Mıhladız]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=45608</guid>

					<description><![CDATA[Neriman Şimşek Mıhladız… Eğitimci kökenli bir araştırmacı yazar… Küçük yaşlardan itibaren yakınlarından ve çevreden derlediği ve araştırma-incelemelerinden elde ettiği donelerle emekli olduktan sonra dört kitap birden sahibi olmuş. Bu başarının hikayesini Kıvılcım ve Yenigün’e anlattı.&#160; Önce eserleri üzerine görüşlerimizi belirtelim. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Neriman Şimşek Mıhladız…</p>



<p>Eğitimci kökenli bir araştırmacı yazar…</p>



<p>Küçük yaşlardan itibaren yakınlarından ve çevreden derlediği ve araştırma-incelemelerinden elde ettiği donelerle emekli olduktan sonra dört kitap birden sahibi olmuş. Bu başarının hikayesini Kıvılcım ve Yenigün’e anlattı.&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="921" height="368" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/nerimansimsekmihladiz2.png" alt="" class="wp-image-45609" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/nerimansimsekmihladiz2.png 921w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/nerimansimsekmihladiz2-300x120.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/nerimansimsekmihladiz2-768x307.png 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/nerimansimsekmihladiz2-800x320.png 800w" sizes="auto, (max-width: 921px) 100vw, 921px" /></figure>



<p>Önce eserleri üzerine görüşlerimizi belirtelim. Ardından sorularımızın cevaplarını alalım.</p>



<p>Mıhladız konuları ve karakterleri birbirini izleyen Pelit Ekmeği, Mısır Ekmeği, Buğday Ekmeği ve ilimizin 1. Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşımız yıllarını işleyen eseri Sevda Çisentisi adlı dört kitap sahibi.</p>



<p>Romanlar, Emekli Eğitimci Neriman Şimşek Mıhladız’ın çocukluğundan itibaren biriktirdiği kişisel <strong><em>“köklerine”</em></strong> dair bilgilerle yazdığı, tarihî ve kültürel derinliği olan eserler. Romanların temelinde, Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyanı (1831-1839) gibi önemli bir tarihî olay yer alıyor ve hikâye, bu isyana bir şekilde karışan ve bir şekilde kurtulan ve isyandan kaçarak Osmanlı topraklarına sığınan Molla Alı adlı bir karakterin etrafında şekilleniyor. Molla Alı’nın, Nil kenarında zengin bir yaşamdan firar ederek Konya’daki bir Türkmen köyüne sığınması, ardından kocası savaşta şehit olmuş dul bir kadınla, Ayşa ile evlenip 65 yaşında ikiz dört çocuk sahibi olması, dramatik ve ilgi çekici bir anlatının habercisi oluyor. Molla Alı, yazarımızın dedesidir.</p>



<p>Tarihî ve kültürel zenginlik bakımından bir değerlendirme yapacak olursak, romanlar, Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyanı gibi Osmanlı tarihinin kritik bir döneminden hareket ediyor. Bu, hikâyeye tarihî bir arka plan sağlayarak okura hem dönemin siyasi çalkantılarını hem de kültürel dinamiklerini anlama fırsatı sunuyor. Molla Alı’nın Mısır’dan Konya’ya uzanan yolculuğu, farklı coğrafyalar ve kültürler arasında bir köprü kuruyor. Türkmen köyü, Osmanlı’nın kırsal yaşamına dair otantik (özgün ve hakikatlerle dolu) bir pencere açabilmektedir.</p>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-9d6595d7 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="385" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/nerimansimsekmihladiz17-385x1024.png" alt="" class="wp-image-45610" style="width:333px;height:auto" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/nerimansimsekmihladiz17-385x1024.png 385w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/nerimansimsekmihladiz17-113x300.png 113w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/nerimansimsekmihladiz17.png 478w" sizes="auto, (max-width: 385px) 100vw, 385px" /></figure>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p>Karakter derinliğine gelince, Molla Alı’nın hikayesi, sıradan bir firar öyküsünden çok daha fazlasını vadediyor. Zengin bir Arap, Nil kıyısında köleler ve cariyelerle dolu bir yaşamdan, Türkmen köyündeki mütevazı ve fakir bir hayata geçiş yapıyor. 65 yaşında çok genç ve dul bir kadınla evlenmesi ve iki ikiz bir tek (yani beş) çocuk sahibi olması hem olağanüstü bir durum hem de karakterin yaşamındaki dramatik dönüşümün bir göstergesi. Bu, yazarın insan ilişkileri ve aile bağları (aynı zamanda kendi öz kökeni) üzerine derinlemesine bir inceleme ve araştırma yaptığını göstermektedir.</p>



<p>Neriman Şimşek Mıhladız’ın çocukluğundan beri ailevi kökenlerini araştırarak biriktirdiği verilerden yola çıkması, romana otobiyografik ve kişisel bir tat katıyor. Bu, hikâyenin samimiyetini ve realizmini artırmaktadır. Yazarın emekli eğitimci olması, anlatımda pedagojik bir hassasiyet ve tarihî olayları okura aktarmada (gramer olmasa da) ustalıklı bir anlatım kullanmasını beraberinde getirmiş.Roman, göç, aidiyet, kültürler arası geçiş, hayatta kalma ve yeniden başlama gibi evrensel temalarla harmanlanmış.</p>
<p>Molla Alı’nın firar etmesi, yeni bir topluma uyum sağlaması ve ileri yaşta aile kurması, direnç ve umut temalarını öne çıkarmaktadır. Ayrıca, Türkmen köyü ile Mısır arasındaki kültürel kontrast, farklı hayat tarzlarının kesişimini gözler önüne sermektedir. Türkmenlerin canhıraş çalışma tarzlarıyla Molla Alı’nın tembel, çalışmaya karşı, uyuşuk, hımbıl hayat anlayışındaki çelişkinin sertliği romana ayrı bir tat katmış.</p>
</div>
</div>



<p>Roman, göç, aidiyet, kültürler arası geçiş, hayatta kalma ve yeniden başlama gibi evrensel temalarla harmanlanmış. Molla Alı’nın firar etmesi, yeni bir topluma uyum sağlaması ve ileri yaşta aile kurması, direnç ve umut temalarını öne çıkarmaktadır. Ayrıca, Türkmen köyü ile Mısır arasındaki kültürel kontrast, farklı hayat tarzlarının kesişimini gözler önüne sermektedir. Türkmenlerin canhıraş çalışma tarzlarıyla Molla Alı’nın tembel, çalışmaya karşı, uyuşuk, hımbıl hayat anlayışındaki çelişkinin sertliği romana ayrı bir tat katmış.</p>



<p>Molla Alı’nın 65 yaşında ikiz beş çocuk sahibi olması, biyolojik olarak dikkat çekici ve hikâyeye dramatik bir boyut katıyor. Bu durum, dönemin toplumsal normları ve aile yapısı hakkında da ipuçları vermektedir. Ayrıca, <a><strong><em>“Pelit Ekmeği”, “Mısır ekmeği”</em></strong> ve <strong><em>“Buğday ekmeği”</em></strong> </a>gibi metaforik isimlerin kıtlığı temsil ettiği, ayrıca tarihi ve toplumsal sürecin sürekli iyiye, güzele ve refaha doğru gidişinin bir ifadesi olmuş.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1015" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/nerimansimsekmihladiz5-1015x1024.jpg" alt="" class="wp-image-45617" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/nerimansimsekmihladiz5-1015x1024.jpg 1015w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/nerimansimsekmihladiz5-297x300.jpg 297w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/nerimansimsekmihladiz5-150x150.jpg 150w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/nerimansimsekmihladiz5-768x775.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/nerimansimsekmihladiz5.jpg 1079w" sizes="auto, (max-width: 1015px) 100vw, 1015px" /></figure>



<p>Romanın tarihî bir isyandan köye uzanan geniş bir coğrafi ve kültürel yelpazeyi kapsaması, anlatımın akıcılığı açısından bir risk taşıyabilirdi. Ama yazarın, tarihî detaylarla karakter odaklı hikâyeyi dengede tutması önemli olmuş.</p>



<p>Molla Alı’nın Arap kökenli bir karakter olarak Türkmen köyüne adaptasyonu, kültürel farklılıkların nasıl işlendiğine bağlı olarak çok güçlü veya klişe bir anlatıya dönüşebilirdi. Ancak yazar bunu beceriyle önlemiş. &nbsp;Yazar bu konuda derin bir araştırma yaptığını belirtiyor, bu yüzden otantik bir portre çizmesi mümkün olmuş.</p>



<p><strong><em>“Pelit Ekmeği”, “Mısır ekmeği”</em></strong> ve <strong><em>“Buğday ekmeği”</em></strong> isimleri, hikâyenin ana temasını ve sembolizmini yansıtmaktadır. Pelit (meşe palamudu), kırsal yaşamda özellikle Osmanlı toplumunda 16’ıncı yüzyıldan sonraki ekonomik üretim buhranları ve kıtlık zamanlarında un yerine kullanılan bir malzeme olarak bilinir. Bu, Molla Alı’nın yeni hayatındaki zorluklara veya dayanıklılığa işaret ediyor. Mısır da halkın fazla rağbet ettiği bir temel gıda türü değildir. Ardından buğday gelince toplumsal ve ekonomik şartların refaha doğru meylettiğinin bir ifadesi olmuş.</p>



<p><strong><em>“Pelit Ekmeği”, “Mısır ekmeği”</em></strong> ve <strong><em>“Buğday ekmeği”,</em></strong> birbirini izleyen hayatlar zemininde tarihî bir arka planla kişisel bir hikâyeyi harmanlayan, kültürler arası geçiş ve yeniden başlama temalarını işleyen potansiyel olarak güçlü, birbirine bağlı bir üçlü roman. Neriman Şimşek Mıhladız’ın kökenlerine dair uzun soluklu araştırması, esere hem kişisel bir derinlik hem de tarihî bir zenginlik katıyor. Molla Alı’nın sıradışı hayat hikâyesi, okuru hem duygusal hem de entelektüel olarak etkileyebilecek bir potansiyele sahip. Ancak, romanın başarısı, tarihî detaylarla karakter gelişiminin dengelenmesine ve kültürel unsurların otantik bir şekilde sunulmasına bağlı. Yazar, bu unsurları ustalıkla işlediğinden, iyi bir çalışma ve tanıtımla <strong><em>“Pelit Ekmeği”, “Mısır ekmeği”</em></strong> ve <strong><em>“Buğday ekmeği”</em></strong> Türk edebiyatında dikkat çekici bir yer edinebilir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="985" height="839" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/nerimansimsekmihladiz1.jpg" alt="" class="wp-image-45619" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/nerimansimsekmihladiz1.jpg 985w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/nerimansimsekmihladiz1-300x256.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/nerimansimsekmihladiz1-768x654.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 985px) 100vw, 985px" /></figure>



<p>Osmanlı’nın vergi rant sistemi ve asker toplama pratikleri, Türkmen kitlelerini hem ekonomik hem de fiziksel olarak tüketiyor. Ayrıca feodal monarşinin aşiret demokrasisine az çok bağlı Türkmenlere sürekli yerleşikliği dayatması tarih boyunca askeri demokrasi hayatının sürekli zararına işlemiş bir süreçtir. Roman, bu sömürünün sadece maddi olmadığını, aynı zamanda Türkmenlerin kültürel ve sosyal dokusunu da yok ettiğini vurguluyor. Türkmenlerin <strong><em>“aşağılanması”,</em></strong> hâkim sınıfın onları <strong><em>“ikinci sınıf”</em></strong> tebaa olarak görmesinin bir yansıması. Bu gerçeklik, romanda Molla Alı’nın Türkmen köyüne sığınması ve orada karşılaştığı toplumsal dinamikler üzerinden işleniyor.</p>



<p>İskân politikalarının dramı anlatılırken Göçebe Türkmenlerin yerleşik düzene zorlanması, onların özgür yaşam tarzlarının sonunu getiriyor. Bu süreç, romanın ana temalarından biri olarak, Türkmen kitlelerinin yaşadığı travmayı ve aidiyet krizini merkeze alıyor. Molla Alı’nın Mısır’dan firar ederek bu köye sığınması, onun da bir <strong><em>“yabancı”</em></strong> olarak Türkmenlerin bu dramına dahil olmasını sağlıyor. Bu, romanın evrensel bir göç ve adaptasyon hikâyesi sunmasına olanak tanıyor.</p>



<p>Molla Alı’nın kişisel hikâyesi ve dramatik unsurlarına gelince, Molla Alı’nın hikâyesi, romanın mikro düzeyde bireysel bir portre sunarken, makro düzeyde Osmanlı toplumunun çelişkilerini yansıtıyor. Mısır’da zengin bir yaşam süren, Nil kenarında köleleri ve cariyeleri olan Molla Alı’nın, Osmanlı’nın toplumsal ve siyasal bir zafiyeti olan Kavalalı isyanından kaçarak Konya’daki bir Türkmen köyüne sığınması, onun dramatik bir dönüşüm geçirdiğini gösteriyor. Bu dönüşüm, sadece coğrafi değil, aynı zamanda sosyal ve duygusal bir yolculuk. Molla Alı’nın 65 yaşında dul bir kadınla evlenmesi ve ikiz üç çocuk sahibi olması, hikâyeye olağanüstü bir boyut katıyor. Bu durum, dönemin toplumsal normlarına meydan okuyan bir detay olarak dikkat çekiyor. İleri yaşta çocuk sahibi olması&nbsp;&nbsp; hem biyolojik olarak merak uyandırıcı hem de Molla Alı’nın hayata tutunma çabasını simgeliyor. Bu, onun dirençli ve umut dolu bir karakter olduğunu gösteriyor.</p>



<p>Molla Alı’nın Mısır’dan Türkmen köyüne firarı, göçmenlik ve yeni bir topluma uyum sağlama temalarını öne çıkarıyor. Onun <strong><em>“yabancı”</em></strong> kimliği, Türkmen kitlelerinin Osmanlı düzeninde yaşadıkları kimlik krizine paralel bir anlatı sunuyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="589" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/neriman-zatim-589x1024.jpg" alt="" class="wp-image-45620" style="width:840px;height:auto" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/neriman-zatim-589x1024.jpg 589w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/neriman-zatim-173x300.jpg 173w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/neriman-zatim-768x1334.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/neriman-zatim-884x1536.jpg 884w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/neriman-zatim.jpg 921w" sizes="auto, (max-width: 589px) 100vw, 589px" /></figure>



<p>Osmanlı’nın Türkmenleri hem vergi rantıyla hem de askere alarak sömürmesi, Molla Alı’nın kişisel mücadelesiyle kesişiyor. Onun ileri yaşta yeniden aile kurması ve tarla husumetiyle mücadele etmesi, bireysel direncin bir sembolü.</p>



<p>Molla Alı’nın iki evliliği ve çocukları, hayata tutunma ve yeniden başlama arzusunu temsil ediyor. Özellikle yaş farkına rağmen ikinci evliliğinden çocuk sahibi olması, umut ve yaşam döngüsünün devamlılığına dair güçlü bir mesaj veriyor.</p>



<p>Tarihî detaylarla bireysel hikâyenin dengelenmesi zor bir iş. Eğer tarihî arka plan çok ağır basarsa, karakter odaklı anlatı gölgede kalabilir. Ancak yazar bu dengede hassas davranmış.</p>



<p>Türkmenlerin aşağılanması veya Molla Alı’nın <strong><em>“yabancı”</em></strong> statüsü, eğer dikkatli işlenmezse klişe bir anlatıya dönüşebilirdi. Yazarın bu temaları özgün bir şekilde ele alması kritik.</p>



<p>Sonuç olarak romanlar, Osmanlı toplumunun feodal yapısının Türkmen kitleleri üzerindeki yıkıcı etkilerini, Molla Alı’nın dramatik ve sıradışı hayat hikâyesiyle harmanlayan, tarihî ve sosyolojik derinliği olan bir roman. Neriman Şimşek Mıhladız’ın kökenlerine dair araştırmaları, esere otantiklik ve kişisel bir dokunuş katarken, Molla Alı’nın firar, evlilikler, çocuk sahibi olma ve tarla husumeti gibi olaylarla dolu hayatı, hikâyeyi duygusal ve gerilimli kılıyor. Romanda, göç, sömürü, direnç ve yeniden başlama gibi temalar ustalıkla işlenmiş.</p>



<p><strong><em>“Sevda Çisentisi”</em></strong> adlı eser, tarihî roman türünde, Osmanlı’nın son dönemi ve erken Cumhuriyet yıllarında, Teke yöresinde geçen bir hikâyeyi ele almış. Roman, tarihî olayları ve toplumsal dinamikleri bir aşk hikâyesi etrafında ustalıkla işleyerek hem bireysel hem de kolektif dramaları gözler önüne seriyor.</p>



<p>Roman, Osmanlı’nın son döneminde bir kasabanın (Burdur’umuzun) etnik ve dini çeşitliliğini (Rum, Ermeni, Müslüman Türk) yansıtarak, dönemin toplumsal yapısını gerçekçi bir şekilde betimliyor. Hristiyan azınlıkların ekonomik üstünlüğü ile Müslüman Türklerin yoksulluğu arasındaki şiddetli çelişki, sınıf farklarını ve toplumsal gerilimleri vurgulayan güçlü bir zemin oluşturuyor.</p>



<p>1914 Burdur depremi, İtalyan işgali ve Mustafa Kemal’in bağımsızlık mücadelesi gibi tarihî olayların hikâyeye entegre edilmesi, romana özgün bir atmosfer katıyor. Özellikle İtalyan bayrağının indirilmesi gibi vatanseverlik sahneleri, millî duyguları kamçılayarak harekete geçiren güçlü imgeler sunuyor.</p>



<p>Rum kızı Maria ile Müslüman Türk delikanlısı Yiğit’in aşkı, etnik ve dini farklılıkların gölgesinde işlenerek romana duygusal bir derinlik kazandırıyor. Bu sevda, bireysel arzularla toplumsal çatışmalar arasındaki gerilimi ustalıkla yansıtıyor.</p>



<p>Roman, sadece bir aşk hikâyesi değil; aynı zamanda bir kasabanın tarihî dönüşümünü, azınlık-çoğunluk ilişkilerini, savaşın ve işgalin etkilerini ve bağımsızlık mücadelesini ele alıyor. Bu çok katmanlılık, eseri zengin ve etkileyici kılıyor.</p>



<p>Romanın, millî mücadele ve İtalyan işgali gibi temaları işlerken, duygusal tonun ağır basması durumunda tarihî gerçekçilikten uzaklaşma riski önlenememiş. Çünkü duygusal ve milli ton ustaca dengelenememiş. Özellikle Maria ile Yiğit’in aşk hikâyesi, tarihî olayları gölgede bırakacak derecede öne çıkarılmış.</p>



<p>Ayrıca kitapta Milli Bağımsızlık Savaşı’na karşı çıkan, Ankara Hükümeti’ni ve Bağımsızlık Savaşını boğmak için (Anzavur, Halife Ordusu gibi) İngiliz altınlarıyla çeteler örgütleyen ve finanse eden, sonuçta da Milli Mücadele’nin başarısıyla hesap sorulmasından korkarak İngiliz emperyalizmine sığınan son Osmanlı Padişahı Vahdettin’in Mustafa Kemal’i Milli Mücadele için Anadolu’ya gönderdiği gibi tarihi anakronik bir hata da işlenmektedir.</p>



<p>Etnik ve dini farklılıkların vurgulandığı bir romanda, karakterlerin stereotiplere (hepsinin aynı olduğu varsayımına) indirgenme riski her zaman mevcuttur. Örneğin, Hristiyan azınlıkların <strong><em>“zengin ve ayrıcalıklı”</em></strong>, Müslüman Türklerin ise <strong><em>“fakir ve mazlum”</em></strong> olarak tasviri, eğer incelikle işlenmezse, tek boyutlu bir portre çizebilir. Yazar bu durumu özellikle önlemiş.</p>



<p>1914 Burdur depremi ve İtalyan işgali gibi olayların gerçekçi tasviri övgüye değer, ancak kurgusal unsurların (örneğin, Maria ve Yiğit’in aşkı) tarihî gerçeklere baskın gelmesi, eserin tarihî roman kimliğini zayıflatmış.</p>



<p><strong><em>“Sevda Çisentisi”,</em></strong> tarihî roman türünde hem duygusal hem de millî temaları harmanlayan, zengin bir anlatı sunuyor. Teke yöresinin kültürel ve tarihî dokusunu, 1914 Burdur depremi ve İtalyan işgali gibi dönüm noktalarıyla işleyerek, okura hem tarihî bir yolculuk hem de dokunaklı bir aşk hikâyesi vadediyor. Maria ile Yiğit’in aşkı, etnik ve dini farklılıkların gölgesinde, toplumsal dönüşümün bir metaforu olarak işlendiğinden romanın duygusal ve entelektüel etkisi oldukça güçlü olmaktadır. Ancak, tarihî gerçekçilik ile kurgusal romantizmin dengelenmesi ve karakterlerin derinlemesine işlenmesi, eserin başarısını daha da artıracaktır. Ama aşk hikayesine yoğunlaşılması tarihi ve toplumsal olayları gölgede bırakmış.</p>



<p><strong><em>Öncelikle Yenigün okuyucularına kendinizi tanıtır mısınız?</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="687" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/neriman-zatim2-687x1024.jpg" alt="" class="wp-image-45621" style="width:840px;height:auto" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/neriman-zatim2-687x1024.jpg 687w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/neriman-zatim2-201x300.jpg 201w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/neriman-zatim2-768x1145.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/neriman-zatim2.jpg 938w" sizes="auto, (max-width: 687px) 100vw, 687px" /></figure>



<p>1960 yılında doğdum. Yedi çocuklu bir ailenin en büyük çocuğuyum. İlk, orta ve liseyi Burdur’da okudum. 1977 Isparta Eğitim Enstitüsü FKB 2. sıradan kazanarak girdim .1982 yılında Burdur Kız Meslek Lisesi’ne tayinim çıktı. Kız Meslek’te çalışırken Anadolu Üniversitesi Fizik bölümünü bitirdim. Köyümün ilk öğretmen olan kızıyım.</p>



<p>1992 yılında Türk Eğitim Sen’in kuruluşunda kurucu üye olarak çalıştım. Burdur il merkezinde birçok okulda görev aldım. Rehberlik servisinde Okul Rehber Öğretmeni ve Danışman olarak çalıştım ve deprem formatörlüğü yaptım.</p>



<p>Fen Bilgisi öğretmeni olmamdan dolayı il merkezinde değişik yarışmalarda ödül aldım.</p>



<p>Mehmetçik İ. Ö. Burdur çayının düzenlenmesi, deprem salıncağı gibi deneysel projeler yaptım. Ülke çapında yapılan “Benim Eserim” yarışmasına üç proje ile girerek Antalya&#8217;daki ve Ankara’da elemeye katılarak ödül aldım.</p>



<p>Öğretmen olarak çalışırken çok sayıda sosyal faaliyetlerde bulunarak programlar hazırladım. Tiyatro eserleri yazarak öğrencilerimin sergilemesini sağladım. 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde ilin öğretmeni seçilerek Ankara’da Burdur’umuzu temsil ettim .2006 yılında tüm öğretmenler adına veda konuşması ile öğretmenlik hayatıma nokta koydum. 2015 yılına kadar oğlumla giyim mağazası çalıştırdım. 2009 yılından itibaren Burdur Yenigün gazetesinde ve Antalya yeni yüzyıl gazetesinde köşe yazarlığı yaptım. Değişik dergilerde yazılarım yayınlandı. 2020 yılından itibaren de kitap yazıyorum. Kitaplarımda Neriman Şimşek Mıhladız adını kullanıyorum aileme olan vefa borcumu ödemek için. Pelit Ekmeği, Mısır Ekmeği, Buğday Ekmeği ve Sevda Çisentisi adında kitaplarım var. Dört yıldır değişik yerlerde söyleşileri katılıyorum.</p>



<p>Amacım kültürel aktarımı sağlamak. Geçmişle gelecek arasında köprü oluşturmak. Pelit ekmeği kitabımın gelirini şehit ailelerinin çocuklarına bağışladım. Şimdi ise tüm kitaplarımın gelirini dağıtıyorum. Atatürk’e ve Kurtuluş Savaşında mücadele eden büyüklerime yazarak borcumu ödemek istiyorum. Bana bu yolda destek olan rahmetli Muharrem Tuncel Bey’e ve rahmetli İsa Kayacan Bey’e minnettarım. İLESAM üyesiyim.</p>



<p>Evliyim. Eşim Ramazan Mıhladız. İki çocuğum üç Torunum var.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong><em>Bildiğim kadarıyla siz sayısal (Fen Bilgisi) öğretmenisiniz. Edebiyatla ilişkiniz nasıl gelişti?</em></strong></li>
</ul>



<p>Fen Bilgisi öğretmeni olmak hayatıma sorgulamayı getirdi. Biz deney yaparken nasıl, neden, neye göre, hangi şartlarda gibi sorular soruyorduk. Nasıl, neden, niçin gibi sorularla detaya iniyorduk. Fenci önce sorgulayandır. Ve olayları kendi zamanında değerlendirebilir. İlk defa ilkokula giderken bir arkadaşımız trafik kazasından ölmüştü. Herkes başka şey konuştu, üzüldü, benim ilgimi çeken ise eski kendinin olmayan ayakkabıları idi. Birde suçluluk duygusunu ilk onda duymuştum. Tüylü potlarım vardı. Dokunmak istemişti, ben kirletirsin diye dokundurtmamıştım. Bu bana çok yük oldu. Sınıfımı tam hatırlamıyorum, onun için bir yazı yazıp öğretmenime vermiştim. Belki de ilk günah çıkartmamdı. Sonra ilkokul 4. sınıfta komşu kızı okul arkadaşımı erkek kardeşi öldürmüştü. Tüfekle vurarak. Onun da hikayesini yazmıştım. Aynı zamanda günlükte tutmaya başlamıştım. Geçişim sanırım böyle oldu.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong><em>Sizce yazarın meramı-amacı ne olmalıdır?</em></strong></li>
</ul>



<p>Kendimi yazar olarak görmüyorum. Şimdiye kadar yaptığım da bana anlatılanları duygu seli içinde kâğıda dökmek oldu. Bu sorunun cevabını edebiyatçılar verir. Ama benim aktarımdaki amacım büyüklerimin yaşadıklarını herkesin bilmesidir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong><em>Sizce yazarın itici kuvveti, çok okunmak mıdır yoksa çok yaşanmışlıklar mıdır?</em></strong></li>
</ul>



<p>Bence ikisinin de etkisi vardır. Kendi adıma ortalama 4 bin kitap okumuşumdur. Her türünden. Büyüklerimin yaşantılarını dinleyerek büyüdüm. Duyduğum bazı kelimeler beni derinden etkiledi. Örneğin, pelit. Ben Burdur’a geldiğim zaman üç yaşındaymışım. Köyden gelenler oldu mu, onlara takılıp gitmek için ağlar sızlanırdım. Babaannem köydeydi. Belki de hayatımda beni seven koruyan kollayan tek insandı. Burdur’dan otobüsle Çavdır’a kadar gider, oradan da askeri cipler gibi bir araçla köye giderdik. Köye giderken Kozağaçlılar da araca biner binmez başlarlardı “pelitçi” diye dalga geçmeye. Ben çok kızar, aklıma ne gelirse söylerdim ama için için de çok üzülürdüm. Neden <strong><em>“pelitçi”</em></strong> diyorlar diye. Sorardım anlatılanları anlamazdım. Biz de her şey vardı, onlar neden pelit yemişler diye yiyenlere kızardım.</p>



<p>Konuyu dağıttım sanırım.</p>



<p>Her ikisi de etkili. Ama yaşanmışlıklar duygu bakımından daha baskın oluyor gibi.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong><em>İlk üç eserinizin kurgusu ekmek üzerine yapılmış. Osmanlı Devleti’nin 19. yüzyılın başlarındaki Mısır Valisi Kavalalı ayaklanmasından başlayarak Milli Kurtuluş Savaşımıza kadar gelen tarihsel ve toplumsal olayları ekmek, açlık, yokluk zemininde işlemişsiniz. Niçin ekmek üzerinden gittiniz?</em></strong></li>
</ul>



<p>Benim büyüklerimin en büyük sıkıntısı açlık olmuş. Neredeyse 10 yıl bir deri bir kemik hayatta kalma savaşı vermişler. Dağlardan topladıkları pelitle hem kendileri hem hayvanları beslenmiş. İnsanın en büyük ihtiyacı bir nefestir. Nefes alıyorsan su istersin, sonra da karnını doyurmak. Açlık en büyük çaresizliktir. Bunu anlatan büyüklerim. Erkekler askerde. Kadın ve çocuklar açlıkla yoksullukla savaş veriyor. İnsanların %70’nin köylerde olması doğayla iç içe yaşaması, açlıktan ölümü kitleler halinde ölümü getirmemişse&#8230; Şimdi beton binalarda olsa, neler olur düşünmek bile istemiyorum.</p>



<p>Pelit ekmeği çok da yenilecek bir şey değil. Ama yemişler. Babaannem “köpeğe versen yemezdi, tespit gibiydi, biz yiyorduk” derdi.</p>



<p>Ağa kızı olmasına rağmen tespit yemişler o da bazen haftada bir.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong><em>Yazarken kendinize koyduğunuz en net ve somut ilke neydi?</em></strong></li>
</ul>



<p>Kesinlikle yalan yanlış şeyler yazmak istemiyordum. Bana anlatılanları mantığım almadığı zamanlar PDF dosyalarını araştırdım, okudum onlarcasını. Akademik yayınlar varsa onları okudum. Örneğin Sevda Çisentisi kitabımda komşularımın anlattığı bazı şeyleri kitaplardan buldum doğruluğunu tespit ettikten sonra yazdım. Çok sayıda insanla sohbet ettim.</p>



<p>Aklımın almadığı belgelerle sabit olmayan hiçbir şeyi yazmadım. Acıda olsa gerçekleri yazmak gerekir diye düşündüm.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong><em>Okurun bu kitaplarınızdan alacağı en somut fayda ne olabilir?</em></strong></li>
</ul>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="544" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/neriman-zatim3-544x1024.jpg" alt="" class="wp-image-45622" style="width:840px;height:auto" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/neriman-zatim3-544x1024.jpg 544w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/neriman-zatim3-159x300.jpg 159w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/neriman-zatim3-768x1447.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/11/neriman-zatim3.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 544px) 100vw, 544px" /></figure>



<p>Geçmiş ile aralarında köprü olmak istiyorum. Okullara söyleşilere gidiyorum. Yaşanmışlıkları anlattığım zaman kimse inanmıyor. Ocakları aydınlanıyorlarmış diyorum. Elektrik yok mu diyorlar. Çırayla gece yürüyorlarmış diyorum fener yok mu diyorlar.</p>



<p>Geçmişin gerçeklerini görsünler, ders alsınlar istiyorum.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong><em>Kitaplarınız kimlere ya da hangi toplumsal-sınıfsal kesimlere sesleniyor?</em></strong></li>
</ul>



<p>Kitaplarımı öncelikle orta okul lise öğrencileri okusun istiyorum. Kitaplarımı okurken sorgulasınlar, yargılasınlar, hayattan ne beklediklerini, yaşama nasıl tutunacaklarını görsünler istiyorum. En büyük yaşam kaynağı doğaldır. Hayatta her türlü kalınacak yer doğaldır, bunu da öğrensinler istiyorum.</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong><em>Kitaplarınızın kaç baskı yapması “başarı” sayılır?</em></strong></li>
</ul>



<p>Kitaplarımın baskısında ziyade örneğin YKY gibi kurumsal yerler sahip çıksın. Üç dört editöre okutarak öğrencilere, okullara gerekirse dağıtılsın yeter ki okunsun istiyorum.</p>



<p>Kitaplarımda aynı zamanda kültürel yaşantıyı da aktarıyorum. Örneğin kuyucuk oyunu&#8230; Yörüklerin üreticilerden başka kendi zekâ oyunlarının da olduğunu gösteriyorum.</p>



<ol class="wp-block-list">
<li><strong><em>Kıvılcım ve Yenigün izleyici ve okuyucularına ve Burdur halkına son bir mesajınız var mı?</em></strong></li>
</ol>



<p>Bana kendimi anlatma fırsatı verdiğiniz için önce size çok teşekkür ederim arkadaşım. Yenigün gazetesi benim ilk gözümü açtığım yaklaşık 10 yıl köşe yazılarımı paylaştığım yer. Bana bu şansı veren rahmetli Muharrem Tuncel Bey’e minnettarım. Kitaplarımın kaynaklarını köşe yazılarından etkilenip bildiklerini paylaşan kıymetli okurlarım da oldu. Örneğin Akçalı Çiftliği gibi…</p>



<p>Burdur doğduğum, büyüdüğüm, kısmete varsa öleceğim şehrim. Taşını toprağını kireçli suyunu seviyorum. Bugün bunları yazabiliyor konuşabiliyorum. Hepsini Ulu Önder Başbuğ Atatürk’e borçluyum. Kadın olarak elimden geleni yapmaya çalışıyorum. İstenmeden verilen hakların kıymetini biliyorum. Yaşadığım bu hayatı Cumhuriyet’e ve Atatürk’e borçluyum. Denizde bir damla su gibiyim.&nbsp; Denizde bir damla su gibiyim, ödemeye çalışıyorum</p>



<p>Kıymetli arkadaşım Fatih Özcan ve KıvılcımHaber’e tekrar teşekkür ederim.</p>
<p> </p>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized">
<a href="https://egitimstore.academia.edu/FatihÖzcan" target="_blank" rel="noopener">
<img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/academia3.png" 
alt="" class="wp-image-43315" width="800" height="150"></a></figure>



<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/burdur-emekli-meclisi-sendikasi-toplantisi/">Burdur Emekli Meclisi Sendikası toplantısı</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/amerika-yallah/">Amerika Yallah!</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/bahcelinin-verdigi-ders/">Bahçeli’nin verdiği ders</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/besten-vatan-partisine-ziyaret/">BES’ten Vatan Partisi’ne ziyaret</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/emekli-yazilari8/">Emekli yazıları8</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:400px" aria-label="“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-79253ef9-4ef1-44e5-97ad-b0aa17153e21" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-79253ef9-4ef1-44e5-97ad-b0aa17153e21">İndir</a></div>



<figure class="wp-block-image size-full">
<a href="https://www.youtube.com/channel/UCvI20jcoUUX18hKh-hoSYJQ" target="_blank">
<img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="150" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube.png" 
alt="" class="wp-image-43574" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube.png 800w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube-300x56.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube-768x144.png 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></a></figure>




<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/emekli-bir-ogretmenin-basari-hikayesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Avrupa ABD’nin siyasi kölesi oluyor”</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/avrupa-abdnin-siyasi-kolesi-oluyor/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/avrupa-abdnin-siyasi-kolesi-oluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 13 Sep 2025 12:32:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[Aydınlık]]></category>
		<category><![CDATA[İtalyan Tarihçi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Franco Cardini]]></category>
		<category><![CDATA[Tolga Dişçi]]></category>
		<category><![CDATA[Yiğit Saner]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=44926</guid>

					<description><![CDATA[İtalya’nın ünlü tarihçisi Prof. Dr. Cardini Aydınlık’a konuştu: Avrupa ABD’nin siyasi kölesi oluyor Avrupa Birliği (AB’nin) son derece maliyetli, hantal ve zararlı bir organizasyon olduğunu belirten Prof. Dr. Franco Cardini, “Avrupa ekonomik açıdan bir dev, sosyal açıdan bir cüce, askeri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong><em>İtalya’nın ünlü tarihçisi Prof. Dr. Cardini Aydınlık’a konuştu: Avrupa ABD’nin siyasi kölesi oluyor</em></strong></p>



<p class="has-text-align-right has-text-color has-large-font-size" style="color:#126f92"><strong><em>Avrupa Birliği (AB’nin) son derece maliyetli, hantal ve zararlı bir organizasyon olduğunu belirten Prof. Dr. Franco Cardini, “Avrupa ekonomik açıdan bir dev, sosyal açıdan bir cüce, askeri açıdan ise zavallı bir solucandır.” dedi.</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="479" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/italyanin-unlu-tarihcisi-prof-dr-cardini-aydinlika-konustu-avrupa-abdnin-siyasi-kolesi-oluyor1-1024x479.jpg" alt="" class="wp-image-44928" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/italyanin-unlu-tarihcisi-prof-dr-cardini-aydinlika-konustu-avrupa-abdnin-siyasi-kolesi-oluyor1-1024x479.jpg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/italyanin-unlu-tarihcisi-prof-dr-cardini-aydinlika-konustu-avrupa-abdnin-siyasi-kolesi-oluyor1-300x140.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/italyanin-unlu-tarihcisi-prof-dr-cardini-aydinlika-konustu-avrupa-abdnin-siyasi-kolesi-oluyor1-768x359.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/italyanin-unlu-tarihcisi-prof-dr-cardini-aydinlika-konustu-avrupa-abdnin-siyasi-kolesi-oluyor1.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-background" style="background-color:#fcfcfc"><tbody><tr><td><strong><em>İtalya’nın ünlü tarihçisi Prof. Dr. Cardini Aydınlık’a konuştu: “Avrupa ABD’nin siyasi kölesi oluyor”<br>RÖPORTAJ: TOLGA DİŞÇİ ÇEVİRİ: YİĞİT SANER</em></strong><br>İtalya’nın yaşayan en önemli Orta Çağ tarihçilerinden olan ve Floransa Üniversitesinde dersler vermeye devam eden Prof. Dr. Franco Cardini, Avrupa Birliği (AB’nin’ içine girdiği süreci, çözüm önerilerini ve mücadele yöntemlerini Aydınlık’a anlattı.<br>Avrupa Birliği’ni finans, sanayi ve teknoloji lobilerinin etkisi altındaki bir <strong><em>“hükûmetler birliği”</em></strong> olarak tanımlayan Prof. Dr. Cardini, AB’nin artık <strong><em>“yürüyen bir ölü”</em></strong> olduğunu ifade etti. Avrupa’yı askeri açıdan <strong><em>“zavallı bir solucan”</em></strong>a benzeten Cardini, mevcut hükûmetlerin yönetiminde kurulacak bir Avrupa Ordusu’nun ABD’nin hizmetinde olacağına dikkat çekti. Batı devletlerinin İsrail’in katliamlarına karşı takındığı ikiyüzlü tutumu da hatırlatan Cardini, İsrail’e yönelik bu tavrın ABD’nin korumasıyla ilişkili olduğunu ve Avrupalıların kafasında bir <strong><em>“Siyonizm miti”</em></strong> inşa edildiğini belirtti.<br>İşte ünlü tarihçinin dikkat çeken değerlendirmeleri…</td></tr></tbody></table></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="707" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/franco-kardini.jpg" alt="" class="wp-image-44929" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/franco-kardini.jpg 1000w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/franco-kardini-300x212.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/franco-kardini-768x543.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /><figcaption><strong><em>İtalya’nın ünlü tarihçisi Prof. Dr. Cardini</em></strong></figcaption></figure>



<p><strong><em>‘ABD KRİZDEN ÇIKAMADI’</em></strong></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>&#8211; “Bir devlet çöküşün eşiğine geldiğinde, önünde iki yol vardır: Ya iflasını ilan eder ya da savaş ilan eder.” dediniz. Bu sözünüzle Avrupa Birliği’nin mevcut durumuna mı atıfta bulunuyorsunuz? AB&#8217;nin bir çöküş sürecine girdiğini düşünüyor musunuz?</em></strong></p></blockquote>



<p>Aslına bakılırsa bu sözümle Donald Trump&#8217;ı ve onun dış politikayı keyfi ve tutarsız bir şekilde yönetme biçimini kastediyorum. Özellikle keyfi olarak uyguladığı gümrük vergilerine ve NATO ülkelerine, anlaşmanın alt statüdeki üyelerine, silahlarının yüzde 60&#8217;ını ABD&#8217;den satın alma zorunluluğunu dayatmasına atıfta bulunuyorum. Trump&#8217;ın Amerika&#8217;sı krizden kesinlikle çıkmış değil, aksine birçok çevre yeni bir <strong><em>“iç savaş”</em></strong> riskinin gerçek olduğunu iddia ediyor.</p>



<p>Avrupa&#8217;nın zorlukları ise belki aynı boyutta ama nitelik olarak farklı. Avrupa Birliği, Fransa&#8217;nın, Almanya&#8217;nın ya da ikisinin birden liderlik iddiaları dışında kuruluşundan beri süregelen temel bir yanlış anlaşılmanın kurbanı. AB&#8217;ye aşamalı olarak katılan halkların çoğu, Avrupa halklarının yavaş yavaş birliğe, özellikle de siyasi bir birliğe doğru ilerlediğini umuyor ve düşünüyordu. Bu, Orta Çağ&#8217;da kültürel olarak bir gerçeklik olan eski bir umuttu (o zamanlar Latincenin ayin ve kültür dili olduğu, tüm bu halkları birleştiren bir <strong><em>‘Latin Hristiyanlığı’</em></strong>ndan bahsediliyordu).</p>



<p>Bu birliğe, en azından 15. yüzyıldan itibaren Yunan ve Slav halklarından oluşan <strong><em>‘Yunan Hristiyanlığı’</em></strong> da katılmıştı. Son olarak, 17. ve 18. yüzyıllarda, özellikle de Çar I. Petro ve II. Katerina döneminde, Rus ve Ermeni halkları da Avrupa&#8217;ya bağlanmıştı. Mustafa Kemal&#8217;in devrimiyle ise Türkiye&#8217;nin bizzat kendisi Avrupa&#8217;ya dönüştü.</p>



<p><strong><em>‘AB, LOBİLERİN ETKİSİ ALTINDA’</em></strong></p>



<p>Ancak 50’li yıllarda ABD, temsilcisi Bay Jean Monnet ve Avrupa Birliği projesine katılan hükûmetler, Avrupalıları objektif olarak (Robert Schuman gibi bazılarının niyetinin bu olmadığından eminim) aldattılar. Hedef federalist karakterli, siyasi bir üst devlet yapısı olan bir Avrupa Birliği değildi; daha ziyade ekonomi, finans, sosyal, teknolojik, sanatsal ve kültürel gibi bazı önemli alanlarla sınırlı bir birlikti. Ancak devletlerin ve halkların siyasi birliği hedeflenmiyordu.</p>



<p>Avrupa Birliği, kıtanın finans, sanayi ve teknoloji lobilerinin (örneğin 1971&#8217;den beri her yıl güzel İsviçre kasabası Davos&#8217;ta Dünya Ekonomik Forumu için bir araya gelenler; Dünya Seyahat Merkezi, Avrupa Merkez Bankası ve Uluslararası Para Fonu gibi kuruluşlar da onların uzantılarıdır) güçlü etkisi altında olan bir hükûmetler birliğidir.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/02-manset-kitap-0mi8-665x1024.png" alt="" class="wp-image-44930" width="840" height="1293" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/02-manset-kitap-0mi8-665x1024.png 665w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/02-manset-kitap-0mi8-195x300.png 195w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/02-manset-kitap-0mi8-768x1183.png 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/02-manset-kitap-0mi8.png 974w" sizes="auto, (max-width: 840px) 100vw, 840px" /></figure>



<p><strong><em>AVRUPA’NIN RUHU, ÖZGÜN BİR ‘AVRUPA VATANSEVERLİĞİ’ OLMALI</em></strong></p>



<p>Avrupa Federasyonu (ya da belki de daha uygun olan adıyla Avrupa Konfederasyonu, yani tüm Avrupa devletlerinin ve halklarının siyasi birliği) hala gerçekleşmemiş ve belki de gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hayaldir. Eğer kurulursa halkların umutlarında büyük bir barış ve sosyal ilerleme gücü oluşturacak, bir yanda ABD ve sözde <strong><em>“Anglosfer Bloku”</em></strong> (İngiltere, Kanada, Avustralya), AB bu blokun bir uyruğudur, ile diğer yanda BRICS ülkeleri arasında bir denge gücü olacaktır. Bugün hem ABD hem de mevcut Avrupa liderliğindeki siyasi çevrelerin kesinlikle istemediği bir denge gücü.</p>



<p><strong><em>AVRUPA ORDUSU, ABD’NİN HİZMETİNDE OLACAK</em></strong></p>



<p>Artık bu hale indirgenmiş olan ve merkezleri Brüksel ve Strazburg&#8217;da bulunan AB, son derece maliyetli, hantal ve zararlı bir organizasyondur. Avrupa ekonomik, finansal ve üretim açısından bir dev, sosyal açıdan bir cüce, askeri açıdan ise zavallı bir solucandır. Eğer bu koşullar altında bir Avrupa Ordusu kurulursa bu ordu, Amerikan süper gücünün ve turbo-kapitalist lobilerin hizmetinde olacaktır.</p>



<p>Avrupa&#8217;nın ruhu, kıtadaki <strong><em>“egemenlikçi”</em></strong> mikro-milliyetçiliklerden üstün bir <strong><em>“Avrupa vatanseverliği”</em></strong> olmalıdır ve bunun motoru, ulusal kültüre ve halkın değerlerine açık, gerçek bir Avrupa Ekolü olmalıdır (Avrupa siyasi ve kültürel olarak bir takımadadır ve böyle kalmalıdır). Ancak henüz bunun gölgesi bile yok.</p>



<p><strong><em>‘AB ARTIK YÜRÜYEN BİR ÖLÜDÜR’</em></strong></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>&#8211; AB&#8217;nin bu sürece girdiğine dair en somut işaretler nelerdir? Ekonomi, uluslararası ilişkiler ve iç siyaset dahil olmak üzere benzerlikler gösteren herhangi bir tarihsel örnek var mı?</em></strong></p></blockquote>



<p>Avrupa Birliği, fiili bir gerçeklik olarak artık yürüyen bir ölüdür: İçinde zaten bölünmüş olduğu ve dış güçler tarafından yönetildiği için yalnızca kendisine ve onu yönetebilecekleri yanılsamasına kapılanlara zarar verebilir.</p>



<p>Yeni, gerçekten Avrupacı ve dış güçlerden bağımsız bir projeye ihtiyaç var: Siyasi Güçler Meclisi düzeyinde partilerin ve Senato düzeyinde ise (ABD&#8217;de olduğu gibi) her bir halkın (tek tek hükûmetlerin değil) çıkarlarının ve arzularının ifadesi olacak çift meclisli bir sisteme ihtiyaç var. Çağımızın ikinci yüzyılı Avrupa için uluslar çağıydı, üçüncüsü ise tek Avrupa vatanının ve onu oluşturan halkların çağı olmalıdır.</p>



<p><strong><em>MERZ’İN HEDEFİ: SİLAHLANMIŞ AB’Yİ, ABD’NİN ‘SİYASİ KÖLESİ’ YAPMAK</em></strong></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>&#8211; Merz&#8217;in projesini yeni bir Barbarossa Harekâtı&#8217;na benzetiyorsunuz. Sizce Merz, Macron ve Brüksel&#8217;deki liderliğin, Rusya&#8217;ya saldırarak AB&#8217;yi doğrudan bir savaşa dâhil etme gibi bir planı var mı?</em></strong></p></blockquote>



<p>Merz kesinlikle bir <strong><em>“Barbarossa Harekâtı”</em></strong> istemiyor veya planlamıyor. Bu, onun militarist tavırlarına yönelik abartılı bir ifadeden ibaretti. Asıl mesele başka: Almanya, bugüne kadar kısmen hala devam eden bir <strong><em>“uzun Nazilerden arınma”</em></strong> süreci içindeydi (Netanyahu ve onu destekleyen dindar ve/veya milliyetçi fanatik kliği hedef alan herkesi sindirmek için Shoah trajedisinin ne kadar utanç verici ve araçsal bir şekilde kullanıldığını düşünmek yeterlidir).</p>



<p>Ancak bugün Bay Merz, bu histerik biçimli antinazi Almanya&#8217;sını (bu tutumu, nazizmi Alman ve Avrupa tarihindeki yıkıcı bir aşama olarak kabul etmek istemediği sürece devam edecektir), Macron&#8217;un Fransa&#8217;sıyla ittifak kurarak, Amerikan politikalarına zincirlenmiş bir Avrupa&#8217;nın askeri gücünün yönetimi konusunda Avrupa&#8217;nın geri kalanına kendisini dayatmak isteyen yeni bir ulusal-egemenlikçi gururla birleştirmeyi hayal ediyor. Merz, yeniden silahlanmış ve militarize olmuş bir Almanya&#8217;nın, ABD&#8217;ye siyasi kölelik konusunda Avrupa&#8217;nın geri kalanına liderlik etmesini düşlüyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/02-manset-kitap-2-l11h-683x1024.jpg" alt="" class="wp-image-44931" width="838" height="1256" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/02-manset-kitap-2-l11h-683x1024.jpg 683w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/02-manset-kitap-2-l11h-200x300.jpg 200w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/02-manset-kitap-2-l11h-768x1151.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/02-manset-kitap-2-l11h.jpg 1001w" sizes="auto, (max-width: 838px) 100vw, 838px" /></figure>



<p><strong><em>BRÜKSEL, WASHINGTON’UN YERİNE ADAY OLMAK İSTİYOR</em></strong></p>



<p>Ve belki de daha da kötüsü var. Tıpkı Bayan Ursula von der Leyen&#8217;in sıkça ima ettiği gibi; <strong><em>‘yeni, silahlı, askeri ve hatta militarist Avrupa, Washington&#8217;dan ilham alan ve şimdiye kadar izlenen Batıcılık politikasını tamamen miras almalı’.</em></strong> Bu, NATO&#8217;nun saldırganlığını sürdürmeyi amaçlayan bir politika. Öyle ki son 30 yılda nükleer ateş hattını eski <strong><em>“Demir Perde”</em></strong>den Moldova, Finlandiya ve Baltık ülkelerinin sınırlarına kadar taşıdı.</p>



<p>Bugün Avrupa hükûmetlerinde ve kamuoyunun bir bölümünde, ABD&#8217;den bile daha aşırılıkçı fikirler mevcut: Washington ve Moskova bir denge hattı bulsa bile, ABD olmadan kendi başına bir anti-Putin ve uzun vadede anti-Çin çizgisinde ilerleyecek <strong><em>“yeni bir NATO”</em></strong> hayal ediliyor. Eğer Trump, NATO şemsiyesini Avrupa&#8217;dan çeker ya da tamamen kapatırsa o zaman daha da kötü: Avrupa, NATO&#8217;nun saldırgan tarihi çizgisini onsuz da sürdürmeye devam edecek. Bu delilik.</p>



<p><strong><em>SİYONİZM, MİTOLOJİK BİR SİSTEME DÖNÜŞTÜ</em></strong></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>&#8211; Günümüzde hükümetlerin İsrail konusundaki bu ikiyüzlülüğünü neye bağlıyorsunuz? Gazze&#8217;deki katliamlara göz yummalarının arkasındaki mantık nedir?</em></strong></p></blockquote>



<p>Maalesef, Batı ve özellikle Avrupa, hatta İtalya, on yıllardır süregelen ve kronikleşmiş bir Shoah suçluluk duygusunun çocuklarıdır. Bu, sınırsız bir utançtır ancak Nazilerin işlediği suçların aptalca ve şeytanlaştırıcı bir şekilde tekrar edilmesi değil, ciddi ve sistematik bir ırkçılık karşıtı politika gerekmektedir. Mevcut yaklaşım, toplumdaki Yahudi karşıtlığını yok etmez (aksine artırır), Naz suçları konusunu gerçekçi ve rasyonel bir şekilde derinlemesine ele almaz, artık en kötü siyonist aşırıcılığın bir silahı haline gelmiştir.</p>



<p>Güçlü bir şekilde şunu tekrarlamak gerekir: Günümüz Siyonizmi, birçok açıdan ve çok fazla çevrede (İsrailli ve İsrailli olmayan, Yahudi ve Yahudi olmayan) korkunç bir mitolojik sisteme dönüşmüştür.</p>



<p>Herzl ve Ben Gurion&#8217;un orijinal Siyonizmi, çok farklı bir şeydi; insani ve sosyalist duygularla hareket ediyordu. Ancak Siyonizm, bazı çevrelerde, kökenlerinde zaten var olan ancak diğer güçler tarafından kontrol edilen bir şeye dönüşmüştür. Oysa bugün, yalnızca Yahudi çevreleri ilgilendirmeyen bir tür <strong><em>“metarassizm” (üst-ırkçılık)</em></strong> biçiminde patlak vermiştir. Özellikle ABD&#8217;de tamamen irrasyonel ve suç teşkil eden bir <strong><em>“Hristiyan Siyonizmi”</em></strong> mevcuttur. Bu, gençlik gruplarında da görülerek <strong><em>“Diaspora Yahudiliği” </em></strong>içinde bile yayılıyor. Avrupa kentlerinde, sayıları hala sınırlı (ama yaşları çok genç) olsa da ne yazık ki muhalif gördükleri herkese <strong><em>“saldırı birlikleri” (squadristi</em></strong>**) yöntemleriyle saldıran ve diyaloğu ya da tartışmayı kabul etmeyen çeteler var.</p>



<figure class="wp-block-table"><table class="has-background" style="background-color:#f6f6f6"><tbody><tr><td>* Çev. not: Büyük Oyun (Great Game), XIX. yüzyılda İngiliz ve Rus İmparatorlukları&#8217;nın Orta Asya&#8217;daki stratejik üstünlük mücadelesini ifade eden jeopolitik bir terimdir.<br>** Çev. not: “Squadrismo” (Skuadrismo), Mussolini döneminde sol muhalefeti şiddet yoluyla bastıran faşist paramiliter harekettir. Bu harekete bağlı gruplara ve kişilere “squadristi” (skuadristi) denirdi.</td></tr></tbody></table></figure>


<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000; background-color: #ffff00;"><strong><em>ABD’NİN DESTEĞİ SAYESİNDE İSRAİL YAPTIRIMLARDAN KURTULDU</em></strong></span></h2>


<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="627" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/02-abd-israil-wb1g.jpg" alt="" class="wp-image-44932" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/02-abd-israil-wb1g.jpg 1000w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/02-abd-israil-wb1g-300x188.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/09/02-abd-israil-wb1g-768x482.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-9d6595d7 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p>Cardini, bugün dünyada yaşananları büyük bir utanç olarak niteliyor ve şu tespiti yapıyor:</p>



<p><em>“Gazze&#8217;de bugün olanlara yönelik histerik olumsuzluk, kitleleri kuşatan ve yozlaştıran bulaşıcı bir hastalığa dönüştü. Bu hastalığın bulaşma etkeni iki tanedir:</em></p>



<p><em>“Duyarsızlık ve dezenformasyon mikropları (her ikisi de okulların ve ailelerin aciz ve yetersiz olduğu, Hristiyan kiliselerinin artık öğretme yetkisine sahip olmadığı, ahlakla başlayan etik-kültürel yapıların olmadığı bir ortamda, pratik olarak cehalete dönen genç ve çok genç bir Avrupa&#8217;da yaygın işlevlerdir).</em><em>“Kültürsüzlük ve anti-kültürle yaşanan ve kurulu iktidarı, yani Batı&#8217;yı yöneten güç sisteminin istikrarını sağlayan derin devleti korumayı amaçlayan rasyonel bir fanatizmle beslenen sosyal ve siyasal yaşam virüsleri. Bu sistem, ‘tersine seçim’ (en hazırlıksız, en dürüst olmayan, en cahil ve en yozlaşmış kişileri her düzeydeki kilit kontrol pozisyonlarına yerleştiren) ile garanti altına alınmış bir değişimi sağlar, aynı zamanda fikirlerin de ‘tersine seçilmesini’ garanti</em></p>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p><em>eder; olumlu ve yapıcı bilgileri nötralize eden, yerlerine sürekli bir yalan silsilesi yerleştiren bir filtre görevi görür.</em></p>



<p><em>“Sadece bir örnek: Son zamanlarda, bazı yarışmalar için spor takımlarının seçimi yapıldı. Bu ortamda, İsrail takımları sorunu gündeme geldi. Ancak bu takımlar, hükûmetlerinin seçimleri nedeniyle rutin olarak cezalandırılmıyor; çünkü İsrail, özellikle ABD&#8217;nin sürekli desteği sayesinde, herhangi bir yaptırım işleminden etkilenmedi (hatta herhangi bir özel ve spontane boykot tedbirinin bile ‘terörist’ olarak tanımlanarak engellenmesine çalışılıyor). Buna karşılık Rus takımları yarışmalardan dışlandı.</em></p>



<p><em>“Rus elçiliklerinin protestolarına İtalya&#8217;da, görünüşe göre Spor Bakanı olan Bay Abodi yanıt verdi ve Rus şiddetinin (özellikle Ukrayna&#8217;ya atıfta bulunarak) Gazze Şeridi&#8217;ndeki İsrail şiddeti ile kıyaslanamayacak kadar üstün olduğunu savundu. Bu beyefendi, parçası olduğu hükûmet içinde ne düzeltildi ne de en azından ana akım kamuoyunun bir kısmı tarafından uyarıldı.”</em></p>
</div>
</div>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized">
<a href="https://egitimstore.academia.edu/FatihÖzcan" target="_blank" rel="noopener">
<img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/academia3.png" 
alt="" class="wp-image-43315" width="800" height="150"></a></figure>



<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/burdur-emekli-meclisi-sendikasi-toplantisi/">Burdur Emekli Meclisi Sendikası toplantısı</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/amerika-yallah/">Amerika Yallah!</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/bahcelinin-verdigi-ders/">Bahçeli’nin verdiği ders</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/besten-vatan-partisine-ziyaret/">BES’ten Vatan Partisi’ne ziyaret</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/emekli-yazilari8/">Emekli yazıları8</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:400px" aria-label="“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI gömüsü. gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-a4427888-d248-4e2d-9b27-fa116d09480d" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-a4427888-d248-4e2d-9b27-fa116d09480d">İndir</a></div>



<figure class="wp-block-image size-full">
<a href="https://www.youtube.com/channel/UCvI20jcoUUX18hKh-hoSYJQ" target="_blank" rel="noopener">
<img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="150" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube.png" 
alt="" class="wp-image-43574" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube.png 800w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube-300x56.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube-768x144.png 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></a></figure>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/avrupa-abdnin-siyasi-kolesi-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genel Sağlık İş Başkanı Uzm. Dr. Gümüştaş Kıvılcım’a konuştu</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/genel-saglik-is-baskani-uzm-dr-gumustas-kivilcima-konustu/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/genel-saglik-is-baskani-uzm-dr-gumustas-kivilcima-konustu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Dec 2024 12:07:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Sürmanşet]]></category>
		<category><![CDATA[Aile hekimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Genel sağlık İş]]></category>
		<category><![CDATA[Özelleştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıkta Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Gümüştaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=41726</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de 2014 yılında kurulmuş olan, ilimizde henüz yeni olmasına rağmen olağanüstü bir hızla kurulup örgütlenerek emsallerine fark atmasıyla ünlenen Birleşik Kamu İş Konfederasyonu’na bağlı Genel Sağlık İş Sendikası Burdur Şube Başkanı Uz. Dr. Ümit Gümüştaş, son zamanlarda eylemleriyle dikkat çeken [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<iframe loading="lazy" width="900" height="375" src="https://www.youtube.com/embed/PktU3SYPBp0?si=G-oplx0nKI6DIN2D" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen=""></iframe>



<figure class="wp-block-table"><table><tbody><tr><td><img loading="lazy" decoding="async" width="12000" height="33202" class="wp-image-41727" style="width: 12000px;" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/umitgumustas.png" alt="" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/umitgumustas.png 253w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/umitgumustas-108x300.png 108w" sizes="auto, (max-width: 12000px) 100vw, 12000px" /></td><td>Türkiye’de 2014 yılında kurulmuş olan, ilimizde henüz yeni olmasına rağmen olağanüstü bir hızla kurulup örgütlenerek emsallerine fark atmasıyla ünlenen Birleşik Kamu İş Konfederasyonu’na bağlı Genel Sağlık İş Sendikası Burdur Şube Başkanı Uz. Dr. Ümit Gümüştaş, son zamanlarda eylemleriyle dikkat çeken ve oldukça hızlı hareketlenen sağlık sektörü hakkındaki Kıvılcım’ın sorularını cevapladı.<br>Sağlık, devletin en temel birkaç görevinden biri, bir kamu görevidir. Cumhuriyet kurulduğu ve bağımsızlığımızın kazanıldığı yıllarda, o yokluk, yoksulluk yıllarında toplumu kasıp kavuran sıtma, frengi, çiçek, kızıl, trahom, difteri ve verem gibi- (ülkenin orta ve kuzey kesimlerinde frengi, güneyinde trahom tamamında ise sıtma hastalığı gibi)- salgın hastalıkların üstesinden kamucu yöntemlerle gelinmiştir. Büyük Atatürk ve devrimci yönetimi, Dr. Refik Saydam’ın kamucu Sağlık Bakanlığı öylesine sağlam bir kamucu sağlık sektörü temelleri atmış, bu temeller 1960’larda Dr. Recep Akdağ’larla kısmen de olsa devam ettirilmiş ki, 2002’lerden itibaren <strong><em>“Sağlıkta Dönüşüm”</em></strong> adıyla başlatılan sağlıkta piyasalaştırma-özelleştirme uygulamalarına rağmen kökten ortadan kaldırılamadığını, 2022 Covid19 salgınında Türkiye’nin mücadelesinin ve başarısının dünyada parmakla gösterilmesinden ve övülmesinden anladık.<br>Büyük Atatürk sağlık ve toplum konusunda (Cumhuriyetin sağlık alanındaki görevi konusunda)<br><strong><em>“Bir siyasi teşekkülün en öncelikli görevi sağlıklı toplumu yaratmak ve korumaktır.”</em></strong> der. Bu görevin başarılması için de tek ve biricik görevin halkçı-kamucu yöntem olduğunu uygulamalarıyla göstermiştir.<br>Ülkemizde 1980’lerden itibaren İMF’ci hükümetlerin yer yer teşebbüs ettikleri, ancak en esaslı uygulamasını 2002’den sonra kurulan AK Parti hükümetleriyle hayata geçiren devletin <strong><em>“en öncelikli görevi”</em></strong>nden, <strong><em>“sağlıklı toplumu yaratmak ve korumak”</em></strong> görevinden uzaklaşmasının sonuçlarıyla günümüzde <strong><em>“Yenidoğan çetesi”, “sahte rapor”</em></strong> operasyonları şeklinde cerihanın patlaması sonucu ortaya çıkan olaylarla yüzleşiyoruz. Çoğu kişinin tahmin ettiği gibi bu olaylar buzdağını sadece görünen ve suyun üstündeki kısmıdır. Turpun büyüğü okyanus altındadır./KIVILCIMHaber</td></tr></tbody></table></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="989" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/gumustas-zatim.jpg" alt="" class="wp-image-41730" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/gumustas-zatim.jpg 1000w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/gumustas-zatim-300x297.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/gumustas-zatim-768x760.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>



<p><strong><em>1. Sendikanızın kuruluş ve gelişmesi hakkında bilgi verir misiniz?</em></strong></p>



<iframe loading="lazy" width="900" height="375" src="https://www.youtube.com/embed/wzuu_Azf_I4?si=_66Zss8FsuJQx9DE" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen=""></iframe>



<p>14 Ekim 2014 tarihinde kuruldu. Birleşik Kamu İş Konfederasyonuna bağlı sağlık iş kolunda faaliyet yürüten bir sendikadır. Sendikamız sağlık çalışanlarının hak ve özgürlükleri içi mücadele eder. Sendikamız Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün çizgisinde, kamusal, halkçı ve anti emperyalist politikalarının sağlık sisteminde hâkim olması için mücadele eder. Vatanın bütünlüğü, birliği için fedakarlıktan kaçınmayan, sağlık iş kolunda kendi düzeyine düşen bir görev olarak bilen bir sendikadır. Mücadelemiz 14 yıldır devam etmektedir. Önümüzdeki yıllarda da artan bir şekilde Türkiye sağlık camiasında etkin hale gelecektir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="486" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/henel-saglik-is-yonetimi.jpg" alt="" class="wp-image-41729" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/henel-saglik-is-yonetimi.jpg 1000w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/henel-saglik-is-yonetimi-300x146.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/henel-saglik-is-yonetimi-768x373.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /><figcaption>Genel Sağlık İş Burdur Şube Yönetim Kurulu</figcaption></figure>



<p><strong><em>2. Basamak, bir zamanların Sağlık Ocakları yeniden kurulmalı mı? Yoksa bunun yerini Aile Hekimliği alabilir mi? Bu hedef sadece Aile Hekimlerinin çabalarıyla gerçekleşebilir mi?</em></strong></p>



<p>Sağlık Ocağı modeli ile Aile Hekimliği Uygulama modeli sağlık hizmetleri sunumunda Sağlık Sisteminin iki farklı organizasyonudur.</p>



<p>Sağlık Ocağı modeli, belli bir bölgedeki nüfusa kapsamlı sağlık hizmetleri sunmak üzere planlanmış ve şimdilik güncelliğini yitirmiş görünüyor. Bu modelde, sağlık ekibi (Tabip, Ebe, Hemşire, Tıbbi Sekreter, Sağlık Memuru, Çevre Sağlık Teknisyeni, Şoför, Sıtma Savaş İşçisi…), bölge halkına koruyucu, hastalıkları önleyici, tedavi edici ve rehabilitatif hizmetler sunar. Kamusal niteliğiyle, toplum sağlığı hizmetleri ön plandadır.</p>



<p>Aile Hekimliği uygulama modeli ise, bireyleri yaş, cinsiyet ve sağlık durumları ne olursa olsun, bir Aile Hekimi’nden sürekli ve kapsamlı sağlık hizmeti almasını ön gören bir modeldir. Model kişiye yönelik bir sağlık hizmeti sunarak, bireylerin sağlıklarını korumaya, hastalıkları erken dönemde tespit etmeye ve kronik hastalıkların yönetimine odaklanır. Aile Hekimleri hastalarıyla uzun süreli bir ilişki kurarak onların geçmişlerini ve gereksinimlerini daha iyi anlayabilirler. Bu modele göre, sınıflandırılmış Aile Sağlığı Merkezlerinde yer alan Aile Hekimliği Birimlerinde bir hekim ve bir Aile Sağlığı Çalışanı hizmet üretir. Bu modelde sağlığın korunması amaçlansa da bireysel ve sürekli bakım üzerine inşa edilmiştir.</p>



<p>Her iki model, kamu kaynaklarından yani devlet bütçesinden finanse edilmektedir.</p>



<p>Sağlık Ocağı modeline dönüş mümkün gibi olsa da bu çok güç görünüyor. Bu modele geri dönmek, mevcut Aile hekimliği uygulamasının alt yapısını, finansmanını ve insan kaynaklarını göz önünde bulundurduğunuzda ciddi bir yeniden yapılanmayı gerektirir.</p>



<p>Sağlık Ocağı modeli, <strong><em>“sağlıkta dönüşüm”</em></strong>ün politik ve ekonomik yapısı iyi kavrandığında geri dönüşün salt Aile hekimlerinin çabasıyla olması mümkün görünmüyor ki buna izin vermezler.</p>



<p>Bir zamanların sağlık ocağı demek zaten geçmişte kaldığını ikrar etmektir dolayısıyla bunun için <strong><em>“eski çamlar bardak oldu”</em></strong> demek kaba bir ifade olmayacaktır.</p>



<p><strong><em>“Yoksa bunun yerine Aile hekimliği olabilir mi?”</em></strong> demek de abesle iştigaldir. Mevcut olan aile hekimliği modelini de facto halde görmek mümkün değil. Geçmişi yüceltip bugünü gömmeyelim ve denklemi çözelim. Sağırlar körler birbirini ağırlar pozisyonuna düştük, çıkış arayalım ve mevcut modeli uyumlu ve uygulanabilir hale getirmenin yolunu sorgulayalım.</p>



<iframe loading="lazy" width="900" height="375" src="https://www.youtube.com/embed/TLqZbkVS_ng?si=7vagso5E87nB8dBG" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen=""></iframe>



<p><strong><em>3. Aile Hekimleri sözleşmeli pozisyonuyla bir kamu görevi olan sağlık hizmetlerinde ne kadar başarılı olunur? Aile Hekimliği sağlığın özelleştirilmesi yönünden bir kilometre taşı değil midir?</em></strong></p>



<p><strong><em>AİLE HEKİMLİĞİ, SÖZLEŞMELİ POZİSYONA DÖNÜŞTÜRÜLEREK TİCARİLEŞTİRİLMİŞTİR</em></strong></p>



<p>Sosyalizasyon yasasının temellendirdiği birinci basamak sağlık hizmetlerinin kamusal boyutu, Aile Hekimliği uygulama modeliyle sözleşmeli pozisyona dönüştürülmüş ve kamucu yapısı giderek zayıflatılarak ne yazık ki özel bir dönüşümle ticarileşmeye sahne almaktadır.</p>



<p>Sözleşmeli Aile Hekimi bu modelin zorunlu sonucudur.</p>



<p>Aile hekimlerinin sözleşmeli pozisyonla yürüttükleri sağlık hizmeti esas itibarıyla, bundan önceki modelin dönüştürülen bir biçimselliği de olsa, finansman ve istihdam şekliyle kamusal bir hizmet niteliğinde görünüyor, en azından şimdilik. Biçimsel ve sözde olmakla birlikte mücbir sebeplerle <strong><em>“Grandfather”</em></strong> hakları saklı görünen bir model olarak sözleşme şekliyle <strong><em>“başarılı olması”</em></strong> gayet mümkündür. Ancak bu <strong><em>“başarı”</em></strong> modelin nasıl yapılandırıldığı ve uygulamanın etkinliğine bağlıdır. Dolayısıyla başarının birçok faktöre bağlı olduğunu söyleyebiliriz.</p>



<p><em>Sözleşme şeklinin avantaj ve dezavantajları;</em></p>



<ul class="wp-block-list"><li>Performans odaklı çalışma verimli olabilir ama hasta memnuniyetini arttırmaya yönelik bir çabaya dönüşmesi iş yükünü arttırıcı olabiliyor.</li><li>Performans baskısı, sadece kolay ölçülebilir hedeflere odaklanmayı tetikleyebilir (örneğin aşı oranları, Poliklinik Sayısı, Hasta Yönetim Planı (HYP) Kronik Hastalık Takibi vs. uzun vadeli sağlık hedeflerini göz ardı edebilir.</li><li>Aile hekimliği modelinin <strong><em>“hasta”</em></strong> merkezli bir yapıya dönüştürülmemelidir.</li><li>Belli kriterler dayalı değerlendirmelerin niceliksel yapısı eziyete dönüşebilir.</li><li>İş güvencesi eksikliği yaratır ki bu motivasyon düşürücü bir özelliktir.</li><li>Kırsal bölgelerde hizmet yürüten Aile hekimleri ve Aile Sağlığı Çalışanları daha zor şartlarda çalıştıkları için daha az cazip pozisyonlarla karşılaşabilirler.</li><li>Sözleşmeli Aile Hekimlerinin görev tanımları açık ve etkili şekilde düzenlenirse kamu sağlığı hizmetlerine olumlu katkı sağlayabilirler. Örneğin koruyucu sağlık hizmetlerini ön planda tutmaları, toplum sağlığını uzun vadede iyileştirebilir.</li><li>Birinci Basamak Sağlık hizmetlerinin, <strong><em>“Sağlıkta Dönüşüm”</em></strong> Sistemi ve Aile Hekimliği Uygulama modelinin ruhuna aykırı olduğu alenen görülen, <strong><em>“ücretsiz ve eşit”</em></strong> şekilde yürütülmesi esas olmalıdır.</li><li>Sürekli güncel ve bilimsel mesleki eğitim, bilimsel ve destekleyici denetim mekanizmalarının etkili çalışması gerekir.</li><li>Sözleşmeli sistemde, aile hekimlerine yeterli kaynak, teknoloji ve ekip desteği sağlanmalıdır.</li><li>Aile Hekimliği Uygulama Modeli, doğru yapılandırıldığında, <strong><em>“eziyet”</em></strong> yönetmelikleriyle kuşatılmadığında, sözleşme modelinin eksiklikleri giderildiğinde, kamusal ve toplumcu, koruyucu, ücretsiz ve eşit yararlanma sağlandığında başarılı olabilir. Ancak iş güvencesi, motivasyon, sistem ve lojistik destek gibi unsurlar göz ardı edilirse, sorunlar yumağına dönüşeceğinden başarılı olma şansı güçleşir.</li></ul>



<p>Özetle, sözleşmeli pozisyonların başarılı olması mümkün olabilir ancak bu başarı koşulu tüm sistemin uyum içinde çalışmasına bağlıdır.</p>



<p>Sorunuzun ikinci kısmı için şunları söyleyebiliriz:</p>



<p><strong><em>AİLE HEKİMLİĞİ, DÜNYA BANKASI VE</em></strong></p>



<p><strong><em>IMF DESSTEKLİ BİR SAĞLIKTA ÖZELLEŞTİRMEMODELİDİR</em></strong></p>



<p><strong><em>&nbsp;“Sağlıkta Dönüşüm”</em></strong> programı ve onun birinci Basamak Sağlık Hizmetleri için bir Uygulama Modeli olan Aile Hekimliği Modeli, Dünya bankası ve IMF destekli bir sağlıkta özelleştirme modelidir. Bu anlamda elbette bir kilometre taşı olmayı hak ediyor (!), ne yazık ki….</p>



<iframe loading="lazy" width="900" height="375" src="https://www.youtube.com/embed/l_hBtvZX4d0?si=9tkoCgpd5PL0lJMF" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen=""></iframe>



<p><strong><em>4. Aile Hekimliği’nin yaşatılması ve devam ettirilmesi mücadelesi yerine orijinalliği ve yetkinliği tescilli Sağlık Ocaklarının tekrar kurulması talebi kamuculuk adına daha akıllıca değil mi?</em></strong></p>



<p>Şimdi birinci basamakta Sağlık Ocağı Modelini ve sonra da <strong><em>“sağlıkta dönüşüm”</em></strong> programıyla onun yerine uygulanan Aile Hekimliği modelini birlikte yeniden değerlendirelim.</p>



<p>Uzun yıllar kullanılan birinci basamak sağlık hizmeti modeli, 224 sayılı Sosyalizasyon yasası ile yapısı ve unsurları temellendirilmiş ve tanımlanmış bir modeldir. Toplum sağlığını koruma, geliştirme ve hastalıkları önleme de önemli bir rol oynamıştır.</p>



<p>İlk başvuru noktası olarak yapılandırılmıştır. Ancak biliyoruz ki bu işlev hiçbir zaman tam olarak uygulanamamıştır. Bunun politik, ekonomik, sosyal birçok sebebi var.</p>



<p>Koruyucu sağlık hizmetleri kapsamında aşılama, bebek, çocuk, kadın sağlığı, gebelik takipleri, bulaşıcı hastalıkların kontrolü gibi hizmetler toplum sağlığını koruma odaklı bir hizmet yürütüldü.</p>



<p>Eşit ulaşılabilirlik, sağlık eğitimi ve bilgilendirme konularında yeterli bir düzeyin yakalandığı söylemek mümkün değil.</p>



<p>Kapsamlı, sürekli, entegre, koruyucu ve tedavi edici bir hizmet sunulmuş olması, ekip çalışması (tabip, ebe, hemşire, tıbbi sekreter, sağlık memuru, şoför, sıtma savaş işçisi vs. bölge ve mahalle bazlı çalışma, ETF kayıtları, doğum, ölüm, göç, bağışıklık durumu verilerin tutulması bu modelin bazı özelikleydi.</p>



<p>Aile Hekimliği uygulama modelinin yerine Sağlık Ocağı modelinin yeniden getirilmesinin politik, sosyo-ekonomik koşulları ortadan kalkmış görünüyor. Kaldı ki <strong><em>“orijinalliği ve yetkinliği tescilli”</em></strong> dediğiniz sağlık ocağı modelinin içinin ne kadar boşaltıldığını ve desteklenmediğini, temel sağlık hizmetleri olarak yeterince finanse edilmediğini gayet iyi deneyimledik.</p>



<p>Tekrar kurulmasının kamuculuk adına önerilebileceği tartışılabilir ama <strong><em>“akıllıca değil mi?”</em></strong> diye sorduğunuz sorudaki <strong><em>“akıl”</em></strong> sözcüğünü tanımlamanız gerekiyor. Hangi <strong><em>“akıl”</em></strong>? Akıl yasadır, bu arayıp da bulamadığımız bir şeydir. Aklın kaybedildiği, tozlaşmanın önemsenmediği bir mekandayız. Birinci basamak uygulama modellerinin hangi akılla düzenlendiği anlaşılabilir ama <strong><em>“akıllıca”</em></strong> yapılandırıldıklarını söylemek güçtür.</p>



<p>Özetle, sağlık ocağı modelinin tekrar kurulmasını düşlemek, <strong><em>“kamuculuk”</em></strong> adına pek de akıllıca bir fikir değil. Uygulanabilirliğinin maddi koşullarını sağlamaksa, pek akıl karı değil.</p>



<p>Sağlık Ocağı Modeli Temel sağlık Hizmetleri kapsamında, genel bütçeye yük olmayan ama bütçeden de yeterli desteği görmeyen bir kadüklüğe sahipti.&nbsp;</p>



<p><strong><em>“Kamucu”</em></strong> yaklaşım, sosyalizasyon yasasının temel ilkeleri arasında önemli bir yer tutar. <strong><em>“Kamuculuk”</em></strong> adına önerdiğiniz eski modele dönmenin politik, ekonomik, sosyal boyutları hakkında çok şey söylenebilir. <strong><em>“Sağlıkta Dönüşüm”</em></strong> projesinin birinci basamak ayağını oluşturan Aile Hekimliği hizmetleri performansa dayandırılıp, ücretlendirilmesi dahi planlanırken, eziyet yönetmelikleriyle çalışma yaşamının iş yükü arttırılırken, bunun yapabileceğini gösteren bir sağlık planlaması programı dahi yokken geriye dönüş güç görünüyor.</p>



<p>Bu tür fikirler iyi niyet içeriyor olsa da pratikte karşılığı yok. Geçmişe özlem ile veya mevcut olanı anlamak yerine <strong><em>“orijinalliği ve yetkinliği tescilli”</em></strong> diyerek geçmişteki modeli yüceltmek boş bir tesellidir. Hangi politik ve ekonomik programla bunu yapabileceğinizi serimlemeniz gerekir.&nbsp; &nbsp;<strong><em>“Orijinalliği ve yetkinliği tescilli”</em></strong> dediğiniz, üst yapının bir ögesi olarak onu temsil eden karma sağlık sisteminin finansman yapısına dair planlamanın ve dağılımın sağ ve sol politik unsurlarca hiçbir zaman tanımlanmadığını bilmeniz gerekiyor. Mevcut olan sistemin de finansman yapısının belirsiz ve tanımsız olduğu anlaşılıyor. <strong><em>“Ocak”</em></strong> kelimesinin kutsallığı yalnızca ülkülerde ve hülyalarda küllenmiş ateşin mekanındaymış gibi yad ediliyor. Geri gelmesi veya geri dönülmesi tarihsel koşulların ekonomik-politik kesişme noktası, piyasaların ve devletin, bireysel ve kamusal tercihlerin etkileşimine takılıp kalıyor.</p>



<iframe loading="lazy" width="900" height="375" src="https://www.youtube.com/embed/_-rpHxNqc6g?si=C2P7mYEf0lnpfd9L" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen=""></iframe>



<p><strong><em>5. Birinci Basamak gündeme oturmuş durumda. Birinci basamağın özellik ve işlevleri nedir?</em></strong></p>



<p>Gündeme oturması ile son dönemde yayımlanan <strong><em>“eziyet yönetmeliğine”</em></strong> atıf için kullanılmış sanırım. Yoksa birinci basamak da en az diğer basamaklar gibi, sağlıkta şiddet, hekim ihracatıyla, ticarileştirilen değerleri vs. ile hep gündemdedir. Ama birileri gündem dışında tutmak için hayli çaba sarf ediyor.</p>



<p>Özellik ve işlevlerini anlamak için yönetmelik tanımlarından başlayabiliriz. &nbsp;</p>



<p>[Sağlık Hizmet Sunucularının Basamaklandırılmasına Dair Yönetmelik 10/2/2022 31746 tarihinde Resmî Gazete; Yönetmeliğe dair yapılan değişiklikler Resmî Gazetede 14/4/2022 31809 ve 30/7/2022 31908 tarih ve sayı]</p>



<p>Bu yönetmelik ve değişiklikleri MADDE 5 kapsamında:</p>



<p>Birinci basamak sağlık hizmet sunucuları, ilgili mevzuata da tanımlanan, hastaların ayaktan veya yataklı teşhis ve tedavilerinin yapıldığı sağlık kuruluşlarıdır.</p>



<p>Birinci basamak ayaktan teşhis ve tedavi hizmeti sunan sağlık hizmet sunucuları şunlardır:</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Bünyesinde birinci basamak sağlık kuruluşu bulunan ilçe sağlık müdürlüğü.</li><li>Toplum sağlığı merkezi (TSM).</li><li>Aile sağlığı merkezi (ASM).</li><li>Halk sağlığı laboratuvarı.</li><li>Kurum tabipliği.</li><li>112 Acil sağlık hizmeti birimleri.</li><li>Evde bakım merkezleri veya birimler.</li><li>İşyeri sağlık ve güvenlik hizmeti sunulan birimler.</li><li>Belediyelere ait poliklinikler.</li><li>Özel poliklinikler.</li><li>Ağız ve diş sağlığı hizmeti veren özel sağlık kuruluşları.</li><li>Üniversiteler bünyesindeki mediko-sosyal birimler.</li><li>Türk Silahlı Kuvvetlerinin birinci basamak sağlık üniteleri.</li><li>18/12/1953 tarihli ve 6197 sayılı Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanun kapsamında serbest faaliyet gösteren eczaneler.</li><li>Muayenehaneler.</li></ul>



<p>Birinci basamak ayaktan ve yataklı teşhis, tedavi ve rehabilitasyon hizmeti sunan sağlık hizmet sunucuları entegre ilçe devlet hastaneleridir.</p>



<p>Birinci basamak sağlık hizmet sunucularının faaliyet izin belgelerine; ilgili birim tarafından onaylanmış çocuk, ergen, kadın ve üreme sağlığı birimi, enfeksiyon kontrol birimi, entegre sağlık hizmeti birimi, evde sağlık hizmeti birimi, kanser erken teşhis, tarama ve eğitim merkezi, sıtma savaş dispanseri, verem savaşı dispanseri, sağlıklı hayat merkezi, göçmen sağlığı merkezi, iş sağlığı ve güvenliği birimi, yetkilendirilmiş aile hekimliği birimi, sağlık evi, ilgili mevzuat kapsamında açılacak benzer birimler bağlı birim olarak eklenir.</p>



<p>224 No.lu Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanuna göre Sağlık Ocağı Modelinin temel dayanakları ve özellikleri:</p>



<p>Sağlık ocaklarında tam süre çalışan geniş bir ekip tarafından sunulan, toplumcu anlayış ile, eşit, sürekli, parasız, entegre ve basamaklandırılmış sağlık hizmeti Sosyalleştirmenin önemli bir basamağı olarak şu yapılandırılmıştı. Bu yasanın temel ilkeleri 1) finansman ve 2) örgütlenme olarak iki başlık altında değerlendirilmişti.</p>



<p>Karma finansman modeline göre;</p>



<p>Vatandaşların ödedikleri prim,</p>



<p>Kamu kurumlarının bütçeleri ve</p>



<p>Cepten ödeme (madde 2) şeklinde sağlanmaktadır.</p>



<p>Sağlık ocaklarında sunulan her tür sağlık hizmetinden parasız yararlanacaktır (madde 14).</p>



<p>Buna göre tarafların eşitsizliği, parası olanlara istedikleri sağlık hizmetini seçme <strong><em>&#8220;hakkı&#8221;</em></strong> verilmekteydi. Bu durum <strong><em>“eşitsizlikçi-toplumsal”</em></strong> ve <strong><em>“parasız-eşitlikçi”</em></strong> çelişkili bir modeldi. Bu haliyle yasa sağlık sektöründe bir yandan kamusal, diğer yandan da özel sağlık sistemlerini standardize etmiştir. [Bu yapı <strong><em>“orijinalliği ve yetkinliği tescilli”</em></strong> olmadığının kanıtlarından değil de nedir?]</p>



<p>B. Örgütlenmeyle ilgili ilkeler:</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; a. Tam gün uygulaması (madde 3)</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; b. Basamaklı hizmet ve sevk sistemi</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; c. Entegre hizmet: Sağlık ocakları ve sağlık evleri (madde 10).</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; d. Nüfusa orantılı hizmet, dar-belirlenmiş 5000-10000 kişilik alanda geniş kapsamlı (entegre) hizmet (madde 2).</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; e. Ekip hizmeti: (madde 10).</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; f. Sürekli eğitim: (madde 12).</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; g. Alt yapı, donanım, araç temini: (madde 17).</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; h. Planlama ve değerlendirme üst kurulları (madde 21).</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ı. Sektörler arası işbirliği (madde 22).</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; i. Toplum katılımı (madde 23).</p>



<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; j. Sözleşmeli personel istihdamı (madde 26).&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p>2000’li yıllarda terk edilen Sağlık Ocağı Modelinin yeniden uygulanabilirliğinin koşulları ortadan kaldırılmış gözüküyor. Bu modelin avantaj ve güçlükleri var ve bunlara yukarıda değindik. Eksikliklerinin düzeltilmesi için yeterli özen ve istek gösterilmedi. Bu modelde bölge tek, ekip güçlü, düşük bütçeli ve hizmet toplum temelliydi.</p>



<p>Mevcut olan model bu modelin birçok temel ilkesinin reddi üzerine inşa edilmiştir. Bu modelde bölge parçalara ayrıldı, ekip dağıtıldı ve kişi hatta <strong><em>“hasta”</em></strong> merkezli hale getirildi. Hasta memnuniyeti, performans ve kesinti vb. çeşitli kriterler üzerine inşa edilen bu modelin eksiklikleri düzeltilmediği sürece sürdürülebilirliği güçtür.</p>



<p>Mevcut model, daha gelişmiş modernize teknolojik donanım ve fiziksel yapıya, dijital kayıt, laboratuvar vs. gibi geniş olanaklara sahip.</p>



<p>Geriye dönüşün nesnel koşulları ve beklentisi artık kaybolmuştur. Aile Hekimlerinin Sağlık Ocağı modeline yeniden dönmek gibi bir talebi olmadığı gibi bunun gerçekleşmesi için bir çabaları da yoktur.</p>



<p>Model ne olursa olsun birinci basamak sağlık hizmetlerinin başarılı olması için; (<strong><em><span style="color:#cf2e2e" class="tadv-color">bu konuşmamın özü burasıdır)</span></em></strong></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>Kamusal,</p><p>Ücretsiz&nbsp;</p><p>Entegre</p><p>Nüfus orantılı</p><p>Ekip</p><p>Koruyucu-önleyici</p><p>Mobil</p><p>Sürekli eğitim</p><p>Toplumcu katılım</p><p>Sevk sistemi hizmetleri esas …</p></blockquote>



<p>İlkeleri çerçevesinde yapılandırması lazım.</p>



<iframe loading="lazy" width="900" height="375" src="https://www.youtube.com/embed/DIesh8AiRM0?si=YZv0045mxq-AK_Ht" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen=""></iframe>



<p><strong><em>6. Burdur’da sağlık sektörünün somut durumu nedir? Ne yapılmalı? Nasıl yapılmalı?</em></strong></p>



<p>Genel Sağlık Sendikası olarak ilimiz yöneticilerine, bürokratlarına, milletvekillerine, karar verici organlarına sık sık görüşlerimizi iletiyoruz. Burdur sağlık sisteminde Burdur Devlet Hastanesi ön plandadır. Ancak bir başka sağlık kuruluşuna da bir başka hastaneye de ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Tıp Fakültesi, Eğitim Araştırma gündemde dolaşıp duruyor. Biz bir tıp fakültesinin siyasiler tarafından popülist politika gereği ortaya atıldığı inancındayız. Ama ilimize de başka bir hastane gerekli olduğu inancındayız. Ne olabilir? Mesela bir Eğitim Araştırma olabilir.</p>



<iframe loading="lazy" width="900" height="375" src="https://www.youtube.com/embed/BhLnGf_7cOk?si=pzCzLZRGH4HshnjA" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen=""></iframe>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/burdur-emekli-meclisi-sendikasi-toplantisi/">Burdur Emekli Meclisi Sendikası toplantısı</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/amerika-yallah/">Amerika Yallah!</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/bahcelinin-verdigi-ders/">Bahçeli’nin verdiği ders</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/besten-vatan-partisine-ziyaret/">BES’ten Vatan Partisi’ne ziyaret</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/emekli-yazilari8/">Emekli yazıları8</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/11/ata-eti-ite-otu.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:321px" aria-label="ata-eti-ite-otu gömüsü. gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-bf6994ad-c39d-46cc-b7ea-f9d3e7c27cae" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/11/ata-eti-ite-otu.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">ata-eti-ite-otu</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/11/ata-eti-ite-otu.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-bf6994ad-c39d-46cc-b7ea-f9d3e7c27cae">İndir</a></div>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/genel-saglik-is-baskani-uzm-dr-gumustas-kivilcima-konustu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genel Sağlık İş Başkanı Gümüştaş Kıvılcım&#8217;a konuştu</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/genel-saglik-is-baskani-gumustas-kivilcima-konustu/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/genel-saglik-is-baskani-gumustas-kivilcima-konustu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Dec 2024 13:47:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Sürmanşet]]></category>
		<category><![CDATA[Çözümler]]></category>
		<category><![CDATA[Genel sağlık İş]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık sektörü]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunlar]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Gümüştaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=41717</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/genel-saglik-is-baskani-gumustas-kivilcima-konustu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İç cepheyi dinamitleyen Bakan’a sert cevap</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/ic-cepheyi-dinamitleyen-bakana-sert-cevap/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/ic-cepheyi-dinamitleyen-bakana-sert-cevap/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Nov 2024 15:25:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Kategori]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Sürmanşet]]></category>
		<category><![CDATA[Av. levent temiz]]></category>
		<category><![CDATA[Ezber Bozan]]></category>
		<category><![CDATA[MEB Yusuf tekin]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa İlker Yücel]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal Kanal]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=41645</guid>

					<description><![CDATA[Levent temiz: “İttihatçılarla hesaplaşma Türk düşmanlığıdır” Ulusal Kanal’da Mustafa İlker Yücel’in sorularını yanıtlayan Levent Temiz, Atatürk’ün de üye olduğu, döneminde siyasette Türk milliyetçiliğini, ekonomik alanda milli ekonomiyi ateşleyen İttihat ve Terakki’yi hedef tahtasına koyan ve Cumhurbaşkanı’nın önemle vurgu yaptığı iç [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center has-white-color has-text-color has-background" style="background-color:#e20b0b;font-size:26px"><strong><em>Levent temiz: “İttihatçılarla hesaplaşma Türk düşmanlığıdır”</em></strong></p>



<p class="has-text-align-right has-luminous-vivid-amber-background-color has-text-color has-background" style="color:#191919;font-size:25px"><strong><em>Ulusal Kanal’da Mustafa İlker Yücel’in sorularını yanıtlayan Levent Temiz, Atatürk’ün de üye olduğu, döneminde siyasette Türk milliyetçiliğini, ekonomik alanda milli ekonomiyi ateşleyen İttihat ve Terakki’yi hedef tahtasına koyan ve Cumhurbaşkanı’nın önemle vurgu yaptığı iç cepheyi bölen Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e sert tepki gösterdi. Av. Temiz, ‘İttihatçılar dağılan bir imparatorluktan bir millet var etti. Kurtuluş Savaşı’nın temelini attılar. Bunlar ancak bir İngiliz sömürge valisinin ağzından çıkacak sözler&#8217; dedi.</em></strong></p>



<p>Vatan Partisi Merkez Karar Kurulu Üyesi, Eski Ülkü Ocakları İstanbul İl Başkanı Av. Levent Temiz, Ulusal Kanal’da, Ezber Bozan programında <strong><em><span style="color:#5265f5" class="tadv-color"><a href="https://x.com/ilkeryucell/status/1858392640443597126" target="_blank" aria-label="Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Mustafa İlker Yücel (opens in a new tab)" rel="noreferrer noopener" class="ek-link">Ulusal Kanal Genel Yayın Yönetmeni Mustafa İlker Yücel</a></span></em></strong>’in sorularını yanıtladı. Temiz, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in İttihat ve Terakki Cemiyeti ile ilgili sözlerine ilişkin, <strong><em>“Ya İttihatçılara ve Türk Devrimi’ne karşı ideolojik bir husumeti var ya da çok derin bir yanılgı içerisinde.”</em></strong> ifadelerini kullandı.<strong><em> “Milliyetçilik emperyalizmle mücadeledir. Milliyetçiliği tarihsel köklerinden koparttılar. Hormonlu milliyetçilik türedi.”</em></strong> diyen Temiz, Türk milliyetçiliğini anlattı.</p>



<p><strong><em>‘İNGİLİZ TEZLİ TARİHİ BAZ ALIYOR’</em></strong></p>



<p>Temiz, <strong><em>“İttihatçılar bu ülkede egemen oluncaya kadar Osmanlı tüm herkesin kardeşçe yaşadığı bir ülkeydi.”</em></strong> diyen Bakan Yusuf Tekin’e, <strong><em>“Sayın Bakan, İngiliz tezli bir tarih üzerinden konuşuyor ki böyle bir ithamda bulunuyor. İttihatçılar yıkılan ve dağılan bir imparatorluktan bir millet var etti. Bunlar ancak bir İngiliz sömürge valisinin ağzından çıkacak sözler. Milli Eğitim Bakanımız İttihat ve Terakki ile bu kadar ilgiliyse şunu bilsin ki; bu topraklarda İttihatçılar ölür ama İttihatçılık ölmez. İttihatçılık bir ruhtur.” </em></strong>şeklinde cevap verdi.</p>



<p><strong><em>YAPILAN İŞ “TÜRK DÜŞMANLIĞIDIR”</em></strong></p>



<p>Av. Temiz Bakan Tekin’i eleştirisinin devamında şu ifadeler eyer verdi:</p>



<p><strong><em>“II. Abdülhamid’i tahtan indirenler kimlerdi? Türkiye’de bazı grupların bu konuları sürekli gündeme getirmesinin altında yatan bilinçaltı Türk düşmanlığıdır. İttihat ve Terakki ile bu kadar hesaplaşma, iftiralar, hezeyanlar içerisinde olunmasının sebebi Türk kimliğidir. Yusuf Akçuralar, Ziya Gökalpler, Mehmet Emin Resulzadeler, Hüseyinzade Ali Turan beyler, Ömer Seyfettinler… Onların bu coğrafyada Türk Devrimi’nin temellerini attıkları fikre karşı bir düşmanlık. Bu tezleri İngilizlerden alıp savunuyorlar. İngiliz etki ajanlarının uydurduğu tezler. Bir de bu kadar hassas bir dönemde. Bu açıklamalar hem iktidar partisine hem de cumhurbaşkanına zarar veren açıklamalar.”</em></strong></p>



<p><strong><em>‘REVAL PLANINI İTTİHATÇILAR MI YAPTI?</em></strong></p>



<p>Mustafa İlker Yücel ise Bakan Tekin’in açıklamalarını, <strong><em>“Milli Eğitim Bakanı’nın gözönünden kaçırdığı en önemli gerçek şu; Osmanlı Devleti 1881’de Düyun-u Umumiye ile birlikte aslında iflas etmişti. Osmanlı Devleti’nin gelir kaynaklarına Batı doğrudan el koyuyordu. İttihatçılar, devleti bu aciz durumdan kurtarmak için ölümüne mücadele etti. 1908’de İttihatçılar Reval görüşmeleri sebebiyle Batı’ya meydan okudu. Çünkü orada Osmanlı’nın parçalanması gündemdeydi. Yusuf Tekin’e soralım, Reval görüşmelerini İttihatçılar mı yaptı? O görüşmelerde Osmanlı’yı parçalayanlar kimlerdi? Saray neden gözünü kapatıyordu da İttihatçılar mücadele ediyordu? İttihatçıların 1908’den sonra devlete hâkim olduğu da büyük bir palavra. Devlete hâkim olsalardı 31 Mart yobaz ayaklanması olmazdı. İttihatçılar 1909’da 5. Mehmet Reşat’la birlikte Saray’da kudretli hale geliyor fakat emperyalist saldırganlık sebebiyle bir anda kendilerini savaşın içinde buluyorlar. Talat Paşa’nın önemli isimlerinden Muhittin Birgen bu durumu şöyle izah ediyor: ‘Biz vaziyete hâkim olamadık, vaziyet bize hâkim oldu!’ Sonra Balkan Savaşı süreci… İttihatçılar Sayın Bakan’ın iddia ettiğinin tersine devleti kurtarmak için çırpındılar. Onların mücadele birikimi sayesinde Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet Devrimi yaşandı.” </em></strong>ifadeleriyle değerlendirdi.</p>



<p>Ezber Bozan programındaki Aydınlık’ta yayınlanan soru ve cevapları KıvılcımHaber okuyucu ve izleyicilerinin bilgisine sunuyoruz:</p>



<p><strong><em>‘İTTİHAT VE TERAKKİ’NİN TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNDEKİ ROLÜ’</em></strong></p>



<p><strong><em>Mustafa İlker Yücel: İttihat ve Terakki’nin Türk milliyetçiliğinin oluşmasındaki rolü nedir? II. Abdülhamid neden milliyetçilere karşı tavır aldı?</em></strong></p>



<p><strong><em>Levent Temiz:</em></strong> Türkiye’de kötü niyetli bir grup var. Olaylara dönemin şartlarıyla bakmak lazım. Kötü niyetli gruplar tarihi şahsiyetler üzerinden bir kutuplaşma yaratmaya çalışıyorlar. II. Abdülhamid’i kullanıyorlar. Eski Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, AK Parti’nin kurucusu. Ergenekon, Balyoz kumpaslarına da destek olmuş bir kişi. II. Abdülhamid ile ilgili görüşlerine bakın.</p>



<p>Biz bugün Abdülhamid’i yererek bir yere varamayız ama tarihsel gerçekleri öğrenmek istiyorlarsa Batı devletlerinin İttihatçılara nasıl diş bilediklerini gösteren çok sayıda belge var. Bunların zihindeki Abdülhamid ile Osmanlı’yı yöneten Abdülhamid aynı değil.</p>



<p><strong><em>Mustafa İlker Yücel: Evet. Ne II. Abdülhamid’i biliyorlar ne de İttihat ve Terakki’yi. İttihat ve Terakki Balkan Savaşı’na kadar Osmanlı’yı yeniden ihya etme, düştüğü aciz durumdan kurtarmak için çabalıyor. Padişah’ı Bursa ve Edirne’ye götürüyor. Büyük törenler düzenliyor. Bursa ve Edirne eski başkentler. İttihatçılar oradan Batı saldırganlığına karşı meydan okuyor.</em></strong></p>



<p><strong><em>‘TÜRK MİLLETİNİN DİRENİŞ CEPHESİ MİLLİYETÇİLİK’</em></strong></p>



<p><strong><em>Levent Temiz:</em></strong> Milliyetçilik Türk milletinin bir direniş cephesidir. Varoluşsal bir tepkidir. Emperyalizme karşı mücadelenin adıdır bu topraklarda. Türk milliyetçiliği, büyük önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel felsefesidir. Türkiye’deki milliyetçilik ile o ayrıştırıcı, bölücü, ırkçı batı milliyetçiliğiyle zaman zaman karıştırılıyor. Batı milliyetçiliği bölücüdür. Türk milliyetçiliği tam tersidir. Kucaklayıcıdır, bütünleştiricidir. Türk milliyetçiliği fikri bir ulus devlet inşa etmiştir bu coğrafyada. Aradaki fark budur. Batı’daki milliyetçilik insanlık düşmanıdır.</p>



<p><strong><em>‘HORMONLU MİLLİYETÇİLİK’</em></strong></p>



<p><strong><em>Mustafa İlker Yücel: Milli Eğitim Bakanı’nın açıklamaları 4, 5 program konuşulacak kadar yanlış içeriyor. Cumhuriyet’in temel niteliklerini sindiremediğini görüyoruz. AK Parti’de milli, vatansever grubun dışında bir de böyle Cumhuriyet ile hala hesaplaşmak isteyen, etkisi sınırlı da olsa bir kesimin olduğunu görüyoruz. Bu tartışmaları bugün açmanın Türkiye’ye ne faydası var? Şimdi Türkiye’de NATO’cu bir milliyetçilik var. Serbest piyasacı, FETÖ sever bir milliyetçilik var. Her yerden esneyen Batıcı milliyetçilik var. Milliyetçiliği herkes bir yerinden tutup çekmeye çalışıyor. Türk milliyetçiliğinin amacı ve kırmızı çizgileri nelerdir?</em></strong></p>



<p><strong><em>Levent Temiz:</em></strong> Türk milliyetçiliğinin temel karakteristik özelliği; devrimci, ilerici, antiemperyalist bir temel üzerine oturmuştur. Kökünü en az 2 bin yıllık Türk tarihinden alır. Sizin bu saydığınız grupların benimsemiş olduğu milliyetçiliğe hormonlu milliyetçilik diyorum. Bu Türk milliyetçiliği değil. Bu soğuk savaş yıllarında CIA’nın laboratuvarlarında üretiliyor. Süper NATO odalarında oluşturulmuş hormonlu bir milliyetçilik. Oligarşik sermaye ile kapitalizmle, vahşi liberal kapitalizmle uzlaşan anlayış milliyetçi olamaz. Milliyetçi bunun karşısında olan insandır. Ülkesinin tam bağımsızlığını savunan bir insandır. Bugün kendini bu şekilde ‘milliyetçi’ olarak tanımlayanların milliyetçilikle hiçbir ilgisi yoktur. Onlardan olsa olsa Amerikan milliyetçisi olur.</p>



<p><strong><em>PROGRAMIN TAMAMINI BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ</em></strong></p>



<iframe loading="lazy" width="900" height="375" src="https://www.youtube.com/embed/GI7EjZSOYG0?si=DMbMG8lt3mEhABIz" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe>



<p><strong><em>‘MİLLİYETÇİLİK EMPERYALİZM İLE MÜCADELEDİR’</em></strong></p>



<p><strong><em>Mustafa İlker Yücel: Bu soğuk savaş milliyetçiliğinin temel özellikleri neler?</em></strong></p>



<p><strong><em>Levent Temiz:</em></strong> Bildiğiniz gibi Amerikalıların Yeşil Kuşak projesi var. “Türk-İslam sentezi” diye formüle ettikleri, bir takım “kanaat önderleri” aracılığıyla bu toplumun çocuklarının beyinlerine ekilmiş zararlı tohumlardır. Sovyetlere kaşı antikomünist bir milliyetçilik anlayışı hâkim. Peki Amerika’ya karşı ne yapıyorsun? Amerika Türkiye’yi bölüyor parçalıyor. Türkiye’de milli güçlere çektikleri operasyonlar, Suriye’nin kuzeyinde kurulmaya çalışılan kukla Kürdistan vs. hepsi ortada. Milliyetçi, toplumcu olmak zorundadır. Her toplumcu da milliyetçi olmak zorundadır. Milliyetçilik emperyalizmle mücadeledir. Milliyetçiliği tarihsel köklerinden koparttılar. Milliyetçilik toplumcudur, üreticiden yanadır. Bu yüzden ilk milliyetçiler kendilerine rahatlıkla ‘Biz toplumcu milliyetçiliyiz! Biz devrimciyiz!’ demişti.</p>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/burdur-emekli-meclisi-sendikasi-toplantisi/">Burdur Emekli Meclisi Sendikası toplantısı</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/amerika-yallah/">Amerika Yallah!</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/bahcelinin-verdigi-ders/">Bahçeli’nin verdiği ders</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/besten-vatan-partisine-ziyaret/">BES’ten Vatan Partisi’ne ziyaret</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/emekli-yazilari8/">Emekli yazıları8</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/11/ata-eti-ite-otu.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:310px" aria-label="ata-eti-ite-otu gömüsü. gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-e7335a3b-198c-4e3e-9f3a-f64fd237de06" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/11/ata-eti-ite-otu.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">ata-eti-ite-otu</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/11/ata-eti-ite-otu.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-e7335a3b-198c-4e3e-9f3a-f64fd237de06">İndir</a></div>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/ic-cepheyi-dinamitleyen-bakana-sert-cevap/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İki mücadeleci kadına kulak veriyoruz: Enkazdan çıkan direnç, sağduyu ve çözüm</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/iki-mucadeleci-kadina-kulak-veriyoruz-enkazdan-cikan-direnc-sagduyu-ve-cozum/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/iki-mucadeleci-kadina-kulak-veriyoruz-enkazdan-cikan-direnc-sagduyu-ve-cozum/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 17 Aug 2024 12:16:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[6 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[Asrın felaketi]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Maraş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=41028</guid>

					<description><![CDATA[Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat (1923) depremleriyle sarsılan Türkiye, kimilerine göre &#8220;yüzyılın felaketi&#8221;, bazı bilim insanlarına göre ise -bölgede 900-1000 yıldır deprem olmaması gerçeğinden hareketle &#8220;binyılın felaketi&#8221; diye adlandırılan bu felaketin hakkıyla olmasa da -ülkemizin üzerine kaos yaratmak için çullanan dış [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-table"><table class="has-background" style="background-color:#eef8f8"><tbody><tr><td>Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat (1923) depremleriyle sarsılan Türkiye, kimilerine göre &#8220;yüzyılın felaketi&#8221;, bazı bilim insanlarına göre ise -bölgede 900-1000 yıldır deprem olmaması gerçeğinden hareketle &#8220;binyılın felaketi&#8221; diye adlandırılan bu felaketin  hakkıyla olmasa da -ülkemizin üzerine kaos yaratmak için çullanan dış ve iç güçlere rağmen kaosa düşmeden üstesinden geldi. Felaket karşısında kenetlenip birlik içinde acılara göğüs gerecek yerde iç ve dış muhalefet felaketi fırsata çevirme peşine düştü. Daha ilk günden, felaketin sabahında başladı kötüleme kampanyası. Ama halk durumun farkındaydı. Bunu da felaketi izleyen ilk seçimde muhalefete felaket yaşatarak gösterdi.<br>Aşağıda Birsen Sürmeli&#8217;nin Aydınlık gazetesinde yayınlanan iki felaketzedeyle yapılan söyleşi var.<br>KıvılcımHaber okuyucu ve izleyicilerinin bilgi ve ilgilerine sunarız. (KıvılcımHaber)</td></tr></tbody></table></figure>



<p>Hepimizin kendi hayatları var. Günlük yaşamda olağanüstü değişimleri yaşamamız pek söz konusu olmaz&#8230; Ancak öyle olaylarla bir anda karşı karşıya kalırız ki, o güne kadarki bütün düzenimizi altüst eder. İşte, 6 Şubat Depremi de olağandışı yıkımlarıyla insanlarımıza böyle bir altüst oluş yaşattı</p>



<p><strong><em>6 Şubat depreminde neler yaşandı?</em></strong></p>



<p><strong><em>Deprem günü ve sonrasında neler yaşandı?</em></strong></p>



<p><strong><em>6 Şubat depreminde kurtarma çalışmaları nasıldı?</em></strong></p>



<p>BİRSEN SÜRMELİ</p>



<p>Gölcük Depremi’nin üzerinden 25 yıl, Kahramanmaraş merkezli depremin üzerinden ise tam 1,5 yıl geçti. Her büyük deprem sarsıntılarının ardından yaralar sarılmaya çalışılır, hükümetlerce deprem öncesi önlemlerin bundan böyle alınacağına ilişkin çalışmalar dillendirilir. Ama büyük depremleri yaşayan illerimizin kayıpları hâlâ on binlerceyi bulmaktadır. Biz kalıcı çözümler üzerine çalışacak ayrı bir bakanlığın kurulmasının önemine vurgumuzu yeniden yapalım. 6 Şubat Depremi’nde Hatay’dan ayrılan ve Hatay’da halen yaşayan kadınlarımızdan ikisinin, depremde ve sonrasında yaşadıklarından çıkaracağımız dersler olacağını düşündük.</p>



<p><strong><em>‘15 SAAT BEKLEDİK’</em></strong></p>



<p>Deprem sonrası Antakya’dan ayrılan Yeter Kırış’ın yaşadıklarını kendisine sorduk:</p>



<p>“Adım Yeter, aslen Yozgatlıyım. Hatay’da büyüdüm. Üniversite için Hatay’dan ayrıldım, evlenip tekrar Hatay’a döndüm. Hatay’ın vazgeçilmez bir cazibesi vardı benim için. İnsanların hoşgörü ve birlik, beraberlik içerisinde yaşadığı Hatay’ı tek cümleyle anlat deseler, “Mutlu insanların şehri” derdim. 35 yaşındayım, ebeyim, kamuda görevliyim. Depremden önce evli ve 2 çocuk annesi mutlu bir aile sahibiydim. 6 Şubat 2023 gecesi, depremden yarım saat kadar önce uyanıp su içtim. Çocuklarımın üzerinin açık olup olmadığını kontrol ettim. Uyumak için tekrar yatağa girdim.</p>



<p>&#8220;Uykuya dalmadan hafif sallantı hissettim, eşimi uyandırdım. Son 2 aydır sürekli sallandığı için o gece de duracak diye bekledik, ancak öyle olmadı. Birden şiddetlendi. Hızlıca yataktan çıkıp, ben 7 yaşındaki oğlumuzun, eşim 10 yaşındaki kızımızın odasına koştu. Oğluma sarıldım ve yere yattım o yıkılma anını şu an bile iliklerime kadar hissediyorum, gerisini hatırlamıyorum. Anlattıklarım size çok uzun gibi gelebilir, ancak sallantının başlamasıyla evimizin yıkılması arasında 15 saniyeden fazla bir zaman sürmedi. Kendime gelince öğrendim ki, 90 saniye sallanmış meğerse…</p>



<p>“Çok karanlık ve çok soğuktu. Birden oğlumun kıpırdamasıyla kendime geldim, Anne beni çok sıkıştırıyorsun” dedi. Ona sarıldığımı zannediyordu. O an kendime geldim, “Sana sarılmıyorum oğlum, deprem oldu duvarlar üstümüze yıkıldı. Ama korkma biz en üst kattayız, bizi hemen çıkarırlar” dedim. 15 saat bekleyeceğimizi düşünemedim bir taraftan da şunu düşündüm, bizim binamız yeni binaydı sağlam binaydı nasıl yıkıldı ki…. aklım eşim ve kızımda, ailemdeydi. Enkazın altındayken yukarıdakilerin sesini duyuyordum ama sesimi duyuramıyordum nefesimi içime çekip bağıracak kadar bile alan yoktu. Annem ve babamın feryatlarını, komşularımın adlarının çağrılmasını duyarak tekrar bayılmışım..</p>



<p>“Birden çok yakından bir ses duydum. Alt komşum İrem’in babasıydı. Güçlükle “Ben Yeter” diyebildim. Babamı yönlendirmişler, elinde küçük bir çekiçle saatlerce bizi tek başına çıkarmak için uğraştı. Bir taraftan da sürekli hâlâ hayatta olup olmadığımızı kontrol etmek için “Ses verin” diyordu. Kızımı, eşimi, eniştemi, yeğenimi enkaz altında cansız gördüğünden dolayıymış meğerse, sürekli “Ses verin” demesi… Enkazdan çıktığımda daha farklı bir tablo bekliyordum. Sağlık çalışanlarını, AFAD çalışanlarını, arama kurtarma ekiplerini, vs..</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="771" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/yeter-kiris-771x1024.png" alt="" class="wp-image-41029" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/yeter-kiris-771x1024.png 771w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/yeter-kiris-226x300.png 226w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/yeter-kiris-768x1020.png 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/yeter-kiris.png 1000w" sizes="auto, (max-width: 771px) 100vw, 771px" /><figcaption>Yeter Kırış</figcaption></figure>



<p><strong><em>‘KIYAMETİN KOPTUĞUNU DÜŞÜNDÜM’</em></strong></p>



<p><strong><em>-“Evet, enkazdan çıktık, peki sonrası?”</em></strong></p>



<p>“Hastaneler yıkılmıştı, yollar kapalıydı. Birden babam kendini yola attı. Bir pikabın arkasına yatırdılar bizi. Etrafa bakındığımda yerde yatan cenazeleri gördüm. O kadar fazlaydı ki depremi yaşamama rağmen savaş çıktığını düşündüm önce. Sonra “Kıyamet mi kopuyor?” dedim. Hastane bahçesine geldiğimde manzara çok daha korkunçtu. Abartmıyorum, yağmur sularıyla birlikte kan akıyordu her yerde… Ambulansa bindirilip Adana Balcalı Üniversite Hastanesi’ne götürüldük, burada tedavimiz başladı.</p>



<p>“Depremin şiddeti inanılmaz derecede büyüktü, çok fazla can kaybı oldu ama, depremin birçok ilde yıkıma sebep olduğunu öğrendiğim o an şunu düşündüm “Böyle bir yıkıma hangi güç, hangi devlet yetişebilir?</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="875" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/yeter-kirisin-oglu-875x1024.png" alt="" class="wp-image-41032" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/yeter-kirisin-oglu-875x1024.png 875w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/yeter-kirisin-oglu-256x300.png 256w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/yeter-kirisin-oglu-768x899.png 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/yeter-kirisin-oglu.png 1000w" sizes="auto, (max-width: 875px) 100vw, 875px" /><figcaption>Yeter Kırış&#8217;ın oğlu</figcaption></figure>



<p>“Daha sonra, yavaş yavaş depremin yaralarını sarmak adına bazı yardımlar yapılmaya başlandı. Kira yardımı, taşınma yardımı, cenazelerimizin işlemlerini yapabilmemiz için vefat başına para yardımı, dernekler ve vakıflar aracılığıyla giyim ve gıda yardımı, kredi kartının borcunun ödenmesinin ertelenmesi, son faturaların silinmesi, MTV alınmaması, bazı telekomünikasyon şirketlerinin fatura yardımı oldu&#8230; Yani özetleyecek olursak, yaralarımızı sarmak adına devlet ve millet birlikte birçok şeyi yaptık.</p>



<p>“Konutum yıkıldığı için devlet hak sahipliği verdi, yapılacak. TOKİ‘de kura sonucunu bekliyorum. Böyle büyük kayıplarda, yıkımların en aza indirilebilmesi için yapılacak en önemli ve ilk şey işin doğru yapılması&#8230; Sonra denetimlerin daha sıkı yapılması, kurallara uymayan memurlara, ilgili görevlilere ve müteahhitlere yönelik yaptırımların ağırlaştırılması, kişi çıkarları lehine şehir yapılarının değiştirilmemesi, daha fazla kazanmak adına uygun olmayan zeminlerde fazla kat çıkılmaması çok büyük önem taşıyor. Çünkü deprem artık yaşamımızın bir parçası durumunda&#8230; Evimize kavuşmayı bekliyoruz oğlumla&#8230; Acil bir gereksinimimiz şimdilik yok.</p>



<p><strong><em>‘FIRSATÇILAR HER YERİ YAĞMALIYORDU’</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/zarif-yukler-768x1024.png" alt="" class="wp-image-41030" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/zarif-yukler-768x1024.png 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/zarif-yukler-225x300.png 225w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/08/zarif-yukler.png 1000w" sizes="auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption>Zarif Yüksel</figcaption></figure>



<p>Zarif Yükler ise depremi Hatay Samandağ’da yaşamıştı. Halen orada yaşıyor&#8230;</p>



<p>“Adım, Zarif Yükler. Öncelikle depremde tüm vefat edenleri rahmetle anıyoruz. Hatay /Samandağ&#8217;da oturuyorum. Öncelikle toplumsal yaramızla yakından ilgilendiğiniz için teşekkür ederim. Deprem öncesi normal şartlarda, tarlamızda, iş yerlerimizde çalışıyorduk. Kurulu bir düzenimiz vardı. Her ne kadar hayat şartları zor olsa da mutluyduk.”</p>



<p><strong><em>-Şubat depremi sırasında</em></strong></p>



<p>“Asrın felaketi olan 6 Şubat depremi bizi derinden sarstı, hayatlarımız alt üst oldu. Herkes Çığlık Çığa koşuşturuyordu. Mahşer alanı gibiydi her yer çok korkunçtu, çok korkuyorduk. Her yer yıkılmıştı neredeyse sağlam ev kalmamıştı. Herkes akrabalarına, tanıdıklarına ulaşmak için yalın ayak sağa sola koşuşturuyordu bir telaşla. İletişim sağlanamıyordu, telefon sinyalleri tamamen kesik, elektrikler her yerde kesikti. Her yer Mahşer alanı gibiydi.</p>



<p>&#8220;O gün, sabah hiç aydınlanmadı sanki. Hava şartları da çok kötüydü yağmur yağıyordu ve çok soğuktu. Biz Depremzede olarak şehitlerimize Oğlum Umut ve eşi Sudanlı gelinim Tenzile Omalhuseyn&#8217;e 6 günde ulaşabildik. Kimileri ise kayıplarına ulaşamadı. Biz canlarımızın dertlerine düşmüşken, fırsatçılar her yeri yağmalıyordu.”</p>



<p><strong><em>‘ORGANİZASYON SORUNU VARDI’</em></strong></p>



<p><strong><em>-Merkez ve yerel yönetim ne kadar zamanda ulaştı?</em></strong></p>



<p>“Merkez ve Yerel yönetimden hiç kimse yoktu. Depremin 4. gününde AFAD yardıma gelebildi. Kızılay da geç geldi, organizasyon sorunu vardı. Her şeye çok geç kalınmıştı.”</p>



<p><strong><em>-Kurtarma çalışmaları nasıldı, nasıl olmalıydı?</em></strong></p>



<p>“Kurtarma çalışmaları çok yetersiz kaldı. 4 gün boyunca hiçbir kurtarma çalışması yapılmadı. Çaresizlik içinde hepimiz bekliyorduk, çok çaresizdik. Kurtarma ekipleri elleri boş gelmişti. Hiçbir kurtarma malzemesi yoktu. Vinç yoktu. Jeneratör eksikti. Kurtarma ekipleri ancak 4. günden sonra geldiler. Acil durum eylem planı uygulanmamıştı.</p>



<p><strong><em>-Yıkımın ve can kaybının bu denli çok olmasının nedenleri?</em></strong></p>



<p>“Kaçak yapılar, denetimsizlik, sağlam zemin etüdü yapılmadan ruhsat verilmesi, yer ve zemin analizi yapılmaması, eksik malzeme kullanımı. Denetimsizlik, kurtarma ekiplerinin geç gelmesi, çok az sayıda olması, organizasyon bozukluğu.”</p>



<p>-Yaşadığınız acı kayıplar için acınızı yürekten paylaşıyoruz. Yerel ve merkezi yönetim ne gibi yardımda bulundu, yeterli oldu mu? Neler yapılmalıydı?</p>



<p>“Yerel ve merkezi yönetimlerin yardımları çok yetersiz ve ihmalkârdı. Bizi ölüme, kaderimize terk edenleri vicdanları ile baş başa bırakıyorum! Vicdanlarına hesap vereceklerdir.</p>



<p><strong><em>-Özel afet bölgesi ilan edilmeli idi!</em></strong></p>



<p>“İnsanlar kaderlerini terk edilmeyebilirdi çoğu insanlar 3 gün yaşadılar ve soğuktan diri diri vefat ettiler. Daha erken müdahale ile çoğu insanı kurtarabilirlerdi. Nice bebekler anne karnında dünyaya doğmadan gözlerini yumdu. İnsanlara daha çok yardım gelebilirdi. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin böyle bir gücü var. Her şeye rağmen biz çadırımızda Türk bayrağını asıyoruz. Çünkü biz, vatanımıza bağlı Vatansever ve Atatürkçü insanlarız. Biz bu vatanın ezeli ve ebedi bekçileriyiz.</p>



<p><strong><em>ULAŞIM, ALTYAPI, İŞSİZLİK…</em></strong></p>



<p><strong><em>-Yaşamı sürdürmek için karşılaşılan zorluklar neler?</em></strong></p>



<p>“Deprem dolayısı ile her yer harabe durumda. Ulaşım sorunumuz var, bir yere gideceksek bile saatlerimizi alıyor, gidemiyoruz. Altyapı sorunu var (kanalizasyon). Alt yapı bozukluğu nedeniyle zorlanıyoruz. İşsizlik had safhada. Her ailenin fertleri yurt dışına çıkıp ekmeğini kazanma derdine düştüler, geçinemiyoruz. Çünkü her yer yıkıntı içinde, iş makineleri yıkılan binaları kaldırmak için her yeri kaplamış durumda.”</p>



<p>“Burada hayat bitme noktasında, maalesef hayat durmuş gibi. Yarını nasıl çıkarırız diye düşünüyoruz. Bugün de yeni bir doğal afet mi olacak diye korkuyla uyuyup korkuyla uyanıyoruz. Ürettiklerimiz elimizde kaldı mandalina, narenciye elimizde kaldı. Ürettiklerimizi dolu vurdu. Su kesintileri nedeniyle kuraklık yaşandı. Hem üretici üretemiyor hem tüccar mağdur. Üreticinin devlet tarafından desteklenmesi ve kredi borçları silinmeliydi, çünkü burada herkes mağdurdur.</p>



<p><strong><em>‘TOPRAĞIMIZA SAHİP ÇIKIYORUZ’</em></strong></p>



<p><strong><em>-Topraklarınıza ve konutlarınıza sahip çıkabildiniz mi?</em></strong></p>



<p>“Topraklarımıza birer çadır çakarak yaşamımızı sürdürdük ve sahiplendik. Halen de sahiplenmeyi sürdürüyoruz. Her ne kadar zorluk içinde yaşadık ve yaşayacaksak da biz buradayız. Birlikte kenetlenmişiz ve toprağımıza sahip çıkıyoruz.</p>



<p><strong><em>-Böyle büyük yıkımlarda kayıpların en aza indirilmesi için neler yapılabilir?</em></strong></p>



<p>“Öncelikle zemin etüdü araştırması yapılmalı, İmar affı getirilmemelidir. Depreme dayanıklı binalar inşa edilmeli, ihale ile müteahhitlere verilmemelidir. Binalar dikey değil yatay olmalı. Sağlam iş yapılmalı. Devletin eliyle TOKİ&#8217;ler yapılabilir ama TOKİ&#8217;lerde devlet kontrolünde olmalı. Binalar çok katlı olmamalı, birbirlerine çok bitişik olmamalı. Çarpık yapılaşma yerine, çevre düzenlemesi yapılmalı. İnsanlar kendilerine mezar satın almamalı! Sağlam evlerde sağlam bir gelecek kurulabilir. Halkın depreme karşı bilinçlendirilmesi için eğitim amaçlı toplantılar düzenlenmeli.</p>



<p><strong><em>-Halen acil gereksinimleriniz var mı, nelerdir?</em></strong></p>



<p>“Sağlık problemlerinin giderilmesi şarttır. Mesela, en basitinden (Sağlık Ocağında bir dikiş bile artık atılmıyor) malzeme yetersizliğinden ve hijyen koşulları nedeniyle bir an önce uzman doktorların görevlendirilmesi lazım. Çünkü doktor yetersizliği de mevcut. Bunun yanında tıbbi malzeme yetersizliği giderilmelidir. Üreticiye destek kredisi verilmeli, borçları silinmeliydi.</p>



<p>&#8220;Depremzedeler zor durumda, vergiden muaf tutulmalıdır. Çünkü burada hayat durma noktasında. Devlet, Hatay’ı derhal kalkındırmalıdır. Çünkü Hatay, Atatürk&#8217;ün &#8220;Şahsi Meselem&#8221; dediği yerdir. Çünkü Hatay, Türkiye&#8217;nin Ortadoğu&#8217;ya açılan dünya üretimi ve tüketimi arasında geçiş noktasıdır. Ticaret, çevre, coğrafya ve jeopolitik açıdan önemli bir konuma sahiptir ve kritik bir konumdadır. Bu yüzden desteklenmesi elzemdir.</p>



<p><strong><em>TOPLU KONUT MU, TOPLU MEZAR MI?</em></strong></p>



<p>“Hatay/Samandağ&#8217;da Hazine malları mevcuttur. Bundan 50 yıl önce rahmetli babam tarafından ‘Ecri Misil’ karşılığında Mal Müdürlüğünden ekip biçmek için almıştık. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti bayrağı altında bir karış toprağımız yoktu. 40-45 yıllık narenciye ve zeytinlikler, nar ağaçları yetiştirdik. Mal Müdürlüğü&#8217;nden bize yazı gelmişti 10 yıllığına sözleşme yapmıştık. Sözleşmenin daha 3. yılında, depremden sonra bazı şirketler ve bazı mühendisler, drone ile havadan inceleme yapıyorlardı.</p>



<p>“Burayı terk edin, biz TOKİ&#8217;den gelmişiz, Toplu Konut yapacağız” dediler. Jeoloji mühendislerinin raporuna göre toprak zemini elverişli olmadığı halde-zemin kaygan ve sulaktı- ısrarlı bir şekilde TOKİ yapılmasına karar verdiler. Yetiştirmiş olduğumuz ağaçları, zeytin ve narenciye ağaçlarını kökünden söktüler. Direndik, bize ancak emeğimizin 2 aylık karşılığını verdiler. Tam 300 nüfuslu aile ekmeğinden oldu. Bu durumda olan birçok depremzede mevcuttu. Çok insan mağdur oldu.</p>



<p>&#8220;Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün ruhu şad, mekânı cennet olsun. Topraksız köylülere toprak dağıtacaktı, fakat ömrü buna el vermedi. Sosyal devlet anlayışı eksik kaldı. Maalesef her şeyimizi elimizden aldılar. Üretmek yerine tüketen bir toplum olduk. Köylüyü çiftçiyi topraktan soğuttular. Şeyh Edebali&#8217;nin bir sözü var &#8220;İnsanı yaşat ki devlet yaşasın! &#8220;Sunduğumuz fotoğraflardan bazıları yeni yapılan ve eksik betonu-demirleri görünen Toplu konut binalarının ispatlarıdır. Ve bu binaların Toplu konut mu yoksa Toplu mezar mı? olduğunun takdirini sizlere bırakıyoruz.”</p>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/burdur-emekli-meclisi-sendikasi-toplantisi/">Burdur Emekli Meclisi Sendikası toplantısı</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/amerika-yallah/">Amerika Yallah!</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/bahcelinin-verdigi-ders/">Bahçeli’nin verdiği ders</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/besten-vatan-partisine-ziyaret/">BES’ten Vatan Partisi’ne ziyaret</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/emekli-yazilari8/">Emekli yazıları8</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:332px" aria-label="ata-eti-ite-otu gömüsü. gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-a56a64d7-9b2a-45b7-bb79-2c46ca0fd526" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">ata-eti-ite-otu</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-a56a64d7-9b2a-45b7-bb79-2c46ca0fd526">İndir</a></div>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/iki-mucadeleci-kadina-kulak-veriyoruz-enkazdan-cikan-direnc-sagduyu-ve-cozum/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
