Doğru duruşun mihenk taşı: Antiemperyalizm

Olmak ya da Olmamak

                Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, KESK içindeki PKK varlığına tepki gösteren kamu çalışanları tarafından kuruldu.

                Aynı Konfederasyon, Diyarbakır’da PKK tarafından kandırılarak veya kaçırılarak dağa götürülen evlatlarını geri almak amacıyla, HDP il binası önünde eylem yapan anneleri ziyaret eden “Hepimizin Sendikası Grubu” üyelerini ihraç talebiyle disiplin kuruluna verdi.

                İlk bakışta çelişkili bir tutum varmış gibi görünüyor. Ama son yılların siyasi saflaşması ile birlikte düşündüğümüz zaman, Konfederasyonun bu tutumunun nereden kaynaklandığını anlayabiliyoruz.

ABD’nin iktidar alternatifi

                2014 sonrasının gelişmeleri, Türkiye’de ABD tarafından adım adım bir iktidar alternatifi hazırlandığını gösteriyor.

                CHP, HDP ve İyi Parti ırasındaki bu ittifak, son yerel seçimlerde ve özellikle İstanbul seçimlerinde belirgin bir şekilde ortaya çıktı.

                FETÖ elindeki bütün olanaklarla bu ittifakın arkasında durdu. Aslında FETÖ’yü ittifakın dördüncü bileşeni olarak alabiliriz.

                Son olarak İttifaka, Parti kuma çalışmalarının sonuna gelmiş Davutoğlu, Babacan ve Gül ekipleri de dâhil olmuş durumda…

                AKP’nin gerek ekonomide, gerekse Suriye konusunda izlediği tutarsız politikalar ve ağırlaşan sorunlar; arkasında ABD’nin olduğu bu ittifak blokunu, iktidar olma konusunda epey ümitlendirmiş görünüyor.

                Son yerel seçimlerde büyük şehirlerin çoğunluğunun ve özellikle İstanbul seçimlerinin açık ara kazanılması, bu kesime “artık tamam” dedirtiyor.

                Son olarak Berlin’de bir araya gelen sözkonusu ittifak temsilcileri, aralarındaki birliği daha da güçlendirme kararı alarak, aslında hangi stratejinin emrine girmiş olduklarını bir kez daha gösterdiler.

İbret verici tablo

                Burada kritik nokta şudur: AKP düşmanlığı ile gözleri kararmış olanlar, bu “iktidar seçeneği”nin kotarılmasında ABD’nin tayin edici rolünü görmüyorlar.

                Veya görüyorlar ama “şeytanla bile bir araya gelebilirim, yeter ki AKP gitsin” modundalar…

                Ne, ABD’nin “sahadaki kara gücü” ile yan yana gelmek, ne FETÖ ile aynı noktada buluşmak, ne de FETÖ’nün AKP içindeki siyasi ayağı ile buluşmuş olmak vb. umurlarında değil!..

                Bu ibret verici bir tablodur. Ve çağımızın çok önemli bir gerçeğini bir kez daha gözler önüne sermektedir.

AKP’nin rolü

                Diyarbakır eylemini AKP başlatmadı. Hacire Akar ananın tek başına başlattığı eylemin sonuç vermesi diğer aileleri de cesaretlendirdi. Dört aile ile başlayan eylem bugün 40’ın üzerinde ailenin katılımıyla devam ediyor.

                Annelerin eylemine ilk günden itibaren bütün gücüyle destek olan, eylemin Türkiye kamuoyunda duyulmasını sağlayan ve ülkenin her tarafında destek eylemleri örgütlemeye başlayan Vatan Partisi oldu.

                AKP ise, eylem büyümeye başladıktan sonra sürece dâhil oldu. Eylemi destekledi. Bakanlar düzeyinde destek ziyaretleri gerçekleştirdi. Özellikle Bölge illerinde gerçekleştirilen kitlesel destek yürüyüşlerinde ve mitinglerinde, iktidar Partisi ve çeşitli devlet kurumları hatırı sayılır bir rol oynadı.

                Burada neyin yapıldığına bakmak gerekir. Analar, “ABD’nin kara gücü”nün elinde olan çocuklarını kurtarmak için eylem yapıyor. AKP ise bu eylemi destekleyerek ABD’nin ve onun güdümündeki terör örgütüne tavır alıyor.

                Antiemperyalizmi, hareketinin mihenk taşı olarak alan her kişi ve hareket, bu eylemi haklı görür ve destekler. Ve destekleyen de her kim olursa olsun alkışlar.

                Ama emperyalizmi değil de ülkedeki iktidarı baş düşman olarak alan anlayış ise Birleşik Kamu-İş yönetiminin son davranışında görüldüğü üzere ABD’nin (Ve elbette FETÖ ile PKK’nın) yanına düşer.

 “Tam Bağımsız Türkiye” Programı

                Bu arada “Diyarbakır Analarının Eylemi” üzerine, daha eylemin ilk günlerinde yapmış olduğumuz değerlendirmeyi burada bir kez daha tekrarlamakta yarar var.

                Diyarbakır eylemi tarihi bir dönüm noktasına işaret ediyor. Bugüne kadar PKK’ya veya onun Yasal Partisi’ne bir şekilde destek olmuş kitle içinde isyan başlamıştır. Aileler, on yıllardan sonra ilk defa doğrudan doğruya muhataplarının karşısına dikilmekte ve isyanlarını yüksek sesle haykırmaktadırlar.

                “Başlarım sizin Kürdistan davanıza” veya “Elin çocuklarını ABD’ye uşak yapıyorsunuz” türünden haykırışlar, çocuklarını isteyen annelerin basit sözleri değil, bir ideolojik ve siyasi duruşun net bir şekilde dile getirilmesidir.

                Emperyalizme karşı bağımsızlık, ayrılıkçılığa karşı birlik davası savunulmaktadır. Bu bir programdır. “Tam Bağımsız Türkiye” Programı…

                Son olarak Diyarbakır eylemine İran’dan gelen ailelerin de katılması, halk içinde esmeye başlayan antiemperyalizm ve birlik rüzgârının, sadece Türkiye Kürtleriyle sınırlı olmadığını ve bütün Bölge ülkelerinde yankı bulduğunun işaretidir.

Gerçeği görmek

                ABD kayığına binerek bir yerlere varabilecekleri hesabını yapanların tahmin edemeyecekleri ölçüde büyük bir hayal kırıklığını yaşayacakları günler çok uzak değildir.

                Bunun için çok uzun boylu incelemeler, gözlemler ve tahliller yapmaya gerek yok.

                PKK’nın ve uzantılarının Diyarbakır anaları karşısındaki acziyetine bakmak, gerçeği anlamak bakımından yeter de artar bile…

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sanalbasin.com üyesidir