Engelli olmak, engelsiz insanların yaptıkları şeyleri yapamayacakları anlamına gelmiyor. Sadece Türkiye’ye değil dünya çapında incelediğimiz zaman birçok engellinin küresel çapta yıldızlaştıklarını, çoğu engelsizin yapamayacağı büyük işlere imza atıklarını görüyoruz.

Stephen Hawking

Hawking 1960’ların başında 21 yaşındayken tedavisi olmayan Amyotrofik lateral skleroz (ALS) hastalığına yakalandı. Motor nöronların zamanla yüzde seksenini öldürerek sinir sistemini felç eden; ancak beynin zihinsel faaliyetlerine dokunmayan bu hastalık, Hawking’i tekerlekli sandalyede yaşamaya mahkûm etti.

Buna rağmen İngiliz fizikçi, evrenbilimci, astronom, teorisyen ve yazar…

Franklin D. Roosevelt

Amerika Birleşik Devletleri (ABD’nin) 32’nci ve en uzun süreyle görevde kalmış başkanı… ABD halkı tarafından kısaca isminin baş harfleri olan FDR şeklinde anılmıştır. Başkanlığa 4 kez seçilmiştir. ABD tarihinde Roosevelt’in dışında 2 seferden fazla seçilmiş olan hiçbir başkan yoktur. Engelli oluşu nedeniyle başkanlığı tekerlekli sandalyede yapmıştır.

Ludwig van Beethoven

1821’de akut sarılığa yakalanmış, hastalığı, ölümüne neden olan karaciğer sirozuna dönüşmüştür. 1823’te sağlık sorunlarına, gözlerindeki ağrılı bir enfeksiyon da eklenmiştir.

Ama o, Beethoven’dir.

Klasik dönemden romantik döneme geçiş sürecine büyük katkı sağlamış ve gelmiş geçmiş en ünlü ve en etkileyici bestecilerden biri olarak kabul edilen Alman piyanist ve besteci. 9 senfonisi, 5 piyano konçertosu, 32 piyano sonatı, 16 yaylı dörtlüsü ve hayatı boyunca yazdığı tek opera olan Fidelio…

Frida Kahlo

Ressam Frida Kahlo, Diego Rivera ile evli ve halen feminist bir simge olarak bilinen Meksikalı bir portre ressamıdır. Meksika’nın en büyük sanatçılarından biri olarak kabul edilen Kahlo, otobüs kazasında ağır yaralandığında resim yapmaya başladı. Fiziksel ve duygusal acısı, iki kez evlendiği kocası, sanatçı Diego Rivera ile olan çalkantılı ilişkisinde olduğu gibi, tuvallerde belirgin bir şekilde tasvir edilmiştir.

Otobüs kazasıyla büyük bir ruhsal ve fiziksel yıkım yaşayan Kahlo, en bilinen eserlerinden Kırık Sütun’da bu travmayı ayrıntılı olarak göstermektedir. Kahlo kendisini, omurgası kırık bir dekoratif sütun olarak ifade etmiştir.

Vincent van Gogh

Özgür ruhuyla renklerini bize gökyüzünden yağdıran adam… Sanatıyla hayatı birbirinden ayırt edilemeyecek kadar içiçe olan, çağının sanat anlayışını altüst ederek modern resmin gerçek ressamı…

***

Fırsat eşitliği şartlarında, engelli bireyleri kültürden sanata, bilimsel faaliyetlere kadar her alanda başarılı olacaklarına, yıldızlaşacaklarına kanıttır yukarıdaki isimler.

Fırsat eşitliği şartlarında, engelli bireyleri kültürden sanata, bilimsel faaliyetlere kadar her alanda başarılı olacaklarına, yıldızlaşacaklarına kanıttır yukarıdaki isimler.

Ulaşılabilirlik, her engelli vatandaş için büyük ve derin anlamı olan bir kavramdır.

Bir yerlerde okuduğum şu satırların derin anlamı üzerinde düşünülmelidir.

“Abartarak söylüyorum- sadece kahvehaneye giden rampa değerlidir ama ancak kütüphanenin, sinema salonunun, parti binasının, okulun, sanat galerisinin, tiyatro binasının, müzenin kapısına koyulan rampayla birlikte değerlidir. Tek başına değil. (Bir yanlış anlamaya meydan vermemek için belirteyim: Kahvehaneden kastım dertlerin ertelendiği, zamanın savrulduğu bütün mekanlar ve rampadan kastım ise erişime yönelik bütün önlemlerdir.) Oysa kulak verilse, ulaşılabilirlik kavramı, Özürlü ve yaşlı hizmetleri genel müdürlüğünün yayınladığı, “Herkes için ulaşılabilirliğin iyileştirilmesi. Örnek uygulama rehberi”nin şu ifadelerinde anlamını gayet iyi anlatmaktadır: “Herkes için insan hak ve onuruna uygun kalitede bir yaşam standardının sağlanmasının temel koşulu bilgi ve hizmet sunumunun ulaşılabilir ve erişilebilir olmasıdır. Toplum hizmetlerinin eşitlik zemininde tüm vatandaşlar için ulaşılabilir olması “Herkesin bağımsız olarak istediği her yere ulaşabilmesi ve orayı etkin şekilde kullanabilmesi” anlamına gelmektedir. Bu anlamıyla ulaşılabilirlik; fiziksel çevreye ve bu çevredeki bilgi, mesaj ve hizmetlere ulaşabilmek anlamını taşımaktadır. Özürlü kişilerin sosyal yaşamın tüm alanlarından tam ve eşit yararlanmasının önündeki en büyük sorunu ulaşılabilirlik konusundaki engeller oluşturmaktadır. Temel yaşamsal gereksinimlerine ulaşabilmeleri için özürlü bireylerin sosyal yaşam alanlarına ulaşmaları ve bu alanları bağımsız şekilde kullanabilmeleri gerekmektedir. Ulaşılabilirliğin sağlanması aynı zamanda özürlü kişilerin aktif ve üretken olarak toplum yaşamına tam katılımının önünü açacaktır. Ulaşılabilir çevre ve hizmetler toplumsal dışlanmayı önleyen bir unsur olarak önem kazanmaktadır. Bu bakışla ulaşılabilirliğin sağlanmasının ayrımcılıkla mücadele sürecine de ciddi bir katkı sağlayacağı açıktır.”

“Erişim-ulaşım hakkı ülkemizde de yasalarla sabitlenmiştir. Bu yasaların çıkması, çevre, mekân düzenlemelerinin zorunlu hale gelmesi çok önemli gelişmelerdir. Fakat toplumun bütün katmanlarının bu işi sahiplenmesi gerekmektedir. Zira toplum tarafından sahiplenilmediği zaman, engellilerin yaşadığı sorunlar, ne yazık ki başta engelli aileleri olmak üzere, devletin tepeden tırnağa bütün unsurları ve bir kısım engelli sivil toplum kurumları tarafından da kabul edilir hale gelmektedir. Oysaki ülkemizde de engelli sanatçı ve bilim insanlarının başarılı çalışmalarına tanık olmaktayız. Sahip oldukları meslekleri kendi gayretleri ile edinen bu kişiler, bütün “engellere” rağmen çaba ve çalışkanlıkları ile toplumun bütününe örnek olacak, ışık tutacak kişilerdir. Âşık Veysel, Cemil Meriç, Edip Akbayram, Kani Karaca, Mitat Enç, gibi isimler bu insanlardan sadece birkaç tanesi…”

***

KıvılcımHaber, engelli vatandaşların soluk alıp vereceği, bizzat kendilerinin yöneteceği, kendilerinin yazıp çizeceği, engelsiz bir dünya için verdikleri mücadeleleri anlatacakları bu kürsüyü, bu sayfayı onlara adına açtı.

HAYDİ KOLAY GELE!

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


sanalbasin.com üyesidir