“Firavun azdı ayağa kalk Türkiye”

Mehmet Yuva, bölgemizin jeopolitiğine ilişkin kıymetli bir yazı kalem aldı.

Batı Asya ülkeleri arasında stratejik bağımlılıkları ve jeopolitik denklemleri tarihi bağlamı zemininde açıkladı.

Özetle söylediği şu:

Filistin sadece Filistin değil!

Kayıtsız kalır,

“Onlar Osmanlıyı arkadan hançerledi.”,

“Yüreğimiz acıyor ama bizim savaşımız değil.” yalanlarına sarılırsanız, Lübnan düşer.

Lübnan sadece Lübnan değil,

“Onlar Şii!”,

“Onlar Suriye’de Sünni kardeşlerimizi öldürdü.”,

“İsrail’i provoke ettiler.” yalanlarına sarılırsanız Irak düşer.

“Irak bir diktatör (Saddam) tarafından yönetiliyor.”,

“Sünnileri kayırıyor.”,

“Şiilere zulüm ediyor.”,

“BAAS’çı!”,

“Kürtlere ve Türkmenlere baskı uyguluyor.”,

“Nükleer ve kimyasal silah üretiyor.” yalanlarına sarılırsanız Libya, Mısır, Suriye düşer.

“Suriye bir diktatör (Esad) tarafından yönetiliyor.”,

“Alevileri kayırıyor.”,

“Sünnilere zulüm ediyor.”,

“BAAS’çı!”,

“Kürtlere, Türkmenlere zulüm ediyor.”,

“Kuzey Kore’yle nükleer tesis kuruyor.”,

“Kimyasal silah üretiyor ve kullanıyor.” yalanlarına sarılırsanız İran ve Türkiye düşer.

“İran sarıklı Mollalar tarafından yönetiliyor.”,

“Sünnilere, Kürtlere, Belucilere, Araplara, laik kesimlere zulüm ediyor.”,

“Komşu devletlere İslam Devrimi ihraç ediyor.”,

“Bu savaş İsrail-ABD ile İran yani iki kötü arasında biz bir kötüyü diğerine karşı savunmak zorunda değiliz.” yalanlarına sarılırsanız sadece Türkiye değil tüm bölge düşer!

TARİH, ONDAN DERS ALMAYANLAR İÇİN TEKERRÜR EDER

Haydudun zorbalığı yatıştırılarak önlenemez.

Tam tersine haydut, taviz verdikçe daha fazlasını ister.

Daha da küstahlaşarak önü alınamaz hale gelir.

Hitler canavarı İngiliz ve Fransız yatıştırmacılığı nedeniyle kontrolden çıkarak sonunda onları da yemeğe kalkışmıştır ve insanlığa 70-80 milyon cana ve her yerin yakılıp yıkılmasına yol açmıştır.

ABD ve İsrail, İran alttan almadığı ve dikleştiği için tahrik olmuş ve saldırmış değildir.

Tam tersine İran saldıracaklarını bildiği için hazırlığını yapmış, beklenmedik sert bir direniş göstererek vatanını ve milletini emperyalist ve siyonist haydutlara ezdirtmemiştir.

Yani İran vatanını savunmaktadır.

Türkiye ise sıranın Türkiye’ye de geleceğini açıktan söylemelerine rağmen yatıştırıcı tutumlar takınmakta, saldırıyı kınamakla beraber tereddütler içinde kıvranmakta, mevziye girmekten çekinmektedir. Dışişleri Bakanı’nın ağzından imparatorluklardan, insanlık tarihine yön vermiş büyük devletler tecrübesinden gelen Türk devletinin ağırlığına, geleneklerine aykırı bir dille “laf dalaşına bile girmemeli”, “yeni liderlik önerisi” gibi diplomatik nezakete aykırı açıklamalar yapmaktadır. En önemlisi de vatanımızın bekası için kaçınılmaz olan fiilen oluşmuş İran, Rusya, Çin ittifakındaki yerini almakta tereddüt etmektedir.

Oysa bugün ABD-İsrail haydutluğuna sahada meydan okuyan İran, sırtını İÇR ittifakına dayamıştır. Ve bu savaşın bölgeselleşmesinin ve giderek küreselleşme tehlikesini önlemede tek yol Türkiye, Çin, Rusya ve İran (TRÇİ) ittifakıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir