<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Coğrafya &#8211; Kıvılcım Haber Burdur</title>
	<atom:link href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/tag/cografya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 20 Mar 2020 16:36:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.5</generator>

<image>
	<url>https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2017/05/favicon-150x150.png</url>
	<title>Coğrafya &#8211; Kıvılcım Haber Burdur</title>
	<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İstanbul 1500 yıl önce günde 16 bin kişinin öldüğü salgını nasıl atlattı</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/istanbul-1500-yil-once-gunde-16-bin-kisinin-oldugu-salgini-nasil-atlatti/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/istanbul-1500-yil-once-gunde-16-bin-kisinin-oldugu-salgini-nasil-atlatti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf YAVUZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 Mar 2020 16:33:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Sürmanşet]]></category>
		<category><![CDATA[Tabiat]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Salgın hastalıklar]]></category>
		<category><![CDATA[Üretim]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Yavuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=20606</guid>

					<description><![CDATA[St. Sabestian takma adıyla da bilinen Hollandalı ressam Josse Lieferinxe’in Jüstinianus döneminde vebadan etkilenen bir mezar kazıcısının hayatı için İmparatorun İsa’ya yalvarmasını (üstte, solda) betimliyor. (15. Yüzyıl sonları. Görsel kaynağı: (www.wikipedia.com) Türkiye koronavirüs krizinden önemli dersler çıkarıp çevre, ormancılık ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>St. Sabestian takma adıyla da bilinen Hollandalı ressam
Josse Lieferinxe’in Jüstinianus döneminde vebadan etkilenen bir mezar
kazıcısının hayatı için İmparatorun İsa’ya yalvarmasını (üstte, solda)
betimliyor. (15. Yüzyıl sonları. Görsel kaynağı: (www.wikipedia.com)</p>



<p>Türkiye koronavirüs krizinden önemli dersler çıkarıp
çevre, ormancılık ve tarım politikalarını radikal biçimde değiştirmelidir.
Küresel iklim krizinin koronavirüs gibi başka belaları da dünyanın başına
saracağı konusunda yapılan uyarılar bu konuda kaybedecek zamanımızın olmadığını
gösteriyor. Yıkarak abat olunmadığını koronavirüs bir kez daha anımsattı. Henüz
zaman varken, kuşu tabakta, balığı ızgarada, ağacı şöminede gören anlayışla
tamamen vedalaşıp gidecek başka bir coğrafyamızın olmadığı gerçeğiyle yüzleşme
ve hızla gereğini yapma zamanı. Yıkımın değil, yaşamın yanında olmak için hala
zaman var…</p>



<p>Bir toplumun en büyük avantajının sahip olduğu coğrafya
ve biyolojik zenginliği olduğunu bir kez daha test ederek öğreniyoruz. Aslında
bu bilgiyi böylesi acı deneyimlerle pekiştirmek yerine yıllardır söylenenleri
dikkate alarak benzersiz zenginliğe dört elle sarılmalıydık.</p>



<p>Dünyanın en önemli teknoloji devleri bir virüs karşısında
diz çöktü, hayat durdu ve Roma’nın şatafatını yaşamayı sürdüren toplumlar
birkaç günde eve kapandı. İtalya’dan başlayarak tüm Avrupa adeta toplumsal bir
felç yaşıyor. Sokaklar, sosyal mekânlar, AVM’ler ve ibadethaneler boşaldı.</p>



<p><strong><em>KORONAVİRÜS ZAR ATMADAN İLERLİYOR</em></strong></p>



<p>Türkiye’de de durum hızla bu tabloya doğru ilerliyor. En
yetkili isimlerin açıklamalarına bakılırsa virüsün tüm ülkelerde “zar atmadan”
ilerlediği, matematiksel bir düzlemde yayıldığı görülüyor. Bu yazının kaleme
alındığı sırada Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın açıklamasına göre Türkiye’de Koronavirüs’ten
ikinci ölüm gerçekleşti ve vaka sayısı 191’e yükseldi. Bu manzara elbette
ürkütücü ancak bundan daha ürkütücü olan son çeyrek yüzyılda tüm dünyaya
dayatılan ve istisnasız dünyanın hemen her yerinde kabul gören tek tip bir
yaşama biçiminin toplumların yaşamlarını ve özgürlük alanlarını ele geçirdiği
gerçeğidir.</p>



<p><strong><em>YAŞAMIN ELE GEÇİRİLİŞİNİN ÇARESİZLİĞİ</em></strong></p>



<p>Eğlence mekânlarının kapanmasıyla eğlenmenin,
ibadethanelerin kapanmasıyla inancın gereğinin yerine getirilemediği bir yaşam
kurgulanmıştı ve bu kurgu toplumun hemen her kesiminde kendi meşrebine göre
kolayca satın alınmıştı. Marketler bir hafta kapalı kalırsa aç kalacağından
korkan milyonlar, birkaç paket makarnayla teslim alınabileceklerini
gösterdiler. Yaşamın nabzının yeryüzünün tamamında attığı bir dünyaya doğan
insan, bugün tüm yaşamının ele geçirilişi karşısında çaresiz.</p>



<p><strong><em>ÇİMENİN ÇİMENTOYA, OTUN ÇELİĞE YENİLDİĞİ BİR
DÖNEMİN BEDELİ</em></strong></p>



<p>Ulu bir çınar ağacının altında ya da sakin akan bir derenin kenarında ibadet edebilmeyi, bir orman yolunda türkü söyleyerek gönlünü eğlemeyi, sakınarak uzandığı bir daldan meyve koparıp karnını doyurmayı unuttuğunda başlayan bir yolun sonunda katlanmak zorunda kaldığı bedel bu. Toprağın ve çiçeğin kokusunun giderek yitirildiği, çimenin çimentoya, otun çeliğe, ağacın plastiğe, derenin kanala yenilmesinin sağlandığı bir dönemin bedeli. İnsanın bağımsız ayakta kalabilmesinin en önemli koşullarından biri olan tohumun patentlenip kısırlaştırıldığı bir dönemin bedeli.</p>



<p class="has-text-color has-medium-font-size has-vivid-red-color"><strong><em>Koronavirüs gerçekleri</em></strong></p>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-9d6595d7 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<iframe width="400" height="285" src="https://www.youtube.com/embed/Y4kBVVGuVfk" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<iframe width="400" height="285" src="https://www.youtube.com/embed/gvs5jLJKZgY" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>


</div>
</div>



<p><strong><em>ROMA’YI ANADOLU VE AKDENİZ COĞRAFYASI
BESLİYORDU</em></strong></p>



<p>Anadolu toprakları ve genel olarak Akdeniz coğrafyası
binlerce yıldır yeryüzünün en önemli yaşam alanlarını barındırdı. Onlarca
uygarlığın kurulup beslenmesine ev sahipliği yaptı. Bunun en önemli nedeni
sahip olduğu biyolojik zenginliğe dayalı yaşam olanaklarıydı. Likya Pisidya
dağlarının ormanları, Kilikya ve Ege’nin zeytin ağaçları, Galatia’nın, Lykonia
bozkırlarının koyunları Roma kentlerinin ihtiyacını karşılıyordu. Zeytinyağı
bugünkü petrol kadar önemli ve değerliydi. Mısır’dan buğday gelmese Konstantinapolis
aç kalabilirdi. İlerleyen dönemlerde adına ‘Levant’ denilen ve yüzlerce yıl
Avrupalılar tarafından sömürülen Akdeniz’in doğusu Helenlerden Roma’ya,
Sasanilerden Osmanlılara birçok imparatorluğun; insandan (kölecilik) kumaşa,
gıdadan baharata, önemli tedarik alanıydı.</p>



<p><strong><em>542’DE BİZANS’I VE KONSTANTİNAPOLİS’İ VURAN
VEBA</em></strong></p>



<p>İnsanlık tarihinde salgınların yarattığı korkunç kayıplar
tarihin hafızasında kayıtlı. M.S. 6. Yüzyılda başkent Konstantinapolis
(İstanbul) dâhil Bizans İmparatorluğu topraklarını kırıp geçiren veba
salgınına, İmparator I. Jüstinyanus’un adı verilmişti. 542 yılının ilk
yarısında ortaya çıkan veba salgının Mısır’dan Avrupa’ya kadar yaklaşık 100
milyon insanın ölümüne yol açtığı tahmin ediliyor. Dönemin kaynakları, veba
salgınının Mısır’ın liman kenti Pelusium’dan geldiğini aktarıyor. Lenf
bezlerinde ve kasıklarda virüslü çıbanların oluşmasına neden olan veba salgını
hakkında, dönemin Bizans tarihini yazan Stephen Mitchell şunları aktarıyor:</p>



<p>Veba salgınları Güney Asya ya da Afrika’nın kuzeyinden
başlayarak Doğu Roma coğrafyasını ve Avrupa’yı vurdu. Kimi kaynaklara göre 14.
yüzyıldaki veba salgınında Avrupa nüfusunun yarısını vebadan kaybetti.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="714" height="493" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/6.-ve-14-yc3bczyc4b1llarda-c4b0stanbul-ve-avrupayc4b1-vuran-veba-salgc4b1nlarc4b1nda-milyonlarca-insan-yac59famc4b1nc4b1-yitirdi.jpg" alt="" class="wp-image-20609" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/6.-ve-14-yc3bczyc4b1llarda-c4b0stanbul-ve-avrupayc4b1-vuran-veba-salgc4b1nlarc4b1nda-milyonlarca-insan-yac59famc4b1nc4b1-yitirdi.jpg 714w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/6.-ve-14-yc3bczyc4b1llarda-c4b0stanbul-ve-avrupayc4b1-vuran-veba-salgc4b1nlarc4b1nda-milyonlarca-insan-yac59famc4b1nc4b1-yitirdi-300x207.jpg 300w" sizes="(max-width: 714px) 100vw, 714px" /><figcaption> Veba salgınları Güney Asya ya da Afrika’nın kuzeyinden başlayarak Doğu <br>Roma coğrafyasını ve Avrupa’yı vurdu. Kimi kaynaklara göre 14. yüzyıldaki <br>veba salgınında Avrupa nüfusunun yarısını vebadan kaybetti. </figcaption></figure>



<p><strong><em>‘BİR GÜNLÜK ÖLÜM SAYISI 16 BİNE ÇIKIYOR’</em></strong></p>



<p>“Vebaya yol açan septisemi virüsü olağanüstü bir şekilde
çok tehlikeliydi ve nedenini tespit edemedilerse de çağdaş tanıkların
gözlemlediği gibi çoğunlukla saatler içinde ölüme yol açıyordu. Başkentte
(İstanbul) ölüm oranı, hızla günlük 5 binden 10 bine tırmanıyordu. Efesli
Ioannes, bir günlük ölüm sayısının 16 bine çıktığını haber veriyor ve resmi ölü
sayısının toplamda 230 bine ulaştığını gözlemliyordu. Jüstinyanus, askerlere ve
kıdemli bir bürokrata defin dehşetine lojistik yardım sorumluluğunu alma emrini
verdi. Haliç’in karşısındaki Sycae (Galata) surlarının kuleleri ölüm
çukurlarına dönüştürüldü ve çürüyen ceset kokuları geri tepip kent üzerine
yayılıyordu… </p>



<p><strong><em>‘SALGIN ÖNCE LİMAN KENTLERİNİ VURUYORDU’</em></strong></p>



<p>Procopius ve Evagrius (dönemin tarihçileri), 543’e kadar
devam eden ilk salgın patlamasının bütün dünyayı kapladığına işaret
etmektedirler.&nbsp; Salgın ilk başta gemiyle
taşınıyor ve iç bölgelere yayılmadan önce liman kentlerini vuruyordu. Veba
girdabına İskenderiye Konstantinapolis’ten (İstanbul) önce yakalandı. Filistin’in
güneyindeki Nessana’da bulunan yazıtlar, 541 Ekim ve Kasım’ına tarihlenen ve
şüphesiz vebadan kaynaklanan erken ölümleri kaydetmektedirler. 542 yılındaki
ilk veba patlamasında daha 6 yaşındaki bir çocuk olan Evagrius, salgının
Antakya’daki kendi ailesine etkisini kaydediyordu: ‘…bu büyük felaketin
başlangıcında, daha ilk öğretmenime giderken hıyarcık denilen hastalığa
yakalandım. Fakat bu felaketin takip eden değişik nöbetlerinde çocuklarımı,
karımı ve diğer akrabalarımı, hizmetçilerimi ve mülklerimizde yaşayan çok
sayıda insanı kaybettim. Şimdi indiktion (15 yıllık zaman dilimi) dönemleri
benim için felaketleri taksim ediyor gibiydi. Böylece hayatımın 58’inci yılında
ben bunları yazarken, daha iki yıldan kısa bir zaman önce bu felaket Antakya’yı
dördüncü kez vuruyordu.’</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/st.-sabestian-takma-adc4b1yla-da-bilinen-hollandalc4b1-ressam-josse-lieferinxee28099in-jc3bcstinianus-dc3b6neminde-vebadan-etkilenen-bir-mezar-kazc4b1cc4b1sc4b1nc4b1n-hayatc4b1-ic3a7in-c.jpg" alt="" class="wp-image-20610" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/st.-sabestian-takma-adc4b1yla-da-bilinen-hollandalc4b1-ressam-josse-lieferinxee28099in-jc3bcstinianus-dc3b6neminde-vebadan-etkilenen-bir-mezar-kazc4b1cc4b1sc4b1nc4b1n-hayatc4b1-ic3a7in-c.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/st.-sabestian-takma-adc4b1yla-da-bilinen-hollandalc4b1-ressam-josse-lieferinxee28099in-jc3bcstinianus-dc3b6neminde-vebadan-etkilenen-bir-mezar-kazc4b1cc4b1sc4b1nc4b1n-hayatc4b1-ic3a7in-c-225x300.jpg 225w" sizes="auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption> St. Sabestian takma adıyla da bilinen Hollandalı ressam Josse Lieferinxe’in <br>Jüstinianus döneminde vebadan etkilenen bir mezar kazıcısının hayatı için<br> İmparatorun İsa’ya yalvarmasını (üstte, solda) betimliyor. (15. Yüzyıl <br>sonları. Görsel kaynağı: (www.wikipedia.com) </figcaption></figure>



<p><strong><em>KARA ÖLÜM NÜFUSUN ÜÇTE BİRİNİ YOK ETTİ</em></strong></p>



<p>Veba, devletin hala bağımlı olduğu ekonomik kaynakları
daha ağır biçimde engellerken, soyluların hâkimiyetlerinin ekonomik temellerini
sarstı. Nüfusunun üçte birini kara ölüm ile kaybeden Avrupa, bir yüz yıl
içerisinde nasıl eski nüfusa ulaştıysa, Jüstinyanus dönemi vebasının etkileri
de 6. Yüzyıl sonuna kadar azaltılabilir veya ortadan kaldırılabilirdi. Bazı
kentler ve kırsal alanlar diğerlerinden daha ciddi etkilenmişlerdi. Hiç
şüphesiz daha uzakta ve denize geçişi olmayan alanlar, yoğun nüfuslu kıyı
bölgelerinden daha az etkilendi ve ölüm oranı Konstantinapolis, Antakya ve
İskenderiye gibi yoğun ana kentlerde daha fazlaydı. Anadolu’nun ortasındaki
kırsal Galatia (Ankara ve çevresi)&nbsp;
bölgesinde 542’deki vebanın görüldüğünü kesin olarak bilmemize rağmen,
6. Yüzyılın sonunda çok sayıda gelişen köy yerleşimlerinin varlığı not edilmeye
değerdir.” (1)</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="449" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/veba-salgc4b1nlar-pek-c3a7ok-gravc3bcr-resim-ve-edebiyat-yapc4b1tc4b1na-konu-oldu.jpeg" alt="" class="wp-image-20611" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/veba-salgc4b1nlar-pek-c3a7ok-gravc3bcr-resim-ve-edebiyat-yapc4b1tc4b1na-konu-oldu.jpeg 800w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/veba-salgc4b1nlar-pek-c3a7ok-gravc3bcr-resim-ve-edebiyat-yapc4b1tc4b1na-konu-oldu-300x168.jpeg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/veba-salgc4b1nlar-pek-c3a7ok-gravc3bcr-resim-ve-edebiyat-yapc4b1tc4b1na-konu-oldu-768x431.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p><strong><em>14. YÜZYILDA YAŞANAN SALGIN YAKLAŞIK 200
MİLYON CAN ALDI</em></strong></p>



<p>14. Yüzyılın ortalarında, 1347-1351 arasında yaşanan bir
başka büyük veba salgını ise Güney Asya’dan başlayarak Anadolu’ya ve Avrupa’ya
ulaşmıştı. Bu büyük veba salgınında 75 ila 200 milyon arasında insanın öldüğü
tahmin ediliyor. Vebadan koleraya Osmanlı döneminde yaşanan salgın hastalıklar
büyük yıkımlar yaratmıştı. Bu yüzden Cumhuriyet’in ilk yılları salgın
hastalıklarla mücadele ile geçti. Anadolu toprağının hafızasına kulak
verdiğinizde, onca büyük salgın, kıtlık ve savaşların ardından yeniden yaşama
sarılan insanların en büyük dayanağının tohum, toprak ve su olduğunu anlatır.</p>



<p><strong><em>ANADOLU HEP ÜRETEREK AYAKTA KALDI</em></strong></p>



<p>Yemen’den, Galiçya’dan, Çanakkale’den, Rusya’dan ağır savaşlardan ve esaretlerden atalarının toprağına dönebilen insanların sığındığı coğrafyadaki tek umudu bir avuç tohum, bir evlek toprak ve ince akışlı bir dereydi. Yağmurla buğday, keçi gübresiyle sebze yetiştiren Anadolu köylüsü Hititlerden Bizans’a, Selçuklu’dan Beyliklere kendi kendine yetebilen bir üretim biçimine tutunarak her koşulda ayakta ve hayatta kalmayı sürdürdü.</p>



<p class="has-text-color has-medium-font-size has-vivid-red-color"><strong><em>Koronavirüs gerçekleri</em></strong></p>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-9d6595d7 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<iframe loading="lazy" width="400" height="285" src="https://www.youtube.com/embed/lKz4uQQrczI" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<iframe loading="lazy" width="400" height="285" src="https://www.youtube.com/embed/BKxVnI50vbs" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe>
</div>
</div>



<p><strong><em>İBN BATTUTA’YI ŞAŞIRTAN BOLLUK VE UCUZLUK</em></strong></p>



<p>14. Yüzyılın ilk yarısında Alanya’dan Sinop’a Anadolu’yu
ziyaret eden ünlü seyyah İbn Battuta, ünlü seyahatnamesinde Kastamonu’da gıda
fiyatlarının ucuzluğunu da anlatır: “Burası da en büyük ve güzel şehirlerden
biridir. Orada hayat şartları da yaşamaya elverişlidir… Bu beldede kırk gün
kaldık. İki dirheme bir koyunun yarısını, iki dirheme de ekmek satın alıyordum.
Bunlar bize bir gün yetiyordu. On kişi idik. İki dirhemlik bal helvasıyla
hepimiz doyuyorduk. Bir dirhemlik ceviz, bir dirhemlik de kestane alıyorduk.
Bundan hepimiz yediğimiz halde geriye de bir miktar kalıyordu. Kışın en
şiddetli zamanında bir yük odunu bir dirheme satın almak mümkün idi. Bu kadar
ucuz bir şehir görmedim…” (2)</p>



<p><strong><em>ZOR GÜNLERDE GENETİK MİRASINA YASLANAN BİR
ÜLKE</em></strong></p>



<p>Anadolu Selçuklu devletinin dağılıp beyliklerin ayakta
kalma çabası verdiği ve Moğol baskısının ağır biçimde hissedildiği bir dönemde
her türlü zorluğa karşın üreten bir coğrafyada gıdanın bu kadar ucuza temin
edilebilmesi, İbn Battuta’yı bile şaşırtması önemli bir göstergedir. Nüfusun
yüzde 75’inin kırsalda yaşadığı erken Cumhuriyet döneminden itibaren birkaç
kuşak varlığını bu üretime borçluydu. Darbeler, siyasi krizler ve ambargolara
rağmen toprağa ve üretime sarılan Türkiye, sahip olduğu coğrafyanın sağladığı
genetik miras sayesinde zor günlerde ayakta kalmayı bildi.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/dscf2520.jpg" alt="" class="wp-image-20612" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/dscf2520.jpg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/dscf2520-300x225.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/dscf2520-768x576.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption> Anadolu coğrafyası binlerce yıldır her türlü zorluğa <br>her koşulda üreterek ve direnerek göğüs gerdi… </figcaption></figure>



<p><strong><em>ÜRETİMDE DIŞA BAĞIMLI OLMAMAK NEDEN ÖNEMLİ</em></strong></p>



<p>Bugün koronavirüsle mücadele eden Türkiye’nin tarımsal
üretimde neden dışa bağımlı bir ülke olmaması gerektiği bir kez daha ve acı
biçimde anımsandı. Örneğin koronavirüs yüzünden İran sınırı kapanınca, kayıt
dışı yoldan ülkeye sokulan ucuz İran sarımsağı da pazarlardan çekildi ve bir ay
önce 25-30 liraya kadar gerileyen sarımsak yeniden 60 lirayı görmeye başladı.
Tarımda günü kurtarmaya yönelik politikalarla ithalat kolaycılığına yönelen
iktidarın üretime verdiği desteğin, yalnızca üreticinin kullandığı mazotla geri
alındığı bir kısır döngünün içinde bocalayan çiftçiler tarlasına küstürüldü.</p>



<p><strong><em>TARIM, ÇEVRE VE ORMAN POLİTİKASINDA RADİKAL
DEĞİŞİKLİK GEREK</em></strong></p>



<p>Buğday ithal edip makarna ihraç etmenin başarı olarak
görüldüğü tarım politikası, orman ağacını kesip yerine ıhlamur dikmenin
ormancılık sayıldığı orman politikası, nehirlere beton döküp kanal inşa etmenin
çevrecilik olarak görüldüğü çevre politikası iflas etti. Bir zamanlar yıllarca
süren kriz dönemlerinde coğrafyasına yaslanıp üreterek ayakta kalan bir ülke,
koronavirüs kriziyle bir paket makarnanın derdine düştü.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/dscf1536.jpg" alt="" class="wp-image-20608" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/dscf1536.jpg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/dscf1536-300x225.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/dscf1536-768x576.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption> Yıkımın değil, yaşamın yanında olmak için hala zaman var… </figcaption></figure>



<p><strong><em>YIKIMIN DEĞİL, YAŞAMIN YANINDA OLMAK İÇİN
HALA ZAMAN VAR</em></strong></p>



<p>Türkiye koronavirüs krizinden önemli dersler çıkarıp
çevre, ormancılık ve tarım politikalarını radikal biçimde değiştirmelidir.
Küresel iklim krizinin koronavirüs gibi başka belaları da dünyanın başına
saracağı konusunda yapılan uyarılar bu konuda kaybedecek zamanımızın olmadığını
gösteriyor. Yıkarak abat olunmadığını koronavirüs bir kez daha anımsattı. Henüz
zaman varken, kuşu tabakta, balığı ızgarada, ağacı şöminede gören anlayışla
tamamen vedalaşıp gidecek başka bir coğrafyamızın olmadığı gerçeğiyle yüzleşme
ve hızla gereğini yapma zamanı. Yıkımın değil, yaşamın yanında olmak için hala
zaman var…</p>



<p><strong><em>Kaynaklar:</em></strong></p>



<p><strong><em>(1): Stephan
Mitchell, (Geç Roma İmparatorluğu Tarihi, Türk Tarih Kurumu Yayınları-2016)</em></strong></p>



<p><strong><em>(2): İbn
Battuta Seyahatnamesi, (Bilge Kültür Sanat Yayınları, 2015)</em></strong></p>



<pre class="wp-block-code"><code>[3d-flip-book mode="thumbnail-lightbox" urlparam="fb3d-page" 
id="12654" title="false" lightbox="dark"]</code></pre>



<iframe loading="lazy" width="900" height="375" src="https://www.youtube.com/embed/FGXbAQIoC_g" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; 
encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen=""></iframe>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/dogu-tabletleri-29-tablet-ey-kudus/">DOĞU TABLETLERİ /29. Tablet, Ey Kudüs</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/chp-burdurda-deprem/">CHP Burdur’da deprem</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/bgc-baskani-burdur-tarihi-konulu-egitim-programina-katildi/">BGC Başkanı “Burdur Tarihi” konulu eğitim programına katıldı</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/emekli-yazilari18/">Emekli yazıları18</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/yukumlu-hukumler-ukrayna-hukumleri/">YÜKÜMLÜ HÜKÜMLER Ukrayna Hükümleri</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/perincek-milli-egitim-bakanini-istifaya-cagirdi/">Perinçek, Milli Eğitim Bakanı’nı istifaya çağırdı</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/en-dusuk-emekli-ayligi-gercegi/">En Düşük Emekli Aylığı Gerçeği!</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/abd-natonun-turkiyeye-kurdugu-ukrayna-tuzagi/">ABD- NATO&#8217;nun Türkiye&#8217;ye kurduğu &#8220;Ukrayna&#8221; tuzağı</a></li>
</ul>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/istanbul-1500-yil-once-gunde-16-bin-kisinin-oldugu-salgini-nasil-atlatti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Son cennet de betona boğulacak!</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/son-cennet-de-betona-bogulacak/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/son-cennet-de-betona-bogulacak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf YAVUZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Jan 2020 17:52:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Sürmanşet]]></category>
		<category><![CDATA[Tabiat]]></category>
		<category><![CDATA[Beton]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Gazipaşa]]></category>
		<category><![CDATA[Sahil]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Yavuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=18967</guid>

					<description><![CDATA[Gazipaşa’da Selinus antik kenti ile Kızılin arasındaki 2 kilometrelik sahilde yapı yoğunluğu yüksek yapılaşmaya izin veren koruma imar planı onaylandı. Planın öngördüğü yapılaşmalar hayata geçirilirse bölgenin son kıyı cennetlerinden biri olan Selinus Sahil betona boğulacak… Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde bulunan Selinus [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<figure class="wp-block-table"><table class=""><tbody><tr><td class="has-text-align-center" data-align="center"> Gazipaşa’da Selinus antik kenti ile Kızılin arasındaki <br>2 kilometrelik sahilde yapı yoğunluğu yüksek yapılaşmaya <br>izin veren koruma imar planı onaylandı. Planın öngördüğü <br>yapılaşmalar hayata geçirilirse bölgenin son kıyı cennetlerinden <br>biri olan Selinus Sahil betona boğulacak… </td></tr></tbody></table></figure>



<p>Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde bulunan Selinus sahili 5
yıldızlı otellere açılıyor. Doğal sit alanı statüsündeki 2 kilometrelik sahilde
yüzde 80 yapılaşma izni verilmesi tepki çekti…</p>



<p>Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde bulunan doğal sit alanı
statüsündeki Selinus sahilinde 5 yıldızlı otellere açılıyor. Çevre ve
Şehircilik Bakanlığı’nca onaylanan koruma amaçlı imar planına göre, Kızılin
Mevkii olarak anılan 2 kilometrelik sahilde ilk 5 yıldızlı otel projesini Green
Park Oteller zincirinin sahibi Adil Üstündağ hayata geçirmek istiyor. Ancak
Gazipaşa Belediyesi’nin yürüttüğü 18 uygulaması ilçede tartışma yarattı. İmar
Kanunu’nun 18. Maddesi gereğinde yapılan parselizasyon çalışmaları kapsamında
Selinus sahilinde otel inşa etmek isteyen Üstündağ’ın parçalı arazilerinin
birleştirildiği ve bu yolla bölgedeki arazi sahiplerinin mağdur edildiği öne
sürüldü. Koruma amaçlı imar planında Selinus Plajı bölgesinde otellere ayrılmış
10 ayrı parsel bulunuyor. Büyüklüğü 50 bin metrekarenin üzerindeki parsellerde
yüzde 80 yapı izni verilmesi tarım arazileri, muz bahçeleri ve kumsaldan oluşan
sahilin betona boğacak. Gazipaşalılar ilçenin doğal ve kültürel
zenginliklerinin korunarak turizmin geliştirilmesini isterken betonlaşmayı
getiren kitle turizminin bu zenginliklere zarar vereceğini düşünüyor.</p>



<p><strong><em>GAZİPAŞA SELİNUS SAHİLİ 5 YILDIZLI OTELLERE
AÇILDI</em></strong></p>



<p>Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde bulunan Selinus Plajı da
betonlaşmaya açıldı. Selinus antik kenti ile Kızılin mevkii arasında yer alan
yaklaşık 2 kilometre uzunluğundaki sahil şeridini de kapsayan koruma amaçlı
imar planı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onaylandı. Hacımusa Çayının
batısında yer alan bu bölge, doğal sit alanı statüsünde bulunuyor. Bölgede kumsal,
tarım arazileri ve muz bahçeleri yer alıyor. Koru ve Pazarcı mahallerinin sahil
kesimlerini kapsayan koruma amaçlı imar planına göre ilçe halkının günübirlik
alan olarak kullandığı sahilde 10 ayrı parsel oteller için ayrılmış durumda.
Plan notlarında yer verilen bilgilere göre alanda karstik boşluklar tespit
edildiği belirtilirken temel kazıları sırasında karşılaşılacak karstik
boşluklara çimento enjekte edilmesi öneriliyor.</p>



<p>Doğal sit alanı olan sahili de kapsayan bölge için
hazırlanan ve Bakanlıkça da onaylanan koruma amaçlı imar planına göre sarı
renkli bölgelerde oteller inşa edilebilecek. Soldaki koyu renkli bölüm ise
günübirlik kullanım tesisleri için ayrılmış. Bu bölümdeki yapılaşma emsali ise
yüzde 20 olarak belirlenmiş.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="655" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/koruma-amac3a7lc4b1-imar-planc4b1na-gc3b6re-sarc4b1-renkli-alanlara-oteller-yapc4b1lacak-655x1024.jpg" alt="" class="wp-image-18970" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/koruma-amac3a7lc4b1-imar-planc4b1na-gc3b6re-sarc4b1-renkli-alanlara-oteller-yapc4b1lacak-scaled.jpg 655w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/koruma-amac3a7lc4b1-imar-planc4b1na-gc3b6re-sarc4b1-renkli-alanlara-oteller-yapc4b1lacak-192x300.jpg 192w" sizes="auto, (max-width: 655px) 100vw, 655px" /><figcaption> Doğal sit alanı olan sahili de kapsayan bölge için hazırlanan ve Bakanlıkça da <br>onaylanan koruma amaçlı imar planına göre sarı renkli bölgelerde oteller inşa <br>edilebilecek. Soldaki koyu renkli bölüm ise günübirlik kullanım tesisleri için <br>ayrılmış. Bu bölümdeki yapılaşma emsali ise yüzde 20 olarak belirlenmiş. </figcaption></figure>



<p><strong><em>ADI ‘KORUMA PLANI’ AMA SU KAYNAKLARININ
ÜZERİ BETONLAŞTIRILIYOR</em></strong></p>



<p>Adı “koruma amaçlı imar planı” olan ancak korumadan uzak
bir içeriğe sahip olduğu belirtilen imar planında, yapılaşmaya açılan sahilde
çakıllı ve kumlu zeminler bulunduğuna dikkat çekilerek bu alanlardaki yapılaşma
sırasında şişme problemleriyle karşılaşılabileceği belirtilerek önlem alınması
isteniyor. İmar planına konu olan alanda ayrıca yer altı su kaynakları
bulunması da dikkat çekiyor. Planlama alanında akifer (yer altı su depoları)
kayalıklar bulunduğu bilgisine yer verilen plan notlarında, yer altı suyunun
yükselebileceği alanların dikkate alınmasını ve temellerin buna göre belirlenmesi
isteniyor.</p>



<p><strong><em>50 BİN METREDEN BÜYÜK PARSELLERDE YAPILAŞMA
ORANI YÜZDE 80</em></strong></p>



<p>Parsel büyüklüğü 50 bin metrekarenin üzerinde olan arazilerde
yapılaşma emsal oranının yüzde 80 olarak belirlenmesi dikkat çekerken, kıyı
kenar çizgisinin ikinci 50 metrelik bölümünde de yüzde 20 yapılaşma izni
veriliyor. Korunan alan niteliğindeki arazide bu kadar yüksek yapılaşma oranı
verilmesinin ‘kişiye özel’ uygulama olduğu öne sürülüyor. İmar planına göre
sahilde ayrıca restoran, kafe, pastane, spor alanları ve ibadethane gibi
ünitelerin yanı sıra günübirlik kullanıma yönelik tesisler yapılabilecek. En
küçük parsel büyüklüğünün 5 bin metrekare olarak belirlenmesi ise bu bölgede
daha küçük parsel sahibi olan vatandaşların arazilerinin ellerinden alınmasına
yol açıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="768" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/plan-notlarc4b1na-gc3b6re-50-bin-metrekareden-bc3bcyc3bck-parsellerde-yapc4b1lac59fma-emsali-80-olarak-uygun-gc3b6rc3bclmc3bcc59f-1.jpg" alt="" class="wp-image-18971" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/plan-notlarc4b1na-gc3b6re-50-bin-metrekareden-bc3bcyc3bck-parsellerde-yapc4b1lac59fma-emsali-80-olarak-uygun-gc3b6rc3bclmc3bcc59f-1.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/plan-notlarc4b1na-gc3b6re-50-bin-metrekareden-bc3bcyc3bck-parsellerde-yapc4b1lac59fma-emsali-80-olarak-uygun-gc3b6rc3bclmc3bcc59f-1-225x300.jpg 225w" sizes="auto, (max-width: 768px) 100vw, 768px" /><figcaption> Koruma amaçlı imar planı notlarında yapı yoğunluğunun 50 bin <br>metrenin üzerindeki parsellerde “E. 0,80” olması dikkat çekiyor. Bu <br>durum kişiye özel uygulama iddialarını da beraberinde getiriyor. </figcaption></figure>



<p><strong><em>GAZİPAŞA’NIN İLK 5 YILDIZLI OTELİNİ ADİL
ÜSTÜNDAĞ YAPMAK İSTİYOR</em></strong></p>



<p>Antalya’nın doğu kıyılarında betonlaşmadan korunmuş son
doğal sahillerden biri olan Selinus Plajı’nda ilk 5 yıldızlı oteli yapmak isteyen
girişimci ise Green Park Oteller zincirinin sahibi Adil Üstündağ. Selinus
sahilinde bulunan Gazipaşa Belediyesi’ne ait arazileri de satın alan Üstündağ,
bu bölgede otel yapmak için yaklaşık 10 yıldır girişimlerde bulunuyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="608" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/gazipac59fa-selc3bcnus-sahiline-c3b6nce-yat-limanc4b1-inc59fa-edildi-c59fimdi-de-5-yc4b1ldc4b1zlc4b1-otellere-ac3a7c4b1ldc4b1.jpg" alt="" class="wp-image-18974" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/gazipac59fa-selc3bcnus-sahiline-c3b6nce-yat-limanc4b1-inc59fa-edildi-c59fimdi-de-5-yc4b1ldc4b1zlc4b1-otellere-ac3a7c4b1ldc4b1.jpg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/gazipac59fa-selc3bcnus-sahiline-c3b6nce-yat-limanc4b1-inc59fa-edildi-c59fimdi-de-5-yc4b1ldc4b1zlc4b1-otellere-ac3a7c4b1ldc4b1-300x178.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/gazipac59fa-selc3bcnus-sahiline-c3b6nce-yat-limanc4b1-inc59fa-edildi-c59fimdi-de-5-yc4b1ldc4b1zlc4b1-otellere-ac3a7c4b1ldc4b1-768x456.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption> Selinus kalesinden betonlaşmaya açılan sahilin görünümü. Önde hatalı yer <br>seçimiyle dikkat çeken ve bir türlü bitirilemeyen yat limanı görünüyor. </figcaption></figure>



<p><strong><em>AKP’NİN AMPULÜNÜN FİKİR BABASI OLDUĞUNU
AÇIKLAMIŞTI</em></strong></p>



<p>Gazipaşa’da inşa etmek istediği otelle ilgili yaptığı
açıklamalarda birbirinden farklı rakamlar veren Üstündağ, bir açıklamasında
otelin 3 bin 500 oda, 14 bin yatak kapasitesinden oluşacağını dile getirmişti.
AKP’nin ambleminde yer alan ampulün fikir babası olduğunu dile getiren iş adamı
Adil Üstündağ, Ağustos 2003’te Hürriyet Gazetesi’ne verdiği bir demeçte, “Ben
Türkiye’nin ilk yerli oto ampul üreticisiyim. Şirketimin adı Akışık. Ak
Parti’nin kuruluşu Merter Green Park Oteli’nde gerçekleşti. Ampul ve AK fikri
de buradan çıktı. Hatta ampulün görünümünü de gerçeğe uygun olarak ben tamamladım”
ifadelerini kullanmıştı.</p>



<p><strong><em>BAKAN ERSOY’A ÇAĞRI YAPTI: ‘ON YILDIR NE
EVRAKI BEKLİYORSUNUZ?’</em></strong></p>



<p>Bölgedeki iş takipçileri aracılığı ile Gazipaşa’dan
yıllardır arazi toplayan Üstündağ, otel projesi için hükümetin bakanları ve
Antalya Valisi ile de yakın ilişki içinde olduklarını dile getiriyor.
Geçtiğimiz Eylül ayında katıldığı bir televizyon programında ise yetkililere
sitemde bulunan Üstündağ, “Alanya’da 900 otel var, Gazipaşa’da hiç otel yok”
ifadelerini kullanmıştı. 12 ay açık kalacağını belirttiği otelde 2 bin kişiyi
işe alacağını öne süren Üstündağ, katıldığı televizyon programında Kültür ve
Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a seslenerek şunları dile getirdi: “Sayın
Bakanımız, (dostumuz o bizim), arkadaşımız. Mehmet Bey’e sesleniyorum. Hala
evraklar bekliyor. Antalya Valisi’nin (Münir Karaloğlu’nun) çok büyük katkısı,
çok büyük desteği var. Çevre Bakanlığı’nda evraklar bekliyor. Sonuç: Bürokrasi,
bekle. On yıldır ne evrakı bekliyorsunuz?”</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/img_8260_1280x853_85342.jpg" alt="" class="wp-image-18972" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/img_8260_1280x853_85342.jpg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/img_8260_1280x853_85342-300x200.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/img_8260_1280x853_85342-768x512.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/img_8260_1280x853_85342-900x600.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption> Geçtiğimiz Ekim ayında Gazipaşa Belediye Başkanı Mehmet Ali Yılmaz’ı ziyaret eden iş adamı Adil Üstündağ (solda), otel projesi hakkında açıklamalarda bulunmuştu. </figcaption></figure>



<p><strong><em>CHP’Lİ BELEDİYEDEN TARTIŞMALARIN GÖLGESİNDE
İMAR ÇALIŞMASI</em></strong></p>



<p>Edindiğimiz bilgilere göre tartışmaların gölgesinde
yürütülen 18. madde çalışmaları tamamlanarak yerel belediye tarafından
onaylandı ve Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne gönderildi. Büyükşehir
Belediyesi’nin de uygun bulup onaylanması durumunda ise yasal askı sürecinin
ardından otel inşaatlarının önü açılmış olacak. Ancak Gazipaşa sahilini
betonlaştıracak olan 5 yıldızlı otel projesine ilçe halkının bir kesimi karşı
çıkıyor. İlçede kitle turizminin değil, doğal ve kültürel değerlerle
bütünleşen, yerel halka doğrudan katkı sağlayacak olan eko-turizm modelinin
geliştirilmesi isteniyor. Koruma amaçlı imar planı kapsamındaki yapılaşmanın
yoğun olması sahilin oteler tarafından işgal edilerek yerel halka kapatacağı da
eleştiriler arasında. Her siyasi parti ve görüşten temsilcinin ortak tepkisi,
Gazipaşa Belediyesi tarafından rant tartışmalarının gölgesinde yürütülen ve
parsellerin imar planına uygun hale getirilmesini sağlayan 18 uygulaması
çalışmalarının, otel yapmak isteyen girişimciye rant sağlarken, yerel halktan
arazi sahiplerini mağdur ettiği yönünde.</p>



<p>Gazipaşa’nın sarp yamaçlardan oluşan doğu kesiminde çok
sayıda antik yerleşim de bulunuyor. Güney köyünde yer alan Antiocheia ad Cragum
da bunlardan biri.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="685" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/img_0068.jpg" alt="" class="wp-image-18973" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/img_0068.jpg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/img_0068-300x201.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/img_0068-768x514.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption> Gazipaşa’nın sarp yamaçlardan oluşan doğu kesiminde çok sayıda antik yerleşim de bulunuyor. Güney köyünde yer alan Antiocheia ad Cragum da bunlardan biri. </figcaption></figure>



<p><strong><em>GAZİPAŞA BETONDAN ÖNCEKİ SON DÖNEMEÇTE</em></strong></p>



<p>Görkemli koyları, antik kentleri, yaylaları ve zengin
kırsal yaşamıyla Antalya’nın bugüne kadar saklı kalmış cennetlerinden biri olan
Gazipaşa bu tartışmaların gölgesinde bir yol ayrımında bulunuyor. Bir başka
deyişle betondan önceki son dönemeçte. Hatalı yer seçimiyle dikkat çeken yat limanı
projesi ve Selinus antic kentinin her iki tarafındaki tarım arazilerinde kıyıya
doğru ilerleyen çarpık yapılaşma bölgenin son doğal cennetlerinden biri olan
Gazipaşa’yı tehdit ediyor.&nbsp; Kuzeyinde
derin vadiler ve yaylalar, batısında turizm adına betonlaşmanın en kötü
örneklerinin sergilendiği Alanya, doğusunda ise Anamur’a kadar denizden birden
yükselen görkemli dağların eteğindeki el değmemiş koylar ve tarihi dokuyla iç
içe geçmiş kırsal yerleşimler: Bütün bu doğan ve kültürel varlıkların geleceği
Gazipaşa halkının önümüzdeki günlerde atacağı adımlara bağlı olacak.</p>



<pre class="wp-block-code"><code>[3d-flip-book mode="thumbnail-lightbox" urlparam="fb3d-page" 
id="12654" title="false" lightbox="dark"]</code></pre>



<iframe loading="lazy" width="900" height="375" src="https://www.youtube.com/embed/FGXbAQIoC_g" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; 
encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen=""></iframe>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/dogu-tabletleri-29-tablet-ey-kudus/">DOĞU TABLETLERİ /29. Tablet, Ey Kudüs</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/chp-burdurda-deprem/">CHP Burdur’da deprem</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/bgc-baskani-burdur-tarihi-konulu-egitim-programina-katildi/">BGC Başkanı “Burdur Tarihi” konulu eğitim programına katıldı</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/emekli-yazilari18/">Emekli yazıları18</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/yukumlu-hukumler-ukrayna-hukumleri/">YÜKÜMLÜ HÜKÜMLER Ukrayna Hükümleri</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/perincek-milli-egitim-bakanini-istifaya-cagirdi/">Perinçek, Milli Eğitim Bakanı’nı istifaya çağırdı</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/en-dusuk-emekli-ayligi-gercegi/">En Düşük Emekli Aylığı Gerçeği!</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/abd-natonun-turkiyeye-kurdugu-ukrayna-tuzagi/">ABD- NATO&#8217;nun Türkiye&#8217;ye kurduğu &#8220;Ukrayna&#8221; tuzağı</a></li>
</ul>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/son-cennet-de-betona-bogulacak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Reis” olmak öyle kolay değil!</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/reis-olmak-oyle-kolay-degil/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/reis-olmak-oyle-kolay-degil/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 May 2018 19:33:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başyazı]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Sürmanşet]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[Reis]]></category>
		<category><![CDATA[Zor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=8269</guid>

					<description><![CDATA[Bizim coğrafyada reis olmak öyle kolay değildir! Tarihin kahramanlar ve kahraman reisler yetiştirdiği bereketli özel bir döneminde yaşıyoruz. Geçen yüzyılın başlarındaki özel döneme benzer şartlar hükmünü sürdürmeye başladı. Geçen yüzyılda tarih, bölgemizde birbirini etkileyen, birbirini tetikleyen, birbirini besleyen toplumsal ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bizim coğrafyada reis olmak öyle kolay değildir!</p>
<p>Tarihin kahramanlar ve kahraman reisler yetiştirdiği bereketli özel bir döneminde yaşıyoruz. Geçen yüzyılın başlarındaki özel döneme benzer şartlar hükmünü sürdürmeye başladı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-7861 aligncenter" src="http://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2018/04/yazarkasa-reklami-300x33.jpg" alt="" width="409" height="45" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2018/04/yazarkasa-reklami-300x33.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2018/04/yazarkasa-reklami-768x85.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2018/04/yazarkasa-reklami.jpg 900w" sizes="auto, (max-width: 409px) 100vw, 409px" /></p>
<p>Geçen yüzyılda tarih, bölgemizde birbirini etkileyen, birbirini tetikleyen, birbirini besleyen toplumsal ve siyasi olaylarla büyük reisler yarattı. Devrimlerle ortaya çıkan bu reislerin başta gelenleri büyük Mustafa Kemal Atatürk ve Vladimir İliç Ulyanav Lenin tarihteki yerlerini aldı.</p>
<p>Daha sonra Çin’in reisi Mao, Vietnam’ın reisi Ho Amca gelir. Bunlar iri kıyım reislerdir. Daha birçok irili ufaklı reis tarihe altın harflerle adlarını yazdırdılar.</p>
<p>Ve geldik 21’ncü yüzyıla. Bu yüzyılın Atatürk yüzyılı olacağı belirtilmiştir. Evet, daha başında en büyük Atatürk düşmanlarını bile fetheden ve karşısında hizaya çeken Atatürk’ün reisliği hükmünü sürdürüyor.</p>
<p><a href="https://www.losev.org.tr/bagis/Bagis.html"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-8069 alignleft" src="http://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2018/05/losev185x700-79x300.jpg" alt="" width="108" height="410" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2018/05/losev185x700-79x300.jpg 79w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2018/05/losev185x700.jpg 185w" sizes="auto, (max-width: 108px) 100vw, 108px" /></a>Demem o ki, reis olmanın yolu, hele büyük reis olmanın yolu antiemperyalizmden, bağımsızlıkçılıktan, vatanseverlikten geçiyor. Geçen yüzyılda bütün büyük reisler vatan savaşının ocağından çıkmıştır. İngiliz emperyalizmine, Rus emperyalizmine, Fransız emperyalizmine karşı milli mücadelelerin ateşinde kavrularak pişmiş reisler büyük reis olmuştur. Çağımızda ise Sam Amca’ya direnmekten geçiyor. Çağımızın en büyük reisleri anti-Amerikancılar arasından çıkmaktadır; ABD emperyalizmine karşı dik duran, direnç<a href="http://www.kivilcimhaber.com.tr/ingilizceyi-yerinde-ogrenin/"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-7803 alignright" src="http://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2018/04/griffithCollage-kurs2-228x300.gif" alt="" width="228" height="300" /></a> gösteren tutarlı vatan savunmacıları büyük reisliği hak etmektedirler. Bölgemizde bunların en büyükleri Beşşar Esad’dır. Amerikan emperyalizmine direnirken hayatlarını kaybeden Saddam ve Kaddafi de büyük reis sınıfına girerken hayatlarını yitirdiler.</p>
<p>Bizde de reis unvanına merak saranlar var. Bu amaçla Türkiye’nin mecburiyetlerinin önünden sürüklenerek de olsa ABD “kara kuvveti” bölücü terör örgütü PKK’yi kazdığı özerklik hendeklerine gömdü. 15 Temmuz Amerikan casusluk örgütü FETÖ’cü darbeyi bastırdı. Türkiye’nin güvenliği ve bekası için, güney sınırlarımızda oluşturulmaya çalışılan ikinci İsrail-Kürt koridorunu yaran Fırat Kalkanı ve tarihe gömen Zeytindalı Harekâtlarını yapan siyasi iradeyi oluşturdu. Bütün bunları başarmak için Batı Asya Birliği’nin kuruluşuna katıldı. Soçi ve Astana süreçlerine dâhil oldu. Türkiye’yi Avrasya sürecine sokmaya çalıştı. Kim ne derse desin geçmişte Ortadoğu’daki Amerikan çıkarlarının bekçisi de olsa, BOP Eşbaşkanlığı yapsa da, Açılım, Ergenekon, Balyoz süreçlerine önderlik de etse, Cumhuriyeti yıkmaya çalışmış da olsa yukarıda sayılan gelişmeler Türkiye’nin geleceğini belirleyen tarihi önemde süreçlerdir. Anti-Amerikancı öze sahiptir. Desteğe layıktır.</p>
<p>Ancak sınıfsal karakteri gereği bir yandan bu olumlu gelişmelere imza atarken diğer yandan da beyninin derinliklerinde bulunan Batı ve ABD ile uzlaşma eğiliminin bir gereği olarak yalpalamalarla götürdü süreci. ÖSO’yu kullandı. Beşşar Esad’a bir türlü el uzatmadı. Geçmiş dönemin pisliklerinden arınamadı. Sarraf şantajı peşini bırakmadı. Ekonomi alanındaki kötü şöhretten kurtulamadı; borçlanma ekonomisinden uzaklaşamadı. Fıtratında bulunan laik demokratik Cumhuriyet düşmanlığından hiç arınamadı.</p>
<p>Kısacası reis olmak öyle kolay değil bizim coğrafyada.</p>
<p>Öncelikle Sam Amca’ya karşı cepheden mücadele edeceksin. Öyle yamuk yumuk değil, Ho Amca gibi, Atatürk gibi dimdik durarak, uzlaşmaz bir karşıtlık oluşturacaksın. Tabii ki bunun için temiz olacaksın; geçmişin kirlerini üzerinde taşımayacaksın. Bir abdesti diğerine ulaşmayan bir tutum içinde olmayacak, bir gün şöyle diğer gün böyle olmayacaksın. Sözünün eri olacak, bugün söylediğini yarın söyleyeceklerinle yalanlamayacaksın. Önüne gelene kanmayacaksın. Ne isterlerse bonkörce ve hovardaca vermeyeceksin.</p>
<p>Bak o zaman bu millet sana canını verircesine reis der.</p>
<p>Aksi takdirde naylon reis olur, üç gün sonra tarihin çöplüğüne atılır, unutulur gidersin.</p>
<p>Bizim coğrafyada reis olmak, Sam Amca’ya şirin görünmekle olmaz.</p>
<p>Bizim coğrafyada reis olmak, Sam Amca’ya cepheden dik durmakla mümkündür.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/reis-olmak-oyle-kolay-degil/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
