<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ercan Dolapçı &#8211; Kıvılcım Haber Burdur</title>
	<atom:link href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/tag/ercan-dolapci/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 06 Jul 2025 11:36:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.5</generator>

<image>
	<url>https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2017/05/favicon-150x150.png</url>
	<title>Ercan Dolapçı &#8211; Kıvılcım Haber Burdur</title>
	<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sivas ve Başbağlar! Tutmayan bölünme tertipleri!</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/sivas-ve-basbaglar-tutmayan-bolunme-tertipleri/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/sivas-ve-basbaglar-tutmayan-bolunme-tertipleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Jul 2025 11:36:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Kategori]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Başbağlar Katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[Ercan Dolapçı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=43748</guid>

					<description><![CDATA[Sivas katliamından 3 gün sonra 5 Temmuz 1993’te, ABD Gladyosu PKK eliyle, Erzincan Kemaliye’ye bağlı Başbağlar Köyü&#8217;nde katliam yaptı. 33 vatandaşımız yakılarak ve kurşuna dizilerek şehit edildi. ERCAN DOLAPÇI Tipik ‘Süper NATO’ Gladyo eylemiydi. Sivas’ta gericiler, Başbağlar’da ise PKK kullanıldı. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Sivas katliamından 3 gün sonra 5 Temmuz 1993’te, ABD Gladyosu PKK eliyle, Erzincan Kemaliye’ye bağlı Başbağlar Köyü&#8217;nde katliam yaptı. 33 vatandaşımız yakılarak ve kurşuna dizilerek şehit edildi.</p>



<p>ERCAN DOLAPÇI</p>



<p>Tipik ‘Süper NATO’ Gladyo eylemiydi. Sivas’ta gericiler, Başbağlar’da ise PKK kullanıldı. Amaç ‘Kırmızı Bölge’de derin bir çatlak açarak, Türkiye’yi çatlağın içine itmekti! Tıpkı Yugoslavya’da olduğu gibi… Türk halkı bu oyuna gelmedi. FETÖ gazeteleri her iki olayı da ‘Ergenekon’a bağlamaya çalışarak eylemin merkezini perdelemek istedi.</p>



<p><strong><em>VAHŞİCE KATLETTİLER</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized">
<a href="https://www.linkedin.com/in/fatih-%C3%B6zcan-1a984b44/recent-activity/all/" target="_blank" rel="noopener">
<img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/in-2.png" 
alt="" class="wp-image-43210" width="800" height="150" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/in-2.png 800w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/in-2-300x56.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/in-2-768x144.png 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></a></figure>



<p>Erzincan&#8217;a 204 km uzaklıkta bulunan Barasor Vadisi&#8217;nin en son köyü Başbağlar&#8217;a gelen 100 PKK&#8217;lı, 5 Temmuz’da yatsı namazı kılan köyün erkeklerini bir alanda topladı. Meydanda yaklaşık bir buçuk saat süren PKK propagandasının ardından, militanlar seçtikleri erkekleri köye 100 metre uzaklıkta bir kavaklığa götürdü, 28 vatandaşımızı burada kurşuna dizdi.</p>



<p>Köyde evleri, cami, okul ve halk evini kundakladı. Dört yurttaşımız da yakılan evlerde can verdi.</p>



<p><strong><em>KÖYLÜLER &#8216;PKK&#8217; DEDİ</em></strong></p>



<p>Başbağlar katliamından kurtulan Hüseyin Keskin yaşadıklarını Aydınlık’a şöyle anlatmıştı: <strong><em>“Akşam namazı sırasında gerilla kıyafeti giymiş ikisi kadın, çok sayıda kişi camiyi bastı. Köyün 50 metre dışındaki kayalığa götürdüler. Daha sonra 2 kadın evlere giderek, kadınları ve çocukları da getirdi. Bizi bir süre sağa sola koşturdular. Aradan yarım saat geçtikten sonra gür bir ses ‘Ateş serbest’ diye bağırdı. O anda kurşunlar yağmaya başladı. Her taraftan kan fışkırıyordu. Daha sonra ölmeyenleri de öldürüp, 80 haneli köyün 50’sini ateşe verdiler. Ben saldırıdan ölü numarası yaparak kurtuldum.”</em></strong></p>



<p><strong><em>KIŞKIRTMAYA İŞARET ETTİ</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full">
<a href="https://www.instagram.com/ozcanfatih15/" target="_blank" rel="noopener">
<img decoding="async" width="800" height="150" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/insangram-reklam.png" 
alt="" class="wp-image-43332" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/insangram-reklam.png 800w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/insangram-reklam-300x56.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/insangram-reklam-768x144.png 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></a></figure>



<p>Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, 7 Temmuz 1993 günü düzenlediği basın toplantısında, <strong><em>“Hangi örgüt, hangi dava adına yaparsa yapsın, bu eylemin karakteri halk düşmanıdır ve devrim düşmanıdır. Bu eylem, emekçilere karşı yapılmıştır. Bu açıdan, Başbağlar katliamının karakteri, Sivas katliamından farklı değildir. Fark, bu kez sıradan ve yoksul insanların hedef alınmasındadır. Başbağlar Köyü&#8217;nde katledilen emekçilerin Türk ve Sünni olması, ayrıca düşündürücüdür.” </em></strong>dedi.</p>



<p>Perinçek, 2 Ağustos 2012’de Aydınlık’taki köşesinde Madımak ve Başbaşlar&#8217;ı ayırmaya kalkanları da şöyle uyardı:</p>



<p><strong><em>“Madımak ve Başbağlar’da yarılan veya birleşen bilinç, aslında iki karşıt program, iki karşıt çözümü temsil eder. Türkiye’nin siyasal partileri ve toplulukları, Madımak ve Başbağlar’daki bölünmüş veya birleşik duruşlarıyla nasıl bir toplum kuracaklarını açıklarlar. Bu duruş, bir program ilanıdır. Yarılmış bilinçlerle devrim yapılmaz; ancak köle olunur. Halkı bölerek yapılan eylemlerden halkın bütününü kucaklayan çözümler çıkmaz.</em></strong></p>



<p><strong><em>‘Türkiye’yi bölemediler’</em></strong></p>



<p>Vatan Partisi Merkez Yürütme Kurulu üyesi Av. Nusret Senem de katliamın 32. yılında şunları belirtti:</p>



<figure class="wp-block-image size-full">
<a href="https://www.youtube.com/channel/UCvI20jcoUUX18hKh-hoSYJQ" target="_blank" rel="noopener">
<img decoding="async" width="800" height="150" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube.png" 
alt="" class="wp-image-43574" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube.png 800w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube-300x56.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube-768x144.png 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></a></figure>



<p><strong><em>“2 Temmuz 1993 Sivas olayının hemen ardından 5 Temmuz günü Başbağlar köyünde 34 vatandaşımızın PKK tarafından kurşunlanarak öldürüldüğü olayı yaşadık. Herk ikisi de ABD Gladyo örgütünün eylemleri olarak tarihe geçmiştir.</em></strong></p>



<p><strong><em>“Sivas Davasından yargılananların niteliğine bakın, İBDA-C ve Hizbullah diye bilinen örgüt üyeleri ‘Müslüman Türkiye’ diye söze başlamışlardı. PKK da o olaya karşı eylem yaptığını açıklamıştı.</em></strong></p>



<p><strong><em>“Aradan 32 yıl geçti. O tarihten bugüne çok sayıda eylem yapıldı. Katliamlar, cinayetler, aydınlarımıza yönelik suikastlar yaşandı. FETÖ darbe yaptı. ABD ve Batı, Gladyo ile büyük olaylar yaşattı Türkiye’ye. Ama Türkiye’yi bölemediler. En büyük gerçek budur. Atatürk’ün kurduğu devleti bölemediler.</em></strong></p>



<p><strong><em>“Bütün bu tertipler, Kemalist Türkiye’den dönmüştür. Yugoslavya’dan sonra Türkiye’yi de böleceklerdi. Bunu emperyalist güçler tarafından katledilen Yugoslavya Devlet Başkanı Slobodan Miloseviç de görmüş ve söylemişti. ‘Sıra Kemalist Türkiye’de’ demiş, bizleri uyarmıştı.</em></strong></p>



<p><strong><em>“PKK dahil Türkiye’ye karşı bölme mücadelesi yapanlar, TSK ve polisimiz tarafındın yenilmişlerdir. PKK, Türkiye’yi birbirine düşürememiştir. Alevi- Sünni bölünmesi yaratamamışlardır. Devletimizin kuruluşunda sağlam temeller atıldığı için bunu yaşıyoruz.</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized">
<a href="https://egitimstore.academia.edu/FatihÖzcan" target="_blank" rel="noopener">
<img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/academia3.png" 
alt="" class="wp-image-43315" width="800" height="150"></a></figure>




<p><strong><em>“Yakında PKK silah bırakma törenleri yapacak. Öcalan, PKK’yı dağıtarak Türk milletiyle bütünleşme açıklamaları yapmıştır. Bu doğrultuda gelişecektir olaylar. Türk milleti büyük bir sınavdan geçmiştir. Türkiye Cumhuriyeti rüştünü ispat etmiştir. Türkiye çok önemli başarılara imza atacaktır. Kemalist Devrimi neticeye ulaştırmaya çalışacaktır. Milli devlet mücadelemiz başarıya ulaşmıştır. Bunu yaşıyoruz ve bununla gurur duyuyoruz.”</em></strong></p>



<p>Vatan Partisi Diyarbakır İl Başkanı Ferdi Tanhan da <strong><em>“32 yıl geçti. Ancak acısı 32 bin yıllıktır. Ama o kurşunları o teröristlere ABD ve İsrail devletlerinin verdiğini unutmadık, unutmayacağız.”</em></strong> dedi.</p>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/antalyali-ckdli-kadinlar-natoya-meydan-okudu/">Antalyalı CKD’li Kadınlar NATO’ya meydan okudu</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/natoya-sairin-vicdani-yeter/">NATO’YA ŞAİRİN VİCDANI YETER</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/egitim-isten-yusuf-tekine-tebesirli-protesto/">Eğitim İş’ten Yusuf Tekin’e tebeşirli protesto</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/linkler/">linkler</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/batinin-entelektuel-tekeli-yikildi-akademide-cin-devrimi/">Batı&#8217;nın entelektüel tekeli yıkıldı! Akademide Çin devrimi…</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:400px" aria-label="“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI gömüsü. gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-c7cb9670-f190-4e75-8116-af59770aa584" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-c7cb9670-f190-4e75-8116-af59770aa584">İndir</a></div>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/sivas-ve-basbaglar-tutmayan-bolunme-tertipleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Atatürk savaşı göze almıştı</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/ataturk-savasi-goze-almisti/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/ataturk-savasi-goze-almisti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Oct 2024 13:30:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk]]></category>
		<category><![CDATA[Ercan Dolapçı]]></category>
		<category><![CDATA[İhlal]]></category>
		<category><![CDATA[Namus]]></category>
		<category><![CDATA[Sınır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=41414</guid>

					<description><![CDATA[Yunan Sahil Güvenliği karasularımızı ihlal etti, yetmedi toprağımıza çıktı. 1934’te İngilizler de bir bot ile deniz alanlarımıza girerek Kuşadası’nda karaya çıkmak istemişti. Er Musa, bir İngiliz subayını vurdu. Kriz patlak verdi. Atatürk ise erine sahip çıktı, &#8216;Savaşı göze alırım.&#8217; dedi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Yunan Sahil Güvenliği karasularımızı ihlal etti, yetmedi toprağımıza çıktı. 1934’te İngilizler de bir bot ile deniz alanlarımıza girerek Kuşadası’nda karaya çıkmak istemişti. Er Musa, bir İngiliz subayını vurdu. Kriz patlak verdi. Atatürk ise erine sahip çıktı, <strong><em>&#8216;Savaşı göze alırım.&#8217;</em></strong> dedi</p>



<p>1934 Kuşadası hadisesi nedir?</p>



<p>Er Musa kimdir?</p>



<p>Atatürk, Er Musa için savaşı nasıl göze aldı? İngiliz Subayı neden vuruldu?</p>



<p>Atatürk erine nasıl sahip çıktı?</p>



<p>Ercan Dolapçı</p>



<p>Yıllardır, Yunan sahil güvenlik tekneleri kara sularımızı ihlal etti, hava kuvvetleri sahamızı ihlal etti, kara sularını ihlal eden Türk balıkçılara Yunanistan tarafından ateş edildi haberleri duyarız. Karşılıklı verilen sıradan notalarla bunlar büyümeden halledilirdi.</p>



<p>Ancak geçen günlerde yaşadığımız bir olay bunlara hiç benzemiyor. Nota verilerek geçiştirilecek türden de değil…</p>



<p>Yunan sahil güvenlik botları, Türk botunu Kuşadası sahiline kadar takip ederek kovaladı. Bununla da kalmadı toprağımıza ayak bastı ve botu alıp gitti. Hem deniz sınırımızı ölçüsüzce ihlal etti hem de karaya yaklaşacak kadar da küstahlaştı. Oysa benzer bir olay aynı yerde 90 yıl önce yaşanmış ve karaya yaklaşan bir İngiliz askeri botuna ateş edilerek içindeki subay öldürülmüştü! Genç Cumhuriyet yönetimi bu olay karşısında kararlı durarak, İngilizlerin küstah yaklaşımını bertaraf etmişti.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="564" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali1.png" alt="" class="wp-image-41415" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali1.png 1000w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali1-300x169.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali1-768x433.png 768w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>



<p>İşte bugünlere derslerle dolu o olay:</p>



<p><strong><em>KUŞADASI HADİSESİ</em></strong></p>



<p>14 Temmuz 1934 öğleden sonra, Sisam adasının hemen karşısındaki Kuşadası Kanapiçe Koyu Karaburun bölgesine bir İngiliz askeri botundan karaya çıkmak isteyenlere, sahil gözetleme kulesinden ateş açılır. Botta bulunan bir subay hayatını kaybeder, askerlerden birisi de yaralanır. Yaralı asker ile arkadaşı gerisin geriye kaçar. Ölen subayın ise cesedi bulunamaz. İşte bu olay, İngiltere ile Türkiye arasında krize neden olur.</p>



<p>İngiltere bu olayda Türkiye’yi suçlar. Bota ateş açan askerin cezalandırılmasını ve tazminat ödenmesini ister. İngiltere’nin tavrı, Osmanlı’ya karşı gösterdikleri tehditkâr ve tepeden bakış usulüdür.</p>



<p>Bu tavır Cumhuriyet yönetiminde rahatsızlık yaratır. Olaya Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk de dâhil olur. Başbakan ve Dışişleri Bakanlığı’nın tutumu Türkiye’nin haklılığını kanıtlama ve masaya güçlü oturarak krizi büyümeden Türkiye’nin yararına çözmektir.</p>



<p><strong><em>‘ER MUSA VAZİFESİNİ YAPTI’</em></strong></p>



<p>Mustafa Kemal Paşa’nın olay karşısında dik durulmasına ilişkin şu sözleri çok şey ifade eder:</p>



<p><strong><em>“Kanuni vazifesini yaptığı anlaşılan Türk Eri Balıkesirli Musa yerinden alınamaz ve cezalandırılamaz. Gerekirse Er Musa için Britanya İmparatorluğu ile hali muhasama (düşmanlık, husumet) göze alınır. Kızılcahamam’dan şimdi Ankara’ya hareket ediyorum. Ege bölgesinde kısmi seferberlik emrini veriyorum!”</em></strong> (Milliyet,18 Temmuz 1970.)</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="659" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali2-1024x659.png" alt="" class="wp-image-41416" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali2-1024x659.png 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali2-300x193.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali2-768x494.png 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali2.png 1114w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong><em>ARAS’A TALİMATI</em></strong></p>



<p>Cumhurbaşkanı Atatürk, Hariciye Vekili Tevfik Rüştü Aras’ı makamına çağırarak bu krizi nasıl halledeceğini sorar. Aras ayrıntılı bilgi verir. Atatürk en son Aras’a şu talimatı verir: <strong><em>“Bu konuyu muhatabınla konuşurken, daha ona konuşma fırsatı vermeden sert bir şekilde çıkışacak ve ona ‘Ne bu küstahlık. Nasıl olur da egemen bir ülkenin sınırlarını ihlal etme cüretkarlığını gösterirsiniz!’ diyeceksin.”</em></strong></p>



<p>Aras, bu kararlı ve dik duruşuyla krizi Türkiye lehine sonuçlandırır.</p>



<p><strong><em>KAYMAKAMIN ANLATTIKLARI</em></strong></p>



<p>Bugünlere derslerle dolu bu tarihi olayın safhalarını, olay sırasında Kuşadası Kaymakamı olan Dilaver Argun 1970 yılında Milliyet gazetesinden Halit Çapın’a anlatır. Kuşadası Kaymakamı Dilaver Bey, Selçuk’ta halkla sohbet dönüşü saat: 17.00’de eline nota verilir. Nota’da şunlar yazar:</p>



<p><strong><em>“Kuşadası Kaymakamlığı’na, 14/7/1934.</em></strong></p>



<p><strong><em>Dipburnu’nda bugün cereyan eden hadise hakkındaki rapor, aynen aşağıda zikredilmiştir. Ölüler üzerinde inceleme ve olay hakkında soruşturma.”</em></strong></p>



<p><strong><em>Gümrük Muhafaza Komutanlığı</em></strong></p>



<p><strong><em>14/7/1934 Saat: 15.00 kararlarında Kanapiçe mevkiinde içerisinde 4 kişi çıplak bir durumda, kurşuni renkte yelkenli bir sandalın sahilimize yaklaştığını gördük. Beş arkadaş tarassut ve takip ettiğimiz sandal, Kanapiçe Koyu’na ve karaya yaklaşmıştı. Üç el havaya ateş etmek suretiyle ‘dur’ emrini verdik. Bu emre itaat etmeyerek kendilerini denize atarak kaçmaya başlamaları üzerine, beş arkadaş birden ateş ettik. Bu dört şahıstan üç tanesi ölü olarak denizde kaldı. Bir tanesinin ne olduğu meçhuldür. Mezkûr sandal, denizde kendi kendine dolaşmaktadır. Ölüler sahildedir. Keyfiyet Dipburnu karakol erlerinin ifadelerine göre atfen arz olunur.</em></strong></p>



<p><strong><em>Not: Mezkûr sandalın, Sisam adasında bulunan İngiliz harp gemisine ait olduğu arz ederim. Karine Muhafaza Memuru Mustafa.”</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="604" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali3-1024x604.png" alt="" class="wp-image-41417" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali3-1024x604.png 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali3-300x177.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali3-768x453.png 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali3.png 1131w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong><em>MUSTAFA KEMAL PAŞA DEVREDE</em></strong></p>



<p>Olay sonrası Türkiye’nin bütün makamları hareket geçer. Önce olayın ayrıntılarıyla mahiyeti Hükümete ve Reisicumhur’a iletilir. Ankara’nın amacı en ayrıntısıyla ve doğru haliyle olayı öğrenmek ve izlenecek yolun belirlenmesidir. Kuşadası Kaymakamı da olay neticelene kadar ayaktadır.</p>



<p>İngilizler bizim heyeti ayaklarına çağırır. Bilgi ister. Geleneksel küstah yaklaşımlarını bu olayda da gösterirler. Bu istek Atatürk’ü de kızdırır. O Kızılcahamam’dadır.</p>



<p>İsmet Paşa, Kaymakama şu telgrafı gönderir:</p>



<p><strong><em>“Kaymakamımız Liman Dairesine gitmeyecektir. Kaymakamı ziyaret etmek istiyorlarsa gelenleri kaymakam bey ancak kendi makamında kabul eder. Olayın nasıl cereyan ettiğini sorarlarsa kaymakam beye ziyaretçilere en münasip ve nazik bir şekilde izahlarda bulunmak yetkisi verilmiştir.”</em></strong></p>



<p>Kaymakam Dilaver Bey, bunu şöyle anlatır:</p>



<p><strong><em>“Uykusuz ve yorgun olmaklığıma rağmen Hükümetimin bağımsız bir devlete yakışan davranışı beni yeniden canlandırmaya yetti. O anda eski devirler olsaydı İngiliz harp gemisi kara sularımıza girmeye cesaret edemez miydi? Bir İngiliz Amirali, Osmanlı Kaymakamını kendi makamında ziyaret eder miydi? Yoksa bulundukları yere götürtür müydü? Düşünceleri kafamı sardı. Büyük zevk duydum.”</em></strong> (Milliyet, 16 Temmuz 1970.)</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="933" height="902" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali4.png" alt="" class="wp-image-41418" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali4.png 933w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali4-300x290.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali4-768x742.png 768w" sizes="auto, (max-width: 933px) 100vw, 933px" /></figure>



<p><strong><em>İNGİLİZLERLE GÖRÜŞME</em></strong></p>



<p>Kuşadası Kaymakamı Dilaver Bey’i İngilizler ziyaret eder. Ziyarete iki İngiliz subayı ile iki sivil katılır. İngilizler olayı kendilerine göre özetle şöyle anlatır:</p>



<p><strong><em>“Sisam adasına bir nezaket ziyareti yapmakta olan İngiliz Akdeniz Filosu’na mensup bazı harp gemileri sahillerimize yakın demirlemişler. Bu gemilerden birindeki üç subay dürbünle kıyılarımızı seyretmişler. Kanapiçe koyunun bulunduğu Dipburnu sahilinin plajını ve kumunu çok beğenmişler. Yüzmek üzere bir sandala binip buraya doğru gelirlerken kendilerine kıyılarımıza 50 metre kala ateş açılmış ve subaylardan biri ölmüş diğerleri yaralı olarak gemilerine dönmeyi başarmışlar. Türk makamlarının bu konudaki karşı çıkacakları bir nokta var mıymış?”</em></strong></p>



<p>Görüşmede Kaymakam Bey, olayın İngilizler tarafından geçiştirilmek istenen kısmını ele alır. Ona göre üzerlerine ateş açılan İngiliz subayları karaya çıkmıştır. ‘Dur’ emrine itaat etmemişlerdir. Bu kaçakçılığı önlememize dair olan kanun maddesine aykırı bir davranıştır. 1918 numaralı kanuna göre, bu tip hareket eden kişilere ateş edilir. Olaydan üzüntü duyulmaktadır ancak askerlerimizin hareket tarzı kanunlara uygundur.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="851" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali5-851x1024.png" alt="" class="wp-image-41419" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali5-851x1024.png 851w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali5-249x300.png 249w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali5-768x924.png 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali5.png 900w" sizes="auto, (max-width: 851px) 100vw, 851px" /></figure>



<p><strong><em>LONDRA HÜKÜMETİNİN TALİMATI</em></strong></p>



<p>Heyetler arasındaki görüşme iki saat sürer. İngiliz subay cebinden bir kâğıt çıkararak okumaya başlar:</p>



<p><strong><em>“Londra hükümetinden aldığım üç maddelik talimatı size bildirmek isterim. Londra Hükümeti, Osmanlı Hükümetine şu isteklerinin bildirilmesini talep etmektedir.”</em></strong></p>



<p>Kaymakam Dilaver Bey, İngiliz subayının konuşmasını keser ve şunları söyler: <strong><em>“Kumandan cenapları, yanlış temas aramaktadırlar. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin temsilcisiyim. Osmanlı hükümetinin değil!”</em></strong></p>



<p><strong><em>3 MADDELİK İSTEK</em></strong></p>



<p>İngiliz subay özür diler ve <strong><em>‘Türkiye Cumhuriyeti’</em></strong> olarak ifadesini değiştirir. İstekleri ise şöyledir:</p>



<p>&#8211; Öldürülen subayın cesedini aramak üzere İngiliz donanmasına bağlı motorlar sahillerimize gelecekler. Ancak bu araştırma sırasında kendilerine ateş açılmayacağı hususunda yazılı teminat verilecektir.</p>



<p>&#8211; İngiliz bayrağına tarziye verilecek. Ölen subayın ailesine zarar ve ziyan ödenecektir.</p>



<p>&#8211; Subaylarını öldürdüğünü tespit ettikleri Balıkesirli Er Musa derhal yerinden alınarak cezalandırılacak ve verilecek ceza kendilerine bildirilecektir.</p>



<p>İngiliz subay bu istekleri bildirdikten sonra Kaymakam Dilaver Bey’i gemilerine davet eder. Kaymakam daveti nazik bir dille ret eder. İngiliz subaylar gezmek için Türk kıyalarına çıkıp çıkamayacaklarını sorar. Ona da şu yanıt verilir: <strong><em>“Hayır! İngiliz denizcilerinin Kuşadası’nı ziyaretleri için Türk Hükümeti’nden bir talimat alınmış değildir.”</em></strong></p>



<p><strong><em>BİRLİKTE ARAMA İZNİ</em></strong></p>



<p>Kaymakam görüşmeyi Ankara’ya bildirir. Karşısında Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras bulunmaktadır. Aras, İngilizlere iletilmesini isteğini talimatı geçer:</p>



<p><strong><em>“Kumandan cenapları, İki İngiliz hafif motorunun kaybolan cesedi aramasına müsaade ettim. Ceset bizim tarafımızdan bulunursa tabiatıyla sizlere tevdi olunacaktır. Bu araştırmalara dünden memur edilmiş olan Gümrük Muhafaza motorumuz, İngiliz motorlarının araştırmaları esnasında beraber bulunarak birlikte araştırmaya ihtimam edeceklerdir. Gümrük motorumuzun beraber bulunması sahil muhafızlarını ateş etmekten men eder. Kuşadası Kaymakamı Dilaver.”</em></strong></p>



<p><strong><em>GAZİ PAŞA’NIN EMRİ</em></strong></p>



<p>Atatürk, bütün gelişmeleri Ankara Kızılcahamam’da izlemektedir. İngiliz gemilerinin tehditkâr bir tavırla kıyılarımıza yaklaşmakta olduğu bildirildiğinde ise şu emri gönderir:</p>



<p><strong><em>“Kanunu vazifesini yaptığı anlaşılan Türk eri Balıkesirli Musa yerinden alınamaz ve cezalandırılamaz. Gerekirse Er Musa için Britanya İmparatorluğu ile hali muhasama (düşmanlık, husumet) göze alınır. Kızılcahamam’dan şimdi Ankara’ya hareket ediyorum. Ege bölgesinde kısmi seferberlik emrini veriyorum!”</em></strong></p>



<p>Kaymakam Bey, o anki duygularını yıllar sonra şöyle anlatır:</p>



<p><strong><em>“Bu emir, bu haysiyetli ses beni ağlattı. Bütün yorgunluğumu aldı götürdü. Genç bir kaymakam olarak bütün benliğim gurur ve iftiharla sarsılıyordu. O tarihten bu yana birçok valilik ve müsteşarlıklarda bulundum. Atatürk’ün görev aşkını koruyan bu laflarını hiç unutmadım.”</em></strong> (Milliyet, 18 Temmuz 1970.)</p>



<p>Bu gelişme üzerine seferberlik ilan edilir. Bunu öğrenen İngilizler 19 Temmuz 1934 günü Sisam’dan Kaymakam Dilaver Bey’e şu mesajı gönderirler: <strong><em>“Maktul zabitin cesedini aramak için İngiliz motorlarına müsaade verildiği anlaşıldı. Bunun telle teyit ve tasdikini rica ederim. Sisam’da İngiliz Filosu Başkumandanı.”</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali6-704x1024.png" alt="" class="wp-image-41420" width="843" height="1226" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali6-704x1024.png 704w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali6-206x300.png 206w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali6-768x1117.png 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/10/ing-sinir-ihlali6.png 900w" sizes="auto, (max-width: 843px) 100vw, 843px" /></figure>



<p><strong><em>KRİZ ÇÖZÜLÜYOR</em></strong></p>



<p>Dilaver Bey, İngilizlerin bu isteğini Ankara’ya iletir. Başbakanlıktan gelen acil kodlu mesaj şöyledir:</p>



<p><strong><em>“1- İngiliz donanmasının cesedi aramak için sizden verilmiş olan müsaadenin telle tasdikini istediği anlaşıldı. Tarafınızdan tasdik ve teyit cevabının verilmesi ve motorlarımızın her türlü kolaylığı göstermek için hazır bulunduklarının bildirilmesi uygun görüldü. İngiliz motorlarının araması esnasında dost davranılması ve bir hadiseye meydan verilmemesi lazımdır.</em></strong></p>



<p><strong><em>2- Bugün İngiliz Büyükelçisi ile yapılan görüşmede aşağıdaki hususlar açıklık kazanmıştır:</em></strong></p>



<p><strong><em>İki hükümet olay üzerinde iki tarafta da kötü niyetten eser bulunmadığına kanaat hasıl etmiştir.</em></strong></p>



<p><strong><em>Soruşturmaya ve karşılıklı ziyarete lüzum kalmamıştır. İngiliz subayının öldüğü yerde İngiliz donanmasının bir kısmı tarafından cenaze merasimi yapılacaktır. Türk donanması bir torpido ile bu merasime katılacaktır. Bu maksatla bir torpidomuz 20 Temmuz 1934 Cuma günü öğle zamanlarında Kuşadası’nda olacaktır. (…) Başvekil İsmet.”</em></strong></p>



<p>20 Temmuz sabahı, ölen subay için denizde cenaze töreni yapılır. Karşılıklı heyetler hazır bulunur. Bu kriz de daha fazla büyümeden Türkiye’nin kararlı duruşuyla aşılır. Kaymakam Dilaver Bey’e de takdirname, elli lira para mükâfatı ve bir hafta istirahat izni verilir…</p>



<p>AYDINLIK</p>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/antalyali-ckdli-kadinlar-natoya-meydan-okudu/">Antalyalı CKD’li Kadınlar NATO’ya meydan okudu</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/natoya-sairin-vicdani-yeter/">NATO’YA ŞAİRİN VİCDANI YETER</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/egitim-isten-yusuf-tekine-tebesirli-protesto/">Eğitim İş’ten Yusuf Tekin’e tebeşirli protesto</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/linkler/">linkler</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/batinin-entelektuel-tekeli-yikildi-akademide-cin-devrimi/">Batı&#8217;nın entelektüel tekeli yıkıldı! Akademide Çin devrimi…</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:343px" aria-label="ata-eti-ite-otu gömüsü. gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-c83f9619-f20d-454a-888b-1a8c92b175be" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">ata-eti-ite-otu</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-c83f9619-f20d-454a-888b-1a8c92b175be">İndir</a></div>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/ataturk-savasi-goze-almisti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lozan Barış Antlaşması “hezimet” mi?</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/lozan-baris-antlasmasi-hezimet-mi/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/lozan-baris-antlasmasi-hezimet-mi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Jul 2022 15:33:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Kategori]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Ercan Dolapçı]]></category>
		<category><![CDATA[Hezimet mi?]]></category>
		<category><![CDATA[Lozan Barış Antlaşması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=35941</guid>

					<description><![CDATA[24 Temmuz Lozan Antlaşması: “Türk milleti aleyhine asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması’yla tamamlandığı zannedilmiş büyük bir suikastın yıkılışı vesikası” Ercan Dolapçı Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Lozan&#8217;a ilişkin söylediği &#8220;Lozan hezimettir&#8221; sözleri gerçeklere uymuyor. Lozan Antlaşması&#8217;nı baştan sona yakından takip eden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center has-text-color has-large-font-size" style="color:#08736c"><strong><em>24 Temmuz Lozan Antlaşması: “Türk milleti aleyhine asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması’yla tamamlandığı zannedilmiş büyük bir suikastın yıkılışı vesikası”</em></strong></p>



<p>Ercan Dolapçı</p>



<p>Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Lozan&#8217;a ilişkin söylediği <strong><em>&#8220;Lozan hezimettir&#8221;</em></strong> sözleri gerçeklere uymuyor. Lozan Antlaşması&#8217;nı baştan sona yakından takip eden Mustafa Kemal Paşa, bunun böyle olmadığını Nutuk&#8217;ta Sevr Antlaşmasıyla karşılaştırarak verir ve <strong><em>&#8220;Lozan Barış Antlaşması&#8217;nın ihtiva ettiği esasları, diğer barış teklifleriyle daha fazla mukayeseye mahal olmadığı fikrindeyim. Bu antlaşma, Türk milleti aleyhine asırlardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması&#8217;yla tamamlandığı zannedilmiş büyük bir suikastın yıkılışını ifade eder bir vesikadır. Osmanlı devrine ait tarihte emsali görülmemiş bir siyasi zafer eseridir&#8221; </em></strong>der. (Atatürk&#8217;ün Bütün Eserleri, C.20, Nutuk 2, Kaynak Yayınları, 2007, s.270.)</p>



<p><strong><em>LOZAN UZUN MARATONDU</em></strong></p>



<p>Büyük Zafer&#8217;den sonra Lozan barış görüşmeleri, İsviçre&#8217;nin Lozan kentinde 20 Kasım 1922 günü başladı. Türkiye&#8217;yi İsmet Paşa&#8217;nın eşliğindeki kalabalık bir heyet temsil etti. Yaklaşık 9 ay süren görüşmeler çok çetin geçti. İyi müzakereci olan İsmet Paşa, Türkiye&#8217;nin haklı davasını sonuna kadar kararlılıkla savundu. Emperyalist ülkelerin Osmanlı&#8217;dan alıştıkları <strong><em>&#8216;taviz koparma&#8217;</em></strong> ve <strong><em>&#8216;Osmanlı&#8217;yı masada kaybettirme&#8217; </em></strong>siyaseti tutmadı. İsmet Paşa yeni Türkiye&#8217;nin gerçek yüzünü <strong><em>&#8220;Eski Türkiye maziye karışmıştır!&#8221; </em></strong>sözleriyle gösterdi. Lord Curzon buna karşılık <strong><em>&#8220;Türkiye&#8217;nin imza edeceği en iyi muahede budur. Eğer imza etmezse, Türkiye düşünsün. Asya&#8217;nın görülmez derinliklerinde kaybolur!&#8221;</em></strong> diyordu. Bu sözlere İsmet Paşa <strong><em>&#8220;Memleketimi esarete mahkûm eden bir vesikayı imzaya koymam!&#8221; </em></strong>diyerek cevap verdi. Ve Lozan&#8217;dan ayrıldı. Görüşmelere 4 Şubat- 23 Nisan 1923 arası, ara verildi. Tekrar başlayan görüşmelerde özellikle ekonomik imtiyazlar, azınlıklar, tazminatlar, Osmanlı borçları konusu ağırlıklı konulardı. Bazen 10 saate varan görüşmelerde nihayete 17 Temmuz günü varıldı. 24 Temmuz gününe imzalar kaldı. İsmet Paşa, anlaşma sonrası işgal gemilerinin bir süre daha kalma isteğini şu sözlerle geri çevirdi: <strong><em>&#8220;Değil bir kruvazörün, İtilaf bayrağı taşıyan bir kayığın bile kalmasına razı olamam!&#8221; </em></strong>(Ali Naci Karacan, Lozan Konferansı ve İsmet Paşa, 3. Baskı, Bilgi Yayınevi, Ankara, 1993, s.403, 417-418.)</p>



<p><strong><em>&#8216;ZAFERLE TAÇLANDIRDINIZ</em></strong></p>



<p>24 Temmuz günü aynı zamanda Kurban Bayramı&#8217;nın ilk günüdür. Lozan Barış Antlaşması&#8217;nın da imzalanmış olması, Türkiye&#8217;ye ikinci bayram yaşattı. 24 Temmuz günü 2. Meşruti Devrim&#8217;in de yıldönümüydü. Mustafa Kemal Paşa 24 Temmuz günü İsmet Paşa&#8217;ya gönderdiği kutlama telgrafında şunları belirtti: <strong><em>&#8220;Millet ve hükümetin zatıâlilerine tevcih etmiş olduğu yeni vazifeyi muvaffakiyetle tamamladınız. Memlekete bir dizi faydalı hizmetlerden ibaret olan ömrünüzü bu defa da tarihi bir muvaffakiyetle taçlandırdınız. Uzun mücadelelerden sonra vatanımızın barış ve bağımsızlığa kavuştuğu bugünde parlak hizmetiniz dolayısıyla zatıâlilenizi, muhterem arkadaşlarımız Rıza Nur ve Hasan Beyleri ve mesainizde size yardım eden bütün delege heyeti üyelerini müteşekkirane tebrik ederim.&#8221;</em></strong> (Atatürk&#8217;ün Bütün Eserleri, C. 16, Kaynak Yayınları, 2005, s.48.)</p>



<p><strong><em>MECLİS&#8217;TEN LOZAN TEŞEKKÜRÜ</em></strong></p>



<p>O günlerde yeni seçimler de yapılmış ve Meclis oluşmuştur. Mustafa Kemal Paşa, Meclis Reisliğine tekrar seçilir ve kürsüde yaptığı konuşmada Lozan&#8217;a da değinir: <strong>&#8220;Hakikaten dört senelik bağımsızlık mücadelemiz, milletimizin şanına layık bir barış ile neticelenmiş, Lozan&#8217;da imza edilmiş olan antlaşmanın yüksek heyetinizin tasdikine kavuştuğu takdirde bütün manasıyla hür ve bağımsız olarak mesut bir mesai sahasına dâhil olmuş bulunacağız. Elde edilen mesut neticelerin, muhafazasında, Lozan Antlaşması&#8217;ndan ayrı tutulan meselelerin kati halinde ve milletimizi huzur ve refaha nail edecek feyizli hizmetlerde muvaffakiyetinizi bütün kalbimle temenni ederim.&#8221;</strong> (ATABE, C. 16, s.73.)</p>



<p><strong><em>MUALLAK MESELELER DOSTANE ÇÖZÜLÜR</em></strong></p>



<p>Gazi Paşa, 22 Eylül 1923 tarihli Neue Freie Presse muhabirine verdiği demeçte, Lozan&#8217;a ilişkin fikrini şöyle anlatır: <strong><em>&#8220;Lozan barışı bütün itibariyle bizi tatmin ediyor. Biz bu antlaşmaya tamamıyla riayet edeceğiz. Buna rağmen şunu söylemekten kendimizi men edemeyiz ki, daha taleplerimiz vardır ve bunların düşünceden fiile çıktığını son zamanda Avrupa milletlerinin zihinlerinde vaki olan Türkiya&#8217;ya müsait yeni bir eğilim vasıtasıyla görmek istiyoruz. Muallak meseleler için dostane çözüm tarzları bulunacağını ümit etmek istiyoruz. Uzak bir gelecekte değil, yakın bir gelecekte şimdiye kadar halledilemeyen meselelerin kati hal şekline kavuştuğunu görmek istiyoruz.&#8221;</em></strong> (ATABE, C.16, s.119.)</p>



<p style="font-size:27px"><strong><em><span style="color:#1a7279" class="tadv-color">SEVR-LOZAN KARŞILAŞTIRMASI</span></em></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="545" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2022/07/3a6a50be-8301-48f4-b44a-36462b6fa962-m.jpg" alt="" class="wp-image-35943" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2022/07/3a6a50be-8301-48f4-b44a-36462b6fa962-m.jpg 1000w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2022/07/3a6a50be-8301-48f4-b44a-36462b6fa962-m-300x164.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2022/07/3a6a50be-8301-48f4-b44a-36462b6fa962-m-768x419.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /><figcaption><strong><em>Yukarıdaki haritayla aşağıdakini karşılaştırınız; biri Sevr Antlaşması’na göre Türkiye haritası, diğeri Lozan Antlaşması’na göre haritamız.<br>Lozan palavralarını buna göre değerlendirmek gerçekçi, adil ve milli bir duruş olacaktır.</em></strong></figcaption></figure>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="563" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2022/07/mqdefault.jpg" alt="" class="wp-image-35944" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2022/07/mqdefault.jpg 1000w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2022/07/mqdefault-300x169.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2022/07/mqdefault-768x432.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>



<p>Atatürk, Nutuk&#8217;ta Sevr Antlaşması ile Lozan Antlaşması&#8217;nı karşılaştırmalı olarak bölüm bölüm ele alır ve şu değerlendirmeyi yapar:</p>



<p><strong><em>TRAKYA SINIRI:</em></strong></p>



<p><strong><em>Sevr:</em></strong> Çatalca hattından biraz ileride bulunan Podima-Kalikratya hattı.</p>



<p><strong><em>Lozan:</em></strong> Karaağaç da bizde olmak üzere Meriç hattı.</p>



<p><strong><em>İZMİR MINTIKASI:</em></strong></p>



<p><strong><em>Sevr:</em></strong> Bu mıntıkanın sınırları Kuşadası, Ödemiş, Salihli, Akhisar ve Kemer iskelesine az çok yakın mahallerden geçmektedir.</p>



<p><strong><em>Lozan:</em></strong> Tabiatıyla bu gibi meseleler söz konusu dahi olmamıştır.</p>



<p><strong><em>SURİYE SINIRI:</em></strong></p>



<p><strong><em>Sevr:</em></strong> Sahilde, yaklaşık Karataş burnundan başlayarak Osmaniye, Bahçe, Gazi Ayıntap, Birecik, Urfa, Mardin ve Nusaybin&#8217;i epey güneyde ve Suriye arazisinde bırakan bir sınır.</p>



<p><strong><em>Lozan:</em></strong> 20 Ekim 1921 Ankara Antlaşması sınırı aynen bırakılmıştır.</p>



<p><strong><em>IRAK SINIRI:</em></strong></p>



<p><strong><em>Sevr:</em></strong> İmadiye bizde kalmak şartıyla, Musul vilayetinin kuzey sınırı.</p>



<p><strong><em>Lozan:</em></strong> Halli ertelenmiştir.</p>



<p><strong><em>KAFKAS SINIRI:</em></strong></p>



<p><strong><em>Sevr:</em></strong> Türk-Ermeni sınırının tayini Amerika Reisicumhuru Wilson’a havale edilmiştir. Ve o, sınır olarak Karadeniz sahilinde Giresun&#8217;un doğusundan başlayan, Erzincan&#8217;ın batı ve güneyinden, Elmalı, Bitlis ve Van gölünün güneyinden geçer ve birçok noktalarda Harbi Umumi&#8217;deki Türk-Rus cephesini takip eden bir hattı göstermiştir.</p>



<p><strong><em>Lozan:</em></strong> Bu mesele bertaraf edilmiştir.</p>



<p><strong><em>BOĞAZLAR MINTIKASI:</em></strong></p>



<p><strong><em>Sevr:</em></strong> Rumeli&#8217;nin Türkiye&#8217;de kalan bütün kısımları. Anadolu&#8217;nun Adalar Denizi üzerinde yaklaşık İzmir mıntıkasının başladığı yerden başlayarak Manyas gölünün güneyine ve Bursa&#8217;nın ve İznik&#8217;in biraz kuzeyinden ve Sapanca gölünün batı ucundan (Şile-Ağva) Ahabadr deresinin ağzına giden hatla sınırlanmış bir mıntıka. Bu mıntıkalarda asker bulundurmak ve askeri harekâtta bulunmak hakkı sırf İtilaf devletlerine aittir.</p>



<p><strong><em>Lozan:</em></strong> Gelibolu yarımadasıyla Kumbağı, Bakla Burnu hattının güney doğusu, Çanakkale mıntıkasında sahilden yirmi kilometrelik bir mıntıka ve Boğaziçi&#8217;nin iki tarafında sahilden on beş km&#8217;lik bir mıntıka ve Boğaziçi&#8217;nin iki tarafında sahilden on beş km&#8217;lik birer mıntıka ve Marmara&#8217;da da Emirali adasından başka adalar ve İmroz ve Tenedos adaları, askerden arındırılmış bir hale konacaktır. (1936 Montreux Antlaşması&#8217;yla bu durum da kalktı. ED.)</p>



<p>Hiçbir tarafta İtilaf devletleri işgal kuvveti kalmayacaktır.</p>



<p><strong><em>KÜRDİSTAN:</em></strong></p>



<p><strong><em>Sevr:</em></strong> Fırat&#8217;ın doğusundan ve Ermenistan, Irak ve Suriye arasında kalan mıntıka için İtilaf devletleri delegelerinden meydana gelen bir komisyon mahalli özerkliği hazırlayacaktır. Bir yıl içinde ahalinin isteği halinde oylamayla burası Türkiye&#8217;den ayrılacaktır.</p>



<p><strong><em>Lozan:</em></strong> Bittabi söz konusu ettirilmemiştir.</p>



<p><strong><em>İKTİSADİ NÜFUZ MINTIKALARI:</em></strong></p>



<p><strong><em>Sevr:</em></strong></p>



<p><strong><em>FRANSIZ NUFÜZ MINTIKASI:</em></strong> Suriye sınırıyla yaklaşık Adana vilayetinin batı ve kuzey sınırı ve Kayseri ile Sıvas&#8217;ın kuzeyinden geçen Muş hariç işbu kasabaya yaklaştıktan sonra Cizre&#8217;ye giden hattın dahilinde kalan mıntıka.</p>



<p><strong><em>İTALYAN NÜFUZ MINTIKASI:</em></strong> İzmit yarımadasından çıktıktan sonra Afyon Karahisarı&#8217;na kadar Anadolu şimendifer hattı ve oradan Erciyes dağı civarına kadar giden hatla İzmir mıntıkası, Adalar Denizi, Akdeniz ve Fransız mıntıkası arasında kalan mıntıka.</p>



<p><strong><em>Lozan:</em></strong> Söz konusu olmamıştır.</p>



<p><strong><em>İSTANBUL:</em></strong></p>



<p><strong><em>Sevr:</em></strong> Antlaşma samimiyetle tatbik edilmediği takdirde İstanbul da bizden alınacaktır.</p>



<p><strong><em>Lozan:</em></strong> Söz konusu olmamıştır.</p>



<p><strong><em>ADLİ KAPİTÜLASYONLAR:</em></strong></p>



<p><strong><em>Sevr:</em></strong> İngiltere, Fransa, İtalya ve Japonya&#8217;nın temsil edildikleri dört üyeden meydana gelen bir komisyon, kapitülasyonlardan istifade eden diğer devletlerin mütehassıslarıyla birlikte yeni bir usul tanzim edecek ve Osmanlı hükümetiyle istişare ettikten sonra bu usulü tavsiye edebilecektir.</p>



<p><strong><em>Lozan:</em></strong> Kapitüler hiçbir kayıt yoktur.</p>



<p><strong>AZINLIKLAR HİMAYESİ:</strong></p>



<p><strong><em>Sevr:</em></strong> 1918 mütarekelerinden sonra imzalanan bütün antlaşmalarda mevcut olan hükümetlerden başka, Türkiye&#8217;ye bilhassa aşağıdaki taahhütler kabul ettirilmek istenilmiştir: (Ayrıntı için bakınız; NUTUK-2, s.264-265.)</p>



<p><strong><em>Lozan:</em></strong> Misak-ı Milli&#8217;mizde kabul etmiş olduğumuz gibi ve yalnız gayrimüslimlere mahsus olmak üzere Harbi Umumi&#8217;den sonra imzalanan bütün milletlerarası antlaşmalarda mevcut olan hükümler.</p>



<p><strong><em>ASKERİ HÜKÜMLER:</em></strong></p>



<p><strong><em>Sevr:</em></strong> Türkiye&#8217;nin silahlı kuvvetleri şu rakamları aşamayacaktır:</p>



<p>Padişah maiyeti kıtası: 700 kişi, Jandarma: 35.000, Jandarmayı takviye için özel kıtalar: 15.000. Toplam: 50.700 kişi.</p>



<p><strong><em>Lozan:</em></strong> Trakya ve Boğazlar&#8217;da askerden arındırılmış hale getirilen mıntıkalara ait sınırlamalardan başka hiçbir kayıt yoktur. (Sınırlamalar da 1936 Monteux Antlaşmasıyal kalktı. ED.)</p>



<p><strong><em>CEZA:</em></strong></p>



<p><strong><em>Sevr:</em></strong> Türkiye harp esnasında harp kaidelerine muhalif surette hareket etmiş veya Türkiye dahilinde mezalim icra eylemiş ve tehcir vesaire gibi hususlara karışmış olan şahısları, talepleri üzerine Müttefik devletlere (Yunanistan dahil) ve Türkiye&#8217;den arazi almış olan devletlere (Ermenistan vs.) teslim edecektir. Anılan şahıslar kendilerini talep eden devletin divanı harbi tarafından muhakeme edilecek ve cezalandırılacaktır.</p>



<p><strong><em>Lozan:</em></strong> Bahis yoktur.</p>



<p><strong><em>MALİ HÜKÜMLER:</em></strong></p>



<p><strong><em>Sevr:</em></strong> İtilaf devletleri, Türkiye&#8217;ye yardım için İngiliz, Fransız ve İtalyan delegelerinden meydana gelen bir maliye komisyonu teşkil edecekler ve bu komisyonda istişari mahiyette bir Türk komiseri bulunacaktır. (Türk maliyesini sıkı şekilde denetleyecekler. ED.)</p>



<p><strong><em>Lozan:</em></strong> Bu gibi kayıtların tamamı bertaraf edilmiştir.</p>



<p><strong><em>İKTİSADİ HÜKÜMLER:</em></strong></p>



<p><strong><em>Sevr:</em></strong> Kapitülasyonlardan istifade hakkı harpten evvel bunlardan istifade eden Müttefik devletler tebaasına iade edilecek ve bunlardan evvelce istifade etmeyen Müttefik devletler (Yunanistan, Ermenistan vs.) tebaasına da yeniden verilecektir.</p>



<p><strong><em>Lozan:</em></strong> Kapitülasyonların her türü tamamıyla ve ebediyen lağv olunmuştur.</p>



<p><strong><em>BOĞAZLAR KOMİSYONU:</em></strong></p>



<p><strong><em>Sevr:</em></strong> Kendine mahsus bayrağı, bütçesi ve zabıtası bulunacak olan işbu komisyon, gemilerin Bağazlar&#8217;dan geçişi, fenerler, kılavuzluk vs. ile iştifal edecek ve evvelce Meclisi Âliyi Sıhhi&#8217;nin yaptığı vazifeler ile kurtarma hizmetleri bundan böyle komisyonun nezareti altında ve onun talimatı dahilinde yapılacak ve komisyon Boğazlar&#8217;ın serbestisini tehlikede sayınca İtilaf devletlerine müracaat edebilecektir.</p>



<p><strong><em>Lozan:</em></strong> Komisyonun riyaseti bize verilmiştir.&#8221; (Atatürk&#8217;ün Bütün Eserleri, Nutuk-2, Kaynak Yayınları, 2007, s.259-270.)</p>



<p>AYDINLIK</p>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/antalyali-ckdli-kadinlar-natoya-meydan-okudu/">Antalyalı CKD’li Kadınlar NATO’ya meydan okudu</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/natoya-sairin-vicdani-yeter/">NATO’YA ŞAİRİN VİCDANI YETER</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/egitim-isten-yusuf-tekine-tebesirli-protesto/">Eğitim İş’ten Yusuf Tekin’e tebeşirli protesto</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/linkler/">linkler</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/batinin-entelektuel-tekeli-yikildi-akademide-cin-devrimi/">Batı&#8217;nın entelektüel tekeli yıkıldı! Akademide Çin devrimi…</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/kilicdaroglu-secilmis-genel-baskan/">Kılıçdaroğlu Seçilmiş Genel Başkan</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/mutlak-butlan-ve-chpnin-ozgurlesmesi/">Mutlak butlan ve CHP’nin özgürleşmesi</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/michael-robertsla-soylesi/">Michael Roberts’la Söyleşi</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/eski-feto-mensuplarindan-butunlesme-mesaji/">Eski FETÖ mensuplarından &#8216;bütünleşme&#8217; mesajı</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file aligncenter"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:200px" aria-label="ata-eti-ite-otu gömüsü. gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-6ae1a8b9-8332-4410-abf2-b5b82f51a2db" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">ata-eti-ite-otu</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-6ae1a8b9-8332-4410-abf2-b5b82f51a2db">İndir</a></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/lozan-baris-antlasmasi-hezimet-mi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Abdülhamid ve İttihatçılar</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/abdulhamid-ve-ittihatcilar/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/abdulhamid-ve-ittihatcilar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Jun 2022 20:53:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Kategori]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Sürmanşet]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Ercan Dolapçı]]></category>
		<category><![CDATA[İttihatçılar]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlı devleti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=35255</guid>

					<description><![CDATA[Ercan Dolapçı Uzun yıllardır bir söz dolaşıyor: “Abdülhamit döneminde bir karış toprak kaybedilmedi!” İkincisi de var: “Abdülhamit tahttan indirildi, İmparatorluk parçalandı.” Bu ikisi de yalan! Bu iki yalan İttihatçılara bağlanıyor. Çünkü Abdülhamit’i onlar devirdi ve “Devrilmeseydi İmparatorluk ayakta kalırdı.” deniliyor. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Ercan Dolapçı</p>



<p>Uzun yıllardır bir söz dolaşıyor: <strong><em>“Abdülhamit döneminde bir karış toprak kaybedilmedi!”</em></strong> İkincisi de var: <strong><em>“Abdülhamit tahttan indirildi, İmparatorluk parçalandı.”</em></strong> Bu ikisi de yalan! Bu iki yalan İttihatçılara bağlanıyor. Çünkü Abdülhamit’i onlar devirdi ve <strong><em>“Devrilmeseydi İmparatorluk ayakta kalırdı.”</em></strong> deniliyor. Bu da tarihi gerçeklere aykırı.</p>



<p>1683 yılı Osmanlı için ilerlemenin durduğu, gerilemenin başladığı yıl olarak kabul edilir. Bu gerileme 1921 yılında Sakarya Savaşı’yla Anadolu içlerinde son buldu. Gerilememiz çok kanlı ve trajik oldu. Sadece toprak kaybetmedik, insanlarımızı ve 400 yıllık yaptıklarımız da kaybettik. 1912-13 Balkan Harbi’yle 5 milyona yakın insanımız Anadolu’ya göç etmek zorunda kaldı. O topraklarda ölenlerin sayısını ise tutan olmadı. Bu son geri çekiliş <strong><em>“Balkan Faciası”</em></strong> olarak anılır.</p>



<p>1918’de ise Arap topraklarını kaybettik. Emperyalist ordularla göğüs göğüse vuruşarak&#8230; Anadolu’ya çekildik ve onun için son kanımızı döktük. Kurtardık. Vatan yaptık ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduk. Bu durumu Mareşal Fevzi Paşa, <strong><em>“Dökülen bu kanlar boşa gitmemiştir. Birinci Dünya Harbi&#8217;nde diğer cephelerde olduğu gibi, buradaki çetin muharebelerde de bize çok değerli deneyimler kazandırmış; istiklâl ve hürriyet uğrunda canını esirgemez bir millet olduğumuzu dünyaya ispat etmiş; Osmanlı İmparatorluğu yıkılmakla beraber daha kuvvetli bir Cumhuriyet yaratmıştır.”</em></strong> sözleriyle açıklar. (Mareşal Fevzi Çakmak, Birinci Dünya Savaşı&#8217;nda Doğu Cephesi, Genelkurmay ATASE Yayınları, Ankara, 2005, s. 252.)</p>



<p><strong><em>YÜZ YILLARIN GERİLİĞİ</em></strong></p>



<p>Osmanlı’nın bir türlü gerilemeyi durduramadığını ve ağır bedeller ödediğini görürüz. Bu durumu 3 Temmuz 1908 <strong><em>‘İsyan Yürüyüşü’</em></strong>nü başlatan İttihatçı devrimci Resneli Niyazi şöyle anlatır: <strong><em>“Türk, bugün mutluluk ve özgür olma yolunu kendi çalışma gücüyle kazandı. 23 Temmuz 1908 İnkılâbı milletin ruhundan doğmuştur. Siyaset yolunda Mithat Paşa&#8217;nın, edebiyat alanında Şinasi&#8217;nin, millet yolunda Kemal&#8217;in çocukları sayılan şimdiki inkılâpçı Türkler de hep o çığırın birer eseri olarak ortaya çıkmışlardır.” </em></strong>(Balkanlarda Bir Gerilla- Hürriyet Kahramanı Resneli Niyazi Bey&#8217;in Anıları, Çağdaş Yayınları, İstanbul, 1975, s.12-13.)</p>



<p>3 Temmuz İnkılâp Hareketi, 28 Haziran 1908 günü İngiltere Kralı ve Rus Çarı’nın Reval’de yapacağı toplantı üzerine başlatılmıştır. Devrimciler <strong>“Abdülhamit yine taviz verecek ve Makedonya paylaşılacak.” </strong>diyerek Abdülhamit’in tek başına karar vermemesi için de 1878 yılında askıya alınan Anayasa’nın yürürlüğe girmesini ve kapatılan Meclis’in tekrar açılmasını istediler. Bu uğurda dağa çıktılar ve 20 günlük <strong><em>“Uzun Yürüyüş”</em></strong> sonrası 2. Meşrutiyet’i ilan ettirdiler. Bugün çok sevdiğimiz demokrasinin yolu da buralardan açıldı. Bu tarihi hamleleri görmeden Cumhuriyet ve demokrasi savunulamaz.</p>



<p><strong>ANAYASA VE MECLİS SÖZÜYLE GELDİ</strong></p>



<p>Abdülhamit, Anayasa ve Meclis sözüyle tahta oturtuldu. Buna uydu ancak Osmanlı-Rus Harbi’nden (1877-78) sonra Meclis kapatıldı ve Anayasa da askıya alındı. Son Osmanlı Meclisi’ni kapatan da son Sultan Vahdettin’di. Baktığımızda ikisinin de Anayasa ve Meclis konusunda <strong><em>“tıkayıcı güç”</em></strong> olduğunu görüyoruz. Abdülhamit ve Vahdettin savunularak cumhuriyet ve demokrasi ilerletilemez! Bütün dünyada cumhuriyet ve demokrasi kralları ve sultanları yıkarak geldi ve ilerledi. Bu yolu açan da İttihat ve Terakki örgütü ile 1919’dan sonra İmparatorluğun başkenti İstanbul’u ve Anadolu’yu adım adım işgal eden emperyalist güçlere karşı mücadele eden Mustafa Kemal hareketidir. Hem Atatürkçü hem de Abdülhamitçi olunamaz! Ayrıca milliyetçi de…</p>



<p>Abdülhamit&#8217;in dönemi yıkımın son perdesidir. Ondan sonra zaten gücü olmayan Sultan Reşat ve Mehmet Akif’in deyimiyle <strong><em>“Abdülhamit’in kötü kopyası Vahdettin”</em></strong> devridir.</p>



<p><strong><em>DENGE POLİTİKASI DEDİKLERİ</em></strong></p>



<p>Abdülhamit, 33 yıllık görev süresinde hep <strong>“denge adamı”</strong> olarak anılır. Adeta gerilemenin üzerine oturdu. <strong><em>Dünyanın ikinci donanma gücü</em></strong>ne sahipti. Donanmayı Haliç’e hapsetti. Çanakkale Harbi’ni donanmasız, kara toplarıyla ve Mehmetçiğin kanıyla kazandık. Onun döneminde mali yönden de iflas etmiştik. 1881 yılında Duyun-u Umumiye yönetimiyle maliyemiz büyük güçlerin kontrolüne geçti. Artık iş gerilemeden çürümeye dönüştü.</p>



<p>Bizim müttefikimiz İngiltere artık düşmanımız Rusya ile müttefik olmuştu. Bize de bu mücadele içinde Almanya ile ittifak kurmak kalmıştı. Cihan Harbi’ne kadar ortak çalıştık. Daha sonra da müttefik olarak silah arkadaşı olduk. Bu ittifak bize çok şey kazandırdı. İngiltere-Fransa ve Rusya ile olan savaşımızı iki yıl uzattı. Büyük güçleri perişan etti. Rusya çöktü. İngiltere’yi Çanakkale ve Irak Cephesi’nde yendik/gerilettik.</p>



<p>Cihan Harbi’ne girdiğimizde Abdülhamit yoktu. Savaşı İttihatçılar yönetti. İttihatçılık baştan sona vatanseverlik teşkilatıdır. Zor dönemin fedaileridir. Kendilerini vatan için feda etmişlerdir. Resneli Niyazi bu durumu çok güzel özetler: <strong><em>“Bugün şu dakikada vatan bizlerden o fedakârlığın yerine getirilmesini bekliyor, millet hepimizden uyulması gereken ulvi bir feragat örneği görmek istiyor. Vatanın selameti sağlanmadıkça dönmemeye, bu uğurda icap ederse seve seve ölmeye, Osmanlı fedakârlığına, Osmanlı kahramanlığına parlak bir numune göstermeye hazır mısınız?”</em></strong> Hazır bulunanlar hep bir ağızdan <em>“Ya ölüm, ya vatanın selameti!”</em> diye bağırarak kararlılıklarını belirtir. (Niyazi, Age, s.40-41.)</p>



<p>İttihatçıların üst düzey yönetimi 1 Kasım 1918 günü düşman eline düşmemek için vatanı terk ederken, gözyaşı dökmüşler ve <strong><em>“Vatan”</em></strong> demişlerdir. Gurbet ellerinde can verirken de… Anadolu’da kalan İttihatçılar da canla başla vatan için savaşmış ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna emek vermişlerdir. Milli hareketin içinde eriyip tekmil milletle yekvücut olmuşlardır. İttihatçılık vatanseverliktir, vatana sahip çıkmadır, kendini bu uğurda feda etmektir. Sloganları da <strong><em>“Baki ya ölüm, ya vatanın selameti!”</em></strong> Bu slogan Kurtuluş Savaşı’nda <strong><em>“Ya istiklal ya ölüm!”</em></strong> olmuştur.</p>



<p><strong><em>İTTİHATÇILAR DARBECİ DEĞİLDİR</em></strong></p>



<p>İttihatçılar devrimciydi. Devrim yaptılar. Padişahı saray darbesiyle devirerek yerine oturmadılar. Kendilerinden birini padişah da yapmadılar. Hatta başlangıçta hedefte Padişah’ı devirmek yoktu. Anayasa’nın tekrar yürürlüğe girmesi ve Meclis’in açılması vardı. 31 Mart 1909 gerici ayaklanmasında Abdülhamit ve Saray eşrafının da parmağı olduğu saptandı. Yerine Sultan Reşat’ı getirdiler. Celal Bayar’ın deyimiyle <strong><em>“Eğer Abdülhamit bu darbeden dolayı yargılansaydı idam edilecekti!”</em></strong> Ne yargıladılar ne de idam ettiler. Oysa 31 Mart gerici ayaklanması tam manasıyla bir darbeydi ve Meclis’i hedef alıyordu. Saray’ın da burada parmağı vardı. Yanlış iş yapınca da altında kaldılar.</p>



<p><strong><em>İTTİHATÇILAR MİLLİYDİ</em></strong></p>



<p>İttihatçılar milliydi. Milli ekonomiden yanaydı. Cihan Harbi içinde 3 Eylül 1914 günü yüzyılların büyük sorunu kapitülasyonları kaldırdılar. Bunu 1917 yılında savaş içinde Almanlara da kabul ettirdiler. Orduda reformu bir çırpıda yaptılar. 11 bin 300 eski tip subay emekli edildi ve genç kurmay subayların önü açıldı. İşte o ordu, Çanakkale ve Kutul Amare’de harikalar yarattı. İngiliz emperyalizmine en büyük darbeyi vurdu. Bunu başaran İttihatçıların Harbiye Nazarı Enver Paşa’dır. Bu ordunun ana unsuru işgalden sonra tekrar örgütlenerek Kurtuluş Savaşı’nı zaferle taçlandırdı.</p>



<p>İttihatçıların önemli bir başarısı da millet bilinci olmayan millete örgütlenmeyi getirmesi ve bunu en ücra köşeye kadar taşımasıdır. Bu teşkilat, işgal yıllarında büyük işler başardı. Milli Mücadele teşkilatının çekirdeği oldu. Oysa Abdülhamit örgütlenmenin karşısında büyük bir hafiye teşkilatı kurarak onlara nefes aldırmamıştı. Onlar bu baskılara rağmen bunu başardılar.</p>



<p><strong>İŞTE KAYBEDİLEN YERLER</strong></p>



<p>Yazımızı, Abdülhamit döneminde kaybedilen toprak parçalarını yazarak bitirelim:</p>



<p>Abdülhamit, gelir gelmez iki cephede &#8217;93 Harbi&#8217; (1877-78) denilen Rus saldırısıyla karşılaştı. Rumeli’de Plevne cephesinde Ruslara karşı büyük bir savunma savaşı yapıldı. Plevne kahramanı Gazi Osman Paşa&#8217;nın yardım çağrılarına karşı İstanbul yönetimi kulaklarını tıkadı. Savaşı cephede değil, Saray&#8217;dan yönetti. Savaş felaketle sonuçlandı! Balkanların gitmesindeki en önemli <strong>Bulgaristan gediği</strong> açıldı. Doğu&#8217;da ise <strong><em>Kars, Batum ve Ardahan’</em></strong>ı kaybettik.</p>



<p>Osmanlı Devleti 1878 yılında imzalanan Ayastefanos Antlaşması ve Berlin Antlaşması ile <strong><em>Karadağ ve Sırbistan&#8217;ın bağımsızlıklar</em></strong>ını tanıdığı gibi kaybettiği toprakların bu iki ülkeye ait olduğunu da kabul etti.</p>



<p>Bu harbin kaybedilmesinden yararlanan İngiltere, Rusya’ya karşı yardım vaadiyle ve özellikle baskıyla Mayıs 1878’de <strong><em>Kıbrıs</em></strong>’ı bizden kopardı. 1914 yılında Cihan Harbi’ne girince de <strong><em>Mısır</em></strong>’la birlikte “ilhak” ettiğini ilan etti.</p>



<p>Fransa, 1881 başında <strong><em>Tunus’</em></strong>u fiilen işgal etti. 8 Haziran 1883&#8217;te Mersâ Antlaşması imzalanınca da Tunus, Fransa&#8217;nın resmen idaresine girmiş oldu.&nbsp;</p>



<p>13 Eylül 1882 tarihinde İngiltere, Mısır’a iç olayları gerekçe göstererek asker çıkardı ve ülkeyi işgal etti.</p>



<p>1877 yılında <strong><em>Romanya</em></strong> bağımsızlığını kazandı. <strong><em>Bosna-Hersek ve Giri</em></strong>t de elden gitti.</p>



<p>3 Mart 1878’de <strong><em>Bulgaristan’</em></strong>ın temelleri atıldı. Bu dönem içişlerinde bağımsız bir prenslik oldu. 5 Ekim 1908’de ise bağımsızlığını ilan etti.</p>



<p>1899 yılında <strong><em>Kuveyt</em></strong>, İngilizlerin kontrolüne girdi.</p>



<p>Osmanlı, Sultan Abdülhamit döneminde yaklaşık olarak <strong><em>1 milyon 600 bin kilometrekare</em></strong> toprak kaybetti. Bu sayı Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin yüzölçümünün iki katından biraz fazladır.</p>



<p>İttihatçıların yeni geldiği ve tam iktidar olmadıkları dönemde ise 1911’de <strong><em>Libya</em></strong>, 1912’de ise <strong>Arnavutluk </strong>elimizden çıktı. 1912-13 arasındaki Balkan Harbi’nde de bütün <em>Rumeli toprakları</em>nı kaybettik. Milyonlarca Türk Anadolu’ya sığındı. Ardından da 1914 yılında Cihan Harbi’ne girmek zorunda kaldık. Toplamda vatan savunması yaptık.</p>



<p>Abdülhamit dönemini en iyi milli şairimiz Mehmet Akif anlatır: <strong><em>“Yıkıldın gittin amma ey mülevves istibdat/ Bıraktın milletin kalbinde çıkmaz bir mülevves yad!”</em></strong></p>



<p>İmparatorluğun geriliği ve yıkılması sadece Abdülhamit’in şahsında toplanan bir konu değildir. Bu geçmişten gelen bir geriliğin bu ve bundan sonraki kuşakların üzerine yıkılmasıdır. İşte burada İttihatçılar sahneye çıkıyor ve Cumhuriyet’e giden yolu açıyor. Yeni bir soluk oluyor. Bunu görmek önemli.</p>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/antalyali-ckdli-kadinlar-natoya-meydan-okudu/">Antalyalı CKD’li Kadınlar NATO’ya meydan okudu</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/natoya-sairin-vicdani-yeter/">NATO’YA ŞAİRİN VİCDANI YETER</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/egitim-isten-yusuf-tekine-tebesirli-protesto/">Eğitim İş’ten Yusuf Tekin’e tebeşirli protesto</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/linkler/">linkler</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/batinin-entelektuel-tekeli-yikildi-akademide-cin-devrimi/">Batı&#8217;nın entelektüel tekeli yıkıldı! Akademide Çin devrimi…</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/kilicdaroglu-secilmis-genel-baskan/">Kılıçdaroğlu Seçilmiş Genel Başkan</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/mutlak-butlan-ve-chpnin-ozgurlesmesi/">Mutlak butlan ve CHP’nin özgürleşmesi</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/michael-robertsla-soylesi/">Michael Roberts’la Söyleşi</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file aligncenter"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:200px" aria-label="ata-eti-ite-otu gömüsü. gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-7296b632-ded1-4a1e-a72b-128e350fcde8" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">ata-eti-ite-otu</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-7296b632-ded1-4a1e-a72b-128e350fcde8">İndir</a></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/abdulhamid-ve-ittihatcilar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gladyo’nun ‘siyasi cinayetleri’ 1-2-3-4: Vatanseverler hedef alındı</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/gladyonun-siyasi-cinayetleri-1-vatanseverler-hedef-alindi/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/gladyonun-siyasi-cinayetleri-1-vatanseverler-hedef-alindi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Nov 2021 20:02:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Sürmanşet]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Darbe]]></category>
		<category><![CDATA[Ercan Dolapçı]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<category><![CDATA[Gladyo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=30912</guid>

					<description><![CDATA[Gladyo, ABD çıkarlarını koruyan bir siyasi örgütlenmedir. Hedef alınan ülkelerde terör sopasıyla kargaşalık ve istikrarsızlık yaratılır ve o ülke diz çökmeye zorlanır. Gladyo elemanlarının çalışması sonucu Türkiye’de iki darbe yapıldı. Üçüncüsü ise ordu ve halk direnişiyle yerle bir edildi. Kontrgerilla/Gladyo’nun [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-right" style="font-size:27px"><strong><em><span style="color:#0b506e" class="tadv-color">Gladyo, ABD çıkarlarını koruyan bir siyasi örgütlenmedir. Hedef alınan ülkelerde terör sopasıyla kargaşalık ve istikrarsızlık yaratılır ve o ülke diz çökmeye zorlanır. Gladyo elemanlarının çalışması sonucu Türkiye’de iki darbe yapıldı. Üçüncüsü ise ordu ve halk direnişiyle yerle bir edildi.</span></em></strong></p>



<p>Kontrgerilla/Gladyo’nun bir dönem Türkiye’deki en önemli elemanlarından olan Mehmet Eymür, mayıs ayında Sözcü gazetesindeki açıklamasında “siyasi cinayetlere” işaret etmişti. Eymür’ün söyleminin ardından CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu 8 Ekim 2021 günü yaptığı açıklamada “siyasi cinayetler olabilir” dedi. Kılıçdaroğlu’ndan sonra İyi Parti Genel Başkan Yardımcısı Koray Aydın da benzer duyumlar aldıklarını ifade etti. Büyük tepki çeken açıklama 15 Temmuz 2016 Darbe Girişiminin bastırılmasından sonra unuttuğumuz siyasi cinayetleri tekrar gündeme getirdi. Türkiye siyasi cinayetlerden çok çekti. Çok canı yandı. Ölenlerin çoğu da vatansever ve Türkiye’nin bağımsızlığını savunan insanlardı. Sadece 12 Eylül 1980 darbesi öncesi iki yıl içinde 5 bin 263 vatandaşımız hayatını kaybetti. 15 binin üzerinde insanımız ise yaralandı ya da sakat kaldı. 15 Temmuz Darbe Girişimi öncesi 14 büyük bombalı saldırıda ise 331 vatandaşımız hayatını kaybetti. PKK teröründen bugüne kadar ölenlerin sayısı ise 40 bini aştı. Bütün bu saldırılar sıradan saldırılar değildi. Ustaca hazırlanmış ve bir amaca hizmet ediyordu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="630" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/kilicdaroglu.png" alt="" class="wp-image-30917" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/kilicdaroglu.png 900w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/kilicdaroglu-300x210.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/kilicdaroglu-768x538.png 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></figure>



<p>Bu saldırıların hepsinin ayrı ayrı hedefleri vardı. Belli bir merkezden yönlendirilen saldırılar ABD emperyalizmine yaradı. Onun bölgesel ve Türkiye üzerindeki çıkarlarına hizmet etti. Olan ise Türkiye’ye oldu. Milyarlarca doları bulan askeri ve güvenlik harcamaları Türkiye’nin kalkınmasını engelledi. Bundan daha da önemlisi en kıymetli canlarını kaybetti. Onarılmaz acılar bıraktı. Artık halkımız “siyasi cinayet” cümlesini bile duymak istemiyor. Çünkü 5 yıldır bu tür cinayetlerin olmadığını gördü ve huzurun kalıcı olmasını istiyor. 40 yıldır PKK teröründen çok acı çeken Doğu ve Güneydoğulu vatandaşlarımız PKK’nın ezilmesiyle sağlanan huzur ve güven sayesinde normal yaşama döndü. Bunun sürmesi için de Diyarbakırlı anneler 3. yıla giren eylemleriyle kaçırılan evlatlarının geri verilmesi için HDP önünde eylem yapıyor… ABD destekli bölücü örgütü lanetliyor ve bu örgütün siyasi kolu HDP’nin kapatılmasını istiyor. Bu eylemler Türkiye’de yeni bir sürecin de başlangıcı oldu. Bölünmenin değil birleşmenin çimentosunu sağlamlaştırdı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="584" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/diyarbakiranneleri-1024x584.jpeg" alt="" class="wp-image-30918" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/diyarbakiranneleri-1024x584.jpeg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/diyarbakiranneleri-300x171.jpeg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/diyarbakiranneleri-768x438.jpeg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/diyarbakiranneleri.jpeg 1120w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption><strong><em>Diyarbakır Anneleri</em></strong></figcaption></figure>



<p><strong><em>NATO SÜRECİYLE ARTAN SALDIRILAR</em></strong></p>



<p>Siyasi cinayetler Türkiye tarihinde daha çok NATO süreciyle yoğunlaştı ve darbelere gerekçe oldu. En önemlisi de hükümetleri zayıflatarak yıkılmalarını sağladı. Çünkü halkın güvenliğini sağlayamayan hükümetler çok çabuk yıprandı ve gözden düştü. İlk seçimde de iktidarı kaybetti.</p>



<p>Terör, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD için bir yöntem/araç oldu. CIA’nin kurduğu ya da içine sızdığı terör örgütleri üzerinden hedef ülkelerde eylemler yapıldı ve ülkeler istikrarsızlığa sürüklendi. Yoğun terörden sonra da askeri darbeler gerçekleştirildi. Darbelerle kurulan yeni düzen de ABD çıkarlarına hizmet etti. ABD’nin o ülke üzerindeki hegemonyasını artırdı. Bazı ülkeler bütünlüğünü kaybetti: Yugoslavya, Sudan… Afganistan, Irak ve Suriye gibi ülkeler ise uzun yıllardır süren istikrarsızlığa sürüklendi. Dünya çapında büyük sıkıntı yaratan göç dalgalarını başlattı.</p>



<p>Bugüne kadar yaşadığımız sürecin bize öğrettiği; Güney Amerika ve bizim gibi ülkelerde meydana gelen terör olayları ile askeri darbeler arasında çok açık bağ olduğu&#8230; Terör örgütleriyle hedef ülkede ses getiren eylemler yapılıyor, kitleler güvensizliğe ve korkuya sürükleniyor, “seçilmiş hedef” denilen kişiler suikastlarla katlediliyor ve ardından da askeri darbeler düzenleniyor. Bu döngü Güney Amerika ve Türkiye’de çok yaşandı. 12 Mart 1971 müdahalesi, 12 Eylül 1980 askeri darbesi ve en son 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimiyle bu uygulandı ya da uygulanmaya çalışıldı. 12 Mart müdahalesiyle yükselen devrimci millici gençlik akımı kırıldı; bastırıldı. Güçlü halk desteğiyle iktidara gelen iktidarlara yaptırılamayan işler, darbe yönetimiyle yaptırıldı.</p>



<p>Örneğin, 12 Mart müdahalesinden önce Afyon ve çevre illerde uygulatılamayan haşhaş ekim yasağı, darbe sonrası kurulan Nihat Erim hükümetine 1972 yılında uygulattırıldı. Başbakan Erim, ABD gezisinden sonra bunu yasallaştırdı. Burada haşhaş ekim yasağı baskısı aslında Türkiye’nin direncine ve bağımsızlığına bir müdahaleydi. “Haşhaş ekim yasağı” aslında bir bahaneydi. Amaç Türk siyasi silsilesine müdahale etmek ve taviz kopararak kendine bağımlı bir siyasi mekanizma yaratmaktı. Çünkü taviz tavizi getirecekti… Direnenler ise Gladyo sopasıyla tasfiye edildi. &nbsp;</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="505" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/nihaterim.jpeg" alt="" class="wp-image-30916" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/nihaterim.jpeg 900w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/nihaterim-300x168.jpeg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/nihaterim-768x431.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /><figcaption><strong><em>Nihat&nbsp;Erim</em></strong></figcaption></figure>



<p><strong><em>BÜYÜK KIRILMA YARATILDI</em></strong></p>



<p>Bu kırılma 12 Eylül sonrası daha net yaşandı. Kamu ağırlıklı bir ekonomiye sahip olan Türkiye, 12 Eylül sonrası kurulan Özal ve Çiller Hükümetleriyle daha liberal ve dünya tekelci sermayesine açık hale getirildi. Üretmeden tüketen toplum yaratıldı. Aşırı borç sarmalına dolandı… İç kaynaklarıyla ayakta duran değil, dışa bağımlılık yaratan borç parayla bütçesini ve yatırımlarını yapar hale gelen bir ülke ortaya çıktı. Cumhuriyet’in kurucu kadrolarının uzun yıllar titizlikle uyguladıkları “güçlü TL, denk bütçe” uygulaması rafa kaldırıldı. Emperyalist ülkelere göre, ekonomisi ele geçirilen ülkeleri yönetmek daha kolay! Yapılmak istenen tam da buydu. Bir yandan dolar bir yandan da terör sopası… Türkiye bu süreci çok acı olaylarla yaşadı. Bu model daha kötü yöntemlerle ve sonuçlarıyla Güney Amerika ülkelerinde de yaşandı.</p>



<p>Peki, bütün bu olanlar neye uygun? Neye dayanıyor? Şunu açıkça söyleyelim ki ABD Ulusal Siyaset Belgesine uygun! Orada öyle söyleniyor. Yani ABD çıkarlarına karşı duran ülkeler ve liderler onlara göre “tehdit!” Soğuk Savaş yıllarında bu “Komünizmle mücadele” adı altında yürütüldü. 1990 yılından itibaren çöken Sovyetler Birliği sisteminden sonra ise yerini “terörle mücadele” ve “demokrasi” söylemleri aldı. Yine bu siyaseti sürdürmek için Batı Asya’ya yerleşmek gerekiyordu. Çünkü enerji ve zenginlik kaynakları buradaydı! 1991’de Irak’a Çekiç Güç ile müdahale edildi. Boşluk alanları yaratıldı. Oraya Lübnan’da bulunan PKK getirildi. Türkiye’nin bölünme süreci hızlandırıldı (tabi başarılamadı. Türkiye beklemedikleri şekilde direndi). 2003 yılında açık işgalle yeni bir boyuta taşındı. Irak fiilen üçe bölündü. Anayasayla bu bölünme güvence altına alındı. Bu yetmedi Libya ve Suriye tertipleri sahneye konuldu. Bundan önce Yugoslavya’nın kanlı bir terör sürecinden sonra 1992-2000 arasında dağıtıldığını gördük. Bütün bunlara “Globalizm” ve “Yeni Dünya Düzeni” denildi. Bunun sopası da NATO oldu. NATO’ya ABD tarafından “terörle mücadele” rolü verildi. O günlerde terör büyük boyutlu değildi. Ama zaman içinde o “gerekçe” de sahneye çıktı. PKK, El Kaide, IŞİD, Boko Haram gibi örgütler buna hizmet etti. Bu örgütler nedense ABD’yi değil, hedef ülkeleri ve yöneticilerine yönelik eylemler yaptı. Ardından da ABD o ülkelere girdi/müdahale etti. Bu döngü yıllarca sürdü gitti. En son “terör” bahanesiyle 2001 yılında girdikleri Afganistan’dan yenilerek çıkmak zorunda kaldılar.</p>



<p>ABD’nin kirli eli Gladyo, bütün bu organizasyonları yapan örgüt! Cinayetler işliyor, tertipler düzenliyor, suikastlar yapıyor, psikolojik savaş yapıyor ve en sonunda daha büyük boyutlu bir eylem olan darbe tezgâhlıyor. İmkânı varsa bunu askerlerle yoksa sivil örgütler üzerinden sokak gösterileriyle yapıyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="655" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/milliyet-1024x655.jpeg" alt="" class="wp-image-30913" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/milliyet-1024x655.jpeg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/milliyet-300x192.jpeg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/milliyet-768x492.jpeg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/milliyet.jpeg 1200w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong>TÜRKİYE GLADYO LABORATUVARI</strong></p>



<p>Gladyo’yu en iyi tanıyan ülke kuşkusuz Türkiye. Türkiye halkı canıyla kanıyla bu örgütün eylemlerine maruz kaldı. Sadece 12 Eylül öncesi çıkarılan ve kışkırtılan “Sol-sağ” kavgasında Kara Kuvvetleri Komutanlığı kayıtlarına göre 5 bin 263 vatandaşımız hayatını kaybetti. Bütün bunlar 12 Eylül darbesini haklı göstermek için yapıldı. Kamuoyu oluşturuldu ve dönüşüm sağlandı. 12 Eylül için eski Başbakanlardan Süleyman Demirel’in güzel bir sözü vardır: “Ne oldu da 12 Eylül’den önce akan kan, 12 Eylül’den sonra bıçak gibi kesildi!” 12 Eylül öncesinin Başbakanı Demirel bir de eklemişti: “Askerin her istediğini yapmıştık. Sıkıyönetim dediler sıkıyönetim uyguladık.” İşte Demirel’in anlatmak istediği bu merkezdi. Yani Gladyo! CHP eski Genel Başkanı Bülent Ecevit de bu yapılanmanın ismini vermişti: “Kontrgerilla!” Kontrgerilla bu yapılanmaya o dönem verilen isimdi. İtalya’da 1990’larda kısmen açığa çıkan bu örgütün ismi orada “Gladyo” olarak anılıyordu. Biz de bu isimle anmaya devam edeceğiz. Bu örgütün üzerine en kararlı bir şekilde giden ve örgütü açığa çıkaran Aydınlıkçılardı. Aydınlıkçılar 1978’den itibaren bu merkezi kamuoyuna anlattı ve üzerine giderek teşhir etti. Aydınlık’ın “Kontrgerilla” yayınları kamuoyunda büyük ses getirdi.</p>



<p><strong>GLADYO UZMANI FERİT İLSEVER: </strong>                                                             <strong>‘SİYASİ CİNAYET SÖYLEMİ ABD PATENTLİDİR’</strong></p>



<div class="wp-block-media-text alignwide is-stacked-on-mobile" style="grid-template-columns:15% auto"><figure class="wp-block-media-text__media"><img loading="lazy" decoding="async" width="683" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/feritilsever-683x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-30914 size-full" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/feritilsever-683x1024.jpeg 683w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/feritilsever-200x300.jpeg 200w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/feritilsever-768x1152.jpeg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/feritilsever-1024x1536.jpeg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/feritilsever.jpeg 1200w" sizes="auto, (max-width: 683px) 100vw, 683px" /></figure><div class="wp-block-media-text__content">
<p style="font-size:22px"><strong><em>Aydınlık gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni ve Vatan Partisi MKK üyesi Ferit İlsever,</em></strong> uzun yıllar Gladyo üzerine çalışan bir Aydınlıkçı. Gladyo’nun Türkiye’de yaptıklarının “ciğerini” biliyor! İlsever Kılıçdaroğlu’nun “siyasi cinayetler” söylemini ve Gladyo bağlantısını Aydınlık’a değerlendirdi:</p>
</div></div>



<p>“Bu ABD emperyalizminin dünyaya hâkim olmak ve iktidarını sürdürmek için 70 yıldır yaptığı bir uygulamadır. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ABD’nin dünyaya hâkim olma iddiasıyla beraber Gladyo merkezinin teorik hazırlığını yaptığını, buna niçin ihtiyaç duyduklarını kendi uzmanlarının ağzından öğrendik. Örneğin Gladyo’nun önemli uzmanlarından David Galula, 60 yıl önce, ‘Ayaklanmaları Bastırma Hareketleri’ diye kitap yazdı. Bu stratejiyi ilk kez şöyle anlattı: “Bir ülkede tek bir dava vardır, eğer bu dava asi tarafından benimsenmişse ideolojik kuvvet, asi lehine olacaktır.”</p>



<p>“Dava” dediği, ABD’nin hâkim olmak istediği ülkelerde, halkı antiemperyalist mücadeleden soğutma davasıdır. Bunun ilk uygulamalarını Vietnam Savaşı’nda yaptılar.</p>



<p>Aynı stratejiyi Franklin Lindsay, ‘Gayri Nizami Harp’ kitabında şöyle ifade ediyor: “Daha çok saldırgan olan taraf, halka hâkim olacaktır. Yani Kontrgerilla’ya göre haklı veya haksız olmak boş şeylerdir, sorunu şiddet çözer.”</p>



<p>Şöyle devam ediyor: “İsyanın nedeni başlangıçta önemlidir fakat daha sonra önemini kaybetmeye başlar, çatışmaların kendisi dava halini alır, halkı kazanan tarafı tutmaya zorlar. Ayaklanmaları bastırmakla görevli olan taraf, halk tarafından ne kadar sevilmezse sevilmesin, kendisi kudretliyse, halk içindeki taraftarlarına güvenirse iktidarını koruyabilir.”</p>



<p>Kontregilla uzmanlarına göre, sulh ve sükûnun ana dava haline getirilip, Kontrgerilla’nın terörü karşısında kitleler, haklı davalarından vazgeçecekler; sadece sulh ve sükûnun sağlanmasını isteyecekler. Bu arada insanlar ölecek, bombalar patlayacak, can güvenliği kalmayacak.”</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="480" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/kontrgerilla-kitaplari-1024x480.jpg" alt="" class="wp-image-30915" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/kontrgerilla-kitaplari-1024x480.jpg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/kontrgerilla-kitaplari-300x141.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/kontrgerilla-kitaplari-768x360.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/kontrgerilla-kitaplari.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p><strong><em>YALANLARLA HEDEF ALDILAR</em></strong></p>



<p>İlsever, tarih boyunca yalanlarla, Türkiye’nin milli birikiminin hedef alındığına dikkat çekerek şunları söyler:</p>



<p>“Vietnam’da, Afganistan’da ve bölgemizde Suriye ve Türkiye’de bu stratejiyi sürdürdü. Sağ-sol çatışması dedikleri çatışmalar yaratıldı, can güvenliği kalmadı, bombalar patladı, suikastlar yapıldı. 12 Mart ve 12 Eylül’de halk ‘yeter artık, sulh ve sükûn sağlansın’ dedi. Arkasından ABD darbeleri yaşandı. BOP Eş Başkanlığı dönemini Kontrgerilla’nın has adamlarından Mehmet Eymür, kendi ifadeleriyle anlattı. Eymür Tuncay Güney’i kullanarak, sözüm ona Ergenekon adı altında yalan belgeler hazırlandı, 2006’dan başlayarak Fetullahçı Gladyo’nun elemanlarıyla milliyetçi güçlere, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin subaylarına ve Vatan Partisi’ne (İşçi Partisi) karşı Ergenekon ve Balyoz operasyonları düzenlendi. ‘Ergenekon darbe yapacak’ yalanını öne sürdüler. Sözüm ona o darbeyi önlemek için operasyonlar yapıldı.</p>



<p>Son örneği de 15 Temmuz 2016’da yaşadık. Bu darbe daha yapılmadan aylar önce Gladyo’nun has elemanlarından Michael Rubin, “Yakında Vatan Partisi darbe yapacak ve Tayyip Erdoğan’ı öldürecek” dedi. 15 Temmuz’un hazırlığını bu yalanlarla yaptılar. Maalesef bu isimlerin o dönem psikolojik savaşta oynadıkları rolü bugün Kılıçdaroğlu oynuyor.”</p>



<p class="has-text-align-center" style="font-size:37px"><strong><em><span style="color:#0d4e6a" class="tadv-color">Gladyo’nun ‘siyasi cinayetleri’ 2: &#8216;Seçilmiş&#8217; hedefler</span></em></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="506" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/8bb2b977-9cdc-46ac-b689-eaee1f9acecb.jpg" alt="" class="wp-image-30949" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/8bb2b977-9cdc-46ac-b689-eaee1f9acecb.jpg 900w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/8bb2b977-9cdc-46ac-b689-eaee1f9acecb-300x169.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/8bb2b977-9cdc-46ac-b689-eaee1f9acecb-768x432.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></figure>



<p>12 Eylül 1980 öncesi meydana gelen olaylarda 5 bin 263 vatandaşımız hayatını kaybetti. Hassas illerimizde kışkırtmalarla mezhep çatışması çıkartılmak istendi. Bu da yetmedi vatansever ve Atatürkçü aydın ve gazeteciler katledilerek darbe ortamı hazırlandı.</p>



<p>Türkiye, <strong><em>Gladyo</em></strong> eylemleriyle 1952 yılında NATO’ya girerek tanıştı. Bu teşkilatın asıl amacı, müttefik ülkeleri kontrol etmekti. Türkiye üzerinde sopa olarak durdu. İlk ismi <strong><em>“Seferberlik Tetkik Kurulu”</em></strong> olarak açıklandı. Daha sonra adı <strong><em>“Özel Harp Dairesi”</em></strong> olarak değiştirildi. <strong><em>“Kontrgerilla Merkezi” </em></strong>olarak anıldı. 1971&#8217;de İstanbul Ziverbey Köşkü’nde, devrimcilere yönelik MİT içindeki CIA’ye yakın ekiplerin yaptığı işkenceler sırasında duyuldu.</p>



<p><strong>GLADYO’NUN İLK EYLEMİ</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="450" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/7d30f20d-e98a-4d6b-a101-ddad03fa1006.jpeg" alt="" class="wp-image-30950" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/7d30f20d-e98a-4d6b-a101-ddad03fa1006.jpeg 900w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/7d30f20d-e98a-4d6b-a101-ddad03fa1006-300x150.jpeg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/7d30f20d-e98a-4d6b-a101-ddad03fa1006-768x384.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /><figcaption><strong><em>Sabri Yirmibeşoğlu</em></strong></figcaption></figure>



<p>Kontrgerilla’nın ismini, bu merkezde görev yapan <strong><em>emekli Org. Sabri Yirmibeşoğlu’</em></strong>nun anılarında görüyoruz. Yirmibeşoğlu, 6-7 Eylül 1955 olaylarında Kontrgerillanın kullanıldığını belirterek, <strong><em>“En başarılı eylemdi!” </em></strong>değerlendirmesinde bulunuyor. 6-7 Eylül&#8217;de İstanbul ve İzmir’de Rum vatandaşlarımızın evleri ve işyerleri Kıbrıs olaylarıyla kışkırtılan gruplar tarafından yağma edildi. Saldırılar sonucu 3 kişi öldü, 30 kişi yaralandı, 73 kilise, 1 havra, 8 ayazma, 2 manastır ve gayrimüslimlere ait 5 bin 583 işyeri tahrip edildi. Üç ilde sıkıyönetim ilan edildi. Türkiye uluslararası alanda zora sokuldu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="790" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/92532b76-3cbd-4c03-b8cd-def58852ce02-790x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-30951" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/92532b76-3cbd-4c03-b8cd-def58852ce02-790x1024.jpeg 790w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/92532b76-3cbd-4c03-b8cd-def58852ce02-232x300.jpeg 232w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/92532b76-3cbd-4c03-b8cd-def58852ce02-768x995.jpeg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/92532b76-3cbd-4c03-b8cd-def58852ce02.jpeg 926w" sizes="auto, (max-width: 790px) 100vw, 790px" /></figure>



<p><strong>ECEVİT’İN SORUSU</strong></p>



<p>Org. Yirmibeşoğlu, 1974&#8217;te Özel Harp Dairesinin başkanlığını yaptı. Kritik NATO görevlerinde bulundu. 1974&#8217;te Başbakan Bülent Ecevit bu daire hakkında özel brifingle bilgi aldı. Ecevit ile Yirmişbeşoğlu’nun yolu 4 yıl sonra Sarıkamış’ta kesişti. Yirmişbeşoğlu o tarihte Tümgeneral rütbesiyle Sarıkamış’taki tümenin komutanıydı. Ecevit, Yirmibeşoğlu&#8217;ndan “Özel Harp Dairesi” hakkında bilgi almaya çalıştı. “Daire”ye bağlı sivil örgütte görev alanlardan bazılarının olaylarda yer aldığından şüphe duyuyordu. Yirmibeşoğlu&#8217;ndan “Kuşkularınız yersiz” cevabını alınca Ecevit, <strong><em>“Farz-ı muhal, buradaki MHP il başkanı, aynı zamanda Özel Harp Dairesi&#8217;nin sivil uzantısındaki gizli elemanlardan biri olamaz mı?”</em></strong> sorusunu sormuş; Yirmibeşoğlu bunu doğrulamış ve <strong><em>“Evet, öyledir ama kendisi çok güvenilir, vatansever bir arkadaşımızdır.”</em></strong> demiştir.</p>



<p>Başbakan Ecevit bunları neden söylemişti? Çünkü onun Başbakan olmasıyla Gladyo eylemleri yoğunluk kazanmıştı. Sokağa çıkılamıyordu. Amaç belliydi; Hükümeti yıkmak! 1977 seçimlerinde İzmir’e giden Ecevit’e 29 Mayıs günü Çiğli Havaalanı&#8217;nda suikast girişiminde bulunulmuş; bir polisin tabancası ateş almış ve yanında bulunan İstanbul Belediye Başkanı Ahmet İsvan’ın kardeşi Mehmet İsvan’ı kalçasından yaralamıştı. Yapılan incelemede polisin tabancasından çıkan kurşunun zehirli olduğu ve ancak suikastlarda kullanıldığı açıklandı. Bu silahtan Özel Harp Dairesi&#8217;nde bulunduğu ileri sürüldü.</p>



<p>Seçimlerde Ecevit&#8217;e İstanbul Taksim’de yapacağı mitingde suikast yapılacağını bizzat Başbakan Süleyman Demirel haber verdi. Ecevit aldırmadı mitingi yaptı. <strong><em>“İktidara gelirsek Kontrgerilla’dan hesap soracağız” </em></strong>dedi. Ecevit, 5 Ocak 1978-12 Kasım 1979 tarihleri arasında Başbakanlık yaptı. Ancak Kontrgerilla’dan hesap soramadı. Çünkü bu gücü bulamadı. Gladyo o fırsatı da vermedi.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="575" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/298b4a9e-9fc3-4844-bf8d-541bf56bdc2e.png" alt="" class="wp-image-30952" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/298b4a9e-9fc3-4844-bf8d-541bf56bdc2e.png 900w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/298b4a9e-9fc3-4844-bf8d-541bf56bdc2e-300x192.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/298b4a9e-9fc3-4844-bf8d-541bf56bdc2e-768x491.png 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></figure>



<p><strong><em>68 GENÇLİĞİ HEDEFTE</em></strong></p>



<p>Gladyo’nun önemli eylem dönemi 1968 yılında başlayan bağımsızlıkçı ve devrimci gençlik eylemlerini bastırma faaliyetiydi. ABD emperyalizmini hedef alan devrimci gençler üzerine Gladyo tarafından yetiştirilen “Komandolar” sürüldü. Gençlere yönelik saldırılar tertiplendi. Gençler bireysel eylemlere yönlendirilerek bu ruh bastırılmaya çalışıldı. Bu dönemde MİT içindeki CIA’cı ekip öne çıktı. O isimler arasında Mehmet Eymür ve Hiram Abas vardı. Taylan Özgür vuruldu. Vedat Demircioğlu pencereden atıldı. Deniz Gezmiş ve 2 arkadaşı idam edildi. Mahir Çayan dâhil 10 arkadaşı Kızıldere’de düzenlenen operasyonda topluca katledildiler. Bu dönemde 20’ye yakın gençlik önderi katledildi. Burada da devrimci gençlik hedef alındı ve bunların karıştığı eylemler bahane edilerek 12 Mart 1971 müdahalesi oldu.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="639" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/a92fd6aa-f2c8-4986-b0b5-a7feb1b050ce-1024x639.jpeg" alt="" class="wp-image-30953" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/a92fd6aa-f2c8-4986-b0b5-a7feb1b050ce-1024x639.jpeg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/a92fd6aa-f2c8-4986-b0b5-a7feb1b050ce-300x187.jpeg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/a92fd6aa-f2c8-4986-b0b5-a7feb1b050ce-768x479.jpeg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/a92fd6aa-f2c8-4986-b0b5-a7feb1b050ce.jpeg 1200w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption><strong><em>6-7 Eylül 1955 olaylarında İstiklâl Caddesi&#8217;ndeki yağma</em></strong></figcaption></figure>



<p>Başbakan Bülent Ecevit döneminde meydana gelen siyasi cinayetler:</p>



<p><strong><em>SEMBOL İSİMLERE SUİKASTLAR</em></strong></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>16 Mart 1978:</em></strong> 16 Mart Katliamı. İstanbul Üniversitesi önünde öğrencilerin üzerine bomba atıldı. Silahla tarandı. 7 öğrenci katledildi. 41 öğrenci yaralandı. Bombayı bir astsubayın getirdiği ileri sürüldü.&nbsp;</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>24 Mart 1978:</em></strong> Ankara Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz uğradığı silahlı saldırı sonucu katledildi. Öz, Kontrgerilla hakkında da bir rapor hazırlayarak Ecevit’e sunacaktı.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>17 Nisan 1978:</em></strong> Malatya Belediye Başkanı Hamit Fendoğlu gönderilen bombalı paketin evinde patlaması sonucu gelini ve iki torunuyla birlikte hayatını kaybetti. Saldırı sonucu Malatya’da çıkan olaylarda çok sayıda kişi hayatını kaybetti ve yaralandı. Ev ve iş yeri de tahrip edildi. Olaylar güçlükle bastırıldı. Saldırıyla bölgede Alevi-Sünni çatışması çıkarılmak istendi.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>11 Temmuz 1978: </em></strong>Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünde öğretim görevlisi Doç. Dr. Bedrettin Cömert silahlı saldırı sonucu katledildi.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>9 Ekim 1978: </em></strong>Ankara Bahçelievler Katliamı. 7 üniversite öğrencisi oturdukları evde uğradığı saldırı sonucu boğularak ve kurşunlanarak katledildi. Gladyo’nun tetikçisi Haluk Kırcı yargılandı ve mahkum oldu.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>20 Ekim 1978:</em></strong> İTÜ Rektörü Ord. Prof. Dr. Bedri Karafakioğlu katledildi.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>8 Aralık 1978:</em></strong> Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Elektronik Hesap Bilimleri Enstitüsü Başkanı ve KTÜ Bilgisayar Merkezinin yöneticisi Doç. Dr. Necdet Bulut uğradığı silahlı saldırı sonucu katledildi.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>19 Aralık 1978: </em></strong>Kahramanmaraş Katliamı. Mezhep kışkırtması sonucu Alevi vatandaşlarımızın evlerine yapılan hunharca saldırıda 111 vatandaşımız hayatını kaybetti. Evler ve iş yerleri yakıldı. İnsanlar göçe zorlandı. Bu saldırı Ecevit hükümetine son darbe oldu. Bu olayın davasını izleyen üç avukat öldürüldü.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>28 Aralık 1978: </em></strong>Tarsus Cumhuriyet Savcı Yardımcısı Süreyya Altın Eminsoy evinde uğradığı silahlı saldırı sonucu katledildi. Saldırıyı Türk İntikam Tugayı’nın yaptığı açıklandı. Bu örgüt ismi paravan olarak Gladyo tarafından kullanıldı.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>1 Şubat 1979:</em></strong> Milliyet gazetesi Genel Yayın Müdürü Abdi İpekçi İstanbul’da evinin yakınında kurulan pusuda Mehmet Ali Ağca tarafından öldürüldü. Ağca daha sonra Gladyo tarafından askeri cezaevinden kaçırıldı. İpekçi, anarşiye karşı Ecevit ile Demirel’in güçlü bir hükümet kurmasını istiyordu. Ağca’yı kısa sürede yakalayan İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş ise aşk skandalı sonucu 5 Ekim 1979 günü istifa etmek zorunda kaldı.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>11 Eylül 1979: </em></strong>Çukurova Üniversitesi Rektör Vekili ve Tıp Fakültesi Nöroloji Kürsüsü Başkanı Prof. Dr. Fikret Ünsal evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu katledildi.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>28 Eylül 1979: </em></strong>Adana İl Emniyet Müdürü Cevat Yurdakul silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.</p></blockquote>



<p><strong><em>NİÇİN SEÇİLDİLER?</em></strong></p>



<p>Bu dönemde öldürülen akademisyen ve gazetecilerin <strong><em>ortak özelliği </em></strong>vatanseverlikleri, Türkiye’nin bağımsızlığını savunmaları ve Atatürkçü olmalarıydı. Ayrıca bu isimler 1960 Anayasasıyla oluşturulan özerk üniversitelerin aydın fikirli insanlarıydı. Alanlarında uzmandılar… Bunlar üzerinden Türk aydınına ve gençliğe mesaj verildi. Sindirilmeye çalışıldı. Yine en önemlisi Ecevit hükümeti hedef alınarak darbeye zemin hazırlandı.</p>



<p><strong>KONTRGERİLLA RAPORU HAZIRLADI ÖLDÜRÜLDÜ</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="804" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/c9dd89a1-cc1f-4d8d-a04d-9ab4e8543973-804x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-30954" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/c9dd89a1-cc1f-4d8d-a04d-9ab4e8543973-804x1024.jpeg 804w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/c9dd89a1-cc1f-4d8d-a04d-9ab4e8543973-236x300.jpeg 236w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/c9dd89a1-cc1f-4d8d-a04d-9ab4e8543973-768x978.jpeg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/c9dd89a1-cc1f-4d8d-a04d-9ab4e8543973.jpeg 864w" sizes="auto, (max-width: 804px) 100vw, 804px" /><figcaption><strong><em>Savcı Doğan Öz.</em></strong></figcaption></figure>



<p>24 Mart 1978&#8217;de katledilen Ankara Cumhuriyet Savcısı Doğan Öz’ün son çalışması Kontrgerilla (Gladyo) hakkında hazırladığı rapordu. Başbakan Ecevit’e sunacaktı. Masasında bulundu. Daha sonra eşi Sezen Öz tarafından verildi. Sezen Hanım cinayet hakında yaptığı bir değerlendirmede, ise <strong><em>“Doğan Öz olayının devlet içerisindeki derin yapı ile doğrudan bağlantılı bir örgütsel cinayet olduğu aşikârdır”</em></strong> sözlerini sarf etti.</p>



<p>Rapordaki şu satırlar anlamlı:</p>



<p><strong><em>“Şiddet olayları, anarşik (terör) eylemler olarak nitelendirilebilecek kadar basit değildir. Amaç, demokrasi umudunu yok etmek; onun yerine faşist düzeni gündeme getirmek ve bütün unsurlarıyla yürürlüğe koymaktır. Böylece ABD ve çokuluslu ortaklıklar, Ortadoğu sorununu büyük ölçüde çözmek amacını gütmektedirler. Bize göre bu sonuca ulaşmada CIA, Kontrgerilla gibi gizli örgütlerin yönlendirmesi vardır. Bu örgütler, devlet aygıtını geniş ölçüde kendi amaçlarına uygun şekle dönüştürerek demokrasi düşmanı akımları iktidar yapmayı öngörmüşlerdir.</em></strong></p>



<p><strong><em>Şunu öncelikle bilmekte yarar var: Bütün bu çalışmalar içinde askeri ve sivil güvenlik güçleri vardır. Kontrgerilla, Genel Kurmay Harp Dairesine bağlıdır. Sivil güvenlik güçleri içinde de MİT elemanları ve 1. Şube görevlileri kullanılmaktadır.”</em></strong></p>



<p><strong>AĞCA VE KIRCI’NIN İTİRAFLARI</strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="940" height="529" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/4db7f229-563a-48fa-a58d-4e7fe1acaa1a.jpeg" alt="" class="wp-image-30955" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/4db7f229-563a-48fa-a58d-4e7fe1acaa1a.jpeg 940w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/4db7f229-563a-48fa-a58d-4e7fe1acaa1a-300x169.jpeg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/4db7f229-563a-48fa-a58d-4e7fe1acaa1a-768x432.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 940px) 100vw, 940px" /><figcaption><strong><em>Ağca ve Papa</em></strong></figcaption></figure>



<p>Abdi İpekçi cinayeti zanlısı Ağca, 13 Mayıs 1981&#8217;de Roma’da Papa II. Jean Poul’a suikast düzenledi. Yakalandı. 17 yıl yattıktan sonra affedilerek Türkiye’ye gönderildi. Burada da geçmiş suçlarından dolayı hapis yattı. 18 Ocak 2010 tarihinde ise suçunu tamamlayarak tahliye edildi. Ağca yaptığı açıklamalarda İpekçi cinayetinin kendisinin üzerine atıldığını söyledi. Ağca, Papa suikastı konusunda Akit Tv’de 22 Şubat 2017 tarihinde yayınlanan ve Sabri Balaman’ın sunduğu “Derin Kutu” programında söyledikleri ise Gladyo’ya işaretti:</p>



<p>“CIA şöyle bir şey dedi: Rusya’yı, Sovyetler birliğini suçlayalım. Ben de düşündüm yani. Neticede ortak bir düşman! Suçlayalım yani… Sonuçta ortağız. CIA ile orda biz işbirliği yaptık. Sovyet imparatorluğunu yıkmak için. İki tane kuduz köpek var. Biri Amerika; terör örgütü, biri de Sovyet kuduz köpekler. Dedim ki bu iki kuduz köpeği birbirine şöyle bir parçalatalım. Ben tek başıma bunu yaptım. CIA’ye mektup yazdım. İşte bir şekilde ulaştım. İşte gelin Sovyetleri birlikte suçlayalım… Onlar da geldi beraber suçladık yani. Vatikan’ın da hoşuna gitti. Vatikan da Sovyet imparatorluğunun yıkılmasını istiyordu. Vatikan’ı kullandım. Amerika’yı kullandım. Hep birlikte Sovyetler’i yıkmaya çalıştık.” </p>



<iframe loading="lazy" width="900" height="375" src="https://www.youtube.com/embed/M3DhEWi6LJs" title="YouTube video player" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen=""></iframe>



<p><strong><em>KIRCI’NIN AÇIKLAMALARI</em></strong></p>



<p><strong><em>Ankara Bahçelievler’de 7 üniversiteli genci hunharca öldüren ve bundan ceza alan Haluk Kırcı 2010 yılında bu konuda şunları söyledi: “Bahçelievler olayı olduğunda 20 yaşındaydım. Türkiye bir kardeş kavgasının içindeydi. Soğuk savaş operasyonları can alıyordu. (…) Ben ülkemin komünist işgal tehdidi ile karşı karşıya olduğuna inanmıştım. (…) Buna inanmıştık. Oyuna geldiğimizi anlayabilmek için 12 Eylül darbesinin yapıldığını görmemiz lazımdı. Türkiye&#8217;de maalesef çok ciddi boyutta özel harp operasyonları yapılmıştır. Bu operasyonlardan birebir bildiklerim var. Bunu da çok açık şekilde söyleyeyim. Mesela Haziran 1979&#8217;da MHP Genel Merkezi&#8217;ni kimler kurşunladı? 1980&#8217;de Ziraat Mühendisleri Birliği&#8217;ne kimler saldırdı? Kimler oradaki insanları öldürdü?</em></strong></p>



<p><strong><em>Baksınlar. Bu olayların dosyaları orada duruyor. Yıllar sonra ordunun içinde birileri hakkında dosya açıldı, kapatıldı gitti.</em></strong> (Sevilay Yükselir, Sabah, 6 Haziran 2010.)</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="930" height="768" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/06c5bd3b-196d-4c09-8308-4216125b5896.jpeg" alt="" class="wp-image-30956" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/06c5bd3b-196d-4c09-8308-4216125b5896.jpeg 930w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/06c5bd3b-196d-4c09-8308-4216125b5896-300x248.jpeg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/06c5bd3b-196d-4c09-8308-4216125b5896-768x634.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 930px) 100vw, 930px" /><figcaption><strong><em>Haluk Kırcı&#8217;nın 6 Haziran 2010&#8217;da&nbsp;Sabah&#8217;ta çıkan itirafları.</em></strong></figcaption></figure>



<p class="has-text-align-center" style="font-size:39px"><strong><em><span style="color:#0d4860" class="tadv-color">Gladyo’nun ‘siyasi cinayetleri’ 3: Gladyo’nun kaos hamleleri!</span></em></strong></p>



<p>Şunu iftiharla belirtelim ki Aydınlıkçılar Türkiye’de Gladyo ile ilk günden ciddiyetle mücadele eden tek siyasi grup oldu! Kanlı 1 Mayıs 1977 tertibinin üzerine Aydınlıkçılar gitti. Tertipçileri belgelerle ortaya koyduk. 40 yıldır FETÖ’cü Gladyo’nun ABD bağlantılarını da Aydınlıkçılar yazdı.</p>



<p>Bülent Ecevit hükümeti döneminde yapılan kışkırtmalar ve silahlı saldırılar, 12 Kasım 1979 günü iktidara gelen MHP-MSP dışarıdan destekli Süleyman Demirel hükümeti döneminde de devam etti. Hükümeti işlemez hale getirdi. 12 Eylül 1980 darbesine götürdü. Hatta son aylarda daha büyük hedeflere yöneldi: Eski Başbakan Nihat Erim, Eski Gümrük ve Tekel Bakanı MHP’li Gün Sazak, CHP İstanbul Milletvekili Abdurrahman Köksaloğlu ve DİSK Maden İş Başkanı Kemal Türkler bir bir katledildi… Darbenin ayak sesleri daha yakından hissedilmeye başlandı. İsterseniz bu dönemde meydana gelen önemli olayları hatırlayalım:</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="673" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/914da2a8-227e-46c5-935a-a5e66f613795.jpeg" alt="" class="wp-image-31008" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/914da2a8-227e-46c5-935a-a5e66f613795.jpeg 900w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/914da2a8-227e-46c5-935a-a5e66f613795-300x224.jpeg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/914da2a8-227e-46c5-935a-a5e66f613795-768x574.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /><figcaption><strong><em>Bülent Ecevit seçim gezilerinde korumalarıyla (1977)</em></strong></figcaption></figure>



<p><strong><em>‘SEÇİLMİŞ HEDEFLER’</em></strong></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>19 Kasım 1979:</em></strong> İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Ümit Yaşar Doğanay, evinden işine giderken bindiği araca silahlı üç kişinin ateş etmesi üzerine aldığı 25 kurşunla katledildi. 30 Eylül 1978 günü Aydınlık gazetesine verdiği demeçte şunları söylemişti: <strong><em>“Kontrgerilla adlı bir örgüt varsa ve bu örgüt gerçekten yasa dışı fiiller işlemişse, her çeşit suç işleyenler gibi bunlar hakkında da işlem yapılması doğaldır. Yasaların gereğidir.”</em></strong></p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>19 Kasım 1979:</em></strong> AP eski İstanbul Milletvekili, gazeteci-yazar İlhan Darendelioğlu İstanbul’da düzenlenen silahlı saldırı sonucu katledildi. Darendelioğlu MHP İstanbul il yöneticisiydi.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>7 Aralık 1979:</em></strong> İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Sosyoloji ve Metodoloji Kürsüsü Başkanı Prof. Dr. Cavit Orhan Tütengil otobüs durağında araç beklerken uğradığı silahlı saldırı sonucu katledildi. Atatürkçü Tütengil’in cenazesinde konuşan İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Haluk Alp gizli yapılanmaya işaret ederek şunları söylemişti: <strong><em>&#8220;Bütün Türk ulusuna buradan haykırıyorum. Türkiye’yi işgal edenler vardır. Türkiye yeraltından işgal edilmiştir. Bu işgalciler en kısa zamanda Türkiye’yi toprak üzerinden de işgal etmek düşüncesindedir.”</em></strong></p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>11 Nisan 1980: </em></strong>TRT İstanbul Radyosu prodüktörlerinden Ümit Kaftancıoğlu, evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü. İlerici aydınlara gözdağı niteliğindeydi.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>27 Mayıs 1980: </em></strong>Eski Gümrük ve Tekel Bakanı ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak, evinin bahçesinde uğradığı silahlı saldırı sonucu katledildi. Bu cinayet darbe öncesi Çorum ve birçok ilde daha kanlı olayları tetikledi.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>24 Haziran 1980: </em></strong>Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı Ali Rıza Altınok, evinde uğradığı silahlı saldırı sonucu eşi ve kızıyla birlikte öldürüldü. Kışkırtıcı eylemdi.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>15 Temmuz 1980: </em></strong>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Abdurrahman Köksaloğlu, İstanbul Şişli’de işyerinde uğradığı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Kışkırtıcı eylemdi.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>19 Temmuz 1980: </em></strong>12 Mart 1971 müdahalesi sonrasının Başbakanı (26 Mart 1971-22 Mayıs 1972) Prof. Dr. Nihat Erim, İstanbul Dragos’taki Deniz Kulübünün önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu katledildi. Devleti sarstı. Bu eylemde <strong><em>Dev-Sol</em></strong> kullanıldı. Ancak bu Gladyo’yu gizleme amaçlıydı. <strong><em>Gladyo Dev-Sol’u da birçok eylemde kullandı.</em></strong> 1992 yılında generallere yönelik eylemlerde… &nbsp;</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>22 Temmuz 1980: </em></strong>DİSK eski Genel Başkanı ve Genel Maden-İş Başkanı Kemal Türkler, İstanbul Merter’de evinin önünde kurulan pusuda katledildi. İşçi sınıfının tepkisini çekti. Onları sindirmek ve darbeyi hızlandırma görevi yaptı.</p></blockquote>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="683" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/8f6acebc-bbca-4f95-a541-eb1bd7b1e109-1024x683.jpeg" alt="" class="wp-image-31009" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/8f6acebc-bbca-4f95-a541-eb1bd7b1e109-1024x683.jpeg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/8f6acebc-bbca-4f95-a541-eb1bd7b1e109-300x200.jpeg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/8f6acebc-bbca-4f95-a541-eb1bd7b1e109-768x512.jpeg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/8f6acebc-bbca-4f95-a541-eb1bd7b1e109-900x600.jpeg 900w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/8f6acebc-bbca-4f95-a541-eb1bd7b1e109.jpeg 1200w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption><strong><em>Bülent Ecevit, Süleyman Demirel ve Kenan Evren (30 Ağustos 1980)</em></strong></figcaption></figure>



<p><strong><em>BURAYA NASIL GELMİŞTİK</em></strong></p>



<p>1980’den geriye gidersek darbenin nedenini, 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında ve sonrasında yaşananlara bağlayabiliriz. ABD, Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesine karşıydı. Bunun için mekik diplomasi uyguladı. ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Joseph Sisco bu konuda Atina ile Ankara arasında gelip gitti. Türkiye’nin olası müdahalesini engellemeye çalıştı. Özellikle NATO içinde bunun büyüyerek ciddi bir krize dönüşmesini engellemeye çalıştı. NATO ülkesi Türkiye’nin Sovyetler Birliği ile yakınlaşmasını istemiyordu. Ancak bunu başaramadı. Hatta Ecevit’in yıllar sonra açıkladığı gibi Türkiye’nin müdahalesini engellemek için <strong><em>“Sultanahmet Camii’ni bombalarız”</em></strong> tehdidinde bile bulunmuşlardı. Bu tehditlere rağmen Türkiye kararlılık gösterdi ve Ada’da 15 Temmuz günü gerçekleşen darbeye 5 günde cevap verdi. Ada’nın Yunanistan’a oldubittiyle bağlanmasını engellemişti. Bu hareket KKTC’nin kurulmasının da yolunu açtı.</p>



<p>Bu müdahale Türk-Amerikan ilişkilerini bozdu. ABD, 1 Temmuz 1974 günü 7 ilde afyon yasağının kaldırılması nedeniyle aldığı <strong><em>ambargo </em></strong>kararını uygulamaya soktu. Türkiye’ye askeri ve mali yardımları da durdurdu. Türkiye buna karşılık olarak 25 Temmuz 1975&#8217;te <strong><em>21 ABD üs ve tesisine el koydu.</em></strong> Bu da ABD’nin tepkisini çekti. Bu dönemde iktidarda <strong><em>Süleyman Demirel </em></strong>vardı. Türkiye’nin bu milli duruşu iki liderin de aslında hedefe konulmasına neden oldu. ABD bu bölgede kendisine kafa tutan ve direnen (aslında milli çıkarlarını koruyan) Türkiye istemiyordu. Hele Sovyetler Birliği’nin komşusu bir ülkede! 12 Eylül darbesiyle iki lider de alaşağı edildi ve 1987 yılına kadar siyasi yasağa uğradı. Bu süreç Turgut Özal ve Tansu Çillerlerin önünü açtı. İlginçtir, darbeci yönetim 17 Ekim günü Yunanistan’ın tekrar NATO’nun askeri kanadına dönüşüne, 18 Kasım günü de ABD üslerinin açılışına onay verdi. Ardından da Türkiye’ye kesenin ucu açıldı.</p>



<p>Şunu da hatırlatmak zorundayız; 1974 Kıbrıs Barış Harekâtından sonra Türk diplomatlara yönelik <strong><em>Ermeni ASALA terör örgütü</em></strong>nün uluslararası çapta eylemleri <strong><em>1975</em></strong> yılında başladı. 1980’lerde doruğa çıktı. Bu da ABD Gladyosunun işiydi. <strong><em>1985 yılından itibaren bıçak gibi kesildi ve yerini PKK eylemlerine bıraktı. </em></strong>Bu saldırılarda 42 diplomatımız ve 4 yabancı hayatını kaybetti.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="669" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/5c2b0ff5-83e3-49fa-a2a8-10f4ca70a43c-1024x669.png" alt="" class="wp-image-31010" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/5c2b0ff5-83e3-49fa-a2a8-10f4ca70a43c-1024x669.png 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/5c2b0ff5-83e3-49fa-a2a8-10f4ca70a43c-300x196.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/5c2b0ff5-83e3-49fa-a2a8-10f4ca70a43c-768x502.png 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/5c2b0ff5-83e3-49fa-a2a8-10f4ca70a43c.png 1175w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption><strong><em>2 Eylül 1980, Milliyet</em></strong></figcaption></figure>



<p><strong><em>1977 DARBE GİRİŞİMİ ÖNLENDİ</em></strong></p>



<p>Gladyo iki lideri etkisiz hale getirmek için onları yıpratmak ve halkın gözünden düşürmek için Türkiye’de 1977 yılında darbe tezgâhlamaya çalıştı. Buna giden yolda en önemli olay 1 Mayıs 1977&#8217;de İstanbul’da 1 Mayıs kutlamaları sırasında çıkarılan olaylarda 34 vatandaşımızın ezilerek ve kurşunlanarak katledilmesiydi&#8230; Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, bu olayda darbe kokusu alarak 1 Haziran 1977 günü Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Namık Kemal Ersun ve <strong><em>200 subayı emekli e</em></strong>tti. Bu hamleyle tertibi bozdu. Demirel’in bu kararlı duruşu yapılmaya çalışılan darbeyi erteletti. Darbe 1978 yılı içinde kanlı olaylarla tekrar sahneye konuldu ve Türkiye 12 Eylül 1980 tarihinde darbeyi yaşadı. Bu süreçte <strong><em>5 bin 263 vatandaşımız </em></strong>(çoğu genç) hayatını kaybetti. Bu tam manasıyla bir gençlik kıyımıydı. Ülkemizin çok kıymetli gençleri <strong><em>“sol-sağ” kavgası</em></strong>yla birbirine kırdırıldı. Bu yöntem Gladyo taktiğiydi. Darbenin de ötesinde Türkiye’nin üniter yapısına emperyalist bir saldırıydı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="672" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/fa73438c-149f-4a70-ac88-3809d5e896c9-1024x672.png" alt="" class="wp-image-31011" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/fa73438c-149f-4a70-ac88-3809d5e896c9-1024x672.png 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/fa73438c-149f-4a70-ac88-3809d5e896c9-300x197.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/fa73438c-149f-4a70-ac88-3809d5e896c9-768x504.png 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/fa73438c-149f-4a70-ac88-3809d5e896c9.png 1171w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption><strong><em>23 Temmuz 1980, Milliyet</em></strong></figcaption></figure>



<p><strong><em>ÇORUM OLAYLARI</em></strong></p>



<p>Ecevit ve Demirel döneminde Alevi ve Sünni vatandaşlarımızın yaşadıkları illere yönelik de Gladyo eylemleri oldu. Buralarda kışkırtmalara girişildi. Ardından seçilmiş hedefler, ev ve işyerleri yağmalandı, yakıldı. İnsanlar vahşice öldürüldü. Kahramanmaraş ve Malatya olaylarında <strong><em>130’a yakın</em></strong> vatandaşımız hayatını kaybetti. Toplu olaylarla darbe sürecinin taşları döşendi. Bunlardan birisi de Çorum’da yaşandı. Olaylar 27 Mayıs 1980 günü MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak’ın katledilmesiyle başladı. Bunun öncesinde de yine 19 Mayıs gösterilerinde kız öğrencilerin kısa etekle programa katılmalarını protesto etmek amacıyla kışkırtıcı bildiri dağıtıldı. Ortam oluşturuldu… Sazak’ın ölümü olayları daha da tetikledi. Bunu bahane eden aşırı sağ gruplar Alevi vatandaşlara saldırdı. İlde büyük kargaşa yaşanmasına neden oldu.</p>



<p>Olaylar öncesi ABD’nin Türkiye Büyükelçiliğinde görevli Robert Alexander Peck, Çorum’da MHP’li il yöneticileriyle, Vali ve CHP’li Belediye Başkanı Turhan Kılıçoğlu’yla görüşür. Çorum&#8217;dan sonra Amasya ve Tokat illerini de ziyaret eder. Bu ziyaret bölgede rahatsızlık yaratır. Çünkü bölge hassas bölgedir.</p>



<p><strong><em>Çorum’</em></strong>da bundan sonra da kışkırtma sürdü ve Alevi vatandaşlarımızın yoğun yaşadığı Milönü Mahallesi&#8217;nde halk ve sol gruplar, cadde ve kokaklara barikatlar kurarak olası saldırılara karşı hazırlık yaptı. Temmuz’un başında büyük gerginlik sonrası olaylar tekrar patladı. 4 Temmuz 1980 günü Alaeddin Cami yanına konulan bombanın patlatılmasıyla olaylar başladı. Milönü Mahallesi’ne saldırıldı ve günlerce süren olaylarda toplamda <strong><em>57 vatandaşımız</em></strong> hayatını kaybetti. 100’e yakın vatandaşımız da yaralandı.</p>



<p>Olaylar mezhep kışkırtması amaçlı tipik bir Gladyo saldırısıydı. Yalan haber üzerine, çevre il ve ilçelerden getirilen vatandaşlar Alevi vatandaşların evlerine ve işyerlerine saldırdı. Günlerce süren olaylar güvenlik güçlerinin müdahalesiyle zorlukla önlenebildi. Burada da Kahramanmaraş olaylarına benzer sahneler yaşandı. Bu kışkırtma da Demirel hükümetinin sonunu getirdi.</p>



<p><strong><em>AYDINLIKÇILARIN MÜCADELESİ</em></strong></p>



<p>Şunu iftiharla belirtelim ki Aydınlıkçılar Türkiye’de Gladyo ile ilk günden ciddiyetle mücadele eden tek grup! Kanlı 1 Mayıs 1977 tertibinin üzerine en ciddi olarak Aydınlıkçılar gitti. Tertip öncesi halkı ve sol grupları uyardı. Aydınlıkçılar eyleme katılmadı. Bu nedenle Gladyo olay sonrası Aydınlıkçıları hedef gösterdi.</p>



<p>Aydınlık’ın 1978 yılında yayımladığı telsiz konuşmalarıydı. Konuşmalarındaki kişiler yerlerini ‘açık olmama kaydıyla’ tek tek merkezdeki kişiye bildiriyor. Bildirdikleri yerler tahminen Tarlabaşı yokuşu, Kazancı yokuşu, İntercontinental Otel ve karşısı, anıt ve orta durak çevresi idi. İlginçtir, tertipte ateş edilen noktalar da buralardı. İlk ateş Tarlabaşı yolunda ve otel önünde gerçekleşiyor. Daha sonra da panzerler Kazancı yokuşu girişi ve altından kitlenin üzerine hareket ediyor ve aynı anda da buralardan ateşler ediliyor. İnsanlar buraya sıkıştırılıyor. Sadece kazancı yokuşunda 20 kişi ezilerek ve üzerlerine kurşun sıkılarak öldürüldü.</p>



<p><strong><em>MİT’TEN ÖDENEN KUŞKULU PARA</em></strong></p>



<p>Aydınlıkçıların önemli bir haberi de, tertipten 15 gün önce MİT kasasından çıkan ve Emekli Sandığı’na yatırılan 8 milyon 49 bin lira paranın belgesiydi. Bu para, MİT ajanı avukat Necdet Küçüktaşkıner’in ve bir grup ajanın ‘fiili hizmet zammı’ olarak açıklanıyordu. Yayınımız büyük yankı yarattı. MİT ve Emekli Sandığı konuya ilişkin ciddi bir açıklama yapamadı. (Aydınlık, 28 Ağustos 1978.)</p>



<p><strong>40 YILLIK MÜCADELE</strong></p>



<p>Aydınlıkçıların yayınları bununla da kalmadı. 12 Eylül öncesi işlenen cinayetlerde de Gladyo’nun rolünü ortaya seren yayınlar yaptı. Dizi yazılar hazırladı. Gladyo merkezini ve önemli tertipçileri teşhir etti. Ülkeyi kana bulayanları halkın önüne getirdi. Gladyo’nun olaylardaki parmağını belgelerle sergiledi.</p>



<p>Bu tutumunu bugüne kadar sürdürdü. 1993 yılında gerçekleşen Sivas Katliamı&#8217;nda, Ergenekon ve Balyoz tertiplerinde, Bahriye Üçok, Uğur Mumcu ve Org. Eşref Bitlislerin katledilmesinde, ABD’nin PKK’ya verdiği destekleri ve en son 15 Temmuz 2016 Darbe Girişiminde FETÖ’cü Gladyo’nun parmağını belgeleriyle ortaya koydu. Bunlarla mücadele etti. 40 yıl FETÖ’nün gerçek yüzünü yazdı. Arkasında ABD’nin olduğunu belirtti.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="603" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/cf248d51-b294-4b42-8a22-f33f707ab222-1024x603.png" alt="" class="wp-image-31012" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/cf248d51-b294-4b42-8a22-f33f707ab222-1024x603.png 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/cf248d51-b294-4b42-8a22-f33f707ab222-300x177.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/cf248d51-b294-4b42-8a22-f33f707ab222-768x452.png 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/cf248d51-b294-4b42-8a22-f33f707ab222.png 1049w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption><strong><em>8 Aralık 1979,&nbsp;Aydınlık</em></strong></figcaption></figure>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="785" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/5001f2ef-2224-412d-b3ba-6fd52b3b0ac0-785x1024.png" alt="" class="wp-image-31013" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/5001f2ef-2224-412d-b3ba-6fd52b3b0ac0-785x1024.png 785w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/5001f2ef-2224-412d-b3ba-6fd52b3b0ac0-230x300.png 230w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/5001f2ef-2224-412d-b3ba-6fd52b3b0ac0-768x1001.png 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/5001f2ef-2224-412d-b3ba-6fd52b3b0ac0.png 800w" sizes="auto, (max-width: 785px) 100vw, 785px" /></figure>



<p class="has-text-align-center" style="font-size:28px"><strong><em><span style="color:#095271" class="tadv-color">Gladyo’nun ‘siyasi cinayetleri’ 4: Gladyo’nun maşaları: FETÖ ve PKK</span></em></strong></p>



<p>Gladyo, 1990’lardan bugüne PKK ve FETÖ’yü kullanarak Türkiye’nin üniter yapısını hedef aldı. FETÖ içeriden, PKK da dışarıdan saldırarak Türkiye’nin bağımsız hareket etme kabiliyetine saldırdı. Bu süreçte çok sayıda vatansever aydın ve subayımızı kaybettik</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="639" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/d6b4a9be-740d-42bb-a8aa-13ea26e3714a-639x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-31041" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/d6b4a9be-740d-42bb-a8aa-13ea26e3714a-639x1024.jpeg 639w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/d6b4a9be-740d-42bb-a8aa-13ea26e3714a-187x300.jpeg 187w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/d6b4a9be-740d-42bb-a8aa-13ea26e3714a-768x1230.jpeg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/d6b4a9be-740d-42bb-a8aa-13ea26e3714a-959x1536.jpeg 959w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/d6b4a9be-740d-42bb-a8aa-13ea26e3714a.jpeg 999w" sizes="auto, (max-width: 639px) 100vw, 639px" /><figcaption><strong><em>UĞUR MUMCU</em></strong></figcaption></figure>



<p>1980’den 1990’lara, günümüze kadar Türkiye’de Gladyo’nun eylemleri hiç durmadı. Eylemleri ve kullandığı maşalar değişti. Ama asıl amaç hiç değişmedi: emperyalitlere rakip olabilecek milli/ulus devletleri tasfiye etmek veya kaos içinde bırakarak etkisizleştirmek!</p>



<p>1990’lara geldiğimizde Soğuk Savaşın bittiğini ve tek kutuplu Amerikan düzeninin hâkimiyetini görüyoruz. Sovyetler Birliği ve Yugoslavya’nın parçalanması Yeni Dünya Düzeni’nin kanlı yüzünü gösterdi. Aynı tarihlerde Türkiye’de “Ilımlı İslam” denilerek FETÖ ve PKK eliyle dini ve etnik kışkırtma tezgâha konuldu. Sabah akşam dincilik ve bölücülük konuşuldu. Türkiye’nin üniter yapısı hedefe konuldu.</p>



<p>PKK VE FETÖ SOPASI</p>



<p>CIA Ortadoğu şefi Graham Fuller “Kemalizm bitti. En iyisi ılımlı İslâm” diyerek bize ABD’nin yeni düzenini dayattı. Türkiye’deki “dostları” üzerinden de bu görüşleri bize boca etmeye başladı. Türkiye 30 yıl bu süreci yaşadı. Bu süreç 15 Temmuz 2016 tarihinde Amerikan darbesinin yerle bir edilmesiyle son buldu. 5 bine yakın darbeci yargılanarak hapse atıldı. 23 bin subay TSK’dan atıldı, 130 bin kişi de KHK ile devlet memurluğundan… Türkiye milli devletini koruma kararlılığını gösterdi; cephesini ABD’ye çevirdi. Onunla Irak ve Suriye’de silahla hesaplaşmaya başladı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="746" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/be2815d0-d850-4d94-ac97-b196e0b0adc5-746x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-31042" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/be2815d0-d850-4d94-ac97-b196e0b0adc5-746x1024.jpeg 746w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/be2815d0-d850-4d94-ac97-b196e0b0adc5-218x300.jpeg 218w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/be2815d0-d850-4d94-ac97-b196e0b0adc5-768x1055.jpeg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/be2815d0-d850-4d94-ac97-b196e0b0adc5.jpeg 1024w" sizes="auto, (max-width: 746px) 100vw, 746px" /><figcaption><strong><em>ÇETİN EMEÇ</em></strong></figcaption></figure>



<p>Aynı mücadele PKK için de 24 Temmuz 2015 gününden itibaren başlatıldı. Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın verdiği bilgiye göre o günden bugüne örgütün 18 bin 461 militanı etkisiz hale getirildi. İçeride de İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun verdiği bilgiye göre 180 militan kaldı. PKK’ya evlatlarını kaptıran anneler Diyarbakır’da HDP önünde eyleme başladı. Türkiye’nin birliğine ilişkin güçlü mesajlar verdi.</p>



<p>İşte bu 30 yıllık süreçte Gladyo, FETÖ ve PKK’yı kullanarak Türkiye’nin direncini kırmaya çalıştı. Her önemli hamlede bu iki örgütün eylemleriyle aydın ve askerlerimizi kaybettik. Irak’a müdahale sırasında ve Irak’ın bölünerek Türkiye’ye genişletilmesi hamlelerinde içeride önemli suikastlar yapıldı. Bu süreçte işlenen cinayetleri şöyle özetleyebiliriz:</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="506" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/7963b348-5b85-4891-a247-1f87a30fcff3.jpeg" alt="" class="wp-image-31035" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/7963b348-5b85-4891-a247-1f87a30fcff3.jpeg 900w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/7963b348-5b85-4891-a247-1f87a30fcff3-300x169.jpeg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/7963b348-5b85-4891-a247-1f87a30fcff3-768x432.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /><figcaption><strong><em>GAFFAR OKKAN</em></strong></figcaption></figure>



<p><strong><em>GLADYO CİNAYETLERİ</em></strong></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>31 Ocak 1990: </em></strong>ADD Başkanı hukukçu Prof. Dr. Muammer Aksoy Ankara’da evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu katledildi.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>7 Mart 1990: </em></strong>Milliyet ve Hürriyet gazetelerinde yöneticilik yapan gazeteci Çetin Emeç evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu, şoförü Sinan Ercan ile birlikte katledildi. Emeç’in kalbine 7 kurşundan üçünün isabet ettiği saptandı.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p>4 Eylül 1990: Aydınlık gazetesi yazarı din adamı Turan Dursun evine yakın bir noktada silahlı saldırıyla katledildi. Dursun tehdit ediliyordu.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>6 Ekim 1990:</em></strong> Doç. Dr. Bahriye Üçok evine gönderilen bombalı paketi açtığı sırada meydana gelen patlama sonucu hayatı kaybetti. Üçok dini yobazlığa karşı verdiği mücadeleyle biliniyordu.</p></blockquote>



<p>Buraya kadarki suikastlar Türkiye’nin Irak’ta ABD’nin yanında yer alması için işlendi. Direnci kırılmaya çalışıldı.</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>18 Şubat 1992: </em></strong>Aydınlık dergisi Diyarbakır Temsilcisi Halit Güngen büroda uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Güngen en son Hizbulkontra’nın Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü içinde eğitildiğini yazmıştı.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>24 Ocak 1993:</em></strong> Gazeteci yazar Uğur Mumcu, aracına konulan bombanın patlaması sonucu Ankara’da hayatını kaybetti. Mumcu, uzun yıllardır Gladyo cinayetlerini araştırıyordu. Son yıllarda yazılarında ağırlıklı olarak PKK’nın ABD, İsrail ve Avrupa ülkeleriyle olan ilişkilerini yazıyordu. Bunu yakın çalışma arkadaşları ve ağabeyi Ceyhan Mumcu da doğruladı.</p></blockquote>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="700" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/1f58b9b7-9a9f-49fe-b54c-e5e784a00b44-700x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-31036" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/1f58b9b7-9a9f-49fe-b54c-e5e784a00b44-700x1024.jpeg 700w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/1f58b9b7-9a9f-49fe-b54c-e5e784a00b44-205x300.jpeg 205w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/1f58b9b7-9a9f-49fe-b54c-e5e784a00b44-768x1124.jpeg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/1f58b9b7-9a9f-49fe-b54c-e5e784a00b44-400x585.jpeg 400w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/1f58b9b7-9a9f-49fe-b54c-e5e784a00b44.jpeg 957w" sizes="auto, (max-width: 700px) 100vw, 700px" /><figcaption><strong><em>BEHÇET OKTAY</em></strong></figcaption></figure>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>17 Şubat 1993: </em></strong>Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis Diyarbakır’a gitmek üzere bindiği uçağın Ankara Güvercinlik Havaalanından kalkışının 5. Dakikasında düşmesi üzerine yanında bulunan ekiple birlikte şehit oldu. Bitlis, PKK ile mücadelede önemli hamleler yapıyordu. Bölge ülkeleriyle işbirliğinden yanaydı. Ayrıca ABD’nin PKK’ya silah ve yiyecek yardımında bulunduğunu da saptamıştı. Bitlis’in suikastı ilk gün “kaza” olarak açıklandı. Ancak bu açıklama kamuoyunu tatmin etmedi. Aydınlık gazetesi ise oluyın üzerine gitti ve “kaza” değil suikast olduğunu belgeleriyle kanıtladı.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>6 Ağustos 1999:</em></strong> Türk İş Genel Sekreteri ve Genel Maden İş Sendikası Genel Başkanı Şemsi Denizer, Zonguldak’ta evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Denizer, tahkime ve özelleştirmeye karşı çıkmıştı. Kasım 1990 tarihindeki madenci grevini ve 4-8 Ocak 1991 tarihindeki Zonguldak-Ankara Büyük Madenci Yürüyüşünü de organize etmişti. </p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>21 Ekim 1999:</em></strong> Cumhuriyet gazetesi yazarı Prof. Dr. Ahmet Taner Kışlalı Ankara’da evinin önündeki aracına konulan bombanın patlaması sonucu hayatını kaybetti. Kışlalı, Atatürkçü ve milli devletten yana bir aydındı.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>24 Ocak 2001: </em></strong>Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan, korumalarıyla birlikte şehir içinde seyir halindeyken uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit edildi. Saldırı profesyonel işiydi, bir saldırgan bile yakalanamadı. Okkan, şehirde sevilen ve halkla devleti birleştiren bir emniyetçiydi. Öldürülmesi tamamen ABD’nin Kukla Kürt Devleti kurma planına yönelikti…</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>18 Aralık 2002: </em></strong>Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu evinin önünde uğradığı silahla saldırı sonucu gözünden aldığı tek kurşunla profesyonelce katledildi. Hablemitoğlu son yıllarda Alman vakıfları ve FETÖ’nün Türkiye’deki faaliyetleri üzerine araştırmalar yaparak bunları kitaplaştırıyordu. Katil zanlısı Nuri Gökhan Bozkır, Ukrayna’da gözaltına alındı. Şahsın Özel Kuvvetler Komutanlığından atılma eski bir yüzbaşı olduğu belirtildi. Eşine göre, Hablemitoğlu, öldürülmeseydi FETÖ hakkında tanıklık edecekti.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>19 Ocak 2007: </em></strong>Agos gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink gazetenin bulunduğu caddede uğradığı silahlı saldırı sonucu katledildi. Cinayet büyük tepki çekti. Türkiye “Ermeni soykırımı” yapmakla suçlandı. Kalabalıklar “Hepimiz Ermeniyiz” ve “Katil devlet” sloganlarıyla yürüdü. Bu cinayet Ergenekon Davasına bağlanarak vatanseverler suçlandı. Cinayetin Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’in Trabzon’da iken kullandığı haber elemanlarınca işlendiği mahkemece kanıtlandı. Akyürek bu davadan ağır ceza aldı. Akyürek, sicilli FETÖ’cüydü.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>18 Nisan 2007:</em></strong> Zirve Yayınevi Baskını: Malatya’da biri Alman ikisi Türk vatandaşı Hıristiyan misyoner hayatını kaybetti. Bu cinayetle de “Türkiye’de Hıristiyanlara saldırılıyor” mesajı verilmeye çalışıldı. Dava, FETÖ’cüler tarafından Ergenekon davasına bağlandı.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>25 Şubat 2009:</em></strong> Emniyet Genel Müdürlüğü Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay, uğradığı silahlı saldırı sonucu Ankara’da katledildi. ÖHD’yi de kuran Oktay, bu kurumun FETÖ’cüler tarafından ele geçirilmemesi için mücadele ediyordu. Bunların hedefindeydi ve saldırıda çok sayıda kuşkulu yön vardı. Solak olduğu halde sağ eliyle intihar ettiği iddia edildi.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>12 Kasım 2011: </em></strong>MİT Orta Asya sorumlusu ve Dış Operasyonlar Dairesi Başkanı Kâşif Kozinoğlu, Ergenekon tertibi sürecinde tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevinde geçirdiği “kalp krizi” sonucu hayatını kaybetti. FETÖ’cüler tarafından özel yöntemle zehirlenerek öldürüldüğü ileri sürüldü. Kozinoğlu, ölümüne yakın bir zamanda, bütün bildiklerini el yazısıyla yazarak Vatan Partisi yöneticilerine teslim etti. Bu notlar daha sonra “Sırlar” ismiyle kitaplaştırıldı.</p></blockquote>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="857" height="768" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/7e570ead-7480-4c0a-bca9-5bdce318f2b3.jpeg" alt="" class="wp-image-31037" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/7e570ead-7480-4c0a-bca9-5bdce318f2b3.jpeg 857w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/7e570ead-7480-4c0a-bca9-5bdce318f2b3-300x269.jpeg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/7e570ead-7480-4c0a-bca9-5bdce318f2b3-768x688.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 857px) 100vw, 857px" /><figcaption><strong><em>KAŞİF KOZİNOĞLU</em></strong></figcaption></figure>



<p><strong><em>SİVAS KATLİAMI</em></strong></p>



<p>Bu dönemde toplu katliamlar da yaşandı. Bunlar da Türkiye’nin birlik ve bütünlüğüne yönelikti:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>2 Temmuz 1993: </em></strong>Sivas katliamı. Sivas’ta yapılan Pir Sultan Abdal Kültür etkinlikleri için gelen sanatçı, yazar ve vatandaşlara yönelik kışkırtmalar yapıldı. Sanatçılar ve aydınlar Madımak Oteli’ne sığındı. Güvenlik kuvvetlerinin yeterince etkin davranmaması nedeniyle saldırganlar oteli ateşe verdi ve çıkan yangında 34 insanımızı kaybettik. Bu da tipik bir Gladyo eylemiydi…</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>5 Temmuz 1993:</em></strong> Başbağlar katliamı. Sivas katliamından üç gün sonra Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar Köyünde katliam meydana geldi. PKK’nın üstlendiği saldırıda 33 vatandaşımız hunharca katledildi. Bu tertiple, etnik ve dini kışkırtma amaçlanmıştı.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>12 Mart 1995: </em></strong>Gazi Mahallesi Olayları. TSK, PKK’ya karşı sınır ötesi büyük bir harekâta hazırlanırken İstanbul’un Gazi Mahallesi’nde, Alevi vatandaşların oturduğu bir kahvehane ile Cem Evi silahla tarandı. Ertesi gün yapılan protesto olayları sırasında, Gladyo elemanları halkın üzerine ateş etti, 17 kişi öldü. Ölenlerin 7’sinin polis kurşunuyla öldüğü otopsi raporlarıyla saptandı.</p></blockquote>



<p>Olaylar 15 Mart günü Ümraniye ilçesine de sıçradı. Buradaki olaylarda da 5 kişi hayatını kaybetti. Toplamda 22 kişi öldü.</p>



<p>Her iki olayın da amacı TSK’yı operasyon yapmaktan alıkoymaktı. Başaramadılar. TSK 21 Mart günü PKK’ya karşı 35 bin kişilik bir birlikle Çelik Harekâtını yaptı. 43 gün süren operasyona ABD karşı çıktı.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="740" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/25ad50e8-b90a-425b-99a4-645f79d25588-740x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-31038" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/25ad50e8-b90a-425b-99a4-645f79d25588-740x1024.jpeg 740w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/25ad50e8-b90a-425b-99a4-645f79d25588-217x300.jpeg 217w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/25ad50e8-b90a-425b-99a4-645f79d25588-768x1062.jpeg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/25ad50e8-b90a-425b-99a4-645f79d25588.jpeg 900w" sizes="auto, (max-width: 740px) 100vw, 740px" /><figcaption><strong><em>AHMET TANER KIŞLAL</em></strong></figcaption></figure>



<p><strong><em>KATLEDİLEN KOMUTANLAR&nbsp;</em></strong></p>



<p>Bu dönemde çok sayıda subay düzenlenen saldırılarda hayatını kaybetti. Şehit edilen subaylar PKK ile mücadele ediyorlardı. Hedef olmaları anlamlıydı. İşte o komutanlar:</p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>30 Ocak 1991: </em></strong>Olağanüstü Hal Bölgesi Asayiş Birlikleri Kolordu Komutanı E. Korgeneral Hulusi Sayın (65), Ankara’da evinin önünde uğradığı silahlı saldırı sonucu şehit oldu. Saldırıyı Dev-Sol ve KUK isimli iki ayrı terör örgütü üstlendi. Sayın, 1989 yılında emekli olmuştu. Güneydoğu’da görev yaptığı dönemde, terörün bitirilmesinde halkın kazanılmasını ön plana alıyordu.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>7 Nisan 1991: </em></strong>E. Tümgeneral Memduh Ünlütürk (78) Üsküdar’da evine gelen üç Dev-Sol militanı tarafından katledildi. 1974 yılında emekli olmuştu. Ailesi “saldırıyı bekliyorduk” diye açıklama yaptı. Saldırıda kullanılan silahın 4 ayrı suikastta kullanıldığı açıklandı.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>23 Mayıs 1991: </em></strong>OHAL Bölgesi Asayiş Bölge Komutanlığı yapmış olan Emekli Korgeneral İsmail Selen (60), Ankara’da uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Saldırıyı Dev-Sol terör örgütünün tertiplediği açıklandı. Selen, Güneydoğu’da yaptığı çalışmalarda PKK terörüne büyük darbeler indirmişti.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>27 Mayıs 1991:</em></strong> Adana Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral Temel Cingöz (50) Adana’da uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Cingöz, 23 Mayıs günü meydana gelen suikasttan yaralı olarak kurtulmuştu, ancak 4 gün sonra hastanede vefat etti. Saldırıyı Dev-Sol terör örgütünün üstlendiği açıklandı. Cingöz, Güneydoğu illerimizde PKK ile mücadele etmişti.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>13 Ekim 1991:</em></strong> Emekli Orgeneral Adnan Ersöz (74) İstanbul Göztepe’de evinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Biri kadın üç kişinin yaptığı saldırıyı, Dev-Sol terör örgütü üstlendi.</p></blockquote>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>29 Temmuz 1992:</em></strong> Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Kemal Kayacan, İstanbul’da evinde uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti. Kayacan, 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı&#8217;nın Deniz Kuvvetleri Komutanıydı. Daha sonra CHP’den Ankara Milletvekili seçilmişti. Saldırıyı Dev-Sol terör örgütü üstlendi. Ailesi buna ikna olmadı. Kayacan sevilen ve çok başarılı bir komutandı.</p></blockquote>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="698" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/a0d9e58c-a53e-4e27-988e-3e22f1cb4528-698x1024.jpeg" alt="" class="wp-image-31039" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/a0d9e58c-a53e-4e27-988e-3e22f1cb4528-698x1024.jpeg 698w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/a0d9e58c-a53e-4e27-988e-3e22f1cb4528-205x300.jpeg 205w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/a0d9e58c-a53e-4e27-988e-3e22f1cb4528-768x1126.jpeg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/11/a0d9e58c-a53e-4e27-988e-3e22f1cb4528.jpeg 900w" sizes="auto, (max-width: 698px) 100vw, 698px" /><figcaption><strong><em>18 Eylül 1993</em></strong></figcaption></figure>



<p><strong><em>ASIL HEDEF KIVRIKOĞLU MUYDU?</em></strong></p>



<blockquote class="wp-block-quote is-layout-flow wp-block-quote-is-layout-flow"><p><strong><em>6 Kasım 1997: </em></strong>KKTC’de yapılan askeri tatbikatta Kara Kuvvetleri Komutanı Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu’nun arkasında oturan 39&#8217;ncu Tümen Harekât Daire Başkanı Piyade Albay Vural Berkay, hayatını kaybetti. Toros-97 tatbikatında asıl hedefin 30 Ağustos 1998’de Genelkurmay Başkanı olacak olan Org. Hüseyin Kıvrıkoğlu olduğu iddia edildi. Tatbikat, Rum yönetiminin aldığı S-300’lere karşı yapılmıştı.</p></blockquote>



<p>Kıvrıkoğlu, Bitlis çizgisinde bir komutandı. O da ABD’ye mesafeliydi ve Türkiye’nin bütünlüğü konusunda hassastı. ABD ve İsrail’in kukla devlet girişimini “kırmızı çizgi” olarak görenlerdendi. Görev yaptığı 4 yıl içinde bir kez bile ABD’ye gitmedi. Batı destekli irticai akımlar için “28 Şubat süreci bin yıl sürecek” sözleriyle kararlılık göstermişti.</p>



<p>Bu dönemde katledilen komutanlarımız, PKK ile mücadele ediyordu. Türkiye, ABD’nin Irak’a müdahalesine ve burada kukla devlet kurmasına karşıydı ve bunu “Kırmızı çizgi” olarak görüyordu. Bu saldırılarda Gladyo’nun paravan örgütü Dev-Sol kullanıldı.</p>


<ul class="wp-block-latest-posts__list is-grid columns-4 aligncenter wp-block-latest-posts"><li><div class="wp-block-latest-posts__featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="159" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ckd-konyalti-nato-300x159.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" style="" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ckd-konyalti-nato-300x159.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ckd-konyalti-nato-768x408.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ckd-konyalti-nato.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/antalyali-ckdli-kadinlar-natoya-meydan-okudu/">Antalyalı CKD’li Kadınlar NATO’ya meydan okudu</a></li>
<li><div class="wp-block-latest-posts__featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="150" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/hh-nato-hukumler-300x150.gif" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" style="" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/hh-nato-hukumler-300x150.gif 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/hh-nato-hukumler-768x384.gif 768w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/natoya-sairin-vicdani-yeter/">NATO’YA ŞAİRİN VİCDANI YETER</a></li>
<li><div class="wp-block-latest-posts__featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="169" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/bakana-tebesirli-protesto-wwkj-300x169.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" style="" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/bakana-tebesirli-protesto-wwkj-300x169.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/bakana-tebesirli-protesto-wwkj-1024x576.jpg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/bakana-tebesirli-protesto-wwkj-768x432.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/bakana-tebesirli-protesto-wwkj.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/egitim-isten-yusuf-tekine-tebesirli-protesto/">Eğitim İş’ten Yusuf Tekin’e tebeşirli protesto</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/linkler/">linkler</a></li>
<li><div class="wp-block-latest-posts__featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="150" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/8-uqtd-1-300x150.gif" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" style="" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/8-uqtd-1-300x150.gif 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/8-uqtd-1-768x384.gif 768w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/batinin-entelektuel-tekeli-yikildi-akademide-cin-devrimi/">Batı&#8217;nın entelektüel tekeli yıkıldı! Akademide Çin devrimi…</a></li>
<li><div class="wp-block-latest-posts__featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="150" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ismetozcelik-kilicdaroglu-secilmis-gen-bsk-300x150.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" style="" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ismetozcelik-kilicdaroglu-secilmis-gen-bsk-300x150.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ismetozcelik-kilicdaroglu-secilmis-gen-bsk-768x384.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ismetozcelik-kilicdaroglu-secilmis-gen-bsk.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/kilicdaroglu-secilmis-genel-baskan/">Kılıçdaroğlu Seçilmiş Genel Başkan</a></li>
<li><div class="wp-block-latest-posts__featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="159" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/mutlakbutlan-chp-ozgurlesmesi-300x159.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" style="" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/mutlakbutlan-chp-ozgurlesmesi-300x159.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/mutlakbutlan-chp-ozgurlesmesi-768x408.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/mutlakbutlan-chp-ozgurlesmesi.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/mutlak-butlan-ve-chpnin-ozgurlesmesi/">Mutlak butlan ve CHP’nin özgürleşmesi</a></li>
<li><div class="wp-block-latest-posts__featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="150" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/michaelroberts-300x150.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" style="" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/michaelroberts-300x150.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/michaelroberts-768x385.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/michaelroberts.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/michael-robertsla-soylesi/">Michael Roberts’la Söyleşi</a></li>
</ul>


<div class="wp-block-file aligncenter"><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong><em><span style="background-color:#0693e3" class="tadv-background-color"><span style="color:#ffffff" class="tadv-color">ata-eti-ite-otu</span></span></em></strong><br><img decoding="async" class="wp-image-26781" style="width: 150px;" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-et-ite-ot-gorseli1.jpg" alt=""></a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" class="wp-block-file__button" download>İndir</a></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/gladyonun-siyasi-cinayetleri-1-vatanseverler-hedef-alindi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ortak aklın, ortak iradenin neferi</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/ortak-aklin-ortak-iradenin-neferi/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/ortak-aklin-ortak-iradenin-neferi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Aug 2021 12:32:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Kategori]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Sürmanşet]]></category>
		<category><![CDATA[devrime adanmış bir ömür]]></category>
		<category><![CDATA[Ercan Dolapçı]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Yalçın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=29515</guid>

					<description><![CDATA[1944 yılında Konya Hadim&#8217;de dünyaya geldi. Okula ayakkabısız gitti. Üniversitede harç parasını zorla denkleştirdi. Kimseye bir şey söylemedi. Mütevazı ve çalışkan bir öğrenciydi. 1966 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesi Talebe Cemiyeti Başkanı oldu. 1967&#8217;de ise İTÜ Talebe Birliği Başkanlığına [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center"><em>1944 yılında Konya Hadim&#8217;de dünyaya geldi. Okula ayakkabısız gitti. Üniversitede harç parasını zorla denkleştirdi. Kimseye bir şey söylemedi. Mütevazı ve çalışkan bir öğrenciydi.</em></p>



<p>1966 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesi Talebe Cemiyeti Başkanı oldu. 1967&#8217;de ise İTÜ Talebe Birliği Başkanlığına seçildi. Özel üniversitelere karşı yapılan 441 kilometrelik İstanbul-Ankara yürüyüşüne başında kalpak ile en önde yürüdü. 6. Filoya karşı eylemlerde de yine en önde yürüdü. Conileri denize attılar. FKF yönetim kurulu üyesi oldu. Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi (TİİKP) döneminde MK üyeliği yaptı. 1968-71 yılları arasında Türkiye Elektrik Kurumu&#8217;nda mühendis olarak çalışmaya başladı. İşçi Köylü gazetesinin emektarıydı. Malatya&#8217;ya gidip gazete sattı. Daha sonraki yayınlarda yazarlık yaptı.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/3fb027dc-9063-48c6-a634-62711068da57.png" alt="" class="wp-image-29544" width="787" height="542" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/3fb027dc-9063-48c6-a634-62711068da57.png 906w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/3fb027dc-9063-48c6-a634-62711068da57-300x207.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/3fb027dc-9063-48c6-a634-62711068da57-768x530.png 768w" sizes="auto, (max-width: 787px) 100vw, 787px" /></figure></div>



<p><strong><em>VATANA ADANMIŞ ÖMÜR</em></strong></p>



<p>12 Mart ve 12 Eylül darbelerinde cezaevindeydi&#8230; TİKP, SP ve İP&#8217;te yöneticilik yaptı. Şehir şehir, köy köy gezdi. İşçi Partisi Genel Başkan Yardımcısı olarak 29 Ağustos 2002 günü, seçim çalışması için gittiği Uşak&#8217;ta geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. 2002 seçimleri çalışmalarında bulduğu &#8216;saat&#8217; yöntemi yadigâr kaldı. Adına da &#8216;Hasan Yalçın Saati&#8217; dendi. Haftalık yazılarının sonunda, &#8216;seçime kaç gün ve saat kaldığını&#8217; yazarak; partili arkadaşlarını gayretli olmalarını teşvik etti. Yayımlanmış çok sayıda kitabı var. Dönekler kitabıyla bugünün de sorunu olan bağımlı kafaları yazdı.&nbsp;</p>



<div class="wp-block-media-text alignwide is-stacked-on-mobile" style="grid-template-columns:27% auto"><figure class="wp-block-media-text__media"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="752" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/doguperincek121-1024x752.jpg" alt="" class="wp-image-29516 size-full" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/doguperincek121-1024x752.jpg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/doguperincek121-300x220.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/doguperincek121-768x564.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/doguperincek121.jpg 1080w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure><div class="wp-block-media-text__content">
<p><strong><em>‘ZAFERLER YAKIŞIRDI O’NA’</em></strong></p>



<p style="font-size:25px"><strong><em>Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek, arkadaşının ardından yaptığı konuşmada şunlara vurgu yapmıştı:</em></strong></p>
</div></div>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-9d6595d7 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p>&#8220;Ey insanlar, ey kardeşler&#8230; Hasan Yalçın için bir cenaze yürüyüşü yapmadık. Hükümet yürüyüşü yaptık. Türkiye’miz zor durumdadır. Milletimiz, emekçilerimiz güçlükler içindedir. Hasan Yalçın&#8217;ın en ön safında yer aldığı milli hükümet için yürüyüşümüze devam ediyoruz. Bu yürüyüş, yine o yürüyüştür. Ölümüzü toprağa gömeceğiz. Hasan Yalçın&#8217;ın boşta kalan enerjisini, bir zerresini bile ziyan etmeden toplayacağız. Büyük birikimini, büyük zekâsını, büyük bilgisini toplayacağız. Hasan Yalçın gibi dik duracaksınız, Hasan Yalçın gibi zorluklardan korkmayacaksınız. Milletimize aydınlar olarak, devrimciler</p>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p>olarak, borçlu olduğumuz görevlerimizi Hasan Yalçın gibi yapacağız. Müstesna bir adam. Başka bir sözcük bulamadım. Son elli yılın Türkiye emekçi hareketinin, bilimsel sosyalist hareketinin, Türkiye aydın hareketinin ve toplam olarak Türkiye halk hareketinin müstesna önderlerinden biriydi. Zekâsıyla müstesna, zarafeti, inceliğiyle müstesna. Bir kere daha gelmez. (&#8230;) Hasan Yalçın&#8217;ı toprağa bıraktığımız bugün, 30 Ağustos günü. O&#8217;nu bir zafer gününde, 30 Ağustos günü yolluyoruz. Zaferler yakışırdı O&#8217;na. Zaferler yakışırdı benim canım kardeşime.&#8221; (Aydınlık, 8 Eylül 2002, s.3)</p>
</div>
</div>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/e05080dc-1125-483c-9c71-e65b207314d5.jpeg" alt="" class="wp-image-29543" width="812" height="570" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/e05080dc-1125-483c-9c71-e65b207314d5.jpeg 819w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/e05080dc-1125-483c-9c71-e65b207314d5-300x211.jpeg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/e05080dc-1125-483c-9c71-e65b207314d5-768x540.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 812px) 100vw, 812px" /></figure></div>



<figure class="wp-block-image size-large">
<img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="100" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/
uploads/2021/08/zaferbayrami-kivilcim.gif" alt="" class="wp-image-29506"></figure>



<div class="wp-block-media-text alignwide is-stacked-on-mobile" style="grid-template-columns:33% auto"><figure class="wp-block-media-text__media"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="680" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/huseyinkaranlik1-1024x680.jpg" alt="" class="wp-image-29521 size-full" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/huseyinkaranlik1-1024x680.jpg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/huseyinkaranlik1-300x199.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/huseyinkaranlik1-768x510.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/huseyinkaranlik1.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure><div class="wp-block-media-text__content">
<p class="has-medium-font-size"><strong><em>HASAN YALÇIN NASIL OLUNUR?</em></strong></p>



<p style="font-size:25px"><strong><em>Yalçın’ın partili arkadaşı Hüseyin Karanlık,” Hasan Yalçın nasıl olunur?” sorusuna şu yanıtı verir:</em></strong></p>
</div></div>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-9d6595d7 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p>“1968&#8217;lerde başlayıp uzunca bir süreyi kapsayan ortak mücadele ve görev alanlarında birlikte çalıştık, 12 Eylül döneminde yaklaşık 4 yıllık hapishane yaşamı boyunca da gün 24 saat beraber olduk. Dolayısıyla O’nu çok çeşitli yönleri ve özellikleriyle daha yakından tanıma şansım oldu. Hasan Yalçın’ın çok da iyi bilinmeyen bazı özelliklerini hatırlamakta bugün büyük yarar görüyorum.</p>



<p>Hasan Yalçın, Türkiye’nin belki de ilk üçü arasına girebilecek Kafka uzmanından biridir. Kafka’yı bütün eserleriyle ve bütün özellikleriyle incelemiştir, Kafka hakkında yazılanların büyük bir kısmını da. Bu sayede kapitalizmin insan bilinci ve ruhu üzerinde çöküntü yaratan mekanizmalarını derinlemesine öğrenme imkânı bulduğuna inanırdı. Bu konudaki inceleme ve değerlendirmelerini yazdı da. Yine Hasan Yalçın, çılgın </p>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p>bir Balzac tutkunuydu. Türkçeye çevrilmiş istisnasız bütün eserlerini gözden geçirmişti. Hakkında yazılanların da önemli, bir kısmını. Hatta Fransızcasını ilerletmek üzere vaktinin önemlice bir kısmını ayırmasının bir nedeni olarak, Balzac’ı orijinalinden okumak merakını gösterirdi. Büyük Fransız Devrimini Marks’ın ve tanınmış tarihçilerin eserlerinden öğrenmenin yetmeyeceği, devrim sürecinin insani ve toplumsal ilişkilerini derinlemesine öğrenmenin ancak bu dönemleri yaşayan ve yazan edebiyatçıları sayesinde olabileceği düşüncesindeydi. Rus Edebiyatının klasiklerini incelemeden de Rus tarihini ve Büyük Ekim Devrimini anlamanın mümkün olmadığını söylüyordu. Tarihe müdahale eden insanın düşünce ve duygularındaki bütün derinliklere nüfuz etme merakı, Onu uzman bir edebiyatçısı yapmıştı.”</p>
</div>
</div>



<figure class="wp-block-image size-large">
<img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="293" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/
2021/08/zafer-chp-bld-1024x293.jpg" alt="" class="wp-image-29498" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/zafer-chp-bld-1024x293.jpg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/zafer-chp-bld-300x86.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/zafer-chp-bld-768x219.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/zafer-chp-bld.jpg 1050w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption>KıvılcımHaber reklamları
</figcaption></figure>



<div class="wp-block-media-text alignwide is-stacked-on-mobile" style="grid-template-columns:21% auto"><figure class="wp-block-media-text__media"><img loading="lazy" decoding="async" width="473" height="500" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/feritilsever.jpeg" alt="" class="wp-image-29527 size-full" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/feritilsever.jpeg 473w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/feritilsever-284x300.jpeg 284w" sizes="auto, (max-width: 473px) 100vw, 473px" /></figure><div class="wp-block-media-text__content">
<p style="font-size:25px"><strong>FERİT İLSEVER: ‘HER YÖNÜYLE ÖRGÜTÇÜYDÜ’</strong></p>



<p style="font-size:25px"><strong><em>Vatan Partisi Merkez Karar Kurulu üyesi Ferit İlsever, arkadaşı Hasan Yalçın’ı Aydınlık’a anlattı:</em></strong></p>
</div></div>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-9d6595d7 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p>“Hasan Yalçın demek benim için öncü parti önderliğinde örgütlü mücadele demektir. Bunun sayısız örneğini yaşadık. Daha 68’li yıllarda Türkiye İşçi Partisi üyesiydik. ABD’nin 6. Filosu askerlerini Dolmabahçe önlerinde denizi attık. Sadece güvenlik güçleriyle değil, aynı zamanda bunu önlemeye çalışan SSCB revizyonist güçleriyle de mücadele ettik. Hasan Yalçın ayrıca 1966 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesi Talebe Cemiyeti Başkanı oldu. 1967&#8217;de ise İTÜ Talebe Birliği Başkanlığına seçildi. FKF yönetim kurulu üyesiydi de&#8230; Her yönüyle örgütçüydü. Öyle mücadele etti. “Hasan Yalçın büyük edebi ve mizah gücüyle partimize ve edebiyat hayatına katkılarda bulundu. Ama</p>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p>şunu söyleyeyim ki bu katkıların en önemlileri Amerikan emperyalizmine hizmet edenlerin yaptığı darbe dönemlerinde, işkencelerle hapse tıkıldığımız yıllardaydı. İşkence ve hapishaneler mizah gücünü en yüksek seviyeye çıkaran ortamlar oldu. Daha sonra tabi partimizin genel başkanlığını ve örgütlü mücadelesini sürdürdü. ABD emperyalizmine karşı yürüttüğümüz vatan savaşını zafere götürüyoruz.</p>



<p>“Çok önemli özelliği, paylaşmacı ve dayanışmacı, önce devrimci olmasıdır. Yıllarca aynı evde kaldık. Her şeyini paylaşan, çok esaslı bir arkadaşımızdı. Bu anlamda da yarının sömürüsüz, sınıfsız toplumunun öncüsüydü.”&nbsp;</p>
</div>
</div>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/0f341cbf-4ac4-4d04-9e78-c2f1b594e96d.jpeg" alt="" class="wp-image-29542" width="841" height="473" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/0f341cbf-4ac4-4d04-9e78-c2f1b594e96d.jpeg 800w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/0f341cbf-4ac4-4d04-9e78-c2f1b594e96d-300x169.jpeg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/0f341cbf-4ac4-4d04-9e78-c2f1b594e96d-768x432.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 841px) 100vw, 841px" /></figure></div>



<figure class="wp-block-table is-style-regular"><table class="has-subtle-pale-blue-background-color has-background"><tbody><tr><td><strong><em>HASAN YALÇIN’IN KALEMİNDEN FETÖ</em></strong><br>Aydınlık yazarı Hasan Yalçın&#8217;ın yazılarında, Fethulalh Gülen ve gericilik ayrı bir yer tutar. Hicivli kalemiyle Gülen hareketi (FETÖ)’nün ABD ürünü olduğunu yazan Yalçın, medya tarafından göklere çıkarıldığı günlerde gerçekleri yazmaktan geri durmadı. Yazdıklarına bugünden bakıldığında, ne kadar doğru tespitler olduğunu görüyoruz. Yazılarında bugünlerin fotoğrafını da çeken Yalçın, o günlerde Gülen&#8217;e ve tarikatlara özgürlük isteyenler için &#8220;Özgürlük, orta çağ kurumları için istenmektedir&#8221; demişti.<br>Ölümünün 19. yılında 68 devrimcisi Hasan Yalçın&#8217;ın yazılarından konuya ilişkin seçmeler yaptık:<br><strong><em>28 ŞUBAT VE GÜLEN</em></strong><br>&#8220;27 Mayıs Saidi Nursi&#8217;nin sakalını öpenlerin iktidarını yıkmıştı. 12 Eylül tarikatların önünü açıp Türk-İslâm sentezini devletin resmî ideolojisi yaptı. 12 Mart, 12 Eylül, 27 Mayıs&#8217;ın astıklarının heykellerini dikti ve &#8216;onların intikamını alıyoruz&#8217; naralarıyla Deniz Gezmiş&#8217;leri astı. (&#8230;) 28 Şubat&#8217;a gelince, Türkiye&#8217;nin 12 Mart ve 12 Eylül sürecinden çıkma çabası olarak tanımlanabilir. (&#8230;) 29 Nisan 1997&#8217;de açıklanan Milli Askeri Stratejik Konsept (MASK) ve 31 Ekim 1997 tarihli Milli Güvenlik Siyaset Belgesi ise, irtica konusundaki tespiti tekrarlayarak ırkçı milliyetçiliği ve Fethullah Gülen tarikatçılığını tehdit kapsamı içine almıştır.&#8221; (Teori, Kasım 1998, Sayı: 106&#8217;dan aktaran; Hasan Yalçın, Neoliberal &#8216;Sol&#8217;, Kaynak Yayınları, 2005, s.13.) &nbsp;<br><strong>TARİKAT VE CEMAATLERE ÖZGÜRLÜK</strong><br>&#8220;Neosol, bu slogan siyasal mücadelesinin baş köşesinde tutuyor. ÖDP Başkanı Ufuk Uras, bu yöndeki taleplerini Fethullah Gülen&#8217;in Samanyolu televizyonunda dile getirdi. Zaten, kuruluş günlerinde ÖDP&#8217;nin, &#8220;Kendini ifade edemeyen dini cemaatlerin partisi olacağı&#8221; belirtilmişti. &#8220;Özgürlükçü laikliğin&#8221; anlamı böylece daha net ortaya çıkıyor. Özgürlük, orta çağ kurumları için istenmektedir.<br>Neosol, Graham Fuller, Paul Henze gibi CIA ideologlarından çok şey öğrendi. Nitekim &#8216;popüler İslâm&#8217; kavramının mucidi Graham Fuller&#8217;dir. Amaç, özellikle Fethullahçılığı &#8216;demokrasi&#8217; kavramının içine yerleştirerek korumak; ulusal devleti yıkmak için tarikatları ve cemaatleri güçlendirmektir. Neosolcular ise, tarikatları savunurken, bu kavram sayesinde İslâmın siyasi olanına kaşı çıkar gibi görünüyorlar. Fethullahçılıkla bu yoldan bağ kuruyorlar; tarikatlara özgürlüğü bu örtü altında istiyorlar. (&#8230;) ÖDP, 22 Ocak 1996&#8217;da kurulduktan hemen sonra Genel Bakanının ağzından programını, &#8216;sol Fethullahçılık yapacağız&#8217; diye açıkladı. Böylece Fethullahçılığın sağ olanı yanında, artık sol olanı da beliriyor.&#8221; (agd., s.15-17.)<br><strong><em>TÜRBANLI SOL</em></strong><br>&#8220;Devrimci geçmişi Fethullah&#8217;a, şuna buna ikram eden veya doğrudan ticaretini yapanlar, her zaman bulunacaktır. Bunlar tarihin büyük akışı içinde fazla bir önem taşımaz. Üzücü olan bir kısım solcunun, şeriatın yedek gücü haline gelmesidir. Az şey midir; yetmiş yıllık dönem içinde, Derviş Vahdeti&#8217;nin, Erbakan&#8217;ın, Fethullah Gülen&#8217;in, Muhsin Yazıcıoğlu&#8217;nun sloganlarıyla yapılan gösteri içinde, ilk kez bir de emek gençliği beliriyor? Deniz Gezmiş&#8217;lerden, Mahir Çayan&#8217;lardan kök sürdüklerini söyleyen bir kısım gruplar, türban için üniversite kapılarında Devrimci Cumhuriyet programına karşı eyleme soyunuyor. Hem de şeriatın emperyalist merkezlerden beslenip kışkırtıldığı gün gibi ortaya çıkmışken.&#8221; (Aydınlık, 1 Mart 1998, agd., s.226.)<br><strong><em>FETHULLAH MEDYASI</em></strong><br>&#8220;Medyamız, gazetecilik yapmak şöyle dursun, gazeteciliği Fethullah Hoca&#8217;nın yani tarikatın hizmetine koydu; birçok tanınmış medya yöneticisi ve gazetecinin, Sayın Süleyman Demirel &#8216;in izinden giderek, o sahte &#8216;hoşgörü ve diyalog&#8217; ödülleri için adeta kuyruğa girmesi, elbette gazeteciliğin gereği değildir. (&#8230;) Mehmet Ali Brinad, Fethullah propagandasına ayırdığı o &#8216;muhteşem&#8217; 32. Gün programını &#8216;tarafsız biçimde olayın resmini çektik&#8217; diye bitirirken, Hoca&#8217;yı parlatma kampanyasının zirvesini de işaretliyordu. (&#8230;) Fethullah okulları için bugüne kadar harcanan 200 trilyon lirayı aşkın paranın nereden bulunduğu sorusuna verilen cevap da o tarafsız tablonun içindeydi ve doğrusu pek doyurucuydu. Anadolu&#8217;nun dört bir yanındaki Fethullah dostları onun bir işaretiyle &#8216;atlarını arabalarını satıp Türkiye&#8217;nin geleceği için okullar açıyorlardı.<br>Küçük Amerika senaryosunun önde gelen liderlerinden biri olan 30 yıl boyunca Nurculuğu hep desteklediği düşünülürse, Demirel&#8217;in davranışı kolayca açıklanabilir. Medyadaki büyük Fethullah Hoca sevgisi de ancak trilyonların kaynağı kadar &#8216;esrarengiz&#8217; bir konudur.<br>Her şeyin Amerika ile ve Amerika&#8217;nın yayılma planına uygun olarak yapıldığı, Fethullah Hocacılığın oralara değil, Türkiye&#8217;ye kabul ettirilmek istendiği çok açıktır. Amerika, öteden beri Fethullah Gülen&#8217;i, Türkiye&#8217;ye biçtiği “Ilımlı İslâm&#8221; kimliğinin lideri olarak parlatıp öne sürüyor. Olayın Aydınlık&#8217;ın bu sayısında yer alan, ABD Büyükelçisi Mark Parris&#8217;li boyutu ise, sadece Demirel&#8217;in tutumunu açıklamakla kalmayacak, sanırız Fethullah Hoca-Amerika bağlantısı konusunda her türlü tartışmayı da bitirecektir. Zaten akıl alacak şey mi, bizim medya Fethullah Hoca gibi birinin önünde secdeye gelecek! Bu, üfürük gücüyle yüzlerce trilyon toplamaktan da zordur. Amerika söz konusu olduğunda aynı medyanın başını secdeden hiç kaldırmadığı ise tecrübeyle sabit. Amerika, medyayı şimdi Fethullah Gülen&#8217;in önünde sıraya dizip, alkış tutturtuyor. Gülen&#8217;le, Gülenci medya arasındaki dayanışmanın bir Amerikan şaheseri olduğunu saptadığımıza göre, yazının başlığındaki &#8220;Fethullah Hoca medyası&#8221; deyimini de artık mizah olarak okumalıyız.&#8221; (Aydınlık, 11 Ocak 1998.)</td></tr></tbody></table></figure>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/a9a99cee-6470-45b8-9f3d-98a79a231ae1.jpeg" alt="" class="wp-image-29541" width="831" height="581"/></figure></div>



<figure class="wp-block-image size-large">
<img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="100" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads
/2021/07/akdenizozalit-yeni.gif" alt="" class="wp-image-28821">
</figure>



<iframe loading="lazy" width="900" height="375" src="https://www.youtube.com/embed/FGXbAQIoC_g" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; 
encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen=""></iframe>



<figure class="wp-block-image size-large">
<a href="https://www.youtube.com/channel/UCvI20jcoUUX18hKh
-hoSYJQ" target="_blank" rel="noopener"><img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="75" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/
2021/07/kivilcimvideo-aboneol.jpg" alt="" class="wp-image-28825" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/07/kivilcimvideo-aboneol.jpg 800w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/07/kivilcimvideo-aboneol-300x28.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/07/kivilcimvideo-aboneol-768x72.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></a></figure>


<ul class="wp-block-latest-posts__list is-grid columns-4 aligncenter wp-block-latest-posts"><li><div class="wp-block-latest-posts__featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="159" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ckd-konyalti-nato-300x159.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" style="" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ckd-konyalti-nato-300x159.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ckd-konyalti-nato-768x408.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ckd-konyalti-nato.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/antalyali-ckdli-kadinlar-natoya-meydan-okudu/">Antalyalı CKD’li Kadınlar NATO’ya meydan okudu</a></li>
<li><div class="wp-block-latest-posts__featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="150" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/hh-nato-hukumler-300x150.gif" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" style="" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/hh-nato-hukumler-300x150.gif 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/hh-nato-hukumler-768x384.gif 768w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/natoya-sairin-vicdani-yeter/">NATO’YA ŞAİRİN VİCDANI YETER</a></li>
<li><div class="wp-block-latest-posts__featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="169" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/bakana-tebesirli-protesto-wwkj-300x169.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" style="" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/bakana-tebesirli-protesto-wwkj-300x169.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/bakana-tebesirli-protesto-wwkj-1024x576.jpg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/bakana-tebesirli-protesto-wwkj-768x432.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/bakana-tebesirli-protesto-wwkj.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/egitim-isten-yusuf-tekine-tebesirli-protesto/">Eğitim İş’ten Yusuf Tekin’e tebeşirli protesto</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/linkler/">linkler</a></li>
<li><div class="wp-block-latest-posts__featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="150" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/8-uqtd-1-300x150.gif" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" style="" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/8-uqtd-1-300x150.gif 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/8-uqtd-1-768x384.gif 768w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/batinin-entelektuel-tekeli-yikildi-akademide-cin-devrimi/">Batı&#8217;nın entelektüel tekeli yıkıldı! Akademide Çin devrimi…</a></li>
<li><div class="wp-block-latest-posts__featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="150" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ismetozcelik-kilicdaroglu-secilmis-gen-bsk-300x150.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" style="" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ismetozcelik-kilicdaroglu-secilmis-gen-bsk-300x150.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ismetozcelik-kilicdaroglu-secilmis-gen-bsk-768x384.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ismetozcelik-kilicdaroglu-secilmis-gen-bsk.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/kilicdaroglu-secilmis-genel-baskan/">Kılıçdaroğlu Seçilmiş Genel Başkan</a></li>
<li><div class="wp-block-latest-posts__featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="159" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/mutlakbutlan-chp-ozgurlesmesi-300x159.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" style="" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/mutlakbutlan-chp-ozgurlesmesi-300x159.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/mutlakbutlan-chp-ozgurlesmesi-768x408.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/mutlakbutlan-chp-ozgurlesmesi.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/mutlak-butlan-ve-chpnin-ozgurlesmesi/">Mutlak butlan ve CHP’nin özgürleşmesi</a></li>
<li><div class="wp-block-latest-posts__featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="150" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/michaelroberts-300x150.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" style="" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/michaelroberts-300x150.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/michaelroberts-768x385.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/michaelroberts.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/michael-robertsla-soylesi/">Michael Roberts’la Söyleşi</a></li>
</ul>


<div class="wp-block-file aligncenter"><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong><em><span style="background-color:#ff6900" class="tadv-background-color"><span style="color:#ffffff" class="tadv-color">ata-eti-ite-otu</span></span></em></strong><br><img decoding="async" class="wp-image-26781" style="width: 150px;" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-et-ite-ot-gorseli1.jpg" alt=""></a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" class="wp-block-file__button" download>İndir</a></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/ortak-aklin-ortak-iradenin-neferi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dersim diyenlerin istediği düzen</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/dersim-diyenlerin-istedigi-duzen/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/dersim-diyenlerin-istedigi-duzen/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 12 Aug 2021 11:16:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Sürmanşet]]></category>
		<category><![CDATA[dersim]]></category>
		<category><![CDATA[Ercan Dolapçı]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni Soykırımı]]></category>
		<category><![CDATA[Tunceli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=29331</guid>

					<description><![CDATA[İlginçtir ‘Ermeni soykırımı’ yalanlarıyla birlikte ‘Dersim katliamı’ kampanyası birlikte yürütülüyor. Hem de ABD ve AB eliyle. Cumhuriyet yönetimi Tunceli&#8217;ye köprüler, yollar, sağlık ocakları, lojmanlar yaptı; üretim araçları götürdü. Derebeylik düzenini kökten çözdü ve halkı ağaların elinden kurtar “Dersim” konusu yine [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><em>İlginçtir ‘Ermeni soykırımı’ yalanlarıyla birlikte ‘Dersim katliamı’ kampanyası birlikte yürütülüyor. Hem de ABD ve AB eliyle. Cumhuriyet yönetimi Tunceli&#8217;ye köprüler, yollar, sağlık ocakları, lojmanlar yaptı; üretim araçları götürdü. Derebeylik düzenini kökten çözdü ve halkı ağaların elinden kurtar</em></p>



<p><strong><em>“Dersim”</em></strong> konusu yine gündeme geldi. Hem de CHP eliyle… Oysa Osmanlı&#8217;dan kalan derebeylik düzenini bizzat CHP yıkmıştı. Ne yazık ki bugün <strong><em>“sorun”</em></strong> haline getirmeye çalışanlarla kol kola. İlginçtir <strong>“Ermeni soykırımı”</strong> yalanlarıyla birlikte <strong><em>“Dersim katliamı”</em></strong> birlikte yürütülüyor… Hem de ABD ve AB eliyle… 1935-38 yılları arasında baş gösteren bu mesele sadece askeri yöntemlerle değil, çok yönlü bir planla kökten halledildi ve Tunceli bugün eğitim düzeyi ile en ileri iller arasına girdi&#8230; Bu durumu dönemin Başbakanı İsmet İnönü, <strong><em>“Biz 1950’de iktidarı bıraktığımız zaman, bütün Türkiye illeri içinde ilk mektebi en çok olan vilayet Dersim’di”</em></strong> sözleriyle özetler. (Ercan Dolapçı, Devrimin İki Yüzü, Kategori Yayıncılık, İstanbul, 2017, s.241.)</p>



<p>Türk devleti bu güzel bölgeye kalkınma eliyle de gitti. Köprüler, yollar, sağlık ocakları, lojmanlar yaptı; üretim araçları götürdü. Derebeylik düzenini kökten çözdü ve halkı ağaların elinden kurtardı. Bölgede inceleme yapan Cumhuriyet yönetiminin müfettişi Naşit Hakkı Uluğ bölgeyi anlatırken şu çarpıcı durumu aktarır: <strong><em>“Öğle aileler vardı ki iki keçiyle geçinirdi.”</em></strong> İşte “Dersim” diyenler bu düzeni istiyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="646" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/1115716b-f96e-41e3-a0da-5c740ac8532c.jpeg" alt="" class="wp-image-29332" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/1115716b-f96e-41e3-a0da-5c740ac8532c.jpeg 900w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/1115716b-f96e-41e3-a0da-5c740ac8532c-300x215.jpeg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/1115716b-f96e-41e3-a0da-5c740ac8532c-768x551.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></figure>



<p><strong><em>NAŞİT HAKKI ULUĞ’UN KALEMİNDEN TUNCELİ</em></strong></p>



<p>Uluğ, bölgeyi adım adım incelemiş ve bütün gelişmelerin içinde olmuş. Bunları da her yönüyle çalışmasına aktarmış. İşte Uluğ’un kaleminden Dersim’de derebeylik: <em>“Seyitlerin bazıları tam manasıyla derebeyi idiler. Kendi şahıslarında büyük siyaset (!) kuvveti ile aşiret reisliğini toplayan kimseler en tehlikeli derebeyleri olmuşlardı. Yarım asır önce bütün Dersim’e hükmeden en nüfuzlu derebeyleri Pülümür’ün Şah Hüseyin’in oğlu idi, onlar tepelendi, Koç uşağından İdare Dersim’in en kabadayı haydudu oldu. O da tepelenince Seyit Rıza’nın ikbal devresi başladı. Bu Seyit hem Abbas uşağının başı ve hem de soy kütüğünü daha önce öğrendiğimiz Şeyh Hasanlar kolunun dini amiriydi.</em></p>



<p><em>Bununla beraber burada tekkeye, seyide vakfedilmiş topraklar ve bu topraklar üzerinde ortakçılıkta çalışan insanların kazancıyla işler tekkeler ve tapınaklar olmadığı için, Dersim’in Şamanları, eğer aşiret ağası değillerse cerrarlıkla, bir totem ticareti, sadaka veya adakla yaşadılar. Seyit Rıza’nın serveti bu cerrarlık gelirinden daha ziyade avanesinin çapullarda vurduğu mallarla meydana gelmişti.”</em> (Naşit Hakkı Uluğ, Tunceli Medeniyete Açılıyor, Kaynak Yayınları, 2007, s.114.)</p>



<p>Uluğ, çalışmasında Dersim’in geçmişine de değinerek Tanzimat ve Meşruti İnkılâp sırasında yapılan ıslahat çalışmalarının sadece <strong><em>“tepeleme”</em></strong> faaliyetiyle sınırlı kaldığını belirterek buna ancak Cumhuriyet döneminde yapılan köklü müdahaleyle son verildiğini belirtiyor ve şunları söylüyor: <em>“Eğer Dersim işi -savaşların doğurduğu acil sebepler dışında da- daima bir tepeleme konusu olarak ele alınmasaydı, bugün bu dert bize kadar miras olarak kalmazdı.”</em></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="599" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/f08364f2-7c54-43ec-9899-5f3211254f26.jpeg" alt="" class="wp-image-29333" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/f08364f2-7c54-43ec-9899-5f3211254f26.jpeg 900w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/f08364f2-7c54-43ec-9899-5f3211254f26-300x200.jpeg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/f08364f2-7c54-43ec-9899-5f3211254f26-768x511.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></figure>



<p><strong><em>ÖNGÖREN&#8217;İN RAPORU</em></strong></p>



<p>Cumhuriyet döneminde 1927, 1928, 1929 ve 1931 yıllarında bölgede yoğun eşkıyalık faaliyetleri görülür. Cumhuriyet idaresi buralara Mahmut Esat Bozkurt, Abdülhalik Renda ve Dr. Tali Öngören beyleri inceleme yapmak için gönderir. Öngören şu öneride bulunur: <em>“Dersim’de yirmi otuz senedir &#8216;cezalandırma&#8217; görmeyen aşiret yoktur, fakat bu cezalandırmalar esnasında ağalar yanlarına en güvenilir silahşorlarını alarak ya mağaralara ya da sarp meşeliklere saklanıyorlar ve bunları bu çetin coğrafya içinde bulmak mümkün olamıyordu. Aşiret uşaklarından birkaçı öldürülüyor, halkı kaçan köyler yakılıyor, birkaç sürü ele geçiriliyor ve nihayet komşu ve hasım aşiret ağalarından bir ikisi hükümet katındaki nüfuzlarını artırmak için birkaç zavallıyı yakalayıp, hükümete teslim ediyorlardı. Dersim’de böyle birçok cezalandırmalar olmuştu. Bazı kumandanların şiddetli hareketleri dillerde destandı; fakat bütün bu şiddetli hareketler etki bakımından devamsız ve nihayet bölgesel olmaktan kurtulamamış, asker döndükten sonra, dağlardaki halk yerli yerine gelerek Dersim gene eski kılığını bulmuştu. Dersim’e giren kuvvet, her işi bitirerek, yani silahı ve suçluyu ağayı, reisi ve seyidi alarak çıkmalıydı ki, yapılan her ıslah hareketinin önüne geçen bu canlı ve cansız etkenlerden Dersim temizlenmiş olsun!”</em></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="542" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/3cae7534-d22b-4414-ac6b-95b807a1ed12.jpeg" alt="" class="wp-image-29334" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/3cae7534-d22b-4414-ac6b-95b807a1ed12.jpeg 900w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/3cae7534-d22b-4414-ac6b-95b807a1ed12-300x181.jpeg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/3cae7534-d22b-4414-ac6b-95b807a1ed12-768x463.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></figure>



<p><strong><em>DERSİM İMAR EDİLMELİ</em></strong></p>



<p>Uluğ ayrıca şu tespiti de yapıyor: <em>“Bu suretle devletin bir tahakküm vasıtası değil, her zaman iyilik getiren ve iyilik isteyen bir teşkilat olduğu, bu geri kalmış insanlara ispat edilmelidir, velhasıl Dersim, imar edilmeli ve medenileştirilmelidir. Devlet bu düşüncelere göre bir program dâhilinde kademe kademe Dersim’in içine yerleşmeli ve bu program büyük bir ısrarla uygulanmalıdır.”</em></p>



<p><strong><em>9 KÖPRÜ 480 KM YOL</em></strong></p>



<p>Ve denildiği gibi de yapılır. 1936 yılında bir plan yapılır ve her yıl 4 milyon lira harcanması öngörülür. Büyük bir seferberlik yapılır. 1937 yılında dağ taş taranır. Eşkıya bir yandan tepelenir bir yandan da büyük bir yatırım hamlesine girişilir. Yollar yapılır. Köylü bu çalışmaya katılır ve ilk defa günlüğü 1 liradan çalışmaya başlar. Bu görülmemiş bir paradır. Ayrıca Munzur çayına köprüler, okullar, şehirler ve memurlar için lojmanlar yapılır. Öyle ki köprüler yakılmasın diye betondan yapılır, yıkılmasın diye de başına bekçi konur. Gelen geçen yük kamyonlarının yükleri indirilip hayvanlarla karşıya taşınır. Sonra buradan tekrar kamyonlara bindirilerek yoluna devam ettirilir. Kolay mı köprü yapmak! İki yılda 480 km yol, 684 metre uzunluğunda da dokuz beton köprü yapılmıştır.</p>



<p><strong><em>İSMET PAŞA: ISLAHATI SÜS OLARAK GÖTÜRMEDİK</em></strong></p>



<p>Zamanın Başvekili İsmet Paşa bu kararlılığı şu ifadelerle açıklar: <em>“Oradaki vatandaşların işitmelerini isterim ki, Cumhuriyet hükümeti oraya ıslah programını süs olarak, heves olarak götürmedi. Zorluklara uğrasa da yaz ve kış bu programı biz orada uygulayacağız!”</em></p>



<p>Bu çalışmaların <strong><em>tek eksiği</em></strong> daha sonraki yıllarda genel bir <strong><em>toprak reformunun yapılarak işlerin taçlandırılmasının yapılamaması</em></strong>dır. Bugüne kadarki hükümetler de bunu gerçekleştiremeyince sorunlar Türkiye’ye büyük sıkıntılar verir. Toprak reformu konusunda İsmet İnönü, <strong><em>“Tek eksiğimiz toprak reformunu başaramamız oldu”</em></strong> der.</p>



<p><strong><em>ASKERİMİZİ KİM ŞEHİT ETTİ!</em></strong></p>



<p>Bugün Dersim&#8217;de ağaların ve şeyhlerin katlettiği yüzlerce askerimizden ise bahseden yok. Olan yine Mehmetçik&#8217;e oluyor! 21 Mart 1937 günü Singeç Köprüsü yakınındaki karakola saldıran eşkıya 33 askerimizi şehit etmişti. Harekât da bunun üzerine başlamıştı. Ayrıca Harçik deresi üzerindeki Pah Köprüsü de havaya uçuruldu ve askerlere ateş edildi. 56 askerimiz daha hayatını kaybetti ve bunun üzerine büyük harekât başlatıldı. Yapılan Türk devletine açıkça isyandı. Zaten aşiretler toplanmış ültimatomla bunu dünyaya ilan etmişlerdi.</p>



<p><strong><em>&#8216;EŞKIYALIK KISA SÜREDE BERTARAF EDİLDİ&#8217;</em></strong></p>



<p>Atatürk, 1 Kasım 1937 günü TBMM&#8217;de Tunceli olaylarına değinerek, huzur ve sükûnun sağlandığını ve Cumhuriyet yurttaşlarının refah ve saadet imkânlarından azami şekilde istifade ettiğini belirterek, <strong><em>&#8220;İleri hükümetçiliğin şiarı, halkı, kudretini olduğu kadar şefkatine de samimiyetle inandırabilmesidir. Büyük küçük bütün Cumhuriyet memurlarında bu zihniyetin en geniş ölçüde gelişmesine önem vermek çok yerinde olur&#8221;</em></strong> der. (Atatürk&#8217;ün Bütün Eserleri, C.30, Kaynak Yayınları, 2011, s.72.)</p>



<p>Atatürk, hasta yatağında hazırladığı 1 Kasım 1938 tarihli TBMM açış konuşmasında da Tunceli&#8217;deki duruma değinerek şunları söyler:<strong><em> &#8220;Uzun yıllardan beri devam eden ve zaman zaman had bir şekil alan Tunçeli&#8217;ndeki toplu eşkıyalık hadiseleri, belirli bir program dahilindeki çalışmaların neticesi olarak kısa bir zamanda bertaraf edilmiş, o mıntıkada bu gibi vakalar bir daha tekerrür etmemek üzere tarihe devrolunmuştur. (Bravo sesleri) Cumhuriyet&#8217;in feyzinden yurdun diğer evlatları gibi oradakiler de tamamıyla istifade edeceklerdir.&#8221; </em></strong>(age., s.314.)</p>



<p><strong>&#8216;TUNCELİ ÜRETİCİ HALE GETİRİLMELİ&#8217;</strong></p>



<p>Bölge Müfettişi General Abdullah Alpdoğan olaylar için <strong><em>&#8220;Asıl yağmayı fertler değil, aşiretler yaptı&#8221;</em></strong> der. (Mustafa Solak, Atatürk&#8217;ün Bakanı Şükrü Kaya, Kaynak Yayınları, 2013, s.258.)</p>



<p>Alpdoğan’ın da dediği gibi aşiretler çevre illere de giderek soygunlar yapar, halkın ırz ve canına kasteder, bunu da yaşam haline getirir. İşte bu düzeni Cumhuriyet değiştirdi ve halkı özgürleştirdi.</p>



<p>Dönemin İçişleri Bakanı Şükrü Kaya&#8217;ya göre Tunceli bölgesindeki sorunu çözmek için <strong><em>&#8220;Tuncelili üretici hale getirildikten sonra Tunceli işi esasından halledilmiş sayılacaktır&#8221; </em></strong>görüşünü savunur. Tarımla uğraşı teşvik etmeli ve bu maksatla Tunceliliye kredi verilmeli veya doğrudan doğruya yardım edilmeliydi. Bir kısım fakir Tuncelilinin de Malatya ve Elazığ&#8217;daki boş araziye yerleştirilmesi yararlı olabilecekti. Aşiret yaşamının etkisinden kurtarılan köylü kendi toprağında özgürce üretim yapabilmeliydi. (Mustafa Solak, Atatürk&#8217;ün Bakanı Şükrü Kaya, Kaynak Yayınları, 2013, s.245-246.)</p>



<p><strong><em>&#8216;HALKI TOPRAĞA BAĞLAMALI&#8217;</em></strong></p>



<p>Bakan Kaya yapılacak idari reformun hedeflerini de şöyle açıklar:</p>



<p><strong><em>1-</em></strong> Halkı toprağa bağlamalı, kısmen Tunceli yakınındaki ovalara indirmeli. <strong><em>2- </em></strong>İdari teşkilatı yeniden düzenlemeli.                                                                   <strong><em>3- </em></strong>En iyi memurları Tunceli&#8217;ye tayin etmeli, yerli memurları o bölgeden uzaklaştırmalı.                                                                                                             <strong><em>4-</em></strong> Adliyeyi mutlak surette adil ve hızlı bir surette işletmeliydi. Halkı hükümet teşkilatının zorbalık araçlarından ibaret olmadığı ve iyilik isteyen bir teşkilat olduğunu gözü ile görmeliydi.                                                             <strong><em>5-</em></strong> Yollar yapılmalı.                                                                                                                   <strong><em>6- </em></strong>Okul açılmalı ve Türklük propagandası yapılmalıydı.&#8221; (age.,s.243.)</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="628" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/b2c7d48c-6524-4320-ba12-2ff136b81097.jpeg" alt="" class="wp-image-29335" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/b2c7d48c-6524-4320-ba12-2ff136b81097.jpeg 900w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/b2c7d48c-6524-4320-ba12-2ff136b81097-300x209.jpeg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/08/b2c7d48c-6524-4320-ba12-2ff136b81097-768x536.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></figure>



<p><strong><em>&#8216;FEODAL SİSTEM CUMHURİYET&#8217;E GALİP GELİR&#8217;</em></strong></p>



<p>Kaya&#8217;ya göre, Tunceli&#8217;nin dıştan görünümü <strong><em>&#8220;Silahlı, teşkilatlı hırsızlar yatağı ve ocağı&#8221;</em></strong>na benzemektedir. Etkili önlemlerle bu ocak tamamen söndürülmeli; aksi takdirde ateş günden güne etrafa yayılma potansiyeli taşır. Halk, ağaların nüfuzuna girerek boyun eğmekte ve evlerini, barklarını terk etmeye zorlanmaktadır. Kaya, Cumhuriyet otoritesini kuramazsa, feodal sistemin Cumhuriyet&#8217;e galip gelerek çevreye yayılacağı uyarısını da yapar. Önlem alınmazsa, Tuncelililerin nüfuz ve tecavüzleri artacak veya silah temin ederek daha gerilerdeki silahsız ve sadık halka musallat Tunceli sistemi genişleyecekti. (age.,s.240.)</p>



<p>AYDINLIK</p>



<figure class="wp-block-image size-large">
<img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="100" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads
/2021/07/akdenizozalit-yeni.gif" alt="" class="wp-image-28821"/>
</figure>



<iframe width="900" height="375" 
src="https://www.youtube.com/embed/FGXbAQIoC_g" 
frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; 
encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" 
allowfullscreen></iframe>



<figure class="wp-block-image size-large">
<a href="https://www.youtube.com/channel/UCvI20jcoUUX18hKh
-hoSYJQ" target="_blank" rel="noopener"><img width="800" height="75" 
src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/
2021/07/kivilcimvideo-aboneol.jpg" alt="" 
class="wp-image-28825" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/07/kivilcimvideo-aboneol.jpg 800w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/07/kivilcimvideo-aboneol-300x28.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/07/kivilcimvideo-aboneol-768x72.jpg 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></a></figure>


<ul class="wp-block-latest-posts__list is-grid columns-4 aligncenter wp-block-latest-posts"><li><div class="wp-block-latest-posts__featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="159" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ckd-konyalti-nato-300x159.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" style="" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ckd-konyalti-nato-300x159.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ckd-konyalti-nato-768x408.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ckd-konyalti-nato.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/antalyali-ckdli-kadinlar-natoya-meydan-okudu/">Antalyalı CKD’li Kadınlar NATO’ya meydan okudu</a></li>
<li><div class="wp-block-latest-posts__featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="150" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/hh-nato-hukumler-300x150.gif" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" style="" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/hh-nato-hukumler-300x150.gif 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/hh-nato-hukumler-768x384.gif 768w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/natoya-sairin-vicdani-yeter/">NATO’YA ŞAİRİN VİCDANI YETER</a></li>
<li><div class="wp-block-latest-posts__featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="169" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/bakana-tebesirli-protesto-wwkj-300x169.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" style="" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/bakana-tebesirli-protesto-wwkj-300x169.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/bakana-tebesirli-protesto-wwkj-1024x576.jpg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/bakana-tebesirli-protesto-wwkj-768x432.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/bakana-tebesirli-protesto-wwkj.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/egitim-isten-yusuf-tekine-tebesirli-protesto/">Eğitim İş’ten Yusuf Tekin’e tebeşirli protesto</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/linkler/">linkler</a></li>
<li><div class="wp-block-latest-posts__featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="150" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/8-uqtd-1-300x150.gif" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" style="" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/8-uqtd-1-300x150.gif 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/8-uqtd-1-768x384.gif 768w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/batinin-entelektuel-tekeli-yikildi-akademide-cin-devrimi/">Batı&#8217;nın entelektüel tekeli yıkıldı! Akademide Çin devrimi…</a></li>
<li><div class="wp-block-latest-posts__featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="150" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ismetozcelik-kilicdaroglu-secilmis-gen-bsk-300x150.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" style="" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ismetozcelik-kilicdaroglu-secilmis-gen-bsk-300x150.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ismetozcelik-kilicdaroglu-secilmis-gen-bsk-768x384.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/ismetozcelik-kilicdaroglu-secilmis-gen-bsk.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/kilicdaroglu-secilmis-genel-baskan/">Kılıçdaroğlu Seçilmiş Genel Başkan</a></li>
<li><div class="wp-block-latest-posts__featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="159" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/mutlakbutlan-chp-ozgurlesmesi-300x159.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" style="" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/mutlakbutlan-chp-ozgurlesmesi-300x159.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/mutlakbutlan-chp-ozgurlesmesi-768x408.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/mutlakbutlan-chp-ozgurlesmesi.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/mutlak-butlan-ve-chpnin-ozgurlesmesi/">Mutlak butlan ve CHP’nin özgürleşmesi</a></li>
<li><div class="wp-block-latest-posts__featured-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="300" height="150" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/michaelroberts-300x150.jpg" class="attachment-medium size-medium wp-post-image" alt="" style="" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/michaelroberts-300x150.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/michaelroberts-768x385.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/06/michaelroberts.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></div><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/michael-robertsla-soylesi/">Michael Roberts’la Söyleşi</a></li>
</ul>


<div class="wp-block-file aligncenter"><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener"><strong><em><span style="background-color:#0693e3" class="tadv-background-color"><span style="color:#ffffff" class="tadv-color">ata-eti-ite-otu</span></span></em></strong><br><img decoding="async" class="wp-image-26781" style="width: 150px;" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-et-ite-ot-gorseli1.jpg" alt=""></a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" class="wp-block-file__button" download>İndir</a></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/dersim-diyenlerin-istedigi-duzen/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ölümünün 45. yılı: İsmet İnönü&#8217;nün hususiyetleri</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/olumunun-45-yili-ismet-inonunun-hususiyetleri/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/olumunun-45-yili-ismet-inonunun-hususiyetleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Dec 2018 20:35:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Serbest Kürsü]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[45. yıl]]></category>
		<category><![CDATA[Ercan Dolapçı]]></category>
		<category><![CDATA[İsmet İnönü]]></category>
		<category><![CDATA[Ölüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=11152</guid>

					<description><![CDATA[‘Bana öyle geliyor ki tarih, general olarak kazandığınız zaferlerden başka Türkiye Cumhuriyeti’ni 2. Dünya Harbi’nin vahim tehlikeleri içinden nasıl sıyırıp geçirdiğinizi ve Mustafa Kemal tarafından sert mücadeleyle kurulmuş olan Hürriyetçi hükümet sistemini nasıl muhafaza ettiğinizi kaydedecektir.’ Türk Devriminin “İkinci Adam”ı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">‘Bana öyle geliyor ki tarih, general olarak kazandığınız zaferlerden başka Türkiye Cumhuriyeti’ni 2. Dünya Harbi’nin vahim tehlikeleri içinden nasıl sıyırıp geçirdiğinizi ve Mustafa Kemal tarafından sert mücadeleyle kurulmuş olan Hürriyetçi hükümet sistemini nasıl muhafaza ettiğinizi kaydedecektir.’</p>
<p style="text-align: justify;">Türk Devriminin “İkinci Adam”ı İsmet İnönü&#8217;nün bu yıl ölümünün 45. yılı&#8230; 25 Aralık 1973 günü kaybettiğimiz İnönü, ismini Kurtuluş Savaşı&#8217;nda gösterdiği askeri başarılarla tarihe yazdırdı. İnönü bununla da kalmadı; diplomat ve devlet adamı olarak da ölümüne kadar ülkemize zor günlerde hizmet etti. Lozan Antlaşması&#8217;yla anıtlaştı. İnönü&#8217;yü milli tarihimize ismini yazdıran Atatürk&#8217;ün yanında bulunmasının ötesinde, onun şahsına münhasır özellikleriyle yaptığı katkılardır. İşte İsmet Paşa&#8217;yı “İsmet İnönü” yapan hususiyetler:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>GENÇ YAŞTA MÜZAKERECİ</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Yıllardır Osmanlı&#8217;ya karşı isyan eden ve Atatürk&#8217;ün deyimiyle &#8220;1,5 milyon Mehmetçiği şehit verdiğimiz&#8221; Yemen&#8217;de görev yaptığı sırada aşiretleri barıştırdı. 26 Şubat 1910&#8217;da İmam Yahya&#8217;ya karşı hükümet tarafından harekete geçirilen Yemen Mürettep Kuvvetlerinin Kurmaylığına atanmış ve Hudeyde&#8217;ye gelmişti. İmam Yahya ile yapılan görüşmelere katılmış ve gösterdiği başarılar nedeniyle 26 Nisan 1912&#8217;de Binbaşılığa yükseltilmiştir. 25 Şubat 1913 tarihine kadar Yemen&#8217;de Genel Kuvvetlerin Kurmay Başkanlığı görevinde bulundu. Bu anlaşma sayesinde Cihan Harbi içinde bu bölgede ihanet girişimi olmadı. Yahya, her taraftan irtibatı kesilen Osmanlı askerlerine karşı dostça davrandı. Mütarekeden sonra da bu askerler güven içinde bölgeden alındılar.</p>
<p style="text-align: justify;">Balkan Harbinin çıkması üzerine İstanbul&#8217;a gelen İsmet Bey, 11 Nisan 1913&#8217;te Büyük Karargâhı Umumi I. Şubesi&#8217;nde, 8-29 Eylül 1913 tarihleri arasında Bulgar delegeleri ile İstanbul&#8217;da yapılan barış görüşmelerinde görevlendirildi.</p>
<p style="text-align: justify;">Osmanlı İmparatorluğunun 11 Kasım 1914&#8217;de savaşa katılmasından sonra, 29 Kasım 1914 günü Yarbaylığa yükseltildi. Başkomutanlık Genel Karargâhı I. Şube Müdürlüğüne atandı. 16 Ağustos 1915&#8217;de Gümüş Harp Liyakat Madalyası aldı. Umumi Karargâhta bir yıl bulunduktan sonra cephe görevine atandı. İşte bu sırada Çanakkale&#8217;de Alman komutanlar arasındaki sorunlarda uzlaşmacı oldu. Başkomutanlık ve ast komutanlıklarla koordinasyonu sağladı.</p>
<p style="text-align: justify;">Mondros Mütarekesi görüşmeleri sırasında 24 Ekim 1918&#8217;de Harbiye Nezareti Müsteşarlığına getirildi. 22 Kasım&#8217;a kadar bu görevde kaldıktan sonra, 29 Ocak 1919&#8217;da kurulan Mütareke Komisyonuna Askeri Uzman olarak atandı ve Harbiye Nezareti&#8217;nde bu amaçla kurulan komisyona da başkanlık yaptı.</p>
<p style="text-align: justify;">8 Ocak 1920&#8217;de ilk defa Anadolu&#8217;ya geçti. Bir süre Ankara&#8217;da Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının karargâh olarak kullandığı Ziraat Mektebi&#8217;nde çalıştı. İki merkez<img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-11154 alignright" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/inonu-ataturk-300x202.jpg" alt="" width="443" height="298" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/inonu-ataturk-300x202.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/inonu-ataturk.jpg 445w" sizes="auto, (max-width: 443px) 100vw, 443px" /> arasında koordinasyon görevi üstlendi. Silah, cephane ve insan kaçırılma konularında, İstanbul-Ankara direniş hattında görev yaptı. 3 Şubat 1920 günü Osmanlı Harbiye Nazırı Fevzi Paşa&#8217;nın çağırması üzerine tekrar İstanbul&#8217;a döndü. 16 Mart 1920 günü İstanbul&#8217;un işgali üzerine 19 Mart günü İstanbul&#8217;dan ayrılarak er kıyafetiyle zahmetli bir yolculuktan sonra 9 Nisan 1920 günü tekrar Anadolu&#8217;ya geçti. Meclis&#8217;in kuruluş çalışmalarına katıldı. İlk Meclis&#8217;te Edirne Milletvekili oldu. 3 Mayıs 1920 günü de Genelkurmay Başkanı olarak atandı. 10 Kasım günü de Genelkurmay Başkanı görevi saklı kalmak şartıyla Batı Cephesi- Kuzey Cephesi Komutanlığı&#8217;na atandı. 4 Mayıs 1921 günü de Batı Cephesi Komutanı oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Çok iyi kurmay çok iyi hesap adamıydı. 1920 Kasım&#8217;ında düzenli orduya geçiş aşamasında Çerkez Ethem gibi sorunları halletti. Düzenli orduyla 10 Ocak 1921 ve 1 Nisan 1921 İnönü Zaferlerini kazandı. Atatürk&#8217;ün deyimiyle &#8220;Milletin makus talihini yendi.&#8221; 1 Mart 1921 günü BMM&#8217;nce Mirliva (General)&#8217;lığa yükseltildi. 13 Eylül 1921 günü kazanılan ve 21 gün 21 gece süren alan ve derinlik muharebesi olan Sakarya Savaşı&#8217;ndaki başarısından dolayı Takdirname ve Altın Muharebe İmtiyaz Madalyası verildi.</p>
<p style="text-align: justify;">1922 yılında Büyük Zafer öncesi muhaliflerin sert eleştirileriyle sekteye uğrayan askeri konular nedeniyle, Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın &#8220;Meclisin faaliyetine son verelim, ne dersin?&#8221; önerisine &#8220;Meclissiz olmaz&#8221; diyerek önüne geçti.</p>
<p style="text-align: justify;">Baskın taarruz şeklinde yapılan Büyük Taarruz&#8217;un hazırlanması ve yürütülmesinde başarılı oldu. Yunan ordusunun sökülüp atılmasını başardı. 31 Ağustos 1922 günü rütbesi Korgeneralliğe yükseltildi. Atatürk onun için şunları söyler: &#8220;İsmet Paşa&#8217;nın, gerek Genelkurmay Başkanlığı&#8217;nda gerekse daha sonraki Cephe Komutanlığı&#8217;nda gösterdiği varlık ve üstün çaba, kendisine görev verilişteki yanılmazlığımı eylemli olarak ortaya koymuş bulunduğu için millet karşısında, ordu karşısında ve tarih karşısında içim adamakıllı rahattır.&#8221; (İsmet İnönü, Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1987, s.19.)</p>
<p style="text-align: justify;">03-11 Ekim 1922 tarihleri arasında Mudanya&#8217;da Mütareke görüşmelerini sürdürdü ve anlaşmayı imzaladı. Burada da bir kez daha müzakereci yanını gösterdi.</p>
<p style="text-align: justify;">26 Ekim 1922 günü başlayan ve 4 Şubat 1923 günü ara verilen, 23 Nisan 1923 günü tekrar başlayan Lozan Konferansı görüşmelerine Dışişleri Bakanı göreviyle müzakere heyeti başkanı olarak katıldı ve tarihi antlaşmayı 24 Temmuz 1923 günü imzaladı. Buradaki zorlu görüşmelerde ustalığını gösterdi. Atatürk&#8217;le uyumlu çalışması nedeniyle onun da takdirini kazandı. 1925-1937 yılları arasında aralıksız 12 yıl Başbakanlık yaptı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>UZLAŞMACI DENGE ADAMI</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;">Atatürk&#8217;e 1926 yılında İzmir&#8217;de yapılmak istenen suikast soruşturmalarında, komutanlarla Atatürk&#8217;ün arasını buldu. Atatürk&#8217;ü yatıştırdı. Daha fazla ileriye gidilmedi. Kâzım Karabekir gibi komutanların serbest kalmasının yolunu açtı.</p>
<p style="text-align: justify;">23 Aralık 1930 Menemen Olayı&#8217;nda &#8220;Menemen&#8217;i haritadan silin/dağıtın&#8221; diyen Atatürk&#8217;ü frenledi.</p>
<p><figure id="attachment_11155" aria-describedby="caption-attachment-11155" style="width: 481px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-11155" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/yemene-turku-bosuna-yakilmadi-300x194.jpg" alt="" width="481" height="310" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/yemene-turku-bosuna-yakilmadi-300x194.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2018/12/yemene-turku-bosuna-yakilmadi.jpg 542w" sizes="auto, (max-width: 481px) 100vw, 481px" /><figcaption id="caption-attachment-11155" class="wp-caption-text">Yemen&#8217;e türküler boşuna yakılmadı</figcaption></figure></p>
<p style="text-align: justify;">İkinci Dünya Savaşı&#8217;na gidilirken, siyasi muhaliflere devlet makamlarında görevler vererek içerde birliği sağladı. Husumetlerin ve küskünlüklerin önüne geçmiş oldu. 25 Ocak 1939&#8217;da yapılan seçimler sonrası Kâzım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy ve Refet Bele Milletvekili seçildi. Karabekir ve Cebesoy Meclis Başkanlığı yaptı. 1937 yılında yapılan büyük harekâtla Dersim meselesini halletti. Savaş yıllarında iç huzuru sağlamış oldu.</p>
<p style="text-align: justify;">İkinci Dünya Harbi&#8217;ne girmek için yapılan bütün baskıları göğüsledi ve bu konuda yapılan zirve görüşmelerinde de usta manevralarla Türkiye&#8217;yi sonuna kadar harbe sokmadı. Atatürk&#8217;ün &#8216;Savaşa girmeyin, savaşın dışında kalın&#8217; vasiyetini de tutmuş oldu. İsmet Paşa, savaş sonrası yaptığı şu konuşma çok şeyi anlatır: &#8220;Ben sizi aç bıraktım ama babasız bırakmadım.&#8221; İngiltere Başbakanı Winston S. Churchill, 31 Mayıs 1950 günü İnönü&#8217;ye gönderdiği mektupta şunların altını çizer: &#8220;Bana öyle geliyor ki tarih, general olarak kazandığınız zaferlerden başka, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni İkinci Dünya Harbi&#8217;nin vahim tehlikeleri içinden nasıl sıyırıp geçirdiğinizi ve aynı zamanda Mustafa Kemal tarafından sert mücadelelerle kurulmuş olan hürriyetçi ve müterakki hükümet sistemini nasıl muhafaza ettiğinizi kaydedecektir.&#8221; (İsmet İnönü, Genelkurmay Basımevi, Ankara, 1987, s.132.)</p>
<p style="text-align: justify;">İkinci Dünya Savaşı öncesi çok partili hayata geçilmesi konusunda görüşünü İstanbul Üniversitesi&#8217;nde yaptığı bir sohbet toplantısında açıkladı. Savaş yılları buna izin vermedi. Savaş bittiğinde 19 Mayıs 1945 günü yaptığı konuşmada, &#8220;Harp zamanlarının ihtiyatlı tedbirlere lüzum gösteren varlıkları kalktıkça, memlekette siyaset ve fikir hayatında da demokrasi prensipleri daha geniş ölçüde hüküm sürecektir&#8221; sözleriyle dile getirdi. 1946&#8217;da çok partili yaşama geçildi. 7 Ocak 1946 günü Demokrat Parti (DP) kuruldu. 21 Temmuz 1946 seçimlerindeki usulsüzlükler nedeniyle büyük bir tartışma başladı. Yönetim ve muhalefetin arası açıldı. Bu gerginlik 16 Şubat 1947 günü yapılan muhtarlık seçimlerinde had safhaya vardı. Çıkan olaylar nedeniyle gerginliğin arttığı günlerde Cumhurbaşkanı İnönü, Başbakan Recep Peker ile Demokrat Parti Başkanı Celal Bayar’ı Çankaya’ya davet ederek, iktidar ile muhalefeti uzlaştırmaya çalıştı. 12 Temmuz 1947 tarihinde de bir bildiri yayınlayarak, iktidarın muhalefete karşı daha ılımlı, muhalefetin de daha ölçülü olması gerektiğini vurguladı. Radyoda ve gazetelerde de yayımlanan bu bildiri, Türk siyasi tarihine &#8220;12 Temmuz Beyannamesi&#8221; olarak geçti. İnönü bununla hükümet ile muhalefeti uzlaştırmış oldu. 14 Mayıs 1950 günü yapılan genel seçimleri CHP kaybetti. Cumhurbaşkanlığını ve iktidarı DP&#8217;ye devretti. Büyük bir siyasi krizin hatta bugünkü manada &#8220;renkli devrim&#8221;in önüne geçti. &#8220;Bu yenilgi benim en büyük zaferimdir&#8221; diyerek önemli bir gelenek bıraktı. (İsmet İnönü, Age., s.22-24.)</p>
<p style="text-align: justify;">1950&#8217;de seslendirilen &#8220;iktidarı devretmeyelim&#8221; fikrine karşı çıktı. İnönü 29 Haziran 1950 günü gerçekleşen CHP&#8217;nin 8. Kurultayı&#8217;ndan sonra 3 Temmuz günü yaptığı açıklamada &#8220;İktidarla muhalefet arasındaki ilişki, şuursuz bir çekişme ve dalaşma halinde soysuzlaşırsa demokratik rejimin geleceği yoktur&#8221; diyerek herkesi uyarır. (İsmet İnönü, Age, s.133.)</p>
<p style="text-align: justify;">27 Mayıs 1960 İhtilali öncesi DP lideri ve Başbakan Adnan Menderes&#8217;i sert tutumundan dolayı &#8220;Sizi ben bile kurtaramam&#8221; sözleriyle uyarıdı. Müdahalenin kokusunu aldı. Demokrasinin sekteye uğramaması için çaba harcadı.</p>
<p style="text-align: justify;">1961 yılında yargılanan ve idam cezası alan Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan&#8217;ın idamlarına karşı çıktı. İdam edilmemeleri konusunda samimi çaba harcadı ve bunun iyi bir gelenek olmayacağını söyledi.</p>
<p style="text-align: justify;">22 Şubat 1962 tarihinde Albay Talat Aydemir&#8217;in birinci ayaklanmasının kansız bastırılmasını sağladı. Onu affetti. 20-21 Mayıs 1963&#8217;teki ikinci ayaklanmada ise affetmedi. Aydemir yargılandı ve aldığı ceza sonucu 5 Temmuz 1964 günü idam edildi.</p>
<p style="text-align: justify;">1964 yılında Kıbrıs hadiseleri sırasında Ada&#8217;ya müdahale etmek isteyen Türkiye&#8217;ye karşı tehditkâr tutum takınan ABD Başkanı Lyndon B. Johnson&#8217;a karşı yaptığı açıklamada, &#8220;Müttefikler tutumlarını değiştirmezlerse, Batı ittifakı yıkılabilir&#8230; Yeni şartlarda yeni bir dünya kurulur ve Türkiye de bu dünyada yerini bulur&#8221; dedi. (İnönü&#8217;nün demeci, Time, 16 Nisan 1964’ten aktaran; Cumhuriyet, 17 Nisan 1964.)</p>
<p style="text-align: justify;">1968 gençlik önderi Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan&#8217;ın idamlarına da karşı çıktı. Siyasi nedenlerle idama karşı olduğunu söyledi. Malatya Milletvekili İsmet İnönü, 24 Nisan 1972 günü TBBM&#8217;de şunları söyler: &#8220;Siyasi suçlardan dolayı idam yapılmasın, davasındayız. Arkadaşlarım, bir büyük cemiyetimiz bir büyük hastalık geçiriyor. Bundan gençler anarşiye müptela olmuşlardır, bunda gençler, genç yaşlarında içeriden ve dışarıdan tahriklere kapılarak genç yaşlarında büyük işler görmüş ve büyük salahiyetlerin peşine düşmüş hastalar halinde görünüyorlar. Böyle olaylarda cemiyetin iki vazifesi vardır. Birisi, yanlış maksatlarını yürütmek isteyen genç veya yaşlı insanlara zorla sakat fikirlerini tatbik edemeyeceklerini&#8230;&#8221;(TBMM Tutanak Dergisi, M. Meclisi, B:77, 24.04.1972, O:1, s.208 vd.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>Kaynaklar:</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>1- Alev Coşkun, Asker İnönü, Kırmızı Kedi Yayınları, 2018.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>2- Ercan Dolapçı, Devrimin İki Yüzü, Kategori Yayınları, 2017.</em></strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong><em>3- İsmet İnönü’nün Hatıraları.</em></strong></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/olumunun-45-yili-ismet-inonunun-hususiyetleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
