<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İdlib dersi &#8211; Kıvılcım Haber Burdur</title>
	<atom:link href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/tag/idlib-dersi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Feb 2020 13:48:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.6</generator>

<image>
	<url>https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2017/05/favicon-150x150.png</url>
	<title>İdlib dersi &#8211; Kıvılcım Haber Burdur</title>
	<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kazım Karabekir’den İdlib dersi</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/kazim-karabekirden-idlib-dersi/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/kazim-karabekirden-idlib-dersi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Feb 2020 12:16:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başyazı]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Sürmanşet]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek devlet adamı]]></category>
		<category><![CDATA[İdlib dersi]]></category>
		<category><![CDATA[Kazım karabekir]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[Perinçek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=19786</guid>

					<description><![CDATA[Dr. Mehmet Perinçek, İdlib sorunu hakkında doğru kararlar verebilmek için Kurtuluş Savaşı derslerinin çok öğretici olduğunu, bu konuda Karabekir Paşa&#8217;nın Batum tutumunun derslerle dolu olduğunu ©The Independentturkis için yazdı. İlgili makaleyi Başyazı köşemize alarak KıvılcımHaber okuyucu ve izleyicilerinin ilgisine ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">Dr. Mehmet Perinçek, İdlib sorunu hakkında doğru kararlar verebilmek için Kurtuluş Savaşı derslerinin çok öğretici olduğunu, bu konuda Karabekir Paşa&#8217;nın Batum tutumunun derslerle dolu olduğunu ©The Independentturkis için yazdı. İlgili makaleyi Başyazı köşemize alarak KıvılcımHaber okuyucu ve izleyicilerinin ilgisine ve bilgisine sunuyoruz. </p>



<p class="wp-block-paragraph">İdlib’de yaşanan gelişmeleri anlamak için 15 Kasım
2015’ten bugüne süreci kısaca özetlemek faydalı olacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph">15 Kasım 2015 mutabakatı</p>



<p class="wp-block-paragraph">15 Kasım 2015&#8217;te G-20 zirvesinin toplanmasından
faydalanarak Erdoğan ve Putin, Antalya’da ikili bir görüşme
gerçekleştirmişlerdi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Görüşmenin önemli bir gizli gündemi vardı. Hatta bu
gündemden Putin’in dahi haberi yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Erdoğan, Rus mevkidaşına “Volodya” (Vladimir’in samimi
ifadesi) şeklinde hitap ederek Türk Ordusu&#8217;nun Suriye topraklarına yönelik bir
harekat başlatacağını belirtti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya Devlet Başkanı, Erdoğan’ın bu sözlerini “gözümüzü
kapatırız” diyerek cevaplandırdı. Moskova, Türkiye’nin sınır ötesi operasyonuna
yeşil ışık yakmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Aslında Astana süreci, daha o tarihlerde başlayacaktı.
ABD’nin inisiyatifinin dışında, hatta kurmak istediği Kürt koridoruna müdahale
için iki ülke anlaşmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Uçak kriziyle sabote edildi</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bu anlaşmanın üzerinden 10 gün geçmedi, 24 Kasım
2015 Salı günü Rus Su-24 uçağı düşürüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">AKP iktidarından “gerekirse bir daha düşürürüz”, “emri
ben verdim”, “NATO müdahale etsin” sesleri yükseldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Putin ise “arkadan hançerlendik” diyecekti. O zaman bu
genel bir söylem gibi anlaşıldı ama Rus liderin kastettiği 15 Kasım&#8217;da varılan
mutabakattı. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne olmuştu da dokuz gün önce iki lider, Suriye’ye Türk
Ordusu&#8217;nun girmesi konusunda anlaşmışken savaşın eşiğine gelinmişti?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bölgenin kaderini değiştirebilecek mutabakat, bir anda
sabote edildi. Mutabakatın bozulmasının ötesinde Türkiye ve Rusya, çok ciddi
bir cepheleşmenin tarafları haline geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yazılarımızda çok kez ifade ettik. Tarihten günümüze
Türk-Rus çatışması, her zaman iki ülkenin aleyhine sonuçlar doğurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu çatışmadan kazanan ise hep Batı oldu. Hatta Batı’nın
bölgedeki planlarını hayata geçirmesi, hep bu çatışmanın kışkırtılmasına
bağlıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Davutoğlu’nun “stratejik derinliği”nin zemin hazırladığı,
FETÖ’cü pilotların sabotajı ve ardından Ankara’nın büyük devlet adamlığından
yoksun tavrı, Kürt koridorunu kurtardı. Üzerine üstlük Türkiye, potansiyel
müttefiklerinden oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD, kestaneleri ateşten alma işini Rusya’ya ihale
ediyordu. 15 Temmuz’un “start” düğmesine bu operasyonla basıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, yalnızlaşacak; Rusya da ABD’nin Türkiye’de “yeni
bir hükümet kurulması projesi”nde Washington’un tuzağına düşecekti. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Vatan Partisi’nin Moskova’daki uyarıları sonuç verdi.
ABD’nin Türkiye’de FETÖ üzerinden uygulamak istediği plan anlatılınca, Rus
tarafının konuya bakışı değişti, özür dilenmesi durumunda Ankara’yla yeniden
masaya oturulabileceği fikri hâkim hale geldi. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Ankara da üzerine düşeni yapınca, hatta Davutoğlu da
başbakanlıktan alınınca ilişkiler tam düzelmeye yüz tutmuşken bu sefer sadece
Türkiye değil, tüm bölge 15 Temmuz Amerikancı darbe girişimiyle karşı karşıya
kaldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu tehdidin savuşturulması Türk-Rus ilişkilerine hız
verince, 15 Kasım 2015 tarihli Suriye mutabakatı tekrar gündeme oturdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>ABD inisiyatifi kırılıyor</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Astana süreci, uçak kriziyle sabote edilmiş olsa da
gecikmeyle başlamış oldu. İki ülkenin birbirine ihtiyacı belirleyicilik
kazandı. Ama karşı cephe rahat durmadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karlov suikastıyla ABD inisiyatifi dışındaki bölgesel
işbirliği tekrar bombalanmak istendi. Ancak iki ülkenin olaya doğru yaklaşımı,
bu girişimi de sonuçsuz kıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gel-gitleriyle bu süreç, sonunda Soçi mutabakatıyla
taçlandı. ABD’nin BOP projesi tarihe gömüldü. Türkiye ve Rusya’nın bölgede
birlikte hareket ettiği koşullarda ABD planlarının başarı şansı yoktu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu denklemi tersine çevirmek de Türk-Rus ilişkilerinin
bozulmasına bağlıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>Libya’da çatışma
senaryosu da tutmadı</strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington ve bilumum kuyrukçuları, Libya’yı fırsat
olarak gördüler. İçeriden dışarıdan fitne girişimleri, Libya’da da sonuç
vermedi. Nesnel çıkarlar ve iki ülkenin birbirine muhtaç olması, Libya
sorununda da belirleyici oldu. </p>



<p class="wp-block-paragraph">İlk önce iki ülkenin liderleri anlaştı. Moskova’da
ateşkes görüşmeleri başladı. Atlantik cephesi, yine kendi inisiyatifi dışında
hareket edilmesini engellemek için harekete geçti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Atlantik cephesi Halife Haftar üzerindeki etkisini
kullanarak bu süreci baltalamaya çalışsa da Türk-Rus işbirliği, sorunun
çözülmesinde tek seçenek olduğunu ortaya koydu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Türkiye-Suriye temasları ve Süleymani’nin
öldürülmesi</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Libya görüşmelerine paralel Türkiye ve Suriye
istihbaratı, en üst düzeyde Rusya’nın arabuluculuğunda bir araya geldi. Bunun
kamuoyuyla resmî olarak paylaşılması, Suriye sorununun kökten çözünü açısından
umut ışığı oldu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu umut ışığı, Atlantik cephesi açısından da yolun sonuna
işaret ediyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O dönemde dünya bir de Süleymani’nin öldürülmesiyle
sarsıldı. Onun “günahlarından” birini de yeni öğrendik.</p>



<p class="wp-block-paragraph">ABD’nin New York Times gazetesinin yazdığına göre
Birleşik Arap Emirlikleri, Eylül 2019’da Washington yönetiminden habersiz İran
ile gizli görüşmeler yapmış ve görüşmeler, ABD saldırısında öldürülen Süleymani
tarafından planlanmıştı. ABD, kendi inisiyatifi kırıldıkça deliye dönüyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>İdlib’de yeniden gerilim ve merkezkaç
kuvvetler</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte tam bu zamanda, yani Suriye ve Libya meselelerinde
Türkiye’yle Rusya’nın inisiyatifi ele aldıkları sırada, bir hafta geçti geçmedi,
aynı uçak krizinde olduğu gibi, bir cepheleşme durumuna geçildi. Rus subayların
öldürülmesi, ardından Mehmetçiklerin şehit edilmesi yeni bir krizi doğurdu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak her üç ülke, Türkiye, Suriye ve Rusya, açısından da
geçerli bir kanun var. Hatta bu kanunu, ABD’nin hedefindeki her ülke, her bölge
için de kabul edebilirsiniz. En basit şekilde formüle edelim. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Bütün merkezkaç kuvvetler, dolaylı ya da dolaysız ABD’nin
enstrümanıdır ve adı, sanı, ideolojisi, niyeti ne olursa olsun emperyalist
planlara hizmet eder, bölgenin huzur ve refahının karşısındadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Merkezkaç kuvvetler, fay hatlarını tetiklemektedir,
ABD’nin hedefindeki bir ülkede yaşanacak kırılmanın diğer ülkelere sirayet
etmemesi mümkün değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hatta Suriye’de bölücü ya da yobaz herhangi bir merkezkaç
iktidar odağı diğerinin de yaşam garantisidir.&nbsp;
</p>



<p class="wp-block-paragraph">Zaten Astana sürecinin temel ilkesinin Suriye’nin toprak
bütünlüğünün sağlanması olması da bundan kaynaklanıyordu. Öyleyse merkezin
merkezkaçı tasfiyesi, her üç ülkenin de lehinedir. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu, ülke liderlerinin siyasetleri açısından da turnusol
kâğıdı işlevi görmektedir. Ne kadar merkezkaç kuvvetlerin tasfiyesinden
yanasın, o kadar vatanseversin; ne kadar merkezkaç kuvvetleri destekliyorsun, o
kadar ülkenin milli çıkarlarının karşısında yer alıyorsun.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Çıkar çatışması yok</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bakın burası çok önemli: Türkiye liderinin tutumu, ilk
önce Türkiye’ye karşı sorumluluğundan kaynaklanmaktadır, Rusya’ya ya da
Suriye’ye karşı değil. Rus ve Suriyeli liderlerinki de.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha açık şekilde ifade edecek olursak Putin, bölücü
güçlerin tam tasfiyesini ne kadar geciktirirse, o kadar kendi ülkesinin
çıkarlarına ihanet etmiş olur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Erdoğan da İdlib’deki terör odaklarını ne kadar kollarsa,
o kadar Türkiye’nin çıkarlarına zarar verir. Aynısı Esad için de geçerlidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dolayısıyla Suriye’de ülkeler arasında nesnel olarak bir
çıkar çatışması yoktur. Ülkelerin birbirlerine vermesi gereken tavizler de
yoktur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, Rusya ve Suriye arasında yaşanan her çatışma,
ülkelerin ters düşen çıkarlarından değil, öznel sebeplerden kaynaklanmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>ABD’nin teslim alma operasyonu</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kuşkusuz dışardan müdahaleler, tertipler de söz konusu
olabilir. ABD’nin çöken Büyük Ortadoğu Projesi’ne (BOP) can suyu olabilecek tek
şey geriye kaldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O da Türkiye’yle Suriye ve Rusya’yı çatıştırmak,
Türkiye’yi müttefiklerinden yoksun bırakarak yalnız kalmasını sağlamak. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Washington’un “Türkiye’nin yanındayız” yalanları da bu
stratejinin bir parçası. Resmin tümüne baktığımızda bunu rahatça görmek mümkün.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yoksa ABD, stratejik ortağı PKK/PYD’den vazgeçmiş değil.
Doğu Akdeniz’de de tam anlamıyla Türkiye’nin karşı cephesinin başoyuncusu
olmaya devam ediyor. Aynı ABD, “Yüzyılın Antlaşması”nı da daha yeni ilan etmedi
mi?</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, her cephede ABD’yle karşı karşıya iken sadece
Rusya ve Suriye karşıtı bir çatışmada Türkiye’nin yanında gözükmesinin bir
sebebi var.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Amaç, Türkiye’yi kolay lokma haline getirip, diğer
taraftan da ekonomik tehditleri/operasyonları harekete geçirerek teslim almaya
çalışmak.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Şam’la temas ve göç dalgası</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak bu krize zemin oluşturan içerden kaynaklı nedenler
de var. Bunun başında da AKP iktidarının ısrarla Şam’la gerektiği gibi doğrudan
temas etmemesi geliyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Şam’la temas kurulmayınca Suriye’nin toprak bütünlüğünün
sağlanması ve buna bağlı olarak Türkiye’nin milli güvenliğinin garanti altına
alınması süreci, dışarıdan tertiplere açık hal kazanıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ayrıca İdlib konusunda bir göç dalgasını engelleyecek
olan da Şam’la işbirliği. Ankara’nın Şam’ı toprak bütünlüğünü sağlamaktan
alıkoyması olanaksız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Devlet devletse, doğası gereği bunu yapacaktır. Bu,
devlet refleksidir. Orada sen de varsan, sürecin içinde bulunursan, birlikte
planlarsan o göç dalgasını engellersin.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin, Şam’ın kendi toprak bütünlüğünü sağlama
iradesini engelleme şansı yoktur (bunda çıkarı da yoktur), ama Şam’la birlikte
hareket ederek o sürecin planlanmasında bulunarak ve gerekli tedbirlerin
alınmasını sağlayarak göç dalgasını engelleme imkânı vardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Altıncı kol faaliyetleri</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bunlarla birlikte her üç ülkede de işbirliğini baltalamak
isteyen güçler olduğunu belirtmek gerekir. Rusya’da açıktan Batıcı çizgiye
sahip güçler, beşinci kol olarak nitelendirilebilir, izole durumdadır ve
bunların devletin politikalarını etkileme şansı yok denecek kadar azdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak Putin’in çevresinde kümelenmiş liberal bir takımın
olduğunu söyleyebiliriz. İşte bu altıncı kol faaliyeti (basın içinde de
yuvalanmıştır), Türkiye’yle krizlerin pususuna yatmıştır. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de bu eğilim kendini mezhepçilik üzerinden
gösterirken, Türkiye’yle yaşanan sorunların üstüne körükle gidenler, Suriye’de
de yok değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kendilerinin de bu tür yalanlarla karşı karşıya kalmasına
rağmen Suriye parlamentosunda emperyalist Ermeni soykırımı yalanının kabul
edilmesi, bunun örneklerinden biridir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yapılan bir hata, iki ülkenin çıkarlarına mugayir,
karşılıklı diğer hataları tetiklemektedir. Şehitlerimizle yaşadığımız acı,
böyle bir kısırdöngünün sonucudur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Sözde “milliyetçi” sloganlar</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Her üç ülkede de içerden bu kışkırtmalar, sözde
“milliyetçi, yurtsever” sloganlarla süslenmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Oysa güçlü düşmanın karşısında yalnız bırakmak, önüne
daha büyük sorunlar çıkartarak esas tehdit karşısında zaafa uğratmak, hatta
esas tehditten dikkatleri çekerek enerjini ortak çıkarlara sahip olduğun
potansiyel dost kuvvetler karşısında harcamak, bu ülkelere verilecek en büyük
zararların başında gelmektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sinsi emperyalist kuvvetleri bayram ettiren bu
politikaları, “Ankara’dan bakmak”, “ne o, ne bu” diye yutturmak mümkün
değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Hele bir de “ABD ve Rusya anlaştı, Türkiye’yi
bitirecekler” gibi hayat ve olgulardan tamamen kopuk komik komplo teorileri de
bu çizgiyi kurtarmıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Tehdidi güçle dengelemek</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kesin olan bir şey varsa, o da savaşın güçle
kazanıldığıdır. Karşınızdaki tehdidi dengelemek için içerde birleşik bir güç
yaratmak şarttır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama tehdidin büyüklüğü, uluslararası ittifaklar zinciri
inşa etmeyi de gerektirir. Bu, her hâlükârda savaşın maliyetini ve kayıpları
azaltmanın da yoludur. Bu ittifakalar manzumesinin ortak çıkarlar temelinde
yaratılacağını belirtmeye gerek yok sanırım.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Yukarıda Türkiye’nin çıkarlarının kimlerle ortak,
kimlerle zıt olduğunu ifade ettik. Böylesine açık bir tabloda “ne o, ne bu”
politikası Ankara’dan bakmak dışında, niyetine göre başka her yerden bakmaya
benzemektedir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>İstiklal Savaşı tecrübesi</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin İstiklal Savaşı tecrübesi ve kurduğu uluslararası
ittifaklar, bu konuda önemli derslerle dolu. “Ankara’dan nasıl bakmak”
gerektiğini, Ankara’yı Ankara yapanlardan öğrenebiliriz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İstiklal Savaşı’nın başarıya ulaşmasında esas rolü,
şüphesiz “milletin kendi azim ve kararı” oynamıştı. Türkiye “önce kendi gücüne
önem” vermişti, ama Mustafa Kemal Paşa’nın dediği gibi, “düşmanlarımızın
sayısının çokluğunu dikkate alarak kuvvet ilave etmek farz” olmuştu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Kafkasya, hammadde kaynaklarına ve özellikle de petrole
sahip olması, Karadeniz’den Orta Asya açılan yolların üzerinden geçmesi ve
Türkiye ile Rusya arasında bir tampon bölge oluşturması açısından dünyanın
paylaşım mücadelesinde stratejik bir role sahipti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Başta İngiltere olmak üzere İtilaf Devletleri, bu
mücadeleden galip çıkmak için Kafkas Seddi planını ortaya koyarken, Türkiye ve
Sovyet Rusya ise kendileri açısından hayati önem taşıyan bu planı bozmak için
askeri işbirliğine gitmek zorunluluğuyla karşı karşıya kalmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ankara’nın bu askeri işbirliği politikası, doğuda bir
dayanak noktası yaratarak ülkenin batısını kurtarma stratejisine dayanıyordu.
Aslında İstanbul’un kurtuluşu ve Yunan işgaline son verilmesi buna bağlıydı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güney Kafkasya’daki işbirliğinin iki önemli ayağı
Ermenistan ve Gürcistan’da cereyan etti. İki ülkedeki İngiliz işbirlikçisi
hükümetlerin ortadan kaldırılması ve buralarda Sovyet iktidarlarını
oluşturulması Ankara ve Moskova’nın ortak planı haline geldi.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Ayrılık noktaları değil, ortak çıkarlar</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türk Ordularının ve Kızıl Orduların ortak harekâtlarıyla
ilk olarak bu hedefe Ermenistan’da ulaşıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak gerek Batı’nın kışkırtmalarıyla, gerek Rusya ve
Türkiye’nin içinden girişimlerle, gerekse de Taşnakların Türk ve Kızıl
Ordularını birbirlerine düşürme çabalarıyla bu süreç sabote edilmeye çalışıldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ne de olsa yüzyıllardır, özellikle Kafkasya’da devam eden
rekabetin tortuları da vardı. </p>



<p class="wp-block-paragraph">Ancak iki ülkenin askeri ve siyasi liderleri, Türkiye’nin
savunmasının Rusya’nın savunması, Rusya’nın savunmasının da Türkiye’nin
savunması olduğunu gördü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu gerçekler kavranınca ayrılık noktaları değil, ortak
çıkarlar ön plana çıkmış ve işbirliği daha da sağlamlaşmıştı. İki ordu arasında
çıkan sorunlar, bu anlayışla aşılabilmişti.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Kazım Karabekir’in Batum krizindeki rolü</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Aynı askeri işbirliği, ardından Menşevik Gürcistanı’nda
da hayat buldu. İngiliz işbirlikçisi Menşevik iktidarı yıkılmıştı ama bu sefer
de Batum’da iki ordu karşı kaşıya kaldı. Ufak çatışmalara ve karşılıklı
ölümlere kadar varacak bir kriz ortaya çıktı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">O sırada da iki ülke heyetleri, Moskova’da görüşme
halindeydi. Batı açısından Moskova’da bir antlaşmanın imzalanması, planlarının
mahvolması anlamına geliyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye ve Rusya’nın Batum’da birbirine girmesi, Batı
açısından tek çareydi. 16 Mart 1921’de Moskova Antlaşması imzalandı ve Batum
Sovyet tarafına bırakıldı. Fakat kriz, şehirde hala iki ordunun da bulunması
sebebiyle devam etti.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Batı da bir taraftan Ankara’ya Türkiye’nin himayesinde
Rusya’ya karşı Kafkasya Federasyonu projesini dayatıyordu.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Sonuç olarak Türk Ordusunun Antlaşmaya uyarak Batum’dan
çekilmesiyle sorun çözüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Krizin aşılmasında Kazım Karabekir’in sağduyulu ve
meseleye Ankara’dan bakan tavrı, önemli rol oynadı. 27 Mart 1921’de Mustafa
Kemal’e gönderdiği mektup, bu bakışın bir özeti niteliğinde:</p>



<p class="wp-block-paragraph">Londra konferansının içyüzünün, Rus ve Gürcü savaşında
Türkleri Kafkas emelleri peşine saldırıp Gürcülerle bağlaşık olarak Ruslara
karşı savaş açmak ve böylece Türkiye’yi ateş çemberi içinde eritmek ya da hiç
olmazsa Gürcülere karşı Ruslarla birlikte hareketten alıkoymak için bir oyun olduğu
artık gün gibi ortaya çıktı. İtilaf’ın Kafkas oyunu çoktanberi sarih görerek
can çekişen Menşevik Gürcü hükümetiyle anlaşılmasına ve hatta Kafkas
Konfederasyonu yapmaya kadar varılmasını ve Batum işgalinin de Millet
Meclisince o denli alkışlanmasını, Doğu durumunu ve Rusya’nın hayati
çıkarlarını bilenlerimizin az olmasına karşı bizi her taraftan saran İtilaf
propagandasının dehşetine bağlıyorum. (…) Ruslar Kafkasya’ya egemen oldukları
sürece onlarla dost, hatta bağlaşık kalmalıyız. Bu da Rusların hayati
çıkarlarında gözümüz olmadığını, sözle ve davranışlarımızla onları inandırmakla
olur. Çarlık Rusya zamanında fabrika ve demiryolları tümüyle Bakû kaynaklarına
göre yapılmış olduğundan Rusya ne şekle girerse girsin Bakû’süz olmaz, Bakû de
Butum’suz olmaz. Bu iki önemli limanı birbirine bağlayan demiryolunun korunması
için gerekli (…) sınırın kuzeyinden artık Ruslar kuşkulanmamalıdır. Bunun için
ilk önce Bakû ve Tiflis ve diğer yerlerdeki temsilcilerimiz karşıdevrim
komitelerinin yatağı olmamalıdır. Mümessillerimiz hükümetimizin de çizdiği
siyasetten şahsî hissiyatla veya sair tesiratla aykırı düşmeyecek zatlar olmalı
ve ellerinde açık talimat bulunmalıdır. İtilâf Devletleri o kadar kuvvetli
propaganda yapıyor ki ve o kadar masraflar ediyor ki bunların karşısında
şaşırmamak için büyük dirayet ve zekâ ile beraber pek de metin bir ahlâka malik
olmak lâzımdır. Aksi halde antanta kendi âmâlini bizim memurlarımıza takipte
devam edecekler ve Kafkasya’da karşı inkılâb hücrelerini bizim siyasî
memurlarımızın muhitinde teşkil ile Ruslarla aramızda ebedî kuşku
bulunduracaklardır. Bu ise Rusların kavi olduğu müddetçe bizim için felâketli
bir siyasettir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Mustafa Kemal Paşa da Karabekir’e verdiği cevapta aynı
şekilde düşündüğünü ve bu hareket tarzının milli menfaatlere uygun olduğunu
belirtmiştir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Gerçek vatanseverlik ve devlet adamlığı</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İşte meseleye Ankara’dan bakmak, büyük devlet adamı ve
komutan olmak ve ülkeyi 30 Ağustoslara taşımak tam da budur.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Karabekir, belki de Sovyet Rusya’ya ideolojik ve siyasi
olarak en uzak isimlerden biriydi, ama gerçek bir vatansever olması, başarı ve
zafere kitlenmesi, onun bu işbirliğinde en kararlı tavrı almasına yol açmıştı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Üzerine üstlük Batum’un o dönem Türkiye için arz ettiği
önemle İdlib’in statüsü kıyaslanamaz bile.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İdlib, eninde sonunda Suriye toprağıdır ve Suriye merkez
otoritesi altına girmesi kadar doğal bir şey yoktur. Bunun da Türkiye’nin
lehine olduğunu çok kez vurguladık.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Hedef, Fırat’ın doğusu</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin yoğunlaşması gereken yer Fırat’ın doğusudur.
Türkiye’nin İdlib’deki konumu da Fırat’ın doğusundaki terör odaklarının
temizlenmesi açısından bir anlamı olduğu sürece önem göstermektedir. (Göç
dalgası konusunu yukarıda açıklamıştık.)</p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye, 2016 yılında başlayan askeri harekâtlarla
birlikte Suriye’de önemli başarılara imza attı ve <strong><em>Amerikan koridoruna izin vermedi.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu başarıda da uluslararası planda kurduğu ittifaklar ve
Astana süreci çok önemli rol oynadı.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Ama nihai başarı için bu çizgide ısrar ve bu süreçte
yapılan hatalardan vazgeçilmesi de şarttır. Şam’la ülkemizin çıkarları
temelinde acilen doğrudan temas edilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Türkiye’nin komşusuyla görüşmek için aracıya
ihtiyacı yoktur.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’nin Astana sürecinde ısrar etmesi,
müttefiklerinin Fırat’ın doğusu konusunda daha istikrarlı tutum almasını da
sağlayacaktır. Türkiye’ye Doğu Akdeniz’de yeni müttefikler kazandıracaktır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Rusya, Türkiye’siz; Türkiye de Rusya’sız yapamaz.
Suriye’si de İran’ı da bu denkleme dahil. Bu süreçte yine zorunlulukların
belirleyici olması kaçınılmaz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu zorunluluklar, sadece devlet politikalarını değil,
iktidarları da belirleyecek kadar kendini dayatıyor. Ama her geçen zaman,
maliyeti bir o kadar da arttırıyor. </p>



<p class="wp-block-paragraph">O yüzden Ankara’dan bakalım, Kazım Karabekir’den ders
alalım!</p>



<p class="wp-block-paragraph">* Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve
Independent Türkçe’nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.&nbsp; ©The Independentturkis</p>



<pre class="wp-block-code"><code>[3d-flip-book mode="thumbnail-lightbox" urlparam="fb3d-page" 
id="12654" title="false" lightbox="dark"]</code></pre>



<iframe width="900" height="375" src="https://www.youtube.com/embed/FGXbAQIoC_g" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; 
encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen=""></iframe>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/yol-is-ve-vatan-partisinden-otoyol-ve-kopru-tepkisi/">Yol İş ve Vatan Partisi’nden otoyol ve köprü tepkisi</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/isyan-tutanaklari-krala-ogutler/">İSYAN TUTANAKLARI-Krala Öğütler</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/dr-perincek-hesaplasma-donemine-girdik/">Dr. Perinçek: “Hesaplaşma dönemine girdik”</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/dogu-perincekten-fon-vurgunu-aciklamasi/">Doğu Perinçek’ten fon vurgunu açıklaması</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/emekli-yazilari28/">Emekli yazıları28</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/federal-secimler-icin-sinav-eyalet-secimleri/">Federal seçimler için sınav: Eyalet seçimleri</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/ems-ve-cam-derden-chp-ziyareti/">EMS ve Çam-Der’den CHP ziyareti</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/suriyede-ne-isimiz-varcilarin-hezimeti1/">“Suriye’de ne işimiz var”cıların hezimeti1</a></li>
</ul>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/kazim-karabekirden-idlib-dersi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
