“Suriye’de ne işimiz var”cıların hezimeti1

Emperyalistlerin parçaladığı Libya’ya yardım elini uzattık;

Yunanistan’ı ve Türkiye düşmanlarını çıldırtan,

“Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakat Muhtırası” adıyla

Münhasır ekonomik Bölge (MEB) anlaşması imzaladık.

Jeopolitik derinlikten yoksun olanlar koro halinde:

“Libya’da ne işimiz var?” diye çığrıştılar.

Emperyalistlerin böldüğü Irak’ta hudut boylarımızda Mehmetçik konuşlandırdık.

Pençe-Kartal Operasyonlarıyla Kuzey Irak’ta ABD aparatı PKK’nın belini büktük.

Irak’la birlikte Süveyş Kanalı ve Hürmüz Boğazı gibi geleneksel denizcilik geçiş noktalarına güçlü ve çok seçenekli -Basra Fav Limanı’ndan başlayarak Musul üzerinden Türkiye Ovaköy Sınır Kapısı’na ulaşması planlanan- alternatif Kalkınma Yolu Projesi geliştirerek Asya ve Avrupa arasındaki ticaret rotasını kökten değiştirmeyi hedefleyen stratejik bir adım attık.

Gene jeostratejiden anlamayanlar koro halinde:

“Irak’ta ne işimiz var?” diye bağırıştılar.

900 km’lik hudut boyunca -Kamışlı’dan İdlip’e kadar-,

ABD güdümlü PKK-YPG-SDG kantonlar kurdu;

2. İsrail devletçiğini örgütlemeye koyuldu.

Mehmetçik kukla Kürt devleti girişiminin böğrüne,

Hançer gibi Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı harekatlarıyla daldı;

Hudut güvenliğimizi ve toprak bütünlüğümüze yönelik girişimi parçaladı.

Devlet aklından yoksun güvenlik doktrinlerinden habersiz embesiller koro halinde:

“Suriye’de ne işimiz var?” diye çırpınarak,

“Yüreğimiz yana yana destek verdik” dediler.

Hangi birini sayalım,

Daha Somali var,

Azerbaycan var…

Bu tayfa bir ara ittifaklar da kurarak devlet yönetmeye aday olmuşlardı.

Oysa “Türkiye’nin millî güvenliği Suriye’den başlar.”

Bu tez, askeri bir kuraldır ama,

Aynı zamanda Orta Doğu’nun jeopolitiğini yansıtır.

Terörle mücadele, hudut güvenliği, enerji,

2011’de üzerimize yıkılan 3-4 milyonluk göçmen göçüyle ilintilidir.

Neden YPG-SDG Suriye hudutlarımız boyunca Türkiye’ye tehdit olabildi?

Ağır silahlara da sahip ABD “kara gücü” haline getirilmiş,

Suriye merkezi hükümetinden özerk bir yapı,

Sadece Suriye’nin toprak bütünlüğü için değil,

Türkiye’nin toprak bütünlüğünü de hedef alan bir milli güvenlik sorunu haline geldiğini yaşayarak gördük. Bir dış politik sorun aniden bir iç güvenlik sorununa dönüşüverdi. Selahattin Demirtaş’ın çağrısı ve önderliği ile Güneydoğu illerimizde çukurlar kazılarak özerklik ilan edilen Kobani olaylarını unutmayalım. Bu hakikat, “Selahattin Demirtaş neden hapiste?” diye sorup duranlara da esaslı bir cevap oluşturmaktadır. Gerçi onlar da geçen zaman içinde gerçeklerin granit kayalarına kafalarını vura vura adam oldular ama partilerini böldürdüler bu arada.

Kısacası Suriye’de güçlü bir merkezi hükümet Türkiye’nin milli güvenliğine güç verir.

DEVAM EDECEK

GOOGLE'da KıvılcımHaber

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir