<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ötüken &#8211; Kıvılcım Haber Burdur</title>
	<atom:link href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/burdur/otuken/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 09 Jun 2025 17:21:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.5</generator>

<image>
	<url>https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2017/05/favicon-150x150.png</url>
	<title>Ötüken &#8211; Kıvılcım Haber Burdur</title>
	<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Haddini aşan ve atalarının izinden giden Bartholomeos’un dizginlenmesi</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/haddini-asan-ve-atalarinin-izinden-giden-bartholomeosun-dizginlenmesi/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/haddini-asan-ve-atalarinin-izinden-giden-bartholomeosun-dizginlenmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jun 2025 17:21:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başyazı]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ötüken]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Sürmanşet]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Bathtomoes]]></category>
		<category><![CDATA[CIA]]></category>
		<category><![CDATA[Fener Rum Patriği]]></category>
		<category><![CDATA[Ökümenik]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=43267</guid>

					<description><![CDATA[Hıristiyan dünyasının üç büyük mezhebinden ikisi Ortodoksluk ve Katoliklik tarih boyunca tıpkı Sünnilikle Alevilik arasındaki zıtlık gibi Hıristiyan toplumlar ve halklar arasına derin ayrılıklar ve düşmanlıklar sokan tarihi ve dini bir olgudur. Hıristiyanlık, Filistin’de tarihin (0) noktasında ortaya çıktı. Üç [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Hıristiyan dünyasının üç büyük mezhebinden ikisi Ortodoksluk ve Katoliklik tarih boyunca tıpkı Sünnilikle Alevilik arasındaki zıtlık gibi Hıristiyan toplumlar ve halklar arasına derin ayrılıklar ve düşmanlıklar sokan tarihi ve dini bir olgudur.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized">
<a href="https://www.linkedin.com/in/fatih-%C3%B6zcan-1a984b44/recent-activity/all/" target="_blank" rel="noopener">
<img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/in-2.png" 
alt="" class="wp-image-43210" width="800" height="150" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/in-2.png 800w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/in-2-300x56.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/in-2-768x144.png 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></a></figure>



<p>Hıristiyanlık, Filistin’de tarihin (0) noktasında ortaya çıktı. Üç asır boyunca dini önderlerinin de çarmıha gerilmesini önleyemeyerek Roma imparatorlarının baskısına maruz kaldı. Nihayet Roma İmparatorluğu’nun bekası için dinden yararlanma amacını güden 1. Konstantinos’un 313 tarihli <strong><em>“Milano Fermanı”</em></strong>yla hürriyetlerine kavuştular. Bundan sonra Hıristiyanlık Roma devletinin idari taksimatını esas alarak örgütlendi. Tarih boyunca iki kilise, Doğu ve Batı kiliseleri (Katolik ve Ortodoks kilisesi), papalıkla Patriklik Hıristiyanların dini liderliği üzerine rekabet etti. Batı kilisesi Katolik (evrensel) ismini aldı. Doğu kilisesi Ortodoks (doğru) ismini uygun gördü. Batı kilisesinin başı papaydı, doğu kilisesinin başı ise patrikti.</p>



<p>Fatih Bizans’ı yıkarak İstanbul’a girdiğinde bu rekabetin izleriyle karşılaşmıştı. Çünkü kendisini ziyarete gelenler arasında patrik yoktu.</p>



<p><strong><em>PAPALIK ŞARTI: KİLİSELERİN BİRLEŞMESİ</em></strong></p>



<p>1453 yılına doğru Türk tehlikesi yükseldikçe ve Bizans’a yaklaştıkça Fener Patrikhanesinden papalıktan yardım talepleri de yoğunlaşmaktaydı. Papa her seferinde yardımın karşılığı olarak kiliselerin birleşmesi şartını öne sürmekteydi. Ancak Ortodokslar arasında Katoliklere karşı müthiş bir nefret ve kin vardı.1204 yılında 4. Haçlı Seferi sırasında İstanbul’un Latinlerce işgal edilmesi sonucu kurulan Latin İmparatorluğu şartlarında uygulanan Latin haksızlıkları ve zulmü bu nefret ve kini doruğuna çıkarmıştı.</p>



<p><strong><em>LATİN MEZALİMİ VE KARANLIK FRENK DÜNYASI</em></strong></p>



<p>Bu konuda Osmanlı devletinin kuruluş yıllarında ilk hamlelerini yapmaya hazırlanan Osman Bey’in kaynatası Edabalı’ya yaptığı açıklamalarda daha tarihi, daha özlü ifadeler Latin mezalimini ve karanlık Frenk dünyasını ortaya koymaktadır:</p>



<p><strong><em>“(…) İstanbul’un Bizans’ı frengin karanlık dünyasından kopup geldi. Ama oranın kölelik</em></strong> <strong><em>düzenini burada tutturamadı. Tutturamayınca da ‘Toprak Allahın, imparator kâhya, köylü kiracı’ demek zorunda kaldı. Latin İstanbul’u basıp alınca imparatorun hür köylüleri, Frenk düzeninin nasıl bir bela olduğunu görüp anlamıştır. Bu düzen, köylüyü köle etmeğe dayanır. (Burada Osman Bey, Frenk’ düzeninin köylüyü köle etmeye dayanmasında ifade ettiği “kölelik” serflik anlamında kullanmamaktadır. Feodal toplumda köylü zaten serf, yani toprak kölesi durumundadır. Burada belirtilen köle, kölelik düzeninin kölesi, yani meta seviyesindeki köle…) Kim ister köle olmayı? Demek hür kişileri köle etmek köle tutmak için zorlayacaksın aralıksız! Zorlarken zorlarken n’olur adam? İnsanlıktan çıkar. İşte bu sebepten Frenk adamı, say ki, kuduz canavardır. Kahpedir, kıyıcıdır, Allahı maldır, dini imanı soymaktır. Irzı, namusu, utanması, acıması, sözü, yemini hiç yoktur. Bunalırsa insan eti yer, Bizans köylüsü kabul etmez bu rezilliği… Uçlara yerleştirilmiş Hıristiyan Türklerse hiç yanaşmazlar köleliğe (…)” </em></strong>(*1)</p>



<p><strong><em>PATRİKHANENİN ROMA KİLİSESİNE</em></strong></p>



<p><strong><em>KATILMASI; LATİN KÜLAHIYLA TÜRK SARIĞI İKİLEMİ</em></strong></p>



<p>Osmanlı’ya karşı papa yardımı için Ortodoks halk ile dini önderlerin karşı çıkmasına rağmen son imparator 11. Konstantinos kiliselerin birleşmesini kabul etmişti. Ayasofya’da Katolik usullerle düzenlenen ayinde patrikhanenin Roma kilisesine katıldığı açıklandı. Patrik 2. Anastasios bu dayatmayı protesto etti ve istifasını verdi. İmparatorluk konseyinde Megadük (*2) Notaras bu birleşmeye isyanını, <strong><em>“İstanbul’da Latin külâhı görmektense Türk sarığı görmeyi tercih ederiz” </em></strong>şeklindesöylemesi anılan kin ve nefretin derecesini ortaya koyar. İşte tam bu sırada da Bizans düşer. O dönemde devletin siyasi çıkarlarına ters düştüğü için Fatih de kiliselerin birleşmesini istemediğinden Ortodoks Patriğini geniş yetkilerle teçhiz etti, geniş hürriyetler ve yetkiler içeren bir ferman verdi. Patrik, vezir statüsüne çıkarılmıştı. Divana katılabilmekteydi. Patrik, cemaatiyle ilgili olarak evlenme, boşanma, miras, doğum ve ölümle ilgili hukukî düzenlemeleri yapabilme yetkileriyle donatıldı. Ortodoks Patrikliği adeta devlet içinde bir devlet durumuna dönüştü. Bu olgu, döneminin şartları içinde anlaşılır bir şeydi; kuvvet ve kudretinin zirvesindeki devlet çıkarlarıyla uyumluydu. Tıpkı Kanuni’nin coğrafi keşifler sonucu kadim ticaret yollarının değişmesi, İpek ve Baharat yollarının körelmesi sonucu devletin nakdi gelirlerinin olağanüstü düşmesi ve askeri kuvvet tedbirleriyle bunun önlenememesi nedeniyle Batı tüccarının ve mamul maddelerinin Osmanlı topraklarına cezbedilmesi amacıyla tanınan, ancak devletin zaafa düştüğü şartlarda Batı’nın kapitalist ve emperyalist devletlerince Osmanlı’ya karşı bir silah ve sopa olarak kullanılan kapitülasyonlar gibi sonradan silaha dönüştü.</p>



<p>Aslında devlet çıkarları gereği Ortodoks Patrikhanesini dirilten Fatih, patrikhanenin Türklük aleyhtarı ikili bir politika uygulamasının da kapısını açmış oldu. &nbsp;</p>



<p><a><strong><em>PATRİKHANENİN DÜŞMANCA SİNSİ İKİLİ FAALİYETİ</em></strong></a></p>



<p>Patrikhane, Fatih’in üflediği yeni hayat soluğu ile yeniden faaliyete geçtiği süreçte Türklük aleyhinde sinsice çifte bir politika izlemiştir. Patriklik bir yandan Avrupa’ya yönelik verdiği görüntüyle Müslüman dünyada İslami baskı altında mazlum pozun bürünmüştür. Bunun bir tezahürü olarak 1699 Karlofça Antlaşması’na Patrikhanenin dinsel hürriyetinin sağlanması gibi bir madde konmuştur. Bu durum 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’nda Rus çarının korumasına alınarak iyice konsolide edilmiştir. Böylece mazlum kuruluş propaganda ve ajitasyonunun Lozan Konferansı’na kadar sürdürülme becerisi gösterilmiştir. İzlenen sinsi politikanın diğer boyutu Bizans İmparatorluğu’nun canlandırılma çabalarıdır. Patrikhane bu amaçla imparatorluğun Rum olmayan Bulgar, Ulah, Arnavut ve Sırp tebaasını Rumlaştırmaya çabalamıştır.&nbsp;</p>



<p><strong><em>PATRİKHANE, TARİH BOYUNCA KENDİNİ BİZANS’IN DOĞAL MİRASÇISI SAYDI</em></strong></p>



<p>Patrikhane, tarih boyunca kendini Bizans’ın doğal mirasçısı saymış, her fırsatta onu yeniden canlandırmanın yollarını aramıştır. Bu patrikhanenin megalo ideası (büyük ülküsü) olmuştur. Bu amaçla bir grup Yunan 1814 yılında Odessa’da, illegal olarak Etniki (Filiki) Eterya (Dostluk Cemiyeti’ni) kurdu. Örgütün başına Çar 1. Aleksandr’ın yaveri Aleksandros İpsilantis getirildi. Amaç, Osmanlı devletini parçalayarak önce bağımsızlık savaşı yöntemiyle Yunanistan’ın kurulması, ardından Bizans’ın canlandırılmasıydı. Örgüt 1818’lerde İstanbul’a taşındı. Bu sıralarda 200 bin üyeye sahip olduğu tarihi bir hakikattir. Örgüt asli amacı uğruna Eflak-Boğdan’da isyan başlattı. İsyan daha sonra Mora’ya sıçradı. 2. Mahmut’un çabalarıyla 1821 yılında isyanda Patrik 2. Gregorius (Gregoryus’un) rolü saptandı. Patrikhanenin orta kapısında asıldı. Patriğin suç ortağı Kayseri, Edremit ve Tarabya metropolitleri de aynı akıbetten kurtulamadılar. O gün bugündür 2. Gregorius’un anısına orta kapı kapalı tutulmuştur.</p>



<p><strong><em>YUNANİSTAN TÜRK TOPRAKLARINDA</em></strong></p>



<p><strong><em>KURULMUŞTUR, HERDAİM TÜRKLER ALYHİNE GENİŞLEMİŞTİR</em></strong></p>



<p>Ancak Mora isyanının meyveleri 1830 yılında devşiren Yunanlar Yunanistan’ın bağımsızlığını elde etmişlerdir. Yunanistan kurulduğu günden itibaren Etniki Eterya örgütüyle birlikte Bizans’ın canlandırılması umutlarını tazeleyerek daha yoğun bir faaliyet içine girmiştir. Yunanistan denen devlet Türk topraklarında kurulmuş, tarihi boyunca daima Osmanlı’nın gerilemesinin yarattığı zaaflarından yararlanarak Türk devleti aleyhine genişlemiştir.</p>



<p><strong><em>FENER RUM PATRİKHANESİ,</em></strong></p>



<p><strong><em>ORTODOKS RUMLARIN MİLLİ KİLİSESİ HALİNE DÖNÜŞTÜ</em></strong></p>



<p>Patrikhane, Ortodoks cemaatin dini ve dünyevi işleriyle meşgul olma görevini aşarak, Rum milliyetçiliği peşinde koşan tamamen siyasi bir kurum haline geldi. Özellikle Tanzimat Fermanı’yla elde ettiği yeni imtiyazlarla silahlanarak tam bir fitne- fesat yuvası haline dönüştü. En sonunda da Bulgarlar, Sırplar ve Romenler ayrıldılar, kendi milli kiliselerini kurdular. Bunun sonucu olarak Fener Patrikhanesi de Ortodoks Rumların milli kilisesine dönüştü. Yunanistan’la birlikte ortak faaliyetlerle Osmanlı Devleti’ni yıkma mücadelesini yoğunlaştırdı. 2. Meşrutiyet döneminde Rum milletvekilleri Yunanistan’ı açıkça alenen desteklemekten çekinmediler. Elindeki olağanüstü yetkileri İttihat ve Terakki Hükümeti iptal edince yıkıcı faaliyetini iyice şiddetlendirdi.</p>



<p><strong><em>HÜKÜMETLE İLİŞKİLERİNİ KESTİ, BAĞIMSIZLIĞINI İLAN ETTİ</em></strong></p>



<p>1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı yenilince Türk düşmanı ve Osmanlı aleyhtarı illegal faaliyetlerini legale çevirdi, açıktan açığa çalışmaya başladı. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasını müteakiben İttihat Terakki Hükümeti ile iyi ilişkileri olan Patrik 5. Germanos ruhani meclisçe azledildi. Yerine vekaleten Bursa Metropoliti Dorotheos Mamelis (Dorotiyus Mameli) getirildi. Mamelis, tam bir fanatikti. Fanatikliğini ilk faaliyetinde ortaya koyarak, Patrikhane’nin Osmanlı hükümetinden bağımsızlığını ilan etti, ilişkileri kesti. Dolayısıyla kendisine ayak bağı olan hüküm ve yükümlülükleri üzerinden sıyırıp attı. Bir bildiri yayınladı. Ortodoks Rumların artık Osmanlı tebaası olmadığını ilan etti. İtilaf devletlerine bütün Anadolu’yu işgal çağrısı yaptı. Rum okullarında Türkçe eğitime son verdi. Anadolu’da Yunanistan’ın toprak emellerini ve megalo ideasını gerçekleştirmek için hummalı bir hazırlığa girişti. Bütün kiliseleri ve Rum okullarını silah deposu haline getirdi. Rum tebaayı işgale hazırlama eğitimlerine başladı. Böylece Yunan işgal kuvvetlerine zemin hazırlama görevi için hazırlık yaptı. Tam bir fitne fesat yuvası gibi hareket etti. Bünyesinde Mavri Mira örgütünü kurdu. Anadolu içlerinde ve Yunan işgali boyunca yerli Rumlardan çeteler kurdu, Müslüman halkın katledilmesine girişti.</p>



<p><strong><em>“ÖNCE MİLLETİM SONRA DİNİM”</em></strong></p>



<p>Patrikhanenin canice ve yıkıcı faaliyetleri genellikle İstanbul, İzmir ve Trabzon gibi Rumca konuşulan yörelerde etkili oldu<strong><em>. “Önce milletim, sonra dinim”</em></strong> şiarını bayrak edinmiş, Karamanlı Türk papaz ve Türk Ortodoks Patrikhanesi’nin kurucusu ve ilk patriği 1. Eftim ya da Papa Eftim’e bağlı Anadolu Ortodoksları Patrikhanenin kışkırtmalarına kapılmadı. Kurtuluş Savaşı’nı desteklediler.&nbsp;</p>



<p>Lozan Konferansı’nda Türk delegasyon patrikhanenin nasıl bir fesat yuvası işlevi gördüğünü ve cani bir kurum haline geldiğini anlattılar. Mustafa Kemal’in bir <strong><em>“hıyanet ocağı”</em></strong> gibi çalıştığını ifade ettiği patrikhane hakkında, bütün çabalara rağmen patriğin sınır dışına çıkarılması ve kurumun lağvedilmesi kararı alınamamış; Osmanlı Devleti’nin verdiği bütün imtiyazların kaldırılması, siyasi ve idari işlerle iştigal etmemesi, sadece dini hizmetleri yerine getirmesi şartıyla İstanbul’da kalmasına izin verilmiştir.</p>



<p>Böylece patrikhane Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi adını aldı, ökümenik (*3) sıfatını kaybetti.</p>



<p>Ancak Türkiye üzerinde emperyalist baskı ve saldırıların yoğunlaşmasına paralel olarak Patrikhane eski sinsi ve hain işlevine yeniden dönmeye başladı. Ekümeniklik (dünyadaki tüm Ortodoksların lideri) iddiasını yeniden ileri sürmeye başladı. Fener Rum Patriği Bartholomeos milli ve milletlerarası platformlarda <strong><em>“Ekümenik Patrik”</em></strong> unvanını kullanarak devletimizin hakimiyet haklarına saldırmaktadır. Haddini aşarak Lozan’da belirlenen yasal yetkilerini delerek anayasal düzene aykırı beyan ve faaliyetlerde bulunmaktadır.</p>



<p><strong><em>PATRİK BARTHOLOMEOS’UN EPEYDİR LOZAN’I DELEN FAALİYETLER DİZİSİ</em></strong></p>



<p>Bartholomeos 2019 yılında Rus Ortodoks Kilisesi’ni bölmek amacıyla Ukrayna Patrikliği’nin kuruluşuna izin verdi. Dünyadaki birçok Ortodoks kilisesine piskoposlar atadı. Bu ABD ve İsrail’in Rusya’yı kuşatma ve zayıflatma faaliyetinin bir parçasıydı. Bartholomeos bu girişiminde CIA güdümünde hareket etti. Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya’nın arasına nifak sokmaya hizmet etti.</p>



<p><a>Bartholomeos</a>, 2023 yılında Yunanistan ve Estonya’yı <strong><em>“Ekümenik Patrik”</em></strong> sıfatıyla ziyaret etti. Askeri törenle karşılandı. Estonyalı ve Yunan devlet yetkilileriyle Fener Rum Patrikhanesi’nin sözde bayrağını kullandı. Adeta bir devlet başkanıymış gibi görüşmelerde bulundu.</p>



<p>Ökümeniklik ve Türkiye Cumhuriyeti düşmanlığı peşinde koşan Bartholomeos, 1971 yılında Türk hükümetinin çıkardığı ve yabancı okullardaki Türk hakimiyetini hedefleyen yasa nedeniyle bizzat kendisi tarafından kapatılan, 1999 yılında Türkiye ziyaretinde Demirel’le görüşen Clinton’ın çabalarının sonuçlanmadığı, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in 2024 yılında bizzat giderek Heybeliada’da görüşmeler yaptığı okulların açılabileceği hususunda mesajlar verdiği Heybeliada Ruhban Okulu’nu casus yetiştirmek amacıyla tekrar açmak için yoğun faaliyet içinde bulunmaktadır.</p>



<p>Bartholomeos, 1. Dünya Savaşı yıllarındaki işlevlerine dönüştürmek amacıyla Heybeliada’yı Fener Rum Okulu aracılığıyla aleni bir casusluk merkezi haline getirmeye niyetlenmektedir. <strong><em>“Fener Rum Kilisesi’nin amacı bağımsızlık ve devlet içinde devlet olmaktır. Bu konu genellikle Fener Kilisesi’nin ekümeniklik siyaseti ile ele alınmaktadır. Fener’in hedefinde, Ortodoks Hristiyan dünyasına kendi kontrolünde ruhban, daha doğrusu ajan din adamı yetiştirmek vardır. Okulun, I. Dünya Savaşı yıllarında sürdürdüğü siyasi faaliyetler ve Kurtuluş Savaşı’na karşı işgal güçleri ile birlikte oluşu, bu kurumun aynı zamanda eğitim kurumu dışına çıktığı ve askeri bir üs olarak kullanıldığını da göstermiştir.”</em></strong> (*4)</p>



<p>Fener Rum Patrikhanesi’nin Türklük düşmanı faaliyetlerinin ve megalo idea hayalleriyle Bizans’ın ihyası emellerinin somut durumu, Türk devletlerinin somut durumlarıyla paralellik göstermektedir. Gerek Osmanlı İmparatorluğu gerekse Türkiye Cumhuriyeti’nin zaafa düştüğü şartlarda yıkıcı faaliyetler alenileşerek yoğunlaşmış, küstahlaşmıştır.</p>



<p>Patrikler, 1950’lere kadar Lozan şartlarının çerçevesinden çıkmamışlar, ökümeniklik taslamamışlar, cemaatlerinin dini işleriyle uğraşmışlardır. Ama Atatürk öldükten sonra İnönü liderliğindeki CHP hükümetlerinin Türkiye Cumhuriyeti’nin rotasını Atlantik dünyasına kırması sonucu, “küçük Amerika” süreci içinde devlet zaafı arttıkça Fener Kilisesinin de eski düşmanlık ve hıyanet huyları depreşmiştir. &nbsp;&nbsp;&nbsp;</p>



<p>1948 yılında daha iki yıllık patrik olan 5. Maksimos istifaya zorlanarak onun yerine bir Amerikan vatandaşı olan ve daha sonra Türk vatandaşlığına geçecek olan Athenagoras Fener Kilisesine patrik yapıldı. Bu Fener Kilisesi’nde bir darbeydi, yasaların çiğnenmesiydi. Menderes Hükümeti durumu sineye çekti. Athenagoras ABD Başkanı Truman’ın özel uçağıyla Türkiye’ye geldi. Gelir gelmez de ABD Başkanı Truman’ın bir mesajını <strong><em>“itimatnamesini sunan bir büyükelçi”</em></strong> edasıyla Türkiye Cumhurbaşkanı’na sundu. Bu tutum, ABD emperyalizminin psikolojik savaş metotlarının bir parçasıydı. Patrik, alenen <strong><em>“arkamda Sam amcanız var”</em></strong> demek istiyordu. Böyle bir siyasi atmosferde Patrik Athenagoras Fener Kilisesi atalarının çizmelerini giydi, eski makus emellerin peşine düştü. Bazı Yunan metropolitliklerini Fener Patrikhanesine bağladı. Bizans dönemi teşkilatını yeniden canlandırmak için Rum halkı bulunmayan yerlere metropolitlikler atadı. Metropolitlik sayısını yediden yirmiye çıkardı. Diğer Ortodoks kiliseleriyle dostane ilişkiler kurdu. Doğu ve Batı (Roma ve Bizans Ortodoks) kiliselerinin birleştirilmesi için faaliyetlerde bulundu. Amerika ve Kanada’ya özel görevliler göndererek Ortodokslarla <strong><em>“Rum lobisi”</em></strong> oluşturdu. Rum lobisini <strong><em>“Yunan davası”</em></strong>na hizmet edecek şekilde örgütledi. İstanbul’daki Rum okullarında Rumluk propagandası başlattı. Kıbrıs’ta EOKA terör örgütünü destekledi. (*5)</p>



<p>O zamandan bu zamana Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi Lozan’ı delme faaliyetlerini yoğunlaştırdıkça zaman zaman Türk hükümetlerinin kontrolüne takıldı. Ancak Atlantik kuvvetlerini (ABD ve Batılı devletleri) arkasına alan kurum gün geçtikçe küstahlaştı. Üzerine gidildiği zamanlarda Rumlara baskı yapıldığı iddiasıyla Batı dünyası ayağa kaldırıldı. Türk hükümetleri böylece sindirildi. Devlet zaafı ve hükümetlerin Atlantik korkusu Fener Kilisesi’nin şımarmasına ve küstahlaşmasına yol açtı. Yetki alanı olan İstanbul başpiskoposluk bölgesi dışına daha çok sarkar oldu. Ve giderek ekümeniklik iddiasıyla ortaya çıktı. Ulusal ve uluslararası platformlarda Türkiye Cumhuriyeti’nin hakimiyet haklarını ihlal ederek <strong><em>“Ekümenik Patrik”</em></strong> unvanıyla tutum almaktadır.</p>



<p>Fener Rum Patrikhanesi Lozan Antlaşması’nda sınırları çizildiği gibi İstanbul, Bozcaada ve Gökçeada’daki Rum Ortodoks cemaatine hizmet veren bir dini kurumdur. Patriğin bu kapsam dışındaki faaliyet ve söylemlerinin, kendisini ekümenik olarak ilan etmesinin tarihi ve hukuki bir dayanağı yoktur. &nbsp;</p>



<p>Yargıtay, Fener Rum Patrikhanesi hakkında 2007 yılında bir karar almış, <strong><em>“patrikhanenin ekümenik unvanını kullanmasının hukuken geçerli olmadığı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. Maddesine aykırı olduğu ve patrikhanenin evrensellik yetkisi bulunmadığı” </em></strong>hüküm altına almıştır. (*6)</p>



<p>Devlet zaafına son verilmeli, CIA’nın güdümünde Türkiye ve Rusya’nın arasını açma faaliyetlerinde bile bulunma cüretini göstermiş, ABD Dışişleri Bakanlığı talimatları ve parasıyla CIA’nın güdümündeki yıkıcı faaliyetlerinin önüne geçilmeli, Ekümeniklik iddiasıyla yasalarımıza ve uluslararası antlaşmaları hiçe sayan küstah tutumlarının hesabı sorularak Fener Kaymakamlığı’na bağlı memur seviyesine geri döndürülmelidir.</p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized">
<a href="https://www.losev.org.tr/v6" target="_blank" rel="noopener">
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/losev_bagis-reklam.gif" 
alt="" class="wp-image-43199" width="840" height="158"/></a></figure>



<figure class="wp-block-table"><table><tbody><tr><td><strong><em>Kaynaklar:</em></strong><br><strong><em>(*1) </em></strong><a aria-label="Fatih Özcan, Orta Asya’dan batıya (Maveraünnehir’e) kayan Türk tarihi- (Türk Orta çağı -Orta Avrupa’da Türkler)-34/    (opens in a new tab)" href="https://burduryeniguncom.teimg.com/burduryenigun-com/uploads/2024/11/8-kasim-2024-cuma-yeni-gun-gazetesi.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener" class="ek-link">Fatih Özcan, Orta Asya’dan batıya (Maveraünnehir’e) kayan Türk tarihi- (Türk Orta çağı -Orta Avrupa’da Türkler)-34/<strong><em>   </em></strong></a><br><a><strong><em>(*2)</em></strong></a> Geç Bizans İmparatorluğu dönemi hiyerarşisinin en yüksek pozisyonu, Bizans donanması komutanının unvanı<br>(*3) Ekümenik, geniş anlamda Hıristiyanlar arası birlik, berberliğin sağlanması anlamındadır. Cihanşümul veya evrensel anlamında ekümeniklik, üç Hıristiyan mezhebi (Ortodoksluk, Katoliklik, Protestanlık) mensupları arasında birlik beraberliği amaçlanır.<br>Türkiye’de ekümenik kavramı ilk kez Yavuz Selim’in 1571 yılında Mısır’ı fethetmesi şartlarında gündeme geldi. İskenderiye ve Antakya Patrikhanelerini, İstanbul Patrikhanesine bağladı; patriği de <strong><em>“cihan patriği”</em></strong> (Ekümenik Patrik) ilan etti. Tüm Ortodoksların liderliği anlamında kullanılmaktadır.<br>Günümüzde Fener Rum Patriği Bartholomeos ekümenik sıfatını kullanmak istemekte, iç ve dış ilişkilerde Yunanistan, ABD ve İsrail’in kışkırtmalarıyla ekümenik patrik gibi tutum takınmaktadır. Bu ise Lozan Antlaşması’nın delinmesi anlamına gelmekte, çeşitli tartışmalara yol açmaktadır.<br><strong><em>(*4)</em></strong> Muammer Karabulut, “Tanrı Yanıldı mı? İznik’te 1700 Yıl Sonra ‘Altın Vuruş’” /Akt. Kaan Arslan, Fener’in Heybeliada’da Casus Yetiştirme Planı, Aydınlık, 30.05.2025.<br><strong><em>(*5)</em></strong> <a aria-label="Doç. Dr. Musa Süreyya Şahin, Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi, TDV İslam Ansiklopedisi, C. 12, S. 348-  (opens in a new tab)" href="https://cdn2.islamansiklopedisi.org.tr/dosya/12/C12004516.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener" class="ek-link">Doç. Dr. Musa Süreyya Şahin, Fener Rum Ortodoks Patrikhanesi, TDV İslam Ansiklopedisi, C. 12, S. 348- </a><br>(*6) <a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/vatan-partili-avukatlar-harekete-gecti-bartholomeos-hakkinda-suc-duyurusu/" target="_blank" aria-label="Bartholomeos hakkında Suç Duyurusu, KıvılcımHaber, 27 Mayıs 2025 (opens in a new tab)" rel="noreferrer noopener" class="ek-link">Bartholomeos hakkında Suç Duyurusu, KıvılcımHaber, 27 Mayıs 2025</a><br></td></tr></tbody></table></figure>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/anneler-gunu-suslu-paketlerin-ardindaki-gercek/">Anneler Günü: Süslü paketlerin ardındaki gerçek</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/antalya-ckd-ureten-kadinlar-etkinliginde/">Antalya CKD, Üreten Kadınlar etkinliğinde</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/ckd-antalyadan-anneler-gunu-etkinliginde-iranli-ve-filistinli-kadinlara-selam-gonderildi/">CKD Antalya’dan, Anneler Günü etkinliğinde İranlı ve Filistinli kadınlara selam gönderildi</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/selenga-deneme-emekli-yazilari12/">Selenga/DENEME-Emekli yazıları12</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/soz-ustasi-huseyin-haydar/">&#8220;Söz ustası&#8221; Hüseyin Haydar</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:400px" aria-label="“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI gömüsü. gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-f1db6655-2135-4d30-8ec0-da91f07c91e0" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-f1db6655-2135-4d30-8ec0-da91f07c91e0">İndir</a></div>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/haddini-asan-ve-atalarinin-izinden-giden-bartholomeosun-dizginlenmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>19 Mayıs ruhu</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/19-mayis-ruhu/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/19-mayis-ruhu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 18 May 2025 21:13:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başyazı]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ötüken]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Sürmanşet]]></category>
		<category><![CDATA[19 Mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[Bandırma]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Özcan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=43033</guid>

					<description><![CDATA[Milli Kurtuluş Savaşı’mızın ateşlendiği, Samsun-Havza-Amasya-Erzurum-Sivas duraklarından geçerek Ankara’da merkezleşen teşkilat (devrimci milli hükümet) kurma sürecinin başladığı 1919’un 19 Mayıs ruhunun yeniden canlandığı zaman dilimi içinde bulunmaktayız. Bugün, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı… 19 Mayıs ruhu, bir bağımsızlık, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Milli Kurtuluş Savaşı’mızın ateşlendiği, Samsun-Havza-Amasya-Erzurum-Sivas duraklarından geçerek Ankara’da merkezleşen teşkilat (devrimci milli hükümet) kurma sürecinin başladığı 1919’un 19 Mayıs ruhunun yeniden canlandığı zaman dilimi içinde bulunmaktayız.</p>



<p>Bugün, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı…</p>



<p>19 Mayıs ruhu, bir bağımsızlık, hürriyet ruhudur.</p>



<p>19 Mayıs 1919 neslinden bize kalan miras, <strong><em>“Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!” </em></strong>ruhudur.</p>



<p>Genellikle 19 Mayıs, Atatürk’ün Millî Mücadeleyi başlatmak için Samsun’a çıkışı olarak değerlendirmektedir. Bu değerlendirme muğlaktır, yüzeyseldir.</p>



<p>Millî Mücadele nasıl başlatılacaktır?</p>



<p>Millî Mücadeleyi başlatmak için ilk adım ne olacaktır?</p>



<p>Her şeyden önce Millî Mücadele nasıl ve hangi araçla yönetilecektir?</p>



<p>Yıllardır 19 Mayıs konuşmalarında bu konulara değinildiğine rastlamadım.</p>



<p>Oysa düşman somut durumu hemen saptamıştır o dönemde.</p>



<p>Mustafa Kemal Paşa, İngiliz Generali Milne’nin İstanbul İngiliz Komiserliğine gönderdiği raporda belirttiği gibi, <strong><em>“Samsun’a milli teşkilât yapmaya geldi.”</em></strong></p>



<p>Türk aydını teşkilata sıcak bakmaz.</p>



<p>Türk aydını, teşkilatsızlığı kutsar.</p>



<p>Kitlelere nutuk atarken konuşmasını genellikle “ayağa kalkın”, “isyan edin” şeklindeki çağrılarla bitirir. Teşkilatsız kitle eylemlerini göklere çıkarır. Ama her seferinde de teşkilatsız kitle hareketi bir avuç sabun köpüğü gibi hedefine ulaşamadan söner gider, hayal kırıklığına uğrar. 2007’lerdeki muhtemel bir Millî Görüş kökenli siyasetçinin Cumhurbaşkanı adaylığına karşı yapılan milyonların katıldığı Cumhuriyet mitingleri hedefine ulaşabildi mi? AK Parti kökenlilerin Cumhurbaşkanlığını önleyebildi mi? Niçin? Çünkü teşkilatsızdı, başsızdı. 27 Mayıs 2013 tarihinde Gezi Parkı Olayı ile başlayan ve bir anda hükümetin sert tutumuyla alevlenerek büyüyen Haziran isyanında da günlerce ülke çapında bütün önemli kentler milyonların ayağa kalktığı eylemlere sahne oldu. 22 kişi öldü, çoğu ağır 8 bin vatandaş yaralandı. Gezi eylemleri zemininde mayalanan Silivri eylemlerinin esaslı bir kurmay heyeti vardır. FETÖ ile AK Parti Hükümeti’nin çelişkilerinin şiddetlenmesi ve çatışmaya dönüşmesi, özel görevli mahkemeleri kaldıran yasa çıkarmasını mümkün kılan kitle eylemleridir. Bu kitle hareketler Silivri duvarlarının yıkılmasını, Ergenekon’dan çıkışı sağlamıştır. Bu nasıl mümkün olmuştur? Başından sonuna teşkilatlanmış olması, bilimle mücehhez bir öncüsünün olması sayesinde mümkün olmuştur.</p>



<p>Ama bildiğinden de şaşmaz Türk aydını. Şaşkınlığı ve hayal kırıklığı davranış değişikliğine ulaşmaz. Çünkü meselenin özünü kavramamıştır. Meseleyi kavramak, davranış değişliğidir. Böylece tarih tekerrür eder durur.</p>



<p>Oysa Mustafa Kemal tepeden tırnağa teşkilatlıdır.</p>



<p>Harp Akademisinden mezun olur olmaz, istibdat aleyhtarı faaliyet ve düşüncelerinden dolayı bir süre tutuklu kaldıktan sonra 5 Şubat 1905 tarihinde Suriye bölgesine sürgün gibi tayin edildiğinde Şam’a varır varmaz ilk yaptığı iş teşkilat kurmak olmuştur; Vatan ve Hürriyet Cemiyeti’ni…</p>



<p>Makedonya, Manastır’a vardığında da hemen herkesin İttihat ve Terakki Cemiyeti’nde teşkilatlandığını öğrenince Vatan ve Hürriyet’i feshederek kendisi de İttihat ve Terakki’ye üye olmuştur.</p>



<p>İstanbul’dan 15 Mayıs’ta Bandırma vapuruyla çıktığı, Pontusçu Rumları Topal Osman’ın önderliğindeki Türk çetelerinin pençesinden kurtarma resmi görevi için, ancak beyninin kıvrımları arasında ve vicdanında saklı tuttuğu doğuda bir <strong><em>“dayanak noktası”,</em></strong> bir direniş üssü yaratarak batıda düşmanı Akdeniz’e dökme, yani Millî Mücadele amacı için çıktığı yolculukta ilk hamlenin milli bir teşkilat yaratmak olduğunun bilincindeydi. Milli bir teşkilat kurulacak, milleti seferber ederek milli orduyu örgütleyecek ve kurtuluşu gerçekleştirecektir. İlk gizli Komutanlar toplantısında bu stratejiyi Mustafa Kemal’den başkası kavrayamamış, komutanların çoğunluğu önce ordunun inşa edilmesinin zorunluluğunu savunmuştu. Ancak zaman Mustafa Kemal’i haklı çıkardı. Heyeti Temsiliye adıyla İkinci Komutanlar toplantısında Mustafa Kemal’in haklılığı teslim edilir. Heyeti Temsiliye, milli teşkilatın, milli hükümetin çekirdeğidir. Mustafa Kemal bu stratejik menzile ulaşabilmek için Samsun, Havza, Amasya, Erzurum, Sivas rotasını izlemiş, rotadaki her mevzide menzilin stratejisini ilmek ilmek örmüştür.</p>



<p>Bugün 19 Mayıs, vatanımızı üzerindeki silahların namlularının üzerimize çevrildiği askeri üslerle kuşatan ABD, İsrail ve Yunanistan üçlüsüne karşı cephe tutma ruhudur.</p>



<p>19 Mayıs ruhu, bugün bütün meselelerimizin çözümünde karşı karşıya olduğumuz ABD emperyalizmi ve İsrail Siyonizm’ine karşı mücadele ruhudur.</p>



<p>19 Mayıs ruhu, bugün Dedeağaç’ta sınırımıza yürüme mesafesinde askeri tatbikat başlatan NATO’ya karşı Ya İstiklal Ya Ölüm şiarıyla mücadele ruhudur.</p>



<p>106’ıncı yıldönümünü yaşadığımız 19 Mayıs Atatürk Anma ve Gençlik Bayramımız kutlu olsun!</p>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/anneler-gunu-suslu-paketlerin-ardindaki-gercek/">Anneler Günü: Süslü paketlerin ardındaki gerçek</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/antalya-ckd-ureten-kadinlar-etkinliginde/">Antalya CKD, Üreten Kadınlar etkinliğinde</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/ckd-antalyadan-anneler-gunu-etkinliginde-iranli-ve-filistinli-kadinlara-selam-gonderildi/">CKD Antalya’dan, Anneler Günü etkinliğinde İranlı ve Filistinli kadınlara selam gönderildi</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/selenga-deneme-emekli-yazilari12/">Selenga/DENEME-Emekli yazıları12</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/soz-ustasi-huseyin-haydar/">&#8220;Söz ustası&#8221; Hüseyin Haydar</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:400px" aria-label="“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI gömüsü. gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-9b8327ea-b88e-4441-b76c-38197af8038e" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-9b8327ea-b88e-4441-b76c-38197af8038e">İndir</a></div>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/19-mayis-ruhu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Devrimi’nin Doruğu 23 Nisan’ın Özü Milli Hâkimiyettir</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/turk-devriminin-dorugu-23-nisanin-ozu-milli-hakimiyettir-2/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/turk-devriminin-dorugu-23-nisanin-ozu-milli-hakimiyettir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Apr 2025 16:19:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başyazı]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ötüken]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Sürmanşet]]></category>
		<category><![CDATA[23 Nisan]]></category>
		<category><![CDATA[devrim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=42810</guid>

					<description><![CDATA[Türk milleti, tarihinin hiçbir döneminde esaret altına düşmemiş, binlerce yıllık tarihi boyunca dünya tarihine yön vermiş imparatorluklar ve insanlık tarihini etkilemiş büyük devletler örgütlemiş, son 200 yıla dört devrim sığdırmış ender milletlerdendir. &#160; 19. yüzyılın ortalarından itibaren başlayan milli demokratik [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Türk milleti, tarihinin hiçbir döneminde esaret altına düşmemiş, binlerce yıllık tarihi boyunca dünya tarihine yön vermiş imparatorluklar ve insanlık tarihini etkilemiş büyük devletler örgütlemiş, son 200 yıla dört devrim sığdırmış ender milletlerdendir. &nbsp;</p>



<p>19. yüzyılın ortalarından itibaren başlayan milli demokratik devrim sürecimiz, 1876 ve 1908 devrim ataklarının ardından vatan savunması yatağında 23 Nisan 1920 hamlesiyle zirveye ulaşmıştır. Emperyalistlerin dağıttığı Milli Meclis’in 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da toplanması, devrimin en tepe noktası, demokratik devrim sürecinin doruğudur.</p>



<p>Osmanlı Devleti’nin 19. yüzyıl tarihi, Batı kapitalist emperyalizmi tarafından, açık pazar haline getirilme, sömürgeleştirilme tarihi sayılabilir. 1838 makûs Balta Limanı Antlaşması’yla başlayan sömürgeleşme süreci, 1919 Türk Kurtuluş Savaşı’yla, 23 Nisan Türk Devrimi’yle durdurulmuştur.</p>



<p>Abdülmecit’e karşı mücadele etmek ve meşrutiyeti ilan etmek amacıyla 1859 yılında illegal olarak kurulan Fedailer Cemiyeti, milli demokrasi mücadelesi tarihimizin ilk teşkilatlanma çıkışıdır. Bu demokratik hareket, mutlak monarşiye (feodal padişahlık rejimine) karşı demokratik mücadeleye atılan Yeni Osmanlıların ayak tapırtıları, hürriyet mücadelesinin habercisiydi.</p>



<p><strong><em>MİLLİ DEMOKRATİK DEVRİM SÜRECİNİN İLK HAMLESİ: 1. MEŞRUTİYET</em></strong></p>



<p>1865 yılında teşkilatlanarak mücadeleye atılan Yeni Osmanlılar (Jön Türkler), 1838 yılında İngilizlerle yapılan ve imparatorluğun sömürgeleşmesi sürecini başlatan Ticaret Antlaşması ve Tanzimat Hareketi’ne karşı çıkarak, Meşrutiyet’in (Anayasalı Meşruti Monarşinin) ilanını savundu. Batı ticaret kapitalizmi Osmanlı topraklarına girerek yaptığı antlaşmalar ve yatırımlarla bir yandan Osmanlı kapitalizminin kendine bağımlı olarak gelişmesini sağladı, diğer yandan yerli sanayiyi felcederek iflasına, halk kitlelerinin fakirleşmesine neden oldu. Osmanlı kentlerinde batı sanayi ürünleri satan birçok dükkânın açılmasına, buna karşılık Batı’nın ucuz mamul malları karşısında rekabet edemeyerek iflas eden yerli atölye ve diğer üretim kuruluşlarının kapanmasına neden oldu. Yüzyılın ikinci yarısında kitlelerin mücadelesi de gelişti. Bundan ivme alan Yeni Osmanlıların mücadelesi sonucu milli demokratik devrim sürecimizin ilk atılımı patlak verdi. 1876 Meşrutiyeti ilan edildi. Yeni Osmanlılarla Anayasayı ilan edeceğine ve Meclisi açacağına söz vererek anlaşan Abdülhamid, padişahlık tahtına oturdu.</p>



<p><strong><em>MECLİSİ PADİŞAH KAPATTI</em></strong></p>



<p>Ancak Padişah Abdülhamid, Meşrutiyete fazla tahammül edemedi. 1877-78 Osmanlı-Rus harbini bahane ederek Meclisi süresiz kapattı, devrimi akamete uğratarak 30 yıllık istibdat dönemini başlattı.</p>



<p>Bu dönemde koyu istibdada, zulüm idaresine rağmen asker -sivil aydınların mücadelesi sürdü. Ayrıca 1789 İhtilali Batı’sından gelen milliyetçi cereyanlar, çok milletli Osmanlı ülkesini yangın yerine döndürdü. Yunanlar, Bulgarlar, Arnavutlar gibi farklı milliyetlerin milli isyanları devleti sarstı.</p>



<p>Abdülhamid döneminde hürriyetçi mücadeleler yükseldi. 19. yüzyılın sonlarına doğru bu mücadeleler içinden Jön Türk (Genç Türk) Hareketi tarih sahnesine çıktı. Genç Türk Hareketinin başından itibaren milliyetçi ve uzlaşmacı diye ikiye bölünmesi istibdada karşı mücadeleye damga vurdu. Milliyetçi kanat 1889 yılında, Mustafa Kemal’in de sonradan katılacağı İttihat ve Terakki Cemiyeti’ni örgütleyerek mücadeleye atıldı. İttihatçı harekete, 1789 Fransız Devrimi’nden dünyaya yayılan hürriyetçi ve eşitlikçi fikirler yön verdi. Abdülhamid’in ağır baskı ve zulmü bu hareketin çığ gibi gelişmesini bastıramadı.</p>



<p>Genç Türkler’in işbirlikçi kanadına Âdemi Merkeziyetçi, federasyoncu Prens Sabahattin önderlik ediyordu. Bu kanat, İngiliz emperyalizminin himayesinde bir Türkiye amaçlıyordu. 1902 yılında Paris’te toplanan 1. Osmanlı Liberalleri Kongresi’nde Prens Sabahattin önderliğindeki uzlaşmacı grup, Osmanlı Devleti’nde Meşrutiyet’in ilanı için Avrupa devletlerinin müdahalesini istedi. Günümüzde siyasi mücadelede halk kitlelerine dayanmak yerine, yabancı devletlerin elçiliklerine devletimizi şikâyet eden ve onlara çağrılarda bulunan, seçimlere yönelik çalışmalarda ABD, İngiltere gibi emperyalist devletlerin büyükelçileriyle balık lokantalarında toplanan, iktidara gelmede başta ABD olmak üzere Batı devletlerinden rol bekleyen, onların piyonlarıyla siyasi işbirlikleri yapan, Türkiye düşmanı ne kadar alçak varsa onlarla hemhal olanların o zamanki Prens Sabahattin gibi örnekleri de yabancı devletlerin Türkiye’ye müdahalesini talep ediyorlardı.</p>



<p><strong><em>2. MEŞRUTİYET, BİR HÜRRİYET VE DEMOKRASİ DEVRİMİYDİ; MECLİS AÇTI</em></strong></p>



<p>Bu arada 20. yüzyılda ülkemizle kaderi diyalektik etki-tepki ilişkileri içinde birleşen Rus Çarlığı’nda 1905 Devrimi patlak verdi. Rusya’daki 1905 hareketi, temel insan hakları ve demokrasi için mücadele eden İttihat ve Terakki hareketini ve halk kitlelerini geniş ölçüde etkiledi.</p>



<p>Anadolu’da olduğu gibi, Osmanlı topraklarının her karışında yaşayan halk kitleleri Abdülhamid iktidarının ağır baskısına rağmen şiddetli mücadeleleri ivmelendi. 1908 Hürriyet Devrimi, bu mücadelelere dayanarak zafer kazandı. Abdülhamid, sonunda pes etti; Balkanlar’da İttihat ve Terakki’nin orduya dayanarak ilan ettiği Meşrutiyeti kabul etmek zorunda kaldı. Meclis-i Mebusan’ı (Mebuslar Meclisi’ni) açtı. Kanuni Esasi’yi (Anayasayı) yeniden yürürlüğe koydu.</p>



<p>Türk Devrimi, halkın demokratik mücadelesinin bir ürünüydü. Dünya Mazlum Milletlerinin demokratik, hürriyetçi ve antiemperyalist mücadelelerinin bir parçasıydı. Asya’da <strong><em>“büyük fırtınaların yeni bir kaynağı” </em></strong>olarak doğdu. Ülkede bir hürriyet ve demokrasi rüzgârı esti.</p>



<p>Osmanlı’da bu olaylar cereyan ederken dünya emperyalistleri arasında kızılca kıyamet kopmaktaydı. <strong><em>“Dünya hammadde pazarları üzerindeki paylaşım rekabeti ve çelişkisi öyle bir noktaya geldi ki, dünya 20’inci yüzyıla tef gibi gerilerek girdi. Emperyalist devletler, İngiltere, Rusya ve Fransa’nın oluşturduğu ‘İtilaf’ ve İtalya, Avusturya Macaristan İmparatorluğu ile Almanya’nın oluşturduğu ‘İttifak’ diye iki bloğa bölündü.</em></strong></p>



<p><strong><em>İtalya, savaş başladıktan sonra İtilaf Devletleri’ne geçti. Osmanlı Devleti de İttifak Devletleri’ne katıldı.”</em></strong> (*1)</p>



<p><strong><em>EMPERYALİST İŞGALİ MECLİSİ DAĞITTI</em></strong></p>



<p>1. Dünya Savaşı’nın konusu Osmanlı topraklarının paylaşımıydı. Osmanlı topraklarının paylaşımını barışçı yollarla yapamayan emperyalistler birbirine girmişlerdi. Kısacası 1914 savaşı, emperyalistler açısından bir paylaşım, Ezilen Dünya’yı ve özellikle Osmanlı topraklarını paylaşma savaşıydı; Mazlum Milletler ve Osmanlı Devleti açısından ise bir vatan savaşıydı, yani haklı bir savaştı.</p>



<p>İkinci Meşrutiyet Meclisi, 16 Mart 1920 tarihinde İngiliz emperyalistleri tarafından İstanbul işgal edilince 11 Nisan 1920 günü dağıtıldı.</p>



<p><strong><em>BÜYÜK MİLLET MECLİSİ, MİLLİ DEMOKRATİK</em></strong></p>



<p><strong><em>DEVRİMİMİZİN DORUĞUDUR; CUMHURİYET’İN KURULUŞUDUR</em></strong></p>



<p>Bu kez ülke meclissizliğe 12 gün sabretti.</p>



<p>Devrim, Anadolu’da Mustafa Kemal önderliğinde başlamıştı.</p>



<p>23 Nisan 1920 tarihinde Büyük Millet Meclisi adıyla tarih sahnesine çıktı.</p>



<p>19. yüzyılın ortalarından beri süregelen, Birinci ve İkinci Meşrutiyet Devrimleriyle iki kez padişah ve saltanatla uzlaşarak da olsa büyük atılımlar yaparak meşruti monarşiyle kesin kurtuluşun olamayacağı pratikte tecrübe edilerek Cumhuriyet Devriminde karar kılan milli demokratik devrimimiz, Büyük Millet Meclisi’nin Ankara’da toplanmasıyla zirveye ulaştı. Bu eylem (yani 23 Nisan BMM’nin açılışı olayı,) 29 Ekim 1923 tarihinde adını koyup ilan ettiğimiz Cumhuriyet’in fiilen kuruluşuydu, Cumhuriyet Devrimi’ydi. Her ne kadar tarih faraziyelerle uğraşmasa da, burada ‘eğer Mustafa Kemal ve Anadolu Hareketi, Meclis Devrimini yapamasaydı, İstiklal Savaşı’mız da, bağımsızlığımız da gecikebilirdi. Çünkü Dr. Perinçek’in ifadeleriyle <strong><em>“İstiklal Savaşı iç cephede Meclisi kurma savaşıdır, saltanata karşı savaştır.</em></strong> <strong><em>İstiklâl Savaşımızın ve Cumhuriyetimizin bütün başarıları, 23 Nisan Devrimine giden yoldaki adımlardır ya da 23 Nisan devriminin açtığı yoldaki ataklardır.</em></strong> <strong><em>30 Ağustos 1922 zaferinin yolunu açan eylem, 23 Nisan’dır. Ordu, artık Meclisin Ordusudur. Mustafa Kemal Paşa, Büyük Taarruzda silahlı kuvvetlere, ‘Büyük Millet Meclisi Orduları, ilk hedefiniz Akdeniz’dir’ emrini vermiştir.”</em></strong></p>



<p>23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mız kutlu olsun!</p>



<p><strong><em>KAYNAKLAR:</em></strong></p>



<p><strong><em>(*1)</em></strong> <span style="color:#94b7f0" class="tadv-color"><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/30-agustos-butun-mazlum-milletlerin-yuregini-titreten-buyuk-zafer-2/" target="_blank" aria-label="Fatih Özcan/ Yenigün, 30 Ağustos: Bütün Mazlum Milletlerin yüreğini titreten zafer, 30 Ağustos 2022 (opens in a new tab)" rel="noreferrer noopener" class="ek-link">Fatih Özcan/ Yenigün, 30 Ağustos: Bütün Mazlum Milletlerin yüreğini titreten zafer, 30 Ağustos 2022</a>&#8211; </span></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://www.aydinlik.com.tr/haber/turk-devriminin-dorugu-23-nisanin-ozu-milli-hakimiyettir-523042" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" width="1024" height="989" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/turk-devriminin-dorugu-23-nisanin-ozu-milli-hakimiyettir-1024x989.jpg" alt="" class="wp-image-42834" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/turk-devriminin-dorugu-23-nisanin-ozu-milli-hakimiyettir-1024x989.jpg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/turk-devriminin-dorugu-23-nisanin-ozu-milli-hakimiyettir-300x290.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/turk-devriminin-dorugu-23-nisanin-ozu-milli-hakimiyettir-768x742.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/turk-devriminin-dorugu-23-nisanin-ozu-milli-hakimiyettir.jpg 1180w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></figure>



<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/turk-devriminin-dorugu-23-nisanin-ozu-milli-hakimiyettir-copy-Aydinlik-20250423.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:1200px" aria-label="turk devriminin dorugu 23 nisanin ozu milli hakimiyettir copy-Aydinlik-20250423 gömüsü. gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-cdb0d068-85aa-41ee-bec9-264d849a9538" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/turk-devriminin-dorugu-23-nisanin-ozu-milli-hakimiyettir-copy-Aydinlik-20250423.pdf">turk devriminin dorugu 23 nisanin ozu milli hakimiyettir copy-Aydinlik-20250423</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/turk-devriminin-dorugu-23-nisanin-ozu-milli-hakimiyettir-copy-Aydinlik-20250423.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-cdb0d068-85aa-41ee-bec9-264d849a9538">İndir</a></div>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/anneler-gunu-suslu-paketlerin-ardindaki-gercek/">Anneler Günü: Süslü paketlerin ardındaki gerçek</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/antalya-ckd-ureten-kadinlar-etkinliginde/">Antalya CKD, Üreten Kadınlar etkinliğinde</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/ckd-antalyadan-anneler-gunu-etkinliginde-iranli-ve-filistinli-kadinlara-selam-gonderildi/">CKD Antalya’dan, Anneler Günü etkinliğinde İranlı ve Filistinli kadınlara selam gönderildi</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/selenga-deneme-emekli-yazilari12/">Selenga/DENEME-Emekli yazıları12</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/soz-ustasi-huseyin-haydar/">&#8220;Söz ustası&#8221; Hüseyin Haydar</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:400px" aria-label="“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI gömüsü. gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-84066ee6-a806-4a07-8850-4f326d0106f7" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-84066ee6-a806-4a07-8850-4f326d0106f7">İndir</a></div>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/turk-devriminin-dorugu-23-nisanin-ozu-milli-hakimiyettir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DENEME- Asıl tehlike ABD Güdümlü İsrail’den geliyor</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/deneme-asil-tehlike-abd-gudumlu-israilden-geliyor/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/deneme-asil-tehlike-abd-gudumlu-israilden-geliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Apr 2025 18:02:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başyazı]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ötüken]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Sürmanşet]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Tehdit]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=42704</guid>

					<description><![CDATA[Gerileyen ve çöken ama hala hatırı sayılır kuvvette bir dünya hegemonyacısı olan terörizmin başı ABD güdümlü terör devleti İsrail, sonunda dişini gösterdi ve gerçek hedefini ilan etti. “Arzı mevut” hurafesinin esas ve nihai hedefinin Türkiye olduğu başından belli olmakla beraber [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Gerileyen ve çöken ama hala hatırı sayılır kuvvette bir dünya hegemonyacısı olan terörizmin başı ABD güdümlü terör devleti İsrail, sonunda dişini gösterdi ve gerçek hedefini ilan etti. <strong><em>“Arzı mevut”</em></strong> hurafesinin esas ve nihai hedefinin Türkiye olduğu başından belli olmakla beraber menzil yaklaştıkça görüş alanına girdi ve somutlaştı. Bu durum, Suriye’de Esad yönetiminin yıkılması ve Suriye Arap Cumhuriyeti devletinin darmaduman olması sonucu ülkenin güneyinin, Başkent Şam’a 15 km yaklaşma menziline kadar İsrail tarafından işgal edilmesinden sonra birden gündeme düştü. Türkiye ile İsrail karşı karşıya gelmişti ve temel çıkarları çelişiyordu.&nbsp;</p>



<p>2016-2021 yılları arasındaki MOSSAD Başkanı Yossi Cohen 2019 yılında, <strong><em>“İsrail için Türkiye, İran’dan daha büyük bir tehdittir.” </em></strong>demişti. 16 Eylül 2021’de Jerusalem Institue for Strategy and Security (JISS) adlı İsrail kuruluşu, <strong><em>“21. yüzyılda İsrail (ve komşuları) için en büyük engel Türkiye”</em></strong> başlıklı rapor kaleme almıştı.</p>



<p><strong><em>CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN: “İSRAİL’İN HEDEFİ BİZİM VATAN TOPRAKLARIDIR”</em></strong></p>



<p>Cumhurbaşkanı Erdoğan 1 Ekim 2024’te Meclis’te yeni yasama yılının açılışında yaptığı İsrail yönetimini hedef aldığı konuşmada, <strong><em>“İsrail saldırganlığı Türkiye’yi de içine almaktadır. Vadedilmiş topraklar hezeyanıyla hareket eden İsrail yönetiminin, tamamen dini bir fanatizm ile Filistin ve Lübnan’dan sonra gözünü dikeceği yer, açık söylüyorum, bizim vatan topraklarımız olacaktır. Şu anda bütün hesap bunun üzerinedir.”</em></strong> saptamasını yaptı.</p>



<p>Bu saptamaya uygun bir iç cephe politikası uygulanıp uygulanmadığı tartışmasına girmeden belirtelim ki, İsrail’in ana hedefinin İran olduğunu söyleyip duran bizim Ortadoğu uzmanlarımız bu yakıcı sözü ya unutmuşa benziyorlar ya da hışım gibi üzerimize gelen İsrail heyulası karşısında Türkiye’nin sorumluluklarını örtbas etmenin telaşı içerisindedirler. Aksi takdirde görev çıkacak, İsrail ve ABD karşıya alınmak zorunda kalınacaktır.</p>



<p>İsrail’in Türkiye aleyhtarlığına sayısız örnek ve kanıt bulunmaktadır.</p>



<p>Türkiye’nin F-35 projesinden çıkarılması İsrail baskısı sonucudur. Çünkü kendisinden daha kuvvetli bir hava gücü istememektedir Batı Asya’da.</p>



<p>Son yıllarda İran’a yönelik hazırlıklar peşinde değildir İsrail. Bunun yerine Yunanistan’a yığınak yapmaktadır ABD ile birlikte. Bilindiği gibi ABD, Ege adalarını ve Yunanistan sahillerini silahlarının namluları ülkemize çevrilmiş askeri üslerle donattı. İsrail, basına yansıdığı kadarıyla Ege Denizi’nde birkaç ada bile satın alma girişiminde bulundu.</p>



<p>Kıbrıs, Mısır, Fransa, Yunanistan, İsrail, İtalya, Ürdün ve Filistin arasında İsrail’in öncülüğünde kurulan, Doğu Akdeniz bölgesindeki hidrokarbon gaz kaynaklarının çıkartılması ve pazarlanması üzerine tasarlanmış bir proje olan EastMed Gaz Forumu ya da kısaca EastMed de denilen Doğu Akdeniz Gaz Forumu ( EMGF veya EGF’den) Türkiye’nin dışlanması bir İsrail çalışmasıdır.</p>



<p>ABD, Yunanistan, Güney Kıbrıs, Fransa ve Yunanistan’la birlikte Doğu Akdeniz’de yaptıkları Nemesis ve Noble Dina adlı intikam tatbikatlarında doğrudan Türkiye’yi hedef aldı, silah gösterdi.</p>



<p>Yedi yıl önce Rusya, Suriye, İran ile birlikte püskürttüğümüz Barzani’nin bağımsızlık referandumunun ana sponsoru da İsrail’dir.</p>



<p>Irak ve Suriye’nin kuzey bölgelerindeki PKK/YPG gibi terör örgütlerinin ipleri CİA-MOSSAD’ın elindedir.</p>



<p>BOP ve Arz-ı Mevud hurafesinin özünde Kürdistan adıyla 2. İsrail devletçiğinin kurulması bulunmaktadır.</p>



<p><strong><em>İSRAİL-TÜRKİYE ÇATIŞMASININ KAÇINILMAZLIĞI SAPTAMASI</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="919" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/suriye2-aralik2024-1024x919.jpg" alt="" class="wp-image-42708" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/suriye2-aralik2024-1024x919.jpg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/suriye2-aralik2024-300x269.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/suriye2-aralik2024-768x689.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/suriye2-aralik2024-1536x1378.jpg 1536w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/suriye2-aralik2024.jpg 1836w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Türkiye’nin Suriye’deki yeni iktidar odağı ile ilişkileri sıklaştıkça, kamuoyunda Suriye’nin yeni ordusunun Türkiye tarafından eğitileceği ve Türkiye’nin Suriye’de (örneğin Palmira’da) askeri üs kuracağı haberleri yayılınca İsrail’in etekleri tutuştu. Gelen haberlere göre, Netanyahu ardardına güvenlik toplantıları düzenlemeye başladı. Toplantılarda yapılan tartışmaların odağını, Türkiye’nin Suriye’de artan nüfuzunun İsrail için doğrudan bir güvenlik riski taşıdığı saptaması oluşturmaktadır. Bu toplantılarda, Türkiye’nin PKK/YPG’ye karşı yaptığı hazırlıklarının ve Öcalan’ın PKK’ya <strong><em>“silah bırakma ve kendini feshetme”</em></strong> çıkışının Suriye’nin doğusunda yarattığı kritik durumun, Türkiye ile İsrail arasında silahlı bir çatışmayı kaçınılmaz kıldığı saptanmaktadır. Türkiye’nin Suriye sahillerinde halkla doğrudan temas kurmaya başlamasının İsrail’e doğrudan stratejik bir tehdit olduğuna inanılıyor.</p>



<p><strong><em>NAGEL KOMİTESİ RAPORUNUN</em></strong></p>



<p><strong><em>SAPTADIKLARI, YAKIN BİR GELECEĞİN AYNASI GİBİ</em></strong></p>



<p>AA’nın, The Jerusalem Post gazetesine dayandırdığı haberine göre, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu&#8217;nun talimatıyla (İsrail hükümeti tarafından) ulusal güvenlik stratejilerini belirlemek üzere kurulan bir danışma organı olan Nagel Komitesi, İsrail’e yönelik stratejik tehdit üzerine çalışan bir İsrail kuruluşudur. Bu komite, 2025 yılı başlarında yaptığı toplantıda, <strong><em>“İsrail’in Türkiye’yle doğrudan çatışmaya hazır olması”</em></strong> saptamasını yaptı. Başbakan Binyamin Netanyahu komitenin hazırladığı raporla ilgili, <strong><em>“Orta Doğu&#8217;da köklü değişikliklere tanık oluyoruz. İran uzun zamandır en büyük tehdidimizdi ancak arenaya yeni güçler giriyor ve beklenmedik durumlara karşı hazırlıklı olmalıyız. Bu rapor bize İsrail&#8217;in geleceğini güvence altına almak için bir yol haritası sunmaktadır.” </em></strong>değerlendirmesinde bulundu. Komitenin saptamaları arasında Türkiye açısından dikkati çeken başka noktalar da bulunmaktadır. Bunların başta geleni, Türkiye’nin kadim Osmanlı nüfuzunu geri kazanma hırsına kapıldığı, bunun İsrail’le gerilimin artmasına ve muhtemelen çatışmaya dönüşmesine yol açabileceği uyarısında bulunmasıdır. Ayrıca Suriye ile Türkiye arasında kurulacak ittifakın İsrail&#8217;in güvenliğine yeni ve güçlü bir tehdit olduğu ifade edilmektedir.</p>



<p><strong><em>“İRAN’DAN DAHA TEHLİKELİ”</em></strong></p>



<p>İsrail basını Türkiye tehdidiyle çalkalanıyor. Türkiye ile muhtemel bir çatışmaya İsrail kamuoyu oluşturulmaya çabalanıyor.</p>



<p>Aydınlık gazetesinin, Makor Rishon adlı İsrail gazetesinde çıkan Dr. Ran Bartz imzalı analizine dayandırdığı haberinde ise, <strong><em>“Şii ekseninin çöküşüyle oluşan boşluk, İran&#8217;dan bile tehlikeli olabilecek Sünni bir blokla dolduruluyor. Bu blok, Türkiye öncülüğünde hareket ediyor ve İran&#8217;ın bölgesel statüsüne ulaşma hedefinde. Ancak kritik fark: İsrail&#8217;e çok daha yakın bir konumda.” </em></strong>ifadeleri yer aldı. Analiz eski MOSSAD Başkanı Yosi Cohen’in 2020 yılında söylediği <strong><em>“İran’ın gücü kırılgan; asıl tehlike Türkiye’den!”</em></strong> sözlerini hatırlattı.</p>



<p><strong><em>İSRAİL, TÜRKİYE İLE YATIP TÜRKİYE İLE KALKIYOR BU GÜNLERDE</em></strong></p>



<p>Basından öğrendiğimize göre, Başbakan Netanyahu 2 Nisan günü güvenlik yetkililerini, <strong><em>“Türkiye’nin Suriye’deki varlığını”</em></strong> konuşmak üzere toplantıya çağırdı. Geçen hafta ise güvenlik şeflerinin Suriye gündemli toplantısında <strong><em>“Türkiye’nin bölgedeki artan etkisi”</em></strong> ele alınmıştı. Bu toplantılar, Colani’nin (Ahmet Şara’nın) Türkiye ile sıkı ilişkileri, Türkiye’ye Suriye’de askeri üs kurma yetkisi verilmesi haberleri üzerine yapılmaktadır. Dananın kuyruğu da eğer YPG/SDG Şara ile anlaşarak Suriye devletinin bir parçası haline gelmekten geri durması (Öcalan’ın çağrısına ayak uydurmaması, ABD ve İsrail’in çizgisinden gitmesi) halinde Mehmetçiğin muhtemel YPG/SDG varlığını ezme harekâtıyla (Demir Yumruk’la) kopacaktır.</p>



<p><strong><em>TÜRKİYE DÜŞMANLIĞI KADİM HASIMLARI BİLE BİRLEŞTİRMEKTEDİR</em></strong></p>



<p>Bugünlerde Türkiye aleyhtarlığı kadim hasımları bile bir araya getirebiliyor. Tarihin iki birbirine düşman devleti olan Yunanistan ve İsrail Doğu Akdeniz’de Türkiye karşıtlığında birleştiler. Ortak projelerde bir araya geldiler. İsrail Suriye’de, Yunanistan da Ege’de Türkiye ile boy ölçüşemeyince Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin hak ve menfaatlerine alenen göz diken stratejik işbirliğine gittiler. Aydınlık, Yunan gazetesi Ekathimerini’ye dayandırdığı haberinde,&nbsp; Yunan yönetiminin, İsrail-Güney Kıbrıs-Yunanistan arasında kurulması planlanan ve Türkiye ile Libya arasında imzalanan Deniz Yetki Alanı Sınırlandırma Anlaşmasıyla kesişen bölgede su altı elektrik kablosu projesini yeniden başlatmaya karar verdiğini yazdı. İsrail de donanmasıyla koruyacakmış. Fransa ise bölgede İsrail-Yunanistan projesi için ihtiyatlı bir donanma varlığı bulundurmayı kabul etmiş. İsrail saldırganlığı, fundamentalist (köktendinci) ve ırkçıdır. Batı Asya için ABD güdümlü stratejik bir istikrarsızlaştırma (destabilizasyon) unsurudur. Lübnan ve Suriye’de barış, istikrar ve refah bakımından Türkiye öncülüğündeki gelişmeler bu değerlerin düşmanı olan, istikrarsızlıktan beslenen İsrail’i ruhen rahatsız etmektedir.</p>



<p>İsrail’in, Güneyde Dürziler, sahillerde Aleviler, Türkiye-Suriye sınırında Kürtler, kuzey Halep ve Lazkiye’de Türkmenler ve Orta Suriye’de İsmaillilerden oluşan özerk bölgeler talebi, Suriye’ye gömülmesine sebep olabilir.</p>



<p>Bütün bu gelişmeler ve olgular, İngiliz Muhipler Cemiyeti üyelerini ya da Wilson ilkeleri peşinde koşan Amerikan mandacılarını aratmayan başta Özgür Özel olmak üzere bizim Batıcı mandacılarımızın kulağına küpe olsun!</p>



<p><strong><em>İSRAİL’DEN TÜRKİYE’YE MESAJ BOMBARDIMANI</em></strong></p>



<p>İsrail’i gurk tavuk gibi kabartan gelişmeler Türkiye’nin Suriye ile işbirliği çabalarıdır. Türkiye bu işbirliğini Ürdün, Irak ve Lübnan’ı da kapsayacak şekilde genişletme çalışmaları da yapmaktadır. İşte İsrail’i kudurtan ve Türkiye’yi baş tehlike saydırtan etken bu gelişmedir.</p>



<p>Suriye’nin orta yerinde bulunan ve Türkiye’ye askeri üs kurması için verileceği söylenen T-4 Hava Üssü son iki haftada İsrail tarafından üç kez vuruldu.</p>



<p>İsrail, Türkiye’nin İHA/SİHA ve hava savunma sistemleri konuşlandıracağı ifade edilen T-4 üssüyle birlikte beş noktayı da vurdu. Jerusalem Post gazetesine konuşan bir İsrailli yetkili, saldırının <strong><em>“Türkiye’ye üs kurmayın!”</em></strong> uyarısı olduğunu doğruladı.</p>



<p>DIŞİŞLERİ Bakanı Gideon Saar <strong><em>“Ankara, kendi himayesinde bir yönetim için her şeyi yapıyor, yalnızca Suriye’de değil Lübnan’da da olumsuz rol oynuyor.”</em></strong> dedi. Basındaki bir analizde ise <strong><em>“Erdoğan’ın Türkiye’si artık ruhen NATO müttefiki değil. İslamcı haydut bir devlet.” </em></strong>denildi.</p>



<p><strong><em>KÖKTENDİNCİ VE IRKÇI İSRAİL, BÖLGEMİZİN GÜVENLİĞİ İÇİN EN BÜYÜK TEHDİT</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/israil-filistin-haritasi.png" alt="" class="wp-image-42709" width="644" height="1729" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/israil-filistin-haritasi.png 209w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/04/israil-filistin-haritasi-112x300.png 112w" sizes="auto, (max-width: 644px) 100vw, 644px" /></figure>



<p>Son zamanlarda üstüste İsrailli bakanların Türkiye’yi hedef alan açıklamalarına bizim Dışişleri Bakanlığı’ndan da bir açıklama geldi. Yapılan yazılı açıklamada, <strong><em>“Bölge ülkelerinin toprak bütünlüğüne ve milli birliğine kast eden saldırılarıyla İsrail, bölgemizin güvenliği için en büyük tehdit haline gelmiştir.” </em></strong>denildi.</p>



<p>İşgal ettiği topraklardan çekilmesi gerektiği belirtilen açıklamada, İsrailli bakanların ifadelerinin ülkemize yönelik provokatif açıklamalar olduğu, <strong><em>“içinde bulundukları ruh halini”</em></strong> yansıttığı, köktendinci ve ırkçı İsrail hükümetlerinin saldırgan ve yayılmacı politikalarını yansıttığı ifade edildi.&nbsp;</p>



<p>İçişleri Bakanlığı açıklamasının devamında şu ifadelere yer verildi:</p>



<p><strong><em>“İsrailli Bakanların, Türkiye’yi hedef alarak, Gazze’de işledikleri soykırımı, Filistin halkına karşı sürdürülen topyekûn savaşı, yerleşimci terörünü, Batı Şeria’yı ilhak niyetini, Suriye ve Lübnan’a saldırılarının arkasındaki yayılmacı emellerini gizlemeleri mümkün değildir.”</em></strong></p>



<p><strong><em>“Bölge ülkelerinin toprak bütünlüğüne ve milli birliğine kast eden saldırılarıyla İsrail, bölgemizin güvenliği için en büyük tehdit haline gelmiştir. İsrail bölgede stratejik destabilizatör olarak hem kargaşaya neden olmakta hem terörü beslemektedir.</em></strong></p>



<p><strong><em>“Dolayısıyla, tüm bölgede güvenliğin tesisi için İsrail öncelikle yayılmacı politikalarından vazgeçmeli, işgal ettiği topraklardan çekilmeli, Suriye’de istikrarın tesisine yönelik çabaları baltalamayı bırakmalıdır.</em></strong></p>



<p><strong><em>“Uluslararası toplumun İsrail’in giderek artan fütursuz saldırganlığına engel olunması bağlamındaki sorumluluğunu üstlenmesi önem taşımaktadır.”</em></strong></p>



<p><strong><em>YAKLAŞAN SAVAŞ TEHLİKESİ KARŞISINDA</em></strong></p>



<p><strong><em>SAĞLAM TUTULMASI ZORUNLU İÇ CEPHEDE DURUM NE?</em></strong></p>



<p>Bugünlerde tarihte örnekleri çok olan stratejik tehlikeyi Türkiye de yaşamaktadır. Timur tehdidi yükselirken Yıldırım Bayezid’in muhtemel ittifak potansiyellerini kısa vadeli çıkarlar için parçalaması gibi, Baycu Noyan kumandasındaki Moğol ordusu yaklaşırken ardardına hatalı kararlar veren ve ittifak imkânları sağlayan çevre askeri ve siyasi kuvvetlerine karşı saldırgan politikalar uygulayan Selçuklu hükümdarı II. Gıyaseddin Keyhüsrev gibi, siyasi iktidar yaklaşan İsrail tehdidine karşı uygun hareket ediyor mu?</p>



<p>Ekonomide neoliberal uygulamalar halkın soluğunu kesiyor.</p>



<p>Muhalefetin <strong><em>“demokrasi”</em></strong> ve <strong><em>“hürriyet”</em></strong> aradığı Londra ve New York’tan sıcak para dileniyor. Türkiye, aslında <strong><em>“kaynar para”</em></strong> olan sıcak paraya esir edilmiş durumda. Yapılan itirazlar karşısındaki salladıkları <strong><em>“paramızı çekeriz, ekonominizi çökertiriz”</em></strong> tehditlerini, İBB’deki yolsuzluk olaylarında uygulamaya soktular. Olan MB’nın birkaç yıldır biriktirdiği rezervlerine oldu; 29 milyar dolar yurt dışına uçup gitti.</p>



<p><strong><em>“ASLOLAN İÇ CEPHEDİR”</em></strong></p>



<p>Büyük Atatürk’ün dediği gibi, <strong><em>“Asıl olan iç cephedir. Bu, bütün milletin oluşturduğu cephedir. Dış cephe, ordunun düşman karşısındaki silahlı cephesidir. Bu cephe mağlûp olabilir; fakat bir memleketi yok edemez. Memleketi temelinden yıkan iç cephenin çökmesidir.”</em></strong></p>



<p>Ama biz ne yapıyoruz ufukta yakıcı tehdit hızla üzerimize gelirken?</p>



<p>İç cephe darmaduman…</p>



<p>İşi gücü bıraktılar, esas tehlikeyi unuttular; siyasi iktidarla muhalefet İBB üzerinden birbirlerinin boğazına sarıldı. Üç yıl sonraki seçim üzerinden halkı tef gibi gerdiler. Sorumsuzca Türkiye’yi provokasyona, turuncu kalkışmalara hazır hale getirdiler.</p>



<hr class="wp-block-separator"/>



<p class="has-text-align-center" style="font-size:28px"><strong><em><span style="background-color:#cf2e2e" class="tadv-background-color"><span style="color:#ffffff" class="tadv-color">İsrail iyice azıttı h</span></span><span style="color:#ffffff" class="tadv-color"><span style="background-color:#cf2e2e" class="tadv-background-color">edefinde Türkiye var</span></span></em></strong> </p>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-9d6595d7 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p class="has-medium-font-size"><strong><em>İsmet Özçelik</em></strong></p>



<p class="has-small-font-size">Esad düştükten sonra İsrail cesaretlendi.</p>



<p class="has-small-font-size">Suriye’de iyice pervasızlaştı.</p>



<p class="has-small-font-size">Sürekli bombalıyor.</p>



<p class="has-small-font-size">Hedefinde Türkiye de var.</p>



<p class="has-small-font-size">Abarttığımı düşünmeyin.</p>



<p class="has-small-font-size">Her şey çok açık.</p>



<p class="has-small-font-size">Nasıl mı? Anlatalım:</p>



<p class="has-small-font-size"><strong><em>MÜSTAKBEL TÜRK ÜSSÜ</em></strong></p>



<p class="has-small-font-size">Türkiye Suriye’de yeni adımlar attı.</p>



<p class="has-small-font-size">Yönetimle temasa geçti.</p>



<p class="has-small-font-size">Palmira’da bir üs kurmak için anlaştı.</p>



<p class="has-small-font-size">Olay yabancı ajanslarca dünyaya duyuruldu.</p>



<p class="has-small-font-size">T4 Askeri Üssü (Tiyas) Türkiye’ye verilecek.</p>



<p class="has-small-font-size">İsrail rahatsız oldu.</p>



<p class="has-small-font-size">Fiilen engelleme çabasına girdi.</p>



<p class="has-small-font-size">19 Mart’tan beri üç kez vurdu.</p>



<p class="has-small-font-size">Üssü kullanılamaz hale getirdi.</p>



<p class="has-small-font-size"><strong><em>ERDOĞAN’A MESAJ</em></strong></p>



<p class="has-small-font-size">Saldırılar sonrası yapılan açıklamalar…</p>



<p class="has-small-font-size">İsrail Savunma Bakanı Katz.</p>



<p class="has-small-font-size">Yeni Suriye yönetimini tehdit etti:</p>



<p class="has-small-font-size">“Düşman güçlerin Suriye&#8217;ye girmesine izin verirseniz, ağır bedel ödersiniz.”</p>



<p class="has-small-font-size">İsrail Ordu Radyosu:</p>



<p class="has-small-font-size">“Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan&#8217;a bir uyarı” dedi.</p>



<p class="has-small-font-size">Hatta bunu “birinci amaç” olarak duyurdu.</p>



<p class="has-small-font-size">Devlete yakın diğer yayın organları…</p>



<p class="has-small-font-size">Onlar da aynı şeyleri tekrarladılar:</p>



<p class="has-small-font-size">“Ankara ve Erdoğan&#8217;a mesaj veriyoruz.</p>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p class="has-small-font-size">Suriye&#8217;de askeri üs kurmayın.</p>



<p class="has-small-font-size">İsrail faaliyetlerine müdahale etmeyin.”</p>



<p class="has-small-font-size"><strong><em>GEREKÇELERİ</em></strong></p>



<p class="has-small-font-size">Gerekçelerini de şöyle açıkladılar:</p>



<p class="has-small-font-size">“Türk üssü potansiyel tehdit. Üssün Türk hakimiyetine girmesi İsrail&#8217;in hava etkinliğini kısıtlayacak. Üs Türkiye&#8217;ye geçerse, Türk hava savunma sistemleri ve İHA’larının varlığı, İsrail’in bölgeye hava saldırısı düzenlemesini engelleyecek.”</p>



<p class="has-small-font-size">Askeri bir yetkili de şunları söyledi:</p>



<p class="has-small-font-size">“T4 Askeri Üssü’nü hedef alarak bir mesaj gönderdik: Havada operasyonel özgürlüğümüze yönelik hiçbir tehdide izin vermeyeceğiz.”</p>



<p class="has-small-font-size"><strong><em>ÇATIŞMA KAÇINILMAZ</em></strong></p>



<p class="has-small-font-size">İsrail’de peş peşe toplantılar yapılıyor.</p>



<p class="has-small-font-size">Bu toplantıların bazılarına ABD de katıldı.</p>



<p class="has-small-font-size">ABD Merkez Kuvvetler (CENTCOM) Komutanı Michael Erik Kurilla ve İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ve üst düzey komutanların katıldığı toplantı 10 saat sürdü.</p>



<p class="has-small-font-size">Türkiye’nin T4’ü almasının engellenmesi…</p>



<p class="has-small-font-size">Bunun için alınacak önlemler konuşuluyor.</p>



<p class="has-small-font-size">Netanyahu bu süreci bizzat yönetiyor.</p>



<p class="has-small-font-size">Bu hafta yine Amerika’da olacak.</p>



<p class="has-small-font-size">Trump’la bu konuyu da ele alacaklar.</p>



<p class="has-small-font-size">ABD-İsrail ortak planları devrede.</p>



<p class="has-small-font-size">Bu arada ABD de boş durmuyor.</p>



<p class="has-small-font-size">PKK/PYD’ye silah sevkiyatı sürüyor.</p>



<p class="has-small-font-size">Önceki gün 52 araçlık bir konvoy bölgeye geldi.</p>



<p class="has-small-font-size"><strong><em>DOĞU AKDENİZ’E YIĞINAK</em></strong></p>



<p class="has-small-font-size">Eş zamanlı olarak başka gelişmeler de var.</p>



<p class="has-small-font-size">ABD bölgemize yığınağını artırdı.</p>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p class="has-small-font-size">Kritik merkezlerden biri Diego Garcia.</p>



<p class="has-small-font-size">B-52’lerin görüntüleri sızdırıldı.</p>



<p class="has-small-font-size">Ortadoğu’daki diğer üsleri…</p>



<p class="has-small-font-size">Saldırı amaçlı faaliyetler…</p>



<p class="has-small-font-size">B-52’ler, B-2’ler, A-10’lar, F-15E’ler, F-35’ler…</p>



<p class="has-small-font-size">Sadece buralar değil.</p>



<p class="has-small-font-size">Doğu Akdeniz de hareketli.</p>



<p class="has-small-font-size">GKRY’ye getirilen silahlar…</p>



<p class="has-small-font-size">Bölgede KKTC’yi hedef alan tatbikatlar…</p>



<p class="has-small-font-size">Yunanistan’daki üslere takviyeler…</p>



<p class="has-small-font-size">Hedef İran gibi sunuluyor.</p>



<p class="has-small-font-size">Ama hedeflerden biri de Türkiye.</p>



<p class="has-small-font-size"><strong><em>TÜRKİYE’DEKİ GELİŞMELER</em></strong></p>



<p class="has-small-font-size">Türkiye zor bir dönemden geçiyor.</p>



<p class="has-small-font-size">Ekonomik kriz en büyük sorun.</p>



<p class="has-small-font-size">Sıcak para ile günü kurtarma çabaları…</p>



<p class="has-small-font-size">ABD ve Batı ise her şeyin farkında.</p>



<p class="has-small-font-size">Türkiye’nin sıkışmışlığını kullanıyorlar.</p>



<p class="has-small-font-size">Buna rağmen ABD’den umut bekleyenler var.</p>



<p class="has-small-font-size">Çaresizlik hat safhada.</p>



<p class="has-small-font-size">Kontrolsüz, hesapsız kitapsız hamleler…</p>



<p class="has-small-font-size">Amerikancı kanat durmuyor.</p>



<p class="has-small-font-size">Rusya, Çin, İran düşmanlığını körüklüyor.</p>



<p class="has-small-font-size">Muhalefetin hali evlere şenlik.</p>



<p class="has-small-font-size">NATO’ya bağlılık, Batı’ya biat ediyor.</p>



<p class="has-small-font-size">İngiltere’den yardım dileniyor.</p>



<p class="has-small-font-size">Türkiye’de son dönemde yaşananlar.</p>



<p class="has-small-font-size">Bütün bu gelişmelerden bağımsız düşünülemez.</p>



<p class="has-small-font-size">Pusuda bekleyenler tetikte.</p>



<p class="has-small-font-size">Herkesin çok dikkatli olması gereken bir dönem.</p>
</div>
</div>



<div style="height:13px" aria-hidden="true" class="wp-block-spacer"></div>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/anneler-gunu-suslu-paketlerin-ardindaki-gercek/">Anneler Günü: Süslü paketlerin ardındaki gerçek</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/antalya-ckd-ureten-kadinlar-etkinliginde/">Antalya CKD, Üreten Kadınlar etkinliğinde</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/ckd-antalyadan-anneler-gunu-etkinliginde-iranli-ve-filistinli-kadinlara-selam-gonderildi/">CKD Antalya’dan, Anneler Günü etkinliğinde İranlı ve Filistinli kadınlara selam gönderildi</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/selenga-deneme-emekli-yazilari12/">Selenga/DENEME-Emekli yazıları12</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/soz-ustasi-huseyin-haydar/">&#8220;Söz ustası&#8221; Hüseyin Haydar</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:400px" aria-label="“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI gömüsü. gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-31523d8f-9359-4021-89fe-9563277d0640" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-31523d8f-9359-4021-89fe-9563277d0640">İndir</a></div>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/deneme-asil-tehlike-abd-gudumlu-israilden-geliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DENEME- Suriye meselesi- Suriye’de gerçekte ne oldu?</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/deneme-suriye-meselesi-suriyede-gercekte-ne-oldu/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/deneme-suriye-meselesi-suriyede-gercekte-ne-oldu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Feb 2025 17:49:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başyazı]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ötüken]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Sürmanşet]]></category>
		<category><![CDATA[HTŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Milli güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[PKK-PYD]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=42162</guid>

					<description><![CDATA[Dün Irak, bugün Suriye… Yıllardır Filistin, yıllardır İran… Ne oluyor Ortadoğu’ya ya da Batı Asya’ya? Bu bölgenin jeopolitiği bu derece fay hatlarıyla mı döşeli? Yoksa jeopolitiği dürten dış etkenler mi var? Öncelikle şunu saptamamız lazım: Ortadoğu ülkeleri sosyo-ekonomik ve toplumsal [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Dün Irak, bugün Suriye…</p>



<p>Yıllardır Filistin, yıllardır İran…</p>



<p>Ne oluyor Ortadoğu’ya ya da Batı Asya’ya?</p>



<p>Bu bölgenin jeopolitiği bu derece fay hatlarıyla mı döşeli?</p>



<p>Yoksa jeopolitiği dürten dış etkenler mi var?</p>



<p>Öncelikle şunu saptamamız lazım: Ortadoğu ülkeleri sosyo-ekonomik ve toplumsal gelişme düzeyleri bakımından oldukça geri aşamalarda bulunmakta, sanayileşmeleri ilerlememiş, dolayısıyla köklü bir aydınlanma sürecinden geçerek milletleşmelerini tamamlayamamışlardır.</p>



<p>Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Türk toprakları paylaşılırken Ortadoğu’ya fay hatları dikkate alınarak cetvelle haritalar çizilmiş, çeşitli milletler emperyalizmin güdümünde bağımsızlıklar kazanmıştır.</p>



<p>Sadece bir millet, Türk milleti kendine çizilen sınırları kabul etmemiş; tarihin derinliklerinde kaybolan geçmişindeki dünya tarihine yön vermiş imparatorluklar ve insanlık tarihini etkilemiş büyük devletler mimarisi tecrübesine layık olarak kendi sınırlarını kanıyla ve canıyla kendisi çizmiştir.</p>



<p>Asya&#8217;nın en batıdaki bölgesi, Anadolu ve Arap Yarımadası, İran, Mezopotamya, Levant bölgesi, Kıbrıs adası, Sina Yarımadası ve Transkafkasya&#8217;yı (kısmen) kapsayan, Süveyş Kanalı ile Afrika&#8217;dan, Türk Boğazlarıyla Avrupa’dan ve Büyük Kafkas Dağlarıyla Asya&#8217;dan ayrılan Batı Asya ülkeleri sürekli kargaşalık, anarşi ve kaos içinde çalkalanmaktadır. Birindeki kargaşa bitmeden diğeri başlamakta, bütün dinlerin ortaya çıktı bölge sanki Tanrının lanetine uğramış gibi bir türlü durulamamaktadır.</p>



<p><strong><em>ESAD DÖNEMİ İÇ SAVAŞ ŞARTLARINDAKİ YEREL İKTİDAR ODAKLARI</em></strong></p>



<p>Esad dönemi iç savaşın sürdüğü yıllarda İdlib&#8217;de ABD-İsrail güdümünde HTŞ Hükümeti hakimdi. Suriye&#8217;nin kuzey ve kuzeydoğusunu gene ABD-İsrail güdümünde PKK/YPG yönetiyordu. Türk ordusunun bulunduğu bölgede Türkiye himayesinde Özgür (Milli) Suriye Ordusu (ÖSO -MSO) hükûmeti görev yapıyordu. ÖSO Türkmen Hükûmeti Gaziantep&#8217;te konuşlanmış, bölgesini oradan yönetiyordu. Bir de Şam&#8217;da Esad Hükûmeti bulunuyordu.</p>



<p>13 yıllık yıkıcı bir emperyalist saldırı sonucunda, Suriye Arap Cumhuriyeti ve Beşar Esad yönetimi, İdlib vilayetinde şeriat hukukunun sert bir yorumuna dayanarak baskıcı bir rejim kuran, Cebhe Fetih el-Şam (eski adı el-Nusra Cephesi), Faslı, Çeçen, Rus ve Kafkas kökenli teröristlerden oluşan Ensaruddin Cephesi, el-Kaide, Liva El-Hak ve Nureddin Zengi Hareketi gruplarının birleşmesi sonucu kurulan Ceyşu&#8217;s-Sünne gruplarının birleşmesi sonucu ortaya çıkan ve önderliğini Ebu Muhammed el-Colani kod adlı Ahmed el-Şara’nın yaptığı Heyet Tahrir Şam (Hey&#8217;etu Tahrîri&#8217;ş-Şâm- Şam Kurtuluş Heyeti -HTŞ) tarafından devrildi. “El Kaide’den doğma, DEAŞ’tan olma, El-Nusra’dan türeme, HTŞ lakaplı ve takım elbiseli kravatlı Ahmet Hüseyin Şara el-Colani”&nbsp; 8Mehmet Yuva) Esad’ın sarayına oturtuldu.</p>



<p>Bir hükümeti paramiliter bir milis kuvveti devirdi.</p>



<p>Bunu nasıl açıklamalı?</p>



<p>Dış görünüş itibariyle düzenli bir silahlı kuvvet (ordu) karşısında başıbozuk teröristlerden oluşan paramiliter bir oluşum karşısında nasıl oluyor da dağılıp yıkılabiliyor? Bunu anlayabilmek için tarihsel süreci incelemek gerekmektedir.</p>



<p>2005-2009 arası dönemde ABD Dışişleri Bakanı olan özümlenmiş melez Condoleezza Rice, 7 Ağustos 2003 tarihinde Ulusal Güvenlik Danışmanı iken <strong><em><a href="https://www.tv5.com.tr/abdnin-buyuk-orta-dogu-projesi-22-ulkenin-sinirlari-degistirilmek-isteniyor" target="_blank" aria-label="Washington Post’ (opens in a new tab)" rel="noreferrer noopener" class="ek-link"><span style="color:#709df0" class="tadv-color">Washington Post</span></a><span style="color:#0693e3" class="tadv-color"><a href="https://www.tv5.com.tr/abdnin-buyuk-orta-dogu-projesi-22-ulkenin-sinirlari-degistirilmek-isteniyor" target="_blank" aria-label="Washington Post’ (opens in a new tab)" rel="noreferrer noopener" class="ek-link">’</a></span></em></strong>ta,<strong><em> &#8220;Ortadoğu&#8217;da Türkiye de dahil 22 ülkenin sınırları değişecek”</em></strong> diyordu. Bu projeye ABD’nin Büyük Orta Doğu Projesi (BOP) ya da Genişletilmiş Orta Doğu ve Kuzey Afrika Projesi (GODKA) denmişti.</p>



<p>Bu projenin uygulamaya sokulma sürecine baktığımızda bugün adım adım Türkiye’nin kapısına dayandıklarını görürüz.</p>



<p>Bu afaki bir iddia, hayal mahsulü bir saçma görüş değil, tarih bilincine dayandırılmış gerçekçi bir saptamadır.</p>



<p>Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan 1 Ekim 2024 tarihinde, Meclis&#8217;in yeni dönem açılış konuşmasında, İsrail Lübnan’a saldırdığı zaman, sonraki hedefin Suriye ve arkasından da Türkiye olduğunu öngörmüştü. Bu öngörü kısa sürede doğrulandı. Şimdi İsrail, güdümündeki PKK/PYD kukla devletçiğiyle Türkiye’nin sınırlarına dayanmış bulunuyor. Ama işte mezarda orada açılıyor. Türkiye ile doğrudan doğruya cephe cepheye gelmek ne Irak’la ne de Suriye’yle savaşmaya benzer.</p>



<p>Uygulama iç cepheyi çökertme faaliyetleriyle başlamaktadır.</p>



<p>Bölgemizde ABD, İsrail ve bu iki haydut devletin kuyrukçusu Batı ülkeleri önce Irak&#8217;ta, sonra Libya&#8217;da, şimdi de Esad’ın da büyük hatalarına, “tüm dinleri, mezhepleri ve etnik gruplarıyla Suriye halkının ezici çoğunluğu Esad yönetiminden, devletin tüm damarlarına sirayet etmiş rüşvet sarmalından, beşli çetesinden, savaşlardan, terörden ve ekonomik sefaletten bıkmıştı. Arkasında böyle bir Suriye’yi bırakarak Rusya’nın himayesine sığındı” (Mehmet Yuva) Suriye’de devletleri çökerttiler.&nbsp;</p>



<p><strong><em>IRAK BÖLÜNME ANAYASASI:</em></strong></p>



<p><strong><em>“TÜM KİMLİKLERİ İÇEREN RENKLİ IRAK ANAYASASI”</em></strong></p>



<p>Mart 2003’te ABD kitle imha silahları bahanesiyle Irak’ı işgal etti. Saddam yönetimi devrildi. Saddam asıldı. Kendi milli devletinin devletsizlikten yada yabancı devletten evladır anlayışını unutarak, Saddam zulmünden kurtuluyoruz coşkusuyla inanılmaz bir belanın kuyusuna düştüklerinden habersiz halk Saddam heykellerini yıktı. ABD’nin bombalarla getirdiği <strong><em>‘demokrasi’</em></strong>ye inandı. Milyonlarca Iraklı öldürüldü, yaralandı. Yüzbinlerce Müslüman kadına tecavüz edildi, insanlara yapılan işkenceler hafızalara kazındı. Ardından Irak resmen, anayasayla bölündü. Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi adıyla Kürdistan kuruldu. Petrol zengini Irak’ın ekonomisi çöktü. <strong><em>‘Tüm kimlikleri içeren renkli Irak anayasası’</em></strong> emperyalistlerin dışında hiç kimsenin derdine çare olmadı. Günümüzde 17 yıl sonra bile ülkenin birinci gündemi mezhep ve etnik ayrışmalar olarak yaşanmaktadır. Halk fakirliğin girdabında, ekonomi perişanlığın çıkmazında debelenip durmaktadır.</p>



<p>Irak’taki mevcut durumu, Irak işgalini yaşamış bir Iraklıdan dinleyerek aktaran deneyimli gazeteci İsmet Özçelik’ten okuyalım:</p>



<p><strong><em>SADDAM VİDEOLARI</em></strong></p>



<p><strong><em>“Irak’ta işler eskisinden kötü.</em></strong></p>



<p><strong><em>Hâlâ elektrik sıkıntısı var.</em></strong></p>



<p><strong><em>Tam anlamıyla kara düzen hâkim.</em></strong></p>



<p><strong><em>İhalelerde alınan komisyonlar…</em></strong></p>



<p><strong><em>Yüzde 50’lere dayandı.</em></strong></p>



<p><strong><em>Birileri çok zenginleşti.</em></strong></p>



<p><strong><em>Ama Irak halkı yoksullaştı.</em></strong></p>



<p><strong><em>Paralar körfez ülkeleri bankalarında.</em></strong></p>



<p><strong><em>Herkes Saddam’ı arar oldu.”</em></strong></p>



<p><strong><em>SURİYE SONRASI</em></strong></p>



<p><strong><em>“Suriye’de Esad yönetiminin yıkılışı…</em></strong></p>



<p><strong><em>Saddam’ın yıkılışını anımsatıyor.</em></strong></p>



<p><strong><em>İkisini de Amerika yıktı.</em></strong></p>



<p><strong><em>O gün sevinenler bugün üzüntülü.</em></strong></p>



<p><strong><em>Size durumu anlatan bir bilgi vereyim.</em></strong></p>



<p><strong><em>Bugün Irak’ta en çok paylaşılan video…</em></strong></p>



<p><strong><em>Saddam’ın mahkemedeki savunmaları.</em></strong></p>



<p><strong><em>Herkes hayranlıkla izliyor.</em></strong></p>



<p><strong><em>3 çocuğum var.</em></strong></p>



<p><strong><em>Yaşları 15, 18, 20.</em></strong></p>



<p><strong><em>Onlar Saddam dönemini yaşamadı.</em></strong></p>



<p><strong><em>Videoları izliyorlar.</em></strong></p>



<p><strong><em>Sürekli bana sorular yöneltiyorlar.</em></strong></p>



<p><strong><em>Ben de yıkılışını alkışlayanlardandım.</em></strong></p>



<p><strong><em>Cevap verirken utanıyorum.</em></strong></p>



<p>20 Ekim 2011’de de önce iç cephesi karıştırılan, çıkan iç savaş şartlarında Fransız, İngiliz emperyalist uçaklarınca bombalanan Libya’da Kaddafi devrildi. Linç edilerek öldürüldü.</p>



<p>Sonrasında ülke ikiye bölündü. Esas iç savaş Kaddafi’nin ölümünden sonra yaşandı. O gün bu gün Libya’da sular bir türlü durulmadı. Ve geleceği hala belirsizliğini korumaktadır.</p>



<p>Bu iki örnek bile Suriye’nin başına geleceklerin habercisiydi.</p>



<p>Özümlenmiş melez Rays’ın kehaneti işlemekteydi.</p>



<p>Emperyalizm, hiçbir ülkeye ve millete demokrasi, barış, hürriyet getirmez. Tam tersine emperyalist müdahale savaş, kaos, demokrasi ve hürriyetlerin ayaklar altına alındığı bir ortam demektir.</p>



<p>Yıllarca İran’la birlikte Filistin davasında İsrail aleyhtarı tutumlarından vazgeçmeyen Suriye, Batı Asya’da emperyalizmin ve onun jandarması İsrail Siyonizminin baş hedefi oldu. Her somut durumda kahraman Filistin halkının yanında yer aldı.</p>



<p>BOP’un özü Türkiye, Irak, İran ve Suriye’den toprak parçaları kopararak kukla Kürdistan adı altında 2. İsrail’i kurmaktır. Bu amaca ulaşmak için emperyalistler, Arap baharı fırtınasından yararlanarak Irak ve Libya’yı iç savaşlar çıkararak ya da bizzat işgal ederek parçaladı.</p>



<p>Irak’ın kuzeyinde kukla Kürdistan’ı kurdu. Bu arada bu bölgede güçten ve çaptan düşmüş olan PKK terör örgütüne alan açtı, olağanüstü kuvvetlenmesini sağladı.</p>



<p>Ancak Irak’ın ve Libya’nın bölünmesini müteakiben sıra Suriye’ye 2011 yılında geldi. ABD’nin yeni devlet başkanı Tramp’ın 2016 yılında Barak Obama ve Hileri Klintın&#8217;ın kurduğunu itiraf ettiği IŞİD ve benzeri on binlerce teröristi ülkeye sokarak iç savaş başlattığı, daha açıkçası saldırdığı Suriye’de 13 yıl ülkenin altını üstüne getirdi. En verimli toprakların ve petrolün bulunduğu kuzeyinde ve doğu bölgesinde PKK-YPG terör örgütüne on binlerce TIR silah ve mühimmatla donatarak kukla bir terör devleti kurdurma çabası içine girdi.</p>



<p><strong><em>MEHMET YUVA’NIN TASVİR ETTİĞİ ZAMAN TÜNELİ</em></strong></p>



<p>Zaman tüneline girip şöyle geçmişe doğru bir sörf yapıldığında ilginç ve birbirini izleyen birbirini tetikleyen olaylar zinciriyle karşılaşılıyor.</p>



<p><strong><em>2003:</em></strong> Irak’a Amerikan saldırısı ve işgali…</p>



<p><strong><em>2004:</em></strong> Suriye -Kamışlı isyan denemesi…</p>



<p><strong><em>2004:</em></strong> Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün, <strong><em>“BOP’ta görev üstlendik. ABD ile iki sayfa dokuz maddelik bir gizli anlaşma imzaladım” </em></strong>itirafı…</p>



<p><strong><em>2004:</em></strong> Gül’ün, <strong><em>“Suriye’de çok önemli gelişmeler olacak ama her şeyi kamuoyu ile paylaşamayız”</em></strong> ifadesi…</p>



<p>Başbakan Erdoğan’ın, <strong><em>“Büyük Orta Doğu Projesi&#8217;nde Diyarbakır yıldız olacak”</em></strong> açıklaması…</p>



<p>Lübnan Başbakanı Refik Hariri’nin öldürülmesi ve suçun Esad’a yüklenmesi…</p>



<p><strong><em>2005-2006:</em></strong> Suriye ordusunun Lübnan’dan çıkmaya zorlanması…</p>



<p><strong><em>2006:</em></strong> İsrail’in Lübnan Hizbullah’ına saldırması ve Güney Lübnan’ı işgale kalkışması; hayatında ilk defa yenilginin tadına varması…</p>



<p><strong><em>2008 -2009:</em></strong> Filistin İntifadaları ve İsrail’in Filistin katliamları…</p>



<p><strong><em>2010:</em></strong> Büyük Ortadoğu Projesi (BOP’un) başlaması ve kanlı Arap baharı fırtınası…</p>



<p><strong><em>2011:</em></strong> Bütün bu gelişmelere İsrail, ABD, Türkiye, AB ve Körfez Arap devletlerinin saldırıları eklendi. <strong><em>“Demokrasi”, “insan hakları”, “siyasi reformlar”</em></strong> talep ediyorlardı.</p>



<p>Sürecin devamını, yazının tamamını kaleme alan ve Suriye’yi en iyi bilen şahsiyet olarak Şam Üniversitesi Öğretim Üyesi Mehmet Yuva şöyle sürdürmektedir:</p>



<p><strong><em>FRENİ PATLAK KAMYON</em></strong></p>



<p><strong><em>“Esad şaşkındı. Onu alkışlayanlar, pohpohlayanlar şimdi üzerine çullanmaya hazır sırtlan olmuştu. Muhalefetin haklı talepleri vardı. O taleplere Esad tam cevap verecekken ve muhalefetle sürekli görüşürken birden bu ilişkiler kesildi. İçerde ve dışarda birileri Suriye’de bir Suri-Suri çözüm istemiyordu. Dünya rejimini tanzim eden uluslararası tekelci holdingler enerjiye, suya, gıdaya ve ilaca mutlak hegemonya istiyorlardı. İsrail bir an önce önüne koyduğu Nil’den Fırat’a hedefine ulaşıp mutlu ve zengin bir büyük İsrail inşa etmek istiyordu. Geçmiş ve gelecek tarih onların keyfine göre yazılmalıydı. İnsan onların arzularına göre şekillenmeliydi. Tanrıları böyle istiyordu. Suriye’yi çevreleyen tüm ülkeler Suriye’ye savaş ilan eden örgütlerin yuvası olmuştu. Katar eski Başbakanı sadece Katar, Suriye Devleti ve ordusunun çökertilmesi için 137 milyar dolar harcadık demişti. 2012-2017 Suriye sahası kanlı savaşlar yaşadı. Silahlı muhalefet etnik ve mezhepçi söylem ve eylemlerinde vahşetin her türlüsünü yaptı. Suriye toplumunda devletin eseri olan korkutarak, işkence ederek, Muhaberat ile ürküterek, medya ile susturarak sindirilmiş olan topluma cesaret dopingi gerekiyordu. Polislerin, devlet memurlarının, askerlerin, Alevilerin binalardan canlı atıldığı, koyun gibi kesildiği, işkence edildiği görüntüler medyayı dolduruyordu. Buna mukabil asker ve polisin öldürdüğü veya yakaladıktan sonra işkence ettiği muhaliflerin videoları tedavüle sokuluyordu. Toplum freni patlak kamyon olmuştu.”</em></strong></p>



<p>Herkesin parmağı Suriye’nin içindeydi. Herkesin kendine göre çıkarları, hesapları, menzilleri vardı. Dünyanın dört bir köşesinden toplanıp ülkeye sokulmuş on binlerce azılı, vahşi terörist gruplar, ABD, Rusya, İran, Türkiye, İsrail bir şekilde Suriye toprağında yer almaktaydı. İran ve Rusya, Suriye ve Esad tarafına ağırlık koydular. Kuzeyde ABD-İsrail Siyonizminin ileri sürdüğü PKK-YPG kuvvetleri Irak kukla Kürt devletini Akdeniz’le buluşturmak ve 2. İsrail terör devletini inşa etmek amacıyla kantonlaşma sürecini başlatınca Türkiye ve Mehmetçik devreye girdi.</p>



<p>11 yıl direnen Esad ve Suriye Arap Cumhuriyeti en nihayetinde somut şartlar ve dolayısıyla çeşitli kuvvetlerin çıkarları ve hesapları değiştiği için pes etti ve İdlip’te habis bir ur gibi gelişip büyüyen, Cebhe Fetih el-Şam (eski adı el-Nusra Cephesi), Faslı, Çeçen, Rus ve Kafkas kökenli teröristlerden oluşan Ensaruddin Cephesi, el-Kaide, Liva El-Hak ve Nureddin Zengi Hareketi gruplarının birleşmesi sonucu kurulan Ceyşu&#8217;s-Sünne gruplarından müteşekkil Heyet Tahrir Şam (Hey&#8217;etu Tahrîri&#8217;ş-Şâm- Şam Kurtuluş Heyeti -HTŞ) tarafından devrildi.</p>



<p>ABD ve İsrail bir kere daha başarmışlardı.</p>



<p>Ancak Ortadoğu’da 22 ülkenin haritasının değiştirileceği iddiasıyla yayınlanan ve Dr. Doğu Perinçek’in ünlü saptamasıyla <strong><em>“gömülecekleri mezar”</em></strong> olan BOP haritasında son durağa geldikleri düşünülmektedir.</p>



<p><strong><em>“Yüzyılın Projesi”</em></strong> yeni bir devlet olarak düşünülmektedir.</p>



<p>Batı (ABD, İsrail ve Avrupa) asılıyor, özerk iktidarlarla parçalanmış federatif bir yapı dayatıyor.</p>



<p>Bu projede, Türkiye de hedef ülke durumunda. Çünkü özümlenmiş melez Rays’ın sınırları değişecek yirmi iki ülkenin içinde Türkiye’de bulunmaktadır. Bu BOP’un özüdür. 2011 yılında bir vuruşta yıkacaklarını sandıkları Suriye Arap Cumhuriyeti ve Esad bu projeyi 13 yıl direnerek rafa kaldırmıştı. 8 Aralık 2024 tarihinde Esad’ın da şahsi hataları yüzünden ordusunun silah bırakması ve direnmemesi nedeniyle yıkılması sonucu BOP birdenbire yeniden gündemin başına oturdu. Hedefte İran ve Türkiye vardır.&nbsp;&nbsp;</p>



<p>Biz ise Emevi Camisi’nde şükür namazı kılıyoruz.</p>



<p>İsrail, Esad’ın düşmesi ve Şam’ın HTŞ’ce ele geçirilmesinden beri Suriye’nin bütün stratejik ve askeri mevkilerini bombalıyor. Gümrük binaları, askeri istihbarat, araştırma merkezleri ve füze üretim tesisleri, kısacası Suriye devletinin bütün varı yoğu bombalamanın kurbanı oldu.</p>



<p>İsrail, kendisi için güvenlik meselesi olan, su ihtiyacının üçte birini sağladığı Şeria Nehri ve Şam’a 60 km uzaklıktaki bölgenin en yüksek mevkilerinden olan, çevrede stratejik üstünlük sağlanmasına yarayan Golan Tepeleri’ni toptan işgal etti. Siyonist terör devleti İsrail, 1973 Yom Kippur Savaşı’nı müteakiben Suriye ile akdettiği 5 Haziran 1974 Kuvvetlerin Çekilme Anlaşması’na göre işgal ettiği Suriye topraklarından çekilmeyi kabul etmişti. Şimdi Şam düştüğüne ve Esad da yıkıldığına göre anlaşmanın zemini ortadan kalkmıştı. İsrail’e göre haklı ve meşruydu Golan’ın işgali. İsrail burada durmadı tabii ki… İşgali derinleştirdi fırsat eline geçince. Sınırdaki tampon bölgeyi ele geçirdi. Bölgenin en yüksek mevkisi olan Hermon Dağı’nın zirvesine bayrağını dikti. Şam’a doğru ilerlemeyi sürdürdü. Bugün Şam’a 15 km yakınlıkta bulunmaktadır.&nbsp;&nbsp; &nbsp;</p>



<p>Bugün İsrail, Suriye’nin en yüksek dağı Cebel Şeyh’i (Hermon Dağı’nı), Golan Tepeleri’ni ve Kuneytra’yı işgal altına almış, ülkede yeni bir iktidar odağı haline gelmiştir. Güneyden bir kuşak halinde ilerleyerek PKK/YPG ile buluşmanın, böylece 2. İsrail’in Akdeniz’le buluşmasını sağlamanın ön hazırlıklarını yapmaktadır.</p>



<p>Biz ise Emevi Camisi’nde ikindi namazını kılmayı sürdürüyoruz.</p>



<p><strong><em>SURİYE ARTIK TÜRKİYE’NİN</em></strong></p>



<p><strong><em>GÜVENLİĞİNİN VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜN ÖN CEPHESİDİR</em></strong></p>



<p>Şam’da, Cebel Şeyh’de, Golan Tepeleri’nde, Kuneytra’da, Humus-Hama-Halep ve Lazkiye’de cereyan eden olaylar artık şimdi bizim için, Türkiye için iç cephe olayları haline geldi. Önceden <strong><em>‘Türkiye’nin güvenliği Suriye’den başlar’</em></strong> diyorduk. <strong><em>‘Suriye’nin toprak bütünlüğü Türkiye’nin toprak bütünlüğüdür’ </em></strong>diyorduk. İçinde bulunduğumuz coğrafyada denklem böyle kurulmuş. İran, Irak, Suriye ve Türkiye’nin milli güvenlikleri, toprak bütünlükleri arasında diyalektik bir bağ vardır. Ve Esad düştükten, Şam’a ABD, İsrail ve HTŞ hâkim olduktan sonra Suriye, artık Türkiye’nin güvenliğinin, toprak bütünlüğünün ön cephesi haline dönüşmüştür.</p>



<p><strong><em>BİDEN VE NETANYAHU</em></strong></p>



<p><strong><em>SURİYE’Yİ BÖLDÜKLERİNİ İLAN ETTİLER</em></strong></p>



<p>HTŞ silahlı kuvvetlerinin Şam’a girmesinden hemen sonra ABD Başkanı Biden ve İsrail Başbakanı Netanyahu, Esat yönetimini devirme ve Suriye’yi bölme harekâtını kendilerinin yönettiğini bütün dünyaya ilan ettiler.</p>



<p>Daha önemlisi, İsrail Ordusu Suriye topraklarına girdi ve hükümetsiz ve ordusuz bırakılan Suriye’nin bütün askerî tesislerini imha etti. ABD filoları ise, Suriye’de 75 ayrı yeri bombaladı ve <strong><em>“Kara Kuvvetim”</em></strong> dediği PKK/PYD teröristlerini korumayı sürdürdü ve önlerini açmaya devam etti.</p>



<p><strong><em>ABD’NİN STRATEJİK HEDEFİ KUKLA KÜRDİSTAN ADI ALTINDA 2. İSRAİL’İ KURMAKTIR</em></strong></p>



<p>Şam’da yönetim, artık terör örgütü HTŞ’nin elindedir. İdlib’in Başbakanı Muhammet El Beşir, Şam’da başbakan koltuğuna oturtuldu.</p>



<p>İsrail askeri, Suriye topraklarına girerken, HTŞ silahlı kuvvetleri İsrail’le çatışma istemediklerini açıkladı. HTŞ’nin siyasi iktidarda yerleşmesini müteakiben Türkiye’ye sırtını döneceği somut bir gerçeklik olarak karşımıza çıkacaktır. Çünkü HTŞ, Ankara’nın denetiminde değildir. ABD ve İsrail’in, İngiltere’nin piyonudur ve onların emrinden çıkamaz. ABD ve İsrail’in stratejik hedefi ise tıpkı Irak’ta olduğu gibi federe veya özerk kukla Kürdistan adı altında 2. İsrail devletinin kurmaktır. ABD silahlı kuvvetleri Suriye’de PKK-PYD’yi koruma görevindedir. 2011 yılından beri 13 yıldır bu hedefine ulaşmak için faaliyet gösterdi. Sonunda Suriye’yi böldü. Suriye’nin kuzey doğusunda PKK-PYD devletçiğini kurmaya başladı. Bundan sonra ise hedefi Diyarbakır’dır. Zamanında ilan edilmişti, <strong><em>“Diyarbakır, BOP’un yıldızı olacak”</em></strong> diye! Laik Cumhuriyet kültürüyle yetişmiş, askeri, toplumsal, kültürel ve örgütsel bakımdan gelişmiş <strong><em>“Türkiye Kürtleri”</em></strong> olmaksızın aşiret reisi zihniyetli Barzani’lerle, feodal zihniyetli Müslim’lerle <strong><em>“Kürdistan”</em></strong> kurulmaz! Ancak ABD aparatı PKK ile kalıcı olabilir ve sevk ve idare edilemez PYD devletçiği.&nbsp;&nbsp;</p>



<p><strong><em>KUZEY IRAK’TAKİ GİB SURİYE’DE KÜRT DEVLETÇİĞİNİN</em></strong></p>



<p><strong><em>KURULMASINA GÖZ YUMMAK TÜRKİYE İÇİN STRATEJİK HATA, İNTİHAR DEMEKTİR</em></strong></p>



<p>Türkiye, PKK-YPG’yi HTŞ’ye havale eden politikaları hayati hatalardır. ABD-İsrail güdümündeki HTŞ PKK-YPG’ye yol verir politikalar izlemektedir. Türkiye, tıpkı Fırat kalkanı, Barış Pınarı gibi harekete geçmeli ve PKK-YPG’yi silip süpürmelidir.</p>



<p>Suriye’de âdemimerkeziyetçi politikalar, özerklik ve federasyon Amerikancı ve Siyonist politikalardır. Bu politikaların uygulama süreci içinde <strong><em>“Türkmeneli”</em></strong> gibi öneriler, Türkiye’ye uzatılan yem niteliğindedir; tuzaktır. Aynı uygulamalar Irak’ta da sahneye kondu. Sonuç, Irak’ın bölünmesi ve kukla Kürt Federe Yönetimi oldu.</p>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/anneler-gunu-suslu-paketlerin-ardindaki-gercek/">Anneler Günü: Süslü paketlerin ardındaki gerçek</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/antalya-ckd-ureten-kadinlar-etkinliginde/">Antalya CKD, Üreten Kadınlar etkinliğinde</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/ckd-antalyadan-anneler-gunu-etkinliginde-iranli-ve-filistinli-kadinlara-selam-gonderildi/">CKD Antalya’dan, Anneler Günü etkinliğinde İranlı ve Filistinli kadınlara selam gönderildi</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/selenga-deneme-emekli-yazilari12/">Selenga/DENEME-Emekli yazıları12</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/soz-ustasi-huseyin-haydar/">&#8220;Söz ustası&#8221; Hüseyin Haydar</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:400px" aria-label="“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI gömüsü. gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-7bc9b51a-942f-401c-a64f-a4245713aa51" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-7bc9b51a-942f-401c-a64f-a4245713aa51">İndir</a></div>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/deneme-suriye-meselesi-suriyede-gercekte-ne-oldu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Orta Asya’dan batıya (Maveraünnehir’e) kayan Türk tarihi</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/orta-asyadan-batiya-maveraunnehire-kayan-turk-tarihi/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/orta-asyadan-batiya-maveraunnehire-kayan-turk-tarihi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Mar 2024 19:28:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başyazı]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ötüken]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Sürmanşet]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Çayardı]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Özcan]]></category>
		<category><![CDATA[Horasan]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[Maveraünnehir]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Orta Asyası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=40208</guid>

					<description><![CDATA[(Türk Orta Çağı Maveraünnehir/Çay Ardı’nda/Anadolu&#8217;da Türkler)]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center has-white-color has-vivid-red-background-color has-text-color has-background has-large-font-size"><strong><em>(Türk Orta Çağı Maveraünnehir/Çay Ardı’nda/Anadolu&#8217;da Türkler)</em></strong></p>



<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/Orta-Asyadan-batiya-maveraune-kayan-Turk-tarihi-Turk-ortacagi.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:968px" aria-label="Orta Asyadan batıya-maveraüne kayan Türk tarihi-Türk ortaçağı gömüsü. gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-55e6d490-f23d-47dc-902a-8b6cdf596c77" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/Orta-Asyadan-batiya-maveraune-kayan-Turk-tarihi-Turk-ortacagi.pdf">Orta Asyadan batıya-maveraüne kayan Türk tarihi-Türk ortaçağı</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/Orta-Asyadan-batiya-maveraune-kayan-Turk-tarihi-Turk-ortacagi.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-55e6d490-f23d-47dc-902a-8b6cdf596c77">İndir</a></div>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/anneler-gunu-suslu-paketlerin-ardindaki-gercek/">Anneler Günü: Süslü paketlerin ardındaki gerçek</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/antalya-ckd-ureten-kadinlar-etkinliginde/">Antalya CKD, Üreten Kadınlar etkinliğinde</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/ckd-antalyadan-anneler-gunu-etkinliginde-iranli-ve-filistinli-kadinlara-selam-gonderildi/">CKD Antalya’dan, Anneler Günü etkinliğinde İranlı ve Filistinli kadınlara selam gönderildi</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/selenga-deneme-emekli-yazilari12/">Selenga/DENEME-Emekli yazıları12</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/soz-ustasi-huseyin-haydar/">&#8220;Söz ustası&#8221; Hüseyin Haydar</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/dunya-gencligi-19-mayista-istanbulda-toplanacak/">Dünya gençliği 19 Mayıs&#8217;ta İstanbul&#8217;da toplanacak</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/kisi-basina-dusen-tarim-arazisi-22-yilda-yuzde-32-azaldi/">“Kişi Başına Düşen Tarım Arazisi 22 Yılda Yüzde 32 Azaldı!”</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/ekonomik-buhran-ortasinda-coskulu-1-mayis-kutlamasi/">Ekonomik buhran ortasında coşkulu 1 Mayıs kutlaması</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:277px" aria-label="ata-eti-ite-otu gömüsü. gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-74441913-8edc-412a-a732-3c8e8703ff7c" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">ata-eti-ite-otu</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-74441913-8edc-412a-a732-3c8e8703ff7c">İndir</a></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/orta-asyadan-batiya-maveraunnehire-kayan-turk-tarihi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Macar halkı, Hunların torunlarıdır, yani soydaşımızdır</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/macar-halki-hunlarin-torunlaridir-yani-soydasimizdir-2/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/macar-halki-hunlarin-torunlaridir-yani-soydasimizdir-2/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Feb 2024 19:01:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başyazı]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ötüken]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Sürmanşet]]></category>
		<category><![CDATA[Akraba]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Özcan]]></category>
		<category><![CDATA[Hun]]></category>
		<category><![CDATA[Macarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Soydaş]]></category>
		<category><![CDATA[Türk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=40005</guid>

					<description><![CDATA[]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/02/Macarlarla-akrabaligimiz-uzerine.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:1200px" aria-label="Macarlarla akrabalığımız üzerine gömüsü. gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-df74e9e0-712d-4f10-8b10-b8c1e4492d21" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/02/Macarlarla-akrabaligimiz-uzerine.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">Macarlarla akrabalığımız üzerine</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/02/Macarlarla-akrabaligimiz-uzerine.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-df74e9e0-712d-4f10-8b10-b8c1e4492d21">İndir</a></div>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/anneler-gunu-suslu-paketlerin-ardindaki-gercek/">Anneler Günü: Süslü paketlerin ardındaki gerçek</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/antalya-ckd-ureten-kadinlar-etkinliginde/">Antalya CKD, Üreten Kadınlar etkinliğinde</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/ckd-antalyadan-anneler-gunu-etkinliginde-iranli-ve-filistinli-kadinlara-selam-gonderildi/">CKD Antalya’dan, Anneler Günü etkinliğinde İranlı ve Filistinli kadınlara selam gönderildi</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/selenga-deneme-emekli-yazilari12/">Selenga/DENEME-Emekli yazıları12</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/soz-ustasi-huseyin-haydar/">&#8220;Söz ustası&#8221; Hüseyin Haydar</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/dunya-gencligi-19-mayista-istanbulda-toplanacak/">Dünya gençliği 19 Mayıs&#8217;ta İstanbul&#8217;da toplanacak</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/kisi-basina-dusen-tarim-arazisi-22-yilda-yuzde-32-azaldi/">“Kişi Başına Düşen Tarım Arazisi 22 Yılda Yüzde 32 Azaldı!”</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/ekonomik-buhran-ortasinda-coskulu-1-mayis-kutlamasi/">Ekonomik buhran ortasında coşkulu 1 Mayıs kutlaması</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:365px" aria-label="ata-eti-ite-otu gömüsü. gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-f0c0b175-d91f-4413-a6ba-3ca82066aa57" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">ata-eti-ite-otu</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-f0c0b175-d91f-4413-a6ba-3ca82066aa57">İndir</a></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/macar-halki-hunlarin-torunlaridir-yani-soydasimizdir-2/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Macar halkı, Hunların torunlarıdır, yani soydaşımızdır</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/macar-halki-hunlarin-torunlaridir-yani-soydasimizdir/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/macar-halki-hunlarin-torunlaridir-yani-soydasimizdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Dec 2023 19:44:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başyazı]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ötüken]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Sürmanşet]]></category>
		<category><![CDATA[Avar]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Özcan]]></category>
		<category><![CDATA[Hun]]></category>
		<category><![CDATA[Macarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Soydaş]]></category>
		<category><![CDATA[Şyungnu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=39794</guid>

					<description><![CDATA[“Sizlerin (Türklerin/FÖ) Oğuz evlatlarınız biz Macarların Oğur evlatları diğer Türk halkları gibi eski devirlerde bütün dünyayı harekete getiren (…) (Orta Asya/ FÖ) medeniyet muhitinin aynı mümessilleriydiler. Anadolu’ya Türkler bin yıl önce değil, MÖ 2-3.000 yıl önce geldiler. Atlı Nomad (göçebe) [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p><strong><em>“Sizlerin (Türklerin/FÖ) Oğuz evlatlarınız biz Macarların Oğur evlatları diğer Türk halkları gibi eski devirlerde bütün dünyayı harekete getiren (…) (Orta Asya/ FÖ) medeniyet muhitinin aynı mümessilleriydiler. Anadolu’ya Türkler bin yıl önce değil, MÖ 2-3.000 yıl önce geldiler. Atlı Nomad (göçebe) kültürü olarak Anadolu’da büyük bir rol oynadılar. “Türk Tarih Kurumu Alacahöyük’te bunu teyit eden eserler de buldu.”</em></strong> (*1)</p>



<p>Ülkemizde onomalojinin (özel ad biliminin) temellerini atan, ömrünü Türk özel isimlerinin araştırılmasına adamış, Türk özel ad biliminin, özellikle kişi isimlerinin esaslarını ortaya koymuş, Macar Halkbilimci, Türkiye’de Hungaroloji Ana Bilim Dalı&#8217;nın kurucusu Macar Türkolog Laszlo Rasonyi (Laslo Raşonyi), 1 Mayıs 1937 yılında Ankara Üniversitesi’nde verdiği <strong><em>“Macarlar Arkeolojisinde Hunlar, Avarlar, Macarlar”</em></strong> konulu konferansın girişini böyle yapmıştı.</p>



<p><strong><em>MACARLAR, GUNLAR ÜZERİNDEN ŞYUNGNU KÖKENLİDİRLER</em></strong></p>



<p>16’ıncı yüzyılda Osmanlılarla Avrupa’da iktidar savaşlarına giren, ünlü Mohaç zaferiyle Kanuni’ye boyun eğerek bağımsız krallığı sona eren Macar halkı, ünlü Macar Türkoloğu Raşonyi’nin de belirtiği gibi <strong><em>(“Oğur evlatları”),</em></strong> bizlerin <strong><em>(“Oğuz evlarları”</em></strong>yla) “<strong><em>eski devirlerde bütün dünyayı harekete getiren medeniyet muhitinin aynı mümessilleri”</em></strong>ydi. Yani Macarlar, Oğuz kökenli Türkiye Türklerinin soydaşlarıdır; Hun Türkleri kökenlidirler.</p>



<p>Bilindiği gibi, Orta Asya’da kurulan ikinci büyük Türk devleti Hun devletidir.</p>



<p>Hunlardan Çin kaynakları aracılığı ile haberdar oluyoruz. Geçen yüzyılda bütün tarihçiler ve Türkologlar Orta Asya Türklüğü hakkında Çin kaynaklarına başvurdular. Çinlilerle ilişkileri olmasa Hun diye bir kavim ve devletten haberimiz olmayacaktı. Son zamanlarda Orta Asya’daki arkeolojik kazılarda elde edilen bulgularla bu bilgiler takviye edildi. Çin fonetiğinde Hunlar <em>Xiongnu-nu (Hyung-nu/Şyungnu</em>) şeklinde anılırlar.</p>



<p>Hunların geçmiş tarihleri, kökenlerinin nereye dayandığı konusunda gene Çin kaynaklarına başvurur bilim insanları. Çin kaynaklarına dayanan Grumm-Grijimaylo’ya göre, bozkırlarda, Gobi çölünün güney uçlarında, kuzey steplerinde MÖ I. bin yıllarında <em>H’yenyun</em> ve <em>Hun-yü</em> göçebe kabileleri yaşıyordu. Efsanevi ilk Çin hanedanı Hsia (Şa) iktidarı MÖ 1764 yılında yıkılınca, gönderildiği sürgünde ölen hükümdar Tse-Kui (Di-kui’nin) son oğlu Shung Wei (Şang Wey) halkıyla birlikte kuzey steplerine göçetti. Tarihçi Gumilev’e göre, <strong><em>“Klasik Çin tarihi kaynaklarına göre, Shung Wei, Hyung-nuların ataları olarak kabul edilir. Bu tarihi geleneğe göre, Hyung-nular, Çinli göçmenlerle bozkırlı göçebeler (<a>Hun-yü ve H’yenyun halklarının</a>/ FÖ) karışmasından türemiştir.”</em></strong> (*3)</p>



<p>Peki Kuzey Çin steplerinde yaşayan bu H’yenyun ve Hun-yü halklarının kökeni nedir, kimdi bunlar?</p>



<p>Kuzey Asya’dan gelerek MÖ III. bin yıllarında (günümüzden 5.000 yıl önce/Neolitik çağın sonlarında, Kalkolitik çağın başlarında) Kuzey Çin steplerine konan Hun-yü ve H’yenyun halklarının, (“<em>Türk</em> veya <em>Turuk</em> sözcüğünün Çince telaffuzuna göre yazılış şekilleri olan”) (*4) <em>Ti’ler, Ting-ling’ler, Ti-li</em>’lerdir. Gumilev, bu halkların (yani H’yenyun ve Hun-yü’lerin), MÖ 3’üncü bin yılda bozkır coğrafyasında Çinliler’in ataları olan <strong><em>“Karabaşlar”</em></strong>ca süpürülüp çıkarıla Kuzey Çin yerlilerinin torunları olduğunun altını çizmektedir. <strong><em>“Shung Wei’le birlikte gelen Çinlilerin bu kabilelerle karışıp kaynaşması sonucunda, ilk etnik unsur olarak Proto-Hunlar şekillenmiş; bilahare bunların kumlu çöllere çekilmesiyle birlikte, daha sonraki dönemlerde Hyung-nular ortaya çıkmıştır. Demek ki, Halha ovalarında yeni bir kaynaşma vuku bulmuş ve bunun sonucunda da tarihi Hyung-nular yüzeye gelmiştir. O döneme kadar bunlara ‘Hu’, yani bozkırlı göçebeler denilmekteydi. Böylece Hyung-nular, çöle hükmetmeyi başaran ilk millet (kavim yerine kullanılmaktadır-FÖ) olmuştur ki, bunu başarabilmek için güçlü, kuvvetli ve dayanıklı olmak şarttı.”</em></strong> (*5)</p>



<figure class="wp-block-table has-small-font-size"><table><tbody><tr><td><strong><em>Kaynaklar:</em></strong><br><strong><em>(*1)</em></strong> Laszlo Rasonyi, Doğu Avrupa’da Türklük, Selenge Yayınları, 3. Baskı, İstanbul 2019, Çev. Dr. Yusuf Gedikli, s. 31-32<br><strong><em>(*2) </em></strong>Lev Nikolayeviç Gumilev, Hunlar, Selenge Yayınları, İstanbul 2013, 5. Baskı, Çev. Ahsen Batur, s. 29-30<br><strong><em>(*3)</em></strong> L. N. Gumilev, Age, S. 30<br><strong><em>(*4)</em></strong> Dr. Doğu Perinçek, Og’dan Oğur’a Devletin Oluşması Sürecinin Türkçedeki İzleri, Kaynak Yayınları, 5. Basım, s. 67<br><strong><em>(*5)</em></strong> L. N. Gumilev, Age, S. 31</td></tr></tbody></table><figcaption>-1-</figcaption></figure>



<p>Macarlarla Hunların kanbağının artık somut bir şekilde kanıtlandığını söyleyen Macar Türkoloğu Raşonyi’nin sözünü ettiği Hunlar, yukarıda belirttiğimiz Hunlar mıdır? Şyungnular ya da Hunlarsa Kuzey Çin’deki halk ne zaman Tuna boylarına ulaştı da Avarlarla birlikte Macar halkının kökenini oluşturdu?</p>



<p>Tabii ki bu soruları yüzlerce yıllık süreçler çerçevesinde düşünmek gerekmektedir.</p>



<p><strong><em>NEOLOTİĞİN SONLARINDA ÖNTÜRKLER</em></strong></p>



<p><strong><em>MEDENİYETİN ZEMİNİ OLAN ATLI GÖÇEBE KÜLTÜRÜNÜ YARATTILAR</em></strong></p>



<p>Orta Asya atlı göçebe kültürü, insanlık tarihinde ilk medeniyetin yaratıldığı sosyo-ekonomik ve kültürel zemindir. Ve ilk sahipleri de kadim atalarımız İskit-Saka Türkleridir, Öntürklerdir. MÖ 4. bin yıllarına kadar uzanır. Neolitiğin sonlarında başlar. Günümüzden 6 bin yıl önce Orta Asya steplerinde İskit-Sakalar tabiatta vahşi halde yaşayan at sürülerini evcilleştirmeye başlamışlardı. Dünyanın diğer mekanlarına, özellikle çalışkan çiftçilerin yaşadığı ırmak ve göl kenarlarına devlet kuruculuğunun fideliği olan bu atlı çoban kültürü 1.500- 2.000 yıl sonra gelebilmiştir. (*6) Raşonyi’nin dediği gibi, atlı göçebe kültürü yerleşik kültürden üstündü. (*7)</p>



<p><strong><em>TARİH, AĞIRLIĞINI ARİSTOKRASİNİN YANINA KOYMUŞTUR</em></strong></p>



<p>MÖ 3. bin yıllarından itibaren Kuzey Çin steplerinde cereyan eden etnogenez süreci sonucunda harmanlanan farklı etnoslar <em>Önhunları</em> yaratmışlar, ardından gelen süreçte de <em>Şyungnular (Hunlar)</em> tarih sahnesine çıkmışlardır. MÖ 209 yılına gelindiğinde <em>Modu (Mete),</em> babası <em>Teoman</em>’ın şekillendirdiği Hun devlet çekirdeğini konsolide ederek Hun devleti olarak tarih sahnesindeki yerini aldı. Konsolide etti, pekiştirdi; çünkü MÖ III. yüzyıl civarında artık Hun halkı, <strong><em>“Gobi Çölü’nden Sibirya taygalarına kadar bütün bozkırların sahibi olmuş”</em></strong>tu. (*8) Bu devlet, kabile mahşerinin ortasında birçok kabileyi (boyu), kabile birliklerini (bodunları) bir araya getirerek Hun beylerinin örgütlediği bir devletti. Görünüşteki boylar (kabileler) konfederasyonu, tarihi olarak sürecin gerileyen, sönen tarafını temsil etmektedir. Merkezi idare, merkezdeki devlet erkanı, yönetici aristokratların varlığı ise tarihi olarak sürecin ilerleyen, yükselen temel yönünü temsil etmektedir. Beylerin gözlerini diktikleri iktisadi varlıklar, İpek Yolu’dur, kentlerdir. Zenginleşmenin kaynaklarıdır. Bu iki yan arasındaki, boylar mahşeriyle merkezdeki aristokrasi, devlet ve medeniyet yanı arasındaki diyalektik çelişme Hun devlet ve medeniyetinin gelişme motorudur. Ve tarih, ağırlığını aristokrasinin tarafına koymuştur.</p>



<p>Hunlar gerek Çin’le savaşlardan gerekse tabiatın haşinliğine maruz kalışlarından (71-72 kışında <em>Wu’sun </em>saldırılarından kaçanların geri dönüşü sırasında şiddetli bir kar ve donla karşılaşmaları kitleler halinde ölümlere yol açmıştı) takatsiz düşmüşlerdi. Bunun üzerine çevresindeki bütün düşmanları saldırıya kalktı. <em>Wu’sunlar</em> batıdan, <em>Wu’huanla</em>r doğudan ve <em>Ting-lingler</em> kuzeyden saldırarak bitik Hunları kılıçtan geçirdi. Bir yandan da tabiatın hışmına uğrayan Hunlar halkının üçte birini kaybetti. Felaket bir kere ekleşti mi, ardardına darbe alınır. Çin tarafına geçen Hunların tamamı bu esnada tam bir kopuş içine girdi. Bu son darbeyle Hunların ne derece bitkin düştüğünün kanıtını, eskiden 160 bin kişilik kuvvetin başaramadığını 3 bin askerlik bir Çin kuvvetinin hiç zorlanmadan 70 yılında bozkırda sürüleri ve insanları toplayıp götürmeleri oluşturdu. Böylesine ağır kayıplara rağmen düşmanlar asıl Hun topraklarını ele geçirememişti. Burada <strong><em>“birkaç on bin kişilik güçlü atlara sahip savaşçı, eyerlerinin üzerinde dimdik duruyordu.”</em></strong> O dönemin Bozkırlarında bu kuvvet esaslı bir varlıktı. Ancak Hunlar arasındaki klik çatışmaları sonlarını getirdi. (*9)</p>



<p><strong><em>ŞYUNGNULAR’A ESAS DARBEYİ ÇİNLİLER DEĞİL, SİYEPİLER VURDU</em></strong></p>



<p>Kuzey Hunlarına nihai darbeyi, Çin değil, dağınık durumdaki boyları ve boy beylerini örgütleyen güçlü bir iradeye sahip <em>T’an-shih-huai (Tanşihay’</em>ın) başlarına geçtiği gene bir Türk kökenli bodun olan <em>Xianbei’ler (Siyenpiler</em>) vurdu. Belalı ve korkunç Siyenpilerin kılıçlarından kurtulmak amacıyla dehşet içinde batıya yöneldiler. Yani Avrupa Hunlarının tarihini yapacaklardır.</p>



<p>Burada bir parantez açarak bir yandan tarihi ve arkeolojik belge ve bulgulara dayanarak Atilla, Ruga, Bleda gibi liderlerinin yönetiminde Karadeniz’in kuzeyinden Volga ve Tuna üzerinden Orta ve Doğu Avrupa’da Avarlar, Bulgarlar ve Macarlarla karışıp kaynaşarak bir yandan Kavimler Göçü’ne neden olup Avrupa’nın bugünkü siyasi yapısının oluşması sonucunu yaratacaklardır. Ancak bu konuda Avrupa Hunları ile </p>



<figure class="wp-block-table" style="font-size:14px"><table><tbody><tr><td><strong><em>(*6) </em></strong>Dr. Doğu Perinçek, Og’dan Oğur’a Devletin Oluşması Sürecinin Türkçedeki İzleri, Kaynak Yayınları, 5. Basım, s. 134<br><strong><em>(*7)</em></strong> <a class="ek-link">Laszlo Rasonyi, Age, S. 32<br><strong><em>(*8)</em></strong> L. N. Gumilev, Age, S. 47&nbsp;<br><strong><em>(*9)</em></strong> L. N. Gumilev, Age, S. 168</a></td></tr></tbody></table><figcaption>-2-</figcaption></figure>



<p>Siyenpilerin önünden kaçan Hunlar arasında bir bağlantı, bir ilişki olmadığını ileri süren bilim insanları bulunmaktadır.</p>



<p>Örneğin Denis Sinor, Bury’nin, <strong><em>“Hunların Avrupa’ya yönelmelerine yol açan doğrudan nedenlerin, uzak geçmişte kalan Syung-nu (!) çöküşüyle hiçbir ilgisi yoktur”</em></strong> şeklinde <strong><em>“olağanüstü güçlü yargısına dayanarak verdiği”</em></strong> hükme <strong><em>“hayran olmama”</em></strong>nın mümkün olmadığını ileri sürüyor. (*10)</p>



<p>Oysa Türk Antikitesi hakkında bilimsel araştırmalarıyla tanınmış dünyaca ünlü tarih otoritesi Gumilev ile Macar dehası Laşonyi ve başka tarihçiler Avrupa Hunlarıyla Orta Asya Şyungnuların (Hunları’nın) bağlantısı saptamaktadırlar.</p>



<p>Büyük Macar Türkbilimcisi (Türkoloğu-1809/1984) ve Türk özel ad bilimi ((onomalojinin) kurucusu Laszlo Rasonyi Orta Asya’da Şyungnuların savaşta ağır darbe alarak dehşet içinde batıya kaçtıklarını anlatmaktadır.</p>



<p><strong><em>YURTLARINDAN ÇIKARILAN KAVMİN ÖNÜNDEKİ İKİ SEÇENEK</em></strong></p>



<p>Orta Asya’da savaşta ağır darbe alarak yaşadığı topraklardan sürülme tehlikesine maruz kalan atlı göçebe kültürü halklarının önlerinde iki alternatifin bulunduğunu, <strong><em>“ya muzaffer olan kavim ittifakına girdikleri”</em></strong>ni ya da <strong><em>“yeni bir vatan kurdukları”</em></strong>nı belirten Laşonyi, <strong><em>“Ama nerede?”</em></strong> diye sorguluyor. Şöyle devam ediyor: <strong><em>“Göçebe atlı kavim bütün gücüyle ya vatanından atacağı veya kendi kavmi içerisinde hakimiyet altına alacağı bir kavimle karşılaşıncaya kadar hızla batıya doğru ilerliyor ve topraklarını acımasızca savunan kavimlerin çemberinden geçerek kendine yol açıyor ve böylece yeni bir imparatorluk kuruyor.”</em></strong> (*11)</p>



<p>Orta Asya antik çağda tam bir kavimler okyanusu durumundadır. MÖ 1. bin yıllarından MS 1. bin yıllarına kadar devletleşme, medenileşme ve sınıflaşma süreci içerisinde birçok kavim ve onların boyları ve budunları durmadan birbirleriyle savaşmışlar; bir kavmin hızla ilerlemesi ve güçlenmesi sonucu diğerlerine şiddetle boyun eğdirerek konfederasyonlar örgütlemişler; bu süreç içerisinde birbirleri içinde harmanlanarak özümlenmişlerdir. Bu nedenle belki de Dr. Doğu Perinçek’in belirttiği gibi, dünyada Orta Asya’daki kavimler kadar harmanlanan, birbiri içinde eriyen başka bir coğrafya bulunmamaktadır.</p>



<p>Daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi atlı çoban kültürünün toplumsal gelişim şemasında göçebe toplumunun en üst aşaması olduğunu, sınıflaşmanın, devlet kurmanın ve medenileşmenin fideliğini oluşturduğunu anlatmıştık. İşte bu kaynaşma içinde darbe yiyen ve yaşadığı topraklardan sürülen atlı çoban halkı, arkasında kovalayan düşmanlarının dehşeti içinde ilk yaptığı iş hızla batıya firar etmek olmaktadır. Ancak belirttiğimiz gibi o kavimler okyanusu içinden kendine yol açmak zorunluluğu ile ilerleyecektir. Bu konuda Laşonyi bir başka yerde şu ifadelerle açmaktadır konuyu:</p>



<p>Laşonyi V-VII. Yüzyıllarda Amur boylarında yaşayan Murka kavminden Kun boyunun bağımsız bir halk haline geldikten sonra 1017 yıllarında Mançurya’daki rolü büyük Kitayların saldırı ve baskıları sonucu batıya yönelişi üzerinden konuya açıklık getirmektedir. “<strong><em>Asya’dan Avrupa’ya Amur nehrinden Tuna’ya kadar bir dalga baş döndürücü bir süratle geçmiştir. İşte bu şekilde yurdundan çıkarılmış olan atlı- nomad kavim iki imkân karşısında kalır: Ya muzaffer olan kabile ittihadına dahil olur yahut yeni bir vatan arar. Fakat nerede? İleriye atılır, yurtlarını şiddetle müdafaa eden halkları yararak geçer, yurtlarından çıkarır yahut onları da kendi içerisinde alarak yeni bir kabile ittihadı teşkil eder; yani böylece yeni bir imparatorluk kurar (&#8230;) 30 yıl içerisinde büyük bir halk binlerce kilometre (mesafe) geçmiştir! Bunu ancak cihan tarihinin büyük istilacı Türk halkları Hunlar, Avarlar, Göktürkler yapabilmiştir.”</em></strong> (*12)</p>



<p>Tanşihay yönetiminde Siyenpilere yenilen Şyungnu (Hun) halkı darmaduman oldu. MS III. yüzyılda Şyungnu (Hun) halkı dört kola parçalandı. Kuzey Şyungnu halkı, <strong><em>“Yüeban”</em></strong> halkı, Güney Hunları arasından Çinlileşmeyi kabul etmeyen ve kuzeye gelen Hunlarla Kuzey Hunlarının bir kısmıyla Siyenpilerin karışması, harmanlanmasıyla oluşan ve Rus tarihçi Gumilev’in ifadesiyle <strong><em>“Hunno-Siyenpi”</em></strong> halkı ve Çinlileşmiş Şyungnu halkı…</p>



<p>Kuzey Hunları, belirtildiği gibi Siyenpilerin baskı ve saldırısı sonucu yok olmamak, hâkim boyun içinde erimemek için batıya büyük bir hızla kaçtı.</p>



<figure class="wp-block-table has-small-font-size"><table><tbody><tr><td><strong><em>(*10)</em></strong> Deniz Sinor, Erken İç Asya Tarihi (Hun Dönemi), 9. Baskı 2019 İstanbul, İletişim Yayınları, S.248<br><strong><em>(*11)</em></strong> Laszlo Rasonyi, Age, S. 102<br><strong><em>(*12)</em></strong> Laszlo Rasonyi, Age, S. 117-118</td></tr></tbody></table><figcaption>-3-</figcaption></figure>



<p><strong><em>TARİHTE SADECE TÜRKLERİN YAPABİLDİĞİ EYLEM:</em></strong></p>



<p><strong><em>30 YILDA BÜYÜK BİR HALK OLARAK BİNLERCE KİLOMETRE MESAFE KATETMEK</em></strong></p>



<p>Yukarıda iki yerde açıklandığı üzere, batıya ilerleyen Hunlar önüne çıkan ve yurdunu savunan yerli halklarla çarpışarak ilerledi.</p>



<p>Nereye kadar?</p>



<p>Binlerce kilometre mesafe katettiler.</p>



<p>1. yüzyılda Büyük Bozkır’ın batı ucunda, Gumilev’e göre Kafkaslar’da <em>Alanlar</em>, Artamonoz’a göre Aşağı Volga ve Urallar’da <em>Ugorlar</em>, Hajdu’ya göre Batı Sibirya’nın step orman alanlarında <em>Ugor-Samoidler</em>’den <em>Sabırlar</em> ve gene Gumilev’e göre Aral civarı <strong><em>“eski Avrupai katmanların bakiyeleri Hionitler”</em></strong> yaşamaktaydı. Şyungnular (Hunlar’ın) önemli, boyun eğmeyen, dik duruşlu, bağımsızlık ve hürriyetine düşkün kesimi dosdoğru bu halklara doğru akmaktaydı.</p>



<p>Ancak Siyenpi hakimiyetini kabullenmeyerek batıya kaçan Hun dalgası sadece <em>Ugorlara ve Alanlar’a çarptı.</em> Ugorlar, kaçak Hunları içlerine aldılar. Onların barınmalarını ve yeniden eski güçlerine ve kudretlerine kavuşmalarını sağladılar.&nbsp; Ugorlarla kaçak Hunlar (Şyungnular) karışıp kaynaşarak birbirlerinin içlerinde eridiler. Bu etnogenez sürecinden yeni bir halk, <em>Gunlar (Kunlar)</em> ortaya çıktı.</p>



<p>Ancak Hunların Büyük Bozkır’ın doğu ucundan Siyenpi egemenliğinden kaçarak Volga boylarına geldikleri 155 yılından Alanlar ile ölümüne bir savaşa tutuştukları 350 yılları arasındaki 200 yıllık süreç karanlıktır. (*13) Yukarda belirttiğimiz gibi Simon da aynı tezi ileri sürmektedir ama Gumilev’den farklı olarak Avrupa Hunları ya da Gunlar ile Orta Asya Şyungnular’ın bağlantısı olmadığını ileri sürer.</p>



<p>Oysa G. I. Borovka’nın Noin-ula kurganında yapılan kazılarda elde edilen arkeolojik bulgular üzerinde yaptığı analiz her şeyi ortaya koymaktadır. P. K. Kozlova’nın belirttiğin göre, <strong><em>“Borovka’ya göre bulunmuş olan sanayi mamulleri arasında dışardan getirilmiş eşyalar ve hatta Yunanlılara ait olması gereken kumaş parçaları vardır. Bulunan kumaşlar hammadde, boya, dokuma tekniği ve desenler itibariyle Karadeniz sahillerindeki Yunan kolonilerinde dokunan kumaşlara benzemektedir. Muhtemelen bunlar İskitler için dokunmuştu ve oradan Hunlara intikal etmişti.”</em></strong> (*14)</p>



<p>Yukarıda yeri geldiği için yüzeysel olarak belirttiğimiz gibi, Kuzey Çin ve Büyük Stebin doğu ucundaki coğrafyada İsa’nın doğumundan sonraki ikinci yüzyılın başlarındaki konjonktür içinde Hunlara hayat hakkı tanınmadı. Boyun eğmedikçe toptan ortadan kaldırılmak tehlikesi karşısında tarımın ve yerleşik hayatın geliştiğini bildikleri Karadeniz’in kuzeyindeki steplere, Volga ve Tuna boylarına yıldırım gibi göç ettiler. Bu coğrafyada iki asır Ugor kitleleri içinde birbirlerinin içinde eriyerek, birbirlerini özümleyerek sonunda bu etnogenez sürecinden yepyeni bir halk olarak tarih sahnesine çıktılar. Fiziki görünüm ve karakterleri değişti. Tarihi isimleri <em>Gun (Kun)</em> oldu. Öyle ki Orta Asya’daki <em>Hun</em> halkıyla <em>Gun</em> halkının fiziki görünüşlerinin bile farklılaştığı belirtilmektedir. Avrupa halkları arasında dehşet saçacak yıllar yaklaşmaktaydı. (*15)</p>



<p>350-370 yılları arasında Alanlarla bitmek bilmez bir savaşa tutuştular. Alanları yendikten sonra Tuna’yı aşarak Avrupa sahasına ayak bastılar. Bu esnada temel güçlerinin çekirdeğini birleştikleri Ugorlar oluşturuyordu. Atlı göçebe kültürü üstünlüğü ile yendikleri Alanları da saflarına katarak yönetici kadroları kendileri olan bir konfederasyon kurdular. 470’lerde Don sahillerine yayıldılar. Bu coğrafyada yaşayan güçlü bir Germen devleti vardı. Başlarında Ermanarik olan Doğu Gotları (Ostrogotları) altederek daha da batıya ittiler. Böylece Avrupa’nın bugünkü siyasi yapısını oluşturacak olan Büyük Kavimler Göçü’ne neden oldular. İlk Çağ bitmek üzere, şafağında Orta Çağ görünmektedir.</p>



<p><strong><em>“OGUR EVLATLARI”NIN MACAR’A DÖNÜŞMESİ SÜRECİNİN TARİHTEKİ İZLERİ</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="599" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/atilla-enlil.jpg" alt="" class="wp-image-39796" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/atilla-enlil.jpg 1000w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/atilla-enlil-300x180.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/atilla-enlil-768x460.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /><figcaption>MACARİSTAN 8. Büyük Türk-Hun Turan Kurultayı</figcaption></figure>



<p>Ogur, Oğur, Oğuz kavramlarının yüzyıllar içindeki süreçlerde incelenmesi, Türk boylarının tarih içinde evrimleşme aşamalarını ortaya çıkarmaktadır. Oğuz ile Ogur adlarının anlamdaş olduğu, tarihçilerin üzerinde hemfikir oldukları bir görüştür. Zeki Velidi Togan’a göre, <em>Ogur/Yugur</em> ismi antik dünyada Türk adının yerini tutmuştur ve <em>Oğuz</em> adının selefidir. Ve Ogur adının geçerli olduğu dönemde henüz genel bir siyasi örgütlenme söz konusu değildir; Oğuz ise sınıflaşmanın ilerlediği, artı ürünün ortaya çıktığı ve devletin ilk çekirdeğinin biçimlendiği zamanın ürünüdür. (*17)</p>



<figure class="wp-block-table has-small-font-size"><table><tbody><tr><td><strong><em>(*13)</em></strong> Gumilev, Age, S. 259<br><strong><em>(*14)</em></strong> Gumilev, Age, S. 259<br><strong><em>(*16)</em></strong> Gumilev, Age, S. 260<br><strong><em>(*17) Zeki Velidi Togan, Umumi Türk Tarihi, s. 143/ Akt. Dr. Doğu Perinçek, Age, S. 32-33</em></strong></td></tr></tbody></table><figcaption>-4-</figcaption></figure>



<p><em>Dr. Perinçek,<strong> “Hazarlar, Bulgarlar ve Kıpçaklar/Kumanlar gibi Kuzey Türklerinde, Ogur adıyla örgütlenmiş birçok boy toplulukları bulunduğu”nu, “Kutrigur, Utrigur, Onugur gibi boylar topluluklarının kökenlerinde, Tokur Ogur (Tokuz Oğuz), Otur Ogur (Otuz Oğuz), On Ogur (On Oğuz) gibi belli sayıdaki boyların bir araya gelmesiyle oluşan boy birliklerinin (Bodunların-FÖ) bulunduğu”</strong></em>nun tespit edildiğini, Zeki Velidi Togan’ın, <strong><em>“Bulgar sözcüğünün Bel Ogur (Beş Ogur), yani Beş Boy’dan geldiği”</em></strong>ni ileri sürdüğünü, gene <strong><em>“Macar ismini Beş Gur (Meş Gar) , yani Beş Boy isimlendirmesine bağladığı”</em></strong>nı ve <strong><em>“Macaristan’ın Almanca ve İngilizce karşılıkları olan Ungarn ve Hungary isimlerini On Ogur, yani On Boy kökeniyle açıkladığı”</em></strong>nı belirtmektedir. (*18)</p>



<p>Macarların etnik kökenini biraz daha açalım.</p>



<p>Macar halkı (1.-7. Yüzyıllar arasında) yüzlerce yıllık etnogenetik süreci içinde dört farklı etnos ile harmanlanarak tarih sahnesindeki yerini aldı.</p>



<p>Yukarda <em>Onogur</em> sözcüğünün <em>On Boy</em> anlamına geldiğini ifade etmiştik. Bu <em>On Boy</em>, yani <em>Onogurlar,</em> İsa’nın doğumundan sonra 1. yüzyılın başlarında Uralların Asya yakasının eteklerinde ikamet ediyorlardı. İlk önce batıdan gelen <em>Mansi</em> halkı ile kaynaştılar. <em>Mansiler</em>, İdil nehrinin orta kesiminde MÖ 8. yüzyıl- 3. yüzyıl arasında ortaya çıkmış (*19) Ananyino kültürü mensubuydular. Mansiler, atlı, balıkçı ve avcı bir halktı. Unogur-Mansi karışımı halk kitlesi, Urallar’dan Güney Rusya&#8217;daki Kuban sahillerine göçtü. Kuban Nehri çevresinde, Karadeniz kıyısında Don Stepleri, Volga Deltası ve Kafkasya arasında ve Kırım Yarımadası&#8217;ndan Kerç Boğazı ile ayrılmış coğrafî bir bölge olan Kuban’da, daha sonra 527 yılında, <em>Magyeri</em>’nin komutasında gelen Attila’nın oğlu <em>İrnik Hunları</em>yla karıştılar. Daha sonraki yıllarda <em>Sabırlar</em> ve <em>Köktürkler</em> ile de harmanlanan ve büyük bir kitle haline gelmiş, yüzyıllar içinde değişmiş bulunan Ugor halkının bir kısmı 6.-7. yüzyıllarda Kuban’dan ayrıldı. Kuban’da kalan kitlenin reisi, İrnik’in torunlarından <em>Bayan</em>’dı. İşte bu Bayan’ın reisliğini yaptığı Unogur kitlesi Macarlar idi.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="883" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/enlil-883x1024.jpg" alt="" class="wp-image-39797" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/enlil-883x1024.jpg 883w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/enlil-259x300.jpg 259w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/enlil-768x891.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2023/12/enlil.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 883px) 100vw, 883px" /><figcaption>Hun (KUN) Hükümdarı Attila (Türkçe ve Macar ananede Etil)</figcaption></figure>



<p>830’larda Kuban’daki <strong><em>“Onogurlar (bugünkü şeklinin teleffuzu, Hungarus, Ungar, Hongrois) Don ve Dinyeper arasında yeni bir vatan kurdu. Bu memleketin ismi o zaman reisi olan Levedi’ye izafetle Levedya’dır. Buradan 889’da Dinyeper ve Karpatlar arasındaki Etelköz, yani ‘nehirler arası’ dedikleri sahaya ve oradan da 896’da bugünkü vatana (yani Macaristan’a/FÖ) yerleştiler.”</em></strong> (*20)</p>



<p>Attila’nın İzinde adlı kitapta belirtildiğine göre, Macar yazar F. Sinkovics, <strong><em>“…defalarca kanıtlanmış tarihi bir gerçeğiz: <u>Hunların torunlarıyız</u>.”</em></strong> demektedir. (*21)</p>



<p>Hunlar ve Oğuzlar (Sir-i Derya Oğuzları) Orta Asya’nın Türkçe konuşan iki önemli halkıdır. Hunlarla Ugorların -Avarların- harmanlanmasından yeni bir halk, Macarlar tarih sahnesine çıkmıştır. Türkolog Macar bilim insanı Raşonyi’nin deyişiyle, <strong><em>“Oğuz evlatlar”</em></strong>yla <strong><em>“Oğur evlatları”</em></strong>, <strong><em>“diğer Türk halkları gibi eski devirlerde bütün dünyayı harekete getiren (…) medeniyet muhitinin aynı mümessilleriydiler.”</em></strong></p>



<p>Kanında bol miktarda Türk kanı bulunan, ancak bu kandaşlığı -kan konuşmaz kabilinden- bilince de çıkaran Raşonyi, günümüzde kadim atlı göçebe kültüründen, <strong><em>(“eski atlı aileden”), “temiz ve müstakil olan yalnız iki millet kaldığı”</em></strong>nı belirterek, <strong><em>“Birisi atlı nomad ailesine mensup olmakla gurur duyan ve bugün artık kılıç ve at eski rollerini kaybettiğinden büyük zararlara uğrayan fakat ona rağmen birçok da aha büyük memleketlerden daha fazla kültür mevcudiyetini gösteren küçük Macaristan’dır, diğeri büyük oğlu ve atasının rehberliği altında en eski Ural-Altay ırkını bugünkü makineleşmiş dünyada da yine büyük devletler arasına yükselten Türkiye’dir.”</em></strong> (*22) ifadelerini kullanır. Ve ekler: <strong><em>“Macarlar X. asra kadar (kısmen daha sonra da) yalnız Türk kabileleriyle karışmıştır.”</em></strong> (*23)</p>



<figure class="wp-block-table has-small-font-size"><table><tbody><tr><td><strong><em>(*18)</em></strong> Dr. Doğu Perinçek, Age, S. 33-34<br><strong><em>(*19)</em></strong> WikipediA- <a href="https://en.wikipedia.org/wiki/Ananyino_culture" target="_blank" aria-label=" (opens in a new tab)" rel="noreferrer noopener" class="ek-link">https://en.wikipedia.org/wiki/Ananyino_culture</a><br><strong><em>(*20)</em></strong> Laszlo Rasonyi, Age, S. 56<br><strong><em>(*21)</em></strong> F. Sinkovics, Attila’nın İzinde, Bilim ve Ütopya/Ağustos/2023<br><strong><em>(*22)</em></strong> Laszlo Rasonyi, Age, S. 61<br><strong><em>(*23)</em></strong> Laszlo Rasonyi, Age, S. 71</td></tr></tbody></table><figcaption>-5-</figcaption></figure>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/anneler-gunu-suslu-paketlerin-ardindaki-gercek/">Anneler Günü: Süslü paketlerin ardındaki gerçek</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/antalya-ckd-ureten-kadinlar-etkinliginde/">Antalya CKD, Üreten Kadınlar etkinliğinde</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/ckd-antalyadan-anneler-gunu-etkinliginde-iranli-ve-filistinli-kadinlara-selam-gonderildi/">CKD Antalya’dan, Anneler Günü etkinliğinde İranlı ve Filistinli kadınlara selam gönderildi</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/selenga-deneme-emekli-yazilari12/">Selenga/DENEME-Emekli yazıları12</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/soz-ustasi-huseyin-haydar/">&#8220;Söz ustası&#8221; Hüseyin Haydar</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/dunya-gencligi-19-mayista-istanbulda-toplanacak/">Dünya gençliği 19 Mayıs&#8217;ta İstanbul&#8217;da toplanacak</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/kisi-basina-dusen-tarim-arazisi-22-yilda-yuzde-32-azaldi/">“Kişi Başına Düşen Tarım Arazisi 22 Yılda Yüzde 32 Azaldı!”</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/ekonomik-buhran-ortasinda-coskulu-1-mayis-kutlamasi/">Ekonomik buhran ortasında coşkulu 1 Mayıs kutlaması</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:343px" aria-label="ata-eti-ite-otu gömüsü. gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-f6985869-6bf6-4cc4-a94d-8a0ff1d31ef4" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">ata-eti-ite-otu</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-f6985869-6bf6-4cc4-a94d-8a0ff1d31ef4">İndir</a></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/macar-halki-hunlarin-torunlaridir-yani-soydasimizdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Orta Asya’da medenileşmenin motoru olan çelişme</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/orta-asyada-medenilesmenin-motoru-olan-celisme/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/orta-asyada-medenilesmenin-motoru-olan-celisme/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Aug 2023 12:26:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başyazı]]></category>
		<category><![CDATA[Ötüken]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Özcan]]></category>
		<category><![CDATA[Gelişme]]></category>
		<category><![CDATA[Orta Asya]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=39195</guid>

					<description><![CDATA[Orta Asya’da toplumların toplumsal, siyasal ve ekonomik gelişmesindeki devletleşme ve medenileşme ile kabile konfederasyonu oranları konusundaki tartışmalarda Perinçek&#8217;in dediği gibi, taraflar her iki yan için de –yani kabile yaşantısı için de, devlet ve medeniyet için de- kanıt bulmakta zorluk çekmezler. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-9d6595d7 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p>Orta Asya’da toplumların toplumsal, siyasal ve ekonomik gelişmesindeki devletleşme ve medenileşme ile kabile konfederasyonu oranları konusundaki tartışmalarda Perinçek&#8217;in dediği gibi, taraflar her iki yan için de –yani kabile yaşantısı için de, devlet ve medeniyet için de- kanıt bulmakta zorluk çekmezler. Bundan dolayı Oryantalistler ve Avrupa merkezci tarihçiler Orta Asya coğrafyasındaki kabile ekonomisinin yaygınlığına işaret ederek Türkler Orta Asya’da henüz ilkel kabile toplumu aşamasındaydı görüşünü ileri sürmüşlerdir. Ancak toplumbilimsel tahlil yapan bilim insanları ve tarihçiler, toplumsal gelişme sürecini kuyumcu terazisine koyarak ne kadar kabile ne kadar devlet diye tartışmaya girmezler. Toplumsal gelişmenin temel gidişatını saptayarak <strong><em>“kent-bozkır diyalektiği”</em></strong>ni ortaya koyarlar.</p>



<p><strong><em>KENT-BOZKIR DİYALEKTİĞİ</em></strong></p>



<p>İç Asya’da siyasal örgütlenmeler, kentlerle çevresindeki göçebe ekonomisi mahşerinin beraberce varolduğu Orta Asya coğrafyasında vuku bulmuştur. Bu ortamda Avrupa merkezci tarihçiler, İç Asya’daki çoban ekonomisi mahşerine bakarak, devletin oluşması için henüz toplumsal ekonomik zeminin oluşmadığı sonucuna vardılar; ya da işlerine öyle geldi. Orta Asya Türklerinin medeni olmadığı, ilkel göçebe aşamasında olduğu iddiasıyla ortaya çıktılar. Toplumsal dinamizmden mahrumdular. Bizim tembel tarihçilerimizin birçoğu da onları kopya ederek peşlerine düştüler.</p>



<p>Öte yandan ticaret yolları boyunca mısır patlağı gibi patlamış kentlere bakarak da artık devletin kurulmasının tamamlandığını ileri sürmek de mümkündü. Bunun gibi <strong><em>“Orta Asya’nın kenarlarındaki kabile toplumuna ait büyücülüğe (Şamanizme) işaret ederek, Orta Asya toplumlarının henüz kabile aşamasında kaldığını iddia edenler de vardır. Hatta Şamanizm ile Göktanrı inancı arasındaki, bambaşka toplumların varlığına işaret eden büyük tarihsel farkı görmeyen tarihçiler bile vardır.” (*1)</em></strong></p>



<p><strong><em>ORTAY ASYA’DAKİ TOPLUMSAL-SİYASAL GELİŞMENİN TEMELİNDEKİ ÇELİŞME</em></strong> </p>



<p>Orta Asya’da o dönemde ırmak boyları ve İpek </p>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p>Yolu güzergâhındaki şehirler ticareti, para ekonomisini ve Göktanrı dinini (Tengriciliği) temsil ediyorlardı. Orta Asya bozkırları ise kapalı ekonomi, göçebe hayvancılık (çoban halklar) ve Şamanizm (büyücülük) alanlarıydı. Bu iki farklı toplum biçimi farklı çağları temsil etmekle beraber yanyana ve çatışma halinde yaşıyorlardı. “<strong><em>Bir bakıma bu beraberlik, Orta Asya’daki gelişmenin temelindeki çelişmeyi oluşturur.”</em></strong> (*2)</p>



<p><strong><em>HÂKİM OLMANIN YOLU KENTLERE HÜKMETMEKTEN GEÇTİĞİ GERÇEĞİ</em></strong></p>



<p>İç Asya’daki bozkırlarda yaşayan atlı çoban kitleleri ırmak boylarındaki, göl kenarlarındaki ve ticaret yolları üzerinde kurulmuş bulunan medeniyet vahalarına, kentlere yağma ve talan akınları düzenleyerek o yerlere hâkim oldular. Bu akınlar Çin’e Çin Seddi’ni inşa ettirmiştir. Ancak Çin hiçbir zaman kendini güvende hissetmemiştir. Öyle ki, bu akınlar sonucu, Çin’de 1000 yıla yakın yaşayabilen Türk hanedanı (Çu hanedanı) hâkimiyet kurmuştur. Bu bir tarihi olgudur ve buradan da anlaşılıyor ki, hâkimiyet kurmanın yolu, <strong><em>“kentlere hükmetmekten geçmekte”</em></strong>dir. (*3)</p>



<p>Demir, tarihsel süreç içinde medeniyet unsurudur. İnsanlık, maden devrinde demir işlemeciliğini başararak medeniyete adım attı. Metalürji (demir işletmeciliği) ve atlı çobanlık elele yürüdü. Henüz Türk olarak tarih sahnesinde olmamakla birlikte, Öntürk atalarımız İskit/Sakalar, MÖ 4. bin yıllarda vahşi at sürülerini evcilleştirmeye başlayan; eyer, koşum takımları ve üzengiyi bularak çevredeki bodunlar üzerinde hâkimiyet kuran insanlığın ilk medeni halkıdır. Atlı çoban halklar (o dönemde genellikle de Türkçe konuşan halklar) metalürjiyle birlikte insanlığa örnek oldular.</p>



<p>Türklerin Türk adıyla tarih sahnesine çıkışları metalürjideki (demir dökümcülüğündeki) yetkinleşmeleri sonucu vuku bulmuştur. Biçurin’e göre, Türklerin ataları olan ve efsanelere göre, Tanrı Dağları’na kaçarak bir mağaraya sığınan dişi kurdun Turfan kadınlarıyla evlenen çocuklarından türeyen Açina boyu (Asena, aşina), <strong><em>“Ju-Janlar’a (Cücenler’e-FÖ) demir döker”</em></strong>di. 546’da Cücen Hanı Anahuan, Türklerin asıl mesleğinin demir dökümcülüğü olduğunu belirtmek için, Türk hakanı hakkında <strong><em>“benim dökümcü kölem”</em></strong> diye bahsediyordu. (*4)</p>
</div>
</div>



<figure class="wp-block-table"><table><tbody><tr><td><strong><em>KAYNAKLAR:</em></strong><br><strong><em>(*1)</em></strong> Orta Asya Uygarlığı, Dr. Doğu Perinçek, Birinci basım, Nisan 2005, Kaynak yayınları, s.49<br><strong><em>(*2)</em></strong> Age, s. 49<br><strong><em>(*3)</em></strong> Age. S.49<br><strong><em>(*4)</em></strong> Biçurin, Sobraniye, 1/221-Akt. Lev Nikolayeviç Gumilev, Eski Türkler, Rusçadan çev. D. Ahsen Batur, 8. Bası, Selenge Yayınları, İst. 2019, s.91 <strong><em>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</em></strong></td></tr></tbody></table></figure>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-9d6595d7 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p>Çok uzun bir tarihi dönem olan ilkel komünal aşamada kan bağına dayanan savaşçı göçebeler ilkel aletlerle avcılık ve toplayıcılık ekonomisiyle geçimlerini sağlarlardı. Bilge Kağan bu aşamayı <strong><em>“av avlamak, kuş kuşlamak”</em></strong> şeklinde tanımlamaktadır. Ötüken ormanlarının ve İç Asya bozkırlarının ilkel sınırsızlığı içinde ancak karınlarını doyurabilecek kadar ekonomik faaliyetleri vardı. Toplumu sınıflara ayıracak artık ürün mümkün eğildi.</p>



<p>Boylar arası (Kabileler arası) savaşçılıkları, kabileler arası bitmek bilmez yağma ve talan baskınlarından gelir. Bu süreç, <strong><em>“askeri demokrasi”</em></strong> aşamasıdır. Müthiş bir anarşi dönemidir. Kabileler durmadan birbirlerine baskınlar düzenlerler. Yağmalarlar bastıkları kabilenin varlıklarını. Karılarını, kızlarını <strong><em>“kul ve küün”</em></strong>, kul ve cariye yapmak için alıp kaçırırlar.</p>



<p>Ardından İç Asya’nın bozkırlarında en önce Öntürk atalarımız olan İskitler olmak üzere atı evcilleştirdiler. Kuzey Kafkaslar, Ural-İtil boyları, Hazar Denizi’nin kuzey kısımları, mevcut Kazakistan ve Türkmenistan coğrafyasının bol otlu bozkırlarının ilkel sınırsızlığı içinde vahşi atlar MÖ 4. bin yıllarında evcilleştirildi. Buna paralel olarak maden işleme zanaatını (metalürjiyi) öğrendiler. Altın işleme zanaatında oldukça ünlüydüler. Bu nedenle İskitler/Sakalar, <strong><em>“bozkırın kuyumcuları”</em></strong> olarak tarihe geçti. Atlı çoban kültürü böylece tarih sahnesine çıktı.  Kabilelerde kan bağı ilişkileri çözülmeye başladı. Çünkü ekonomide bir üretim fazlası oluşuyordu. Bu fazlaya kabile şefleri ve beyler el koyuyordu.  Bu sınıflaşma sürecinde gelişen ve öne fırlayan bazı kabileler (boylar), diğer boylara boyun eğdirdi ve devlete giden yolda kabile konfederasyonlarını kurdular. Çözülen kabile ilişkilerindeki kan bağının yerini belli bir beye bağlılık aldı. Bu süreci gene Bilge Kağan’ın ifadesiyle anlatırsak, <strong><em>“ili tutup toplumu örgütleyip”</em></strong> kağanlık haline gelerek </p>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<p>şehirleri ele geçirdiler. Orhun Yazıtları’nda birçok şehrin fethedildiği anlatılır.</p>



<p><strong><em>“İli tutup, toplumu örgütleyerek”</em></strong> kağanlık haline gelen kuzeyin bozkır halkları, güneye inerek Çin kentlerini de zaman zaman ele geçirdiler. Burada kendi hanedanlıklarını (Çu Hanedanını) kurdular. Kurdular ama kuzeyden gelen iyi örgütlenmiş savaşçı göçebeler, ele geçirdikleri kentlerce özümlendiler. Buna dikkat çekerek olayı anlatan ve göçebe Türkleri uyaran Bilge Kağan, <strong><em>“Çin’e gitme, o seni yutar”</em></strong> ifadeleriyle <strong><em>“olağanüstü bir tarih teorisi”</em></strong> kurmuştur. (*5)</p>



<p>Bu dönemde toplumun gelişmesini ve ilerlemesini sağlayan çelişme, kent-bozkır çelişmesidir. Bozkırın atlı çoban kavimleri, olağanüstü bir dinamizmle zenginliğin ve medeniyet kaynağı şehirlerin üzerine çullandı. Kentleri ele geçirdi. İleri düzeyde ancak devlet kurmada beceriksiz kentler ve su boylarındaki çiftçilerin zenginlikleriyle birleştiler. Toplumsal örgütlenmede dinamik özelliklerin ve maharetlerin sahibi atlı çoban halklar devletler kurdular.</p>



<p>Ancak <strong><em>“Kentler fethedilse bile kendini fethedenleri fethetmektedir. Yukardan gelen örgütlü akınlar ile Çin uygarlığı arasındaki bu olay, kuzeyin, yani Orta Asya’nın kendi içinde de defalarca yaşanmıştır. Orta Asya’da Hunlardan beri kurulan örgütlenmeler de bozkırlardan kentlere doğru büyük uygarlaşma ataklarının ürünüydü. Bozkırdan gelen ve daha göçebe karakterdeki her yeni dalga, Orta Asya’nın hâkimiyetini ele geçirirken, bir bakıma daha önce kurulmuş olan kabile konfederasyonu veya devlet örgütlenmesi tarafından fethediliyordu. Hunlar, Avarlar, Göktürkler, Uygurlar, Hazarlar, Kırgızlar, Sir-i Derya Oğuzları, Karahanlılar, Cengiz’in büyük Moğol İmparatorluğu vb. hepsi kendisinden önceki hâkim kabileler topluluğunu devirirken, ayı zamanda o topluluğun devlet ve toplum sistemine fethedilmiş ve o miras üzerine yükselmişlerdir.”</em></strong> (*6)&nbsp;</p>
</div>
</div>



<figure class="wp-block-table"><table><tbody><tr><td><strong><em>KAYNAKLAR:</em></strong><br><strong><em>(*5)</em></strong> Dr. Doğu Perinçek, Age, S. 51&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br><strong><em>(*6)</em></strong> Age. S.50</td></tr></tbody></table></figure>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/anneler-gunu-suslu-paketlerin-ardindaki-gercek/">Anneler Günü: Süslü paketlerin ardındaki gerçek</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/antalya-ckd-ureten-kadinlar-etkinliginde/">Antalya CKD, Üreten Kadınlar etkinliğinde</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/ckd-antalyadan-anneler-gunu-etkinliginde-iranli-ve-filistinli-kadinlara-selam-gonderildi/">CKD Antalya’dan, Anneler Günü etkinliğinde İranlı ve Filistinli kadınlara selam gönderildi</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/selenga-deneme-emekli-yazilari12/">Selenga/DENEME-Emekli yazıları12</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/soz-ustasi-huseyin-haydar/">&#8220;Söz ustası&#8221; Hüseyin Haydar</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/dunya-gencligi-19-mayista-istanbulda-toplanacak/">Dünya gençliği 19 Mayıs&#8217;ta İstanbul&#8217;da toplanacak</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/kisi-basina-dusen-tarim-arazisi-22-yilda-yuzde-32-azaldi/">“Kişi Başına Düşen Tarım Arazisi 22 Yılda Yüzde 32 Azaldı!”</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/ekonomik-buhran-ortasinda-coskulu-1-mayis-kutlamasi/">Ekonomik buhran ortasında coşkulu 1 Mayıs kutlaması</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:299px" aria-label="ata-eti-ite-otu gömüsü. gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-357fa186-366f-4309-a28c-e349e5782632" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">ata-eti-ite-otu</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-357fa186-366f-4309-a28c-e349e5782632">İndir</a></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/orta-asyada-medenilesmenin-motoru-olan-celisme/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Vatan Savaşı’nda önemli bir durak: Erzurum Kongresi</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/vatan-savasinda-onemli-bir-durak-erzurum-kongresi/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/vatan-savasinda-onemli-bir-durak-erzurum-kongresi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Jul 2023 18:55:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Başyazı]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ötüken]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Erzurum Kongresi]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Özcan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=39173</guid>

					<description><![CDATA[Emperyalistlere bir meydan okuma, İstanbul Hükümeti’ni yok hükmünde kabul etme, Milli Kurtuluş Savaşı’mızın programını ilan etme, Millete tam bağımsız ve gerçekten demokratik Türkiye hedefini ilan etme Osmanlı Devleti, 20’inci yüzyıla dünyadaki ve kendi ülkesindeki büyük çalkantılar kaosu içinde girdi. Dünyanın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center" style="font-size:25px"><strong><em>Emperyalistlere bir meydan okuma, İstanbul Hükümeti’ni yok hükmünde kabul etme,</em></strong> <strong><em>Milli Kurtuluş Savaşı’mızın programını ilan etme, Millete tam bağımsız ve</em></strong> <strong><em>gerçekten demokratik Türkiye hedefini ilan etme</em></strong></p>



<p>Osmanlı Devleti, 20’inci yüzyıla dünyadaki ve kendi ülkesindeki büyük çalkantılar kaosu içinde girdi. Dünyanın İttifak ve İtilaf adlarıyla iki karşıt emperyalist bloka bölündüğü şartlarda Trablusgarp ve Başkan savaşları sonrasında tarafsız kalamayacağı somut bir gerçek olarak ortaya çıktı. (*1) Bunu kavrayan bir hükümet de (1908 Hürriyet Devrimi’ni gerçekleştiren İttihat ve Terakki Hükümeti) kuruldu.</p>



<p>28 Temmuz 1914 tarihinde patlak veren I. Dünya Savaşı’na, 29 Ekim 1914 tarihinde Osmanlı donanmasının Rus limanları Odesa ve Sivastopol’ü bombalamasıyla birlikte İttifak Devletleri safında giren Osmanlı Devleti, bütün cephelerde kahramanca savaşmasına rağmen müttefikleriyle birlikte 1918 yılında yenildi. Emperyalist devletler yeniden paylaşım ve yağma savaşı yaparken Osmanlı Devleti <strong><em>“var olmak ya da olmamak”</em></strong> savaşı, yani vatan savaşı verdi. 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Mütarekesi imzalandı. 7 yıldır savaşlar içinde bunalmış olan Osmanlı halkına belli bir ferahlık ve barış umudu doğurmuştu ama mütareke vatan savaşımızda sadece 50 günlük bir moladır. Ülkesi yer yer işgal edilmeye başlanan halkımız galeyan halindedir. Nitekim vatan savaşımızın ikinci dönemi 19 Aralık 1918 tarihinde Dörtyol’da Karakese köyünde Kara Mehmet Çavuş tarafından Fransız askerlerine atılan ilk kurşunla başladı. (*2)</p>



<p>Osmanlı Devleti toprakları içinde Müslümanların ve Türklerin en yoğun yaşadığı bölge olarak Anadolu’da Mondros Ateşkesi’nin uygulanmasıyla yer yer işgallerin başlaması sonucu halkın kendiliğinden direnişi de patlak verdi. Türk milleti tarihi boyunca zulme ve köleliğe boyun eğmemiş nadir milletlerden biri olarak özellikle Ege ve Güneydoğu’da milli mücadeleyi başlattı. Vatanının işgaline karşı halk kitleleri Müdafayı Hukuk cemiyetlerinde örgütlenerek mücadeleye girişti. Millî Mücadele döneminde oluşan <strong><em>“Müdafayı Hukuk”</em></strong> kavramı, Türklerin kendi kaderlerini ve yaşam haklarını bağımsız bir devlet kurarak belirleme hakkını, işbirlikçi padişaha ve İstanbul Hükümetine, emperyalist işgalcilere karşı savaşarak sağlamayı ifade eder. (*3)</p>



<p>Millî Mücadelenin şekillenmesinde, Kuvayı Milliye’nin örgütlenmesinde İttihatçı etki önemlidir. Anadolu vilayetlerinde İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin örgütlerinin etkin katılımı Kuvayı Milliye’nin itici gücü ve ruhu oldu. İttihat ve Terakki’nin iktidardayken kurduğu Teşkilatı Mahsusa (Özel Örgüt’ün) kalıntılarından olan Karakol Cemiyeti’nin Kurtuluş Savaşı’ndaki faaliyetleri bunun en güçlü kanıtıdır. Güçlü olduğu yerlerde bastırıcı, zayıf olduğu yerlerde de zehir yayıcı olan Hürriyet ve İtilaf Partisi’nin gerici etkisi de tarihi bir hakikattir.</p>



<p>Mustafa Kemal, İstanbul Hükümeti’yle Mondros Mütarekesi’nin uygulanması konusunda ters düşmesi üzerine emrinde bulunan Yıldırım Orduları Grubu’nun feshedilmesi sonucu 13 Kasım 1918 tarihinde İstanbul’a dönmesinden Nisan 1919’a kadar İstanbul’da kalır. Burada çeşitli temaslar, girişimler ve çareler arar. Sonunda İstanbul’dan herhangi bir kurtuluş çaresinin bulunamayacağını kavradıktan sonra Anadolu’ya diker gözlerini. Bir yolunu bulup Anadolu’ya geçmekten başka kurtuluş çaresinin olmadığına karar verir.</p>



<p>Bilindiği gibi, Osmanlı Genelkurmay’ındaki arkadaşlarının aracılığı sayesinde geniş yetkilerle donatılarak, Karadeniz Bölgesi’nde Rum ahaliye zulmeden Türk çetelerini tenkil etmek ve huzuru sağlamak göreviyle 9’uncu Ordu Müfettişi olarak, vicdanında, Millî Mücadele’yi örgütlemek ve bağımsızlığı sağlamak amacı gibi milli bir sırla Samsun’a çıkar.</p>



<p>Mustafa Kemal’in 9’uncu Ordu Müfettişliği’ne tayini, Ali Fuad (Cebesoy’dan) başlayıp zamanın Dahiliye Nazırı Mehmet Ali Bey, Sadrazam Damad Ferid ve Sultan Vahdeddin’e kadar uzanan bir tavsiye zinciri sonucunda hayata geçmiştir. (*4)</p>



<p>Mustafa Kemal, Samsun’a çıkışını şu ifadelerle dile getirir:</p>



<p><strong><em>&#8220;1919 senesi Mayısının 19. günü Samsun’a çıktım. Vaziyet ve manzara-i umumiye: Osmanlı Devleti’ni dahil bulunduğu grup, Harbi Umumide mağlup olmuş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şeraiti ağır, bir mütarekenâme imzalanmış. Büyük Harbin uzun seneleri zarfında, millet yorgun ve fakir bir halde. Millet ve memleketi Harbi Umumiye sevk edenler, kendi hayatları endişesine düşerek, memleketten firar etmişler. Saltanat ve hilafet mevkiini işgal eden Vahdettin, mütereddi, şahsını ve yalnız tahtını temin edebileceğini tahayyül ettiği deni tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın riyasetindeki kabine; aciz, haysiyetsiz, cebin, yalnız padişahın iradesine tabi ve onunla beraber şahıslarını vikaye edebilecek herhangi bir vaziyeti razı. Ordunun elinden esliha ve cephanesi alınmış ve alınmakta&#8230;İtilaf Devletleri, mütareke ahkamına riayete lüzum görmüyorlar&#8230;&#8221;</em></strong> (*5)</p>



<p>19 Mayıs 1919 tarihi, bağımsızlık yolunda atılan ilk adımdır.</p>



<p>Bağımsızlık ruhunun oluşmasının fişeğidir.</p>



<p><strong><em>&#8220;Mustafa Kemal’in yeni hayatı, yeni âlemi, onun 1919 Mayısının 19’uncu günü Samsun kıyısında Anadolu karasına ayak basmasıyla başlar, yani onun zuhurunun hem kendi kaderine hem milletimizin tarihine hem çağımızın akışına, çeşitli yönlerden yön ve şekil veren safhası o gün, orada ve Mustafa Kemal’in Samsun kıyısına ayak basmasıyla başlamıştır”</em></strong> (*6)</p>



<p>Mustafa Kemal Samsun’a iskeleden sessiz sedasız geçerek ayak basar. Herhangi bir resmi vs. karşılama olmamıştır. Kimsenin kim olduğundan, neden geldiğinden haberi yoktur. Samsun ve halkı içine gömülmüş kendi kaderini yaşamaktadır. Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a gelmesiyle ilgili 1927 yılına ait bir yazıda şunlar yazılmıştır:</p>



<p><strong><em>&#8220;Ordu müfettişi namı altında memleketimize ayak basan bu simadan o zaman kimse bir şey anlamamıştı&#8230; Çünkü o zaman memleket kafası yerinde anlayacak vaziyette değildi. Muhtelif ve müttezâ kavgaların hasıl ettiği hay-huy içinde kendinden geçmiş gibi idi. O büyük sima, burada bir hafta sessiz durdu. Etraf ve eknahı dinledikten sonra mekânı Anadolu içlerine nakletti. İşte o zaman o büyük simadan bir şeyler okunmağa başladı. Meğer o sima, o zat, o zekâ ordu müfettişi değil, bir vatan mübeşşiri imiş&#8230;üç sene sonra vatanın nail olacağı şerefli istiklâlini müjdeliğe gelmiş. Pek sarih olarak malûmdur ki böyle bir nasib davasındaki hakkımızın mertebesi yüksekti. Belki de birincidir. Çünkü Anadolu’yu kurtarmağa gelen o büyük Türk, Anadolu toprağı olarak ilk adımını Samsun iskelesine atmıştır.&#8221;</em></strong> (*7)</p>



<p>Mustafa Kemal Paşa Samsun’da kaldığı bir haftalık sürede durumu inceledi; refakatindeki 3’üncü Kolordu Kumandanı Albay Refet Bey (Bele’yi) 200 kişilik İngiliz işgal kuvvetinin ve sokaklarında azgın ve acımasız Pontus çetelerinin cirit attığı Samsun (Canik Sancağına) mutasarrıf olarak atadı. Erzurum’daki 15’inci Kolordu Kumandanı Kazım Karabekir ve Ankara’daki 20’inci Kolordu Kumandanı Ali Fuat Cebesoy Paşalara Samsun’a geldiğini, kendisiyle irtibat kurmalarını istedi. Ayrıca 22 Mayıs’ta İstanbul Hükümeti’ne ilk raporunu gönderir. Rapor, Ordu Müfettişliği talimatının sınırlarını ve amacını aşmakta, kapsamlı Türkiye meselelerin uzandığının işaretini vermektedir. İçeriği, <strong><em>“Samsun bölgesi Rumları siyasi emellerinden vazgeçerlerse asayişin kendiliğinden düzeleceği”,</em></strong> <strong><em>“Türklüğün yabancı manda ve kontrolüne tahammülünün olmadığı”, “Yunanlıların İzmir’de haklarının olmadığı ve işgalin geçici olduğu”, “Milletin milli hakimiyet esasını ve Türk milliyetçiliğini kabul ettiğini ve bunu gerçekleştirmeye çalışacağını”</em></strong> belirten rapor, (*8) İstanbul’da şaşkınlık ve infial uyandırır.</p>



<p>Samsun-Ankara sürecinin ikinci durağı olan Havza’da ilk defa halkla temasa gelir. Burada bir miting düzenlenir. Mitinge katılan halkla temaslarında, 4 yıl önce Çanakkale zaferindeki efsanevi komutanlığının halelerinin buralara kadar geldiğini hissetti. Mustafa Kemal, köprüleri yıkmış, gemileri yakmıştır. (*9)</p>



<p><strong><em>Erzurum Kongresi’ne doğru…</em></strong></p>



<p>Mustafa Kemal Amasya’da Komutanlar buluşmasının cereyan ettiği toplantıda son şekli verilen ve 22 Haziran’da kamuoyuna yayınlanan Amasya Tamimi işgalci emperyalistleri çılgına çevirdi. İstanbul Hükümeti’ni yok farzedilerek hazırlandı. Türk halkını cesaretlendiren ve beynini ateşleyen ihtilal beyannamesi yapısındaydı. Milli Kurtuluş Savaşı’mızın bağımsızlık ve egemenlik beyannamesi oldu. Genelge, milli bir kongrenin toplanma zorunluluğunu öne çıkardı. Ayrıca Doğu Anadolu’da Ermeni faaliyetlerine karşı bir kongre toplanmasına karar verdi.</p>



<p>Erzurum Kongresi, yerelde faaliyet gösteren Vilayet-i Şarkiyye Osmaniyye Milliye Cemiyeti (Doğu Vilayetleri Osmanlı Milli cemiyeti) ile Trabzon Müdafaa-i Hukuku Milliye Cemiyeti (Trabzon Milli Hakları Savunma Cemiyeti), ortak mücadeleleri sonucu 23 Temmuz 1919’da topladı.</p>



<p>Kongre, 14 gün sürdü.</p>



<p>Başkanlığını Mustafa Kemal Paşa yaptı.</p>



<p>Kongreye, (2 Van, 3 Bitlis, 10 Sivas, 17 Trabzon, 24 Erzurum’dan olmak üzere) 5 vilayetten 56 delege katıldı.</p>



<p>Yerelde toplandı ama aldığı kararlar itibariyle milli nitelikte bir kongre olarak tarihe geçti.</p>



<p>Bugün Batı ve ABD kara kuvveti ve Gladyosu PKK ve FETÖ aparatlarıyla uygulanmaya çalışılan, o dönemde İngiliz ve Fransız emperyalistlerinin piyonları Yunan orduları, padişah ve İstanbul Hükümeti, Kürt Teali Cemiyeti vs. marifetiyle hedef alınan vatanın bir bütün olduğu, asla bölünemeyeceğine vurgu yapılır; toprak bütünlüğü öne çıkarıldı.</p>



<p>Here türlü yabancı saldırı ve işgaline karşı millet topyekûn direniş göstereceğinin altı çizildi.</p>



<p>Doğu illerinin ve bütün vatanın istiklali, Osmanlı Hükümetince sağlanamazsa, geçici bir hükümetin kurulacağı belirtilir. Geçici hükümetin, milli bir kongrece seçileceği, kongre toplanmamışsa seçimi Temsil Heyeti’nin yapacağı ifade edildi.</p>



<p>Kuvayı Milliye’yi etkili ve milli iradeyi hâkim kılmanın esas olduğu belirtildi.</p>



<p>Bir başka maddede, Osmanlı Devleti’nin dağılmasında belirleyici bir etken olan azınlıklara siyasi hâkimiyetimizi ve toplumsal dengemizi bozucu hak imtiyazlarının verilemeyeceği, ancak can, mal ve ırz güvenliklerinin de sağlanacağı, kapitülasyonların asla kabul edilemeyeceği ifade edildi.</p>



<p>Tam bağımsız ve gerçekten demokratik bir Türkiye’nin hedeflendiğini ortaya koymak için manda ve himayenin kabul edilemeyeceği ilan edildi.</p>



<p>Ve nihayet milli meclisin derhal ve behemehâl toplanması ve hükümetin faaliyetlerinin meclisçe denetiminin sağlanması gerektiği belirtildi. Bu maddeyle Erzurum Kongresi, milli irade konusunda 150 yıllık milli demokratik devrim tarihimizde önemli bir sıçrama sağladı.</p>



<p>Anadolu’da yeni bir hükümetin inşasına giden yolda önemli bir adım olarak Temsil Heyeti kuruldu.</p>



<p>İstanbul Hükümetini ve işgalci emperyalistleri çılgına çeviren kongre, dosta düşmana artık bundan böyle Anadolu’da hiçbir şey eskisi gibi olmayacağını ilan etti.</p>



<p>Böylece 1699 Karlofça Antlaşması’ndan beri süregelen ve 1920 Sevr’i ile amaçlarına ulaştıklarını sandıkları <strong><em>“büyük bir suikast”</em></strong>ın, Türklüğü bitirme sürecinin tamamlandığını sanan emperyalistler ve piyonlarının asırlardır kavrayamadıkları hakikati, tarih bir kez daha kafalarına vura vura soktu.&nbsp;&nbsp;</p>



<figure class="wp-block-table"><table><tbody><tr><td><strong><em>KAYNAKLAR:</em></strong><br>(*1) Yavuz Ercan, &#8220;Bloklar Arası Çatışmalarda Osmanlı Devleti Topraklarının Stratejik Önemi&#8221;, Beşinci Askerî Tarih Semineri Bildirileri I, Değişen Dünya Dengeleri İçinde Askerî ve Stratejik Açıdan Türkiye (23-25 Ekim 1995-İstanbul), Gn. Kur. Başk. Yayınları, Ankara, 1996, s.122./ Akt. Doç. Dr. E. Semih Yalçın, Mustafa Kemal’in Anadolu’ya Geçişi ve 19 Mayıs Ruhu, <a href="https://dhgm.meb.gov.tr/yayimlar/dergiler/Milli_Egitim_Dergisi/medergi/8.htm">https://dhgm.meb.gov.tr/yayimlar/dergiler/Milli_Egitim_Dergisi/medergi/8.htm</a>     <br>(*2) Dörtyol Kaymakamlığı- <a href="http://www.dortyol.gov.tr/milli-mucadele-de-ilk-kursun-un-atisilisin-102-yil-donumu">http://www.dortyol.gov.tr/milli-mucadele-de-ilk-kursun-un-atisilisin-102-yil-donumu</a><br>(*3) T. Zafer Tunaya, Türkiye’de Siyasî Partiler, 1859-1952, İstanbul, 1952, s.435-437/Akt. Doç. Dr. E. Semih Yalçın, age.<br>(*4) Sina Akşin, İstanbul Hükûmetleri ve Millî Mücadele, İstanbul, 1983, s.276-296<br>(*5) Nutuk, C.I., İstanbul, 1973, s. 1-2<br>(*6) Şevket Süreyya Aydemir, Tek Adam, Mustafa Kemal (1881-1919), C.I, İstanbul, 1963, s. 390<br>(*7)  Dursun Ali Akbulut, &#8220;Samsun’un &#8220;Gazi Günü&#8221; Ya Da 19 Mayıs Bayramı&#8221;, AAMD, Sayı 33, Kasım 1995, s.776 (Samsun, 15 Mayıs 1927, N.115/ Akt. Doç. Dr. E. Semih Yalçın, Age<br>(*8) Tevfik Bıyıklıoğlu, Atatürk Anadolu’da (1919-1921), Ankara, 1959, s.30/ Akt. Doç. Dr. E. Semih Yalçın, age.<br>(*9) Şevket Süreyya Aydemir, Age, (1919-1922), İstanbul Remzi Kitabevi 1964, C. 2, s.22-23</td></tr></tbody></table></figure>



<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2023/07/ErzurumKogresi.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:600px" aria-label="ErzurumKogresi gömüsü. gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-39a71963-5fc5-48c0-b592-86520cd4d648" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2023/07/ErzurumKogresi.pdf">ErzurumKogresi</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2023/07/ErzurumKogresi.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-39a71963-5fc5-48c0-b592-86520cd4d648">İndir</a></div>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/anneler-gunu-suslu-paketlerin-ardindaki-gercek/">Anneler Günü: Süslü paketlerin ardındaki gerçek</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/antalya-ckd-ureten-kadinlar-etkinliginde/">Antalya CKD, Üreten Kadınlar etkinliğinde</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/ckd-antalyadan-anneler-gunu-etkinliginde-iranli-ve-filistinli-kadinlara-selam-gonderildi/">CKD Antalya’dan, Anneler Günü etkinliğinde İranlı ve Filistinli kadınlara selam gönderildi</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/selenga-deneme-emekli-yazilari12/">Selenga/DENEME-Emekli yazıları12</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/soz-ustasi-huseyin-haydar/">&#8220;Söz ustası&#8221; Hüseyin Haydar</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/dunya-gencligi-19-mayista-istanbulda-toplanacak/">Dünya gençliği 19 Mayıs&#8217;ta İstanbul&#8217;da toplanacak</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/kisi-basina-dusen-tarim-arazisi-22-yilda-yuzde-32-azaldi/">“Kişi Başına Düşen Tarım Arazisi 22 Yılda Yüzde 32 Azaldı!”</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/ekonomik-buhran-ortasinda-coskulu-1-mayis-kutlamasi/">Ekonomik buhran ortasında coşkulu 1 Mayıs kutlaması</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:354px" aria-label="ata-eti-ite-otu gömüsü. gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-48dd3c63-490b-4cf9-ad34-acc07665ec53" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">ata-eti-ite-otu</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2021/03/ata-eti-ite-otu-2.pdf" class="wp-block-file__button" download aria-describedby="wp-block-file--media-48dd3c63-490b-4cf9-ad34-acc07665ec53">İndir</a></div>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/vatan-savasinda-onemli-bir-durak-erzurum-kongresi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
