<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İklim &#8211; Kıvılcım Haber Burdur</title>
	<atom:link href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/tag/iklim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Feb 2026 22:31:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.1.4</generator>

<image>
	<url>https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2017/05/favicon-150x150.png</url>
	<title>İklim &#8211; Kıvılcım Haber Burdur</title>
	<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye’nin mavi gözleri kururken</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/turkiyenin-mavi-gozleri-kururken/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/turkiyenin-mavi-gozleri-kururken/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fatih Özcan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Feb 2026 22:31:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür-Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Selenga]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Tabiat]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[İklim ve beka muhasebesi]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Ahmet Karataş]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'nin mavi gözleri kururken]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=46375</guid>

					<description><![CDATA[BİR İKLİM VE BEKA MUHASEBESİ Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Biyoloji/Zooloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Karataş, önümüzdeki yılların en büyük sorunlarından biri olacak kuraklığı Aydınlık için kaleme aldı. DÜNYANAIN İKLİM SAATİ KAÇI GÖSTERİYOR? Nihayet yılın ilk karı düştü. Niğde’nin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="has-text-align-center has-large-font-size wp-block-paragraph"><strong><em>BİR İKLİM VE BEKA MUHASEBESİ</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="800" height="100" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/prof.-Dr.-Ahmet-KAratas2.png" alt="" class="wp-image-46376" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/prof.-Dr.-Ahmet-KAratas2.png 800w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/prof.-Dr.-Ahmet-KAratas2-300x38.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/prof.-Dr.-Ahmet-KAratas2-768x96.png 768w" sizes="(max-width: 800px) 100vw, 800px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Biyoloji/Zooloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Karataş, önümüzdeki yılların en büyük sorunlarından biri olacak kuraklığı Aydınlık için kaleme aldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>DÜNYANAIN İKLİM SAATİ KAÇI GÖSTERİYOR?</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/1a-dunyanin-iklim-saati-kaci-gosteriyor-mib9-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-46377" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/1a-dunyanin-iklim-saati-kaci-gosteriyor-mib9-1024x576.jpg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/1a-dunyanin-iklim-saati-kaci-gosteriyor-mib9-300x169.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/1a-dunyanin-iklim-saati-kaci-gosteriyor-mib9-768x432.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/1a-dunyanin-iklim-saati-kaci-gosteriyor-mib9.jpg 1280w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Nihayet yılın ilk karı düştü. Niğde’nin ve Türkiye’nin pek çok şehrinin sokakları az da olsa o özlenen beyaza büründü. Ancak yeni yıla girdiğimiz şu günlerde gelen bu yağış, aslında <strong><em>&#8220;gecikmiş&#8221;</em></strong> bir müjdedir. Normalde çok daha erkenden beklediğimiz karın bu denli gecikmesi, mevsimlerde artık geri dönülemez bir döngü bozukluğu yaşadığımızın kanıtıdır. Kışın yağması gereken kar yağmıyor, ocak ayında denize girilebilecek havalarla karşılaşıyoruz; öte yandan mayıs veya haziran aylarında, doğa tam uyanmışken geç gelen kar yağışlarıyla sarsılıyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu noktada bir kavram karmaşasını düzeltmek gerekir: Bugün popüler kültürde sıklıkla <strong><em>&#8220;küresel ısınma&#8221;</em></strong> ifadesi kullanılıyor. Oysa bu terim tek başına yaşananları açıklamaya yetmiyor. Bizim karşı karşıya olduğumuz durum, bir ısınmadan çok daha karmaşık olan <strong><em>&#8220;küresel iklim değişikliği&#8221;</em></strong> ve buna bağlı gelişen şiddetli bir <strong><em>&#8220;mevsimsel kayma&#8221;</em></strong>dır. Çünkü sadece sıcaklıklar artmıyor; iklimde bir düzensizlik, ani dalgalanmalar ve soğuma atakları da görülüyor. Bu bir sebep değil, Dünya’nın 4,6 milyar yıllık tarihinde defalarca yaşanmış ancak insan eliyle hızı değiştirilmiş bir sonuçtur.</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img decoding="async" width="1024" height="683" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/1b-manset-klise-mcqv-1024x683.jpg" alt="" class="wp-image-46378" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/1b-manset-klise-mcqv-1024x683.jpg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/1b-manset-klise-mcqv-300x200.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/1b-manset-klise-mcqv-768x512.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/1b-manset-klise-mcqv-900x600.jpg 900w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/1b-manset-klise-mcqv.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>MİLANKOVİC DÖNGÜLERİ VE KARTOPU DÜNYA</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Jeolojik kayıtlara baktığımızda, yaklaşık 541 milyon yıl önceki Kambriyen döneminden bugüne, Dünyamızın defalarca <strong><em>&#8220;Kartopu Dünya&#8221;</em></strong> (Snowball Earth) haline gelerek kutuplardan ekvatora kadar buzlarla kaplandığını, defalarca da tropikal bir sıcaklığa büründüğünü görüyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu devasa iklim saatinin zembereği, Milankovic Döngüleri dediğimiz astronomik hareketlerdir. Dünya’nın Güneş etrafındaki yörüngesinin şekli (eksentrisite), eksen eğikliği ve yalpalaması (presesyon), iklimin binlerce yıllık doğal salınımını belirler. Yani Dünya, insan yokken de ısınıp soğuyordu. Ancak bugün karşı karşıya olduğumuz tabloyu trajik kılan şey, doğanın milyonlarca yıla yaydığı bu değişim hızını, insanoğlunun son 200 yıllık sanayileşme ile akıl almaz bir boyuta taşıması ve dengeyi bozmasıdır.</p>



<figure class="wp-block-image size-large is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" width="687" height="1024" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/1c-manset-mdpe-687x1024.jpg" alt="" class="wp-image-46379" style="width:840px;height:auto" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/1c-manset-mdpe-687x1024.jpg 687w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/1c-manset-mdpe-201x300.jpg 201w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/1c-manset-mdpe-768x1145.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/1c-manset-mdpe.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 687px) 100vw, 687px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>VOLKANLAR TARİHİN AKIŞINI NASIL DEĞİŞTİRDİ?</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Doğal felaketler her zaman iklimi ve beraberinde insanlık tarihini şekillendirmiştir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong><em>Thera (Santorini) patlaması:</em></strong> MÖ 1600’lerde yaşanan bu olay, gökyüzünü küllerle perdeleyip Mısır’da ürünlerin yetişmemesine sebep olmuştur. Bu kıtlık, antik halkları (Filistinlilerin ataları Pelesetler dahil) <strong><em>&#8220;Deniz Kavimleri&#8221;</em></strong> göçüyle Türkiye’nin kıyılarına sürüklemiştir.</li>



<li><strong><em>Tambora ve yazsız yıl:</em></strong> 1815’teki Tambora patlaması, 1816 yılını dünya genelinde <strong><em>&#8220;Yazsız Yıl&#8221;</em></strong> yapmış, Avrupa’da büyük ölümlere neden olmuştur.</li>



<li><strong><em>1250’li yılların felaketi:</em></strong> 13. yüzyıldaki volkanik kışlar, Asya’daki kuraklığı tetikleyerek Moğol istilasını hızlandırmış, peşinden gelen veba salgınıyla Avrupa nüfusunu kırıp geçirirken, Osmanlı’nın batı yönündeki ilerleyişini kolaylaştırmıştır.</li>



<li>Hatta IV. Murad döneminde <strong><em>(17. yy), &#8220;Küçük Buzul Çağı&#8221;</em></strong>nın en sert döneminde İstanbul Boğazı’nın donacak kadar soğuması, bu küresel dalgalanmaların bizim topraklarımızdaki en somut hafızasıdır.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>NÜFUS BASKISI VE HIZLANDIRILMIŞ YOK OLUŞ</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">1800’lü yılların sonunda ancak 1 milyara ulaşan dünya nüfusu, bugün 8 milyarı aşmıştır. Bu devasa artış, doğanın milyonlarca yıllık sermayesini sadece bir iki yüzyılda tüketmemize neden oluyor. Doğal süreçte bir canlı türünün ömrü 1 ila 10 milyon yıl iken; biz son 500 yılda türlerin yok olma hızını 300 ila 1000 kat artırdık. Türkiye genelinde şu an 450’den fazla türümüzün tehdit altında olması, yaşadığımız bu biyolojik krizin en net göstergesidir.</p>



<div class="wp-block-buttons is-layout-flex wp-block-buttons-is-layout-flex">
<div class="wp-block-button is-style-outline is-style-outline--1"><a class="wp-block-button__link wp-element-button" href="https://www.aydinlik.com.tr/haber/dunyanin-iklim-saati-kaci-gosteriyor-561911"><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="35" class="wp-image-46389" style="width: 150px;" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/aydinlik1.jpg" alt=""></a></div>
</div>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>BÖLGE BÖLGE KURUMANIN ANATOMİSİ VE YANLIŞ SU YÖNETİMİ</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/2a-bolge-bolge-kurumanin-anatomisi-ve-yanlis-su-yonetimi-tersakan-golu-1024x576.jpg" alt="" class="wp-image-46381" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/2a-bolge-bolge-kurumanin-anatomisi-ve-yanlis-su-yonetimi-tersakan-golu-1024x576.jpg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/2a-bolge-bolge-kurumanin-anatomisi-ve-yanlis-su-yonetimi-tersakan-golu-300x169.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/2a-bolge-bolge-kurumanin-anatomisi-ve-yanlis-su-yonetimi-tersakan-golu-768x432.jpg 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/2a-bolge-bolge-kurumanin-anatomisi-ve-yanlis-su-yonetimi-tersakan-golu.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Konya-Tuz Gölü Havzası artık <strong><em>‘su azlığı’</em></strong> değil <strong><em>‘tamamen yok oluş’</em></strong> noktasına gelmiştir. Ege’nin devasa Göl Marmarası, son yıllarda gözlerimizin önünde tamamen kuruyarak bir tarım arazisine dönüştürüldü.</p>



<p class="wp-block-paragraph" style="font-size:25px"><strong><em>Bölge bölge kurumanın anatomisi ve yanlış su yönetimi</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Tersakan Gölü</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İklimdeki düzensizlik ve mevsimsel kaymalar kapımızdayken, asıl büyük darbeyi su kaynaklarımızı kullanma biçimimizle alıyoruz. Türkiye genelinde göllerimiz sadece <strong><em>“yağış azlığı”</em></strong> nedeniyle kurumuyor; onları biz, yanlış tarım politikaları ve kontrolsüz sanayi kullanımıyla adeta <strong><em>“damarından çekerek” </em></strong>bitiriyoruz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>İÇ ANADOLU: BİR HAVZANIN SESSİZ VEDASI</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Konya-Tuz Gölü Havzası, Türkiye’nin en dramatik su kaybını yaşıyor. 2025 yılı itibarıyla durum, artık <strong><em>“su azlığı”</em></strong> değil <strong><em>“tamamen yok oluş”</em></strong> noktasına gelmiştir.</p>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-8f761849 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="250" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/bolluk-golu3.gif" alt="" class="wp-image-46390"/></figure>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="250" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/tersekan-golu3.gif" alt="" class="wp-image-46391"/></figure>
</div>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">♦ <strong><em>Bolluk ve Tersakan Gölleri:</em></strong> Son bir yıl içinde bu göller tamamen kurudu. Bir zamanlar flamingoların üreme alanı olan bu sığ suların yerinde artık tuzlu toz bulutları yükseliyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="250" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/duden-golu5.gif" alt="" class="wp-image-46392"/></figure>



<p class="wp-block-paragraph">♦ <strong><em>Düden Gölleri:</em></strong> Küçük Düden tamamen kurudu. Büyük Düden ise sadece Kulu Arıtma Tesisi’nden gelen az miktardaki atık su sayesinde <strong><em>“ıslak”</em></strong> görünüyor. Doğal bir sulak alanın varlığından bahsetmek artık imkânsız.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="250" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/esmekaya-sazligi4.gif" alt="" class="wp-image-46393"/></figure>



<p class="wp-block-paragraph">♦ <strong><em>Eşmekaya Sazlığı:</em></strong> Bir zamanlar devasa bir ekosistem olan bu alan, baraj inşası ve yeraltı sularının çekilmesiyle tamamen mera haline geldi, hafızalardan siliniyor.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="250" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/cavuscu-golu4.gif" alt="" class="wp-image-46394"/></figure>



<p class="wp-block-paragraph">♦ <strong><em>Çavuşçu Gölü (Ilgın):</em></strong> 2025 yılında kuruyan göller listemize maalesef Ilgın’daki bu önemli rezervuar da eklendi.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="250" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/eregli-akgol-sazliklari4.gif" alt="" class="wp-image-46395"/></figure>



<p class="wp-block-paragraph">♦ <strong><em>Ereğli Sazlıkları:</em></strong> Çok değil, 40-50 yıl öncesine kadar bir ucu Karaman yolunda bir ucu Niğde yakınlarında olan Ereğli Sazlıkları, bugün tamamen kurudu. Son kalıntıları Ereğli’nin Karaman çıkışında kalan birkaç küçük alan.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="250" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/meke-maan-kraterleri4.gif" alt="" class="wp-image-46396"/></figure>



<p class="wp-block-paragraph">♦ <strong><em>Meke Maarı olarak da adlandırılan krater gölleri:</em></strong> <strong><em>“Dünyanın nazar boncuğu” </em></strong>adıyla bilinirdi. Bugün tarihi fotoğraflarla hatırlıyoruz. Şu an 20-30 yaşındakiler ve daha gençler hiç göremedi bile.</p>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-8f761849 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="250" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/egridir-golu4.gif" alt="" class="wp-image-46397"/></figure>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="1000" height="563" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/2b-egridir-golu.jpg" alt="" class="wp-image-46382" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/2b-egridir-golu.jpg 1000w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/2b-egridir-golu-300x169.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/2b-egridir-golu-768x432.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></figure>
</div>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">Eğridir Gölü</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>EGE VE AKDENİZ: GÖLLER YÖRESİ’NİN SONU MU?</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="250" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/gol-marmara4.gif" alt="" class="wp-image-46398"/></figure>



<p class="wp-block-paragraph">♦ <strong><em>Göl Marmara (Manisa):</em></strong> Ege’nin bu devasa gölü, son yıllarda gözlerimizin önünde tamamen kuruyarak bir tarım arazisine dönüştürüldü. Ekosistem tamamen çöktü.</p>



<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="250" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/eber-aksehir-golu4.gif" alt="" class="wp-image-46399"/></figure>



<p class="wp-block-paragraph">♦ <strong><em>Akşehir ve Eber:</em></strong> Akşehir Gölü yıllar önce kurumuştu; onu besleyen Eber Gölü’nde ise su seviyesi can çekişiyor.</p>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-8f761849 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="250" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/egridir-golu4-1.gif" alt="" class="wp-image-46400"/></figure>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="250" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/beysehir-golu4.gif" alt="" class="wp-image-46401"/></figure>
</div>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">♦ <strong><em>Eğirdir ve Beyşehir:</em></strong> Türkiye’nin en büyük tatlı su rezervleri olan bu iki gölde, su seviyesi kritik eşiğin çok altına indi. Tarımsal sulama baskısı, bu göllerin kendini yenileme kapasitesini yok ediyor.</p>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-8f761849 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="250" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/aci-gol1.gif" alt="" class="wp-image-46402"/></figure>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="250" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/salda-golu4.gif" alt="" class="wp-image-46403"/></figure>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="250" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/kovada2.gif" alt="" class="wp-image-46404"/></figure>
</div>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">♦ <strong><em>Acıgöl, Salda ve Kovada:</em></strong> Bu doğa harikalarında da su sıkıntısı had safhada. Özellikle Burdur ve Denizli arasındaki Acıgöl’ün sodyum sülfat işletmeciliği ve yeraltı suyunun çekilmesi nedeniyle aynalama alanı dramatik ölçüde daraldı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>BATIDAN KARADENİZ’E: KİRLİLİK VE SIĞLAŞMA KISKACI</em></strong></p>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-8f761849 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="250" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/iznik-golu3.gif" alt="" class="wp-image-46405"/></figure>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="250" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/ulubat-golu2.gif" alt="" class="wp-image-46406"/></figure>
</div>
</div>



<p class="wp-block-paragraph">♦ <strong><em>İznik ve Uluabat:</em></strong> Marmara Bölgesi’nin bu iki devi hem sanayi kirliliği hem de sığlaşma ile boğuşuyor. Uluabat Gölü, sediment birikimi ve su seviyesindeki azalma nedeniyle ekolojik fonksiyonlarını yitirmek üzere.</p>



<div class="wp-block-columns is-layout-flex wp-container-core-columns-is-layout-8f761849 wp-block-columns-is-layout-flex">
<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="250" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/hamam-golu-ve-longozu3.gif" alt="" class="wp-image-46407"/></figure>
</div>



<div class="wp-block-column is-layout-flow wp-block-column-is-layout-flow">
<figure class="wp-block-image size-full"><img loading="lazy" decoding="async" width="400" height="250" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/pedina-golu-ve-longozu2.gif" alt="" class="wp-image-46408"/></figure>
</div>
</div>



<p class="wp-block-paragraph"><strong>♦<em> Karadeniz ve Trakya:</em></strong> Karadeniz bölgemizde İç Anadolu’daki gibi büyük ölçekli göl kurumaları yaşanmasa da su seviyelerinde belirgin düşüşler gözleniyor. Trakya’da ise İğneada Longozları içindeki Hamam ve Pedina gibi hassas göller, denizle olan o narin dengesini kaybetme riskiyle karşı karşıya.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>NEREDE HATA YAPIYORUZ?</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Buradaki temel sorun sadece <strong><em>“doğa”</em></strong> değil, bizim tercihlerimizdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>1. Vahşi sulama ve ürün deseni:</em></strong> Şeker pancarı, mısır ve özellikle de inanılmaz su tüketen yonca gibi bitkilerin, su fakiri İç Anadolu’da yeraltı sularıyla yetiştirilmesi intihardır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>2. Derelerin hapsedilmesi:</em></strong> Derelerin üzerine kurulan baraj ve göletler, suyu dere yatağında tutmak yerine geniş yüzeylere yayıyor. Bu da sığlaşan suyun güneş altında çok daha hızlı buharlaşmasına neden oluyor. Yani barajlar, suyu biriktirirken aslında bir yandan da atmosfere daha hızlı <strong><em>“kaçırıyor”.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>3. Sanayi ve madencilik:</em></strong> Sadece tarım değil; maden ocakları ve sanayi tesisleri de bölgenin yeraltı su tabakasını (akiferleri) hızla boşaltıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Artan dünya nüfusu (8 milyarın üzerinde) ve sanayileşme hızı, doğanın milyonlarca yılda biriktirdiği su sermayesini son 200 yılda tüketmemize yol açtı.</p>



<div class="wp-block-buttons is-layout-flex wp-block-buttons-is-layout-flex">
<div class="wp-block-button is-style-outline is-style-outline--2"><a class="wp-block-button__link wp-element-button" href="https://www.aydinlik.com.tr/haber/bolge-bolge-kurumanin-anatomisi-ve-yanlis-su-yonetimi-561979"><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="35" class="wp-image-46389" style="width: 150px;" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/aydinlik1.jpg" alt=""></a></div>
</div>



<p class="has-medium-font-size wp-block-paragraph"><strong><em>BİYOLOJİK BİR SOYKIRIM VE KAYBETTİĞİMİZ ‘ENDEMİK’ EVLATLAR</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyada türlerin doğal yok oluş hızı son 500 yılda tam bin kat arttı. Bu durum, Türkiye’nin biyolojik zenginliği için artık bir <strong><em>‘alarm’</em></strong> değil, <strong><em>‘can pazarı’</em></strong> evresidir. Türkiye genelinde 450’den fazla türümüz <strong><em>‘Kırmızı Liste’</em></strong>de, yani yok olma tehdidi altındadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İnsanoğlu, yeryüzündeki 4,6 milyar yıllık serüvenin son figüranı olmasına rağmen, sahneye çıktığı andan itibaren doğanın dengesini en hızlı bozan aktör oldu. National Geographic ve TÜBA bünyesinde yayımlanan çalışmalarımızda da vurguladığımız üzere; dünyada türlerin doğal yok oluş hızı son 500 yılda tam bin kat arttı. Bu durum, Türkiye’nin biyolojik zenginliği için artık bir <strong><em>&#8220;alarm&#8221;</em></strong> değil, <strong><em>&#8220;can pazarı&#8221;</em></strong> evresidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>KIRMIZI LİSTE VE DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOL</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN)’nin verilerine göre Türkiye genelinde 450’den fazla türümüz <strong><em>&#8220;Kırmızı Liste&#8221;</em></strong>de, yani yok olma tehdidi altındadır. Bu sayı sadece kuşlar ya da memelilerle sınırlı değildir; bitkilerden iç su balıklarına kadar geniş bir yelpazeyi kapsar. Ancak en acısı, dünyada sadece Türkiye’de yaşayan ve artık tamamen yok olan, <strong><em>&#8220;soyu tükenmiş&#8221;</em></strong> kabul edilen dört endemik iç su balığımızdır:</p>



<ol class="wp-block-list">
<li>Gökçe Balığı (Alburnus akili): Beyşehir Gölü’nün bu nadide üyesi, gölün ekolojik dengesinin bozulması ve yanlış avcılık politikalarıyla artık tarih oldu.</li>



<li>İznik İncibalığı (Alburnus nicaeensis): İznik Gölü&#8217;nün hafızasından silindi, artık hiçbir ağda ona rastlanmıyor.</li>



<li>Gölcük Dişlisazancığı (Aphanius splendens): Isparta Gölcük Gölü&#8217;nün kuruması ve kirlenmesiyle dünyadaki tek yuvası yok edildi.</li>



<li>Eğirdir İncesaz Balığı (Pseudophoxinus handlirschi): Eğirdir Gölü’nün o meşhur berrak sularının parçasıydı; bugün sadece laboratuvar kavanozlarında birer örnek olarak kaldı.</li>
</ol>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="576" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/biyolojik-bir-soykirim-ve-kaybettigimiz-endemik-evlatlar-b3st-1024x576.png" alt="" class="wp-image-46384" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/biyolojik-bir-soykirim-ve-kaybettigimiz-endemik-evlatlar-b3st-1024x576.png 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/biyolojik-bir-soykirim-ve-kaybettigimiz-endemik-evlatlar-b3st-300x169.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/biyolojik-bir-soykirim-ve-kaybettigimiz-endemik-evlatlar-b3st-768x432.png 768w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/biyolojik-bir-soykirim-ve-kaybettigimiz-endemik-evlatlar-b3st.png 1280w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></figure>



<p>Prof. Dr. Karataş’ın, kuruyan Düden Gölü’nden geçmiş yıllarda fotoğrafını çektiği uçan ördek / Çıkrıkçın (üstte) ve flamingolar.</p>



<p class="has-medium-font-size wp-block-paragraph"><strong><em>“Artık oralarda çamuru zor görüyoruz!”</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>İNSUYU’NDAKİ SESSİZ ÇIĞLIK: GOBİO İNSUYANUS</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu dört balığa, bugünlerde bir beşincisinin eklendiği gerçeğiyle yüzleşmek zorundayız. Konya-Cihanbeyli’deki İnsuyu Çayı, dünyada sadece bir balığa ev sahipliği yapıyordu: İnsuyu Kaya Balığı (Gobio insuyanus). Geçtiğimiz yıl bizzat yaptığım saha kontrollerinde, İnsuyu’nun damarlarının tamamen kesildiğini, kaynağın kuruduğunu gördüm. Eğer bir canlının dünyadaki tek yaşam alanı kurumuşsa, o canlı artık yoktur. Resmi kayıtlar henüz bu acı kaybı tescillemese de bilimsel saha gerçeği ne yazık ki budur.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>NEDEN KAYBEDİYORUZ?</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bu kayıplar sadece <strong><em>&#8220;iklim değişikliği&#8221;</em></strong> denilerek geçiştirilemez. Bu, bir biyolojik soykırımdır ve sebepleri çok nettir:</p>



<ul class="wp-block-list">
<li><strong><em>İstilacı Türler:</em></strong> Ekonomik kaygılarla göllerimize salınan etçil balıklar (levrek, israil sazanı vb.), binlerce yıldır orada yaşayan yerli türlerimizi yiyerek bitirdi.</li>



<li><strong><em>Hızlandırılmış Küreselleşme:</em></strong> TÜBA makalemizde ele aldığımız üzere, insanların bilinçli veya bilmeyerek taşıdığı istilacı türler ve hastalıklar, yerel biyotayı (flora ve fauna) kökünden sarsıyor.</li>



<li><strong><em>Habitat Parçalanması:</em></strong> Suların kesilmesi, barajlar ve kurutulan sazlıklar, canlıların üreme ve beslenme yollarını tıkadı.</li>
</ul>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün Hatay Dağ Ceylanı (Gazella gazella), Apollo Kelebeği (Parnassius apollo) ya da Kelaynaklar (Geronticus eremita) için verilen mücadele çok kıymetlidir. Ancak unutmamalıyız ki; bir balık türü, kuruyan bir gölle birlikte yok olduğunda, onu bir daha geri getirme şansımız yoktur. Doğa bir bütün olarak çökmektedir ve biz bu çöküşün tam ortasındayız.</p>



<div class="wp-block-buttons is-layout-flex wp-block-buttons-is-layout-flex">
<div class="wp-block-button is-style-outline is-style-outline--3"><a class="wp-block-button__link wp-element-button" href="https://www.aydinlik.com.tr/haber/biyolojik-bir-soykirim-ve-kaybettigimiz-endemik-evlatlar-562059"><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="35" class="wp-image-46389" style="width: 150px;" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/aydinlik1.jpg" alt=""></a></div>
</div>



<p class="wp-block-paragraph" style="font-size:25px"><strong><em>GELECEĞİN SAVAŞI: SU STRATEJİSİ VE TASARRUF YALANLARI</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün, tarımsal sulamaya ihtiyaç duymadığımız şu soğuk kış günlerinde, Niğde’ye kar yağarken, <strong><em>‘vakit var’</em></strong> diyerek şimdiden radikal kararlar almalıyız. 2026 yazını bekleyip sular kesildiğinde şikâyet etmek çözüm değildir. Herkes, ulusal bir <strong><em>‘Su Bekâ Stratejisi’</em></strong> etrafında birleşmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">İklimdeki düzensizlik ve göllerimizdeki dramatik çekilme karşısında her yıl televizyonlarda ve sosyal medyada benzer sloganlar duyuyoruz: <strong><em>“Dişinizi fırçalarken musluğu kapatın!”, “Banyo yerine duş alın!” </em></strong>Şüphesiz ki bireysel duyarlılık ve su tasarrufu ahlâkı çok kıymetlidir; ancak toplam su tüketimi tablosuna baktığımızda, bu çağrıların buzdağının sadece görünen küçük bir kısmına hitap ettiğini görüyoruz. Türkiye’nin su krizini evdeki musluklardan ziyade, tarladaki fıskiyelerde, fabrikanın borularında ve yanlış planlanmış barajlarda aramalıyız.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>JEOLOJİK BİR GÖZ KIRPMASI: 1 MİLYARDAN 8 MİLYARA</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Burada asıl büyük resmi görmek için rakamlara bakmak zorundayız. İnsanlık tarihinin binlerce yılı boyunca oldukça yavaş artan dünya nüfusu, ilk kez 1804 yılında 1 milyar sınırını aşmıştır. Ancak asıl çarpıcı olan şudur: milyarlarca yıllık dünya tarihinde 1 milyara ulaşmak binlerce yıl sürmüşken; 1 milyardan 8 milyara çıkışımız sadece 220 yıl gibi bir sürede gerçekleşmiştir. Bu durum, jeolojik açıdan sadece bir <strong><em>“göz kırpması”</em></strong> kadar kısa bir süredir. İşte bu ani ve devasa nüfus patlaması, doğanın milyonlarca yılda biriktirdiği yeraltı su rezervlerini (akiferleri) son 200 yılda acımasızca tüketmemize yol açmıştır. Maden ocaklarından tekstil fabrikalarına kadar devasa bir çark, toprağın altındaki o <strong><em>“kadim emaneti”</em></strong> hızla boşaltmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>TARIMDA İNTİHAR: SUYA GÖRE DEĞİL KÂRA GÖRE ÜRÜN</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye’de kullanılan suyun yaklaşık yüzde 75-80’i tarımsal sulamaya gitmektedir. Buradaki asıl büyük yanlış, su fakiri olan İç Anadolu gibi bölgelerde şeker pancarı, mısır, ayçiçeği ve hepsinden daha fazla su tüketen yonca gibi bitkilerin ekilmesidir. Çiftçimiz, yeraltı suyunu bitmeyecek bir hazine sanarak her geçen yıl daha derine sondaj vurmakta, bu da obrukların oluşmasına ve yeraltı su tabakasının çökmesine neden olmaktadır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Daha vahimi, derelerimizi barajlara hapsederek <strong><em>“suyu tuttuğumuzu”</em></strong> sanıyoruz. Oysa su, dere yatağında akarken olan yüzey alanından çok daha fazlasına baraj gölü haline geldiğinde kavuşur. Genişleyen yüzey ve sığlaşan yapı, güneş ışınlarının etkisiyle buharlaşma hızını dramatik şekilde artırır. Yani biz suyu biriktirelim derken, aslında onu atmosfere daha hızlı <strong><em>“kaçırıyoruz”.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>ÖNÜMÜZDEKİ YÜZYILIN SAVAŞLARI: MAVİ ALTIN</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Geçen yüzyılın savaşları petrol ve enerji kaynakları üzerinden yürütüldü. Ancak içinde bulunduğumuz yüzyılın ve geleceğin asıl stratejik beka meselesi <strong><em>“su”</em></strong> olacaktır. Sınır aşan sular, kuruyan havzalar ve azalan tatlı su kaynakları, ülkeler arasındaki en büyük gerilim hattını oluşturacaktır. Bu bir kehanet değil, bilimsel ve siyasi bir projeksiyondur. Suya hükmeden, geleceğe hükmedecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>HAZIR KIŞ MEVSİMİNDEYKEN&#8230;</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün, tarımsal sulamaya ihtiyaç duymadığımız şu soğuk kış günlerinde; Niğde’ye kar yağarken,</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>“vakit var”</em></strong> diyerek şimdiden radikal kararlar almalıyız. 2026 yazını bekleyip sular kesildiğinde şikâyet etmek çözüm değildir. Siyasilerimizden sanayicimize kadar herkes, ulusal bir <strong><em>“Su Bekâ Stratejisi”</em></strong> etrafında birleşmelidir. Aksi takdirde, gelecekteki savaşlar sadece uzak coğrafyalarda değil, bizim kurumuş dere yataklarımızda başlayacaktır.</p>



<div class="wp-block-buttons is-layout-flex wp-block-buttons-is-layout-flex">
<div class="wp-block-button is-style-outline is-style-outline--4"><a class="wp-block-button__link wp-element-button" href="https://www.aydinlik.com.tr/haber/gelecegin-savasi-su-stratejisi-ve-tasarruf-yalanlari-562185"><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="35" class="wp-image-46389" style="width: 150px;" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/aydinlik1.jpg" alt=""></a></div>
</div>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>BİR UYANIŞ ÇAĞRISI DOĞAYLA UZLAŞMAYA MECBURUZ</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Siyasilerimiz, bilim insanlarımız ve sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek seçim dönemlerini aşan, partiler üstü bir <strong><em>‘Ulusal Su Anayasası’</em></strong> oluşturmalıdır. Diş fırçalarken musluğu kapatmak elbet bir erdemdir ancak asıl kurtuluş, devasa sanayi çarklarını doğanın ritmine uygun hale getirmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün Niğde’de karın o masum beyazlığına bakarken, aslında oldukça derin ve sarsıcı bir tabloyu muhakeme ettik. Jeolojik devirlerden, volkanik patlamaların tarihin akışını nasıl değiştirdiğinden başladık; kuruyan göllerimize ve bizzat yok oluşuna şahitlik ettiğimiz endemik balıklarımıza kadar geldik. Peki, bu karamsar tabloyu değiştirmek mümkün mü? Evet, ancak bu sadece <strong><em>“yağmur duasına çıkarak”</em></strong> değil, doğanın kadim yasalarına yeniden uyum sağlayarak mümkündür.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>SU VERİMLİLİĞİ: SLOGANDAN STRATEJİYE</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Türkiye&#8217;nin su yönetiminde köklü bir zihniyet devrimine ihtiyacı vardır. Artık <strong><em>&#8220;suya göre tarım&#8221;</em></strong> bir tercih değil, hayatta kalma şartıdır. İç Anadolu&#8217;nun kalbinde, milyonlarca yıldır orada olan yeraltı sularını çekip mısır veya yonca sulamak, geleceğin suyunu bugünden çalmaktır. Havza bazlı planlama ile suyun bol olduğu yerlerde su yoğun ürünler, suyun kısıtlı olduğu yerlerde ise kuraklığa dayanıklı yerel türler teşvik edilmelidir. Ayrıca, vahşi sulama yöntemleri tamamen terk edilmeli ve kapalı devre basınçlı sulama sistemlerine devlet eliyle hızla geçilmelidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>SADECE ÇİFTÇİ DEĞİL SANAYİ DE DEĞİŞMELİ</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Su krizi sadece tarımın sırtına yüklenemez. Sanayi tesisleri ve maden ocakları için <strong><em>&#8220;gri su&#8221;</em></strong> kullanımı, yani atık suların geri dönüştürülerek yeniden sisteme kazandırılması bir tercih değil, yasal bir zorunluluk olmalıdır. Şehirleşme politikalarımızda ise <strong><em>&#8220;yağmur suyu hasadı&#8221;</em></strong> gibi kadim ve basit yöntemleri modern mimariye entegre etmemiz, betonlaşan kentlerin yeraltı sularını beslemesini sağlamamız şarttır.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>BİYOLOJİK MİRASIN KORUNMASI: GİDENLERİ GERİ GETİREMEYİZ</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Kaybettiğimiz Gökçe Balığı (Alburnus akili) veya İnsuyu Kaya Balığı (Gobio insuyanus) gibi türler bize şunu öğretti: Ekosistem bir zincirdir ve kopan bir halka, tüm yapıyı sarsar. Kırmızı listemizdeki 450&#8217;den fazla türümüzü korumak, sadece o canlıları değil, bizzat kendi yaşam kalitemizi ve gıda güvenliğimizi korumaktır. Çıldır Gölü&#8217;nde buzun tekrar güvenle kalınlaşmasını, Van Gölü&#8217;nün kuzeyindeki Erçek ve Arin göllerinin canlanmasını istiyorsak; havzadaki her türlü beşerî baskıyı, özellikle yeraltı suyu kullanımını minimize etmeliyiz.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>BİR ‘SU ANAYASASI’ ŞART</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün, suyun tarımsal amaçla kullanılmadığı bu soğuk kış günleri, en büyük düşünme fırsatımızdır. Siyasilerimiz, bilim insanlarımız ve sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek, seçim dönemlerini aşan, partiler üstü bir <strong><em>&#8220;Ulusal Su Anayasası&#8221;</em></strong> oluşturmalıdır. 1800&#8217;lerin başında sadece 1 milyar olan nüfusun, jeolojik bir göz kırpması kadar kısa sürede 8 milyarı geçtiği bu dünyada, kaynaklar artık sonsuz değildir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Gelecekteki savaşlar petrol veya toprak için değil, bir bardak temiz su için çıkacaksa; biz bugün göllerimize, derelerimize ve yeraltı sularımıza sahip çıkarak en büyük milli savunma hamlemizi yapmalıyız. Diş fırçalarken musluğu kapatmak elbet bir erdemdir ancak asıl kurtuluş; devasa sanayi çarklarını ve tarım desenimizi doğanın ritmine uygun hale getirmektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Unutmayalım: Doğa bizden intikam almaz, doğa sadece kendi yasalarını uygular. Biz o yasalara uyarsak var oluruz, inatlaşırsak kuruyan göllerimiz gibi sadece tarih kitaplarında birer hatıra olarak kalırız. -BİTTİ-</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Karataş, artık iyice kuruyan Sultansazlığı’nda.</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Bir coğrafyanın vasiyeti</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Geriye dönüp baktığımızda Anadolu ve Trakya, sadece bir kara parçası değil; binlerce yıldır medeniyetleri emziren, sularıyla hayat veren canlı bir organizmadır. Ancak bugün bu organizmanın damarları birer birer kuruyor. Geçmişte tarım alanı açmak gayesiyle kurutulan Hatay’daki Amik Gölü ve Antalya Elmalı’daki Avlan Gölü gibi devasa ekosistemlerin kaybı, bize bir gerçeği çok acı öğretti: Doğadan aldığımız her metrekare sulak alan, aslında geleceğimizden çaldığımız birer iklim sigortasıdır. Maraş’taki Gavur Gölü ve Konya’daki Suğla Gölü örneklerinde olduğu gibi, kurutulan her göl bugün yaşadığımız o kavurucu toz fırtınalarının, bozulan nem dengesinin ve düzensiz yağışların ana sebebidir.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Bugün Konya-Cihanbeyli’deki İnsuyu Çayı’nda son nefesini veren o küçük kaya balığının (Gobio insuyanus) sessizliği, aslında hepimizin geleceğine dair bir çığlıktır. Doğa, milyarlarca yıllık sabrıyla bize bir şans daha veriyor. Bu kışın karı, toprağın altında uyuyan tohumlar ve henüz tamamen kurumamış olan yeraltı su rezervlerimiz, bizim son kalemizdir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>VAKİT, MAVİYE SAHİP ÇIKMA VAKTİDİR</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Bizler bu coğrafyanın sadece bugünkü sakinleri değil, aynı zamanda yarınki sahiplerinin de emanetçileriyiz. Bilimsel veriler, jeolojik döngüler ve saha gözlemleri tek bir noktada birleşiyor: Su biterse, hayat biter. Gelecek nesillere; <strong><em>“Bir zamanlar buralarda göller vardı”</em></strong> diye hüzünlü masallar anlatmak yerine; onlara masmavi parlayan Hazar, Eğirdir, Beyşehir ve Çıldır göllerini yaşayan birer miras olarak bırakmalıyız.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Resmiyetin ve hukukun ötesinde, bu bir <strong><em>&#8220;vicdan ve beka&#8221;</em></strong> meselesidir. Türkiye’nin mavi gözleri olan göllerimizi kendi ellerimizle kör etmeyelim. Şehirlerimizdeki musluktan tarladaki fıskiyeye kadar her damlada, o kurumuş göl yataklarının sızısını hissederek hareket edelim. Unutmayın, doğayla inatlaşan hiçbir medeniyet ayakta kalamamıştır. Bizim yolumuz doğayla inatlaşmak değil, onun kadim ritmine yeniden eşlik etmek olmalıdır.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Güzel ülkemiz Türkiye’nin suları yeniden gür akana, göllerimiz tekrar kuş çığlıklarıyla dolana dek bu muhasebe bitmeyecektir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>HENÜZ GEÇ DEĞİLKEN</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>Okura not:</em></strong> Bu yazı dizisinde paylaşılan tüm bilgiler; National Geographic ve TÜBA bünyesinde yayımlanan bilimsel makalelerimiz ile 1990 yılından itibaren 2025 yılına kadar uzanan güncel saha gözlemlerimize dayanmaktadır. Amik, Avlan, Gâvur ve Suğla gibi kurutulan göllerimiz, tarımsal amaçlı yapılan yanlış müdahalelerin tarihimizdeki en somut göstergeleridir. Bir zamanlar <strong><em>“dünyanın nazar boncuğu” </em></strong>olarak anılan Meke Maarı ve Nasrettin Hocamızın o meşhur Akşehir Gölü, bugün bu yanlış gidişatın bedelini en ağır şekilde ödeyenlerdendir. Çözüm; günübirlik kâr hırsında değil, doğanın ritmiyle uyumlu ulusal bir su stratejisindedir.</p>



<div class="wp-block-buttons is-layout-flex wp-block-buttons-is-layout-flex">
<div class="wp-block-button is-style-outline is-style-outline--5"><a class="wp-block-button__link wp-element-button" href="https://www.aydinlik.com.tr/haber/bir-uyanis-cagrisi-dogayla-uzlasmaya-mecburuz-562316"><img loading="lazy" decoding="async" width="150" height="35" class="wp-image-46389" style="width: 150px;" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2026/02/aydinlik1.jpg" alt=""></a></div>
</div>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>



<figure class="wp-block-image size-full is-resized">
<a href="https://egitimstore.academia.edu/FatihÖzcan" target="_blank" rel="noopener">
<img loading="lazy" decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/academia3.png" 
alt="" class="wp-image-43315" width="800" height="100"></a></figure>


<ul class="wp-block-latest-posts__list wp-block-latest-posts is-layout-flow wp-block-latest-posts-is-layout-flow"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/esit-yurttaslik-kavrami/">“Eşit yurttaşlık” kavramı</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/chp-bolunme-sonrasi-toparlanma-ataklarini-surduruyor/">CHP, bölünme sonrası toparlanma ataklarını sürdürüyor</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/maku-tip-fakultesine-ilk-beden-bagisi/">MAKÜ Tıp Fakültesine ilk beden bağışı</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/emekli-yazilari34/">Emekli yazıları34</a></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/ismet-ozcelik-fon-sorusturmasi-burokratlarla-sinirli-kalmayacak/">İsmet Özçelik: “Fon soruşturması bürokratlarla sınırlı kalmayacak!”</a></li>
</ul>


<div data-wp-interactive="core/file" class="wp-block-file"><object data-wp-bind--hidden="!state.hasPdfPreview" hidden class="wp-block-file__embed" data="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" type="application/pdf" style="width:100%;height:400px" aria-label="“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI gömüsü."></object><a id="wp-block-file--media-bf3018fc-5b9a-4522-b9aa-3ee6e79ae7ee" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" target="_blank" rel="noreferrer noopener">“ARSLANLARLA CEYLANLAR DOSTTUR KUCAĞIMIZDA” BARIŞI</a><a href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/12/ARSLANLARLA-CEYLANLAR-DOSTTUR-KUCAGIMIZDA-BARISI.pdf" class="wp-block-file__button wp-element-button" download aria-describedby="wp-block-file--media-bf3018fc-5b9a-4522-b9aa-3ee6e79ae7ee">İndir</a></div>



<figure class="wp-block-image size-full">
<a href="https://www.youtube.com/channel/UCvI20jcoUUX18hKh-hoSYJQ" target="_blank">
<img loading="lazy" decoding="async" width="800" height="150" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube.png" 
alt="" class="wp-image-43574" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube.png 800w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube-300x56.png 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2025/06/youtube-768x144.png 768w" sizes="auto, (max-width: 800px) 100vw, 800px" /></a></figure>



<marquee onmouseover="this.stop()" onmouseout="this.start()" scrollamount="3" 
direction="right" style="height:30;margin-top:10px;padding:3px;border:0px gray solid;">
<table> <tbody><tr><td>
<img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td> 
 <td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"> </td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
<td><img decoding="async" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2024/03/ataturklu-albayrak2.gif"></td>
</tr> </tbody></table> </marquee>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/turkiyenin-mavi-gozleri-kururken/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kıyıları sular, dağları susuzluk vuracak!</title>
		<link>https://www.kivilcimhaber.com.tr/kiyilari-sular-daglari-susuzluk-vuracak/</link>
					<comments>https://www.kivilcimhaber.com.tr/kiyilari-sular-daglari-susuzluk-vuracak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yusuf YAVUZ]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2019 14:46:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gündem]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Politika]]></category>
		<category><![CDATA[Son Dakika]]></category>
		<category><![CDATA[Sürmanşet]]></category>
		<category><![CDATA[Tabiat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazar Yazıları]]></category>
		<category><![CDATA[Buzullar]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Karbon]]></category>
		<category><![CDATA[Kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf Yavuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.kivilcimhaber.com.tr/?p=16769</guid>

					<description><![CDATA[İklim krizine millet bahçeleri, bisiklet yolları ve metro inşaatları yaparak hazırlanan Türkiye’de kıyıları suların yükselmesi, iç ve dağlık kesimleri ise kuraklığın etkilemesi bekleniyor. Karbon emisyonlarındaki artışın devam etmesi durumunda İstanbul ve İzmir’de yaklaşık 250 bin kişinin taşkın riskiyle karşı karşıya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p class="wp-block-paragraph">İklim krizine millet bahçeleri, bisiklet yolları ve metro
inşaatları yaparak hazırlanan Türkiye’de kıyıları suların yükselmesi, iç ve
dağlık kesimleri ise kuraklığın etkilemesi bekleniyor. Karbon emisyonlarındaki
artışın devam etmesi durumunda İstanbul ve İzmir’de yaklaşık 250 bin kişinin
taşkın riskiyle karşı karşıya kalacağı belirtiliyor…</p>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyanın iklim bilimi konusunda en yetkin kurumu olan
İsviçre merkezli Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (Intergovernmental
Panel on Climate Change, IPCC), bugün iklim değişikliğinin okyanuslar ve
kriyosfere (yeryüzündeki buzullar) etkilerini inceleyen özel raporunu
yayımladı. Rapor, iklim değişikliğinin, gezegenin buz tabakaları, buzullar,
permafrost, buz sahanlığı ve kar örtüsü gibi donmuş alanlara etkisinin yanı
sıra emisyonların hızla azaltılmadığı durumda bu bölgelerde neler olabileceğini
inceliyor ve son derece çarpıcı verileri içeriyor. Aralarında Türkiye’nin de
bulunduğu 195 ülke tarafından onaylanan IPCC, bu raporunda sera gazı
emisyonlarındaki artış sebebiyle gezegenin okyanusları, buzulları ve kar
örtüsünde hızla artan değişimleri tespit etti. Rapor, emisyonların hızla
azaltılmadığı durumda, bu yüzyılın sonunda deniz seviyesinde yükselme, dağ
buzullarında çöküş, denizel yaşamda önemli kayıplar ve şiddetli siklonlarda
artış gibi sonuçlar öngörüyor. Raporun Türkiye’ye yönelik etkilerini
değerlendiren uzmanlar, kıyı kesimlerinin yükselen su seviyeleri nedeniyle risk
altında kalacağını, iç ve dağlık kesimlerin ise azalma eğiliminde olan kar
örtüsü nedeniyle iklim değişikliğinin etkileriyle baş başa kalacağını
kaydediyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph">Merkezi İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan
Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) Değişen İklimde Okyanuslar ve
Kriyosfer isimli özel raporunu yayınladı. Bilim insanlarının hükümetlerin
yönetici özeti üzerine yaptığı yorumlarını yanıtladığı Monaco’daki dört günlük
özel oturumun ardından açıklanan rapor, hükümetlerin iklim değişikliğinin
okyanuslara ve kriyosfere (gezegenin tüm donmuş alanları; buz tabakaları, dağ
buzulları, permafrost, buz sahanlığı ve kar örtüsü gibi) etkileri üzerine bir
rapor talep etmeleri üzerine hazırlandı. Rapor 36 farklı ülkeden 104 yazar ve
yayımcının katkısıyla yaklaşık 7000 bilimsel çalışmayı değerlendirerek hazırlandı.</p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="75" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2019/09/satilik-daire-haberici.gif" alt="" class="wp-image-16259"/></figure>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>OKYANUSLAR GEÇEN YÜZYILDAN 10 KAT DAHA HIZLI
YÜKSELECEK</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">IPCC’nin 6. Değerlendirme Raporu döngüsünde hazırlanan üç
özel raporun sonuncusu niteliğinde olan bu raporun ardından hazırlanacak olan
Yeni Değerlendirme Raporlarının 2021’de yayımlanacağı belirtildi. Dünyanın
okyanus, buz ve kar örtüsünün iklim değişikliğine bağlı olarak değiştiği
kaydedilen rapora göre, deniz seviyesi hızla yükseliyor ve emisyonlar
azaltılmazsa okyanuslar 2100 yılı itibarıyla geçen yüzyıla göre 10 kat daha
hızlı yükselecek. Emisyonların artmaya devam etmesi durumunda ise buzullar
kütlelerinin üçte birinden fazlasını kaybedecek. Bu durum insanların tatlı suya
erişimini de olumsuz etkileyecek. 2100 itibarıyla bazı dağlar üzerindeki
buzulların yüzde 80’i kaybolabilir, birçok buzul ise tamamen yok olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>YILDA 400 MİLYAR TONDAN FAZLA SU OKYANUSA
KARIŞIYOR</em></strong></p>



<figure class="wp-block-image"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="504" src="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/2-2-1024x504.jpg" alt="" class="wp-image-16773" srcset="https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/2-2.jpg 1024w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/2-2-300x148.jpg 300w, https://www.kivilcimhaber.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/2-2-768x378.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /><figcaption> Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) raporunu Türkiye açısından <br>değerlendiren uzmanlar, konuyla ilgili önemli uyarılarda bulundu… </figcaption></figure>



<p class="wp-block-paragraph">Dünyanın okyanus, buz ve kar örtüsü iklim değişikliğine
bağlı olarak değişiyor. Grönland ve Antarktika buz tabakası yılda 400 milyar
tondan fazla suyu okyanusa bırakmak suretiyle eriyor. Arktik’in karla kaplı
bölgesi yaz aylarında her on yılda yüzde 13 oranında küçülüyor. Ayrıca deniz
suyu bir yandan oksijen kaybına uğrayıp daha asidik hale gelirken denizde
yaşanan sıcaklık dalgaları iki kat daha sıklaştı, sıcaklaştı ve iki kat daha uzun
sürüyor. Okyanus sıcaklığının artış hızı 20.yüzyılın sonlarından beri ikiye
katlandı.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>KİRLİLİK DEVAM EDERSE BUZULLARIN YÜZDE 80’İ
KAYBOLACAK</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Denizlerdeki sıcaklık dalgalarının çok büyük bir kısmı
(yüzde 84-90), doğrudan insan kaynaklı iklim değişikliğine bağlanıyor. Deniz
seviyesi hızla yükseliyor ve emisyonlar azaltılmazsa okyanuslar 2100 yılı
itibarıyla geçen yüzyıla göre 10 kat hızlı yükselecek. Deniz seviyeleri insan
kaynaklı sera gazı emisyonlarının sonucu olarak şu ana kadar 16 cm yükseldi ve
yükselmeye devam ediyor. Emisyonlar azaltılmazsa, deniz seviyelerindeki artış
2100 sonrasında da devam edecek. Rapor, emisyonların artması halinde 2300’de
5,4 metreye kadar bir yükselme olabileceği konusunda uyarıyor. Emisyonlar
azaltılmazsa 2100 itibariyle bazı dağlık bölgeler üzerindeki buzulların yüzde
80’i kaybolabilir, birçok buzul ise tamamen yok olabilir. Sonuç olarak, yüzyıl
bitmeden dağ buzullarının sağladığı tatlı su seviyesi önce tavan yapacak sonra
düşmeye başlayacak.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>TÜM DÜNYADA OKYANUS CANLILARI YÜZDE 15
AZALACAK</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Deniz yaşamı halihazırda okyanusların ısınmasından
olumsuz etkileniyor. Emisyonlar azaltılırsa oluşan hasarı sınırlamak mümkün.
Deniz canlıları yaşam alanlarını yılda 5 km gibi bir hızda değiştirirken,
okyanusların ısınması ve aşırı avlanma da balık popülasyonlarını düşürdü.
Okyanustaki değişimler yüzyıl sonuna kadar devam edecek: Emisyonlar
azaltılmazsa pH seviyesi halihazırda düşen 0,1 oranına ek olarak 2100
itibarıyla 0,3 daha düşebilir. Farklı bir araştırmaya göre bu okyanuslardaki asit
oranının yüzde 150 artması anlamına geliyor. 2050’ye gelene kadar okyanusların
üst tabakasının yüzde 80’inde oksijen kaybı meydana gelecek. Emisyonların
azaltılmaması yüzyıl sonuna kadar tüm dünyada okyanuslarda yaşayan hayvanların
yüzde 15 azalmasına ve balık avlama potansiyelinin yüzde 24 düşmesine yol
açabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>BİR YANDA ŞİDDETLİ YAĞIŞ, BİR YANDAN AŞIRI
KURAKLIK</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Okyanustaki değişim, aşırı hava olaylarını tetikliyor ve
emisyonlar azaltılmazsa durum daha da kötüleşecek. İnsan kaynaklı emisyonların
bir sonucu olarak kasırgalar şimdiden daha şiddetli yağış, daha güçlü rüzgâr ve
daha yüksek deniz seviyelerine sebep oluyor. Emisyonların artmasıyla birlikte
bu etkilerin daha da kötüleşmesi ve fırtına dalgalarıyla özellikle deniz
seviyelerindeki yükselmenin daha da artması bekleniyor. Küresel ölçekte
şiddetli yağış ve kuraklığa neden olan Pasifik Okyanusu’ndaki sıra dışı yüzey
sıcaklıklarını betimleyen El Niño ve La Niña’nın etkilerinin çok daha
ciddileşeceği düşünülüyor. Kar ve buz örtüsünün kaybı Dünya’nın sıcağı yansıtma
özelliğini de azaltarak ısınmayı artırıyor. Arktik deniz buzu her on yılda
yüzde 13 küçülüyor ve küresel ısınma 2°C’yi bulursa bazı yaz mevsimlerinde
tamamen yok olması bekleniyor. Emisyonların hızlıca azaltılması riskleri büyük
ölçüde azaltabilecekken, iklim değişikliği konusunda harekete geçmemenin bedeli
bu yüzyıl sonuna kadar çok hızlı ve ağır olabilir.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>TÜRKİYE’DE KIYILARI SULAR, İÇ KESİMLERİ
KURAKLIK VURABİLİR</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">IPCC’nin Değişen İklimde Okyanuslar ve Kriyosfer raporunu
Türkiye açısından değerlendiren uzmanlar da önemli uyarılarda bulundu. İTÜ
Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü’nde doktorasını tamamlayan ve şu an Oslo
Üniversitesi’nde araştırmacı olarak çalışan Dr. Yeliz A. Yılmaz IPCC raporunun
Türkiye için olası etkilerini şu sözlerle değerlendirdi: “Türkiye’nin kıyı
kesimleri yükselen su seviyeleri nedeniyle risk altındayken, iç ve dağlık
kesimleri ise azalma eğiliminde olan kar örtüsü nedeniyle iklim değişikliğinin
etkileri ile yüzleşebilir. Dağlarda tutulan kar ve buz örtüsü bahar döneminde
eriyerek nehirleri besler ve ekosistemler için hayati önem taşır. Öngörülen
sıcaklık artışı ve yağış rejimindeki düzensizlikler sebebiyle, yarı kurak
bölgelerdeki tarımsal sulama uygulamaları için su temininde problemler
yaşanabilir. Keza hidroelektrik üretiminin de bu değişkenlikten etkilenmesi
kaçınılmazdır. Su kaynaklarının azalması özellikle Türkiye’nin doğu ve
güneydoğu bölgelerindeki sınır aşan suların diğer ülkelerle paylaşılması ile
alakalı geçmiştekilere benzer potansiyel anlaşmazlıkların çözümünü daha da
zorlaştırabilir. Bu kötüye giden tabloyu değiştirmenin yolu ise fosil yakıt
kullanımını durdurmak, emisyonları hızla azaltmak, az tüketmek ve
sürdürülebilir kalkınma modellerini uygulamaktan geçiyor.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>SANAYİLEŞME VE YAPILAŞMA BASKISI SORUNLARA
DAVETİYE ÇIKARIYOR</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği
Enstitüsü’nden Dr. Noyan Yılmaz ise deniz ve kıyı bölgelerin yüksek karbon
tutma potansiyeline değinerek IPCC raporunu Türkiye özelinde değerlendirerek
şunları dile getirdi: “Denizler, tuz bataklıkları, deniz çayırları, su basar
ormanlar, dalyanlar ve benzeri mavi karbon ekosistemleri olarak adlandırılan
kıyısal alanlar, atmosferdeki karbonu tutma ve saklama konusunda ormanlardan 40
kat daha hızlılar. İklim değişikliğine sanayileşme ve yapılaşma baskısı da
eklenince bu alanların özelliklerini yitirmesi başka birçok soruna davetiye
çıkarıyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>‘BAŞTA MARMARA OLMAK ÜZERE DENİZLERİMİZDEKİ
OKSİJEN AZALIYOR’</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">İklim değişikliğiyle denizlerin daha sıcak ve asidik hale
gelmesi; derin deşarj, aşırı gübre kullanımı, kıyı erozyonu gibi etkilerle
birleşince Marmara Denizi başta olmak üzere denizlerimizde oksijen hızla
azalıyor. Isınma ayrıca istilacı türlerin yayılımını hızlandırıyor. Akdeniz ve
Güney Ege kıyılarımızda istilacı türler ekonomik olarak önemli yerel türlerimizin
yerini çoktan aldı. Ekosistemdeki bozulma aşırı balıkçılık ile birleştiğinde
balıklardan boşalan alanı denizanası türlerinin doldurduğunu görüyoruz ve bu
geri dönüşü oldukça zor olan bir değişim. Günümüzde artık bu kadar bilimsel
kanıt sunulmuşken iklim değişikliğini sınırlamak için fosil yakıtların
kullanımını azaltmayı değil, bir adım ötesine geçerek iklimdeki bozulmayı
yavaşlatmak için ne gibi önlemler almamız gerektiğini konuşuyor olmamız lazım.”</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>İSTANBUL VE İZMİR’DE 250 BİN KİŞİ TARŞKIN
RİSKİ ALTINDA</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Tüm dünyayı etkisi altına alacak olan iklim
değişikliğinin Türkiye üzerindeki olası etkileri arasında buzulların
erimesinden kaynaklanan deniz seviyesindeki yükselmenin kıyı şeridindeki
başlıca kentleri tehdit etmesi ilk sıralarda yer alıyor. Kıyı şeridi uzunluğu 8
bin kilometreden fazla olan Türkiye’deki kıyı yerleşimlerinin yüksek dalgaların
ve taşkınların tehdidiyle karşı karşıya kalması bekleniyor. Yapılan bir
araştırmaya göre İstanbul ve İzmir’de deniz seviyesinin 50 cm yükselmesi
durumunda yaklaşık 250 bin kişinin taşkınlara maruz kalacağı öngörülüyor. İnsan
kaynaklı karbon emisyonlarının artması durumunda İstanbul’un bu yüzyılın
sonunda deniz seviyesindeki artış sebebiyle yılda 9,8 milyar dolarlık
maliyetle, Avrupa’daki en yüksek finansal zarara uğrayacak kent olacağı tahmin
ediliyor. İzmir’in ise 5,7 milyar dolar ile Avrupa’da en yüksek zarara
uğrayacak üçüncü kent olması bekleniyor.</p>



<p class="wp-block-paragraph"><strong><em>KARADENİZ’DE KUMSAL KAYBI AKDENİZ’DE
TUZLANMA ARTACAK</em></strong></p>



<p class="wp-block-paragraph">Karadeniz’de deniz seviyesinin bir metre yükselmesi
durumunda kumsalların yarısından fazlasının sular altında kalabileceği ya da iç
kesimlere doğru kayabileceği belirtiliyor. Sunduğu ekosistem hizmetlerinden her
yıl yaklaşık 450 milyar Dolar kazanç elde edildiği tahmin edilen Akdeniz’de de
şiddetli ve hızlı değişimler yaşanıyor. Okyanuslara kıyasla küçük boyutu ve
kapalı coğrafyası nedeniyle Akdeniz’de iklim değişikliğinin etkilerinin daha
hızlı ve şiddetli olacağı öngörülüyor. Akdeniz, artan su sıcaklığı ve
buharlaşma nedeniyle giderek daha tuzlu hale geliyor. Bunun sonucunda ise
Akdeniz’deki yaşam alanlarında ve biyolojik çeşitlilikte kayıpların yanında
balık stoklarında büyük ölçekli değişikliklerin yaşanması bekleniyor. Kuzey Ege
Denizi’ndeki balık stoklarında ise yüzde 18’lik düşüş öngörülüyor.</p>



<pre class="wp-block-code"><code>[3d-flip-book mode="thumbnail-lightbox" urlparam="fb3d-page" 
id="12654" title="false" lightbox="dark"]</code></pre>



<iframe width="900" height="375" 
src="https://www.youtube.com/embed/FGXbAQIoC_g" 
frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; 
encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" 
allowfullscreen></iframe>


<ul class="wp-block-latest-posts__list has-dates wp-block-latest-posts is-layout-flow wp-block-latest-posts-is-layout-flow"><li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/esit-yurttaslik-kavrami/">“Eşit yurttaşlık” kavramı</a><time datetime="2026-11-05T16:28:29+03:00" class="wp-block-latest-posts__post-date">5 Kasım 2026</time></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/chp-bolunme-sonrasi-toparlanma-ataklarini-surduruyor/">CHP, bölünme sonrası toparlanma ataklarını sürdürüyor</a><time datetime="2026-11-05T16:13:03+03:00" class="wp-block-latest-posts__post-date">5 Kasım 2026</time></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/maku-tip-fakultesine-ilk-beden-bagisi/">MAKÜ Tıp Fakültesine ilk beden bağışı</a><time datetime="2026-11-04T17:24:30+03:00" class="wp-block-latest-posts__post-date">4 Kasım 2026</time></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/emekli-yazilari34/">Emekli yazıları34</a><time datetime="2026-11-03T20:16:38+03:00" class="wp-block-latest-posts__post-date">3 Kasım 2026</time></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/ismet-ozcelik-fon-sorusturmasi-burokratlarla-sinirli-kalmayacak/">İsmet Özçelik: “Fon soruşturması bürokratlarla sınırlı kalmayacak!”</a><time datetime="2026-11-02T19:30:53+03:00" class="wp-block-latest-posts__post-date">2 Kasım 2026</time></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/turk-ezgileri-avrasyada-yankilanacak/">Türk ezgileri Avrasya’da yankılanacak</a><time datetime="2026-11-02T17:27:21+03:00" class="wp-block-latest-posts__post-date">2 Kasım 2026</time></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/dogu-tabletleri-25-tablet-turk/">DOĞU TABLETLERİ- 25. Tablet, Türk</a><time datetime="2026-11-02T16:27:04+03:00" class="wp-block-latest-posts__post-date">2 Kasım 2026</time></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/yukumlu-hukumler-savasan-sair-hukumleri/">YÜKÜMLÜ HÜKÜMLER-Savaşan Şair Hükümleri</a><time datetime="2026-10-31T19:04:13+03:00" class="wp-block-latest-posts__post-date">31 Ekim 2026</time></li>
<li><a class="wp-block-latest-posts__post-title" href="https://www.kivilcimhaber.com.tr/1921-londra-dersleri-baris-yapsaydik-izmiri-kurtaramayacaktik/">1921 Londra dersleri: Barış yapsaydık İzmir’i kurtaramayacaktık</a><time datetime="2026-10-29T18:39:44+03:00" class="wp-block-latest-posts__post-date">29 Ekim 2026</time></li>
</ul>]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.kivilcimhaber.com.tr/kiyilari-sular-daglari-susuzluk-vuracak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
