Memur emeklisinin seyyanen zam adaleti AYM’de

2023’te görevdeki memurlara verilen seyyanen ödeme, aradan geçen üç yıla rağmen memur emeklilerinin aylıklarına aynı biçimde yansıtılmadı. Anayasa Mahkemesi’ne taşınan başvuruda şimdi eşitlik ve sosyal güvenlik hakkı tartışılıyor. Ancak başvurunun incelenmeye alınması, zam kararının verildiği anlamına gelmiyor.

Temmuz 2023’te görevdeki kamu çalışanlarının maaşlarına seyyanen ödeme eklendi. İlk tutar 8 bin 77 liraydı. Düzenleme yapılırken bu artışın emeklilere de yansıtılması yönünde beklenti ve talepler dile getirildi. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de seyyanen artışın emekli aylıklarına yansıtılmasını beklediklerini ve talep ettiklerini açıkladı. Ancak yasalaşan düzenleme, çalışan memur ile memur emeklisi için aynı ödeme biçimini kurmadı.

7456 sayılı Kanun’la görevdeki kamu personeline, memur aylık katsayısına bağlı bir ilave ödeme getirildi. Memur emeklileri içinse 5434 sayılı Kanun’a ayrı bir hüküm eklendi; emekli aylığıyla birlikte yapılan ödemelerin belirli istisnalar dışındaki toplamı üzerinden yüzde 6,34 oranında ilave ödeme öngörüldü. Bu, çalışan memura verilen seyyanen tutarın emekli aylığına aynı miktarda eklenmesi demek değildi. Kanun, iki kesim için farklı hesaplama yöntemleri belirledi.

Aynı kamu hizmeti, farklı ödeme

Tartışmanın merkezinde yalnızca bir zam oranı yok. Görevdeki memura yapılan ilave ödeme, emekli aylığı hesabının dışında tutuldu. Böylece yıllarca aynı kamu hizmetinde bulunmuş çalışan ile emekli arasındaki gelir farkı büyüdü. Memur emeklileri, seyyanen ödemenin emeklilik aylığına yansıtılmamasının eşitlik, sosyal devlet ve sosyal güvenlik hakkı bakımından açıklanması gerektiğini savunuyor.

GOOGLE'da KıvılcımHaber

Bu itiraz, her kamu ödemesinin kendiliğinden emekli aylığına eklenmesi gerektiği anlamına gelmiyor. Ancak kamu çalışanlarına yapılan düzenli bir ödemenin emeklilik hesabının dışında bırakılması, emekli aylığının hangi unsurlara göre belirlendiği ve benzer durumdaki kişiler arasında nasıl bir ayrım yapıldığı sorularını gündeme getiriyor. Yargı süreci de bu ayrımın anayasal sınırlarını tartışmaya açıyor.

AYM’de yeni aşama

Seyfettin Çilesiz adına yapılan bireysel başvurunun, AYM Komisyonu tarafından 18 Eylül 2026’da kabul edilebilir bulunarak esas incelemesi için Bölüme gönderildi. Bu aşama, başvurunun esasına girileceği anlamına geliyor; memur emeklilerine zam verildiği ya da başvurunun haklı bulunduğu anlamına gelmiyor. Mahkemenin henüz seyyanen ödemenin emekli aylıklarına yansıtılması yönünde bir karar verdiği söylenemez. (*1)

Bu gelişme emekli örgütlerini ve emekli kitlesini de hareketlendirdi.

AYM önünde onlarca örgütün bir araya gelmesiyle oluşturulan Memur Emeklisi İçin Seyyanen Zam Platformu kitlesel bir basın açıklaması yapmak üzerinde toplandığında emekli polis memuru “geçinemiyorum” feryatlarıyla beylik tabancasını kafasına sıkarak intihar etti.

Ardından gene birçok emekli örgütünün oluşturduğu bir birlik İzmir’den Ankara’ya yürüyüş başlattı. Meclis önünde basın açıklaması yaptı.

Birçok ilde eş zamanlı açıklamalar birbirini izledi.

AYM’nin önündeki temel soru, çalışan memura tanınan ilave ödeme karşısında emeklilerin farklı bir hesaplama sistemine tabi tutulmasının anayasal güvencelerle bağdaşıp bağdaşmadığı. Mahkeme, başvuruyu kabul edilebilir bulmuş olsa da bu soruya vereceği yanıtı henüz açıklamadı.

Karar kadar Meclis’in sorumluluğu da var

AYM’nin incelemesi önemli;

Ancak emekli aylıklarında genel ve kalıcı bir düzenleme yapılmasının yolu Meclis’ten geçiyor.

Mahkeme başvurucu lehine karar verse bile kararın kapsamı, uygulanma biçimi ve benzer durumdaki bütün emeklilere nasıl yansıyacağı ayrıca değerlendirilmek zorunda. Bu nedenle çözümün yalnızca bir yargı kararına bırakılması, milyonlarca memur emeklisinin beklentisini belirsizliğe mahkûm edebilir.

Memur emeklilerinin talebi, 2023’te görevdeki memurlara verilen ödeme ile kendi aylıkları arasındaki farkın görmezden gelinmemesi. Bu talebin karşılanıp karşılanmayacağına AYM’nin incelemesi ışık tutacak. Fakat hükûmet ve Meclis de yargı sürecini beklemekle yetinmeden, emekli aylıklarının hangi ölçütlerle belirlendiğini ve çalışanlarla emekliler arasındaki farkın nasıl giderileceğini açıkça ortaya koymalı.

2023’te yaratılan beklenti, aradan geçen zamana rağmen sonuçlanmış değil. AYM’deki inceleme, bu uzun bekleyişte yeni bir hukuki aşama açıyor. Emekli memurların beklediği ise yalnızca dosyanın karara bağlanması değil; yıllarca verdikleri kamu hizmetinin karşılığının adil bir aylık sisteminde tanınması.

Emeklinin birikmiş kaybı 650 bin lirayı aştı

2023 Temmuz’unda görevdeki memura verilen 8 bin 77 liralık seyyanen ödeme, sonraki maaş artışlarıyla büyüdü. Hazine ve Maliye Bakanlığının 2026 Temmuz dönemi için açıkladığı katsayı üzerinden, 15.965 göstergeye karşılık gelen ilave ödeme aylık brüt yaklaşık 25 bin 153 lira düzeyinde. (*2)

Emekli memura da aynı ödeme Temmuz 2023’ten itibaren verilmiş ve izleyen dönemlerde memur

katsayılarıyla artırılmış olsaydı, Temmuz 2023–Ekim 2026 arasındaki 40 aylık dönemde oluşan nominal birikimli kayıp kabaca 650 bin lirayı aşacaktı. Bu, her dönemdeki ödeme tutarlarının toplanmasına dayalı yaklaşık bir hesaptır; faiz ya da geçmiş ödemelerin bugünkü satın alma gücüne göre güncellenmesi hesaba katılmamıştır. Kişinin aylığına, hak sahipliği durumuna ve hukuken kabul edilecek hesaplama yöntemine göre sonuç değişebilir.

Burada iki rakamı birbirine karıştırmamak gerekiyor: Emeklinin bugün alamadığı aylık tutar yaklaşık 25 bin lira; geçmiş aylarda ödenmeyen tutarların toplamı ise bu yaklaşık hesapla 650 bin lirayı aşıyor. Basında geçen “1,5 milyon liraya yaklaşan geriye dönük ödeme” iddiaları, kesinleşmiş bir alacak ya da AYM kararı değil; farklı güncelleme ve hesaplama varsayımlarına dayanıyor. AYM’nin başvuruyu incelemeye alması da tek başına bu tutarların ödeneceği anlamına gelmiyor. (*3)

SGK verilerini aktaran 2026 Mart ayı rakamlarına göre yaklaşık 17 milyon emekli ve hak sahibi içinde 2 milyon 565 bin kişi, memur (4/C) statüsünden aylık alıyor. Bu, toplamın yaklaşık yüzde 15’i; kabaca her 7 emekli ve hak sahibinden biri demek. Rakam yalnızca kendi emekli aylığını alan memurları değil, dul ve yetim aylığı alan hak sahiplerini de kapsıyor. (*4)

Bu nedenle Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı verse bile AK Parti Hükümeti’nin uygulamayı sürdürdüğü sıkı para politikası (sıkılaştırma ekonomi politiği) şartlarında 1,5 trilyon lirayı aşan toplu parayı vereceğine kimsenin aklı kesmiyor.

DEVAM EDECEK

Kaynaklar:

(*1) AnkaraMasası-

(*2) AA-

(*2) İnternetHaber- 

(*4) Diken,

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir