Biri yer biri bakar…

Ülkede 3 yıldır uygulanan ekonomi politikaları,

Neoliberalizm.

Bizdeki adıyla Sıkılaştırma ve yüksek faiz.

Ekonomik buhran nedeniyle uygulamaya başlandı.

Özü, buhranın yükünü halkın sırtına yıkma politikası.

Gelir dağılımı dengesizliğini büyütüyor.

Gelir dağılımı dengesizliği uçuruma dönüşmüş,

Tehlikeli boyutlarda ilerliyor.

DİSK AR verilerine göre;

Düşük gelirli yüzde 50’nin gelirdeki payı 2014’ten beri kar topu gibi eriyor.

2014’te yüzde 23,6 iken,

2024’te yüzde 23,4’e geriledi.

Gerileme 2025’te hızlandığı açık.

Buna karşılık en zengin yüzde 10’luk kesimin payı yüzde 32’den yüzde 33’e çıktı.

Küçük bir azınlık milyonlarına milyonlar,

Milyarlarına milyarlar katıyor;

Geniş ezici çoğunluk açlıkla yoksullukla boğuşuyor.

Ülkenin 10 büyük bankası 2025’te 674,8 milyar lira dönem karı elde ediyor.

Finans burjuvazisi tarihinin en avantajlı yıllarını sürüyor.

2026 bütçesinde faize ödenmek üzere 2 trilyon 700 milyar lira ayrılıyor.

Milletvekili maaşı 273 bin lira,

Emeklisinin maaşı ise 177 bin lira,

Bir vekilin Türkiye halkına aylık maliyeti 450 bin lirayı buluyor.

Harcırahları ayrı…

En düşük emekli aylığı 20 bin lira;

Asgari ücret ise 28 bin 075 lira.

2002 yılında en düşük emekli aylığı 1,5 asgari ücret kadardı.

Bugün asgari ücretin yüzde 70’i kadar; yani 8 bin lira daha düşük.

Açlık sınırının neredeyse yarısı kadar.

Açlık sınırı şubat itibariyle 32 bin 365 lira,

Yoksulluk sınırı 105 bin lirayı aşmış durumda.

Ülkemizde 2025 yılında 35 dolar milyarderi var.

Bir yıl önce bu sayı 25’ti.

Yani dolar milyarderleri bir yılda 10 kişi artmış.

Dolar milyonerleri ise bir yılda 7 bin artarak 236 bin kişiye ulaştı.

Kısacası dünya üzerinde bir yılda en hızlı dolar milyoneri artan ülke olduk.

Küçük bir azınlık milyonlar, milyarlar kazanıyor, parmağını bile oynatmadan.

Geniş bir çoğunluk açlıkla boğuşuyor.

Böyle bir düzen adil midir?

TÜİK’in ocak ayı verilerine göre,

İşsizlik oranı yüzde 8 civarında.

Genç işsizlerde bu oran yüzde 14.

Âtıl işgücü oranı yüzde 30’a yaklaşmış.

Gerçek işsizliğin “Yüzde 30’un üstüne” çıktığı belirtiliyor.

Türkiye’nin çevresi ateş çemberi;

Bütün namlular ülkemize çevrilmiş durumda.

Birkaç yıl içerisinde savaşla yüzleşme muhtemel.

‘İran’dan sonra sıra Türkiye’de’ diyorlar.

Bu şartlarda belirleyici olan iç cephe nasıl sağlam tutulacak?

Siyaset bilimi ilkelerine göre,

Toplumda sınıfsal ilişkilerin böylesine tef gibi gerildiği ortamlar,

“Toplumsal patlama” riskinin arttığı dönemler olarak belirtilir.

Atalarımız da boşuna söylememiş:

“Biri yer biri bakar, kıyamet orada kopar.”

Dikkat etmek gerekir.

İçimiz acıyarak,

Yüreğimiz burkularak söylüyoruz;

Bizden söylemesi…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir