“Boğaz kapanırsa petrol 150 dolara yükselir.”

Dünya kamuoyunda yaratılan dehşete göre,

Ortadoğu’da yeni bir İran-ABD-İsrail savaşının eli kulağında.

ABD 10 bin km öteden gelmiş Batı Akdeniz’de devlet haydutluğu yapıyor.

Uluslararası hukuk,

İnsan hakları, demokrasi ve hürriyetler,

Devletlerin bağımsızlıkları, hükümranlıkları ayaklar altında.

Birleşmiş Milletler (BM) işlevsizleşmiş, çürümüş!

Derdi ne ABD ve İsrail’in?

İsrail Orta Doğu’da ikinci bir nükleer kuvvet istemiyor.

ABD’nin talepleri ise muhtelif…

O da İran’ın nükleer kuvvet olacağına takmış kafayı…

Kendilerindeki nükleer bombaları hiç düşünmeden!

“Nükleer çalışmaları sonlandır,

Zenginleştirdiğin uranyumu derhal teslim et,

Füze programını 300 menzille sınırlandır,

Direniş cephesine (Hizbullah’a, HAMAS’a ve Yemen’e) yardımları kes!

Çin’e petrol satışını durdur.”

Nitekim Çin’in Venezüella petrol ithalatı sıfırlanırken İran’dan petrol alımı o oranda arttı.

Gelişmelerde en kritik noktayı, Hürmüz Boğazı’yla Kızıl Deniz oluşturmaktadır.

İran gerçek mühimmatla “Hürmüz’ün gerçek hakimi İran’dır” mesajıyla Rusya ve Çin’le birlikte ortak Hürmüz tatbikatı başlattı.

Askeri uzmanlar mevcut gelişmelere okuyarak ABD’nin “saldırıyla caydırıcılık arasında kararsız duruşu”ndan bahsetmekle beraber;

Her şey an meselesi…

Dünya petrol ticaretini yüzde 37’si buradan yapılmaktadır.

Günlük 21 milyon varil petrol…

Hürmüz Boğazı’nın şu veya bu nedenle kapanması petrol fiyatlarını 150 dolara kadar yükseltebileceği hesaplanmaktadır. Bu ise dünya ekonomisi allak bullak etme yeteneğine sahip bir tehlikeli gelişmedir.

1970’lerin dünya petrol şoklarını unutmamak lazım.

Umman Denizi ve Arap Denizi hattında konuşlanan ABD’nin USS A. Lincoln uçak gemisi grubu -muhripler ve denizaltılarla birlikte- İran’ı cebren ve açıktan çevreleme ve baskı uygulama politikası izlemektedir. Geminin darbe grubu Umman Dağları’nın arkasında konuşlandırılmış durumda. Bu ABD’nin saldırı niyetinin bir tezahürü olarak anlaşılabilir. Ancak İran’dan gelecek karşı saldırıya bir tedbir olduğu da belirtilmektedir. Çünkü sekiz ay önce donanmasız Husiler’ce USS Harry S. Truman’a 120 milyon dolara malolmuştu tedbirsizlik. İki F-18 savaş uçağı denize düşürülmüştü. 

ABD ve CENTCOM’dan tedirgin açıklamalar geliyor.

“Üzerimizden uçmayın!” diyorlar.

Ve ekliyorlar:

“Uçuş operasyonları yürüten ABD askeri gemilerinin üzerinden uçmak, niyeti belirsizken ABD askeri varlıklarının üzerinden alçaktan veya silahlı olarak uçmak, ABD askeri gemilerine çarpma rotasında yüksek hızda yaklaşmak veya ABD güçlerine silah doğrultmak gibi DMO’nun güvenli olmayan eylemlerine müsamaha göstermeyeceğiz.”

Askeri uzmanlar bu dengenin “son derece kırılgan” olduğunun altını çizerek, “yanlış bir hamle”nin, “yanlış bir temas”ın veya “kontrolsüz bir olay”ın, “tırmanma merdivenini hızla yukarı taşıyabilceği” uyarısı yapmaktadır.

ABD İran’da rejimi deviremeyeceği anladı.

Bu 12 Gün Savaşı ve son olarak geçen ay iç kalkışma kışkırtmasıyla iyice su yüzüne çıktı.

Derdi ne o zaman?

Dert İran’ın petrol rezervi…

İran’ın 2025 itibariyle 208,6 milyar varil kanıtlanmış petrol rezervine sahiptir.

Bu potansiyel dünya üçüncülüğüne oturmaktadır.

1,765 katrilyon varillik toplam dünya petrol rezervinin yüzde 11,82 miktarına tekabül etmektedir.

Yani ihracat yapmasa İran’a petrolü 290 yıl yetecek seviyededir.

Ancak İran petrol üretiminin yüzde 47’sini ihraç etmektedir.

Şimdi bu şartlarda kızılca kıyametin koptuğu petrol üzerinden İran, “petrol sahalarımızı ABD şirketlerine açıyoruz” derse, ABD anında çarkeder ve İsrail’e falan bakmadan, dinlemeden savaş gemilerini çeker.

ABD’nin bir başka ve en az birincisi kadar önemli ve etken derdi Çin’le ilgilidir.

ABD, kendi finans kuruluşlarının yansıtmalarına göre, çok değil beş yıl sonra 2030 yılında Çin’in kendisini geçeceğini, dünya birinciliğine oturacağını, kendisinin dünya üçüncülüğünde ancak yer bulabileceğini biliyor.

Bu nedenle derdi tasası Çin’in yükselmesinin tekerine çomak sokmak.

Bunun için de İran’dan enerji tedarikinin önüne kesmek istiyor.

Kuşak ve Yol Projesinin Batı Akdeniz çıkışlarını tıkamayı amaçlıyor.

Ancak son tahlilde her şey ABD’nin aleyhinde.

Her yerde ve her girişiminde başarısız.

Durmaksızın ricat halinde.

Hiçbir girişimini sonuna kadar götüremiyor.

Trump sadece göz boyamakla meşgul.

Üstelik bu sefer RÇİ İttifakı fiilen bölgede meydan okuyor.

İran’ı dize getiremeyecektir.

Zafer kahraman İran halkının olacaktır.

Zira Firdevsi’nin Şahname’sinde dediği gibi;

İran’da “şehitler mezarlarından ayağa kalkma vakti”nin geldiğini ilan etmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir