Ülkede can güvenliği sağlanamıyor

Okulların güvenlik bütçeleri yok!

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde cereyan eden ve eğitim dünyasını yasa boğan olayda öğrencisinin bıçaklı saldırısına uğrayan biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik hayatını kaybederken, bir öğretmen ve bir öğrencinin de hastanede tedavileri sürmektedir.

Çelik öğretmenini hayatını kaybetmesi üzerine ayağa kalkan eğitim dünyası öfkeyle alanlara indi. Eğitim sendikaları iki günlük iş bırakma eylemi başlattı. Öğretmenler Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığına, İstanbul’da ise İl Milli Eğitim Müdürlüğüne yürüdü. Burdur’da öğretmenler Cumhuriyet Meydanı’nda ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde toplandı.

Öğretmenler, Eğitim-İş, Eğitim Sen, Hürriyetçi Eğitim-Sen, Anadolu Eğitim Sen, Türk Eğitim-Sen ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’nın çağrısıyla iş bıraktı.

“OKULDA ŞİDDETE DUR DE!”

“Okulda şiddete dur de!” sloganıyla İstanbul Beyazıt’ta bir araya gelen öğretmenler, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önüne yürüdü. Öğretmenler yürüyüş sırasında yaptıkları konuşmalarda, Bakanlığın öğretmenlerin sorunlarını göz ardı etmesinin, öğretmenleri değersizleştirmesinin sonuçlarının yaşandığını, bu cinayette Milli Eğitim Bakanlığının da sorumluluğu olduğunu vurguladı.

BAKAN İSTİFAYA ÇAĞRILDI

Ankara’da ise öğretmenler Yüksel Caddesi’nden Milli Eğitim Bakanlığına yürüdü. Bakanlık önünde konuşan sendika başkanları, bu cinayetin okullara güvenlik sağlamak için bütçe ayrılmamasının bir sonucu olduğunu vurguladı. Eylemde “Yusuf Tekin istifa!” sloganı atıldı.

Antalya İl MEM önünde toplanan öğretmenler, şiddetin sistematik hale geldiğini vurguladı. Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, basın açıklamasında, şiddetin sadece bir güvenlik sorunu değil, aynı zamanda bir politika sorunu olduğu belirtti. Öztürk, “Bugün burada yalnızca aramızdan koparılan arkadaşımız için değil, yıllardır göz ardı edilen itibarımız ve can güvenliğimiz için toplandık. Ancak açıkça ifade ediyoruz: Bu saldırı münferit değildir. Okullarda artan şiddet vakaları uzun süredir ciddi bir tehdit oluşturmaktadır” dedi.

BURDUR’DA DA ÖĞRETMENLER MİLLİ

EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ VE CUMHURİYET MEYDANINDAYDI

Burdur’da Milli Eğitim Önünde Şiddet Protestosu! Fatma Nur Öğretmen İçin Tek Yürek Oldular

Eğitim Bir-Sen Burdur Şube Başkanı Murat Bulut, Burdur İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yaptığı basın açıklamasında İstanbul’da öğretmen Fatma Nur Çelik’in öğrencisi tarafından öldürülmesine sert tepki gösterdi. Sendika üyelerinin de katıldığı açıklamada, eğitimcilere yönelik artan şiddet olaylarına dikkat çekilerek acil önlem çağrısında bulunuldu.

Eğitim Bir-Sen Burdur Şube Başkanı Murat Bulut, Burdur İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde yaptığı basın açıklamasında, “Bir öğretmenin, iyi bir insan ve milletine faydalı bir birey yetiştirmek için emek verdiği öğrencisi tarafından katledilmesi, acımızı tarif edilemez boyuta taşımıştır” ifadelerini kullandı.

Basın açıklamasında, eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin münferit olmaktan çıktığı ve yaygın bir toplumsal sorun haline geldiği vurgulandı. Eğitimcilerin can güvenliği kaygısıyla görev yapmasının kabul edilemez olduğunu belirten Bulut, eğitimciye yönelen şiddetin bir iş güvenliği ve iç güvenlik sorunu haline dönüştüğünü dile getirdi.

Şiddetin failinin öğrenci olduğu durumların, meselenin sıradan bir asayiş sorunu olmadığını ortaya koyduğunu belirten Bulut, çocuk suçluluğunun arka planında aile ve sosyal çevrenin rolüne dikkat çekti. Aile içindeki ilgisizlik ve değer eksikliğinin topluma suç olarak yansıdığını ifade etti.

Açıklamada, yaşam hakkının hem uluslararası hukukta hem de anayasada güvence altına alındığı hatırlatılarak, devletin eğitim çalışanlarının güvenliğini sağlamakla yükümlü olduğu vurgulandı. Okul güvenliğinin tesis edilmesi ve eğitim hizmetinin güvenli bir ortamda yürütülmesinin hukuk devleti olmanın gereği olduğu belirtildi.

Eğitim İş, Eğitim sen, Hürriyetçi Eğitim Sen, Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası (TEÇSEN) üyesi öğretmenler Cumhuriyet Meydanında toplanarak eğitimde şiddeti protesto etti; Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e yüklendi.

Basın açıklamasında ortak basın metnini okuyan Eğitim İş Şube Başkanı Yavuz Onur, “Bu ülkede okulda yine bir öğretmen öldürüldü! Artık yeter!” dedi.

Başkan Onur açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

İstanbul’un Çekmeköy ilçesinde, Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde öğretmenimiz Fatma Nur Çevik okulda katledildi. Okulda! Eğitim yuvasında! Çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin en güvende olması gereken yerde!
44 yaşında bir meslektaşımızı kaybettik. Yaralılarımız var. Vicdanımız sızlıyor, aklımız kabul etmiyor.
Uzun süredir okula gelmeyen bir öğrencinin, elini kolunu sallayarak bıçakla okula girebilmesi; iki öğretmeni ve bir öğrenciyi hedef alabilmesi; bir öğretmenimizin hayatını kaybetmesi… Bu tablo bir “münferit olay” değildir! Bu tablo, yıllardır görmezden gelinen uyarıların, itibarsızlaştırılan öğretmenlerin, güvenliksiz bırakılan okulların sonucudur.
Öğrenciyle ilgili rehberlik görüşmeleri yapılmış, tutanaklar tutulmuş, uyarılar yapılmış, hatta çocuk psikiyatrisi tedavi süreci olduğu bilinmektedir. Buna rağmen gerekli önlemler alınmamıştır. Bu açık bir ihmal zinciridir. Bu sorumluluk öğretmenin, okul idaresinin üzerine yıkılamaz!
Buradan açıkça söylüyoruz:
Bir kamu çalışanı görev yaptığı yerde devlet tarafından korunamıyorsa orada kamu otoritesinden söz edilemez!
Buradan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e soruyoruz:
* Daha kaç öğretmenimizin can vermesi gerekiyor?
* Okullardaki güvenlik açığının bedelini canımızla mı ödeyeceğiz?
* Öğretmenler her gün ölüm korkusuyla mı derse girecek?
Şiddetin tek bir faili yoktur. Bu cinayetin arkasındaki zihniyet; öğretmeni ötekileştiren, her fırsatta hedef gösteren, “herkes öğretmenlik yapabilir” diyerek mesleği değersizleştiren anlayıştır. Öğretmenleri çalışmamakla itham eden, emeğini küçümseyen, itibarsızlaştıran siyasi dildir.
Dünyada “Başöğretmen” unvanını taşıyan tek lider olan Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözü bugün kulaklarımızda çınlamaktadır:
“Bir toplumun uygarlık düzeyi, öğretmene verdiği değerle ölçülür.”
Bugün öğretmene değer verilmeyen bir sistemin sonucu ile karşı karşıyayız.
Eğitimi kamusal bir hak olmaktan çıkarıp piyasalaştıran, okulları siyasal ve ideolojik yuvalanma alanına çeviren, liyakatsiz yöneticilerle dolduran anlayış; bugün bu kanın sorumluluğundan kaçamaz. Öğretmenleri baskı altına alan, güvencesizleştiren, susturmaya çalışan zihniyet; bugün okulları güvenliksiz bırakmıştır.
Alışveriş merkezlerine kesici-delici aletle girilemezken, okullara rahatlıkla girilebiliyor! Bu bir tesadüf değil; bu bir yönetim zaafıdır!
Biz diyoruz ki:
* Okullarda şiddetin arkasındaki nedenler bilimsel olarak ortaya konulmalıdır.
* Eğitimde Şiddet Yasası derhal çıkarılmalıdır.
* Tüm eğitim kurumlarında etkin güvenlik önlemleri alınmalıdır.
* Eğitimcilerin, sendikaların ve alan uzmanlarının katıldığı somut bir eylem planı hazırlanmalıdır.
* Failler caydırıcı şekilde cezalandırılmalıdır.
* Şiddeti meşrulaştıran medya içerikleri denetlenmeli, toplumsal şiddetle mücadele kamusal bir politika haline getirilmelidir.
* Bilim dışı, çağdışı müfredat yerine; barışı, birlikte yaşamı, eleştirel düşünceyi öğreten programlar hazırlanmalıdır.
Bugün şiddet yalnızca okullarda değil; dünyanın dört bir yanında hayatı kuşatmış durumdadır.
Ortadoğu bir kez daha emperyalizmin kanlı saldırganlığının, işgalci politikalarının ve güç zorbalığının hedefi haline getirilmiştir. Katil ABD’nin, haydut İsrail’in saldırıları sivilleri, yaşam alanlarını ve çocukları hedef alırken; İran yönetiminin halktan kopuk ve baskıcı anlayışı da bu yıkımın zeminini büyütmektedir. Okulların vurulduğu, çocukların öldüğü bir yerde hiçbir gerekçe meşru değildir. Bu açık bir insanlık suçudur.
Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesi bugün her zamankinden daha hayati bir yol göstericidir. Vatan savunması dışında savaş politikalarının insanlığa yıkım getirdiği tarih boyunca defalarca görülmüştür. Savaşlarda kazanan silah lobileri ve güç odakları olur; kaybeden ise insanlıktır.
Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz:
Çocuklar bombaların gölgesinde değil; barış içinde, güvenli okullarda eğitim görmelidir.
Öğretmenler ölüm korkusuyla değil, onurla ve güven içinde ders anlatmalıdır.
Bu ülkede öğretmenler canından endişe ederek okula gitmek istemiyor!
Biz can korkusuyla çalışmak istemiyoruz!
Can güvenliğimizin olmadığı bir eğitim sistemini kabul etmiyoruz!
ARTIK YETER!
Eğitim yuvaları; iktidarın, gerici yapıların, sermayenin ve şiddetin değil; bilimin, laikliğin ve özgürlüğün mekanı olmalıdır.
Kaybettiğimiz meslektaşımıza rahmet, ailesine ve öğrencilerine sabır diliyoruz.

RTÜK’TEN YAYIN YASAĞI

Adalet Bakanı Akın Gürlek, meydana gelen olayla ilgili olarak adli soruşturma başlatıldığını ve ‘sorumluların hesap vereceğini’ duyurdu. Milli Eğitim Bakanlığı da idari yönden inceme ve soruşturma başlatıldığını, müfettiş görevlendirildiğini bildirdi. Ayrıca, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından yapılan açıklamada olay hakkında yayın yasağı getirildiği belirtildi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir