

Türkiye’ye, çıktığı mecburi Avrasya yolculuğundan döndürme, rotasından saptırma, Avrasya’ya karşı ileri bir Atlantik karakolu görevi yükleme zirvesi…
Bugün dünyadaki saflaşma Atlantik-Avrasya cepheleşmesidir.
Bütün altüst oluşlar, taşların yerinden oynaması bu nedenledir.
Dünyada kızılca kıyametin kopmasının nedeni bu çelişkidir.
Bu objektif bir süreçtir, insan, devlet ve kurumların iradesinden azade.
Bu saflaşmanın hiçbir kuvvet önüne geçemez.
500 yıllık Batı uygarlığı geriliyor,
Üretim merkezi ve uygarlık Asya’ya kayıyor.
Vaşington’un dayattığı Tek Kutuplu Dünya dağılıyor,
Yeni yükselen uygarlıkla birlikte Çok Kutuplu Dünya kuruluyor.
Yeniden Asya Çağı,
Bağımsızlık isteyen devletlerin,
Kurtuluş isteyen milletlerin ve
Devrim isteyen halkların uzun erimli sürecinin bugün ulaştığı dorukta,
Durdurulamayan “üstü kan köpüklü meşe seli”dir.
Böylesi geçiş aşamaları çok tehlikeli süreçlerle doludur.
Daha özlü bir söyleyişle -Antonio Gramsci’nin söylemiyle;
“Eski dünya ölmekte.
Ve yeni dünya doğmaya çalışmakta.
Şimdi ise canavarların zamanıdır.”
Atlantik, Çin’in yükselişini durduramıyor.
TÜSİAD Başkanı açıkladı:
Birleşik Milletler (BM) Sanayi Örgütü’nün yaptığı araştırmaya göre:
Çin’in üretimdeki payı %45’e çıkıyor,
Amerika’nınki %11’e iniyor.
Çin ve Amerikan üretimleri arasında 4 kat fark var.
ABD ise eski performansını kaybederek bugün yüzde 11’lere kadar gerilemiş durumdadır.
Çok değil 4-5 yıl sonra, 2030’larda- Dünya Bankası, OECD projeksiyonlarına göre;
Satınalma Gücü Paritesi (SAGP) bakımından ülkemizin dünya beşincisi olacağı,
G10 sıralamasında dünya üçüncülüğüne düşeceği hesaplanmaktadır.
Bu sıralamada Avrupa’nın ve AB’nin önderi Almanya bile 10. Sırada yer bulabilmektedir.
Fransa’nın ve diğerlerinin esamisi bile okunmamaktadır. (*1)
Çin, uzaydan deniz yollarına, her alanda yepyeni, adil ve çok yanlı bir küresel hukuk önermektedir.
İran, İRÇ İttifakı zemininde Hürmüz Boğazı’nda emperyalist kuşatma ve ambargolara balistik füzeleriyle meydan okuyarak İsviçre’de Trump’ı masaya oturmaya mecbur bırakan bir sürecin içinden geçmekteyiz.
Atlantik, Avrasya’nın yükselişini kırıp durduramadıkça hırçınlaşmaktadır.
Hırçınlaştıkça askeri tutumunu sertleştirmektedir.
Batı Asya’daki net yenilginin arkasından Doğu Akdeniz’e odaklanmaktadırlar.
Batı Akdeniz’deki kayıplarını Doğu Akdeniz’de telafi etme telaşına düşmüşlerdir.
Doğu Akdeniz’de suların hızla ısınmaya başladı.
ABD destekli İsrail, Güney Kıbrıs ve Yunanistan bizimle savaşa hazırlanmaktadır.
Hükümetimiz de bunun farkında olarak hatalarıyla sevaplarıyla buna uygun mevzilenmeye gitmektedir. Özellikle belirleyici bir gelişme olarak PKK’nın silah bırakması, Türk Milleti ve Türkiye Cumhuriyeti ile bütünleşme süreci ve savunma sanayi hamleleri bu mevzilenmenin doruğudur.
NATO ZİRVESİ, ONUN ÖLÜM ZİRVESİDİR
Bu şartlarda toplanan NATO Ankara zirvesi Türk Hükümeti için tuzaklarla ve tehlikelerle dolu bir zirve olacaktır.
Kurulmuş olan İRÇ İttifakının eksiği olan Türkiye kanadının önüne doğudan ve güneyden set çekmek, Türkiye’yi de tam ortasına bir bomba gibi yerleştirmek amacındadırlar. Türkiye’ye Rusya’ya karşı daha aktif bir pratik uygulama, Çin’e karşı Kuşak ve Yol Projesine set çekme ve İran -Atlantik cepheleşmesinde Atlantik sisteminin öncülüğünü yapma rolü biçilmektedir.
YERLİ VE MİLLİ ÜRETİMİ BALTALAMA TUZAĞI
Trump, KAAN için F110 motoru ve F35 projesine geri dönme teklifleriyle geliyor.
Tarihi devlet aklı çalışmaya başlamış olan Türk devletinin bu tuzaklara düşmeyeceği inancındayız.
Buradaki sinsi tuzak, kendi üretimimizi engellemeye yöneliktir.
Milli ve yerli üretimi baltalamaya yönelik bu tarihi tuzakları geçmişte Türk Milleti,
Atatürk’ün uçak fabrikalarında,
1960’lardaki yerli otomobilimiz Devrim hamlesinde vs. yaşamış ve görmüştür.
Şimdi de yerli ve milli üretim KAAN’ımızı baltalamak amacıyla
Şimdiye kadar vermemekte direndikleri motorları vermeye ve F35 projesine dönmemizi sağlamaya kalkışarak hamle yapmaktadırlar.
Uzmanların belirttiğine göre,
Yerli İHA/SİHA’larımız, balistik füzelerimiz (Tayfun’umuz, Bora’mız, Cenk’imiz, Yıldırım’ımız) sayesinde artık F35 uçaklarına muhtaç değiliz.
Vatanseverler, NATO Zirvesinin NATO’nun ölüm töreni olacağını çoktan ilan ettiler bile.
Ama yöneticilerimizin ölüyü diriltme ısrarını anlamak mümkün değil!
ÜLKEMİZ DOĞRUDAN SAVAŞ HEDEFİ DURUMUNA GELECEKTİR
NATO Zirvesinde, “Türkiye’nin NATO’ya bağlılığının bir göstergesi olarak 6. Kolordu’nun NATO’ya devredilmesinin onaylanacağı” belirtiliyor.
Ayrıca Bulgaristan, Romanya ve Polonya’ya kadar uzanacak olan
NATO Akaryakıt Boru Hattının da Türkiye’nin uhdesinde yapılacağı ileri sürülmektedir.
Emekli Hava Kurmay Albay İhsan Sefa F35 ve Trump’ın hediyesi uçak motorlarıyla ilgili olarak özetle şunları söylemektedir.
“6. Kolordu komşu ülkelere karşı konumlandırılacak.
Akaryakıt boru hattı ise tehlikeli
Türkiye’yi doğrudan savaş hedefi haline getirecektir.
1964’te Kıbrıs’a bir harekat planlanmaktaydı.
Envanterdeki F-84 uçaklarının aküleri bitikti.
ABD Türkiye’ye akü vermeyi reddetmişti.
Derdi Kıbrıs’a harekatı önlemek,
Türkiye’nin gırtlağını sıkmaktı.
Uçaklar uçurulamamış, büyük sıkıntı yaşanmıştı.
Ancak Türk mühendisler milli imkanlarla 7-8 tane akü prototipi üretmişler,
İlk denemelerde de başarı sağlamışlardı.
Türklerin kendi akülerini ürettiğini gören ABD paniğe kapılmış,
Üretimin önünü kesmek,
Kendilerine bağımlılığı sürdürmek için bir kargo uçağı dolusu akü göndermişti.
KAAN için de aynı strateji izlenmektedir.”
Bu kolordu meselesi hakkında İsmet Özçelik şu ifadeleri kullanmaktadır:
“6. KOLORDU
6. Kolordu’nun NATO’ya tahsisi…
Irak işgali öncesinde…
2002 Prag zirvesinde gündeme getirildi.
2003’te uygulamaya geçirildi.
Ukrayna savaşı sonrası daha da genişletildi.
Hava, kara, deniz, uzay ve siber saldırıları karşılayan bir kuvvet yapısına dönüştürmeye başladılar.
2023’te “Güneydoğu’da bir acil müdahale kolordusu kuralım” dendi.
Türkiye 2024’te garip bir şey yaptı.
“6. Kolordumuzu size verelim” dedi.
NATO zaten hazırdı.
Emekli askerler kaygılı…
Her şeyin önceden planlandığı görüşünde.” (*2)
NATO, Türkiye ve Türkler için 1952’den bu yana beladır.
Darbeler düzenlemiş, aydınlarımızı katletmiştir.
Savaş gemimizi torpillemiş, Mehmetçiklerimizi şehit etmiştir.
Süleymaniye’de askerlerimizin başına çuval geçirmiş,
TSK ve Mehmetçik’in itibarına kastetmiştir.
Saha dün 15 -16 Temmuz darbesini ne çabuk unuttuk.
Şimdi Türkiye üstüne üstlük iki belanın daha içine çekilmek istenmektedir.
Ancak Türkiye Cumhuriyeti devlet aklı devreye girmiş büyük bir devlettir.
Birey olarak yöneticiler bu devlet aklının üstünde değildir.
NATO Genel Sekreteri eski Hollanda Başbakanı Mark Rutte, NATO’nun “dönüştürülmesi gerektiği”ni ileri sürüyor.
Ortaya atılan yeni kavram “3.0”.
Hiç durmadan kimlik değiştiren bir örgüt çöküyor demektir.
Çöküşü durdurma ya da yavaşlatma çabasından başka bir şey değildir kimlik bunalımları.
Bu üçüncü kimlik değiştirme çabası.
Sovyetler çökünce varlık nedenini kaybetmişti.
Sovyetler yerine Rusya yerleştirildi.
Doğuya doğru genişleme, dengelerdeki değişikliğin tahammül sınırını aşması sonucu Rusya-Ukrayna savaşı başladı. Şimdi Rusya’yı atladı, “3.0” kavramıyla genişleme Çin’e doğru ilerletilmektedir.
“3.0” kavramında ABD’nin bir Ali cengiz oyununun varlığı da sezilmektedir.
Ekonomist Serhat Latifoğlu konuyla ilgili olarak özetle şunları belirtmektedir:
“YÜZDE 5 HEDEFI: YENI SÖMÜRÜNÜN ADI
24-25 Haziran 2025 Lahey Zirvesi’nde yüzde 5 savunma harcamasının yüzde 5’e çıkarılması kararlaştırılmıştı.
7-8 Temmuz 2026 Ankara Zirvesi’nde onaylanacak.
Harcama oranının yüzde 3,5’u direkt askeri harcama.
Yüzde 1,5’u “ittifakla ilintili” harcama.
Bu öyle bir mekanizma oluşturuyor ki,
Avrupa kamu bütçelerinin daha büyük bir bölümünün, ABD silah şirketlerine akıtılacak.
ABD, 1950-2019 arasında 692 milyar doları aşan silah satışı gerçekleştirmiş.
Böylece NATO’yu kendi savunma sanayisinin garantili pazarına dönüştürdü.
NATO 3.0 konseptiyle bu pazar yüzde 5 hedefiyle daha da büyütülüyor.
Türkiye, bu hedefe 2030 yılına kadar ulaşması lazım.
Kısacası önümüzdeki yıllarda Türkiye kamu kaynakları daha büyük dilimler halinde,
Yerli savunma sanayimizi büyütmek yerine,
İthal sistemlere ve ittifak bütçelerine,
Daha özlücesi ABD silah sanayisine yönlendirilecek.” (*3)
| Kaynaklar: (*1) Fatih Özcan, Beş Yıl Sonra Türkiye Dünya Beşincisi (*2) Aydınlık/ 05 Temmuz 2026 (*3) Abç/ 5 Temmuz 2026 |


- 36. NATO Liderler Zirvesi Türkiye’ye açık bir Atlantik tuzağıdır
- MAKÜ’de yeni nesil bölüm ve programlar gündemde
- Hepimizin Sendikası Grubu: “NATO’YA HAYIR!”
- Yeşilova’da “İklim Adaleti” için ortak mücadele çağrısı
- Küresel Gazeteciler Konseyi (KGK’da) yeni dönem. Dim, güven tazeledi

