Çelişkiler yumağına dönen Türkiye’de son dönem olaylarını nasıl okumak gerekiyor?

Türkiye çelişki yumağına döndü.

Birbiriyle ilintili ve çelişkili gelişmeler ardarda cereyan ediyor.

Bir bakıyorsunuz;

38. NATO Zirvesi Ankara’da toplanıyor.

“Beyin ölümünün gerçekleştiği” söylenen…

Bütün üyeleri birbirine düşmüş…

Çöken ve dağılan bir örgütün zirvesini şaşalı bir şekilde üstleniyoruz.

Kanat ülkesi olmaktan çıkarak merkezine yerleşiyoruz.

Bir hafta sonra kapanan Yazıcıoğlu dosyası yeniden açılıyor,

Dönemin üst düzey görevlileri suikast şüphesiyle gözaltına alınıyor.

Hepsi de FETÖ’cü veya iltisaklı şahsiyetler.

FETÖ, NATO’nun son dönem Gladyosu…

Devlet, bir yandan Atlantik’in terör örgütü NATO’yu protesto eden vatanseverleri şiddetle bastırıyor;

Diğer yandan Atlantik hegemonyacılarının 15 Temmuz’la ulaşamadığı,

Kendisine uyumlu iktidar yaratma hedefine varma yolunda ele geçirdiği Anamuhalefeti çekip elinden alıyor.

15 Temmuz’un 10. yıldönümü görkemli etkinliklerle kutlanıyor.

Ülke çapında devlet ABD-FETÖ şüphelisi 970 şahsa operasyon düzenliyor.

704 kişi derdest ediliyor;

170’i kamu görevlisi,

97’si emniyet mensubu.

Devlet, NATO-FETÖ güçlerini iç cepheden temizliyor.

Hükümet ortağı Devlet Bahçeli, dün “ABD-İsrail şer ittifakı” diyordu,

“15 Temmuz’u yalnızca FETÖ’nün kalkışması olarak değerlendirmek yetersizdir. 15 Temmuz, Çanakkale’yi geçemeyenlerin başka yollar aramasıdır. 15 Temmuz, Sevr’i kabul ettiremeyenlerin farklı yöntemlerle aynı hedefe ulaşma arayışıdır. FETÖ denilen ihanet yapısı ise bu karanlık hesabın yalnızca taşeronu ve sahaya sürülmüş kirli bir maşasıdır.” diyor,

Bugün Türkiye’nin NATO’da “kurucu aktör-merkez ülke” olduğunu savunmaya başladı.

Mehmetçiğin piyon yapıldığı bir ortamda liderlikten bahsetmek saçmadır.

Dün “TRÇİ İttifakı” öneriyordu,

Bugün Atlantik ittifakına yöneldi.

Tabiatta ve toplumda her şey bir çelişkidir.

Bütün olaylar ve gelişmeler birbirine zıt kutupların birliği ve mücadelesidir.

Türkiye’deki cereyan eden birbirine zıt olayların kökeninde hayatın bu tunç kanunu yatmaktadır.

Bir yanda Milli çizgi,

Diğer yanda Gayrimilli çizgi…

İki çizgi mücadelesi bütün şiddetiyle cereyan etmektedir.

Bu bir çatışma,

Bir çarpışma…

NATO’cu Gayrimilli güçlerle,

NATO-FETÖ düşmanı milli güçlerin mücadelesi.

Daha somut ve sınıfsal olarak söylersek;

Mücadelenin bir yanında,

Üretim odaklı ekonomiye karşı çıkan,

Tefeci lobileri,

Dolar-borsa vurguncuları,

Tarikat rantçıları,

Sıcak para komisyoncuları var.

Diğer yanda ise Türkiyeci Üretim Devrimi güçleri var.

Bu süreç tarihi bir süreçtir.

Nesnel bir gelişmedir.

Türkiye’nin istiklal ve istikbalini belirleyecek olan çarpışmadır.

Amerikancılar üstün gelirse,

Türkiye Rusya ve İran üzerine sürülür,

ABD-İsrail’in uyuz bir piyonu haline gelir;

Milli güçler üstün gelirse TRÇİ İttifakı hayata geçer,

Türkiye Avrasya ikliminde şerefli konumuna yerleşir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir