“’Ata Ocağı’nı terketmeyenlere söz söylemeye hiç kimsenin hakkı yoktur”

38. Kurultayı paranın gücüyle pavyonlarda satın aldılar.

Mahkeme bir ülkede siyasi parti genel başkanlıkları parayla satın alınan ülkede demokrasi ve hürriyetlerden sözedilemez anlayışıyla mahkeme bu gelişemeye el koydu.

2,5 yıllık parayla satın alınmış genel başkanlık döneminde CHP tamamen Atlantik sisteminin ve FETÖ’nün eline geçti.

Türkiye’de iktidarı darbeyle (15 Temmuz) belirleyemediler.

Seçimle belirlemeye uğraştılar.

Türk Milleti buna da izin vermedi.

CHP’yi tamamen ele geçirerek Anamuhalefet olmaya kalkıştılar.

Ancak ona da devlet imkan vermedi.

Mahkeme kararıyla paralı kurultayı yok hükmünde ilan etti.

Ancak ülke çapında 2,5 yıldır nimetlerden epeyce yararlanan yönetici bir kitlenin oluştuğu, birkaç aylık çarpışmanın sonuncunda önemlice bir parçayı koparıp götürmelerinden anlaşılmaktadır.

Birkaç ay CHP kaynayan kazana dönüştürüldü.

CHP tabanı aklını kaçırmış gibiydi.

Aynı olayı Türkiye yıllar önce Atlantik sisteminin hizaya sokamadığı ve milli bir rotaya girmiş bulunan MHP’yi, Gladyo’nun kraliçesi diye anılan şahsın İYİ Parti ile bölmesinde yaşamıştı. Bir anda MHP’liler çevresinde haleler oluşturdukları genel başkanlarının bir numaralı kanlı bıçaklı düşmanı olmuşlardı; akıl tutulması gibi…

Bu kez de 38. Kurultay’dan önce vatanseverlerce aşırı Batı yanlısı tutumları nedeniyle eleştirilen Kılıçdaroğlu’nun antiemperyalist, milli bir rotaya girmesi, ayaklarıyla Türkiye toprağına basmaya başlamasıyla yaşandı. 38. Kurultay’ın iptali nedeniyle en son kurultayın seçtiği genel başkan olarak Kılıçdaroğlu’nu CHP Genel Başkanlığına getirmesi İmamoğlu-Özel kliği ve taraftarlarının aklını kaçırmasına yol açtı. Daha önce çevresinde pervane oldukları genel başkanlarına linç uygulaması başlattılar. Kılıçdaroğlu’nu, milli çizgisi nedeniyle “hain” ilan ettiler.

Ülke çapında bütün il ve ilçelerde İmamoğlu-Özel kliği ve taraflarıyla Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP’liler arasında oldukça şiddetli bir hesaplaşma yaşandı.

Ülke çapında yaşanan ve sonunda ayrılıp Yeni Parti’nin kuruluşuna varan süreci deneyimli gazeteci İsmet Özçelik’in kaleminden okuyalım:

“YENİ Parti resmen kuruldu

Şimdi il ilçe örgütleri oluşturuluyor.

İl ilçe binaları tutuluyor.

Birçok il ve ilçede yaşananlar…

‘Bu kadarına da pes!’ dedirten cinsten.

CHP’nin demirbaşlarını götürmüşler.

İş çay bardaklarını almaya kadar düşmüş.

Her yerden gelen bilgiler benzer.

Geride bıraktıkları binalar…

Duvarlara yazılan yazılar…

Seviye yerlerde sürünüyor.” (Kaynak)

Bu kapsamda ilimizde de CHP’nin araçlarına büyük zarar verdiler.

İl binasına keza büyük zarar verdiler.

Oysa daha birkaç hafta önce “Baba Ocağımız” diye kutsuyorlardı.

128.700 lira borç takarak listeyi bırakıp gitmişler.

Yeni İl Başkanı Recep Mutlucan il binasının anahtarlarını aldıktan sonra yazılı bir açıklama yaptı.

Videolar: Murat Dilek

Başkan Mutlucan şu ifadelere yer verdi:

“Kıymetli Hemşerilerim,
Değerli Yol Arkadaşlarım,

31 Temmuz 2026 Cuma günü, Genel Başkanımız Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun takdirleri ve Merkez Yönetim Kurulu’nun kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi Burdur İl Başkanlığı görevine görevlendirildim.
Bugün, 4 Ağustos 2026 Salı günü itibarıyla il başkanlığımızın devir teslim işlemlerini tamamlamış bulunuyoruz.
Bu görevin partimize, Burdur’umuza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Hiç vakit kaybetmeden çalışmalarımıza başlayacak, Cumhuriyet Halk Partisi’ne, Burdur’umuza ve ülkemize en iyi şekilde hizmet etmek için var gücümüzle çalışacağız.
Bizler, herkesin görüşüne ve düşüncesine saygı duyuyoruz. Hiç kimse bizimle aynı düşünmek zorunda değildir. Ancak aynı saygının bizim düşüncelerimize ve tercihlerimize de gösterilmesi gerektiğine inanıyoruz.
Herkes kendi siyasi kararını vermekte özgürdür. Öyleyse Cumhuriyet Halk Partisi’nde kalmayı, mücadelesini kendi partisinde sürdürmeyi seçen insanların iradesi de aynı ölçüde meşru ve saygıya değerdir.
Yıllarını partisine vermiş, bayrağını gururla taşımış, tüm zorluklara rağmen Ata ocağını terk etmeyerek siyasi mücadelesini burada sürdürmeyi tercih eden hiçbir yol arkadaşımıza kimsenin söz söyleme hakkı yoktur.
Ben siyaseti hiçbir zaman kişisel menfaat için yapmadım. Siyaseti; ilkelere, değerlere ve halka hizmet anlayışına bağlı kalarak yapmaya çalıştım.
Çünkü inanıyorum ki gerçek siyaset; zor zamanlarda haklının yanında durabilmek, haksızlıkların karşısında onurla mücadele edebilmektir.
Baba ocağımız, Ata ocağımız olan Cumhuriyet Halk Partisi zor bir dönemden geçerken; o evin ışığını söndürmeyen, umudunu büyüten ve mücadelesini kararlılıkla sürdürenlerden olmaya devam edeceğiz.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin bayrağını bulunduğumuz her yerde gururla taşıyacak, partimizin kurucu değerlerini anlatmayı ve savunmayı sürdüreceğiz.
Bizim yolumuz bellidir.
• Bizim yolumuz Cumhuriyet’in yoludur.
• Bizim yolumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yoludur.
• Bizim yolumuz milletimizin yoludur.
• Bizim yolumuz çağdaş, demokratik ve laik Türkiye’nin yoludur.

Bu vesileyle, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partide kalarak ülkemiz için mücadele etmeye devam eden tüm dostlarıma, yol arkadaşlarıma ve örgüt emekçilerimize gönülden selam ve saygılarımı sunuyorum.
Birlikte başaracağız.
Saygılarımla.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir