
Tefeciye müşfik, emekliye gaddar ve kahhar!

2026’nın ilk yarısı…
Bütçeden faize ayrılan pay %16,8.
Sosyal güvenlik programının payı %8,3.
Birisi yükselirken diğeri düşmüş.
Tefeciler, sosyal güvenliği katlamaktadır.
Bu ayki MB faiz kararının onaycıları da kanamanın nereye doğru olduğunun altını çizmektedir.
TCMB’nin faizi sabit tutarak sıkı para politikasını sürdürme kararını JPMorgan, Citigroup ve Deutsche Bank beklentileriyle uyumlu buldu. Bankalar, jeopolitik riskler ve yükselen enerji fiyatlarının faiz indirim sürecini geciktireceği görüşünde birleşti
En düşük emekli aylığı ise 23 bin 552 lira.
Emeklinin yüzde 17,76 (3.552 liralık) payının düşüklüğünün sırrı işte burada yatmaktadır.
Sosyal Güvenlik Uzmanı olan Aziz Çelik’in de belirttiği gibi, bütçe, tefecilere müşfik, emeklilere acımasız, kahhar, merhametsiz, insafsız bir zihniyetin ürünü durumunda.
Bütçe siyasi bir belgedir;
Bir ülkedeki sınıfların hiyerarşisini saptar,
Hangisi öncelikli, hangisi talidir!
Hazırlayan hükümetin de sınıfsal karakterine parmak basar.

Siyaset, bir ülkede üretilen mal ve hizmetlerin bölüşüm mekanizmasının yönetimidir; üretilen zenginlikleri sınıfların önceliklerine göre bölüştüren mekanizma…
r Bütçe, verginin nerelerden, nasıl, hangi oranlarda toplanacağı ve hangi sınıflara ve tabakalara hangi oranlarda dağıtılacağına kara veren, dibine kadar sınıfsal bir belgedir.
AKP Hükümeti merkezi bütçe harcamalarında tercihini, niyetini açık açık belli ediyor; sıcak para komisyoncularına, tarikat rantçılarına, tefecilere ve döviz vurguncularına sımsıcak müşfik, şefkatli ama emeklilere, işçilere, köylülere, milli ve üreten sermayeye merhametsiz, acımasız, kahhar. Ekonomik buhranın yükünü halkın sırtına yüklemekte pek becerikli. En düşük emekli aylığı 6 aylık resmi enflasyon olan yüzde 17,76 oranında (3 bin 552 liralık artışla) 23 bin 552 liraya çıkardı.
Emekli aylığındaki bu merhametsizliğin ve şefkatsizliğin bahanesi klasik; “kaynak yok, ekonomik buhran var, para yok!”
Oysa bu bahanelerin birer demagojik hurafe olduğunu 6 aylık bütçe harcama kalemleri ayan beyan açıklamaktadır.
İtibarda tasarruf olmaz diyerek Atakuleleri, Beştepe’leri dikiyorlar.
Ancak emekliye sefalet artışını layık görüyorlar.
Rahmetli Demirel’in dediği gibi, “devletin itibarı binaların ihtişamıyla değil, emekli yurttaşların refah düzeyiyle ölçülür.”
Gene Büyük Atatürk’ün sözleriyle, “bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumu, o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır.” Hükümetin tutumu, bir milletin yaşlı vatandaşlarına ve emeklilerine karşı tutumudur. Geçmişte çalışarak milli gelire katkıda bulunmuş olanlara karşı minnet duymayan bir milletin (hükümetin) “istikbale güvenle bakma hakkı yoktur.”

Emekliye 3.552 lira verirken,
Altı ayda faize 1,5 trilyon lira ver;
Bu insafsızlık ve acımasızlıktır.
İstikbale güvenle bakma hakkından yoksunluktur.
Yaşama kudretinin tükenmeye başlamasıdır.
Geleceksizliktir.
SERMAYE KORUNURKEN VATANDAŞ EZİLMEKTEDİR
Sosyal Güvenlik Uzmanı Aziz Çelik paylaşımında, “Bütçenin seçilmiş kalemlerine ayrılan paylar”ın “bütçenin tercihini gösterdiği”ni, büyük bölümünün “mali oligarşi” dediği yerli yabancı büyük tefecilere yapılan faiz ödemelerinin “tarihi ve tutarı”nın “önceden belli olan, ertelenemez, taksitlendirilemez ve aşağı çekilemez bir yükümlülük” olduğunu vurgulayarak, “Sosyal harcamalar ise siyasi takdire açıktır: Artışını hükümet belirler, ödemeler yılın ikinci yarısına kaydırılabilir, artışlar geciktirilebilir. Bütçenin sertliği ile esnekliği arasındaki bu asimetri, yükün kimin sırtına bindiğini de belirler. Sert kalemler korunur, esnek kalemler sıkıştırılır. Esnek kalem, sosyal harcamadır, emeklinin aylığıdır. Kısaca sermaye korunurken vatandaş ezilir!” ifadelerine verdi. (*1)
DEVAM EDECEK
| Kaynak: (*1) Aziz Çelik, Faizciye müşfik, emekliye gaddar! |



