
Batı Asya’da kazan fokurdayarak kaynamasını sürdürüyor.
ABD-İsrail/ İran savaşı sıcaklığını koruyor.
Yemen/Husi saldırıları artarak gelişiyor.
İsrail yanlısı bütün kuvvetler hedeflerinde.
Şimdi de Suudi Arabistan’la kapıştı.
Çok şiddetli sınır çatışmaları sürüyor.
İsrail’in Filistin/Gazze’ye kural tanımayan vahşi saldırıları hala devam ediyor.
Keza İsrail’in Suriye’ye saldırıları durgunluğa dönüşse de
Lübnan ve Hizbullah saldırıları sınır tanımıyor.
Önceki haftalarda Irak saldırıları cabası!
Böyle kaynayan Batı Asya kazanında 7 Ağustos 2026 günü vuku bulan Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan arasında imzalanan, içeriğinde “Üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırı, üç ülkeye birden yapılmış saldırı olarak değerlendirilecek.” hükmü bulunan Mekke Ortak Savunma Anlaşması gündeme bomba gibi düştü.
Olaya, -anlaşmaya tüm Müslüman ülkeler imza atmalı diyen- tarihsellik dışında salt İslam açısından yaklaşan “dinidar” görüşleri bir kenara bırakarak jeostratejik gerçekler zemininde bilimsel bir tahlil çerçevesinde yaklaşım göstermek gerekmektedir.
Anlaşma gündeme düşer düşmez birçok kesim tarafından değerlendirmelerde bulunuldu.
“MEKKE ANTLAŞMASI’NIN NATO’YU TAMAMLADIĞI” İTİRAFI
Her konuda isabetli, milli görüşleriyle tanınan Vatan Partisi Lideri Dr. Doğu Perinçek’e göre, kendi itiraflarıyla sabit olduğu gibi, Mekke Anlaşması’nın, ABD ve NATO saldırganlığının Batı Asya’daki tamamlayıcı olduğunu vurguladı. Niçin öyle? Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, 9 Ağustos 2026 günü yayınladığı resmi açıklamada, “Mekke Antlaşması’nın NATO’yu tamamladığı”nı itiraf etmiştir.
Anayasa’nın 90. Maddesine göre Meclis’ten onaylanmadan hukuki geçerliliği olmayan anlaşmanın “gizli bir sözleşme” statüsünde bulunduğunu ileri süren Dr. Perinçek, ülkemiz için “ciddi tehlikeler” taşıdığını belirtti. Perinçek’e göre, “ABD, İsrail ve Suudi Arabistan, Yemen Husileri’ne ve İran’a karşı savaş koşullarında Mehmetçiği ateşe sürmek isteyecektir. Mekke Anlaşması’nın İsrail’e karşı olduğu ve Türkiye’nin güvenliğine hizmet ettiği yalanları, Mekke kutsallığının örtüsü altına gizlenemez.”
BÖLGE ÜLKELERİNİN ABD DIŞINDA BÖLGESEL GÜVENLİK SAĞLAMA HAMLESİ
Jeopolitik tahlilleriyle ünlü Fikret Akfırat, meseleye Bölge jeopolitiği zemininde bakmaktadır. Bölgede ABD’nin 1990-91 Körfez Savaşı’ndan itibaren kurduğu, bölge ülkelerinin güvenliğinin ABD şemsiyesinden geçtiği faraziyesine dayanan güvenlik mimarisinin Atlantik sisteminin ve ABD’nin gerilemesine paralel bir şekilde bugün çöktüğünü, İran’ın bölge ülkelerindeki askeri üs ve tesislerini vurması gerçeği, ABD güvenlik şemsiyesinin bölge ülkelerini koruyamadığını ortaya çıkardığını, bu nedenle bölge ülkeleri ABD dışında bölgesel güvenlik sağlama peşine düştüğünü ifade etmektedir. Çin’in İran’la Suudi Arabistan’ı bir araya getirdiğini, bunun hala geçerli olduğunu, ABD ve İsrail’in Suudi topraklarındaki ABD üs ve tesislerini vurması üzerine Suudi Arabistan’ı İran’a karşı kışkırtmasına rağmen başarılı olamadığını, ayrıca Pakistan’ın, Çin’in “en yakın stratejik ortaklarından biri olduğu”nu vurgulamaktadır.
“GELİŞEN DÜNYANIN İNİSYATİFİ”
Öte yandan anlaşma çok kutupluluğun dolu dizgin gelişip yayıldığı dünya konjonktüründen ayrı düşünülemez. Kısacası Akfırat, “gelişen dünyanın inisiyatifi” diye algılamaktadır gelişmeyi.
“Mekke Anlaşması’nı dünya çapındaki daha geniş dönüşümün içinde görmek gerekir. Bölge ülkelerinin büyük güçler arasındaki rekabetin nesnesi olmaktan çıkıp kendi güvenliklerinin öznesi olmaya yönelmesi, başlı başına stratejik bir değişikliktir. Türkiye’nin burada özel bir konumu var. NATO üyesi olmakla birlikte Rusya ve Çin’le çok boyutlu ilişkiler sürdürüyor; İran’la komşu, Suudi Arabistan ve Pakistan’la stratejik ortaklıklar geliştiriyor, Mısır’la R4 mekanizması içinde bulunuyor. Bu tablo, Doğu Akdeniz’de Türkiye’yi sıkıştıran ABD-İsrail-Yunanistan-GKRY hattına karşı alternatif bir güç dengesi zemini oluşturabilir. Bunun için Mekke’deki üç ülkeyi R4’teki Mısır’dan, Suudi Arabistan-İran normalleşmesinin arkasındaki Pekin faktöründen, Çin-Pakistan ve Çin-İran stratejik ilişkilerinden ve Rusya-İran-Körfez bağlantılarından ayrı düşünmemek gerekir.” (*1)
İRAN DEVLETİNDE TEHDİT ALGISI YOK!

Anlaşmanın hedef aldığı ileri sürülen İran ise anlaşmaya oldukça olumlu ve iyimser yaklaşım gösterdi. 10 Ağustos 2026 tarihinde İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, anlaşmadan korkmanın nedensiz olduğunu, bölge ülkelerinin öz güvenliklerini kendilerinin sağlama çabalarının desteklenmesi gerektiğini ve anlaşmanın kapsamının genişletilmesinin olumlu olacağının altını çizdi. Yani İran devletinde bir tehdit algısının oluştuğunu söylemek imkansızdır. Bekayi kısaca, “Mekke Anlaşmasından endişe etmiyoruz” dedi. (*2)
“AMERİKA’NIN ALTERNATİDSİZLİĞİNİ SONA ERDİRME POLİTİKASI”
Gene Batı Asya ve Doğu Akdeniz jeopolitiği konusunda tarih derinlikli yazılarıyla ünlü Mehmet Yuva, anlaşmanın bir “ABD’den kopuş” olmadığını, “Amerikan’ın alternatifsizliğini sona erdirme politikası” olduğunu vurguladı. Selman için “en tehlikeli” durumun “ABD’nin düşman olması” değil, “ABD’nin kendisini alternatifsiz görmesi” olduğunu, ABD’nin İran konusunda Selman’ın “görüşlerini dikkate almak zorunda kalması”nın, “Suudi Arabistan’ın Washington karşısındaki pazarlık gücünün aslında artığını gösterdiği”ni, bu nedenle İslam NATO’sunun İran’a karşı kurulmuş olduğu ve Mekke İttifakı’nın bir ABD-İsrail projesi olduğu iddiasının “şu aşamada fazla basitleştiricilik” olacağının altını çizdi. (*3)
PRATİK SINANMA ALANI: HUSİ-SUUDİ ÇELİŞKİSİ
Mehmet Enes Beşer’in 13 Ağustos 2026 tarihli Aydınlık’taki “Dünya basınında ortak tespit: Türkiye, Yemen savaşına çekiliyor” başlıklı haberi, Mekke Anlaşması’nın Dr. Doğu Perinçek’in, “ABD, İsrail ve Suudi Arabistan, Yemen Husileri’ne ve İran’a karşı savaş koşullarında Mehmetçiği ateşe sürmek isteyecektir. Mekke Anlaşması’nın İsrail’e karşı olduğu ve Türkiye’nin güvenliğine hizmet ettiği yalanları, Mekke kutsallığının örtüsü altına gizlenemez.” tezinin pratikteki sınanma alanı olacaktır.
Bekleyip göreceğiz.
Zaman ve gelecek en iyi öğretmendir.
Siyasi iktidarın böylesine uçuk bir niyeti sonunu getirir.
Millet yeniden Yemen türküsü çekmez.
| Kaynaklar: (*1) Fikret Akfırat, Mekke Anlaşması: Batı Asya’da güvenlik düzeni değişiyor, Aydınlık, 13.08.2026 (*2) DW Türkçe, 10 Ağustos 2026 (*3) Mehmet Yuva, Mekke İttifakı İslam’ın NATO’su mu, 12 Ağustos 2026. |

