“Arınma ve kuruluş felsefesi ile yeniden yapılanma”

Müslim Sarı, mutlak butlan kararı ve Yeni Parti ayrışması sonrasında CHP’nin yol haritasını anlattı. CHP Sözcüsü’nün küresel ve bölgesel gelişmeler ile ülke ekonomisine dair yorumları dikkat çekti

Aykut Diş

CHP Sözcüsü ve Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Müslim Sarı, Aydınlık’a konuştu. Arınma sürecinin aynı zamanda bir yeniden yapılanma olduğunu belirten Sarı, “Kuruluş felsefesini ve ilkelerini, çağın ve dönemin ruh ve gereksinimlerine göre bir düşünsel temel haline getirmek zorundayız.” dedi. İsrail’in Türkiye ve bölge ülkelerine tehdit oluşturduğunu belirten Sarı, emperyalist-siyonist saldırganlığa karşı CHP’nin Ortadoğu Barış ve İş birliği Teşkilatı önerisini hatırlattı. İran ve Mısır’ın bu planda olmazsa olmaz olduğunun altını çizdi.

Türkiye’nin beş deniz ülkesinde imparatorluk ardılı bir devlet olduğuna değinen Sarı, “Özellikle Avrasya ve Atlantik dengelenmesinde oluşacak siyasi boşlukların Türkiye tarafından ciddi şekilde doldurulabileceğini değerlendiriyoruz.” ifadelerini kullandı. CHP’nin dış politika ve milli güvenlik meselelerindeki yeni çizgisinin Cumhur İttifakı’na katılmak anlamına gelmeyeceğini ekledi. Sarı, ayrışma ve ihraç süreçlerinden belediyeler ve belediye başkanlarının durumlarına kadar sorularımızı yanıtladı.

MERSİN PROGRAMI ÖNCESİ TEHDİT
Hafta sonu Mersin’deydiniz. Nasıl geçti? ‘Sokağa, meydana çıkamazlar.’ deniyordu… Çıktınız ne oldu?

Çok da güzel oldu. O ifadeler sosyal medyada yaratılmış yankı odası söylemleriydi. ‘İşte bakkala bile gidemez.’ falan. Oraya gitmeden önce bazı telefonlar aldık. Protesto yapılacağı, yumurtaların bile hazır olduğu, birilerinin örgütlendiği yönünde. ‘Gideceğiz.’ dedik. Hem Mersin örgütümüz hem oranın gerçek yörükleri hem de vatandaşlar akın ettiler. Çok coşkulu idi. Bir algı da kırıldı. Mesela birkaç gün önce Genel Başkanımız gündelik ev işlerinde çalışan kadınlarla bir araya geldi. O da sıcak ve samimiydi. Devam edeceğiz.

CHP’nin muhtemel oylarına dair bir ‘küçümseyici’ tavır var. Sizin ölçümlerinize ya da size gelen raporlara göre mahkeme kararı ve ayrışma sonrası durum nedir?

Henüz oya yönelik bir kamuoyu yoklaması yapmadık. Sadece partimize yönelik algıları ölçtüğümüz çalışmalar yapıyoruz. Yani bu butlan kararı ve sonrası tartışmalar nasıl değerlendiriliyor vs. Hem kendi tabanımız hem de ülke kamuoyu açısından iyiye doğru bir gidiş var. Böyle kaotik durumlarda çok sert tepkiler verilir ama bir müddet sonra itidal başlar. İtidalli duruma doğru geçtiğimizi görüyorum. İktisatta ‘Overshoot’ diye bir şey vardır. Kriz olduğunda ilk önce döviz kuru, faiz, enflasyon sert tepki verir. Bir müddet sonra itidal kazanır. Eylül ayından itibaren biraz daha oturacaktır taşlar yerine.

‘CHP’NİN KURUCU FONKSİYONUNA İHTİYAÇ VAR’
Arınma hedefi tamamlandı mı? Başka stratejik hedefler de var mı?

Birbirinin içine geçen iki önemli süreç var. Biri arınma, diğeri yeniden yapılanma. ‘Arınma’ dediğimiz şey salt bir insan ayıklama gibi anlaşılıyor. Böyle anlaşıldığında bu kişi değişikliğiyle sınırlar meseleyi. Evet CHP arınacak ama zihniyet de arınacak. O nedenle bu aynı zamanda bir yeniden yapılanma süreci de başlatıyor. Yani örgütlerin yeniden yapılanması, parlamento grubunun yeniden yapılanması, yerel yönetimlerin yeniden yapılanması ve düşünsel yeniden yapılanma. Beraber yürüyecek ama bugünden yarına hemen olabilecek bir süreç değil. Zamana yayılacak. Çincede kriz ile fırsat aynı kökten gelen iki kelime. Dolayısıyla bu kaotik durumu bir yeniden yapılanma fırsatına çevirme arzusundayız.

Düşünsel yeniden yapılanmayı biraz açabilir misiniz? Bir ideolojik hat tarifi mi? Öyleyse nasıl?

Elbette. Bir kere iktidara hazırlık sürecinin hikayelendirilmesi meselesi. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında CHP’nin kurucu fonksiyonuna her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Kuruluş felsefesini ve ilkelerini, çağın ve dönemin ruh ve gereksinimlerine göre bir düşünsel temel haline getirmek zorundayız. Yani yüz yıl sonra bir kere daha CHP, bir kere daha kurucu irade… Bunun içini güçlü bir şekilde doldurmak istiyoruz. İktidara hazırlık için planlar, projeler, programlar; partinin yeni iç politika vizyonu, yeni dış politika vizyonu, yeni ekonomi vizyonu vs. bunlarla da zenginleştirilmesi. Bu hikayeyi anlayan kadrolar, bu kadroların anlatacağı hikayeler… Cumhuriyetin ikinci yüzyılında bu reformu çok önemsiyoruz. Mesele sadece parti içi yarış değil. Türkiye bir iktidar değişimine gebe. Erdoğan sonrası için cumhuriyetin yön ve rotasının mayalandığı bir dönemdeyiz. Bu sürece hazırlık yapıyoruz. CHP, Türkiye’nin yeni iktidarını nasıl kuracak? Sonbahardan itibaren bunları konuşacağımız bir döneme gireceğiz.

Herkes gözünü kurultaya dikmiş durumda. ‘Yerellerde şu tarihte başlar, büyük kurultay da şu zaman olur’ gibi bir eğilim pişti mi?

İlçe yönetimlerini 9 Eylül tarihine kadar tamamlamayı hedefliyoruz. Sayın Genel Başkanımız da 9 Eylül’de partimizin kuruluş yıldönümü etkinliğinde yapacağı konuşmada muhtemelen kongre takviminin başlangıç gününü ilan edecek. Bu Eylül ayı içinde bir tarih olacak. Sonrası da ona göre planlanacak. Eylül ayı içinde başlatacağımızı söylemiştik. O plana sadığız. Tüzüğümüzde büyük kurultay için ‘Kongreler tamamlandıktan sonra 15 günden az, 45 günden fazla olmamak üzere’ diyor. Biz kongrelerimizi bitirdik ama mahkeme hala karar vermemişse kurultay tarihi veremiyoruz. O güne kadar mahkeme karar vermiş olursa biz hemen kurultay günü de belirleyeceğiz bu kongreler takviminin sonunda.

‘EYLÜL AYI İÇİNDE HERKES NETLEŞMELİ’
Son olarak Eskişehir ve Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanlarının Yeni Parti’ye katıldığı görüldü. Şu anda CHP’li kaç belediye var?

Ayrışma öncesi 380 civarında belediye başkanımız vardı. Yaklaşık 230 civarında belediye başkanımız istifa etmiş bulunuyor. 150 civarında belediye de şu anda CHP’li. Biz de onlara zaten ‘Bir an önce siyasal aidiyetinizi belirleyin.’ diyoruz. Ekim ayında ilçe, Kasım ayında büyükşehir belediyelerinin 2027 yılı bütçeleri görüşülecek. Dolayısıyla biz Eylül ayı içinde hem belediye meclis üyelerimizin hem belediye başkanlarımızın siyasal aidiyetlerini netleştirmelerini istiyoruz. Eylül ayının sonunda muhtemelen bir belediye başkanları toplantısı yapacağız.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)’nde seçime gidilmesi halinde politikanız ne olur?

Bizim İBB’de çoğunluğumuz var ama bu kritik eşikte. Büyükşehir Belediye Başkanımızın ve belediye meclis üyelerimizin aklı selim hareket ederek birlik ve bütünlük çerçevesinde partide devam etmelerini istiyoruz. Büyükşehir Belediye Başkanımızın da itidalli yaklaşımları var. Partide kalmaya dönük değerlendirmeleri var. Belediye meclis üyelerimize de benzer şekilde hareket etmesini salık veririz. İlke kararımız, CHP’den seçilmiş bir belediyenin CHP’de kalmasıdır. Ama Yeni Parti ayrıştırırsa o zaman kaybettirmiş olurlar. Bunun da tarihsel sorumluluğu altında ezilirler.

‘BİRLİK VE BEKA BİZİM İÇİN YAŞAMSAL’
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş üzerinden de bir tartışma yürüyor. Son Özgür Özel ile yüz yüze görüşmesi de bunu tetikledi. Yavaş’a ‘Görünür ol’ dendiği öne sürülüyor. Böyle bir şey oldu mu?

Mansur Bey bizim büyükşehir belediye başkanımız. Sürekli konuşuyor, görüşüyoruz. Genel Merkez olarak bir problemimiz yok. Soğukluk da yok. Kendisi CHP çatısı altında siyaset yapmaya devam etmek istediğini söyledi. Belediye Meclislerinde özgün ve hassas dengeler var. O bunları gözetiyor. Mansur Bey’e karşı özel bir talebimiz olmadı. Biz bütün belediye başkanlarımızın ve belediye meclis üyelerimizin aidiyetlerini netleştirmelerini istiyoruz.

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nun dış politika ve dünya düzenine dair mesajları, partinin ilgili kurulunun ‘Devletin dış politika ilkeleri ortaktır ve tektir’ çıkışı ‘CHP, Cumhur İttifakı’na mı katılacak’ sorularına neden oldu. Böyle bir ihtimal var mı? CHP hangi cephede yer alacak?

Ülkenin birliği, devletin bekası konusundaki tavrımız olması gereken bir tavır. Biz devlet kurmuş, ulus inşa etmiş bir partiyiz. Dolayısıyla bu konular bizim açımızdan yaşamsaldır. Dış politikada da iç politikada da ilkelerimiz var. Cumhur İttifakı bizim savunduğumuz çizgiye paralel düşünceler içinde ise bu bir ittifak olduğu ya da olacağı anlamına gelmez. Örneğin parlamenter sisteme dönüş konusunda geri adım atmış değiliz. Yüz meselenin birinde uzlaşıyorsak doksan dokuzunda ayrıyız. Bir meselede aynıyız diye bir ittifakın içine sokulmamız haksızlık olur. Cumhur İttifakı’na muhalefet eden iktidar alternatifi bir partiyiz. Cumhur İttifakı’na katılmak gibi bir durum söz konusu değil. Böyle bir değerlendirmemiz de yok.

‘TÜRKİYE’YE JEOPOLİTİK ALAN AÇILDI’
Dünyanın gidişatında Türkiye’yi nereye koyuyorsunuz?
GOOGLE'da KıvılcımHaber

Türkiye Cumhuriyeti’ne çok ciddi bir jeopolitik ve stratejik alan açıldığını düşünüyoruz. Akdeniz, Hazar, Kızıldeniz, Karadeniz, Basra; bu beş deniz ülkesinde imparatorluk ardılı bir devlet olarak Türkiye Cumhuriyeti’nin çok ciddi bir stratejik derinliği vardır. Özellikle Avrasya ve Atlantik dengelenmesinde oluşacak siyasi boşlukların Türkiye tarafından ciddi şekilde doldurulabileceğini, bu konuda ciddi bir potansiyel olduğunu değerlendiriyoruz. Pergelin bir ucunu Somali’ye, bir ucunu Balkanlar’a koyun; bir yüzünü Orta Asya’ya Çin sınırına, bir yüzünü Pakistan’a yaslayın. Almanya’dan Çin sınırına kadar bölgedeki en ciddi devlet Türkiye Cumhuriyeti. Bunu gören yapılar Türkiye’nin gücünü sınırlandırmak amacıyla birtakım hamleler içerisinde olacaklar. Dolayısıyla biz bu potansiyeli gerçek kılmak için yapılması gerekenleri bir milli güvenlik meselesi olarak görüyoruz.

Tabii bizi daha güçlü kılacak bir başka nokta refah dağıtan bir ekonomi inşa etmektir. Potansiyel var. Doğru dürüst yeraltı zenginliği olmaksızın kişi başına 17-18 bin dolar yani 1,7 trilyon dolar milli gelir üreten bir Türkiye Cumhuriyeti var. Bu geliri daha da artırmak ve daha dengeli dağıtmak mümkün. Bu bizim aslında bölgedeki etkinliğimizi de yumuşak gücümüzü de artıracaktır.

‘IMF PROGRAMI ÇÖZMEZ, SICAK PARA MODELİ DEĞİŞMELİ’
Türkiye’nin ekonomik sorunlarını çözebileceğinizi düşünüyor musunuz?

Çözülmez sorunlar değil. Önemli olan niyet. Bir konjonktürel bir de yapısal sorunlar var. Şimdi konjonktürel ekonomik sorunlar IMF programlarıyla çözülüyormuş gibi duruyor. IMF geliyor, bir model dayatıyor bize. Bunu uyguluyorsunuz. Ama sorunları sadece ötelemiş oluyorsunuz. Bizim aslında biraz önce anlattığım bu büyük ufukta yeni bir ekonomi modelini de merkezimize koymamız lazım. Yani şu demek bakın: Büyümek için cari işlemler açığı vermek zorunda olan ender ülkelerden biri Türkiye. Cari işlemler açığı verebilirsiniz, dış açık verebilirsiniz. Ama sizin büyüme modeliniz ithalata ve ara malına bağlanmışsa o zaman ithal edebildiğiniz kadar büyüyorsunuz. İthalatınız ihracatınızdan fazla olduğu için dış açık vererek büyümek zorunda kalıyorsunuz. Bunu nasıl finanse ediyorsunuz? Borç yaratıcı kalemlerle ya da sıcak parayla. Borç ve sıcak para bulabildiğiniz ölçüde büyüyorsunuz. Akordiyon gibi sıcak para gelince büyüyorsunuz, çıkınca küçülüyorsunuz. Bu modeli değiştirmek lazım. Dışa olan bağımlılığı azaltılmış, kendi yerli kaynaklarını daha çok kullanan ve borç yaratmayan, ithalata bağımlı olmayan, öz gücünü dünya standartlarına çıkartan bir ekonomik model. Eğitim ve istihdam da buna göre planlanacak. Bu hemen bir-iki yılda olabilecek bir iş değil. Bunu siyasi partiler üstü bir konu gibi görmek gerekiyor.

‘İRAN’I DIŞLAYAN MODEL BAŞARI GETİRMEZ’
‘Terörsüz Türkiye’ adıyla anılan süreçte gidişatı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Terörsüz Türkiye sürecini destekledik. Biraz yavaş gitti. Süre uzadı. Yasa, daha erken yapılabilirdi. Şimdi şart ve taahhütlerin ne kadar yerine getirilip getirilmediğini CHP olarak yakından izleyeceğiz. İkinci önemli gördüğümüz husus da bunun parlamento zemininde de takip ediliyor olması. Biz en başından beri meselenin parlamenter zeminde çözüme kavuşturulmasını savunuyoruz. Bunun bir iç politika malzemesine dönüştürülmesine karşı bazı tereddütlerimiz de var. Bu riski de takip ediyoruz.

Suriye ve Kıbrıs üzerinden İsrail ile tehlikeli karşılaşmaya ve bölgedeki ABD saldırganlığına karşı CHP ne öneriyor?

Bölge ülkeleri açısından en fazla çatışacağımız ülkenin İsrail olduğu görülüyor. Bunun nedeni İsrail’in Türkiye’nin bölgedeki güç ve etkinliğini artırmasından rahatsız olması. Ürdün, Filistin, Lübnan; Sina Yarımadası’nı da katabiliriz, İsrail buraları kendisinin sayıyor. Bir de ikinci halka ülkeleri var: Suriye ve Irak’tır. Buralarda da devlet kapasitesinin yok olmasını istiyor. Üçüncü halka ülkeleri de Suudi Arabistan, Mısır, İran ve Türkiye. Ayrıca İsrail’in bölgede Kürtleri kendi stratejisinin bir parçası olarak gören yaklaşımı da var İsrail’in. Türkiye’nin hem kendi hem de bölge Kürtleri üzerinde ağırlığı olsa da İsrail’in bu yaklaşımına karşı çok uyanık olması lazım. Bizim Orta Doğu Barış ve İş birliği Teşkilatı (OBİT) önerimiz var. Buradaki ulus devletlerle oturup konuşmaya, iş birliği modelleri geliştirmeye dayanan bir öneri. Amaç küresel güçlerin bölgemizde fay hatlarını kurcalamasının önüne geçmek. Burada güncel bazı anlaşmalarda olduğu gibi İran’ı ya da bir başka bölge ülkesini dışlama da yok. Ortadoğu’da İran’ı dışlayan hiçbir modelin bir barış ve istikrar getiremeyeceğini hep söyledik. Mısır da aynı şekilde.

‘BEDENEN CHP’DE RUHEN BAŞKA YERDE OLMAZ’

İstemesek bile bir ayrışma süreci oldu. Normal koşullarda arkadaşlarımızın parti içinde mücadele yapmasını istiyorduk. Tercih etmediler. Ayrışma sürecinin de bir an önce tamamlanması gerekir. Partinin kurumsallığı başka türlü sürdürülemez. Bir partinin içinde bulunup başka bir partinin siyasal çalışmalarına katkı sağlayan, bedenen burada ruhen başka yerde olan arkadaşlarımızın bu tavırlarını sadece siyaseten değil ahlaki olarak da sorunlu görüyoruz. Bu zaten tüzük açısından da bir disiplin suçudur. Bununla ilgili arkadaşlarımızı izliyoruz ve yapılanları dosyalıyoruz. Kendilerine her an tebligat gidebilir. Toplu ya da tek tek olabilir. Disiplin süreçleri devam edecek.

Teşekkür ederiz.

Ben teşekkür ederim. İyi çalışmalar dilerim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir