

Müzik sektöründeki tekelleşmeye isyan eden Aleyna Tilki, ‘Kendi organizasyonumu yapmadığım müddetçe konserim olmayacak.’ diyerek müzik piyasasındaki tekelleşmeyi eleştirdi
Gözen Esmer’in Aydınlık’taki haberine göre, Türkiye’de müzik endüstrisindeki tekelleşme ve sömürü düzenine yönelik en net eleştirilerden biri, pop müziğin tanınan isimlerinden Aleyna Tilki’den geldi.
Sektörün dev organizasyon ve yapım şirketlerinin elinde olmasına isyan eden Tilki, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada koca bir yıl boyunca sadece tek bir konser verebildiğini duyurdu.
“Bu yıl Türkiye’de sadece 1 tane konser yaptım, o da kendi organizasyonunu üstlendiğim konserdi. Koca bir yıl…” diyerek başladığı açıklamasında Tilki, sektördeki tekelciliği “Tekelleşme ve daha birçok şey öyle bir noktaya geldi ki, kendi organizasyonumu yapmadığım müddetçe artık galiba hiç konserim olmayacak. Kendi organizasyonum için de istediğim konser mekanlarını, bazı şehirlerdeki stadyumları vermekten çekinenler de oldu. Ben bu yıl yaptığım tek konserde en az 1000 kişinin ekmek yediğini gördüm. Sadece kendim sahnede olmak için değil, bu sektörden evine ekmek götüren bir sürü insan adına konuşuyorum. Ben bu kadar büyük bir şöhretle yılda bir konser yapıyorsam; müzik okuyan, amatör takılan büyük yetenekleri olan halktaki sanatçı insanlar nasıl yaşıyor? Bu soruyu yıllardır soruyorum.” diyerek anlattı.
| SAHNELERDE ‘BLOK’ MEKAN AMBARGOSU Tilki’nin dikkat çektiği ‘mekan bulamama’ sorununun temelinde, canlı müzik pazarının yüzde 80’ini kontrol eden üç büyük organizasyon şirketinin stratejileri yatıyor. İsimleri sektörde bilinen bu majör aktörler, büyük amfitiyatroları ve açık hava sahnelerini sezon başlamadan “blok” olarak kiralıyor. Bu yüzden bağımsız bir sanatçı peşin ödeme yapsa dahi prestijli sahnelerde yer bulamıyor. Dev markaların sponsorluk bütçeleri sadece bu şirketlerin ‘yıllık konser paketlerine’ aktarılırken, kamu ihalelerinde ve belediye festivallerinde “paket sanatçı” dayatması uygulanıyor. Bu durum, Tilki’nin işaret ettiği binlerce kişilik istihdam ağını bağımsız müzisyenlere tamamen kapatıyor. |

| GÜNDEM YARATAN ‘MANİFEST SÖZLEŞMESİ’ İDDİALARI Sahnelerdeki tekelleşmenin yapımcılık boyutu ise “360 derece kölelik sözleşmeleri” ile kendini gösteriyor. Son olarak BIG5 Türkiye yarışmasıyla kurulan ve menajerliğini Tolga Akış’ın yaptığı 6 kişilik “Manifest” kız grubuna imzalatıldığı iddia edilen sözleşme maddeleri, sektördeki sömürü zihniyetini yeniden tartışmaya açtı. Akış tarafından kesin bir dille yalanlansa da kamuoyunda büyük infial yaratan sözleşme iddiaları basına sızdı. İddialara göre sözleşmede; konser ve projelerden elde edilen gelirin yüzde 70’inin menajere kalması, kalan yüzde 30’luk payın 6 üye arasında bölüştürülmesi ve sahnede giyilen kıyafetler ile prodüksiyon giderlerinin de bu yüzde 30’luk paydan düşülmesi şart koşuluyordu. Sömürü iddiaları finansal boyutla da sınırlı kalmadı. Grup üyelerinin erkek arkadaşlarıyla görüşmesinin ve menajerden izin almadan evden dışarı adım atmasının yasaklandığı öne sürülürken, gruptan kendi rızasıyla ayrılmak isteyen her bir üye için 45 milyon TL tazminat maddesi konulduğu iddia edildi. |

144 MİLYON DOLARLIK PAZARDA DİJİTAL AYRIMCILIK
Uluslararası Fonogram Endüstrisi Federasyonu (IFPI) 2026 raporuna göre yüzde 60,1 oranında büyüyerek 144,3 milyon dolarlık devasa hacme ulaşan Türkiye müzik pazarında, pastanın büyük kısmı bu tekelci yapılar arasında bölüşülüyor.
İşin dijital dağıtım ayağı da devletin radarına girmiş durumda. Rekabet Kurulu, 25 Eylül 2025 tarihinde Spotify hakkında soruşturma başlattı.
Soruşturmanın merkezinde, Spotify’ın çalma listelerine (playlist) ekleme ve öneri algoritmalarında büyük yapım şirketleri lehine ayrımcılık yapıp yapmadığı yer alıyor.
Sermayenin müziği tek tipleştirmesine yönelik tepkiler küresel çapta da büyüyor. Godspeed You! Black Emperor ve Café Tacuba gibi efsanevi gruplar, “sömürücü” buldukları Spotify’dan tüm albümlerini silerken, Türkiye’den Gaye Su Akyol ve Erdem Kınay gibi isimler de tekelleşen sektörü sık sık eleştiriyor.

