
Güney Kafkasya’da güvenlik için 3+3 ve TRÇİ
TRUMP KORİDORU CİDDİ TEHDİT
ULUSAL Strateji merkezi (USMER’in) düzenlediği Güney Kafkasya’da Güvenlik Konferansı tamamlandı. Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ve Türkiye, Rusya, İran üçlüsünün tarihsel rolü, bölgedeki gelişmeler, tarihsel süreç, enerji krizi gibi konuların ele alındığı uluslararası konferans Türkiye Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu, İran İslam Cumhuriyeti, Azerbaycan Cumhuriyeti, Ermenistan ve Gürcistan’tan çok sayıda büyükelçi, ekonomi ve siyaset uzmanlarının ve Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek’in katılımıyla başarıyla tamamlandı. Sonuç bildirgesini USMER Başkanı Şule Perinçek okudu. Güney Kafkasya’nın güvenliğinin Batı Asya ve dünya için de önemli olduğu belirtilen bildirgede, şu ifadeler yer aldı: “Güney Kafkasya’da İran, Rusya ve Türkiye Üçlüsü ile Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan Üçlüsünün oluşturduğu Üç Artı Üç Platformu, bölge ve dünya barışı için önemli bir girişimdir ve etkin kılınmalıdır. Bu bağlamda Gürcistan’ın katılımı sağlanmalıdır.” Trump Koridoru’nun da ciddî bir tehdit olduğu vurgulanan bildirgede, “Kafkasya, Kafkasyalılarındır.” denildi.

GÖREVE ÇAĞIRIYORUZ
BİLDİRGEDE şu çağrı yapıldı: “Konferansımız, Üç Artı Üç Platformu’nun dünya ölçeğinde işlev görmesi için, Türkiye+ Rusya+ İran+ Çin İttifakı’nı zorunlu ve acil görmektedir. Batı Asya’da bölgesel bir savaşı önleyecek ve Üçüncü Dünya Savaşı’nın önünü kesecek biricik çözüm, Türkiye, Rusya ve İran’ın Çin Halk Cumhuriyeti ile iş birliği yapmasıdır. Güney Kafkasya, güvenlik, barış ve istikrar için anahtar konumundadır. Bölge devletlerini ve halklarını ortak güvenlik, iyi komşuluk, kardeşlik, enerji güvenliği ve ekonomik iş birliği için göreve çağırıyoruz.

USMER, Güney Kafkasya’nın güvenliğini Ankara’daki konferansta masaya yatırdı. Konferansın sonuç bildirgesinde, Güney Kafkasya’nın bölgenin ve dünyanın güvenliği, barışı ve istikrarı açısından anahtar konumda olduğu belirtildi. Bildirgede 3+3 Platformu ile birlikte TRÇİ İttifakı’nın önemi vurgulandı.
Ulusal Strateji Merkezi (USMER) tarafından, Güney Kafkasya’da Güvenlik Konferansı düzenlendi. Konferansta konuşan İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Dr. Mohammad Hassan Habibollah Zadeh, Güney Kafkasya’da güvenliğin sağlanmasına katkı sunabilecek en önemli bölgesel girişimlerden birisinin 3+3 Platformu olduğunu belirtti. Rusya Federasyonu Büyükelçiliği adına konuşan Başkatip Radimir Gaynanov, 3+3 bölgesel istişare platformunu umut verici bulduklarını söyledi.

| ‘ÇATIŞMALARIN ODAĞINDA’ Meyra Palace Otel’deki konferansın ilk oturumunun başkanlığını 24. Dönem Ankara Milletvekili Prof. Dr. Özcan Yeniçeri yaptı. Yeniçeri, “Bir sorunu anlamak yarı yarıya çözmektir. Sorunun tarafları ile ilgili görüşlerini anlamak ve kavramaksa doğrudan doğruya sorunun özünü ortadan kaldırmaya yönelik bir yaklaşım biçimidir. Kafkasya, tarih itibarıyla imparatorlukların, kültürlerin kesiştiği bir noktadır. Bugünkü çatışmaların odağında da Kafkasya vardır. Soğuk Savaş sonrası küresel güçlerin rekabet haline geldiği yerdir Güney Kafkasya. Bu bölgede herhangi bir istikrarsızlık, geniş bir alanda domino etkisi yaratmaktadır.” diye konuştu. |

| ‘BÖLGE DIŞI GÜÇLER KRİZLERİ DERİNLEŞTİRİYOR’ İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Dr. Mohammad Hassan Habibollah Zadeh: “Son dönemdeki gelişmeler, ABD ve İsrail’in terörist saldırıları, yalnızca münferit ya da taktik olarak değerlendirilmemeli. Güney Kafkasya, bu gelişmelerden doğrudan etkilenmektedir. Bu bölgedeki temel sorunlardan biri, güvenlik anlayışının dış aktörler tarafından belirlenmesidir. Sınırların değiştirilmesi veya yeni jeopolitik düzenlerin dayatılması, çoğu zaman uzun süreli gerilimlere neden olmaktadır. İran, tüm devletlerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine saygının önemini sürekli olarak vurgulamıştır. İran her zaman komşu ülkelerle iş birliği yapmaya, ekonomik kalkınmayı sağlamaya hazır olduğunu belirtmiştir. Güney Kafkasya’da güvenliğin sağlanmasına katkı sunabilecek en önemli bölgesel girişimlerden biri, 3+3 Platformu’dur. Bu platformun temel ilkeleri ulusal egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı, iç işlerine karışmama, anlaşmazlıkların diyalog yoluyla barışçıl çözümü ve ekonomi ile transit iş birliğinin geliştirilmesidir. Bölge dışı güçlerin varlığı uzun vadede krizleri derinleştirmektedir. Güney Kafkasya bugün stratejik bir tercih ile karşı karşıya. Ya dış müdahaleler doğrultusunda ilerlemeye devam edecek ya da bölgesel iş birliği temelinde modele yönelecek.” |

| ‘BATI GASPA BAŞVURUYOR’ Rusya Federasyonu Büyükelçisi Sergey Vershinin henüz güven mektubunu takdim edemediği için Rusya Federasyonu Büyükelçiliği adına Radimir Gaynanov konuşma yaparken şu ifadeleri kullandı: “Rusya Federasyonu, bu bölgenin istikrarına büyük önem atfetmektedir. Tarihi bağlarımız göz önüne alındığında, Rusya bu bölgeye karşı bilhassa sıcak duygular beslemekte ve burada yaşayan halkların refahıyla yakından ilgilenmektedir. Açıktır ki, Güney Kafkasya’nın refahı, güvenli bir ortam tesis edilmeden sağlanamaz. Rusya, bu amaca yönelik çabaları desteklemektedir; dahası, politikamız somut eylemlerle de desteklenmektedir. Ne yazık ki batı, şu anda giderek artan bir şekilde meşru olmayan güç kullanımına, yeni sömürgeci dikta yöntemlerine ve açıkça gaspa başvurmaktadır. Batının kendi kurallarını dayatma girişimleri nedeniyle bölgede bir jeopolitik mücadele baş göstermektedir. Bu koşullar altında ortaklarımıza, tüm Avrasya coğrafyasında eşit ve bölünmez bir güvenliğin gelecekteki mimarisinin hatlarını geliştirme sürecine ortaklaşa ve aktif bir şekilde katılmalarını teklif ediyoruz. Yerel ölçekte Rusya, iş birliğinin temeli olarak Türkiye’nin savunduğu bölgesel sahiplenme ilkesini desteklemektedir. Bu çerçevede 3+3 bölgesel istişare platformunu umut verici buluyoruz. Bakü ve Ankara’nın girişimiyle oluşturulan bu platform, üç Güney Kafkasya ülkesi (Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan) ile üç büyük komşusu (Rusya, Türkiye ve İran) arasında iş birliğini öngörmektedir.” |

| ‘ORTA ASYA VE ÇİN’E DOĞRUDAN ULAŞIM ÖNEMLİ’ Emekli Büyükelçi Alev Kılıç: “Son 30 yılda dünyamız çok büyük değişimler geçirdi. Soğuk Savaş sona erince ne oldu? 15 tane bağımsız ülke ortaya çıktı. Bunlardan üçü Güney Kafkaslarda. Beşi de Orta Asya’da. Türkiye böyle bir durumda kendisini doğuya da açılabilecek bir konumda buldu. Türkiye, doğu ile batı arasında merkezi bir konuma geldi. 3+3 önemli bir gelişme. Çünkü Türkiye’nin temel yaklaşımı, bölgeyi bölge devletleriyle uyum içinde yönetmek. “Güney Kafkasya, doğu ile batı iletişiminde önemli bir konumda. Türkiye için önemli olan Orta Asya ve daha ötesine, Çin’e doğrudan ulaşımın sağlanmasıdır. Güney Kafkaslarda Türkiye’nin hem Gürcistan hem Azerbaycan ile hiç aksamayan iyi ilişkileri olmuştur. Tek zorluk Ermenistan ile olmuştur. Fakat Ermenistan’ın, Paşinyan yönetimi ile ayakları biraz yere değmeye başlamıştır. Eğer Ermenistan, batı ile iletişim sağlayacaksa tek bağlantısı Türkiye’dir. Bu da görüldüğü kadarıyla yeni Ermenistan yönetimi tarafından anlaşılmaya başlanmıştır. Türkiye için önemli olan da Kafkaslarda istikrardır.” |

| ‘YENİ DÜNYANIN ÖNCÜ MODELİNİ OLUŞTURACAK POTANSİYEL’ Emekli Büyükelçi Ümit Yardım: “Yeni bir dünya düzeni kuruluyor. Adaletsizlik, çatışma, işgaller, daha güzel bir Güney Kafkasya umutlarımızı erteliyor. Ancak Güney Kafkasya, yeni bir dünyanın öncü modelini oluşturacak potansiyele sahip. Biz, tarihten bugüne ve bugünden geleceğe uzanacak vizyonel bir Güney Kafkasya hedefi üzerinde durmalıyız. Geçmiş deneyimlerimiz var. Liderlerin, bölgesel güçlerin kafasında Güney Kafkasya’nın geleceği sorusu var. Burada tehditler ve sınamaların farkında olmak da gerekir. Ben yeni bir Güney Kafkasya modelinde siyasetten daha çok aydınlara önem veriyorum. Güney Kafkasya’da ihtiyaç duyduğumuz şey, Doğu Bey’in İsviçre’deki ruhu ve tutumudur. Doğu Bey, uluslararası hukuk sistemine ‘Siz emperyalist yalanları dayatıyorsunuz, biz bunu reddediyoruz!’ demiştir. Güzel bir Güney Kafkasya’yı inşa edecek olan insanlar buradaki güzel insanlardır.” |
| ‘BÖLGE ÜLKELERİ BU FIRSATLARDAN YARARLANMALI’ Azerbaycan 6. Dönem Milletvekili Prof. Dr. Elşad Mirbeşiroğlu: “Güney Kafkasya bugün dünyanın en önemli noktalarından birisidir. Burada güvenlik konusu tartışılan bir konudur. Çünkü bu bölgede çatışmalar vardır. Artık yeni bir tarih döneme giriyoruz. Azerbaycan öz topraklarını işgalden kurtardıktan sonra Güney Kafkasya’da yeni bir iş birliği ve güvenlik imkanları oluştu. Kardeş Türkiye, İkinci Karabağ Savaşı zamanı, her zaman yanımızda oldu. Azerbaycan-Türkiye dostluğu bölge ülkeleri açısından da bir örnek. Bölgemizin derdini bölge devletleri bilir. Dışarıdan gelen güçler sadece bölgemizi kullanma amacındalar. Bugün Güney Kafkasya’da yeni bir güvenlik ortamı ortaya çıktı. Bölge ülkeleri bu fırsatlardan yararlanmalı. 3+3 Platformu çerçevesinde çalışmalar yapılmalı. Bu platform çerçevesinde sorunları çok rahat çözebiliriz. Zengezur Koridoru hem işbirliğini geliştirecek hem diyalogu güçlendirecek. 3+3 Platformu çerçevesinde Zengezur Koridoru’nu çok güzel bir barış, iş birliği koridoru yapmalıyız.” |
| Trump koridoru ciddi tehdit Perinçek, ‘Trump Koridoru, ABD’nin bölgeye müdahale olanaklarını içermesi nedeniyle ciddî bir tehdit oluşturuyor. ABD askeri üslerinin Türkiye sınırının hemen yakınına konuşlandırılması, bir kışkırtma olması yanında, İran’a karşı ikinci bir cephe açılması ve bir kara harekâtı tertiplenmesi tehlikesini de içermektedir. Bu nedenle komşumuz Ermenistan’ı bölge güvenliği bünyesine kazanmak sorumluluğunu paylaşıyoruz.’ dedi. |

‘Güney Kafkasya bir köprü olacak’ Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Ermeni iş insanı Nurhan Çetinkaya:
“Bugün dünya büyük bir dönüşümden geçiyor. Güney Kafkasya’nın önemi daha da artıyor. Çünkü burası yalnızca bir jeopolitik alan değildir; ortak yaşam deneyimlerinin şekillendiği bir coğrafyadır. Tarih boyunca Ermeniler ve Türkler bu bölgeyi birlikte var etmişlerdir, kültürlerimiz hiçbir zaman kopmamıştır. İstikrar yoksa yatırım yoktur. Türkiye ile Ermenistan arasında doğrudan ticaret olmadığı için Gürcistan üzerinden gidiyor. Geçmişi unutmadan ama geleceği kaçırmadan ilerlemek zorundayız. Güney Kafkasya bir köprü olacaktır.”

‘21. yüzyıl koridorlar yüzyılı olacak’
Dumlupınar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı Başkanı Dr. Barış Adıbelli:
“Avrasya’yı kontrol etmek dünyayı kontrol etmek anlamına gelecektir. Avrasya ABD için ana jeopolitik ödüldür. Amerika’nın küresel önceliği bu kıtadaki hakimiyetine bağlıdır. Avrasya, dünya nüfusunun ve enerji kaynaklarının dörtte üçüne sahiptir. Bugün küresel hegemonya üzerine oynanan satrancın tahtası Avrasya’dır. 21. yüzyıl koridorlar yüzyılı olacaktır. Enerjiyi taşıyan ülkeler daha stratejik hale gelmiştir. ABD, Avrasya enerji kaynaklarını kontrol ederek Çin ve AB’yi etkilemek istemektedir.”

| ‘Güvenlik için Moskova, Ankara, Tahran iş birliği’ Güney Kafkasya’da Güvenlik Konferansı konuşmacılarından biri de Kafkasya İslam Çalışmaları Merkezi Başkanı Shota Apkhaidze’ydi. Apkhaidze, şu vurguları yaptı: ‘TRUMP YOLU’ ERMENİSTAN’IN ÇIKARLARINA AYKIRI “Başkan Paşinyan’ın seçim öncesi destek oranlarına bakmak, (yüzde 20’nin altında) politikalarının Ermeni vatandaşlarının çoğunluğu tarafından desteklenmediğini hemen anlamak için yeterlidir. Trump Yolu (TRIPP) projesi sonucunda, ABD Silahlı Kuvvetlerinin Güney Kafkasya ülkelerinde varlık göstermesi riski bulunmaktadır. Böyle bir düzenleme Ermenistan’ın çıkarlarına aykırıdır ve Türkiye dahil olmak üzere bölgedeki tüm devletlerin egemenliğine açık bir tehdit oluşturmaktadır. “Trump yönetimi, Kafkasya ve Orta Asya’da ekonomik ve siyasi genişleme hedefiyle, Güney Kafkasya ülkelerinde gelişen karmaşık jeopolitik durumdan yararlanarak, Bakü ve Ankara’dan inisiyatifi ele geçirdi. Ve ‘Zengezur Koridoru’ projesini başlattı; ardından kendi çıkarları doğrultusunda ‘Trump Yolu’nu hayata geçirdi. ABD ve AB, bölgedeki Rusya, İran ve Çin’in ekonomik ve siyasi etkisini daha da kaldırmak için Ermenistan’da aktif olarak çalışıyor. ‘BÖLGEDE ABD ASKERİNE İHTİYACIMIZ YOK’ “TRIPP, Türkiye için kesin olarak yararlı görünmüyor. Aksine, bu proje ABD’nin Ankara’nın gerçek çıkarlarını göz ardı ederek dayattığı bir projedir. Bölgede Amerikan askerlerine ihtiyacımız yok; ABD’nin kendi çıkarları için Güney Kafkasya ülkelerinden birini manipüle etmesine ihtiyacımız yok. ABD, bu güzergâhı Güney Kafkasya bölgesinde ekonomik ve siyasi genişleme için jeopolitik bir silah olarak kullanacaktır. TRIPP’in güvenliğini sağlama bahanesiyle bölgenin ABD tarafından militarize edilme olasılığı yüksektir; bu da şüphesiz bölgede jeopolitik uyumsuzluk ve askeri çatışmaya yol açacak; nihayetinde yıkıcı jeopolitik süreçler ve ABD kontrolündeki bir kaos ortaya çıkacaktır. “Moskova, Ankara ve Tahran, bölgesel güvenliği ve ekonomik kalkınmayı güçlendirmek için, geçici de olsa, kendi eksenlerini oluşturmalı ve bu eksene Güney Kafkasya ülkeleri olan Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan da dahil edilmelidir.” |


Bugün bölgelerin ve ülkelerin güvenliği, artık bölgesel bir sorun olmaktan çıkmış, dünya ölçeğindeki hesaplaşmalar zeminine oturmuştur. En son örnek, ABD ve İsrail ile İran arasındaki savaştır. Bu savaşta İran cephesinde Rusya ve Çin var, ayrıca Filistin, Yemen ve Lübnan da var. ABD-İsrail cephesinde ise, müttefikleri ABD’yi yalnız bıraktılar. Ancak Avrupa’nın ve diğer “müttefiklerinin” ABD’yi yalnız bırakmaları, onların da savaş ve güvenlik denklemi içinde olduklarını gösteriyor. Denklemin yenilgiye uğrayan ve zayıflayan kutbu, ABD ve İsrail’dir. ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı, öyle bir güvenlik sorunudur ki ABD’den Çin’e kadar herkes bu cepheleşmenin içindedir ve yine herkes, kendi güvenlik sorunu olarak gördükleri için savaşın bir köşesinde mevzilenmiştir. Silah kullananlar, silah verenler, füze atanlar, füzelerin altında kalanlar, diplomasi alanında mevziye girenler, müttefikine ihanet edenler, arabuluculuk yapanlar, herkes denklemin içindedir. Bu durum, İran’ın güvenliğine özgü değildir. Çağımızda güvenlik sorunu, artık ülke ve bölge sınırlarının dışına taşmış ve deyim yerindeyse yerkürenin tamamını içine çekmiştir. Dünyanın neresinde bir güvenlik sorunu varsa, orada Dünya ölçeğindeki cepheleşmeyi görüyoruz. Bu açıdan Venezuela, Küba, Nikaragua, Kanada, Grönland, Doğu Avrupa, Karadeniz’in kuzeyi, Ege, Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Libya, Suriye, Filistin, Lübnan, Yemen, Kızıl Deniz, İran, Hürmüz Boğazı, Sudan, Keşmir, Tayvan Boğazı, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, tek tek bütün bu bölgeler ve ülkeler aslında dünya ölçeğinde cepheleşmenin mevzileridir. Güney Kafkasya’da Güvenlik konusu da böyledir. Dünyadaki saflaşma, Güney Kafkasya’ya da yansıyor. Zaten bu bölgenin devleti olan İran, şu anda savaşın içindedir ve ön cephesindedir. İran’ın ABD emperyalizmine ve İsrail’e karşı yürüttüğü savaş, aynı zamanda Güney Kafkasya’nın güvenliği içindir. İran kazandıkça, Güney Kafkasya kazanıyor. İran kazandıkça, Batı Asya ve Dünya kazanıyor. Yemen, Filistin, Lübnan ve Hizbullah, Kafkasya coğrafyasında değiller, ama aynı zamanda Kafkasya’nın güvenliği için canlarını esirgemiyorlar. Kahramanlıkları bütün insanlık ve barış içindir. Güney Kafkasya güvenliğinin ön cephesi, bugün Hürmüz Boğazı, Kızıldeniz, Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti ve Doğu Akdeniz’dedir. Güney Kafkasya ülkeleri, bölgenin, Batı Asya’nın ve dünyanın güvenlik sorununu çözmeye yönelik bir formül ürettiler: Üç Artı Üç. İlk Üçlü, Kuzeyden güneye doğru gidersek, Rusya, Türkiye ve İran, bölgenin güçlü ve önde gelen ülkeleridir. İkinci Üçlü ise, yine kuzeyden güneye doğru sayalım, Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan, bölgenin geleceğinde söz sahibi olan ülkelerdir. Üç Artı Üç, Güney Kafkasya’da güvenliği sağlamak yanında, Batı Asya’da ABD-İsrail saldırganlığını durduracak ve Dünya Savaşına yol açabilecek süreçleri önleyecek biricik çözümdür. Güney Kafkasya’da güvenliğin ilk ve temel görevi, tehdidin belirlenmesidir. Güney Kafkasya’ya yönelen tehdit, Batı Asya’ya yönelen tehdit ve dahası Dünyanın karşılaştığı tehdit, hepsi aynı kapsamdadır. Bugün insanlık, İkinci Dünya Savaşı’ndaki gibi küresel bir tehditle karşı karşıyadır. Hitler’in çizmesini Trump giymiş bulunuyor. Güney Kafkasya, bu tehdide karşı ilk başarıyı, Azerbaycan-Ermenistan anlaşmazlığını çözerek kazandı. 20 Eylül- 10 Kasım 2020 arasındaki 44 Gün Savaşı sonunda, Azerbaycan işgal edilmiş olan topraklarını kurtardı ve Ermenistan’ın bölge güvenliğine katılmasını da sağladı. Türkiye ve Rusya, bu sonuca ulaşmada üzerlerine düşeni yaptılar. Nitekim Tayyip Erdoğan, “Putin olmasa, Karabağ Savaşı zafere ulaşamazdı” açıklamasıyla bu gerçeği saptamıştı. 44 Gün Savaşı sonunda, ABD’nin ve Fransa’nın Kafkaslar’da ayaklarını basacakları bir toprak parçası kalmadı. Ermenistan, gerçi savaştan yenik çıktı ama bölge ülkeleriyle birlikte yaşayacağı koşullara kavuşmuş oldu. Herkesin toprağı kendisine aitti. Bölge ülkeleri, Güney Kafkasya’yı hedef alan Okyanus ötesi tehdidin değil, komşularıyla birlikte olacaktı. 44 Gün Savaşı, bu gelişmenin kapısını açtı. Ermenistan, komşuluk gerçeğini kabul etti. Böylece 44 Gün Savaşı, Güney Kafkasya’ya barış, güvenlik ve istikrar getiren ilk önemli adım oldu. Ancak bu adımın sürdürülmesi için Ermenistan’ın katkısı gerekiyor. Paşinyan, şu anda Türkiye ile ilgili bazı doğru adımlar atıyor, ancak bunları sonuna kadar götürmüyor. Türkiye Hükümeti ise Ermenistan’ı Üç Artı Üç Platformu kapsamında iş birliğine çekecek siyasetler geliştirmekte yetersiz kalıyor. Bu iş birliğini üst düzeye çıkarmak ve bölgede güvenliği ve kalıcı barışı sağlamak için, Azerbaycan ile Ermenistan’ın kısa sürede barış antlaşması imzalaması ciddî önem kazanmıştır. Paşinyan, son zamanlarda Güney Kafkasya ülkeleriyle dostluğa yönelmekle birlikte, ABD etkisinden bütünüyle kurtulmuş değil. “Trump Yolu” Projesine ilişkin tutumu son örnek. Ermenistan’ı bölge güvenliği bünyesine kazanmak, Üç Artı Üç Platformu’nun önündeki iştir. Kafkasya cephesinin sınav alanlarından biri de İran cephesidir ve orada İran’ın yanında etkin olarak hem Rusya’yı hem de Çin Halk Cumhuriyeti’ni görüyoruz. Çin Halk Cumhuriyeti, evet Güney Kafkasya’ya beş bin kilometre uzaktadır, ancak var olan denklemde Kafkasya ülkelerinin güvenlik ve barış cephesindedir. ABD emperyalizmi ve İsrail’e karşı savaşta İran’ın kararlılığı ve özgücü elbette belirleyicidir, ancak savaşın ilk aşamasında İran’ın başarı kazanmasında kuşkusuz Yemen ve Hizbullah’ın Lübnan direnişi yanında, özellikle Rusya ve Çin’in de payı var. Batı Asya’da İran + Rusya + Çin ittifakının oluşması, savaşın yayılmasını önleyen ve dahası Dünya Savaşına giden süreçlerin önünü kesen bir işleve sahiptir. Adı ittifak olur ya da uygun isim bulunur, Türkiye + Rusya + Çin + İran İttifakı (TRÇİ), zorunludur; önlenemez ve acildir. Bu çözüm, bir tercih değildir, biricik seçenektir. Dünya ve bölge ölçeğinde kurulmuş olun denklem, TRÇİ İttifakını dayatıyor. Güney Kafkasya’da güvenlik, barış ve ekonomik iş birliği için başka seçenek bulunmuyor. Çin Halk Cumhuriyeti, İran’ın direnişindeki konumuyla İttifakın içindedir. ABD, baş düşman olarak gördüğü Çin’in Batı Asya’daki enerji kaynaklarını denetim altına almak peşinde maceralara kalkmıştır. Buna karşılık Çin Halk Cumhuriyeti, nükleer şemsiyesi dahil, eylemli olarak İran ile birliktedir. İttifak’ın şu anda mevzide olmayan ortağı, Türkiye’dir. O da yoldadır. Türkiye, Güney Kafkasya’da Rusya ve İran ile birlikte Üç Artı Üç platformunda yer alarak, bölgedeki ve dünya ölçeğindeki konumunu da belirlemiştir. Türkiye, bağımsızlığı, güvenliği, toprak bütünlüğü, enerji güvenliği ve üretim ekonomisi için, TRÇİ içindeki konumuna acilen yerleşmek durumundadır. Çünkü tehdit, ABD-İsrail Şer İttifakı’ndan geliyor. Türkiye’nin NATO üyesi olması, cepheleşmeyi değiştirmiyor. Son 40 yıla bakarsak: ABD emperyalizmi, İsrail ile birlikte Türkiye’yi bölmeye yönelik silahlı uygulamaların başındadır. ABD ve İsrail’in bölgemizdeki stratejik hedefi, “Kürdistan” adı altında İkinci İsrail devletçiğini kurmaktır. ABD emperyalizmi, 1991 başında ve 2003 baharında Irak’ı işgal ederek, kuzeyinde “Kürdistan” adı altında İkinci İsrail devletçiğini kurmaya başladı. 2011 yılında Suriye’yi silahla parçalama girişimi ikinci adımdı ve devamında 2024 yılı aralık ayında Suriye’de BAAS yönetimini devirdiler. ABD ve İsrail, bu süreçte PKK’yı desteklediler ve en son İran’a savaş açtılar. Bütün bu düşmanca uygulamalar, Türkiye NATO üyesiyken sahnelendi. Çok önemli derstir: NATO üyesi olmayan İran, vatanını ve güvenliğini koruyabildi. NATO üyesi olan Türkiye ise, NATO’nun patronu olan ABD ile İsrail’in tehdidi altındadır. ABD, zaten şu anda Türkiye’yi hedef alan bir ittifakın içindedir. ABD + İsrail + Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki Noble Dina ve Nemesis tatbikatlarına bütün dünya kamuoyu tanık. Tatbikatın isimleri, Tevrat’taki ve Yunan mitolojisindeki intikam hikâyelerinden alınmıştır. ABD, İsrail ve Yunanistan, Güney Kıbrıs’a ve Ege adalarına askeri yığınak yapıyorlar. ABD’nin Yunanistan kıyılarında kurduğu üsler herkesçe biliniyor. Namluları Türkiye’ye dönük. 2025 Mayıs ayında Dedeağaç’taki NATO tatbikatında da sanal olarak Meriç nehrini geçtiler. Meriç nehrini geçerek girmeyi planladıkları toprak, Türkiye toprağıdır! Bu gerçekleri dikkate alırsak, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Türkiye Rusya Çin İran İttifakı’nı ısrarla gündeme getirmesi, Türkiye ve bölgemiz için erken uyarı değerindedir. Türkiye’nin Rusya, İran ve Çin ile ortak güvenlik önlemlerine başvurması, kaçınılmazdır. Çünkü özellikle Doğu Akdeniz’de ABD liderliğindeki Kıbrıs odaklı silahlı tehdide karşı Türkiye’nin güçlü donanması ve nükleer silahı olan müttefiklere ihtiyacı vardır. Dahası Türkiye, ekonomik bunalımdan Üretim Devrimiyle çıkmak için, Rusya, İran ve Çin ile işbirliği yapmak durumundadır. Enerji güvenliğimiz, Azerbaycan ve Irak yanında Rusya ve İran’dadır. En büyük ticaret ortaklarımız, Rusya ve Çin’dir. En güçlü yatırım ortağımız, Çin’dir. Çağdaş Uygarlık, artık Atlantik’te değil, Asya’dadır. Türk Devletleri de, Asya’da, Şanghay İşbirliği Örgütü’nde ve BRİCS’te toplanıyor. Türkiye Batı’dan dayatılan kültürel yozlaşmaya, bireyciliğe, bencilliğe, çıkarcılığa, şiddete, cinsiyetsizliğe ve doğa dışı cinsiyet yönelimlerine, her türden çürüme ve yabancılaşmaya İran, Rusya ve Çin ile iş birliği yaparak karşı koyacak ve millî devrimci kültürünü geliştirecektir. Bütün bu olgular, Batıdan Doğuya doğru Türkiye + Rusya + İran + Çin İttifakı’nı zorunlu kılıyor. Bugün Batı Asya ve Kafkasya dengelerini, dahası dünya dengelerini etkileyen en önemli olay, Türkiye’nin Atlantik sisteminden ayrılması ve Yükselen Asya Uygarlığı içindeki konumuna yerleşmesidir. Bu süreç, zorunludur. Çünkü Türkiye, Atlantik Sistemi koşullarında zayıflayan Millî Devletini, ancak TRÇİ İttifakı içinde yeniden inşa eder ve güçlü bir devlete sahip olur. Bu süreç, önlenemez. ABD-İsrail Şer İttifakı’nın Türkiye’yi silahlı üslerle kuşatmasının nedeni de budur. Türkiye + Rusya + Çin + İran İttifakı (TRÇİ), yalnız Güney Kafkasya’nın güvenliği için değil, dünyanın güvenliği için de zorunludur. TRÇİ İttifakı, Kafkasların ötesinde insanlığın kaderini belirliyor. Batı Asya’da bölgesel bir savaşı önleyecek biricik çözüm, yine TRÇİ İttifakı’ndadır. Dahası Üçüncü Dünya Savaşının önünü kesecek biricik çözüm, yine TRÇİ İttifakı’dır. Bu nedenle TRÇİ, yalnız ittifakı oluşturanlar için değil, savaşı istemeyen bütün devletler için ve barış isteyen bütün insanlık için de, zorunludur ve acildir. TRÇİ’nin önlenemeyen gücü de buradan geliyor. Savaşı istemeyen bütün devletler ve barış isteyen bütün insanlık, en sonunda bu ittifakın gizil gücünü oluşturuyor. Masallarımızda çare, hep Kaf Dağı’nın ardında yaşayan yılanın ağzındaki zümrüttedir. Masallarımızın kahramanları, Peri Padişahı’nın kızına kavuşmak için yılanı öldürür ve ağzındaki zümrütü alırlar. Bu kez masal değil, Kafkasya’nın, Batı Asya’nın ve dünyamızın ufuklarında umutlarımızı besleyen gelişmeler var. Dolar Saltanatı yıkıldı. Dünyada ABD’nin silahlı güçleriyle boy ölçüşebilen devletler oluştu. Avrupa, ABD diktasına isyan ediyor. ABD hegemonyasının sonu gözüktü. Emperyalist Kapitalist Uygarlık, insanlığın taleplerine yanıt veremiyor, gericiliği temsil ediyor, derin bir krizin içine girdi ve batıyor. Asya’dan yeni bir uygarlık yükseliyor. ABD ve Avrupa’nın emperyalist ekonomilerinin içine düştüğü kriz derinleşiyor. AB dağılıyor. Avrupa’nın liderleri olan Almanya ve Fransa’da, Asya dostu partiler iktidara gelmek üzere. Temmuz ayında Ankara’da toplanacak olan NATO Zirvesi’nde NATO’nun cenaze töreni yapılacak. İran, Rusya ve Çin, ABD’ye karşı savaşın ilk aşamasından başarıyla çıktılar. Gazze’de HAMAS, Lübnan’da Hizbullah ve Yemen’de Husiler, ABD-İsrail Şer İttifakı’na karşı savaşlarında destan yazıyorlar. Türkiye, 2014 yılında Vatan Partisi önderliğinde Silivri Duvarını yıkmamızdan ve 15-16 Temmuz 2016 Darbe Girişimini Ordu-Millet birlikteliğiyle ezmemizden bu yana Atlantik Zincirini kırmaktadır. Türkiye’nin silahlı güçleri, ABD ve İsrail güdümündeki PKK Terör Örgütünü etkisiz kılmış, kendisini feshetmeye ve silah bırakmaya mecbur etmiştir. Bu koşullarda Güney Kafkasya’nın ufuklarında güvenlik ve iş birliği var. Hem batıdan doğuya hem güneyden kuzeye yol olmalı “ABD, batıdan doğuya bir koridor açarak o koridora bir duvar işlevi yüklemek istiyor. Bu öyle bir duvar ki İran’la Rusya’nın yolunu kesiyor. Orada hem batıdan doğuya hem güneyden kuzeye yol olmalı. “Bugünkü durumda ‘Trump Koridoru’ (TRIPP), ABD’nin bölgeye müdahale olanaklarını içermesi nedeniyle ciddî bir tehdit oluşturuyor. ABD askeri üslerinin Türkiye sınırının hemen yakınına konuşlandırılması, bir kışkırtma olması yanında, İran’a karşı ikinci bir cephe açılması ve bir kara harekâtı tertiplenmesi tehlikesini de içermektedir. Bu nedenle komşumuz Ermenistan’ı bölge güvenliği bünyesine kazanmak sorumluluğunu paylaşıyoruz. Paşinyan, son zamanlarda Güney Kafkasya ülkeleriyle dostluğa yönelmekle birlikte, ABD etkisinden bütünüyle kurtulmuş değil. ‘Trump Yolu’ projesine ilişkin tutumu son örnek. Ermenistan’ı bölge güvenliği bünyesine kazanmak, Türk Hükümeti’nin önündeki iştir.” |

SONUÇ BİLDİRGESİ
Güney Kafkasya’da Güvenlik Konferansı, Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan, İran, Rusya ve Türkiye’den siyasetçilerin, diplomatların ve uzmanların katılımıyla 22 Nisan 2026 günü Ankara’da, Meyra Palace’ta toplandı ve aşağıdaki bildiriyi uluslararası kamuoyuna duyurmaya karar verdi.
Bugün Güney Kafkasya’da güvenlik, Batı Asya ve hatta dünya ölçeğinde güvenlik ve barışın önemli bir etkenidir. Güney Kafkasya güvenliğinin ön cephesi, günümüzde Hürmüz Boğazı, Kızıldeniz, Umman Denizi, Doğu Akdeniz, Kıbrıs ve Karadeniz’in kuzeyindedir.
Güney Kafkasya’da İran, Rusya ve Türkiye Üçlüsü ile Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan Üçlüsünün oluşturduğu Üç Artı Üç Platformu, bölge ve dünya barışı için önemli bir girişimdir ve etkin kılınmalıdır. Bu bağlamda Gürcistan’ın katılımı sağlanmalıdır.
Üç Artı Üç Platformu, Güney Kafkasya’da güvenliği sağlamak yanında, Batı Asya’da Okyanus Ötesinden gelen saldırganlığı durdurabilir ve Dünya Savaşına yol açan süreçleri önleyecek yetenekleri harekete geçirebilir.
Güney Kafkasya, güvenlik, barış ve istikrar yolunda ilk başarıyı, Azerbaycan-Ermenistan anlaşmazlığını çözerek kazandı. 2020’deki 44 Gün Savaşı sonunda, bölgede barışı engelleyen toprak işgallerine son verildi. Bölge ülkelerinin birlikte yaşayacağı koşullar oluşturuldu. Komşuluk gerçeği değer kazandı.
İkinci önemli başarı, İran’ın ABD ve İsrail saldırganlığı karşısındaki direnciyle kazanılmıştır.
Üçüncü olarak, Rusya’nın NATO’nun doğuya doğru genişlemesine direnen başarısı da Kafkasya’nın güvenliğine katkıda bulunmuştur.
Dördüncü olarak, Türkiye’nin “Kürdistan” adı altında “İkinci İsrail” devletçiğini kurma amacını güden terör örgütlerine karşı etkin sonuç alması da tarihî önemdedir.
Kafkasya, Kafkasyalılarındır.
Bölgeye Okyanus ötesinden ve berisinden her müdahaleye karşı mücadelede kararlıyız.
Bugünkü durumda “Trump Koridoru” (TRIPP), ABD’nin bölgeye müdahale olanaklarını içermesi nedeniyle ciddî bir tehdit oluşturuyor. ABD askeri üslerinin Türkiye sınırının hemen yakınına konuşlandırılması, bir kışkırtma olması yanında, İran’a karşı ikinci bir cephe açılması ve bir kara harekâtı tertiplenmesi tehlikesini de içermektedir. Bu nedenle Sayın Başbakan Nikol Paşinyan liderliğindeki komşumuz Ermenistan’ı bölge güvenliği bünyesine kazanmak sorumluluğunu paylaşıyoruz.
Bölgede güvenliği ve kalıcı barışı sağlamak için, Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesini, Azerbaycan ile Ermenistan’ın kısa sürede kapsamlı bir barış antlaşması imzalamasını her üç ülkeden talep ediyoruz. Aksi halde diplomasinin son yıllardaki kazanımlarının boşa çıkması tehlikesi, özellikle Ermenistan ve Sayın Başbakan tarafından dikkate alınmalıdır.
Konferansımız, Üç Artı Üç Platformu’nun dünya ölçeğinde işlev görmesi için, Türkiye + Rusya + İran + Çin İttifakı’nı zorunlu ve acil görmektedir.
Batı Asya’da bölgesel bir savaşı önleyecek ve Üçüncü Dünya Savaşının önünü kesecek biricik çözüm, Türkiye, Rusya ve İran’ın Çin Halk Cumhuriyeti ile iş birliği yapmasıdır.
Güney Kafkasya, bugün bölgede ve dünyada güvenlik, barış ve istikrar için anahtar konumundadır.
Bu bilinçle ve yüksek sorumluluk anlayışıyla, bölge devletlerini ve halklarını ortak güvenlik, iyi komşuluk, kardeşlik, enerji güvenliği ve ekonomik iş birliği için göreve çağırıyoruz.
Dünya kamuoyuna saygıyla duyurulur.

| Konferansın katılımcıları Konferansa katılanlar arasında şu isimler yer aldı: |

- Yeni program şart
- Yarışlı’da tabiatın görsel şöleni
- Eğitim sendikalarından ek zamla ilgili eylem ve açıklamalar
- EMS aylık toplantısında önemli kararlar alındı
- Atlantik sisteminin gerilemesinin getirdiği çelişkiler

