“Polisimiz, avazı çıktığı kadar ‘İMDAT’ diyor”

Artan polis intiharlarına toplumun ve yetkililerin dikkatini çekmek, polisleri intihara iten etkenleri sorgulamak, çözüm önerileri sunmak amacıyla basın açıklaması yapıldı. Açıklamada, polis intiharlarının son zamanlarda ivmelenerek artmasının birçok nedeni olmakla birlikte temel etkenin polis teşkilatında liyakatsiz amir atamaları sonucu aşırı mobbing ve baskılarla insanüstü çalışma şartları olduğuna işaret edildi.

Güvenliğimizin temel unsuru, Mehmetçik’le birlikte FETÖ ve PKK ile kahramanca savaşan polisimizin son yıllarda artan oranlarda intihara sürüklenmesi yürekleri yakar oldu.

Geçen yıl 80 civarında polisin, bu yılın ilk yarısında, 23’ü son bir ayda olmak üzere 50 polisin intihar ettiği kayıtlara geçti.

Polis intiharları konusunda ülkenin çeşitli kentlerinde yetkililerin dikkatini çekmek amacıyla Vatan ve Hürriyet Partisi önderliğinde bir kısım siyasi şahsiyet, polis emeklileri sosyal medya grup ve platformları temsilcilerince bir basın toplantısı düzenlenerek, Emniyet Genel Müdürlüğü nezdinde harekete geçilmesi, profesyonel bir kurulun oluşturulması, intiharların nedenlerinin bilimsel olarak saptanarak çözüme kavuşturulması istendi.

Açıklamada nedenler ve çözüm önerileri konusunda öne çıkan detaylar:         

“İntiharlardan sonra yapılan açıklamalarda temel neden olarak genellikle ailesel ve çevresel olmak üzere dış etkenlere bağlanmaktadır. Gerçekte olan ise personel üzerinde sürekli olarak sistematik bir şekilde mobbing ve baskıların olduğu, bu baskıların işle alakalı olmadığı birçoğunun keyfi davranışlar, ben yaptım oldu mantığındaki dayatmadır. Özellikle son yıllarda artan amir ihtiyacını karşılamak üzere alınan ve kısa bir eğitimden sonra mesleğin hiyerarşisini, işleyişini meslek etiğini kısaca Polislik gibi kutsal bir mesleğin ne ifade ettiği öğretilmeden ataması yapılan amirler polislik mesleğini çekilmez bir hale getirdiler.           

“Polislerimizin üzerlerindeki baskı ve mobbing daha Polis Okullarında “Mesleğiniz pamuk ipliğine bağlı, Amirinizin iki dudağı arasındadır” denilerek ve bu söylemin göreve başlanıldığında da sürekli devam ettirilmesi ile polislerimizin öz güvenli bir şekilde görev yapmasını engellemektedir.         

Polislerimiz mesleğe başlamadan önce her türlü bedensel ve ruhsal psikolojik testlerle sağlıklı olduklarını belgeleyerek mesleğe başlıyorlar. Göreve başladıktan sonra hangi şart ve durumlarla karşılaşıp en temel hak olan Yaşam haklarından vazgeçip intihar ederek yaşamlarına son veriyorlar. İntiharların artık birer sayı ve istatistik olarak görülmesinden vazgeçilerek Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde oluşturulacak bağımsız bir kurul ile araştırılması yaşam hakkının korunması için önem arz etmektedir.               

“Başta düzensiz çalışma şartları, karşılıksız yapılan fazla mesai, mobbing ve baskılar, ben yaptım oldu mantığı dayatılması, 12-24 gibi insan fizyolojisine aykırı çalışma sistemi, 12-12 gibi aile ve sosyal hayatı tamamen bitiren çağ dışı çalışma sistemi, yeterli istirahat ve dinlenme hakkının verilmemesi, çalışılan fazla mesai süresinin belirsizliği ve fazla mesai ücretinin ödenmemesi, sıralı amirlerin birçoğunun personel sorunlarına duyarsız kalması, mesleğin sadece amir mesleği haline getirilmesi, meslek üzerinde bir türlü bitmeyen siyasal baskı, iletişimin tek yönlü yukarıdan aşağıya uygulanması Polislerimiz üzerinde baskıyı arttırmıştır.     

“Salgında sağlık personeli ile aynı özveride görev yapan Emniyet mensuplarımız her türlü suçluyla, virüs olup olmadığını bilmeden yakın temasla çalışmak zorunda kaldı. Gözle görülür bir şekilde Polislerimiz Covid virüsüne karşı da savunmasız ve baş başa bırakıldılar.      

Tüm kurumların en üst amirleri, personelini esnek çalışma saatleri doğrultusunda çalıştırırken Polislerimizin mesaileri esnetilerek ek görevleri artarak çalışmışlardır. Polislerimiz için bırakalım korumacılığı aksine çalışma saatleri ve görev alanları çoğaltılarak çalıştırılmışlardır.     

“Emniyet Mensuplarının çalışma saatleri her ne kadar 8/24 sistemi ile çalışacağı basında yer almış olmasına rağmen bırakılan keyfiyet sonucu, uygulamaya geçmediği gibi mevcut çalışma sistemine salgın denetleme tedbirleri, vefa grubu görevlendirmeleri, il ve ilçe girişleri, hafta sonu görevleri, park bahçe görevlendirmeleri, geceye gelecek veya geceden çıkan personele ek görevler yazılmıştır. 657 Sayılı Devlet Memuru  Kanununda yazılı haftada 40 saatten en az 20-30 saat fazla çalışmasına rağmen bu çalışmasının değerlendirilmeyip, sosyal ve ekonomik olarak karşılığı da verilmemektedir.           

“Yine Mesleklerinin sonuna yaklaşmış, emekliliği gelmiş ve geçen personelin zorunlu ikinci şarka gönderilmesi, bu durumda olan Polislerimizin aile ve sosyal hayatını olumsuz etkilemekte, eş ve çocuklara da yansımaktadır. Geçmiş yıllara göre azaltılan şark ili sayısına rağmen ısrarla evlerin dağılmasına yuvaların yıkılmasına sebebiyet veren bu durumun tekrar gözden geçirilerek Polislerimizin lehine bir düzenleme yapılmalıdır.       

“Polislerimizin mesleklerinin son zamanlarında emekliliklerine kısa bir süre kala yaşamlarını, sosyal hayatlarını ve çocuklarının eğitim durumlarını alt üst edecek bu uygulamaya lütfen son verin.        

Yapılması gerekenler başta Anayasa’nın 18. Maddesinde yer alan Angarya yasaktır, ifadesinin Polislerimiz içinde istisnasız uygulanması,    

“Anayasa’nın 55. maddesinde yer alan “Ücret emeğin karşılığıdır. Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır” der bu madde Emniyet Hizmetleri Teşkilatı çalışanları için de uygulanmalıdır.          

Amir baskı ve keyfiyetinin sonlandırılarak Anayasa, Kanun, Tüzük ve Yönetmeliklerin uygulanmasının sağlanması,        

“Emniyet Hizmetleri sınıfına mensup çalışanların Sendikal faaliyetlerinin önünde bulunan engellerin kaldırılması,

“Haftalık çalışma süresinin 40 saat ile sınırlandırılması, yapılacak olan fazla çalışmanın karşılığı saat başı olarak ödenmesi veya çalışılan her 8 saate 1 gün izin verilmesi,

“Mobbingler ile ilgili şikâyet mekanizmasının sağlıklı bir şekilde oluşması ve hata yapan, yanlış yapan amir koruyuculuğundan vazgeçilmesi,

“Polis Vazife ve Salahiyetlerinim Kanunu’nun 4. Maddesinde yer alan “Polis vazifesinden başka bir işte kullanılamaz amir hükmü gereğince Polislerimiz kendi görev alanları dışında başka bir işte görevlendirilmemesi,

“Defalarca sözü verilen 3600 ek göstergenin eğitim şartı aranmaksızın tüm personele verilmesi,

Çalışırken ödenen aile yardımının emeklilikte de ödenmesi ve Emniyet Hizmetleri Tazminatının en az 100’de 40’ı emekli maaşlarına yansıtılmalıdır.

“Sosyal hakları ile ilgili damgalanma korkusu olmadan çalışanlar düşüncelerini hür bir şekilde ifade edebilmelidir.

“Psikolojik destek, amir ve memur olmak üzere tüm çalışanlara sistemli bir şekilde uygulamaya konulmalıdır.”

EGM açıklaması: “Polis intiharlarındaki artış doğrudur. Nedenleri üzerinde yoğun olarak çalışılmaktadır.”

“2021 yılında ise geçmiş yıllara kıyasla intihar oranlarında bir artış söz konusudur. Bu durum tarafımızca kesinlikle doğal karşılanmamakta ve her bir ferdimizin kaybı derin üzüntüye sebep olmaktadır. Polislik doğası gereği stresli, travmatik olaylara ilk elden müdahale edilen ve silahlı olarak görev yapılan bir meslektir. Yapılan araştırmalar ışığında dünyadaki birçok gelişmiş ülke polisleri ile kıyas yapıldığında 2009 – 2018 yılları arası intihar hızı ortalaması Fransa’da 34,92, Portekiz’de 19,54, Avustralya’da 16,9, İngiltere’de 16,44, Japonya’da 16,1 ve ABD’de 16 iken ülkemizde ise bu ortalamanın 15,17 seviyelerinde olduğu görülmektedir. 2017’den itibaren yapılan yoğun çalışmalar sonucunda 2017 yılında yüz binde 20 olan intihar oranı 2020’de yüz binde 11’e düşmüştür. Teşkilat olarak bu konuyu sıkı takip etmekte ve çalışmalarımızı aralıksız sürdürmekteyiz. 2021 yılındaki artış diğer yüksek yıllardaki seviyeye ulaşmasa da bu artışın nedenlerini belirlemek üzere gerekli çalışmaları yürütmekteyiz.”

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir