“Türk polisi sahipsiz değildir.”

“Soygun çetesini ülkemizde istemiyoruz.”

TÜVTÜRK.

Alman TüvSüd, Doğuş Holding ve Akfen’in ortak girişimi olarak 2007 yılında A tipi bir teknik muayene ve denetim kuruluşu olarak kuruldu.

Kamunun yürüttüğü araç muayene işlemlerini 2009 yılında satın aldı.

2009 yılından bu yana ülke çapına yayılmış istasyonlarda adeta bir matbaa gibi para basan TÜVTÜRK’ün ülke kamuoyunda ve araç sahipleri arasında kötü bir izlenimi bulunmaktadır.

Ankara TÜVTÜRK İstasyonu’nda 2 Şubat 2026 tarihinde istasyon çalışanlarıyla polis memuru Melih Okan Keskin arasında basit bir teknik sorun üzerinde başlayan tartışma giderek sertleşerek kavgaya dönüşmesi üzerine istasyon çalışanları polis memuruna topluca saldırıp darpetmişler, ölümüne sebep olmuşlardır.

15 Temmuz Vatan Şehitleri Derneği Başkanı emeli polis ile KYÇ Türkiye Polis Emeklileri Sosyal Yardım Derneği Şube Başkanı emekli polis Hanifi Eker ve dernek üyeleri Antalya’da ortaklaşa düzenledikleri basın açıklamasında olayı protesto etti; yetkililere ve yeni İçişleri Bakanı’na çağrıda bulundu.

Ortak metni okuyan KYÇ Türkiye Polis Emeklileri Sosyal Yardım Derneği Antalya Şube Başkanı emekli polis Hanifi Eker, “Türk polisinin sahipsiz olmadığı”nı, TÜVTÜRK’teki “soygun çetesinin ülkemizde istenmediği”ni belirtti.

Açıklama metninde şu ifadelere yer verildi:

TÜRK POLİSİ SAHİPSİZ DEĞİLDİR.
SOYGUN ÇETESİNİ ÜLKEMİZDE İSTEMİYORUZ.
BASIN AÇIKLAMASIDIR.
Değerli Basın Mensupları, Kıymetli Meslektaşlarım bugün Kamu Yararına Çalışan Türkiye Polis Emeklileri Sosyal Yardım Derneği ve 15 Temmuz Vatan Şehitleri ve Gazileri Dernekleri olarak bir araya geldik. Bilindiği üzere, 2 Şubat 2026 tarihinde Ankara’da bir araç muayene işlemi sırasında TÜVTÜRK istasyonu çalışanları Polis Memuru Melih Okan KESKİN basit bir teknik gerekçe üzerinden başlayan tartışma sonucu onlarca çalışan tarafından darp edilmesi sonucu vahşice öldürülmüştür. Bu vahim olay emniyet teşkilatı camiasının ve hatta bu milletin yüreğine ateş düşürmüş derin bir yasa boğmuştur. 
Kamu düzenini sağlamak için gece gündüz görev yapan bir polis memurunun, rutin bir işlem sırasında linç edilircesine saldırıya uğraması kabul edilemez bir vahşettir. Bu saldırı yalnızca bir kişiye değil; hukuk düzenine, kamu otoritesine ve toplumsal vicdana yapılmış kahpece bir saldırıdır. 20-30 kişinin hep birlikte toplanıp tek bir insanı zalimce gaddarca darp ederek ölümüne sebep olması, organize bir çetenin vahşi eylemidir. Devletimizin ilgili kurumları yıllardır mafya ve çeteleri bir bir temizlerken TÜVTÜRK’te yuvalanmış bu çeteye dokunulmadığı anlaşılmaktadır.
Soruyoruz:
Başında TÜV sonunda TÜRK ismini kullanan ancak TÜRK’ün şefkat ve merhametini taşımayan insanlıktan nasibini almayan bu topluluk bu gücü nereden almaktadır?
Kanun ve kural tanımayan kendi başına buyruk, kuralları kendisi koyan bir kuruma verilen bu kadar ayrıcalık nereden kaynaklanmaktadır?
Yaklaşık 20 yıldır tek kurum olarak tekelleşen bu kurumun ayrıcalığı nedir? 
Ülkemizde bir tek kişinin dahi memnun olmadığı araç sahiplerine kibirlenerek tepeden bakan, kötü muamele ve baskı ile çeteleşmiş hizmetin sunumunda görev yapan personelin; teknik yeterlilik, iletişim becerisi, insan hakları bilincinden yoksun bu kurumun artık kamulaştırılması kaçınılmazdır.
Muayene esnasında ödenecek miktarın kredi kartı ile ödenmesi halinde komisyon adı altında miktarı yükseltip resmen göz göre göre haraç kesen bu kuruma neden yaptırım uygulanmaz?
Devletin gücünden başka bir güç tanımayan Emniyet teşkilat mensupları olarak haykırıyoruz. 50 yıldır bu memleketin birliği, dirliği, huzuru ve selameti için gerektiğinde canını vermekten çekinmeden; vatanı, bayrağı ve halkı için seve seve canını veren bir teşkilat mensuplarından olan polisimiz ve vatansever halkımız bu linç girişiminden dolayı çok rahatsız olmuşlardır.
Bu saldırı devletin sadece bir kamu personeli olan polisine değil, tüm halkımıza yönelen bir saldırı olarak değerlendirilmelidir. Bu olayda sadece 2 kişi sorumlu tutulamaz. Kamera görüntülerinden de görüldüğü üzere onlarca kişi çete, örgüt elemanı gibi tek bir kişiye saldırıda bulunarak polisimizin ölümüne sebep olan eylemi gerçekleştirmişlerdir. Topluca bu eylemde yer alanların herkese emsal olacak şekilde en ağır bir şekilde bu kişilerin yargılanarak adalet önünde hesap vermeleri gerekmektedir.
Söylemek isterim ki; sahipsiz görülen Türk polisine karşı özellikle son yıllarda gösterilen şiddetlerin farkındayız. Halkımız bilmelidir ki; Dünya da eşi ve benzeri olmayan bir şefkat, merhamete sahip olan Türk polisi 50 yıldan bu devleti işgal edip parçalara bölmek isteyenlere karşı göğsünü siper edip şehadete yürürken, çeteleşmiş, vahşi ve soysuzlar tarafından kahpe ve kalleşçe katledilmesini asla kabullenmek mümkün değildir
Yeni İçişleri Bakanımızdan isteğimiz şudur ki; Polis yalnız bırakılmamalıdır, polisin sahipsiz olmadığını, yıllarca memleketin ikbali ve istiklali için halkın huzuru ve selameti için gerektiğinde canını çekinmeden veren Emniyet teşkilatı camiasının sesi olmasını bekliyoruz. Ayrıca polisin itibarının korunması noktasında da sahipsiz bir teşkilat olmadığımızı bizzat göstermesini, kronik bir hal alan polis sorunlarına da el atmasını, başka vakalarının oluşmaması için ağır mesai koşullarında çalışan, bayramı olmayan, gecesi olmayan, gündüzü olmayan teşkilatın baştan aşağı sorunlarının çözümü için de mesai harcamasını bekliyoruz.
Emekli ve çalışan polisler olarak arkadaşımızın katillerinin adli süreçte hesap vermeleri için konunun takipçisi olmaya ve yargı sürecini yakından takip edeceğimizi buradan bir kez daha duyuruyoruz. Bilinmelidir ki sorumluların hukukun öngördüğü en ağır yaptırımlarla cezalandırılması, adaletin tecellisi ve benzer olayların önlenmesi açısından zorunluluktur.
Tekrar Aziz şehidimiz Melih Okan Keskin’e Allah’tan rahmet, Kederli ailesine ve Emniyet Teşkilatımıza sabır ve başsağlığı diliyoruz. Ruhu şad, mekânı cennet olsun. Saygılarımızla.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir