
Prof. Dr. Uğur Güven
DÜNYA baş döndürücü bir hızla gelişmeye devam ediyor. Neredeyse her gün ortaya çıkan yeni bir gelişme bizi hayretlere düşürüyor.
Yapay zekâdaki gelişmeler neredeyse her gün hızını katlayarak büyüyor. Artık herkes gerek ChatGPT gerek Claude gerek Gemini gerek diğer yapay zekâ botlarıyla içli dışlı oldu ve çoğu insan günlük ihtiyaçlarını bile yapay zekâya danışır oldu. Tabii yapay zekâ bireysel kullanım dışında kurumsal anlamda da çok ileri noktalara gelmiş vaziyette. Birçok büyük firma artık yapay zekâ kullanarak binlerce insanı işten çıkarmaya başlamış durumda.
Tabii yapay zekânın bilimsel tarafları da var. Daha önce çözülemeyen veya çözülmesi imkânsız görünen matematik problemleri, teknolojik tasarımlar, hatta ilaç tasarımları yapay zekâ sayesinde çok fazla yol kat etti. Yüzlerce yıl sonra insanın en büyük sağlık düşmanı olan kansere karşı birçok aşının ortaya çıkıyor olması tesadüf değil. Ayrıca bunamaya (Alzheimer ve demans hastalıkları gibi), şeker hastalığına ve kalp hastalıklarına yepyeni ilaçlar bulunmuş durumda. En son ortaya çıkan haber ise bir hap ile insanoğlunun 250 yıl yaşayabilmesiyle ilgili araştırmalar ve elde edilmeye başlanan sonuçlar. Elbette bu yazılanlar hemen bugün herkese sunulmayacak ama önümüzdeki 10 sene içinde çok daha yaygın olması bekleniyor.
Tabii sadece konu yapay zekâ değil. Aynı zamanda uzay teknolojilerinde hemen hemen her hafta uzaya fırlatılan bir roket var. Artık “uzay madenleri nasıl kullanılabilir” demenin ötesine geçildi; ortaya çıkmış yüzlerce firmanın bu konuda ciddi çabaları var. Gerek ABD gerek Çin, 2030 yılında Ay’da bir üs kurmak için yarışıyor. Bir yandan ise SpaceX 2035’e kadar Mars’a gitmeyi planlıyor. Enerji alanında ise Çinliler 2030 yılına kadar ilk ticari füzyon reaktörünü devreye sokmak konusunda kararlı. Eğer başarılı olurlarsa petrolün ve diğer benzer karbon bazlı hammaddelerin vay haline, çünkü elektrik ilk yatırım maliyetinden sonra sudan ucuz olacaktır. Zaten dünyanın pek çok ülkesinde dizel ve benzinli araçlar 2030 yılından itibaren üretilip satılamayacak. Hatta bu yüzden elektrikli uçak motorları konusunda çok ciddi yatırımlar ve çalışmalar var, çünkü uçak motorlarını bile önümüzdeki 10-15 yıl içerisinde tamamen elektrik ile çalıştırma çabaları var. Belki de petrol 2035 yılından sonra tamamen gereksiz ve kimsenin işine pek yaramayan bir hammadde haline gelecek. Hatta petrolden üretilen plastik gibi hammaddelerin bile petrolsüz üretilmesi konusunda çok ciddi gelişmeler var.
ROBOTLAR, İŞSİZLİK VE SOSYAL ADALET

Bunlara ek olarak Elon Musk’ın Optimus robotu, firmanın dediği gibi 2030 yılına kadar yaygınlaşırsa belki artık hepimizin evinde hem hizmetçi hem bakıcı hem arkadaş olabilen robotlar olacak ve belki de herkesin en önemli yardımcısı konumuna gelecek.
Peki bu gelişmeler bizler için ne anlama geliyor? Öncelikle çok kişinin işini kaybedeceğini söylemek sanırım pek yanlış olmaz. Bu anlamda ortaya çıkacak sosyal adaletsizliklere şimdiden el atmak gerekiyor. Gerçi Bill Gates ve Elon Musk gibi zenginler bu ekonomik dönüşümün katma değer yaratacağını ve bu sebeple herkese tüm dünyada vatandaşlık maaşı dağıtılacağını söylüyorlar. Tabii gerçek uygulamada eminim çok zengin firmalar ve iş insanları bu üretilen katma değerin büyük kısmını kendilerine ayırmak isteyeceklerdir.
Elbette burada dünyadaki tüm devletlere bu konuda regülasyon ve kontrol anlamında çok önemli bir rol düşüyor. Bu yeni dünyada insanların bu gelişmelere göre hakkının ekonomik anlamda korunması önümüzdeki 10 yılın en önemli teması olacağına benziyor.
TÜRKİYE BU YARIŞIN NERESİNDE?

Peki ülkemiz bu gelişmelerin neresinde?
Evet, şu an ekonomik kriz ile mücadele eden ülkemizin bu konularda özel sektör-devlet-üniversite üçgeninde çok ciddi atılımlar yapıp 10 yıllık teknolojik kalkınma planı hazırlaması lazım. Aslında genç ve akıllı iş gücü açısından şanslı olan ülkemizin bu konuda öncülük eden ülkelerden olması şart. Özellikle görmek gerekiyor ki biz istesek de istemesek de bu teknolojik değişimler tüm hızıyla, hatta daha da ivmelenerek geliyor.
Bizim de Bilim Vatan ve Uzay Vatan çerçevesinde bu değişime ayak uydurup bu konuda etkin ülkelerden olmamız ve bu teknolojileri ihraç eden bir ülke olmamız şart. Buna genç ve yaratıcı insan gücümüz çok müsait ve bu konuda öncülük edecek birçok bilim insanımız da mevcut.
Peki siz ne diyorsunuz? 10 yıl sonraki dünyaya hazır mısınız?
AYDINLIK

