

TBMM’nde kabul edilen ve yasalaşan “terörsüz Türkiye” diye anılan, 27 Şubat 2025 tarihinde Öcalan’ın “Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti’yle bütünleşme” amacıyla PKK’ya “silah bırakma ve fesih” çağrısıyla başlayan sürecin eksiklikleriyle birlikte kabul edilmesine yönelik muhalefete ateş püsküren Vatan Partisi Antalya İl Başkanı Ahmet Özbay, “Amerikan milliyetçileri” ve “Atatürk’ü anlamadan mangalda kül bırakmayan ve sorunları Atatürk gibi çözemeyenler” diye nitelediği muhalefete çağrıda bulundu. Başkan Özbay, “emperyalist tehide karşı iç cephede birlik nasıl sağlanır diye bir derdiniz varsa ‘intikamcı’ ‘kan gütme’ ve ‘kısas’ ilkelliğinden vazgeçin ve birliği nasıl sağlarız ona kafa yorun!” dedi.
Meclis’in aylardır üzerinde çalıştığı süreç dün sona erdi,
Ve “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi” jet hızıyla yasalaştı.
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde ve Türk Milleti’nde Bütünleşme” stratejisi bulunmayan tasarı bütün uyarı ve eleştirilere rağmen bu haliyle Meclis’te kabul edildi.
CEZA ve Ceza Muhakemesi Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İzzet Özgenç’in Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi”nin teknik ve hukuki sorunları konusunda açık bir mektupla uyararak, “Teklif bu haliyle kanunlaştığı takdirde, uygulamada içinden çıkılamaz bir kaos ortamına sürüklenmiş olacağız!” dedi.
Yasa teklifinin kabul edilmesine yönelik muhalefete ateş püsküren Vatan Partisi Antalya İl Başkanı Ahmet Özbay, “Amerikan milliyetçileri” ve “Atatürk’ü anlamadan mangalda kül bırakmayan ve sorunları Atatürk gibi çözemeyenler” diye nitelediği muhalefete çağrıda bulundu. Başkan Özbay, “emperyalist tehide karşı iç cephede birlik nasıl sağlanır diye bir derdiniz varsa ‘intikamcı’ ‘kan gütme’ ve ‘kısas’ ilkelliğinden vazgeçin ve birliği nasıl sağlarız ona kafa yorun!” dedi.
İçindeki “eksiklikler ve yanlışları”yla birlikte kabul edilen yasanın “Eksikliklerinin giderilmesi, yanlışlarının düzeltilmesi için uyarılarda bulunmaya ve bu konuda yapıcı bir şekilde siyasi mücadele vermeye devam edeceğiz.” diyen Başkan Özbay, sürecin PKK argümanlarına evrilme eğilimi konusunda da açık ve net konuştu:
“Eğer bu süreç; Türk sözcüğünün Anayasa’dan çıkarılması, eşit yurttaşlık, anadille eğitim, federasyon, özerklik gibi bölücü hedeflere doğru evrilirse çok kararlı bir şekilde bu yasanın karşısında duracağımızdan kimse kuşku duymasın.”
Başkan Özbay, yasaya karşı çıkanların, PKK terörünün sonlanmasına, PKK terörüne şu veya şekilde karışmış teröristlerin affedilerek devlet ve milletle bütünleşmesi sonucu gerçek bir barışın gelmesine, şehitlerin gelmesinin son ermesine ve annelerin gözyaşlarının dinmesine karşı çıktıklarını belirtmektedir.
“Ortada, 1984 yılından itibaren yaptığı terör saldırılarıyla 15 bin civarında asker, polis, korucu ve sivil yurttaşımızı şehit eden, 46 bin civarında da kendi elemanlarından kayıp veren bir örgüt var. Bu örgüt ABD-İsrail tarafından kuruldu, desteklendi ve onlara hizmet etti. Hali hazırda 15 bin civarında militanının olduğu söyleniyor. Bu örgütü ABD-İsrail’in yanından koparıp, kendisini lağvetmesini sağlayıp Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milletiyle bütünleşme sürecini başlatmak hepimizin görevidir. PKK’nın ABD-İsrail’in aparatı olmaya devam edip masum vatandaşlarımızın canını almayı sürdürmesini sanırım kimse istemez.”
Ahmet Özbay açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı:
| “Çerçeve Yasa’ya karşı çıkan Amerikancı milliyetçiler ile Atatürk’ü dilinden düşürmeyen ama gerçekte onu anlamamış olan bazı şahıslar bu konuda hamaset yapıyorlar. Neymiş efendim, PKK tarafından şehit edilen 15 bin yurttaşımızın kemikleri sızlarmış. Neymiş efendim, şehitlerimizin anne babalarının, çocuklarının eşlerinin yüzlerine nasıl bakar mışız? “Siyasette de savaşta da kin gütmek olmaz. Aslolan ülkenin milli çıkarlarıdır. “Bizler, Büyük Taarruz sonrasında esir düşen Yunan Başkomutanı Trikopis’e “Üzülmeyin general, siz görevinizi yaptınız. Askerlikte mağlup olmak da vardır. Siz bizim misafirimizsiniz.” diyen ve sonrasında kendisini serbest bırakıp Yunanistan’a dönmesini sağlayan Mustafa Kemal’in asil soyundan geliyoruz. “Eğer Atatürk sağ olsaydı, PKK’nın tasfiyesi meselesine intikamcı bir ruh haliyle bakanları inanın sopayla kovalardı. “Sizlere önerim Milli Mücadele yıllarını bir daha okumanız, Atatürk’ü doğru anlamanız ve sorunları Atatürk gibi çözmenizdir. “Size bir örnek daha. “Yıl 1921. Anadolu halkı Yunan’a karşı I. ve II. İnönü savaşlarını veriyorken İngilizlerin kışkırtmasıyla mart ayında Koçgiri aşireti, Alişan bey ve kardeşi Haydar beyin elebaşılığında özerklik talebiyle Büyük Millet Meclisi’ne karşı isyan başlatır. Sakallı Nurettin Paşa komutasındaki Merkez Ordusu ve Topal Osman’ın milis güçleri 1921 Haziran’ında isyanı bastırır. Döneme ilişkin tarihi kaynaklarda, çatışmalarda yaklaşık 199 askerimizin şehit olduğu, bir o kadarının da yaralandığı ifade ediliyor. Yaklaşık 500 isyancının öldürüldüğü söyleniyor. İsyanın bastırılmasından sonra aşiret lideri Alişan bey ve kardeşi Haydar bey İstanbul’da zorunlu ikamete tabi tutulur. 1931 yılında çıkan afla her ikisi de memleketleri olan Sivas/İmranlı’ya döner. “Her dış savaş aynı zamanda bir iç savaştır. Mustafa Kemal’in yaşamı sadece düşmana karşı verdiği dış savaşlarla değil, iç cephede birliği sağlamak ve korumak adına verdiği iç savaşlarla doludur. Tarihsel tecrübeler bize gösteriyor ki iç cephede birlik, sadece savaşmakla değil, gerektiğinde affetmekle sağlanıyor. Atatürk, Denizli baskınını gerçekleştirerek Milli Mücadele’ye büyük yarar sağlayan ama son süreçte Çerkez Ethem’in yanında tavır alarak kendisine başkaldıran Demirci Mehmet Efe’yi dahi affeder.” |
Açıklamasının sonunda, “Ey Amerikancı milliyetçiler! Ey Atatürk’ü anlamamış olmalarına rağmen mangalda kül bırakmayanlar! Sorunları Atatürk gibi çözemeyenler! Sözüm size!” diye çağrıda bulunarak açıklamasına, “Kan gütme (Vendetta) ve Kısas (Göze göz, dişe diş) hukukunun ortak yanı ikisinin de ‘intikamcı’ olmasıdır. İkisi de çağ dışıdır. Çağdaş olan ise Milli Demokratik Devrimlerle birlikte ortaya çıkan ‘telafi edici’ hukuk anlayışıdır. Kafanızı ve vicdanınızı orta çağ karanlığının ‘Kan gütme’ ve ‘Kısas’ ilkelliğinden kurtarın. İşlenen suçu nasıl telafi edebiliriz sorusuna yanıt üretin. Tabi ‘Emperyalist tehdide karşı iç cephede birliği sağlamak’ gibi bir derdiniz varsa.” ifadeleriyle son verdi.



