

CHP, 2010’daki Baykal’a “kaset komplosu”ndan sonra Y-CHP (Yeni-CHP’leşti.)
ABD güdümlü, merkezi Vaşington ve Stokolm’de bulunan,
Avrasya, Orta Asya, Kafkasya ve Türkiye üzerine jeopolitik ve güvenlik analizleri yayınlayan
İsveç Silk Road Enstitüsü bir rapor hazırladı.
Buna göre CHP, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘kuruluş kodları’ dediği Kemalist Devrim programından uzaklaştırılması, böylece muhalefet birleştirilerek AK Parti Hükümeti’nin yıkılması planlandı.
ABD, Türkiye’deki Gladyosu FETÖ aracılığı ile 2010 yılında işaret fişeğini attı.
Bir porno kaset kumpasıyla Baykal’ın hakkından geldi.
Süreci Kemal Kılıçdaroğlu eliyle götürebileceğini düşündü.
Ekmeleddin ve Altılı Masa projelerinden geçen süreç sonunda tıkandı.
BİR TÜRKİYE DENKLEMİ
2013 yılında Erdoğan’ın başına gelen olayın bir benzerine 2023 yılında Kılıçdaroğlu maruz kaldı. 38. Kongre’yi “yok hükmünde” ilan eden mahkeme olayından sonra Kılıçdaroğlu sırtından hançerlendiğini belirtmiş, FETÖ müdahalesinin farkına varamadığı için milletten özür dilemişti. Böylece bu somut durum bir Türkiye klasiği, bir Türkiye denklemi haline geldi; FETÖ tarafından sırtından hançerlenerek uyanma ve milli bir rotaya girme durumu…
Y-CHP’den İmamoğlu-Özel kesimi ayrılıp Yeni Partiyi kurunca,
Yani Y-CHP’den “Y” ayrılınca CHP özgürleşti.
Yiyicilerden, sahte Atatürkçülerden, rüşvet ve yolsuzluk takımından kurtulunca kendine geldi,
Söylemler, üslup, siyasetler, konuşmalar da değişti.
KURULUŞ KODLARI: KEMALİST DEVRİM ROTASI
Kısacası bazı tereddütler olsa da Kılıçdaroğlu’nun ifadesiyle “kuruluş kodları”na dönmeye,
Yani CHP, Kemalist Devrim rotasına yeniden girmeye başladı.
İlk kurulduğu Sivas Kongresi günlerindeki atmosferi yansıtmaya başladı.
Özgür Özel emperyalist merkezlerin gazetesi Newsweek’te yazmakta,
“Mücadeleleri”nin “NATO’nun güvenliği için” olduğunu belirtmektedir.
Kılıçdaroğlu kökleri Türkiye topraklarında olan Teori’de yazmakta,
NATO Ankara Zirvesi sürecinde yaptığı açıklamada,
Türkiye’nin “NATO üyesi” olduğunu,
Ama “NATO’nun ileri karakolu” olmadığını belirterek,
“Türkiye’nin görevi”nin,
“Büyük güçlerin projelerinde rol kapmak değil,
Kendi bölgesinde barış, denge ve düzen üretmek” olduğunun altını çizdi.
Oluşturulan Dış Politika Kurulu’nun aldığı izlenecek yol konusundaki önerileri de oldukça milli…
Müthiş bir dengesizliğin oluştuğu ve Türkiye’ye savaş tehdidi gelen Doğu Akdeniz’e dikkat çekilmektedir. Suriye ile acil MEB imzalanmasının gerekliliğinden, Ege’de Yunan hamlelerine dikkat çekilerek 1995 Meclis kararı hazırlatılmakta, “casus belli” kararının hala geçerliliğini koruduğuna işaret edilmektedir. Kıbrıs’ta iki devletli çözüm savunulmaktadır.
TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞME
Dünyada savaş rüzgarları çok hızlı esmektedir.
Doğu Akdeniz’de müthiş bir dengesizlik oluştu.
Dengesizliğin savaş doğuracağı askeri bir gerçekliktir.
Buradaki savaş odağının oğul çıkardığı ve
Doğrudan ABD-İsrail-Yunanistan-GKRY ittifakıyla Türkiye’yi hedef aldığını bilmeyen yok!
Bu şartlarda Atatürk’ün dediği gibi “iç cephe”yi sağlamlaştırmak hayati önemdedir.
28 Şubat 2025 tarihinde Öcalan:
“Türk devleti ve milleti ile bütünleşmek için…
Örgütü feshetme ve silah bırakma.” açıklaması yaparak PKK’ya rotayı çizmişti.
Örgüt de gereğini yapmış Öcalan’ın çizdiği rotaya girmişti.
38. Kurultay’dan sonraki süreçte,
İmamoğlu-Özel kliği döneminde CHP ayak sürüdü.
Hatta durum istismar edilerek İmamoğlu pazarlığı yapılmıştı kapalı kapılar ardında.
“TERÖRÜN BİTMESİ VE ÜNİTER DEVLET YAPISI BİZİM KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR”
“Yeni”sinden kurtulan CHP şimdi doğru bir tutumla çözüm önerileri getirdi.
Gelişmeyi “tarihi fırsat” olarak değerlendiren Kılıçdaroğlu’nun konuyla ilgili açıklaması bulunmaktadır:
Hiç kuşkusuz Kılıçdaroğlu’nun “Terörsüz Türkiye” sürecindeki desteğinin kırmızı çizgileri de var:
“Terörün bitmesi ve üniter devlet yapısı bizim kırmızı çizgimizdir.”
Neoliberal renklerden kurtulan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP’ye) yeni çizgisinde tereddütlerden ve çekintilerden tam kurutularak özgür bir şekilde Kemalist Devrim rotasına tam bir girme şansını yakalamasını ummaktayız.



