Savaş tıkandı! Ukrayna’da nükleer savaş tehlikesi

Ukrayna-Rusya savaşı bütün şiddetiyle sürüyor.

Yakın zamanda Ukrayna NATO desteği ile Rusya’nın içerilerini vurmaya başladı.

Ukrayna Savaşı kritik ve geri dönüşü zor bir eşiğe dayandı.

Aydınlık’taki habere göre, Cephe gerisine yönelik saldırılar kontrolden çıkarken diplomasi trafiği de tamamen durmuş durumda. Bloomberg’e göre Moskova, barış görüşmelerinin tıkandığının farkında ve operasyonlarını tırmandırmayı planlıyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in “son çare” olarak taktik nükleer silaha başvurabileceği belirtiliyor.

Askerler, Rus Ordusu’nun taktik nükleer silahları kullanmaya yönelik tatbikatları kapsamında İskender füzesini yüklerken görülüyor, 2024.

Ukrayna, bahar aylarından itibaren cephe gerisindeki sivil hedeflere düzenlediği uzun menzilli saldırılarla tansiyonu yükseltti. Rusya ise Kiev başta olmak üzere stratejik askeri ve lojistik tesisleri sert füze darbeleriyle vuruyor. Batı destekli Kiev yönetimi Karadeniz’de ticari gemiler üzerinden de gerilimi tırmandırıyor. Rusya ise Ukrayna limanlarını yoğun baskı altında tutarak ülkenin taşımacılık sektörünü kilitliyor. Putin geçen hafta, Kiev’in Rus ekonomisini hedef alan saldırılarıyla “Pandora’nın kutusunu açtığını” söylemişti.

Ukrayna’nın savunması ise tükenme eşiğinde. Volodimir Zelenskiy yana yakıla önleyici füze ararken talep ettiği Patriot’lar, Trump tarafından “İran’da bize lazım!” denilerek reddedildi.

CIA Başkanı John Ratcliffe’in Moskova’ya yaptığı sürpriz ziyaretin de bu kontrolsüz tırmanışla ilgili olduğu kaydediliyor. Wall Street Journal’a göre Ratcliffe, Rusya’nın olası bir askeri seferberlik hazırlığı ve NATO’nun kararlılığını test etme planlarına karşı uyarıda bulundu.

YENİ DOKTRİN VE NATO İLE YÜZLEŞME

Bloomberg kaynaklarına göre Moskova, Ukrayna’nın saldırılarını NATO ülkelerinin sağladığı silah ve istihbarat nedeniyle hep daha fazla “ittifakın doğrudan operasyonları” olarak değerlendiriyor.

Zira Moskova, 2024 yılında nükleer doktrinini değiştirerek, nükleer olmayan bir devletin nükleer bir devletin desteğiyle Rusya’ya yönelik saldırılarının ortak saldırı sayılmasının ve Rusya’nın nükleer yanıt vermesinin önünü açtı. Kremlin kaynakları, artan tırmanış sarmalının daha fazla Rus yetkiliyi Putin’in son çare olarak taktik nükleer silah kullanabileceği sonucuna götürdüğünü aktarıyor.

Bu uyarı yakın zamanda Dışişleri Bakanı Hakan Fidan tarafından da dile getirildi. Savaşın Rusya açısından varoluşsal bir mücadeleye dönüşmesi halinde Moskova’nın “elindeki son imkâna” başvurabileceğini belirten Fidan, nükleer riski “Rusya’ya ziyaretimde de bu konu gündeme gelir gibi oldu, ‘çünkü halk artık böyle bir şey talep ediyor’ diye. Bunu Batılılar da biliyor.” sözleriyle somutlaştırdı.

Türkiye buna rağmen Ukrayna’ya, Rus topraklarını vurabilecek menzile sahip HIMARS sistemleri vermeyi planlıyor.

‘RUSYA 2050’ RAPORU VE İHTİMALLER

Medya ağı Tsargrad’ın kurucusu ve Putin’e yakınlığıyla bilinen iş insanı Konstantin Malofeev, haziran ayındaki St. Petersburg Uluslararası Ekonomik Forumu’nda sunduğu “Rusya 2050” raporunda nükleer seçeneği içeren üç senaryo sıraladı. Ünlü siyaset bilimci Aleksandr Dugin’in de imzasını taşıyan rapordaki olasılıklar, Moskova’nın savaşı neden varoluşsal gördüğünü ortaya koyuyor:

Atalet senaryosu (2036-2050): Çatışmanın donması, yeni silahlanma yarışı, NATO’nun çöküşü, Batı yapay zekâsının teknolojik kontrolü, Rusya’nın yok olma tehdidinin artması.
Olumsuz senaryo (2036-2050): Ukrayna’da yenilgi, Ukrayna’nın NATO’ya katılımı, Transdinyester ve Güney Osetya’da yeni savaşlar ve Rusya’nın sömürgeleştirilerek egemenliğini kaybetmesi.
Olumlu senaryo (2036-2050): Nükleer silahların kullanımı, Avrupa Birliği’nin çöküşü, Kiev ve Odesa’nın ele geçirilerek Ukrayna’nın tamamen boyunduruk altına alınması, Rusya’nın küresel güvenliği ve Avrasya’da kendi egemenlik alanını tesis etmesi.

Ukrayna’daki tırmanma sarmalı ve NATO ile doğrudan çatışma riski yükselirken, Moskova’nın önündeki olası askeri senaryolar arasında en kritik noktalardan biri de Suwalki Koridoru. Yaklaşık 65-100 kilometrelik dar kara şeridi, Polonya ile Litvanya sınırında yer alıyor. Bir tarafında Rusya’nın Avrupa’daki eksklavı Kaliningrad, diğer tarafında ise Rusya’nın en yakın müttefiki Belarus bulunuyor. NATO stratejistleri Suwalki’yi “ittifakın en yumuşak karnı” ve “küresel bir çatışmanın muhtemel kıvılcım noktası” olarak kabul ediyor.

ATOMİK TIRMANIŞIN FAY HATTI SUWALKİ KORİDORU

Batılı askeri analizlerde olası bir Rus operasyonunun yaratacağı sonuçlar şöyle özetleniyor:

GOOGLE'da KıvılcımHaber
Rusya’nın Belarus üzerinden Kaliningrad’a uzanacak olası bir kara koridoru hamlesi, Estonya, Letonya ve Litvanya’nın NATO’nun geri kalanıyla olan tek karayolu ve demiryolu bağlantısını anında kesiyor. Bu durum Baltık devletlerini askeri açıdan bir “adaya” dönüştürerek ittifakın takviye birlik gönderme imkânını felç ediyor.
İleri düzey füze sistemleri ile nükleer kapasiteli altyapıya ev sahipliği yapan Kaliningrad, Suwalki’nin kontrol edilmesi halinde doğrudan Belarus üzerinden ana karaya bağlanıyor. Bu hat, Rusya’nın Baltık Denizi’ndeki hava ve deniz hareketliliğini kilitleyen A2/AD kapasitesini zirveye çıkarıyor.
Suwalki Koridoru’na yönelik bir Rus askeri hamlesi, doğrudan Polonya ve Litvanya topraklarını hedef alacağı için NATO’nun 5. Maddesi’ni tetikleme potansiyeline sahip. Bu nedenle uzmanlar, Suwalki’de yaşanacak konvansiyonel bir temasın hızla NATO-Rusya savaşına ve nükleer tırmanmaya dönüşme riski bulunduğunu değerlendiriyor.

TABUNUN SONU

Malofeev, Financial Times’a verdiği demeçte de halk tahliye edildikten sonra Ukrayna’ya atılacak 20-25 kilotonluk bir taktik nükleer bombanın kimsenin giremeyeceği bir “radyasyon bölgesi” yaratarak savaşı anında bitireceğini belirtmişti. Benzer şekilde Rus televizyonlarında da Poseidon insansız denizaltısı ve RS-28 Sarmat kıtalararası füzeleriyle Batı başkentlerinin vurulacağı senaryolar milletvekilleri ve emekli generaller tarafından açıkça anlatılıyor.

Rus medyası ve entelektüellerin sürdürdüğü tartışmaların ortak noktası, nükleer silah kullanımının artık bir tabu değil, Ukrayna Savaşı’nın tırmanması halinde başvurulabilecek bir seçenek olarak ele alınması.

35 SENE SONRA 85 SANİYE KALDI
Ukrayna Savaşı’ndaki nükleer tırmanış ihtimali, akıllara yeniden “Nükleer Kıyamet Saati” diye anılan Doomsday Clock’u getirdi. Saat, insanlığın kendi yarattığı teknolojiler nedeniyle küresel felakete ne kadar yaklaştığını sembolik olarak ölçen bir araç olarak tanımlanıyor.
1947’de Manhattan Projesi sonrasında nükleer silahların sonuçlarından kaygı duyan bilim insanlarının girişimiyle oluşturuldu. Gece yarısı küresel felaketi temsil ediyor. İbre gece yarısına yaklaştıkça riskin arttığı mesajı veriliyor. Başlangıçta esas ölçüt ABD-Sovyet nükleer savaşı tehlikesiyken bugün nükleer silahların yanı sıra iklim değişikliği, biyolojik tehditler, yapay zekâ ve diğer yıkıcı teknolojiler de değerlendiriliyor.
27 Ocak 2026’da saat, gece yarısına 85 saniye kala olarak ayarlandı. Bu, 1947’den beri gece yarısına gelinen en yakın nokta. 2025’te bu süre 89 saniyeydi.
Şu karşılaştırma ise durumun ne kadar çarpıcı olduğunu özetliyor: 1991’de Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve ABD-Sovyet silahsızlanma süreciyle saat gece yarısından 17 dakika geriye çekilmişti. 35 sene sonra ise yalnızca 85 saniye var.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir