Metin Külünk’ten ‘yüzleşme ve muhasebe’ çağrısı

Fon soruşturmasıyla ilgili konuşan Metin Külünk, AK Parti’ye ‘yüzleşme’ ve ‘muhasebe yapma’ çağrısında bulundu. ‘Kutsalsız ve kuralsız para kazanma’ yöntemini eleştiren Külünk, kamuda aile bireylerinden birden çok ismin temsil makamlarında bulunmasının sonuna gelindiğini söyledi

KAYAHAN ÇETİN

AK Parti’nin kurucularından, 24, 25 ve 26. dönem İstanbul Milletvekili ve Eski MKYK Üyesi Metin Külünk, fon soruşturması, Mekke Anlaşması, FETÖ ile mücadele ve Kaşif Kozinoğlu ile Muhsin Yazıcıoğlu dosyalarına ilişkin önemli açıklamalar yaptı.

Ulusal Kanal’a değerlendirmelerde bulunan Külünk, sorulara şu yanıtları verdi:

Kayahan Çetin: Fon skandalının “İkinci, silahsız bir 15 Temmuz” olduğunu söylediniz ve hükümete bir “muhasebe” çağrısı yaptınız. Cumhurbaşkanı Erdoğan da il başkanlarına “Sizlerle muhasebe yapmak istiyorum.” diye seslendi. Bu muhasebe vurgusuyla ne anlatmak istiyorsunuz?

Metin Külünk: AK Parti hareketinin kökleri Anadolu’nun irfan geleneğine, oradan da Erbakan Hoca’nın milli görüş çizgisine dayanır. 12 Eylül, bu çizgiyi tasfiye etmek için tezgâhlanmış bir süreçti. FETÖ’nün devlet içindeki sızmasının önü de bu dönemde açıldı. O boşlukta, toplumun her kesiminden ama ağırlık merkezi milli görüş geleneğinden gelen bir kadroyla AK Parti hareketi doğdu. Bu geleneğin temel doğruları kul hakkı, hazinenin hakkı, adalet, liyakat ve ehliyettir.

‘KUTSALSIZ VE KURALSIZ PARA KAZANMA’

Peki nereye geldik? Fon dolandırıcılığına. Bu ülke, kutsalsız ve kuralsız para kazanma uğruna kurban edilmek isteniyor, devlet milletsizleştiriliyor. Oturup nefis muhasebesi yapmak, kendimizle yüzleşmek mecburiyetindeyiz. Hiçbir dönem değerlerimiz bu kadar sorgulanmadı; bu sistem ilk kez bizi bu kadar derinden sorgulatıyor.

Bunu yapıp milletimizle yüzleşmezsek, milletimizle yeni bir güven inşası yolculuğuna çıkmazsak, Türk siyaseti son 26 yılın en ağır, en travmalı dönemine girer. Haklı mı değil mi, sokak ayırt etmeden sağdan soldan hiçbir partiye, hiçbir siyasetçiye güvenmiyor. Vatandaş haklı, çünkü bu güveni biz kendimiz yıktık. Dolayısıyla topyekûn bir muhasebeye ihtiyacımız var.

Hırsızın, derebeyciliğin, kul hakkına el uzatmanın partisi olmaz. Liyakat ve ehliyet esas olmalı; aynı aileden birden çok ismin temsil makamlarında bulunması döneminin de sonuna geldik.

Kayahan Çetin: Türkiye bir arınma süreci yaşıyor. CHP’deki gelişmeler, Gladyo cinayetlerinin araştırılması, Yazıcıoğlu ve Kozinoğlu dosyalarının üzerine gidilmesi… Bu arınma sürecinde şimdi sıra AK Parti’ye mi geldi?

Metin Külünk: Türk Devleti’nin içindeki Gladyo hattı aslında Tel Aviv-Londra’dır, ABD bunun pratisyenidir. Son 100 yıldır Türkiye’yi paralel devlet üzerinden kontrol eden merkez budur. Bu hat, Türkiye’nin Rusya’yla, Çin’le, yükselen Asya’yla stratejik ilişkiler geliştirmesini istemiyor; İsrail odaklı bir dünya düzeni istiyor. En stratejik hedef ise Türkiye; ardından Suriye, Irak, Suudi Arabistan, İran, hatta Mısır geliyor. İsrail’le Suudi Arabistan’ı, Türkiye’yi, Pakistan’ı, İran’la savaştırmak isteyen akıl aynı merkezdir.

‘İRAN MEKKE ANLAŞMASI’NA DAHİL OLMALI’
Kayahan Çetin: Mekke Anlaşması bunu çözebilir mi?

Metin Külünk: Mekke Anlaşması’na İran da dahil olmalı; işte o zaman oyunu bozarız. Cebelitarık’tan Bab-ül Mendeb’e, Hürmüz Boğazı’na, Çin Seddi’ne uzanan hattı güvence altına alacak bir şemsiye kurulmalı; Pakistan, Endonezya, Malezya, Mısır, İran, hatta Brezilya’nın içinde olduğu bölgesel bir işbirliği. Bu hattın merkezi Türkiye; Tel Aviv-Londra hattı bunu bildiği için Türkiye’yi istikrarsızlaştırmak istiyor.

Bunun için dikkat: Fon tartışmaları, Kozinoğlu ve Yazıcıoğlu dosyalarının aydınlatılma sürecini unutturmamalı. Bu iki dosya derinleştiğinde tüm Gladyo’nun kültürel kodları açığa çıkacak. Kozinoğlu soruşturması bir pandoranın kutusunu açtı; Tanzimat’tan, 1838 Balta Limanı Anlaşması’ndan bu yana Türkiye’nin kurumlarına sızmış bu gizli güçlerle milletimizin hesaplaşmasını gündeme getirdi.

‘TASFİYE EDİLMEYEN FETÖ FONDAN ÇIKTI’

Bu fon ağı örtülemez. Ben buna ikinci, silahsız bir 15 Temmuz diyorum. Silahlı yapamadılar; ama 10 yıldır temizlenmeyen bu örgüt, hiç beklenmedik bir yerden, borsa-faiz-döviz üçgeninden çıktı. Eğer bu süreç isimlerin kamuoyuyla paylaşılmasıyla, esaslı bir hesaplaşmayla sonuçlanmazsa, FETÖ bu isimler üzerinden Türkiye’ye her gün operasyon çekmeye devam edecek.

Aslında Gladyo’yu hep suikastlar, cinayetler, sokak olayları üzerinden okuduk. Ama Gladyo’yu bir de Türkiye’nin savunma sanayisinin sabote edilişinden okumamız lazım: Aselsan cinayetleri, Hürkuş’un yurt dışına muhtaç hale getirilişi, Devrim Otomobili’yle başlayan milli sanayi atılımının akamete uğratılması. O dönem başarılsaydı bugün Kaan’ı, Altay tankını bu kadar sonradan konuşur muyduk? F-35 krizini, S-400 tartışmasını yaşar mıydık? Yaşamazdık. Gladyo’nun kültürel kodları da bu şekilde deşifre oluyor; o kodların istediği tek şey Türkiye’nin kendi ayakları üzerinde duramaması.

Kayahan Çetin: Tartışmanın odağındaki kurumlarda üst düzey görev yapanlara ve sıra dışı kazanç elde edenlere, görevlerinden istifa etmeleri ve Cumhurbaşkanı’nı rahatlatmaları çağrısı yaptınız. Şimdi bu sorunu çözmek için o kurumlarda denetim görevi yapanlarla yeni bir kurul oluşturuldu. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
GOOGLE'da KıvılcımHaber

Metin Külünk: Cumhurbaşkanımız Devlet Denetleme Kuruluna talimat verdi, inceleyecekler. Ama soruyorum: borsanın, SPK’nın başındaki bürokratlar istifa etmeden kendini mi inceleyecek bu kurul? Buna kim güvenecek? Burada konuşulan sadece rakamlar değil, bir kul hakkı, bir hazine hakkı, bir ahlâk meselesi. Borsa sistemi, havadan para kazanma sistemi aslında sizin alın terinize el koyuyor; ama borsada küçük tasarrufunu değerlendiren her insanı da tamahkâr görmek doğru değil, küçük yatırımcının suçu yok.

Eğer bu süreç hükümet tarafından toplumu rahatlatacak şekilde isimlerin paylaşılmasıyla sonuçlanmazsa, FETÖ bu isimler üzerinden Türkiye’ye her gün operasyon çekmeye devam edecek.

‘11 BİN İSİM AÇIKLANSIN’

Sistemde bu işten vurgun yapan 11 bin kişi olduğu söyleniyor. Açıklasınlar, atsınlar milletin önüne. 500 bin dolar koyup 43 milyon dolar aldığı söylenen biri varmış, bu bilgi ortalıkta dolaşıyor. Kim bu, açıklansın. Pandoranın kutusu açıldı, bilgi artık özgür, durmuyor.

‘ABDULLAH GÜL’ÜN ETRAFINDAKİ YAPI’
Kayahan Çetin: AK Parti’de tasfiye edilmeyen FETÖ’nün ayağı var mı?

Metin Külünk: Evet var. Türkiye’nin Rusya, Çin ve yükselen Asya’yla stratejik ilişki kurmasını istemeyen bu akıl, Kozinoğlu’nun, Yazıcıoğlu’nun ölümünün aydınlatılmasını da istemiyor. Sayın Gül’ün ve etrafındaki yapının Erdoğan’a karşı kullandığı dile bakın. İçeride bu hattın unsurları var tabii ki. FETÖ temizliğini siyasetin içinden yapmazsanız, liyakati esas almazsanız, FETÖ’den işlem görmüşleri tekrar etkin noktalara taşırsanız, FETÖ tuşlara bilerek basar ve o hat Türkiye’ye operasyon çekmek için istediği zemini bulur.

Kayahan Çetin: “Geçmişte AK Parti’de bulunmuş ve hâlâ AK Partili sıfatını kullananlar Türkiye’yi Zelenskiy modeline götürmek ve Rusya’yla savaştırmak istiyor.” diyorsunuz. Bunun arkasında kim var?

Metin Külünk: Aynı ekip. Fon sisteminin içindekilerle Türkiye’yi Rusya’yla savaştırmak isteyenler aynı ekip. Türkiye’yi 11 Kasım 1938’den sonra, tek parti dönemindeki ikili anlaşmalarla teslim aldılar, Batı hegemonyasına sokuldu. Şimdi de Erdoğan’ı devirip Türkiye’yi bir Zelenskiy modeline teslim etmek istiyorlar. Bu modele kalsa Türkiye’yi İran’la, Husilerle, Putin’le de savaştırırlar.

‘ZELENSKİY PROJELERİ’

Rusya-Ukrayna Savaşı başladığında bazı siyasetçilerimiz “Türkiye Ukrayna’nın yanında yer almalı!” demedi mi? Cezaevinde adalete hesap veren İmamoğlu bir Zelenskiy projesi değil mi? İkinci Zelenskiy projesi Özgür Özel, üçüncüsü Abdullah Gül değil mi? İlker Başbuğ da kenarda bekliyor. Bunların ortak hedefi Erdoğan; çünkü Erdoğan Türkiye’yi stratejik bağımsızlık çizgisinde yönetiyor.

‘BU ARINMANIN SONUNA KADAR GİDİLMELİ’

Bu ilk kriz değil: 80’lerde banker krizi, 1988’de Konya’daki Kombassan, Yimpaş krizleri yaşadık ve unuttuk. Bu kez Meclis düzenleme yapmalı, dosyalar kapatılmamalı, zaman aşımı olmamalı. Küresel akıl, kalkınma ve enerji yolları buradan geçeceği için Türkiye’nin bu zeminden tasfiye edilmesini istiyor. Ama küresel şartlar aslında bizim lehimize.

Bu arınmanın sonuna kadar gidilmeli. Cumhurbaşkanımız masaya yumruğunu vurmalı. Bu, Türkiye Cumhuriyeti’nin Misak-ı Milli sınırlarında, bir daha patinaj yaptırılamayacak şekilde ikinci yüzyılına girmesi demek. Yapmak zorundayız.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir