Aile içi kavga diyorlar; birbirinin gözünü oyuyorlar

Yerel seçimlerin arifesinde kaynayan kazan: Burdur CHP

Kılıçdaroğlu, 9 seçime girdi; 9’unu da kaybetti. Her seferinde “biz başarılıyız” dedi.

Durmadan demokrasinin faziletlerinden bahsediyor. Ama girdiği ve gene kaybettiği son seçimi müteakiben tabanın olağanüstü kurultay talebine sırt çeviriyor. Yeterli noter onaylı imzayı bulamadıkları iddiasıyla olağanüstü kurultayı reddetti. Gerçekten demokrat olan bir lider olağanüstü kurultay talep eden üyeleri karşısında tüzüğün emrettiği yeterli oya ulaşamasa bile buyurun seçime demesi gerekmez mi?

1980’lerden sonra yoğunlaşan, 2002 yılından itibaren zirveye taşınan tuzun bile koktuğu toplumsal çürüme ortamında Atatürk’ün partisini de çürüttüler kısacası.

Bundan dolayı ekonomide felaket çanlarının çalındığı, enflasyonun patladığı, geliri açlık sınırının altına düşenlerin sayısının hızla arttığı, döviz kurlarının hop oturup hop kalktığı, vatandaşın çarşı pazarda kilodan grama düştüğü, işsizliğin hat safhada olduğu, toplu işten çıkarmaların başladığı, şirketlerin iflas kuyruğunda sapır sapır döküldüğü ve çaresizlikten fabrikalarını yaktıkları iddialarının ayyuka çıktığı, çiftçinin gübre alamaz, tarlasını ekemez hale geldiği, kısacası 24 Haziran seçimlerine kaçan iktidar sahiplerinin erken seçimin sebebini açıklarken “kıyamete hazırlık” olarak ifade ettikleri kıyametin ucundan kıyısından yaşanmaya başlandığı şartların aslında sol partilerin dönemi olduğu belirtilir. Ama gel gör ki, kendini solda tanımlayan CHP lime lime dökülüyor. Her girdiği seçimi kaybediyor.

Her yerde olduğu gibi Burdur CHP’de de kazanlar kaynamaya devam ediyor. Herkes birbirinin boğazına sarılmış gözünü çıkarmak için fırsat kolluyor.

Cumartesi günü basına kapalı yapılan İl Danışma Kurulu toplantısından sızan haberlere göre, eski İl Başkanı Barış Ayten, ortalığı mitralyöz gibi yaylım ateşine tuttu. Hedefinde kendisini Başkan Ercengiz’den Osman Gök’e kadar il başkanlığından düşürenler vardı. Osman Gök’ü “gemisini satan kaptan” olarak değerlendirdi. Başkan Ercengiz’e “sana oy vermeyeceğim ama partime vereceğim” diye yerel seçimlerdeki tavrını belirledi. Ancak burada dili sürçtü; şecaat arzaderken sirkatin söyler durumu ortaya çıktı. Başkan Ercengiz’in önceki yerel seçimlerin arifesinde yaşadıkları ön seçim sürecinde yapmış olduğu benim de canlı şahidi olduğum komployu açık etti. Oylarını Başkan Ercengiz’e yönlendirdiği aday adaylarından özür diledi. Milletvekili Göker’e kaybedilen 10 bin oyu sordu; “yurt dışı oy verenlere teşekkür ettin mi; seni Burdurlu seçmedi” diye hitabetti.

CHP’deki kavgaları, eleştirileri “aile içi kavgalar” olarak nitelendiriyorlar. Kol kırılır yen içinde kalır anlayışındalar. Bu sebeple sosyal medya üzerinden hesaplaşamaya girenler çarmıha geriliyor. Toplum önünde kavgaya karşı çıkıyorlar. Ecevit Alan özür diliyor. Eski il başkanı Erman “içkiliydim” özrü getiriyor. İl Genel Meclisi aday adayı yedieminci, Şirinevler Muhtarı Ahmet Emre “ağzınla içseydin” diye sataşıyor.

Ancak aile içi kavga yıkıcı değildir. Düşmanlar arası kavgalar gibi uzlaşmaz değildir. Bugün kavga edilir, yarın barışılır. Her şey eskisine döner. Ayrılık gayrılık yaratmaz aile içi kavgalar. Kaçgöç yoktur. Her şeye rağmen aileye bir dış saldırıda herkes birleşir, yekvücut olur.

Ama Burdur CHP’de yaşanan nedir?

Çelişkiler düşmanlık boyutuna tırmanmış durumda.

Taraflar birbirinin kuyusunu kazmakla meşgul. Başkan Ercengiz, Mart’ta seçimi kaybetse orkestra tutup sokaklarda mastika oynama haleti ruhiyesinde olanlar var. CHP, önceki seçimlerde şeylerini yırtarcasına çabalarla kazandıkları belediyeyi kaybederse, içinde en az Volkan Mengi ve Bayram Özçelik kadar sevineceklerin bulunduğunu söyleyebilirim.

Bu mu aile içi kavga?

Pes yani!

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


sanalbasin.com üyesidir