Başkan Şimşir’den “işsizlik” açıklaması

İşsizliğin büyümeye devam ettiğini ve çalışma hayatını ateşler içinde bıraktığını, gençlerin iş bulma umudunu da giderek azaldığının altını çizen Vatan Partisi Isparta İl Başkanı Bilal Şimşir, ekonomimizin en temel sorunu olan işsizlik konusunda görüşlerini kamuoyu ile paylaştı. Başkan Şimşir, “bazı işverenlerin Ortaçağ özlemi toplumsal barışı tehdit ediyor” dedi.

Ülkemizin, yeni tip Koronavirüs (Kovid19) salgınının iyice derinleştirdiği ekonomik kriz şartlarında ülkemizin en yakıcı sorunu haline gelen ve çalışma hayatını yangın yerine döndüren işsizliğe dikkat çeken Vatan Partisi Isparta İl Başkanı Bilal Şimşir, Vatan Partisi olarak uyardıklarını, işsizliğin yakıcı boyutlarda büyüdüğünü, bazı işverenlerin “Ortaçağ özlemleri” taşıdığını ve bunun da toplumsal hayatı tehdit ettiğini vurguladı.

VATAN PARTİSİ UYARIYOR!

Bazı işverenlerin ortaçağ özlemi toplumsal barışı tehdit ediyor.

Ülkemizin büyük sorunları var.

Büyük sorunlar büyük kararlarla çözülür.

Büyük kararlar alma vaktidir.

Bugüne kadarki uygulamalar sorunları azaltmamış, tersine büyütmüştür.

Göstergeler iyi değildir.

İşsizlik büyüyor, iş bulma ümidini yitirenler artıyor.

Başkan Şimşir, işsizliği azaltmanın çaresinin, çalışanın elindekileri almakla olamayacağını, olmaması gerektiğini; böylesi yaklaşımların, büyüyen sorunları daha da çözülemez hale sokmuş olduğunun hayatla sabit olduğunu, toplumdaki huzursuzluğu artırdığını vurgulayarak, çözümü 7 maddede özetledi.

1- İşsizliği azaltmanın çaresi, bütün ekonomik sistemlerde aynıdır; yeni üretim alanları açmak, mevcut üretim alanlarını büyütmek!
Oysa devleti ekonomiden yatırımcı ve üretimci olarak çekmek, kurduğu, işlettiği ve büyüttüğü üretim alanlarını kısa günün kazancı diye yok pahasına elden çıkarmak, son 40 senenin felaketi idi. Yaşadığımız ekonomik sorunların kaynağı da budur ve özelleştirmelerdir.
Kaldı ki devletin ekonomiden çekilmesi, özel sektörün de can çekişmesine yol açmıştır.
2012 yılından beri özel sektöre teşviklerin ve desteklerin verilmesi yetmemiştir ve yetmeyecektir. Ne iflas eden, batan işletmeler azalıyor, ne de işsizlik!
Çare, devletin de sahaya inmesidir, bizzat kendisinin yatırım yapması ve üretime önderlik etmesidir.
Özelleştirme, küreselleşme adı altında emperyalist devletlerin milli devletimizin küçültme ve dış mihraklara muhtaç ve her denileni yapan zavallı bir devlet haline getirme operasyonudur.
2- Bu kısır döngüden çıkış çaresi olarak işsizliği çalışanların üzerine yıkmaya kalkmak ise, sadece plansızlık ve çaresizlik değildir, toplumsal barışı da riske sokmaktadır.
Örneğin işçi sınıfının “genel grev sebebi” saydığı kıdem tazminatı konusunu ikide bir gündeme getirmek, alt işverenliği ve esnek çalışmayı yaymak, özel istihdam bürolarına yol vermek, Bireysel Emeklilik Sistemini SGK aleyhine desteklemek ve işçi sınıfına dayatmak, belirli süreli sözleşmeyi yaymak, sendikal harekete rağmen, itirazlara rağmen yapılmaktadır.
Bunların hiçbiri ekonominin derinleşen sorunlarının dermanı değildir. Olmayacaktır. Artan işsizliğe çare olacağını sanmak ise, çok büyük bir yanılgıdır.
Bu türlü uygulamaların biriktirdiği bir tek gelişme ise Türk ekonomisini ayakta tutan ve toplumun yüzde 70’inden fazlasını oluşturan emekçiler horlandıklarını düşünmekte olmalarıdır. Hak etmedikleri haksızlıkların bitmez tükenmez şekilde önlerine geldiğini düşünmektedirler.
Yazıktır, günahtır ve hatadır.
3- Cumhurbaşkanımızın kıdem tazminatı ve belirli süreli sözleşme konusunun ötelendiğini söylemesi işçi sınıfındaki büyük gerilimi bir ölçüde rahatlatmıştır.
Ancak bu yetmemektedir. İşçi sınıfının ve sendikal hareketin eli hala yüreğindedir.
4- İşverenlerin de işçilerin de istemediği kıdem tazminatı fonu konusunu çöpe atmak lazımdır. Herkesin kıdem tazminatı alacağı formüller lazımdır, ama bunu bireysel emeklilik sistemi ya da özel emeklilik piyasası ile ilişkilendirmek olamaz, olmamalıdır.
5- Öte yandan işçinin kıdem ve ihbar tazminatını, iş güvencesini ve işe iade davası açabilme olanağını tamamen ortadan kaldıracak, sendikalaşma ve toplu sözleşme hakkını filen yok edecek olan “belirli süreli sözleşmenin genişletilmesi” şeklindeki niyet, ne yazık ki bazı işveren örgütleri tarafından hala körüklenmektedir.
Kendilerine zenginliği, şatafatı yaşatan işçiler için ortaçağ dünyasını özleyen, köleliği layık gören bu zihniyetin, çağdaş Türk işverenine ait olmadığını, vahşi kapitalizmin karanlık dehlizlerinden geldiğini biliyoruz.
Bu ortaçağ özlemini taze tutan yaklaşımları şiddetle kınıyoruz.
İşçi sınıfının Hükümetten beklediği de,  bu tür ortaçağ arzularına rest çekmesidir.
6- İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği yasasının ertelenmeden yürürlüğe konması gerekmektedir.
7- Yeniden ve yeniden tekrarlanan iş kazaları ve ölümler göstermektedir ki, işyeri denetimleri layığı ile yapılamıyor. İş güvenliği uzmanları ve işyeri hekimleri görevlerini işveren vesayetinden kurtarmadan, işverenin maaş verdiği eleman olmaktan çıkarmadan, ne iş cinayetleri önlenebilir, ne de iş kazaları.
Bu uzmanların maaşlarını, işveren ve devlet katkısı ile oluşacak devlet denetimindeki bir fondan almaları sağlanabilir ve böylece vesayet ortadan kaldırılmış olur.
Bu yeni durum ise, iş kazalarını da iş cinayetlerini de azaltacaktır.
İlgililere ve kamuoyuna saygıyla sunuyoruz.
Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir