

Tel Aviv’den “tehlikeli macera” uyarısı geldi.
İsrail, sınırımıza 70 km uzaklıktaki Ebu El-Zuhur Hava Üssü’nü vurdu.
Ankara’daki İsrail ve ABD güdümlülerin aklama çabalarına,
Tom Barrack’ın “habersizlik”ten bahsetmesine rağmen,
Trump yanlısı Fox News saldırıyı ABD’nin bildiğini haberledi.
İsrail’in kamu yayıncısı KAN’a göre, Türkiye el-Zuhur’a hava savunma sistemi kurmayı planladı.
İsrail, böyle bir sistemin Tel Aviv’in bölgedeki hava üstünlüğünü bozacağını Washington’a iletti. (*1)
İran’da tasarladığı savaşın sonucunu alamadan, savaşı tamamlayamadan, askeri kuvvetinin sınırlarını tanımadığından “stratejik körlüğe” dönüşmüş askeri cesareti Türkiye Cumhuriyeti kayasına çarpıp parçalanacağı kesin. Çünkü başladığı bir savaşı henüz sonuca erdiremeden Türkiye’ye doğru genişletiyor; kendi sonunu getirecek bir başka cepheyi açmaya kalkışıyor.
BABASINDAN MİRAS YA BU COĞRAFYA!
T4, Palmira ve Hama hava üslerinin vurulması zincirinin son halkası olarak,
El-Zuhur’un vurulmasının mesajı çok açıktır:
İsrail, üzerinde rahatça uçabileceği bir Suriye coğrafyası arzulamaktadır.
Kendisinin Suriye Devleti’nin hakimiyet alanının belirleyici makamı sanmaktadır.
Suriye’ye, “askeri gücünün sınırlarını ben belirlerim” mesajı vermekte,
Türkiye’ye de “Suriye’deki hava üstünlüğümü sınırlayacak adımlarını kırarım” uyarısı yapmaktadır.
SÖZLE DEĞİL, SAHADA CEVAP ZORUNLU: İNCİRLİK VE KÜRECİK’E EL KONULSUN!
Türkiye sözle, kınamayla değil, sahadaki ağırlığıyla cevap vermek zorunda.
Asker ve sivil uzmanlara göre İsrail’i durdurmanın ilk adımı,
Kürecik ve İncirlik’in kapatılması ya da kontrol altına alınmasıdır.
Bir devlet bir yandan saldırıları kınarken,
Diğer yandan saldırgana askeri istihbarat aktaran tesisleri topraklarında barındıramaz.
Çünkü İsrail-Türkiye çatışmasının küreselleşme yeteneği çok fazladır.
Çünkü Suriye artık yalnızca Suriye değildir.
Türkiye açısından mesele doğrudan kendi güvenliği, sınırları ve bölgenin geleceğidir.
Türkiye’nin güvenliği Suriye’den, Irak’tan, İran’dan, Libya’dan başlar.
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Türkiye’yi Suriye’de “tehlikeli maceralara” sürüklemekle suçladı. Üstelik bununla da yetinmedi; Türkiye’ye İsrail’in kararlılığını sınamaması yönünde açık bir mesaj verdi.

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Türkiye’yi Suriye’de “tehlikeli maceralara” sürüklemekle suçladı. Üstelik bununla da yetinmedi; Türkiye’ye İsrail’in kararlılığını sınamaması yönünde açık bir mesaj verdi.
SURİYE RAHATSIZ DEĞİL, SANA NE OLUYOR?
İsrail tarafı, 18 Ağustos 2026’da Suriye’nin kuzeybatısında İdlip güneydoğusunda bizim 70 km güneyimizde bir F35 ile 3 dakikalık mesafede Ebu Duhur Hava Üssü’nü vurmasının gerekçesini, Suriye’nin burada Türk askerî varlığına izin vermeye hazırlandığı iddiasıyla açıkladı. Ankara ve Şam ise bu iddiayı reddetti. Türkiye, İsrail’in ileri sürdüğü Türk askerî konuşlanması iddiasını temelsiz olarak nitelendirdi.
Demek ki kavganın altında yalnızca bir havaalanı meselesi yok.
Asıl mesele, Suriye’nin geleceğinde kimin söz sahibi olacağıdır.
İsrail yıllardır güvenlik gerekçesiyle Suriye topraklarında askerî operasyonlar gerçekleştiriyor. Esad yönetiminin 2024 sonunda devrilmesinden sonra İsrail’in Suriye topraklarındaki askerî faaliyetleri yeni bir boyut kazandı. Suriye’nin bütün askeri altyapısının altını üstüne getirdi. Daha 22 Ağustos’ta İsrail, Şam’ın batısındaki Beyt Cin yakınlarında yeniden saldırı düzenledi. Şam yönetimi bunu Suriye egemenliğinin açık ihlali olarak nitelendirdi.
Fakat şimdi İsrail’in karşısına, ABD eski istihbarat subayı Scott Ritter’in İsrail’i “Ölmesini bilmiyorsunuz. Yeryüzünden silinirsiniz.” diye uyardığı başka bir gerçek çıkıyor: (*2)
TEL AVİV’İ RAHATSIZ EDEN GELİŞME
Türkiye, Suriye’ye yüzlerce kilometre uzaktan gelmiş bir devlet değildir. 911 kilometrelik ortak sınırı vardır. Suriye’de meydana gelen her büyük güvenlik kırılması Türkiye’nin sınır güvenliğini, terörle mücadelesini, göç sorununu ve Doğu Akdeniz’deki stratejik konumunu doğrudan etkiler. Suriye’nin ve Türkiye’nin güvenlikleri arasında doğru orantılı bir denklem vardır. Türkiye’nin güvenliği Suriye’den başlar.
Bu nedenle Ankara açısından Suriye bir dış politika dosyasından ibaret değildir.


Suriye, Türkiye’nin güvenlik kuşağıdır.
İşte Tel Aviv’i rahatsız eden gelişme de burada aranmalıdır.
Türkiye ile yeni Suriye yönetimi arasındaki askerî iş birliği giderek kurumsallaşıyor. Reuters’ın aktardığına göre Türkiye, Suriye ile askerî eğitim ve danışmanlık alanlarında iş birliği yürütüyor; İsrail ise Türkiye’nin Suriye’deki askerî etkisinin büyümesini kendi güvenliği açısından tehdit olarak değerlendiriyor.
“TEHLİKELİ MACERA” DEDİKLERİ HESAPLARI DEĞİŞTİREN İHTİMAL
Dolayısıyla Katz’ın “tehlikeli macera” sözü diplomatik bir çıkıştan daha fazlasıdır.
Bu söz, İsrail’in değişen Suriye denkleminden duyduğu stratejik kaygının dışavurumudur.
Çünkü İsrail’in yıllardır alıştığı bir Suriye vardı: parçalanmış, merkezî otoritesi zayıflamış, dış müdahalelere açık ve askerî kapasitesi büyük ölçüde tahrip edilmiş bir Suriye.
Şimdi soru şudur:

Türkiye’nin desteğiyle yeniden ayağa kalkan, ordusunu toparlayan ve egemenlik iddiasını güçlendiren bir Suriye ortaya çıkarsa ne olacak?
İşte hesapları değiştiren ihtimal budur.
İsrail’in Ebu Zuhur saldırısına Washington’dan da dikkat çekici bir tepki geldi. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, saldırıyı gereksiz bir tırmanma olarak değerlendirerek hedef saptırdı; hatta saldırının Türkiye ile çatışmayı kışkırtabilecek sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
İsrail Türkiye’nin Suriye’de kalıcı ve güçlü bir aktör hâline gelmesinden duyduğu kaygıyı artık açıkça dile getiriyor. Türkiye–İsrail rekabeti artık yalnızca diplomatik açıklamalar üzerinden yürümüyor. Suriye sahası, iki ülkenin güvenlik anlayışlarının karşı karşıya geldiği yeni stratejik cephelerden biri hâline geliyor.
KİM KİMİN GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDİYOR?
O nedenle Tel Aviv’den Ankara’ya yöneltilen “tehlikeli macera” sözünü tersinden okumak gerekiyor.
Belki de asıl soru şudur:
Kim kimin güvenliğini tehdit ediyor?
Türkiye kendi sınırının hemen ötesindeki gelişmelerle ilgilenirken, İsrail Suriye topraklarını yüzlerce kilometre uzaktan gelerek hangi hukuki yetkiyle bombalıyor? Filistin, Gazze ve Lübnan’da olduğu gibi ne hukuk tanıyor ne ahlaki ilke; kaba kuvvetin ve çökmenin hakim olduğu Orta Çağ haydutluğuyla hareket ediyor.
Türkiye’nin Suriye ile askerî iş birliği “tehlikeli macera” ise, başka bir devletin hava üslerini bombalamak neyin nesidir?
| ANKARA’NIN ÖNÜNDEKİ TARİHİ GÖREVLER İşte Ankara’nın önündeki tarihî görev burada başlıyor. |
ORTA DOĞU’DA OYUN ARTIK DEĞİŞİYOR
Çünkü Ortadoğu’da oyun gerçekten değişiyor.
Ve belli ki bu değişimden bazıları fazlasıyla rahatsız.
Ey İsrail!
Türkiye’nin Suriye’de bulunmasından rahatsızsan önce aynaya bak.
Suriye’nin egemenliğini kimin ihlal ettiğine bak.
Sonra dön ve Ankara’ya “tehlikeli macera”dan söz et.
Çünkü artık eski Suriye yok.
Suriye’de dengeler değişti.
Eski dengeler yok.
Bunu ABD bile kabullendi ve
Suriye PKK’sı olan SDG-YPG’nin arkasından çekildi.
Ve Türkiye’ye rağmen kurulabilecek eski oyun da yok.
Oyun bozuluyor.
Ankara konuşuyor.
Ve belli ki Tel Aviv dikkatle dinliyor.
İsrail’in küstahlığının anlamı ve olası sonuçları konusunda askeri uzmanların görüşlerini derledim; tamamen İsrail’in aleyhinde sonuçlar ortaya çıktı.

| “TÜRKİYE’YE AYAR VERMEK…” İsrail’in Türkiye’ye saldırma cesareti gösteremeyeceğinin altını çizen Emekli Albay Coşkun Başbuğ açıklamalarını, İsrail bir terör örgütü de olsa bunu yapmayacak kadar akıllı olduğu kanaatindeyim. |

CİHAT YAYCI: “İSRAİL, SURİYE’Yİ KENDİ MÜLKÜ GİBİ GÖRÜYOR!”
Müstafi Amiral Cihat Yaycı, İsrail’in, “Suriye’yi kendi mülkü gibi gördüğü”nü belirtiyor.
Yaycı meselenin sadece bir hava üssünün vurulması olmadığının altını çizerek, saldırının “Türkiye sınırının hemen yakınında (70 km’de-F16’larla 3 dakikalık mesafede) gerçekleşmiş olduğu”nu, ikincisinin “daha vahim” olduğunu, “İsrail’in saldırıya açıkça Türkiye’yi gerekçe gösterdiği”ni vurguladı.
Yaycı açıklamasına şu ifadelerle devam etti:
| “İsrail açıkça şunu söylüyor: ‘Türkiye’nin burada bulunmasına müsaade etmeyiz.’ Sen kimsin de müsaade etmiyorsun? İsrail ayrıca, ‘Önce anlamadılar, şimdi niyetimizi daha iyi anladıklarını düşünüyoruz.’ diyor. Sen kimsin de Türkiye’ye böyle konuşuyorsun? Kalkıp komşumuz Suriye’nin hava üssünü vuruyorsun; üstelik bu saldırıyı Türkiye’yi gerekçe göstererek yapıyorsun. Türkiye’nin Suriye’de bir üsse birtakım sistemler yerleştirme ihtimali, yüzlerce kilometre uzaktaki İsrail’e nasıl tehdit oluşturuyor? Asıl soru budur!” Yaycı İsrail’in asıl niyetini de şu ifadelerle belirtti: “İsrail’in gerçek niyeti açıktır: Suriye’nin donanımlı, teçhizatlı, silahlı; altyapısı, üsleri ve savunma sistemleri bulunan güçlü bir orduya sahip olmasını kesinlikle istemiyor. Suriye’yi istediği zaman vurabileceği, üzerinde dilediği gibi at koşturabileceği savunmasız bir coğrafya halinde tutmak istiyor. Bu saldırıyla verilen mesaj şudur: ‘Suriye benimdir. Suriye’de kimin bulunacağına, hangi üssün kullanılacağına ve Suriye’nin nasıl bir orduya sahip olacağına ben karar veririm.’ Üstelik bu ilk saldırı değildir. İsrail, Suriye’yi neredeyse her gün bombalıyor. Bu saldırıyı farklı ve çok daha ciddi hale getiren husus, İsrail’in ilk kez Türkiye’yi açıkça gerekçe ve hedef olarak göstermesidir.” (*4) |

| Emekli Tümamiral, Mavi Vatan’ın isim babası, FETÖ’nün Türk Silahlı Kuvvetlerine ve vatanseverlere karşı gerçekleştirmiş olduğu Balyoz davasında yargılanmış ve 18 yıl ceza alan Cem Gürdeniz ise şu ifadelerle değerlendirdi meseleyi: “İsrail, Türkiye’ye saldırmaya cüret ederse durum bambaşka bir şeye dönüşür. İşin içinde Akdeniz var, bu dediğimi unutmayın. Sadece hava kuvvetleri ve füzeler değil, işin içine donanmalar girer. Türkiye ile çatışma başladığı an İran, İsrail’e dalar, bu kadar net. İran’ın ve hatta Rusya’nın da böylesine çılgın bir tehdit karşısında bizim yanımızda olması gerekir. Türkiye ile İsrail çatıştığı anda oluşacak blokları söyleyeyim: İsrail’in yanında Yunanistan, ABD, İngiltere ve Avrupa Birliği… Bizim yanımızda ise sadece Suudi Arabistan ve Pakistan yetmez, onu hepimiz biliyoruz. Yanımızda ciddi savaş tecrübesi olan devletlerin olması lazım.” (* 5) |
| Kaynaklar: (*1) Aydınlık, 24 Ağustos 2026 (*2) Scott Ritter –emekli ABD Albayı- (*3) Coşkun Başbuğ- Emekli Albay- (*4) Cihat yaycı- Müstafi Amiral- (*5) Cem Gürdeniz- Emekli Tümamiral- |

