
Kamuoyunun bilgisine saygıyla, gelin Şah’a gidelim,
Hz. Ali bağından geçelim, hakkın çiçeklerine yüz sürelim.
Kelimelerden bir ordu kuruluyor Safevi bayırlarında,
Yobaz açıklama yapıyor, ağızdan çıkanı kulak duymuyor.
Hatayi görevi aldı, yetki ve sorumlulukla konuşuyor.
Gelin yediveren gül bahçelerinde gezelim ehli kamunun,
Suçustü yakalanan haçlı çeteleri, yağmacılar kaçamaz,
Gelin görün ey günlük işlerinde kaybolup giden halk:
Bu talep, bu karar İnsanlık yargısının yetkisindedir.
Güneşe şirk koşanları sorguya çağırmak benim görevim.
Asya’nın savaş ordularında Ehlibeyt hukuku üstündür:
Es diyor rüzgâra, yağ diyor yağmura, doğ diyor güneşe
Ey meyveleri asmanın dallarında koruyan erken eren:
Dosta giderken dünya kapısından geçer olursan,
Dur hele bir, Şah Hatayi’dir, örtüverir külli deli hatayı:
Gel bir öğüt ver tutalım, tutunalım erdemin bileğine,
Öldürseler de çıkmaz hak yolundan gerçek yol eri,
Gönlündeki kaleyi hiç yıkamazlar, kuşku yoksa içeride.
İman tasında kalan bir türküdür, âleme destan olan,
Azat olan ruhun sığındığı, Ferhad köşkünü düşün ey Şah:
Dedi ki şair, güle canını veren bülbül, asla eylemez ah!


