Eğitim camiası öfkeli; eğitimde 2 gün grev, BURDUR’da ortak eylem

Şanlıurfa’da bir okulda katliam sonrası eğitim dünyası ayağa kalktı! Grev kararları peş peşe geldi

Dün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesindeki bir okulda okulun eski bir öğrencisi pompalı tüfekle okula gelerek sağa sola rasgele ateş etmesi sonucu aralarında öğrenci, öğretmen ve bir polis memurunun da bulunduğu 9 ölü, 6’sı yoğun bakımda, 3’ünün durumu kritik 13 yaralıdan oluşan katliam sonrası eğitim camiası öfkeyle ayağa kalktı. Eğitim dünyasında büyük bir tepki oluştu. Silahlı saldırıda 9 kişinin ölmesi ve 16 kişinin yaralanması ve saldırganın polis müdahalesi sırasında intihar etmesi, okullardaki güvenlik meselelerinin yeniden gündeme taşıdı. Olayı müteakiben başlatılan soruşturma sonucu bir şüpheli gözaltına alınırken 2 ilçe emniyet müdürü ve 2 ilçe Milli Eğitim yöneticisi görevden uzaklaştırıldı.

SENDİKALAR AYAĞA KALKTI

Şanlıurfa’daki saldırının ardından birçok eğitim sendikası ortak bir tepki gösterdi.

Bugün iş bırakan öğretmenler Milli Eğitim Müdürlükleri önünde toplanarak sert açıklamalarda bulundu.

Burdur’da Eğitim İş, Türk Eğitim Sen ve Eğitim Sen sendikası üyesi öğretmenler Cumhuriyet Meydanı’nda toplanarak basın açıklaması yaptı.

Eğitim İş Başkanı Yusuf Onur yaptığı açıklamada “yeter artık!” dedi.

CREATOR: gd-jpeg v1.0 (using IJG JPEG v62), quality = 80

Bugün burada hesap sormak için bulunuyoruz. Çünkü okullar kan gölüne dönüyor, ama sorumlular hâlâ izlemekle yetiniyor!

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırı ne bir kaza ne de münferit bir olaydır. Bu saldırı, eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli biçimde değersizleştirildiğinin, gençliğin geleceksizleştirildiğinin ve okulların bile isteye sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır.

Bugün eğitim, çocuklarımıza umut vermiyor.

Bugün eğitim, gençlerimize gelecek kurdurmuyor.

Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanamıyor.

Çünkü bu sistem, onları hayata değil; çaresizliğe, öfkeye ve çıkışsızlığa sürüklüyor.

Ve işte o öfke, o umutsuzluk, bugün okul koridorlarında silah sesi olarak yankılanıyor!

Buradan soruyoruz:

En güvenli olması gereken yerler olan okullar nasıl oldu da en güvensiz alanlara dönüştü?

Bilimin, aklın, aydınlanmanın mekânı olması gereken okullar, nasıl oldu da çocukların camdan atlayarak canını kurtarmaya çalıştığı yerlere dönüştü?

Bu bir çöküştür!

Bu, eğitimde güvenlik politikasının iflasıdır!

Bu, öğretmeni yalnız bırakan, okulu kaderine terk eden anlayışın eseridir!

10 öğrenci, 4 öğretmen, 1 kantinci ve 1 polis memurunun yaralandığı, çocukların panikle camlardan atladığı bu saldırı artık “münferit” denilerek geçiştirilemez. Okullar eğitim yuvası olmaktan çıkmış, şiddetin kol gezdiği alanlara dönmüştür.

Biz Eğitim-İş olarak yıllardır uyarıyoruz!

Daha kısa süre önce öğretmenimiz Fatma Nur Çelik katledildiğinde söyledik:

“Okullarda şiddet artıyor, önlem alınmazsa daha ağır sonuçlar yaşanacak!”

Peki ne yaptınız?

Hiçbir şey!

Ne ciddi bir güvenlik politikası oluşturuldu,

Ne rehberlik ve psikolojik destek güçlendirildi,

Ne de eğitim emekçileri korunabildi!

Bugün öğretmenler ders anlatırken can güvenliğini düşünüyor.

Bugün öğrenciler okula giderken sağ salim eve dönebilecek mi diye hesap yapıyor.

Bu tabloyu yaratanlar bellidir!

Eğitimi bilimsellikten, laiklikten ve kamusal sorumluluktan koparanlardır.

Okulları ideolojik ve piyasacı anlayışlara teslim edenlerdir.

Sorumluluk almayanlardır!

Buradan bir kez daha açıkça uyarıyoruz:

Okullarda güvenlik bir temenni değildir, devletin asli görevidir!

Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri vitrin süsü değildir, hayati bir ihtiyaçtır!

Öğretmenin ve öğrencinin can güvenliğini sağlayamayan hiçbir yönetim bu sorumluluktan kaçamaz!

Eğer bir öğretmenin, bir öğrencinin daha saçının teline zarar gelirse, bunun siyasi ve idari sorumluları bellidir!

İşte bu yüzden buradayız!

İşte bu yüzden ARTIK YETER diyoruz!

Yaşanan bu saldırı, Eğitim-İş olarak geçtiğimiz günlerde başlattığımız “Güvenli Okul, Sağlıklı Eğitim İstiyoruz!” imza kampanyamızın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Biz bu ülkenin eğitim emekçileri olarak yalnızca eleştirmiyoruz; çözüm üretiyoruz, yol gösteriyoruz, sorumluluk alıyoruz.

Aylar değil, yıllardır söylüyoruz: Okullarda güvenlik tesadüfe bırakılamaz!

Kadrolu güvenlik görevlisinden rehberlik hizmetlerine, psikososyal destekten sağlıklı beslenmeye kadar dile getirdiğimiz tüm talepler; sadece fiziki iyileştirme talepleri değildir.

Bunlar, öğretmenin can güvenliğini, meslek onurunu ve öğrencinin yaşam hakkını koruma mücadelesidir.

Buradan bir kez daha, altını çizerek taleplerimizi kamuoyuna ve bu Bakanlığa ilan ediyoruz:

  • Okullarda revir ve sağlık görevlisi bulunmalıdır.
  • Okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli, girişlerde denetim sağlanmalıdır.
  • Okullarda yeterli sayıda kadrolu temizlik personeli görevlendirilmelidir.
  • Her öğrenci için ücretsiz, sağlıklı okul yemeği ve temiz içme suyu sağlanmalıdır.
  • Her okula rehber öğretmen atanmalı, öğrenci sayısına göre rehber öğretmen sayısı artırılmalıdır. Rehber öğretmenlerin raporları dikkate alınmalıdır.
  • Ülkemizdeki sosyal hizmetler sistemi geliştirilmeli ve okullarla sosyal hizmetler arasında ilişki kurulmalıdır.
  • CİMER üzerinden öğretmenler üzerinde kurulan baskıya son verilmelidir.
  • Kalabalık sınıflar azaltılmalı, yeni okul binaları ve derslikler yapılmalıdır.
  • Sanat ve spor dersleri güçlendirilmeli, okul takımları ve sanat kulüpleri yaygınlaştırılmalıdır.
  • Tüm okullar TSE güvenlik ve fiziki koşul standartlarına uygun hale getirilmelidir. Bu talepler lütuf değil, en temel haktır.

Bu talepler ertelenemez, görmezden gelinemez.

Bir kez daha söylüyoruz:

Okulları güvensiz bırakanlar, bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz.

Biz buradayız, takipçisiyiz ve bu mücadeleden geri adım atmayacağız.

Susmayacağız!

Alışmayacağız!

Normalleştirmeyeceğiz!

Eğitimde şiddete karşı gerçek, somut ve acil önlemler alınana kadar mücadelemiz sürecek!

 

Türk Eğitim Sen üyeleri adına açıklama metnini okuyan Orhan Akın, “artık susmuyoruz, şiddete karşı tek sesiz” dedi.

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde bir öğrencinin gerçekleştirdiği silahlı saldırı sonucunda, öğretmen ve öğrencilerimizin de aralarında bulunduğu 16 vatandaşımızın yaralanmış olması hepimizi derinden sarsmıştır.

Bu hain saldırıyı en güçlü şekilde kınıyoruz. Yaralanan eğitimcilerimize, öğrencilerimize, polisimize acil şifalar diliyor, ailelerine ve tüm eğitim camiamıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

Şiddet olayları eğitim camiamızın geleceğe dair endişelerini artırmakta ve acil önlem alınması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Fatma Nur Çelik öğretmenimizin katledilmesinin ardından çok kısa bir süre içinde yaşanan bu elim olay, eğitim camiamızda zaten var olan endişeyi daha da artırmış, hepimizi derin bir üzüntüye sevk etmiştir.

Ne yazık ki okullarımızda şiddet olayları sona ermemekte; güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim ortamı tam anlamıyla tesis edilememektedir.  Adeta ABD’de ve farklı ülkelerde yaşanan okul saldırılarına benzer bir tablonun ülkemizde de görülmesi çok ürkütücüdür. Bu durum, eğitim camiamızın geleceğe dair endişelerini artırmakta ve acil önlem alınması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır.

Biz ne ara, öğretmeninin önünde ceket ilikleyen öğrencilerin bugün silahla okullara girip öğretmenlerine kurşun sıkabildiği bir noktaya geldik?

“Eti senin, kemiği benim” anlayışından; öğretmeni tehdit eden, hatta fiziksel şiddet uygulayan, öğretmeni katleden veli ve öğrenci profiline nasıl ulaştık?

Öğrencilerimiz nasıl oldu da çeteleşmenin tuzağına düştü, mafyavari oluşumların içine sürüklendi, bu karanlık düzene teslim oldu?

Bakınız; okullar öğrencilere bilgi kazandıran, onları geleceğe hazırlayan; eğitimcilerimizin huzur ve güven içinde görev yaptığı, toplumsal değerlerimizin yaşatıldığı kurumlardır. Ancak okulların şiddet olaylarıyla anılması, ülkemizin geleceğini doğrudan tehdit etmektedir. Bu nedenle eğitim kurumlarında güvenliğin sağlanması vazgeçilmez bir zorunluluktur.

Her okula güvenlik görevlisi tahsis edilmelidir.

Bu noktada şiddetin önlenmesine yönelik güvenlik tedbirlerinin eksiksiz biçimde hayata geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Okulların kamera sistemleriyle donatılması, her okula güvenlik görevlisi ya da kolluk desteği sağlanması, giriş-çıkış kontrollerinin düzenli şekilde yapılması ve okul yönetimlerinin bu konuda daha güçlü biçimde desteklenmesi hayati öneme sahiptir.

Disiplin yönetmelikleri yeniden gözden geçirilmelidir.

Aynı zamanda okullardaki disiplin yönetmelikleri yeniden gözden geçirilmeli, öğretmenin etkisi ve eğitim sürecindeki rolü güçlendirilmelidir. Okullarda her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalı; okullardaki rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri etkin hale getirilmelidir. Bu tedbirler alınmış olsaydı bugün Fatma Nur Çelik öğretmenimizi kaybetmeyecek, Siverek’te yaşadığımız elim hadiseyle karşı karşıya gelmeyecektik. 

Okul-aile iş birliği artırılmalıdır.

Bununla birlikte okul-aile iş birliği artırılmalı, velilerin eğitim sürecine katılımı mutlaka sağlanmalıdır. Unutulmamalıdır ki öğrencilerin psikolojik gelişimleri ve sosyal ilişkileri, sorunların erken tespit edilmesi ve gerekli tedbirlerin zamanında alınması açısından büyük önem taşımaktadır.

Şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin daha da güçlendirilmesi bir zorunluluktur.

Tabii ki bu noktada en önemli tedbirlerin başında yasal düzenlemeler gelmektedir. Türk Eğitim-Sen olarak, okullarda şiddetin önlenmesine yönelik 2019 ve 2023 yıllarında iki kez kanun teklifi hazırlayarak, milletvekilleri aracılığıyla TBMM’ye ilettik. Bunun yanı sıra, caydırıcı tedbirlerin alınması amacıyla Öğretmenlik Meslek Kanunu’nda düzenleme yapılması için yoğun girişimlerde bulunduk ve bu sürecin hayata geçirilmesini sağladık.

Eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a mektup gönderdik, iş bırakma eylemleri gerçekleştirdik ve çok sayıda basın açıklaması düzenledik. Ancak bugün gelinen noktada, şiddete yönelik alınan tedbirlerin ve mevcut uygulamaların yeterli olmadığı açıkça görülmektedir.

Eğitim kurumlarımızda görev yapan her bir öğretmenimizin, eğitim çalışanımızın ve eğitim gören her öğrencimizin hayatı ve güvenliği en kıymetli öncelik olmalıdır. Bu nedenle okulların güvenliğinin sağlanması, şiddetin önlenmesine yönelik yasal tedbirlerin daha da güçlendirilmesi bir zorunluluktur.

“Güvenlik Zirvesi” düzenlenmelidir.

Öte yandan ülkemizde eğitim kurumlarında şiddete karşı kapsamlı bir “Güvenlik Zirvesi” düzenlenerek, konuyla ilgili tüm kurum, kuruluş ve paydaşların bir araya gelmesi sağlanmalı; zirvede sorun tüm yönleriyle etraflıca ele alınmalı, adeta bir seferberlik anlayışıyla kapsamlı bir değerlendirme yapılmalıdır.

Öğretmenlik Meslek Kanunu ile artırılan cezaların etkin ve tavizsiz bir şekilde uygulanması sağlanmalı; bunun yanı sıra caydırıcı ve etkili tedbirler ivedilikle hayata geçirilmelidir. Devletimizin ve toplumumuzun bu konuda etkin rol üstlenmesi, şiddeti önleyici kapsamlı tedbirlerin hayata geçirilmesi bir zorunluluktur.

Öğretmenin itibarı korunmalıdır.

Unutulmamalıdır ki, öğretmenin itibarı, devletimizin ve milletimizin itibarıdır! Bu itibarın sarsılması, toplumumuzun temel değerlerinin yerle yeksan olması anlamına gelir. Eğitimcilerimizi ve öğrencilerimizi şiddetten korumak hepimizin asli görevidir. Eğitimcilerin statülerinin yükseltilmesi, onlara kıymet verilmesi, okul ortamının şiddetten uzak tutulması geleceğimize yapılacak en önemli yatırımdır.

Şiddeti sıradanlaştıran yapımlar engellenmelidir.

Toplumumuzda çocuklarımıza kötü örnek teşkil edecek her türlü dizi, film ve yayın içerikleri durdurulmalıdır. Yayınlar düzenli olarak titizlikle denetlenmelidir. Çocuklarımızın oynadığı oyunlar, youtube, tiktok gibi platformlardaki içerikler ile sanal medya da bu kapsamda değerlendirilmelidir. Çeteleşmeyi özendiren, mafyavari oluşumları teşvik eden ve şiddeti sıradanlaştıran yapımların önüne geçilmelidir. 

Şayet eğitimcilerimizi ve öğrencilerimizi şiddet sarmalından uzak tutamazsak, okullarımız güvenli alanlar olmaktan çıkar ve adeta Teksas’a döner; böylece geleceğimiz de ciddi şekilde tehdit altına girer. Öğretmenler ve öğrenciler, okullarında kendilerini güvende hissetmeli; eğitim kurumlarında huzur içinde eğitim ve öğretim faaliyetlerini sürdürebilmelidir.

Biz susmuyoruz.

Şiddete karşı tek sesiz.

Okullar güvenli alanlar olana dek mücadelemiz sürecek.

Eğitimde şiddete sıfır tolerans!

Ülkemizin aydınlık, müreffeh geleceği şiddete kurban edilemez!

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir