İngiltere’yi 2-1 yenen Ampute Milli Takımımız Avrupa’da tarih yazdı

Engelli olmanın dünyanın sonu olmadığını kanıtlayan fenomen, Ampute Milli takımımızın varlığıdır. Hepsi engelli olan bu kahramanlar daha dün Avrupa tarih yazdılar. Hürriyet’in haberinden okuyalım.

Gülben Ergen, Avrupa şampiyonu olarak ülkemize büyük gurur yaşatan Ampute Milli Takımı ile Türk Futbol Federasyonu’nun Riva’daki tesislerinde buluştu. Büyük zaferin perde arkasını sporculardan dinledi.

Hepsi müthiş! Hepsinin gözünden başarının ışığı fışkırıyor! Onlar, engellerin engelsiz kaldığının ispatı… Ampute Milli Takım, Avrupa Şampiyonası’nda finalde İngiltere’yi 2-1 mağlup ederek şampiyon oldu.

Hepimizi gururlandıran kahramanlarla Riva’da bir araya geldim. Kimi bir kazada ayağını kaybetmiş, kiminin doğuştan bir ayağı yok. Hepsinin engellilere umut ışığı olacak mücadele hikâyelerini dinledim. İşte inançla birlikte gelen büyük zaferin öyküsü…

Öncelikle hepinizi tebrik ederim… Avrupa şampiyonluğu beklediğiniz bir başarı mıydı?

Fatih Şentürk: Finale kalacağımızı düşünüyorduk. 45 bin kişinin içinde kupayı İngilizlere vermek olmazdı, veremezdik.

Feyyaz Gözüaçık: Şampiyon olacağımızı hissetmiştik.

Engeliniz doğuştan mı?

Alican Kuruyamaç: Şu anda 25 yaşındayım. 6 yaşında trafik kazası geçirdim. Futbola 2009 yılında başladım. Kazadan sonraki süreçlerde protezi çok kırdım, top oynayacağım diye. 13 yaşından sonra ergenlikle birlikte sıkıntılar yaşadım.

Serkan Dereli: Doğuştan bir bacağım yok. Futbolu küçüklüğümden beri çok seviyordum. Kendim gidip oynayabileceğim bir takım aradım.

Kemal Güleş: 18 yaşındayım. 2011 yılında kaya düşmesi sonucu bacağımı kaybettim. 2013 yılında protez yaptırmak için Ankara’ya geldim. Ampute Milli Takım antrenörü Uğur Hoca’yla tanıştım. Beni futbola yönlendirdi. İlk başta “Oynamayacağım” dedim. Tek bacakla nasıl oynayacağımı bilmiyordum. Daha sonra milli takım kaptanı Osman Çakmak benimle konuştu. Beni sahaya çıkardı. “Sen bu işi yapacaksın, daha çok gençsin” dedi. Sonra Ankara’da kaldım. 3-4 ay çalıştım. Kanedyen kullanmayı öğrendim. Sonrasında da yavaş yavaş milli takıma yükseldim.

Selim Karadağ: Yanlış bir operasyon sonucu sağ kolum kısa kaldı. Tesadüf eseri ampute futbola başladım. Kalecilik yapıyorum. 2011 yılından beri milli takım oyuncusuyum.

Feyyaz: Doğuştan engelliyim. Çocukken sokak aralarında futbol oynardım. Spora ilk olarak tekerlekli sandalyede basketbol oynayarak başladım. Daha sonra ampute futbola devam ettim. Bir süre yüzme antrenörlüğü yaptım. Şu anda beden eğitimi öğretmenliği yapıyorum. 10 yıldır milli takımdayım.

Fatih: 10 sene önce 18 yaşındayken motosiklet kazasında sol ayağımı kaybettim. Çocukken futbola aşıktım. Anadolu’da babalar her zaman “Topçu mu olacaksın? Git okulunu oku” der. Babam yurtdışında çalışıyordu. O geldiği zaman mecburen oynamayı bırakıyordum. Kızıyordu. Ama şimdi karışamıyor. Uzun yıllar amatör olarak oynadım. Kazadan sonra 1 sene rehabilitasyon sürecim oldu. O süreç benim ampute futbol takımı ile tanıştırdı. Ama ben oynamak istemedim.

Bu kabullenememe süreci değil mi?

Fatih: Evet.

Alican: Hepimiz benzer süreçler yaşadık. Ayağını ya da kolunu kaybetmeyi kabullenemiyorsun.

Fatih: Utanıyorsun da. Mesela Alican liseyi bırakmış lütfen sorun…

Alican, liseyi neden bıraktın?

Alican: O dönem “Hayat Bilgisi” dizisi vardı. O dizide ayağı protezli bir temizlikçi karakteri vardı. Adı Mennan’dı. Okulda bana Mennan deyip dalga geçiyorlardı. Ben de bıraktım liseyi bu yüzden. Futboldan sonra artık hiçbir problem kalmadı. Şimdi kendi aramızda bunun esprilerini yapıyoruz.

BİZE ÖZGÜVENİ FUTBOL VERİYOR

Hepiniz inanılmaz özgüven sahibisiniz. Bu futboldan dolayı olan bir şey mi?

Alican: Avrupa şampiyonu olduk. O günden beri inanın uyumuyoruz. İnanılmaz ilgi görüyoruz. Sürekli ziyaretimize gelenler, medyanın ilgisi… Bunların hepsi futboldan oldu. Özgüveni de futbol veriyor. Biz kendi içimizde de bu konuyu çok konuşuyoruz. Mesela Ankara’da kaleci olan bir arkadaşımız var. İnsanların bakış açısı onu çok yormuş. Hâlâ kolunu gösteremez. Biz bu konuda onunla çok uğraştık. Kaptanımız da onunla çok konuştu. Ama hâlâ tişörtle gezemiyor. Bu biraz insanın kendinden kaynaklı bir şey. Biz sokakta gördüğümüz insanları da yönlendiriyoruz. Çünkü insanlar ne yapacaklarını çok bilemiyor.

İlk antrenmana geldiğiniz günü hatırlıyor musunuz?

Serkan: Hayatımda hiç baston yani kanedyen kullanmamıştım. Protezli arkadaşlarımla maçlar yapıyordum. Sonra beden eğitimi hocam “Yeteneğin var ampute takımına git” dedi. İlk başta gittim ama çok yorucuydu. Ellerim şişmişti. Bir süre bıraktım ama sonra gitmem için ısrar ettiler. Devam ettikçe sevmeye başladım. Kendime milli oyuncu olma hedefi koymuştum. Hedefime ulaştım.

Bundan sonraki hedefleriniz neler?

Fatih: 2018 Dünya Kupası’nda şampiyon olmak istiyoruz. 2014 yılında Meksika’da yarı finalde elendik.

– Alican: Maalesef son dakika yediğimiz gol yüzünden elendik.

İngiltere’yi 2-1 yenen Ampute Milli Takımımız Avrupa’da tarih yazdı Engelsiz  kahramanlar

AMPUTE’yi bir de Dış İşleri bakanı Çavuşoğlu’ndan dinleyelim.

EN BÜYÜK CESARETİ BİRBİRİMİZDEN ALIYORUZ

Hayatınızda en çok kimden cesaret aldınız?

Fatih: Kendi takım arkadaşlarımızdan. Çünkü dışarıda öyle bir özgüven verebilecek bir insan yok.

– Alican: Senden daha eskisi senin örneğindir. Ben yeni başlıyorum diyelim benden önce takımda olan arkadaşım bana örnek oluyor. Benden sonra gelene de ben örnek oluyorum. Bizde böyle.

Fatih: Normal futbol olmadığı için Messi ya da Ronaldo gibi isimleri sayamıyoruz. Herkes Messi olamaz ama bir ampute adayı.

Kanedyenle koşmak eminim daha yorucudur…

Alican: Artık alıştık. Bu bizim olmazsa olmazımız. Bir parçamız gibi. Bununla istediğimiz hareketi yapabiliriz. 1 haftada kullanmasını öğrenir 1 ay sonra da koşmaya başlarsınız. Göründüğü kadar zor değil.

Fatih: İlk başta biraz yorucudur. Hatta ilk hafta kollar ve omuzlarda ciddi ağrılar yapar. Ama sonra alışırsınız.

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


sanalbasin.com üyesidir