Hükümetin, Anayasaya aykırı olan çoklu baro çalışmasına tepkiler yükseliyor

Vatan Partisi Genel Sekreteri Utku Reyhan bir basın açıklaması yaparak, partisinin, üniter devletin üniter örgütleri olan meslek kuruluşlarının yapısal özellikleri ve seçim usulleriyle ilgili değerlendirmelerini kamuoyuna açıkladı. Başkan Reyhan, “çoklu baro Anayasa’ya aykırıdır” dedi.

AK parti Hükümeti’nin meslek kuruluşlarının yapılarını ve seçim yöntemlerinde değişiklik çalışmalarını basından öğrendiklerini belirten Reyhan, bu kuruluşların Anayasa’da tanımlandığını ve kanunla kurulduklarını vurgulayarak, “Türkiye’nin idari sisteminin ayrılmaz demokratik parçalarıdır. Anayasamızın 135. Maddesi’nde, bu kuruluşların seçim sistemlerinin kanunla belirleneceği belirtilmiştir” diye konuştu.

Vatan Partisi olarak meslek kuruluşlarının yapıları ya da seçim yöntemlerinin değiştirilmesinin söz konusu kuruluşların talepleri ve önerileri doğrultusunda yapılmasından yana olduklarını vurgulayan Reyhan, “meslek mensuplarının görüşleri ve talepleri alınmadan yapılan değişikliklerin ileride çok daha büyük sorunlara yol açacağı açıktır. Yine bu değişiklikler yapılırken anayasada belirtilen ‘mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak’ ilkesine uygun hareket edilmelidir” dedi.

Utku reyhan şu görüşleri savundu:

“Bir ilde birden çok baro kurulabilmesine olanak sağlayan düzenleme önerileri Anayasamıza göre kamu kurumu niteliğinde olan barolarımızın ve TBB’nin bu niteliğini ortadan kaldıracak, bu yönüyle Anayasa’ya da aykırı olacak önerilerdir. Tıpkı devletimiz ve devlet organlarımız gibi, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları da üniter bir yapıda olmak zorundadır. Baroları ayırmak yani birbiriyle bağı olmayan çoklu baro önerisi çözüm değildir. Hayata geçtiği zaman, birçok terör örgütü ya da çıkar grubu kendi barolarını kurarak, yasal zırha kavuşmuş olacaktır. Üstelik bir ilde kurulacak birden çok baronun mesleğin genel menfaatlerini savunamayacağı da açıktır.

“Gerek üst birlik genel kurullarını oluşturan delegelerin seçiminde gerekse oda/baro yönetim kurullarının seçiminde uygulanacak seçim usulleri belirlenirken bu kuruluşların önerilerinin alınması gerekmektedir. Bütün meslek kuruluşlarında aynı yöntemin uygulanmasına gerek yoktur. Alanın özgünlüğüne, ihtiyaçlarına ve taleplerine uygun davranılmalıdır. Bazı kuruluşlarda yönetim organlarının oluşumunda daha etkin çalışmanın, genel kurulların oluşumunda ise demokratik temsilin sağlanması esas olmalıdır. Bazılarında ise yönetim organlarında da temsilin artırılması düşünülmelidir. Ancak her türlü değişiklik önerisinde meslek kuruluşlarıyla istişare şarttır.

“Yurt sathına yayılmış oda/baroların, üst kurullarda daha adil biçimde temsil edilmesini sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır. Üst birliklerde birkaç büyük oda/baronun belirleyici olduğu düzenlemelere son verilmelidir.

“İl merkezlerinde odaların kurulmasını oda yönetim kurullarının ya da genel kurullarının keyfiyetine bırakan düzenlemeler değiştirilmeli, bir şubenin idari ve mali yükünü taşıyabilmek için yeterli olacak sayıda meslektaşın imzalı başvurusu üzerine odanın kuruluşu gerçekleşmelidir.

Kamu ve özel sektör ayrımı yapılmaksızın, mesleğini yerine getiren, mesleki faaliyetler ve işler içinde yer alan tüm meslek mensuplarına odalarına üyelik zorunlu hale getirilmelidir. Genel kurullarda oy kullanmayan üyeler için cüzi de olsa bir miktar idari para cezası öngörülmelidir. Bu yaptırım oda yönetimlerince takip edilmelidir. Meslek kuruluşlarında, üyelerin demokratik katılımını artırmak yönünde düzenlemeleri hayata geçirmek önemlidir.

Meslek kuruluşlarının mesleki denetim ve gözetim yetkileri ellerinden alınmamalıdır.

Yöneticilere huzur hakkı verilmesi türünden uygulamalar gözden geçirilmeli, buralardaki orantısız masraflara son verilmelidir.

“Türkiye’miz zorlu bir süreçten geçmektedir. ABD destekli PKK ve FETÖ ile mücadele devam ederken bir yandan da küresel virüs salgını ile mücadele yürütülmektedir. Bütün bu süreçlerde bazı oda/baro ya da birlik yönetimlerinin açıkça terör örgütlerinden yana saf tuttukları, bazılarının ise terörle ya da salgınla mücadelenin gereklerine uygun davranmayarak Türkiye’ye karşı konumlandıkları açıktır. Eylemlerinin ağırlığı gözetilerek gerektiğinde yargısal ve idari tedbirlerle üzerlerine gidilmelidir. Böyle süreçlerde bozgunculuk kabul edilemez. Ancak, bu çevreleri etkisiz hale getirmede esas olan siyasi mücadeledir. Büyük çoğunluğu oluşturan milli çizgideki meslektaşların el ele vererek Türkiye’ye karşı konumlanmış olan bir kısım oda/baro yönetimlerini Türkiye düşmanı güçlerden kurtarması bir zorunluluktur.

“Böylece tüm meslek odaları meslek mensuplarının hak ve menfaatlerini savunmada çok daha güçlü bir taban desteğine sahip olacak ve amaçlarına ulaşmada daha etkin çalışmalar yürütebileceklerdir.”

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir