Yükselen Asya sürecinde İran direnişinin sonuçları Bursa’da masaya yatırıldı

Avrasya’nın yükselişi sürecinde İran direnişinin sonuçları, Bursa Vatan Partisi İl Başkanlığının düzenlediği, konuşmacıları Vatan Partisi Lideri Dr. Doğu Perinçek, CHP 24. Dönem Milletvekili Ali Özgündüz ve İran Başkonsolosluğu Temsilcisi Ahmad Mohammadi olan “Yükselen Asya Sürecinde İran Direnişinin Sonuçları” panelinde masaya yatırıldı.

Günler öncesinden Vatan Partisi Bursa İl Başkanı Dilek Çınar, “Artık ABD, ülkeleri sopayla hizaya getirebilecek durumda değil. İran bunu tüm dünyaya gösterdi. Biz de bunları Bursa’da konuşmak adına, Genel Başkanımız Dr. Doğu Perinçek, önceki dönem Milletvekili Ali Özgündüz ve İran devletinden temsilciler ile bir araya geliyoruz.” diyerek çağrıda bulunmuştu.

Panel İstiklal Marşının okunmasını müteakiben İl Başkanı Dilek Çınar’ın açılış konuşmasıyla başladı.

Bursa Vatan Partisi Bursa İl Başkanlığının düzenlediği “İran Direnişinin Asya’nın Yükselişi Bağlamında ki Sonuçları” Paneline Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek, CHP 24. Dönem Milletvekili Ali Özgündüz ve İran Başkonsolosluğu katıldı.

“Ülkem İran İslam Cumhuriyeti adına katılmak benim için büyük bir onur ve ayrıcalıktır” diyerek ve

“Sözlerimin başında, Minab Kız Okulu’nun şehit edilen 168 öğrencisinin anısını saygıyla yad etmek ve mübarek Ramazan ayında dayatılan savaşın tüm şehitlerini, özellikle de şehit liderlerimizi anarak” konuşmasına başlayan İran Başkonsolosluğu adına katılımcı Ahmad Mohammadi, “İstanbul’daki İran İslam Cumhuriyeti Başkonsolosu adına bu seçkin konferansta bulunuyor ve kendisinin mesajını siz değerli katılımcılara iletiyorum.” dedi.

Mohammadi konuşmasının devamında şu ifadelere yer verdi:

“Her şeyden önce, tarihin bu kritik dönemecinde böylesine önemli bir konferansı düzenlediği için Vatan Partisi’ne içten teşekkürlerimi sunuyorum. Ayrıca bu saygın toplantıya katılmamız için yapılan davetten dolayı da minnettarım.
Değerli Kardeşlerim,
Hepinizin bildiği üzere, 28 Şubat 2026 tarihinde Siyonist rejim, Amerika Birleşik Devletleri’nin desteğiyle geniş çaplı İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik saldırılar, uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler Şartı’nın ilkelerinin açık bir ihlali niteliğindeydi. Bu saldırılar; üst düzey liderlerin, askeri komutanların ve masum sivillerin şehit edilmesiyle sonuçlandı.
İran halkının kırk günlük direnişi boyunca yalnızca sınırlı sayıdaki ülke İran’a açık destek verdi. Ancak biz, Türkiye’den farklı, dikkat çekici ve örnek teşkil eden bir duruşa tanıklık ettik.
İran ve Türkiye halkları arasındaki ilişkiler; derin tarihî, kültürel ve dini bağlara dayanmaktadır. Tarih boyunca milletlerimiz, hüzün ve sevinçte, zorlukta ve refahta birbirlerinin yanında durmuşlardır. Bu kırk günlük direniş sürecinde de hem Türkiye hükümetinin hem de Türk halkının gösterdiği dayanışma ve empati açıkça ortaya konmuştur.
Bu vesileyle, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın; Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş’un ve Türkiye Dışişleri Bakanı’nın açık ve net desteklerinden dolayı özel teşekkürlerimizi ifade etmek isterim.
Ayrıca Türkiye’deki siyasi partilere, özellikle Vatan Partisi’ne ve saygıdeğer lideri Doğu Perinçek’e; çeşitli mitingler ve kamu girişimleri aracılığıyla İran’a verdikleri sarsılmaz destek nedeniyle içten takdirlerimi sunmak isterim.
Ayrıca, çeşitli şehirlerde gösteriler düzenleyerek ve destek ifadelerinde bulunarak İran halkıyla dayanışma gösteren sivil toplum kuruluşlarına ve sivil toplum gruplarına teşekkür etmek isterim.
Türk medyasının İran halkının direnişinin gerçeklerini aktarmadaki rolü de önemli olmuştur ve içten bir takdiri hak etmektedir.
Şimdi, bu konferansın ana gündemine geri dönelim.
Değerli Katılımcılar,
Son savaştan sonra dünya artık eskisi gibi olmayacak. Bu çatışma, uluslararası sistemi büyük bir dönüşümün eşiğine getirmiş ve uluslararası ilişkileri yeni bir döneme sokmuştur. Bu yeni dönemin tanımlayıcı özellikleri arasında şunlar yer almaktadır:
Mütekebbir (kibirli) güçlerin zayıflaması; özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in bölgesel işlerdeki azalan nüfuzu;
Bazı bölgesel devletlerin, Amerikan güvenlik garantilerinin güvenilirliğine olan inancının sarsılması;
İran’ın Orta Doğu güvenlik mimarisindeki konumunun güçlenmesi ve gelişmekte olan dünya düzeninde İran’ın etkili bir aktör olarak giderek daha fazla kabul görmesi.
Uluslararası sistemin geleceğini şekillendirmede Asya’nın giderek daha merkezi bir rol üstlenmesiyle birlikte, yeni bölgesel ve küresel güçlerin yükselişi.
Sonuç olarak, İslam Cumhuriyeti yetkililerinin defalarca vurguladığı üzere, İran komşu ülkelerinin hiçbirine karşı düşmanlık beslememektedir.”
Dr. Perinçek ile Milletvekili Ali Özgündüz ve İl Başkanı Çınar’ın konuşma metinleri geldikçe okuyucularımızın bilgilerinize sunulacaktır.

KAHRAMANLAR COĞRAFYASI

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, konuşmasında kutlu bir zamanda buluştuğumuzu belirterek şu mesajları verdi:

“Yeni bir dünya kuruluyor. Bu yeni dünyanın kuruluşunda bir ön cephemiz var. İnsanlığın ön cephesi. İran, insanlık için savaşıyor. Türkiye’miz için de savaşıyor. Filistin, o kahramanlar, onlar da bütün insanlık için savaşıyorlar. HAMAS, Hizbullah, Yemen, özellikle bizim coğrafyamız, Batı Asya, insanlığın ön cephesi oldu. Kahramanlar coğrafyası oldu.
“Türkiye de bir ön cephe ülkesi. Doğu Akdeniz’e ABD, İsrail, Yunanistan bir ittifak oluşturmuş. Namlularını Türkiye’ye çevirmiş. Tatbikatlarına intikam masallarıyla isimler koymuşlar. Ege’ye bakıyoruz; yine Amerika Birleşik Devletleri Ege adalarına yığınak yapıyor. Trakya’dan batımıza doğru bakıyoruz; daha bir yıl önce ABD, İsrail, Yunanistan, NATO bize karşı tatbikatlar yaptı. Meriç Nehri’ni geçme tatbikatları. Meriç Nehri’ni geçtiğiniz zaman tanklar toplar, asker, hangi coğrafyaya giriyor? Türkiye topraklarına.
“Henüz İsrail’in, Amerika’nın, Yunanistan’ın topları, tankları kapımızı çalmıyor. Ama o tatbikatlar, o askeri hazırlıklar bize geleceğimizle ilgili bir haber veriyor. Korkuyor Batı dünyası. Türkiye ellerinden kaçıyor. Türkiye Doğu’ya yöneliyor. Dolayısıyla biz İran’ın savaşını, kardeşimiz Filistinlilerin Gazze’deki savaşını, kardeşimiz Yemenlilerin savaşını, bugün Lübnan topraklarında evlerinden, yurtlarından sürülmek zorunda kalan, yine kahramanca savaşan o Lübnanlıların, Hizbullah’ın savaşını balkondan seyredemeyiz. Bu savaşın bir parçasıyız. Namlular Türkiye’ye dönükse yarın o namlulardan Türkiye’ye mermiler atılacak, toplar atılacak, o tanklar bizim üzerimize yürüyecek.
DİRENİŞİN MATEMATİĞİ
“Şehadeti göze alan İran büyükleri sayesinde İran o büyük direnişi gösterdi. Ama aynı zamanda aklıyla, bilimiyle… Stratejiyi kurmuş. Amerika/İsrail saldırısını nasıl göğüslerim? Orada Rusya’sı ile Çin’i ile bir insanlık cephesi oluştu. Bütün Arap halklarıyla. Ta Nikaragua’sı, Küba’sı, Meksika’sı, İspanya’sı, Hristiyanlar da bakın bu çok önemli. İran İslam Cumhuriyeti’nin cephesinde kim var? Katolik İspanya’nın başbakanı da var. Avrupa halkları var. İran’ın, etrafında toplayan stratejiyi iyi ezberlememiz lazım. Bu strateji bize lazım. Düşmanın kim? Dostun kim? Bu bir matematik. İran çok iyi hesap etti. Bizim de Amerika, İsrail merkezli tehditleri caydırmak için, savaşı önlemek için, bölgemizi savaştan kurtarmak için bölgemize ve bütün insanlığa barışı getirmek için önemli bir gücü oluşturmamız lazım.
‘AMERİKA VE İSRAİL BU MATEMATİKTEN KORKUYOR’
“Türkiye, Rusya, Çin, İran İttifakı fikrini Vatan Partisi on yıllardır savunuyordu ama şimdi ne oldu? Türk Devleti’nin içinden, Türkiye’nin yönetici güçlerinin içinden de bu fikir yükselmeye başladı. Türkiye, Rusya, Çin, İran İttifakı. Bu bir matematik. Amerika ve İsrail bu matematikten korkuyor. Onun için Ankara’da NATO toplantıları düzenliyorlar. Sayın Devlet Bahçeli’n de ifade ettiği gibi Amerika ve İsrail şer ittifakına karşı Türkiye, Rusya, Çin, İran İnsanlık İttifakı. Bu insanlığın kaderini belirleyecek bir ittifaktır. İnsanlığın kaderi şimdi bu coğrafyada bir imtihandan geçiyor.
TÜRKİYE’NİN PROGRAMI
“Türkiye’nin önüne bir program çıkmıştır: Üreten Türkiye. Bir üretim ekonomisi kuracağız. Üreten bir ülkeyiz. Bizim büyük servet sahiplerimizin 500 milyar dolar değerindeki servetleri Batı bankalarında, Londra bankalarında, New York bankalarında, İsviçre bankalarında. Biz o kadar çok değer yaratmışız. 500 milyar dolar değerinde altın kasalarda. Bir irade lazım Türkiye’ye. O irade, yurt dışındaki 500 milyar doları öyle ricalarla, micalarla, vergi indirimleriyle değil kanun çıkartarak devletin gücüyle getirecek. Kimsenin malına mülküne el koymuyoruz ama burada yatırım ve üretim olacak.
‘TÜRKİYE’Yİ BÜTÜNLEŞTİRECEĞİZ’
“Türkiye’nin ikinci sorunu Bütünleşen Türkiye. Türkiye’mizi bütünleştireceğiz. Amerika, İsrail, Türkiye’yi bölmeye kalktı. Şimdi ne oldu? Bu kadim toprakların bizim vatanımızın bir parçası, milletimizin de bir parçası olan Kürtlerimiz de uyandı ve bir ‘Terörsüz Türkiye’ veya onun adını daha doğru koyalım, ‘Bütünleşen Türkiye’ sürecine girmiştir. Bunu sonuna götüreceğiz. Türkiye’mizi bütünleştireceğiz. Devlette ve millette bütünleştireceğiz.
‘NAMUSLU TÜRKİYE’
“Üçüncü program Namusluların Türkiye’sini kuracağız. Böyle vurducuların, kırdıcıların, yiyicilerin, belediyeleri yağma şirketine dönüştürenlerin Türkiye’si değil. Namusuyla çalışan, alın teriyle kazanan, üretim yapan, dürüst… Bizim namusumuza el uzattılar, insanlarımızı bozdular. Bizi bencil yapmak, bireyci yapmak, benbenci yapmak… Batı’dan gelen şeyler bunlar. Düşmanlığı olmadan silahı çekecek, tanımadığı gençleri, çocukları gidecek Maraş’ta vuracak, Urfa’da vuracak, var mı böyle bir şey Türkiye tarihinde? İran tarihinde var mı? Yok. Bu bize nereden geldi? Amerika’dan geldi. Batı’dan geldi.
YÜCE EŞİTLİK
“Abduhu! Nedir? Hz. Muhammed Peygamberimiz, Resulullah ve Abduhu. Allah’ın elçisidir ama aynı zamanda Allah’ın kuludur. Sayın Konsolosumuz da Allah’ın kulu, Ali Özgündüz de Allah’ın kulu, Dilek kardeşimiz de Allah’ın kulu, ben kardeşiniz de Allah’ın kulu, Hz. Peygamberimiz de Allah’ın kulu. Bu yüce bir eşitlik duygusu. Bizi peygamberle eşitleyen çok üstün bir eşitlik duygusudur. Bu büyük kültürü yeniden canlandıracağız. Benbencilik yok. Başkasının alın terine el koymak yok. Türkiye’nin önünde bir de namusluların Türkiye’sini, maneviyatı inşa etmek meselesi var. Sen dedikten sonra artık ben olmaz. Nefsini öldüren büyük bir kültürden geliyoruz. O kültürü yeniden ayağa kaldıracağız. Yeniden fedakarlık kültürü koyacağız.
PROGRAMIMIZI HAYATA GEÇİRECEĞİMİZ İKLİM
“Bu programı bir iklimde hayata geçirebiliriz. Kendi irademize sahip olduğumuz, kendi kararlarımızı verdiğimiz bir iklim. O iklim batı iklimi değil. Hala başkentimizi Brüksel yapmak isteyenler var! Sıfat bulamıyorum onlara! ‘Brüksel başkentimiz olsun. Avrupa Birliği’ne girelim.’ Ya Avrupa Birliği batıyor. Sen nereye giriyorsun? Batığa gidiyorsun.
“Kendi irademizi hayata geçireceğimiz, bir üretim ekonomisi kuracağımız, kardeşliği gerçekleştireceğimiz, milletimizi, devletimizi bütünleştireceğimiz, maneviyatımızı bencillikten kurtaracağımız o dünyayı ancak Türkiye, Rusya, Çin, İran İttifakı içinde gerçekleştirebiliriz. Bu ittifak bir basit dış politika seçeneği değildir. O ittifakla biz bir dış politika kurmuyoruz. Onun ötesinde yeni bir Türkiye kuruyoruz. Yeni bir Türkiye; kardeşlerin Türkiye’si, üretenlerin Türkiye’si, bütünleşenlerin Türkiye’si, birbirine gül alıp gül verenlerin Türkiye’si… Öyle bir Türkiye’yi biz Türkiye-Rusya-Çin-İran İttifakı içinde, dolayısıyla Yükselen Asya medeniyeti içinde kurabiliriz.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir