KALBİMİZ BAKÜ’DE ATTI

“Dünyada bizim gibi birbirine yakın ikinci ülke tapılamaz. Gelebemize bizim geder sevinen Türk bacılarımıza gardaşlarımıza öz minnettarlığımı bildirirem” İlham ALİYEV

10 Aralık günü  Bakü’de attı kalbimiz.

“iki devlet bir millet” değil, bir millet bir devlet olduk. 

Toplu vurdu yüreklerimiz Azatlık Meydanında.

Sevincini paylaştık kardeşlerimizin, kederini paylaştığımız gibi.

Atatürk’ün dediği gibi oldu.

Rusya, Fransa, İsrail, Amerika, İran ve tabi izlemeye tahammülleri kaldıysa Ermenistan’ın da gözleri o meydandaydı elbette.

 28 yıl öncesine gidelim şimdi.   İşgalin üzerinden bir yıl geçmişti henüz . Ağdamın düşüşünü Şeki’li Nazım Amcanım evinde televizyondan haber almıştık. Bakü’deydik o sıra.

Zehir olmuştu bize o akşam.

Şehitler geliyordu “Şehitler Hıyabınına” peş peşe,  Dolup taşıyordu kabristan. Anaların feryatları yürekleri sızlatıyordu.

 Halkan kiminle konuşsak;

 ”Meherebe gutarsa yahşı olacak “  diyorlardı.

 Bunu dileyenlerin kaçı hayattalar şimdi bilmiyorum onu. Bir kısmı görebildiler bu günü.  Çocukları, torunları gördüler bir kısmının da. 

 İşgal edilen toprakların geri alınışının kutlaması yapıldı dün. 

Doldu taştı Azatlık Meydanı bir daha. 

 1993 yılında Bakü’ye Rus askerinin girdiğinde toplanmıştı aynı kalabalık. Elçibey  kürsüdeydi o zaman.  Türk yıldızlarının gösterilerini görebilmek için toplanmıştı yine bir milyonu aşkın insan bundan bir kaç yıl  önce .

Üstüne çıkıldı dün bütün bunların. 

“Covid 19” belası da mani olamadı ona.

“Bakü’de olmak vardı şimdi” dedim içimden. Halkın arasına karışmak. Duygularını duymak.

Selamlamak iki ayrı ordusunu aynı milletin.

Dev Lenin heykeli vardı hükümet binası önünde 1991 yılında. Eli havada kendi adını taşıyan meydanı selamlıyor vaziyette.  İki yıl sonra gittiğimizde Azerbaycan bayrağının dalgalandığını görmüştük heykelin yerinde.

Türk bayrağı geçti dün önünden onun düşmana korku salan  “Bayraktar” isimli SİHA’sıyla. Mavi bereli Bolu Dağ Komando Birliği inletti meydanı uygun adımlarla

“Şehitler ölmez vatan bölünmez” nidalarıyla . Karabağ’da şehit düşen asker sayısınca 2783 Mehmetçikle . “Kafkas İslam Ordusu” girmişti o meydana daha önce 1918 yılında. Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa komutasında.

Yolda koymamıştı gözünü yol gözleyenlerin.

Ağdam, Şuşa, Kelbecer,  Lâçin, Cebrail, Harı bülbül, Su Kovuşanın gözleri yolda şimdi de. Otuz yıl ayrı kaldılar sahiplerinden.

 Bir milyon yurdundan edilmişin geri dönüşü olacak yakında.

Bayrak asılacak bina bırakmamış Ermeni terkettiği yerlerde.

 İmar edilecek şimdi Karabağ yeniden.

Ata yurduna dönecek otuz yıllık evsiz yurtsuz yol gözleyen.

2783şehit, 1245 gazi ve yek vücut bir milletin 44 günde yazdığı destanın adıdır  bu.

“Düzü budur bu dünyada gücün varsa sözün haktır” demişti Bahtiyar VAHAPZADE.

O güne o güce kavuştuğu içindir ki sözünü kabul ettirtebilmiştir bugün  Azerbaycan.

 Galibiyetin sahibi Azerbaycan,  ortağı ise Türki’yedir. Onda şüphe yoktur.

 Teşekkür ederiz devletimize bu kararlı duruşu gösteren yöneticilerimize.

Bir zaferdir  ki o eşdeğerdedir   “Millî mücadelemizle” bizim. 

Kalmayacaktır orada çok şeyi değiştirecektir bu zafer. “Hayalimden neler neler de geçer” “Laleler” türküsünde geçtiği gibi. Demeyim şimdi .Ömrü yeten görecektir.

 Belini doğrultması zor olacaktır artık Ermenistan’ın. Ağababalarının maddi destekleri de yetmeyecektir ona.

 Diyor ki bir Karabağ yetimi yavrumuz,

  Derdi ki atam;

“Kan su ile bulanırsa olur balçık.

Kan toprakla bulanırsa olur vatan”

Onun bilincindedir Azerbaycan. 

 “Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır. 2783 şehit sayesinde kutlanmaktadır bugün bu zafer. Ruhları şad olun şehitlerimizin.   “Zafer Günü”  kutlu olsun kardeşlerimizin. 

Atmaya devam edecektir bu kalp orada hep.   Nice şikestelerini dinleyeceğiz Karabağ’ın bundan böyle.

 Kulağımız da olacak orada anlayacağınız.

 “Ayrılır mı gönül candan,

 Azerbaycan,  Azerbaycan”

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir