Milli Parkları kapatmak isteyen sarayın doğa ve orman politikası ne olacak?

Kuşu tabakta, balığı ızgarada, ağacı şöminede seven anlayış Türkiye’nin doğa politikası haline geliyor. 12 Eylül cuntasının kapattığı Milli Parklar, Türkiye’nin en çok ihtiyaç duyduğu dönemde Cumhurbaşkanı kararı ile kapatılıyor. İşte taslağın ayrıntıları…

Türkiye’nin en köklü doğa koruma kurumlarından biri olan Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) Cumhurbaşkanlığı kararı ile kapatılacak. Konuyla ilgili hazırlanan taslak, Cumhurbaşkanlığına gönderildi. 1958 yılından bu yana çeşitli bakanlıkların çatısı altında Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğini ve doğal alanlarını koruma yükümlülüğünü yerine getiren kuruluş, 1976’da genel müdürlük haline getirildi. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından kapatılan kurum, dönemin Tarım, Orman ve Köyişleri Bakanlığı bünyesinde daire başkanlığı olarak yapılandırılmıştı. Darbe döneminde yönetimi pasifleştirilen Milli Parklar, özellikle Ege ve Akdeniz sahillerindeki kıyı ve orman yağmasıyla mücadelede aktif olamadı. 1991’de bu büyük yanlıştan dönülerek yeniden genel müdürlük statüsü verilen kurum, Türkiye’nin en çok ihtiyacı olduğu bir dönemde bir kez daha kapatılıyor. Ulaşıp incelediğimiz Mili Parklar’ın idam fermanı olan taslak, Türkiye’nin doğal alanlarının da şirket yönetir gibi yönetileceğini ortaya koyuyor. Bir başka deyişle, kuşu tabakta, balığı ızgarada, ağacı şöminede seven anlayış Türkiye’nin doğa politikası haline getiriliyor…

Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde, bir genel müdürlük ve 15 ayrı bölge müdürlüğü teşkilatı ile faaliyet gösteren Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) kapatılıyor. Konuyla ilgili hazırlanan taslak, Cumhurbaşkanlığına gönderildi. Ulaşıp inceleme fırsatı bulduğumuz taslağa göre kapatılması planlanan DKMP Genel Müdürlüğü, 3 ayrı daire başkanlığına bölünerek Orman Genel Müdürlüğü (OGM) içinde eritilecek. Kurumun tüm mal varlığı ile yürüttüğü iş ve işlemler de bu OGM’ye devredilecek.

MİLLİ PARKLAR’IN İDAM FERMANI OLAN TASLAĞI İNCELEDİK

Ulaşıp incelediğimiz Mili Parklar’ın idam fermanı niteliğindeki taslak, eski Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun sıklıkla tekrarladığı “devlet ormancılığından millet ormancılığına geçiyoruz” ifadelerinin en yaygın ve köklü biçimde hayata geçirileceğini gösteriyor. İktidarın bütün kamunun ve canlı yaşamın ortak varlığı olan orman ve doğal alanları ticari bir işletme gibi yönetme isteğinin yansıtıldığı taslak, korunan alanların bütün yetkisini OGM’nin elinde topluyor.

ORMAN, İMAR, MESİRE VE İŞLETME KAVRAMLARI YENİ DÖNEMİN ÖZETİ

Taslakta, Orman Genel Müdürlüğü’ne verilen yetkiler özetle şöyle sıralanıyor: Orman kaynaklarını; ekolojik, ekonomik ve sosyo-kültürel faydalarını dikkate alarak, bitki ve hayvan varlığı ile birlikte, ekosistem bütünlüğü içinde idare etmek… Orman alanlarını ve ormanlara ilişkin hizmetleri artırmak, ormanları imar ve ıslah etmek, silvikültürel bakımını ve gençleştirilmesini sağlamak… Ormanları teknik, sosyo-kültürel, ekolojik ve ekonomik icaplara göre işletmek, orman ürünlerinin üretim, taşıma, depolama iş ve işlemlerini yapmak ve yaptırmak, bu ürünleri yurt içinde ve yurt dışında pazarlamak. Mesire yerleri, kent ormanları, araştırma ormanları, ağaç parkı (arboretum) sahaları, orman içi biyoçeşitlilik koruma alanları, model orman, muhafaza ormanı alanlarının ayrılması, korunması, işletilmesini ve işlettirilmesini sağlamak.

ANAHTAR KELİMELER: ÖZEL AĞAÇLANDIRMA, BİNA, TESİS, İMAR VE İHYA

Orman sınırları içinde veya orman sınırları dışında her türlü arazide; ağaçlandırma, erozyon kontrolü, ormanla ilgili mera ıslahı, çölleşme ile mücadele, sel ve çığ kontrolü çalışmalarını yürütmek… Gerçek ve tüzel kişilerin özel ağaçlandırma, imar-ihya, erozyon kontrolü çalışmaları ile fidanlık tesis etmesi, işletmesi ve pazarlamasını desteklemek. Orman ekosistemlerinin sunduğu ürün ve hizmetlerden azami seviyede istifade edilmesini sağlamak üzere döner sermaye işletmeleri ve gerekli diğer birimleri kurmak ve işletmek, gerektiğinde kapatmak, her türlü malzeme, arsa, arazi, bina, tesis, tesisat satın almak veya kiralamak, gerektiğinde takas yapmak; bunların bakım ve onarımlarını yapmak, yaptırmak, hizmetlerin gerektirdiği makineler ile hizmet vasıtalarını sağlamak, bakım ve revizyonlarını yapmak, yaptırmak.

ÖZEL SEKTÖR VE STK’LAR ORMAN ÜRÜNLERİNİ PAZARLAYABİLECEK

Orman ürün ve hizmetlerinin kullanımını yaygınlaştırmaya yönelik çalışmalar yapmak, her türlü orman ürünü üreten, işleyen, pazarlayan, ithalat ve ihracatını yapan özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve üniversiteler ile yakın işbirliği içinde çalışmak, yurt içinde ve yurt dışında danışmanlık yapmak, projeler uygulamak, ormanlar ve ormancılıkla ilgili olarak kamuoyunu bilinçlendirici her türlü faaliyette bulunmak. Ormancılık faaliyetlerinin geniş kitlelere yayılmasını sağlamak ve orman yangınlarının önlenmesi ile ilgili kamuoyunun bilinçlendirilmesi amacıyla orman gençlik ve spor kulüplerine, ait olduğu yılı başındaki döner sermaye bütçesinin binde ikisini geçmemek üzere transfer niteliğinde yardım sağlamak.

MİLLİ PARKLAR KANUNU, OGM TARAFINDAN YÜRÜTÜLECEK

Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları ve sulak alanların tespiti, bunlardan Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca tescil edilenlerin korunması, geliştirilmesi, tanıtılması, yönetilmesi, işletilmesi ve işlettirilmesi ile ilgili işleri yürütmek ve denetlemek. 2873 sayılı Millî Parklar Kanunu ile verilen görevleri yürütmek.”

YENİ DAİRE BAŞKANLIKLARI VE GÖREVLERİ

Kapatılacak olan DKMP Genel Müdürlüğü ise Korunan Alanlar Dairesi Başkanlığı, Doğa Koruma Dairesi Başkanlığı ile Yaban Hayatı ve Av Yönetimi Dairesi Başkanlığı adı altında üçe bölünecek. Buna göre Korunan Alanlar Dairesi Başkanlığı’na verilen görevler, “Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları ve sulak alanların tespiti, bunlardan Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca tescil edilenlerin korunması, geliştirilmesi, tanıtılması, yönetilmesi, işletilmesi ve işlettirilmesi ile ilgili işleri yürütmek ve denetlemek” şeklinde belirlendi.

2873 sayılı Millî Parklar Kanunu ile verilen görevleri de yürütecek olan yeni daire başkanlığı, orman ve orman rejimine tabi yerlerde tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanları ile sulak alanları ve benzeri koruma alanlarının tescil ve ilanını yapmak, Genel Müdürlükçe verilen benzeri görevleri yapmakla yükümlü olacak.

BİTKİ VE HAYVAN TÜRLERİ DOĞA KORUMA DAİRESİNİN SORUMLULUĞUNDA

Uluslararası sözleşmeler ile koruma altına alınan bitki ve hayvan türleri ile alanların korunması konusundaki görev ve yetkiler ise OGM bünyesinde yeni oluşturulacak Doğa Koruma Dairesi Başkanlığı’na veriliyor. Kurumun görevleri arasında ayrıca görev alanıyla ilgili olarak bitki ve hayvan türü genetik kaynaklarının muhafazası ve iyileştirilmesi ile ilgili iş ve işlemleri yürütmek, Genel Müdürlükçe verilen benzeri görevleri yapmak da bulunuyor.

GÖLLER VE SULAK ALANLAR ‘AVLAK’ GİBİ YÖNETİLECEK

Yeni oluşturulacak Yaban Hayatı ve Av Yönetimi Dairesi Başkanlığı ise göl ve sulak alanları adeta “avlak” gibi yönetecek. OGM bünyesinde faaliyet gösterecek olan kurumun görev ve yetkileri de şöyle sıralanıyor: “Yaban hayatı ve kara av kaynakları ile orman içi su kaynakları, dere, göl, gölet ve sulak alanların ve hassas bölgelerin korunması, geliştirilmesi, kara avcılığının düzenlenmesi, av kaynaklarının işletilmesi ve kontrolü ile ilgili her türlü etüt, envanter, planlama, projelendirme, uygulama ve izlemeye ilişkin iş ve işlemleri yapmak veya yaptırmak, bu hizmetlerle ilgili tesisleri kurmak veya kurdurmak, Kara avcılığını düzenleyen mevzuat ile ilgili iş ve işlemleri yürütmek, Hayvanların korunmasına yönelik çalışmaları, ilgili bakanlık, kurum ve kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşlarıyla işbirliği içinde yapmak, yaptırmak, bu konuda yürütülen faaliyetleri desteklemek, denetlemek veya denetlenmesini sağlamak, Genel Müdürlükçe verilen benzeri görevleri yapmak.”

KAPATILAN GENEL MÜDÜRLÜKLERİN UZMAN PERSONELİ NE OLACAK?

Kapatılan Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğünde görevli uzman personel ise Tarım ve Orman Bakanlığınca uygun görülmesi halinde Orman Uzmanı ve Uzman Yardımcılığı kadrolarına, diğer personel de Orman Genel Müdürlüğünde durumlarına uygun kadro veya pozisyonlara 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin mülga ek 18 inci maddesine göre atanacak.

TÜRKİYE’NİN SULARI İNŞAATÇI BİR KURULUŞ OLAN DS’YE EMANET

Cumhurbaşkanlığı kararı ile kapatılması planlanan bir diğer kurum ise Su Yönetimi Genel Müdürlüğü. Bu kurumun görev ve yetkileriyle her türlü mal varlığı ve yürütülen projeler DSİ’ye devredilecek. Özerk bir kurum olması gereken Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün, Türkiye’nin su kaynaklarını oy kaygısı vepopülizm uğruna oldukça kötü yöneten bir kurum olan DSİ’ye bağlanacak olması endişeleri artırıyor. Son yıllarda plansız şekilde hızlandırılan gölet ve baraj projelerinin yanında bütün dereleri bir inşaat alanı olarak gören ve “ıslah” adı altında betonlaştıran DSİ’nin su gibi yaşamsal ve stratejik bir konuya inşaat mühendisi gözüyle bakacak olması da su kısıtı çeken ülkeler arasına giren Türkiye’nin geleceği için soru işaretlerini çoğaltıyor.

TÜRKİYE COĞRAFYASININ YÜZDE ÜÇÜNÜN YÖNETİMİ EL DEĞİŞTİRİYOR

Kapatılacak olan DKMP Gelen Müdürlüğü’nün denetim ve sorumluluğunda bulunan korunan alanların toplamı 3 milyon 120 bin 160 hektarı buluyor. Türkiye’nin yüzölçümünün 78 milyon hektar olduğu düşünülürse bu oran yaklaşık ülke toprakların yüzde 3’ünü oluşturuyor. Bu oran, ayrıca Belçika’dan daha büyük bir alanı kapsıyor.

DÜZENLEME, TÜRKİYE’Yİ ULUSLARARASI ALANDA ZORA SOKABİLİR

Konuyla ilgili görüşüne başvurduğumuz konunun uzmanı yetkililer, doğa koruma bilincinin bütün dünyada gelişmesi ve bu konuda atılan adımların hızlandığı bir dönemde Türkiye’nin tersi yöndeki bu adımını endişe verici bulduklarını belirtiyorlar. Kapatılacak olan DKMP Genel Müdürlüğü, Türkiye’nin de taraf olduğu 10 ayrı uluslararası sözleşmenin yürütülmesinden sorumlu. Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme, Bern Sözleşmesi (Avrupa Yaban Hayatının Korunması Sözleşmesi), Ramsar Sözleşmesi (Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme), Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, CITES Sözleşmesi (Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme), Bükreş Sözleşmesi (Karadeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi) Karadeniz’de biyolojik çeşitliliğin ve peyzajın korunması protokolü, Floransa Sözleşmesi (Avrupa Peyzaj Sözleşmesi) ve Uluslararası Doğayı Koruma Birliği (IUCN), Avrupa Çevre Ajansı (AÇA) gibi uluslar arası sözleşmelerin doğurduğu yükümlülükleri Türkiye adına yerine getirmeye çalışan kurumun, koruma kavramından çok “işletme” bakışının öne çıktığı yeni yapılanması bu alanda Türkiye’yi zora sokabilir.

DÜNYADA MİLLİ PARKLAR NASIL YÖNETİLİYOR?

Korunan alanlar, doğa koruma ve biyolojik çeşitlilik kavramları içerdiği tematik alanlar bakımından birçok disiplinin, yönetim bakımından da birçok kurum ve kuruluşun faaliyet alanına girerken, birçok bilim dalını içine alıyor. Güçlü ve kapsamlı bir kurumsallaşma ve uzmanlaşma ihtiyacı doğan bu alanda önemli bir yol kat eden kimi Avrupa ülkelerinde merkezde bakanlık, altında genel müdürlük seviyesinde korunan alanlar birimi bulunuyor. Bunun yanında doğa koruma veya av-yaban hayatı konularıyla ilgili müstakil hizmet birimlerine de teşkilat şemalarında yer veriliyor. Örneğin İspanya’da Milli Parklar Genel Müdürlüğü, İngiltere’de bağlı kuruluş olarak Doğa Koruma birimi sayılabilir. Doğa koruma konusundaki öncü ülkelerden olan ABD’de ise milli park idaresi merkezi hükümete bağlı olarak kurulurken, kurum bünyesinde yaban hayatıyla ilgili ayrı bir idareye daha yer veriliyor. Japonya’da ise merkezi hükümete bağlı Doğa ve Parklar Birimi bulunuyor.

12 EYLÜL CUNTASI DA MİLLİ PARKLARI KAPATMIŞTI

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün güçlendirilerek tüzel kişiliğe sahip kılınması beklenirken kapatılıp Orman Genel Müdürlüğü bünyesine dâhil edilerek 3 daire başkanlığına indirgenmesinin, Türkiye’nin doğa koruma konularında zafiyet göstermesine ve uluslararası platformda zor duruma düşmesine neden olacağı düşünülüyor. 1976’dan beri genel müdürlük çatısı altında faaliyet gösteren kurum, 12 Eylül 1980 darbesinden sonra kapatılan kurumlar arasında yer almıştı. Dönemin Tarım, Orman ve Köyişleri Bakanlığına bağlı Orman Genel Müdürlüğü altında daire başkanlığı olarak yapılandırılan kuruluş, 1991 yılında “Milli Parklar ve Av-Yaban Hayatı Genel Müdürlüğü” adını alarak yeniden genel müdürlük statüsüne kavuştu.

YÜKÜ ZATEN AĞIR OLAN OGM YENİ SÜRECİ NASIL YÖNETECEK?

Orman ve orman kaynaklarını korumak, geliştirmek ve sürdürülebilirlik ilkesi çerçevesinde yönetmek görevini ifa eden Orman Genel Müdürlüğünün merkez teşkilatında daire başkanlığı ve onun seviyesinde 21 hizmet birimi yer alıyor. Genel Müdürlüğün görevleri taşrada 28 bölge müdürlüğü ve en nihayetinde en küçük yönetim birimi olan orman işletme şefi tarafından yerine getiriliyor. Mevcut haliyle bile oldukça ağır bir yükü üzerinde taşıyan OGM’nin üzerine çok büyük bir kısmı orman alanları dışında yer alan konulara ilişkin görevlerin yüklenmesi etkin yönetim anlayışla bağdaşmayacağı belirtiliyor. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ile ilgili yürütülen görevlerin yanı sıra sulak alan faaliyetleri, kara avcılığı faaliyetleri, biyolojik çeşitlilik faaliyetlerinin büyük bir kısmı orman alanları dışında gerçekleştirilirken, korunan alanların dahi önemli bir bölümü ormanlık alanların dışında yer alıyor.

KORUMA DEĞİL, İŞLETME ANLAYIŞI ÖNE ÇIKACAK

Doğa koruma ve korunan alanlarla ilgili güçlü ve sürdürülebilir bir finans mekanizmasının kurulmasının yanı sıra teşvik edici destekler ve uygulamalara duyulan ihtiyaç günden güne artmakta ve önem kazanmaktayken, Orman Genel Müdürlüğü altında bu faaliyetlere yeterli zaman, personel, araç-gereç ve maddi kaynağın ayrılmayacağı düşünülüyor. Konunun uzmanlarına göre OGM’ce alışılagelmiş faaliyetlere öncelik verilecek, gerek iş yükünün artması gerekse kurumsal refleksler sebebiyle doğanın korunmasına ilişkin faaliyet konuları önemini kaybederek ötelenecek. Doğanın korunmasıyla, yatırımcı kuruluşların görev ve amaçları arasında uyuşmazlıklar olması kaçınılmaz olmakla birlikte biyolojik çeşitliliğin ve doğal alanların hızla yok olmasının önüne geçilmesi, yatırımların doğaya en az zarar verecek şekilde gerçekleştirilmesi için doğa koruma faaliyetlerinin düzenleyici ve denetleyici bir kurum olarak tüm ülke sathında faaliyet gösterecek şekilde yapılanması hayati önemde olduğu kaydedilirken yeni dönemle ilgili endişeler ise şöyle özetleniyor:

DOĞANIN KORUNMASI ÇEVRE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI’NA KALACAK

Doğa koruma konularında ülkemizin taraf olduğu sözleşmelerin neredeyse tamamının odak noktalığını yürüten Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün kapatılarak Orman Genel Müdürlüğü altında daire başkanlıkları şeklinde yapılanması doğa koruma konusunda tek yetkili kurum olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığını öne çıkaracak ancak yetkisizlik sebebiyle birçok konuda faaliyet gösteremeyeceği için yönetim zafiyeti kaçınılmaz olacak. Bu durumda korunmaya değer biyoçeşitlilik unsurlarının ve doğal alanların tahribatının önü sonuna kadar açılmış olacak.

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sanalbasin.com üyesidir