
Bölünmeden sonra yeni kurulan Burdur Cumhuriyet Halk Partisi Merkez İlçe Başkanlığına atanan Murat Dilek, sosyal medya hesabından yaptığı, ülkede üç yıldır uygulanan ve halkımızın alınteri göz nurunun Batılı tefecilere akıtılmasının ve ekonomik buhranın yükünün halkımızın sırtına yıkılmasının bir sonucu olarak halkın çarşıya pazara çıkamaz duruma gelmesine neden olan hayat pahalılığını konu alan yazılı açıklamada “Vatandaş Pazarda Siyaset Değil, Fiyat Konuşuyor” dedi.
2023 seçimleriyle birlikte AK Parti Hükümeti rotayı aniden Batı’ya kırdı.
Neoliberal ekonomi politikaları uygulamaya başladı.
“Yüksek faiz -düşük kur” uygulamasıyla başlattığı sıkılaştırma politikası sonucu,
Ekonomik buhranın yükü halkın sırtına yıkılarak ülke yangın yerine döndürüldü.
Çiftçi üretemez, sanayi çarkları dönmez, çarşı pazarda tüccar ve esnaf satamaz hale getirildi.
Milyonlarca emekli kitlesi sefaletin içinde canhıraş debelenir hale geldi.
Pazarlar sabahtan öğleye kadar tenhalaştı;
Vatandaş ürünler ucuzlayınca pazara öğleden sonra çıkmaya başladı.
İyice düşkün olanlar akşam üzerleri, pazarın dağılmaya yüz tuttuğu, satılmayan malların yerlere serpildiği ortamda çıkmaktadır.
Bu ortamı dile getiren Burdur Cumhuriyet Halk Partisi Merkez İlçe Başkanlığına atanan çiçeği burnunda Başkan Murat Dilek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada aşağıdaki ifadelere yer verdi:

| “Bugün pazara çıkan vatandaşın karşısına bir gerçek çıkıyor: Pahalılık ve geçim sıkıntısı. Vatandaş artık pazarda siyaset değil, fiyat ve hayat pahalılığını konuşuyor. Asgari ücretli vatandaşımız da emeklimiz de aldığı maaşla filelerini dolduramıyor. Dar gelirli vatandaşımız mutfakta hesabı, pazarda etiketi, kasada ödeyeceği parayı düşünüyor. Biz Merkez İlçe Başkanlığı olarak bu meseleyi kendi meselemiz olarak görüyoruz. Vatandaşın sofrasının küçülmesi, alım gücünün erimesi ve emeğinin karşılığını alamaması kabul edilebilir bir durum değildir. Yaşanan ekonomik sıkıntıların faturasının sadece asgari ücretliden, emekliden ve dar gelirli vatandaşlardan fedakârlık beklenerek çözülmesinin bir sınırı olmalıdır. Emekliye, işçiye ve dar gelirliye sürekli ‘sabredin’ demenin de artık bir sınırı vardır. Vatandaş artık siyasilerden slogan değil, ekonomide çözüm istiyor. Türkiye’nin meselesi hepimizin meselesidir. Biz, vatandaşımızın boşalan cüzdanının, küçülen sofrasının ve her geçen gün azalan alım gücünün hesabını her platformda soracağız. Vatandaşın yanında olmaya, sorunlarını gündeme taşımaya ve çözüm için mücadele etmeye devam edeceğiz.” |

