TRÇİ İttifakı’nın sihri

Küresel çapta bir kaos süreci yaşanmaktadır;

Bölgeselleşme tehlikesi içinde savaşlar,

Çeşitli çatışma ve iç kargaşalıkların yoğunluğu,

Küresel bir savaş tehlikesine işaret etmektedir.

Batı Asya’da ABD-İsrail Epstein saldırganlığının İran’a çullanması…

İsrail terör devletinin kural tanımaz Filistin-Gazze katliamları…

Gene İsrail saldırganlığının Lübnan ve Suriye’ye abanması…

NATO kışkırtmasıyla Ukrayna’nın Rusya üzerine sürülmesi…

ABD-AB çelişkisi şiddetlenmekte,

Avrupa ülkeleri ABD bağımlılığından kurtulma sürecinde ilerlemektedir.

Öte yandan AB ülkeleri ekonomik buhrana çözüm olarak askerileşmeye yönelmekte,

Askeri harcamalarla sanayilerindeki gerilemeye ve durgunluğa çare aramakta,

Bunu da Avrupa üzerinde bir Rus işgali hayaleti dolaştırarak halklarını ikna etmeye çalışarak yapmaktadırlar.

NATO’nun Avrupa’ya nükleer yığınak yapmayı planladığını NATO Genel Sekreteri Rutte duyurdu.

Beş Avrupa ülkesinde (Almanya’da Büchel, Belçika’da Kleine Brogel, Hollanda’da Volkel, İtalya’da Aviano ve Ghedi ile Türkiye’de İncirlik Hava Üssü’nde konuşlandırılmış bulunan ABD nükleer bombaları yenileriyle değiştirilmektedir. Karşılık olarak Rusya’nın da Avrupa’ya yakın yerlerde nükleer konuşlandıracağı belirtiliyor.

Nükleer silahın kontrolden çıkmaya başladığını belirten Nükleer Silahları Kaldırma Kampanyası (ICAN’dan) Alistair Burnett, “Nükleer silah kontrolüne dair hiçbir anlaşma artık geçerli değil.” dedi. (*1)

ABD-İsrail-GKRY-Yunanistan ortaklığının Doğu Akdeniz’de ve Ege’de Türkiye’yi kuşatma faaliyetlerini yoğunlaştırmaktadır.

Bütün bu çatışma, savaş ve askeri faaliyetlerin arkasındaki kuvvet;

Yükselen Avrasya medeniyeti karşısında çaresizlik içinde,

Gerileyen Batı uygarlığının ve çöken Atlantik sisteminin efendisi,

2030 yılında SAGP (*2) bakımından G10 içinde üçüncülüğe düşecek olan ABD’nin bulunduğunu bilmeyen yok!

Gerileyen Atlantik Sisteminin lideri ABD geriledikçe ve çöktükçe saldırganlaşan bir sürece girdi. Bu aynı zamanda debelendikçe, çırpındıkça batma durumudur; çöken bir kuvvetin yokolmadan önce can havliyle, can korkusuyla gözü dönmüşçesine saldırganlaşmasıdır.

Ankara NATO Zirvesi’nde alınan kararlar gereği,

İran ve Rusya düşmanlığı zirve yaptı.

Ankara Zirvesi, Mehmetçik için kriz ve savaş merkezlerine müdahale kuvveti gibi kullanılma tehlikesi taşımaktadır. Yani yeni “Kore Savaşı” tehlikesine dönüşme özelliği taşımaktadır. (*3)

Öte yandan Doğu Akdeniz’de oluşan savaş odağı oğul çıkarmaktadır.

Türkiye’yi doğrudan ilgilendiren tehdit odağı Doğu Akdeniz ve Ege’de oluşan cephedir.

İsrail haydutluğu, PKK taşeronunu kaybedince yeni vekiller peşine düştü.

Doğu Akdeniz’den ülkemize çullanan İsrail, GKRY ve Yunanistan’ı Türkiye’ye karşı koçbaşı olarak kullanma hevesindedir.

Belki de dananın kuyruğu Kıbrıs (KKTC) üzerinden kopacaktır.

Doğu Akdeniz’de büyük bir dengesizlik oluşmuş durumdadır.

Askeri uzmanlar, bir jeopolitik bölgedeki stratejik dengenin dengesizliğe fazlaca dönüşmesinin savaş kaynağı olduğunu belirtir.

Siyaset bilimi üstatları, Doğu Akdeniz jeopolitiğinde İsrail ve Yunanistan’ın Türkiye’ye saldıramayacaklarını belirtmektedir. Ancak arkalarında ABD durunca iş değişmektedir.

Doğu Akdeniz’deki bu cepheleşmede Mekke Antlaşması’nın sağladığı cılız şemsiyenin çok işimize yaramayacağı gene uzmanlarca belirtilmektedir.

Ayrıca Doğu Akdeniz’de oluşan bu savaş odağı, küreselleşme tehlikesi de taşımaktadır.

Bu şartlarda Türkiye bu belayı ancak Türkiye-Rusya-İran-Çin (TRÇİ) İttifakındaki gibi caydırıcılık yaratacak nükleer sahibi, güçlü donaması bulunan esaslı müttefiklerle ancak savuşturabilir.

ABD ve İsrail’i dize getiren İran savaşı deneyimi gözlerimizin önünde cereyan etti.

İRÇ İttifakı Türkiye’yi de kapsayacak şekilde genişletildiği şartlarda,

İsrail de ABD emperyalizmi de Doğu Akdeniz’den kuyruklarını apış aralarına kıstırarak çekip giderler.

Ya devrim (TRÇİ İttifakı savaşı önler ya da savaş devrime yol açar.

Kaynaklar:
(*1) Ali Mercan, Büyük Savaşı TRÇİ İttifakı durdurur, Aydınlık, 12 Ağustos 2026
(*2) SAGP, Satın Alma Gücü Paritesi
AGP, Satın Alma Gücü Paritesi kelimelerinin baş harflerinden oluşan ekonomik bir terimdir. Farklı ülkelerdeki para birimlerinin alım gücünü ve yaşam maliyetlerini gerçeğe yakın bir şekilde karşılaştırmaya yarar. Temel Özellikleri Ortak bir mal ve hizmet sepeti baz alınır. Ülkeler arasındaki fiyat farklarını dengeler. Döviz kurlarındaki dalgalanmaların yarattığı yanıltıcı etkileri azaltır. Neden Kullanılır? Ülkelerin milli gelirlerini (GSYİH) daha adil kıyaslamak için. İnsanların refah düzeyini ve yaşam standardını ölçmek için. Ülkeler arası maliyet ve alım gücü farklarını görmek için.
(*3) Fatih Özcan, Yeni Kore macerası mı? –

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir