

İlde siyasi bir önder,
Mesleki köken olarak bir felsefeci…
Felsefe öğretmenliğinden geliyor.
Bu nedenle olaylara yaklaşımı da felsefi açıdan olmaktadır.
Kesin hükümler kullanması,
Karmaşık sorunlara tek çözüm sunulması,
Okuyucunun eyleme çağrılması,
“Görev başına” gibi seferberlik ifadeleri,
Güçlü ve etkili bir propaganda ve ajitasyon dili kullanılması,
“İnsanlığın kurtuluş yasası” gibi büyük iddialar bu kaynaktan gelmektedir.
Vatan Partisi Antalya İl Başkanı, emekli Felsefe öğretmeni, ilk gençlik yıllarından bu yana Türkiye’nin tam bağımsızlığı yolunda devrimci mücadelenin tam orta yerinde yer almış olan, ilerlemiş yaşına ve çeşitli ciddi sağlık problemlerine rağmen mücadelenin tam göbeğinde bulunmaktan vazgeçmeyen Ahmet Özbay, Ankara’da alayişle toplanan, “beyin ölümünün gerçekleşmiş olduğu” söylenen NATO’nun 38. Zirvesi’ne yönelik olarak sosyal medya hesabından yaptığı “Hakikate sadakat, insanlığın kurtuluş yasasıdır” başlıklı paylaşımla halkı feylesofça mücadeleye davet etti.
Hazırladığı metin, güçlü bir siyasal manifesto niteliği taşıyor. Özellikle “gerçek” ile “hakikat” arasında yaptığı ayrım üzerine kurulu olduğu için yalnızca güncel siyasi olayları yorumlamıyor; aynı zamanda bir dünya görüşü inşa etmeye çalışıyor. Bu nedenle değerlendirmeyi hem felsefi tutarlılık hem mantıksal yapı hem de siyasal ikna gücü açısından yapmak gerekir.
“GERÇEK-HAKİKAT” AYRIMI DİKKAT ÇEKİCİ
“Gerçek ile hakikat özdeş değildir. Gerçek sadece kendisidir. Hakikat ise gerçekten fazla bir şeydir. Bu nedenle hakikat, gerçekten üstündür. İnsan, kendisini gerçek için adamaz, hakikat için adar. Gerçek için can verilmez, hakikat için verilir.”
Başkan Özbay’ın gerçek ve hakikat kavramları hakkındaki bu teorilerini biraz açmak lazım.
Gerçek (reel, fact), yalan, uydurma veya hayali olmayan, salt “kendisi olan”, nesnel dünyada karşılığı bulunan durum, nesne veya olaydır. Duyularla, deneyle, akılla kavranan, somut, sınırlı, değişmez bir veri alanı, bilimsel olgu, maddi durum, “olan”, “vuku bulan”dır. Kendiliğinden bir değer taşımaz; tarafsız, dengede olandır.
Gerçek kelimesi, kullanım amacına ve bağlama göre farklı kavramları ifade edebilir.
Günlük hayatta, doğruluğundan şüphe edilmeyen, herkesçe kabul gören olayları ve durumları tanımlar.
Felsefede insan bilincinden ve düşüncesinden bağımsız olarak dış dünyada var olan her şeyi (somut ve nesnel gerçekliği) ifade eder. Felsefi olarak gerçek (realite) ile hakikat (truth) birbirine karıştırılır. Gerçek fiziksel olarak var olan dünyayı kapsarken; hakikat, bu var olanın insan zihninde kavranması ve doğrulanması sürecidir.

Bilimde ise gözlemlenebilen, ölçülebilen ve deneylerle kanıtlanabilen verilere dayanan olgudur.
Günlük dilde genellikle gerçek, doğruluk ve esas kelimeleri yerine kullanılır. Mecazi anlamda ise bir kişinin iç yüzü veya bir durumun asıl sebebi anlamlarında (örneğin; “olayın hakikati sonradan ortaya çıktı”) sıkça tercih edilir.
Hakikat (verite / truth) ise gerçekten “fazla bir şeydir”. Ona bir anlam, yön ve değer katar. Gerçeği aşan, onu yorumlayan, ona “niçin” sorusunu soran ve insanı harekete geçiren üst bir aşamadır. Bu yüzden hakikat gerçekten üstündür. Fazilettir, fedakarlıktır, gerekirse şehadettir; Hallac-ı Mansur’un “Ene’l-Hak” (Ben Hakikat’im) deyişi bunun doruğudur.
Başkan Özbay, Gerçek’le Hakikat arasındaki farkları somut örneklerle açıklamayı sürdürür:
“Türkiye, Rusya, İran, Çin, Mısır, Pakistan, ABD ve AB gibi ülkelerin varlığı, NATO, ŞİÖ, BRİCS gibi askeri ya da ekonomik örgütlenmeler gerçektir ama hakikat değildir. Rusya- Ukrayna savaşının devam ediyor olması, ABD ve İsrail’in İran’a saldırıları sürdürmesi gerçektir ama hakikat değildir.”
Tam burada soruyu yapıştırıyor Başkan Ahmet Özbay:
“O zaman hakikat nedir?”
“Çevremizdeki tüm varlıklar”ın, “olan biten her şey”in, “yapıp ettiklerimiz”in gerçek olduğunu ancak hakikat olmadığını, 7-8 Temmuz Ankara NATO 38. Zirvesi’nin gerçek olduğunu ama hakikat olmadığını, ancak “bu zirvenin yükselen Asya uygarlığının önüne set çekmek üzere özellikle Rusya, Çin, İran ve Türkiye’ye karşı yapıldı”ğının ise hakikat olduğunu vurgulamaktadır. Ardından da yargısını yapıştırmaktadır: “O zaman hakikat, gerçeğin insan zihni tarafından nasıl algılanıp değerlendirildiğidir.”
Başkan Özbay, gerçek-hakikat ilişkisini değerlendirmesine şu ifadelerle devam eder:
“GERÇEK- HAKİKAT İLİŞKİSİ
“1952 yılında NATO’ya üye olmak gerçektir. Bunun sonucu olarak 6-7 Eylül 1955 olaylarını, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 darbelerini, Kahramanmaraş, Çorum, Sivas katliamlarını, bölücü terör örgütü PKK’nın işlediği cinayetleri, Ergenekon- Balyoz tertiplerini, 15 Temmuz hain darbe girişimini yaşamak, 36. NATO zirvesine Ankara’da ev sahipliği yapmak birer gerçektir. Türkiye’nin NATO’dan çıkması gerektiğini savunmak ise hakikattir.
“GERÇEĞE SADAKAT DİYE BİR ŞEY OLMAZ!
“Vatan için savaşan gizli bir örgütlenmenin üyesi olduğunuzu düşünün. Teşkilat-ı Mahsusa’nın mesela. Düşmana esir düştünüz. İşkence görüyorsunuz. Bildiğiniz her şeyi anlatmanız isteniyor. Gerçeğe sadık kalmak diye bir ahlaki ilke olsaydı eğer bildiklerinizi anlatmanız gerekirdi. Anlatır mısınız? Elbette ki hayır! Bizim Vatan Savunması diye bir hakikatimiz var! Biz, kendimizi gerçeğe değil hakikate adamışız!”
21. YÜZYILIN TEMEL HAKİKATİ, TRÇİ İTTİFAKI
Ahmet Özbay, içinde bulunduğumuz asrın, “21. yüzyılın temel hakikati”nin, Vatan Partisi’nin yıllardır öne sürdüğü, formülasyonunu yaptığı, gerçekleşmesi amacıyla ciddi mücadeleler verdiği, son dönemde başta MHP Lideri Bahçeli olmak üzere toplumun çeşitli kesimlerinde taraftar bulduğu “Türkiye+ Rusya+ Çin+ İran ittifakı” olduğunun altını çizer.
İran kanadının ABD ve İsrail saldırganlığını altettiği bu ittifakın gerçekleşmesi durumunda kazançları şu ifadelerle maddeleştirmektedir:

KENDİMİZİ HAKİKATE ADAMAK ÜZERE GÖREV BAŞINA!
21. yüzyılın bir numaralı hakikati madem TRÇİ İttifakı ve devrimciler, vatanseverler hakikate sadakat göstermek zorundadır; o zaman Başkan Özbay halkı kendilerini hakikate adamak üzere görev başına çağırmaktadır.
“Yukarıdaki sonuçların gerçekleşmesini arzuluyorsanız eğer, o zaman hiç vakit kaybetmeden görev başına!
Sizleri, zamanınızı ve enerjinizi çevrenizdeki insanlara Türkiye+ Rusya+ Çin+ İran ittifakının önemini anlatmaya ve programı bu ittifakı gerçekleştirmek olan bir Milli Hükümet kurmak üzere örgütlü mücadele vermeye davet ediyorum.”
Tutkulu ve harekete geçirici, insanların beynini ateşleyici bir dil…
“Görev başına”, “kendimizi hakikate adamak”, “örgütlü mücadele” gibi ifadeler siyasi bir bildiri niteliğinde…
Başkan Özbay, okuyucuda aidiyet ve eylem duygusu yaratmayı amaçlamaktadır.
NATO üyeliğinin ülkemizin başına ördüğü belaları da sıralayan Başkan Özbay, 6–7 Eylül olaylarını,
12 Mart ve 12 Eylül askeri darbelerini, Maraş, Çorum, Sivas katliamlarını, PKK terörünü, Ergenekon- Balyoz operasyonlarını, 15 Temmuz hain FETÖ darbe girişiminin birer NATO operasyonu olduğunun altını çizmektedir.

- Başkan’ın hakikat çağrısı
- “Türkiye Cumhuriyeti yasa devleti mi, yoksa haramiler cenneti mi?”
- Antalya Vatan Partisi’ne Ahıskalı Türklerinden ziyaret
- Çelişkiler yumağına dönen Türkiye’de son dönem olaylarını nasıl okumak gerekiyor?
- İmamoğlu-Özel kliği daha partiyi kurmadan tökezledi! 3 önemli şahsiyet katılmıyor; Burdur’da da aynı olacağı belirtiliyor

