


Geçen yazımızda (25’te) emekli kitlesinin gelir gruplaşmalarını incelemiş, uzun prim ve yüksek kazanç farklarının yansımasının giderek azaldığının altını çizmiş, konuyu bu yazımızda inceleyeceğimizi belirtmiştik.
Alt, orta ve yüksek dilim dağılımının, maaşların alt ve orta bantta sıkıştığını,
Ayrıca uzun prim ve yüksek kazanç farklarının gittikçe az yansıdığını gösterdiğini vurgulamıştır.
Birçok kişi yıllarca yüksek maaşlarla ve çok fazla prim günüyle çalışmıştır.
Bu kişiler, az prim ödeyen veya asgari ücretten emekli olan kişilere kıyasla hak ettikleri oranda çok yüksek emekli maaşı alamadıklarından şikayetçidirler.
Sistemdeki bu durum, çok çalışmakla az çalışmak arasındaki maaş makasının beklenenden çok dar kalması anlamına gelir.

Bu durumun nedenleri muhteliftir.
İlki taban aylık uygulamasıdır; En düşük emekli maaşı (taban aylık) her dönem yukarı çekilirken, yüksek prim ödeyenlerin kök maaşları bu taban sınıra yaklaşır ve aradaki adil fark kaybolur.
İkincisi farklı hesaplama dönemlerinden ileri gelmesidir. Emekli aylığı hesaplanırken 2000 öncesi, 2000-2008 arası ve 2008 sonrası dönemler için uygulanan güncelleme katsayıları ile aylık bağlama oranları (ABO) farklılık gösterir. Sonradan ödenen primler bazen ortalamayı aşağı çekebilir.
Üçüncü neden sistem dengesidir. Sosyal güvenlik sisteminde çok prim ödeyenin çok alması kuralı, enflasyon ve seyyanen artışların kök maaşlar yerine doğrudan taban aylığa yansıtılması nedeniyle zayıflamıştır.

Bunlar emeklilik sisteminin düzeltilmesi, daha adilane bir düzenlemenin gerçekleştirilmesini gerektirmektedir. Bunun gerçekleştirilmesi, milletimizim “yaşama kudreti”nin en önemli ölçütü olacaktır. Yaşlılarımıza “minnet hissi”mizin tezahürü, “istikbale güvenle bakmaya hakkımız”ın yegane işareti olacaktır.
DEVAM EDECEK
|
|
|
![]() |
![]() |
![]() |
|
|
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
|
|
|
![]() |


















