Türkiye, Mekke Anlaşması yüzünden Suudi savaşının içine çekilebilir mi?

Bugün Aydınlık’ta Yiğit Saner’in, “Ensarullah Yemen’in batısını kilitliyor: Türkiye Suudi savaşının merkezine çekiliyor” başlıklı bir makalesi yayınlandı.
Saner Husiler’in Muha’yı ele geçirdiğini, Babülmendep sahillerinde hakimiyet kurmaya çok yakın olduğunu vurgulayarak, Suudi altyapısının füzelerle vurulmaya başlandığını belirtti. Tüm bu gelişmelerin dikkatleri Mekke Anlaşması’na çevirdiğinin altını çizerken bir Amerikalı senatörün Türkiye’yi sahaya davet ettiğini belirterek, “Ankara ile İslamabad için savaşın sınırları”nın gitgide bulanıklaştığını iddia etti.
Yiğit Soner’in yazısının tamamını aşağıda KıvılcımHaber izleyici ve okuyucularının ilgi ve bilgisine sunuyoruz.
GOOGLE'da KıvılcımHaber

Yiğit Saner

Muha kentini de ele geçiren Ensarullah, tüm Babülmendep kıyılarında hâkimiyet kurmak üzere. Gözleri Mekke Anlaşması’na çeviren diğer unsur Suudi altyapısının füzelerle vurulması. ABD’li bir senatör Türkiye’yi sahaya davet ederken Ankara ile İslamabad için savaşın sınırları gittikçe bulanıklaşıyor.

Suudi Arabistan’ın dış müdahaleleriyle yeniden başlayan Yemen iç savaşında Ensarullah Hareketi (Husiler) son iki günde büyük ilerleme kaydetti. Ülkenin kuzeybatısıyla başkent Sana’yı kontrol eden Ensarullah, güneybatıya doğru başlattığı taarruzda birçok yerleşimi kurtarmak ile kalmadı, Babülmendep Boğazı kıyısındaki stratejik Muha (Moka) kentini de ele geçirdi.

Perşembe günü öğleden sonra Ensarullah güçlerinin Muha’nın karşısındaki Zukar Adası ile “Babülmendep’in incisi” olarak da bilinen Mayun (Perim) Adası’na da çıktığı belirtildi.

Muha, Suudilerin vekil gücü Başkanlık Liderlik Konseyi (BLK)’nin Babülmendep’e bakan ana liman kenti durumundaydı. Güneybatıya taarruz esnasında yaklaşık 2 bin 600 kilometrekarelik alanın Ensarullah’ın kontrolü altına girdiği belirtiliyor.

BABÜLMENDEP’TE TAM KONTROLE DOĞRU

Bu ilerleme Kızıldeniz’de kıyıları bulunan ama güneye kadar uzanamayan Ensarullah’ın Babülmendep üzerinde tam kontrol sağlamaya ve Yemen’in batısını ele geçirmeye yaklaştığı anlamına geliyor. BLK güçleri kitlesel olarak Ensarullah’ın girdiği bölgelerden daha güneydeki başkent Aden’e çekilirken, Babülmendep yönündeki keskin ilerleme Riyad açısından kabus senaryosunun hayata geçmesi anlamına geliyor. Zira Riyad’ın petrol ticareti rotalarının en önemli ayaklarından biri Babülmendep’ten geçiyor ve Ensarullah halihazırda zaten Kızıldeniz’de Suudilere karşı etkili bir abluka uyguluyor.

Çarşamba günü petrolün 100 doların üzerine çıkması sadece Hürmüz Boğazı’nda İran ve ABD’nin 24 saatte hedef aldığı 25 gemiden değil, Ensarullah’ın Yemen’de güneybatı yönünde ilerlemesinden de kaynaklanıyor.

Suudi Arabistan Hava Kuvvetleri Ensarullah’ın Kızıldeniz’e bakan liman kenti Hudeyde’yi bombalıyor ve kuzeydoğudan ilerlemeye çalışan BLK güçlerine hava desteği sağlıyor. Ancak BLK’nin karşı saldırısı çarşamba günü püskürtüldü ve kuzeydoğu cephesi güneybatıya göre daha sakin. Gelişmelerin Suudi Arabistan açısından kritik bir aşamaya gelmesi, Türkiye’yi de savaşın içine çekme riski barındırıyor.

Harita 10 Eylül itibarıyla güncel durumu gösteriyor. Kuzeybatı ve en yoğun nüfuzlu bölgeler Ensarullah hâkimiyetinde. BLK ise yüzölçümü açısından en büyük alanı kontrol ediyor. En güneybatı ucunda çatışmaların sürdüğü bölgede BLK’ye bağlı güçler savaşıyor.

SENATÖR: TÜRKİYE’NİN HUSİLERİ YOK ETME VAKTİ

Türkiye Suudi Arabistan liderliğinde kurulan Çok Uluslu Deniz Savunma İttifakı’nın kurucu üyelerinden. Babülmendep, Kızıldeniz ve Aden Körfezi gibi sıcak bölgeler, mutabakatın doğrudan görev alanına giriyor. 14 ülkenin katılımıyla kurulan deniz ittifakının ana hedefi, Ensarullah’ın Kızıldeniz ablukasını kırmak.

Fakat son gelişmeler ışığında daha önemli hale gelen ise Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması. Mutabakatın en kritik maddesinde, “Taraf devletlerden herhangi birine yönelik düzenlenecek bir silahlı saldırı veya saldırganlık eylemi, tüm taraflara yapılmış sayılacaktır.” ifadesi yer alıyor.Ensarullah’ın ilerleyişi üzerine Amerikalı Cumhuriyetçi Senatör Joe Wilson, Türkiye’yi 

sahaya davet ederek X’te şöyle yazdı:

“Mekke Savunma İttifakı, birine yönelik saldırının herkese yönelik saldırı olduğu söylüyor. Şimdi Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ın Husileri yok etme vakti. Özgür Yemen!”

SAVAŞ YEMEN SINIRLARINI AŞARSA ‘MÜDAHALE’ MESAJI

Gelişmeler üzerine Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Pakistanlı mevkidaşıyla telefonda görüştüğü bildirildi. Konuşmanın içeriği bilinmese de Pakistan’dan resmi ve gayriresmi açıklamalar geliyor. Savunma Bakanı Havace Asıf, “Mekke Savunma İttifakı ülkelerinden herhangi birine yapılacak herhangi bir saldırının üç ülkeye birden yapılmış bir saldırı olarak değerlendirileceğinden şüphe yok. Koşullara bağlıyız ve Allah’ın izniyle gerektiğinde bunlara uyacağız.” dedi.

Asıf’ın sözlerindeki uyarılar özellikle “çatışmanın Yemen dışına taşmaması gerektiği” yönünde. Ancak saldırılar uzun süredir Suudi topraklarına da yayılmış durumda. Herhangi bir kara çatışması olmasa da Ensarullah düzenli olarak Aramco’nun petrol rafinerilerini, askeri üsler ile havalimanlarını füze ve İHA ateşi altında tutuyor.

TÜRK ASKERİ YETKİLİLER RİYAD’DA

Pakistanlı yetkililerse Reuters’a yaptıkları açıklamada, Riyad’da Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye’den üst düzey askeri temsilcilerin bir araya gelerek Ensarullah’a karşılık verme planlarını koordine ettiğini söyledi. Üç ülkenin de birliklerin Yemen’e girmeyeceği ve herhangi bir karşılığın Suudi topraklarından başlatılacağı konusunda anlaştığı kaydedildi. Yetkililer, Yemen’le ilgili herhangi bir askeri rolün Suudi topraklarını savunmakla sınırlı kalacağını ifade etti.

Türk Dışişleri Bakanlığı ise bir gün önce Ensarullah’a yönelik şu kınama mesajını yayımladı:

“Husilerin Suudi Arabistan’ı hedef alan, sivillerin can ve mal güvenliğini hiçe sayan ve bölgedeki gerilimi tırmandıran saldırılarını en güçlü şekilde kınıyoruz. Suudi Arabistan’ın egemenliği ve toprak bütünlüğüne olan desteğimizi yineliyoruz. Husilere saldırgan eylemlerine bir an önce son vermeleri çağrısında bulunuyoruz.”

Dumanlar BLK kamplarından yükseliyor.

SAVUNMA İLE YEMEN’E OPERASYON ARASINDAKİ SINIR

Peki Mekke İttifakı, Ensarullah’ın saldırılarına nasıl karşılık verecek? Füze ve İHA saldırılarını görmezden gelmek, Suudi topraklarına yönelik saldırıları anlaşmanın dışında bırakmak anlamına geliyor. Pakistanlı yetkililerin açıklamaları, üç ülkenin Yemen’e birlik göndermeye niyetli olmadığını ve olası askeri desteğin Suudi Arabistan’ın savunulmasıyla sınırlı tutulacağını gösteriyor. Bu durumda ittifakın ilk aşamada hava savunması, istihbarat, erken uyarı ve Suudi topraklarındaki askeri kapasitenin güçlendirilmesine yönelmesi beklenebilir.

Ancak bu formül, savaşın giderek büyümesi halinde ciddi bir açmaz yaratıyor. Ensarullah Suudi kentlerini ve petrol altyapısını vurmaya devam ederken Riyad da Yemen’deki hedeflere yönelik saldırılarını sürdürüyor. Dolayısıyla “Suudi Arabistan’ı savunmak” ile Yemen’deki savaşa fiilen katılmak arasındaki sınır giderek bulanıklaşıyor.

HEDEF OLMA RİSKİ

Mekke Anlaşması “caydırıcılık” üzerine kurulmuş olsa da Ensarullah’ın Suudi altyapısını vurmayı sürdürmesi durumunda, TSK ve Pakistan Ordusu’nun Suudi Arabistan’a konuşlandırabileceği unsurlar doğrudan hedef konumuna gelme riski taşıyor. Dolayısıyla “aktif çatışmaya girmeden pasif savunma sağlama” sınırı fiilen sürdürülemez bir noktaya evrilebilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir