
“Fonculara değil, emekliye ücret…”

Birleşik Emekliler Sendikası (BES) üyelerinden oluşan bir emekli topluluğu, emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çekmek ve taleplerini duyurmak amacıyla İzmir’den Ankara’ya yürüyüş başlattı. Yürüyüşün öncesinde yapılan açıklamada “Susmayacağız, dilenmeyeceğiz, direneceğiz. Vaat değil, icraat istiyoruz. Müteahhitlere ve fonculara değil, emekliye insanca yaşama ücreti istiyoruz. Sadaka değil, yıllarca verdiğimiz emeğin hakkını istiyoruz” ifadeleri kullanıldı
Ekonomik buhran derinleşiyor.
Neoliberal sıkılaştırma programı duvara tosladı.
Yüksek enflasyonun nedeni talep dediler,
Yüksek talebi kısmak için buhranın yükünü kitlelerin sırtına yıktılar.
Talebi üç yıl içinde dibe vururcasına durdurdular.
Yani halkı alışveriş yapamayacak derecede yoksullaştırdılar.
Ancak şimdi de jeopolitik riskler ortaya çıktı.
Enerji ve akaryakıt tedarik hatlarında kriz patlak verdi.
Dezenflasyonu bir türlü beceremiyorlar.
Asgari ücretlinin, emeklinin, esnafın yaşama kudreti zayıflıyor.
Ankara’da durakta bekleyen deneyimli gazeteci İsmet Özçelik yanında iki emeklinin sohbetine kulak misafiri oluyor:
“Vallahi ölüleri kıskanıyorum.
Ne kira dertleri var ne geçim dertleri.
Ne de aybaşını nasıl getireceğim endişesi.”
Emeklinin çaresizliği ölüleri bile kıskandıracak düzeye ulaşmış durumda.
Emekli kışı geçiren ama yediği ayazı unutmayan kurt psikoloji içinde bu kez.
Emekli örgütleri de son zamanlarda hareketlenmeye başladı.
Bu kapsamda Birleşik Emekliler Sendikası (BES) üyeleri, emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çekmek ve taleplerini duyurmak amacıyla İzmir’den Ankara’ya yürüyüş başlattı. “Onurlu bir yaşam için” sloganıyla gerçekleştirilen yürüyüş kapsamında Konak’tan Basmane Garı’na gelen emekliler, burada açıklama yaptı. Emekliler adına açıklamayı okuyan Şenay Erdin, 2027 yılı bütçesinin emeklilerin yaşam hakkını güvence altına alacak şekilde hazırlanması gerektiğini belirtti.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
| “2027 yılı bütçesi emeklinin yaşam hakkını güvence altına almalıdır. Ülkemiz nüfusu gittikçe yaşlanmaktadır. Yaşlanan nüfus gerçeği, emeklilik politikalarının yalnızca Sosyal Güvenlik Kurumu mali dengeleri açısından değil; gelir, sağlık, barınma, beslenme, sosyal yaşam, bakım, ulaşım ve toplumsal yaşama katılım hakkı açısından birlikte ele alınmasını günümüz koşullarında zorunlu hâle getirmiştir. “12’nci Kalkınma Planı’nın nitelikli insan, güçlü aile, sağlıklı toplum ekseni içerisinde yaşlanan nüfusun bedensel ve ruhsal sağlık düzeyinin ve yaşam kalitesinin yükseltilmesi, yaşlıların aktif ve bağımsız yaşamlarını sürdürebilmeleri için ekonomik ve sosyal hayata katılımlarının sağlanması ile kaliteli bakım ve sağlık hizmetlerinden yararlanmaları temel amaçlar arasında sayılmaktadır. Bu hayati ihtiyaçların bütçe karşılığı olmak zorundadır. Çünkü emeklilik, kişinin çalışma hayatı boyunca ödediği primler karşılığında elde ettiği kazanılmış bir sosyal güvenlik hakkıdır. |
| “Emeklilerin insanca yaşam koşullarına ulaşabilmesi bir yardım veya lütuf değil, sosyal devlet ilkesinin gereğidir. Emekliliğe ayrılmak, toplumdan dışlanmak veya yoksulluğa mahkûm edilmek anlamına gelmemektedir. Aksine emeklilik, sağlıklı, güvenli, sosyal, kültürel ve ekonomik refah içerisinde insan onuruna yaraşır bir şekilde sürdürülmesi gereken hak edilmiş bir yaşam dönemidir. Bugün ülkemizde 17 milyon emeklinin derin bir yoksulluk içinde yaşaması bir kader değil, sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmayan ve acilen çözülmesi gereken hayati bir sorundur. 2027 yılı bütçesi bu temel gerçeği görerek emeklilerin yaşam hakkını güvence altına almalıdır. Emeklilerin en temel sorunu olan gelir yetersizliğini gidermek amacıyla en düşük emekli aylığı, en düşük asgari ücretin en az yüzde kırk üzerinde olmalı ve insan onuruna yaraşır bir yaşam maliyetini karşılayacak seviyeye çıkarılmalıdır. Aylık artışlarında yalnızca dönemsel enflasyon farkı baz alınmamalı, ülkenin büyümesinden ve millî gelir artışından refah payı verilmelidir. Ayrıca aynı prim gününe ve benzer çalışma geçmişine sahip emekliler arasındaki maaş uçurumlarını ortadan kaldırmak için acilen intibak düzenlemesi yapılmalıdır. TÜİK verileri yerine emeklilerin gerçek yaşam maliyetlerini; gıda, kira, faturalar, ulaşım, sağlık gibi giderleri yansıtan bağımsız bir emekli geçim endeksi oluşturulmalıdır. Ekonomik dalgalanmalara karşı aylıklar yılda iki kezle de sınırlı kalmamalı, gerekirse ara dönemlerde güncellenmelidir. Emekli bayram ikramiyeleri günün ağır ekonomik şartlarına uyarlanmalı ve en az bir aylık asgari ücrete eşitlenmelidir. |
| “Uyguladıkları politikalarla emekliyi açlığa ve sefalete mahkûm eden seçtiklerimizi sandık başında demokratik yollarla değiştirmekten başka seçenek kalmamıştır. Yönetsel beceriksizliğini, iktidar gücünü kullanarak ele geçirdiği yargı, yasama ve güvenlik güçleriyle toplum üzerinde baskı ve güç unsuru olarak kullanmaktadır. Günümüzde haklı taleplerini dile getiren sendikalar, STK’lar, gazeteciler ve muhalefet parti mensupları maalesef kolluk güçleri ve yargı eliyle susturulmaya ve terbiye edilmeye çalışılıyor. Yaşam koşullarının her geçen gün zorlaştığı, toplumun ifade ve yaşam hakkının elinden alındığı bu süreçte iktidara diyoruz ki: Susmayacağız, dilenmeyeceğiz, direneceğiz. Vaat değil, icraat istiyoruz. Müteahhitlere ve fonculara değil, emekliye insanca yaşama ücreti istiyoruz. Sadaka değil, yıllarca verdiğimiz emeğin hakkını istiyoruz. Geçinemediğimiz için canımıza kıymak istemiyoruz. Bu ülkenin çimentosu ve hafızası olarak insanca bir yaşam için derhal geçim, insanca bir yaşam için derhal seçim talep ediyoruz.” |


