
Hem iktidar hem de muhalefet partilerine uyarı

Yeni Asal Araştırma’nın Ekim anketi iktidar ve siyasi partiler için alarm zillerinin çalınması anlamına gelmektedir. En son söylenecek sözü baştan söyleyelim: Siyasi iktidar ve muhalefet milletin gözünden her geçen gün biraz daha fazla düşüyor, millette iktidar ve muhalefete güvensizlik giderek tükeniyor. Bu arada “Tarafsızlar Partisi” diyebileceğimiz “hiçbiri” seçeneği işaretçileri de yüzde 35’lere dayanıyor; siyasete güven giderek aşınıyor. Bu parlamento dışı kuvvet demektir; milletin üçte biri düzen dışı konumlara yerleşmektedir.
Yeni ASAL Ekim Anketinde katılımcılara;
“Türkiye’nin sorunlarını hangi siyasi parti çözebilir?” sorusunu yöneltiyor.
Verilen cevapların ilk sırasında yüzde 34,8 ile “Hiçbiri” seçeneği yer alıyor.
Bu oran, yalnızca partilere dönük bir memnuniyetsizlik göstergesi değil.
Toplumun önemli bir kesiminin siyaseti sorunların çözüm adresi olarak görmediğine işaret ediyor. İktidarın da muhalefetin de üzerinde durması gereken asıl sonuç budur. Çünkü insanlar mevcut partilerin hiçbirinin ülkenin sorunlarına çözüm üretemeyeceğini düşünmeye başlıyorsa, siyasete duyulan güven aşınıyor demektir.
Bu tabloyu hafife almamak gerekir. Yurttaşın sorunları büyürken siyaset çözüm üretemezse, umutsuzluk ve öfke derinleşir. “Hiçbiri” yanıtı, seçmenin yalnızca bir partiye değil, siyaset kurumunun tamamına yönelttiği bir itiraz olarak okunmalı. Bu itirazı anlamak için ekonomik sıkıntılardan adalet arayışına, eğitimden işsizliğe kadar gündelik hayatı zorlaştıran sorunlara bakmak gerekiyor. Elimizdeki oranlar, bu başlıkların hangisinin yanıtlara ne ölçüde etki ettiğini tek başına göstermiyor; ancak ortaya çıkan güvensizlik, siyasetçiler için açık bir uyarı niteliğinde.
İktidarın hanesinde hâlâ bir çözüm beklentisi var.
Türkiye’nin sorunlarını AK Parti’nin çözebileceğini düşünenlerin oranı yüzde 23. AK Parti, 24 yıldır iktidarda olmasına rağmen ankette ikinci sırada yer alıyor. Bu, iktidara dönük eleştirilerin ve memnuniyetsizliğin bulunmadığı anlamına gelmiyor. Ancak iktidarın, önemli bir seçmen kesimi tarafından hâlâ çözüm adresi olarak görüldüğünü gösteriyor.
MUHALEFETİN DE OTURUP DÜŞÜNMESİ GEREKİR

Burada muhalefetin de kendine sorması gereken bir soru var: İktidarın yıprandığı ve ülkenin ağır sorunlarla karşı karşıya olduğu bir dönemde, seçmenin dikkate değer bir bölümü neden çözüm umudunu yine AK Parti’de görüyor? Muhalefetin yalnızca iktidarın hatalarını sıralaması yetmiyor. Seçmene, bu sorunları nasıl çözeceğini somut ve inandırıcı biçimde anlatması gerekiyor.
YENİ PARTİ’NİN YÜZDE 16,6’SI NE SÖYLÜYOR?
Türkiye’nin sorunlarını Yeni Parti’nin çözebileceğini söyleyenlerin oranı yüzde 16,6. Bu oran, ankette AK Parti’den sonra ve “Hiçbiri” seçeneğinin önünde yer alıyor. Yeni Parti’nin güçlü bir çözüm beklentisi oluşturduğu anlaşılıyor. Fakat bu beklentinin hangi toplumsal kesimlerden geldiğini, hangi politikalara dayandığını ve kararsız seçmenle nasıl bir ilişki kurduğunu yalnızca bu oranlardan çıkarmak mümkün değil.
Bu konuda bir başka dikkat çekici durum, Yeni Parti’nin CHP’den önemlice bir parçayı alıp götürdüğüdür. Burada 2,5 yıllık sürede kitlelerde yaratılan karşı tarafa yöneltilen “düşmanlık”, önemli bir seçmen davranışı belirleyicisi rolü oynamaktadır. “Hain Kılıçdaroğlu” kin ve düşmanlığı CHP tabanını gaflete sürüklemiş, adeta iğfal etmiştir.
“Kin ve düşmanlık”, siyasi hareketlerde önemli bir yönlendirici rol oynamaktadır. Bilinçsiz kitleleri sürükleyip vatan ve millete zararlı konumlara da savrulmaya neden olmaktadır. Biz bu çılgınlığı ABD emperyalizmi ve FETÖ’nün milli bir duruş sergilemeye başlayan MHP’yi Gladyo’nun kraliçesi eliyle bölmesi olayında da yaşamıştık.
Yine de bu sonuç, siyaset sahnesinde kendisini yeni bir seçenek olarak sunan bir yapının seçmende karşılık bulduğunu gösteriyor. Bu karşılığın kalıcı bir desteğe dönüşmesi için söylemin ötesine geçmek; ekonomi, hukuk, dış politika ve sosyal sorunlar konusunda anlaşılır, uygulanabilir bir program ortaya koymak gerekiyor. Seçmenin “çözebilir” demesi önemli; asıl sınav, bu beklentinin somut bir siyasal tercihe dönüşüp dönüşmeyeceği.
Ancak CHP’den “Kılıçdaroğlu düşmanlığı” yöntemiyle koparılıp götürülen kitlelerin giderek ayıkacağı geri dönüş sinyallerinden anlaşılmaktadır. Kongreleri birer savaş alanı haline dönüştü, sandalyeler havalarda uçuşup duruyor. Giden kitleyi sürükleyen önderlerin büyük çoğunluğu rant ve bireyci çıkar peşinde koşan unsurlardan oluştuğu için çıkar çatışması kaybedilince kolayca kavgaya dönüşebilmektedir.
CHP neden bu kadar geride?

Ankette İYİ Parti yüzde 3,8, DEM Parti yüzde 2,5, MHP yüzde 2,2 oranında çözüm adresi olarak gösteriliyor. CHP ise yüzde 1,1’de kalıyor. Zafer Partisi de yüzde 1,1, Anahtar Parti ve Yeniden Refah Partisi yüzde 1’er oranında sıralanıyor.
CHP bakımından bu sonuç ayrıca düşünülmeli. Atatürk’ün kurduğu, Türkiye siyasetinde köklü bir geçmişe sahip bir partinin, ülkenin sorunlarını çözebilecek adres olarak bu kadar düşük oranda anılması ciddi bir siyasi sorudur. Bu oranı tek başına seçmen desteği ya da oy tahmini gibi değerlendirmemek gerekir; soru, partilerin sorun çözme kapasitesine ilişkin algıyı ölçüyor. Ancak tam da bu nedenle CHP’nin üzerinde durması gereken bir sonuç var: Seçmen, partinin iktidara yönelik eleştirilerini duyuyor olabilir; peki CHP’nin kendi çözüm önerilerini ne kadar açık ve güven verici buluyor?
CHP’nin bu tabloyu yalnızca anket şirketini, siyasi koşulları ya da seçmenin tercihlerini tartışarak geçiştirmesi doğru olmaz. Programını nasıl anlatıyor? Önerileri hayat pahalılığı yaşayan yurttaşın gündelik hayatına dokunuyor mu? Farklı kesimlere güven veren bir yönetim kadrosu ve tutarlı bir siyaset ortaya koyabiliyor mu? Bu soruların yanıtı, parti yönetiminin önünde duruyor.
Oy tercihiyle çözüm beklentisi aynı şey değil
Anketin sorduğu soru, “Hangi partiye oy verirsiniz?” değil; “Türkiye’nin sorunlarını hangi siyasi parti çözebilir?” Bu ayrım önemli. Bir partiye oy vermeyi düşünen seçmen, o partinin bütün sorunları çözebileceğine inanmayabilir. Tersine, bir partinin çözüm üretebileceğini düşünen kişi de ona oy vermeyebilir. Bu nedenle oranları doğrudan seçim sonucu ya da oy dağılımı gibi okumak yanıltıcı olur.
Ayrıca anketin örneklemi, yöntemi ve kararsızların nasıl ele alındığı bilinmeden sonuçlar hakkında daha ileri bir hüküm vermek mümkün değil. Fakat burada paylaşılan veriler içindeki en çarpıcı işaret değişmiyor: Katılımcıların en büyük bölümü, hiçbir partiyi çözüm adresi olarak görmüyor.
SİYASETİN ÖNÜNDEKİ ASIL GÖREV
Bu tablo, iktidara da muhalefete de aynı soruyu yöneltiyor: Yurttaşın hayatını gerçekten kolaylaştıracak çözümleriniz neler?
İktidar, uzun süredir ülkeyi yönetiyor olmanın sorumluluğunu taşıyor. Muhalefet ise iktidarın yıpranmasından kendiliğinden yararlanacağını varsayamaz. Seçmen yalnızca eleştiri değil, güvenilir bir alternatif görmek istiyor. Bu alternatif; tutarlı kadrolar, açık hedefler ve uygulanabilir politikalarla kurulabilir.
“Hiçbiri” diyen yüzde 34,8’lik kesimi kazanmanın yolu, bu insanlara kızmak ya da onları ilgisiz olmakla suçlamak değil. Siyasetin neden çözüm üretemediğini anlamak ve bunu değiştirecek bir irade göstermek. Çünkü toplumun önemli bir bölümü siyasetten umudunu kesiyorsa, bu yalnızca partilerin değil, demokrasinin de karşı karşıya olduğu bir güven sorunudur.
YENİ ASAL’ın Ekim anketi, partilerin önüne bir uyarı koyuyor: Seçmen, sorunların adını duymakla yetinmiyor; çözüm görmek ve o çözüme inanmak istiyor.

