Basın Bayramı’nda bir gazetecilik analizi

Milyonda sıfır tam 5 mikroncuk gözle görülemeyen bir mikroba teslim olan tüm insanlık gibi ülkemiz de zor bir dönemden geçmektedir. Tüm sektörler gibi basın dünyası da, bir yandan koronavirüs salgınının derinleştirdiği ekonomik kriz diğer yandan emperyalistler ve piyonlarının üzerimize çullandığı şartların ağırlığı altında ezilmektedir. Basın dünyası, içinden geçtiği özel şartların etkisiyle buhranı daha da derinden hissetmektedir. 2018 yılı ikinci yarısındaki ekonomik dış darbenin yarattığı ekonomik kriz şartlarında yazılı basın döviz canavarına boğduruldu; yüzlerce gazete kapıya kilit vurdu, binlerce basın emekçisi işsiz kaldı. Basın örgütlerinin yardım çığlığına iktidar sahipleri, ağırlıklarından kurtulmalarını ve dijitalleşmelerini salık verdi. Yazılı basına gerek kalmadığı, basının dijitalleştiği belirtildi.

ÖZÜ İNTERNET GAZETECİLİĞİ OLAN SOSYAL

MEDYA, TEMEL AKIMIN ÖNÜNE GEÇİYOR; KÂĞIT ÖLÜYOR

Özü ve temeli internet gazeteciliği olan soysal medya artık yazılı gazeteler ve televizyonların oluşturduğu ana akım medyanın önüne geçmeye başladı. Bugün insanlık bir Rönesans yaşamaktadır; bir “mobil Rönesans”, bir “sanal Rönesans”… Teknolojinin hızına erişmek mümkün olmamaktadır. Bugün teknolojik atılımın ulaştığı noktada her insanın birer akıllı telefonu vardır. Yollarda kaldırımlarda bu telefonlarda işlem yaparak yürüyen her yaştan insana rastlamak, artık günlük mutat görüntüler haline geldi. Cereyan eden bir olay, internet gazeteciliği ve sosyal medya tarafından anında yayına sokulmakta, bu olay yazılı basın tarafından ertesi gün yayına girebilmektedir. Aslında sosyal medya ve internet gazeteciliği akımı, sıradan insandan en tepedeki şahsiyete kadar tüm nüfusu sarmış durumdadır.

21. YÜZYIL İLETİŞİM HARİKASI: SOSYAL MEDYA VE İNTERNET GAZETECİLİĞİ

21. yüzyılın en önemli iletişimsel gerçekliğini oluşturan sosyal medya ve internet gazeteciliği, zaman zaman iktidarların şimşeklerini üzerine çekse de artık devlet kademelerinde, Twitter, Facebook, İnstagram, yurdum insanına ulaşabilmenin ve yurdum insanının haber alma hakkını kullanabilmesinin en etkili yöntemi olarak kabul ediliyor.

DEVLET İÇİNDE SOSYAL MEDYA YAYGINLIĞI EN YÜKSEK SEVİYEDEDİR

Devlet içinde soysal medyayı kullanımı en üst seviyeye çıktı. Şimdi her bakanlığın resmi Twitter hesabı bulunmaktadır. Demeçler, açıklamalar oradan paylaşılmakta, basın da haberleri oralardan toplamaktadır. Sosyal medyada paylaşılan bir cümlenin, ertesi gün dünyanın önde gelen gazetelerine manşet olması da mümkün, televizyonlara birinci haber olması da… Ya da iki ülkeyi bir krizin eşiğine getirmesi de…

İlimizde de bu kapsamda başarılı kurumların başında Belediye Başkanlığı, Burdur valiliği gelmektedir.

Belediye Başkanı Sayın Ali Orkun Ercengiz’in akşamdan attığı iğneli iğnesiz Tweet’ler anında haber konusu olmaktadır.

Gazetecilik mesleği açısından düşündüğümüzde, epeydir küresel çapta kâğıdın öldüğünü saptıyoruz. Evrensel yayın yapan bazı gazetelerin zarar ettikleri gerekçesiyle yazılı yayınını bırakarak sadece internet ortamındaki yayınlarına yoğunlaştıklarını öğreniyoruz. Özellikle 2018 döviz krizi ve ardından gelen Koronavirüs salgınının ülke ekonomisini yangın yerine çevirdiği şartlarda vaktiyle milyonluk tirajları olan yazılı medyanın kalelerinin 20-30 binlere düştüğünü, kapıya kilit vurmanın eşiğine geldiğini biliyoruz. Son yıllarda yazılı versiyonunu yayından kaldırarak sadece internet gazeteciliği şeklinde yayınını sürdürenler artmaktadır.

İlimizde de özellikle internet medya mensubu arkadaşlarımız arasında çok başarılı olanlar vardır. Kent üst düzey yöneticileri, halk önderleri, kitle örgütü, sendika, siyasi parti ve oda temsilcisi şahsiyetlerin siyasi, toplumsal ve kültürel Tweet’leri ya da Facebook paylaşımlarını haberleştiren internet gazeteleri uzun tartışmalara sahne olabilmektedir.

ANCAK ŞİMDİLİK KULLANIMDA

BAŞTACI; İTİBARDA VE TEMSİLDE GÖZARDI EDİLMEKTEDİR

Böyle olmakla ve kullanımı üst düzeyde itibar görmekle beraber internet gazeteciliği toplumsal ve kişisel ilişkiler kapsamında yeterli ilgi ve saygınlığı gördüğü söylenemez. En üst düzey devlet kurumlarından aşağı kademelere kadar -bütün kurum ve kuruluşlar, kitle örgütü, sendika ve odalar- yazılı basını dikkate alıyor; internet gazeteciliği sözkonusu oldu mu bir duraklama hissediliyor. Ancak haber yayını konusunda internet gazeteciliğinin işlevselliği ve kullanımı üzerindeyse çok titiz oldukları gözlemleniyor. Etkinliklerde temsiliyet olarak internet gazeteciliği örgütleri yok sayılıyor; yeterli itibar görmüyor. Örneğin kurum, kuruluş ya da parti ve kitle örgütlerine gelen konuklar ziyaret için yazılı basına götürülüyor; yazılı basının kuruluş yıldönümleri özellikle törensel olarak kutlanıyor. Kısacası internet gazeteciliği kullanımda ve faydalanmada baştacı edilmekte, itibarda ve temsiliyette gözardı edilmektedir.

ÖZÜ İNTERNET GAZETECİLİĞİ

OLAN SOSYAL MEDYADAKİ BAŞDÖNDÜRÜCÜ BU

GELİŞME, TEHLİKELİ BİR ŞEKİLDE BAŞIBOŞLUK VE KAOS İÇİNDEDİR

Şimdi, iletişim alanındaki bu baş döndürücü gelişmede başıboşluk ve anarşi, at izinin it izine karıştığı, tozdan dumandan kimin ferman okuduğunun meçhul olduğu kaos ortamının büyük sakıncaları, öncelikle bir güvenlik sorunu oluşturmakta, gerçek gazetecileri de can evinden vurmaktadır. Sosyal medya şu anda ülkemizde “pankreas minderi” işlevinde olduğu açık bir gerçektir. Göz teması olmadığından herkes ağzına geleni sallamakta sakınca görmemekte, hakaretler, tehditler, küfürler ortalığa saçılmaktadır.

İnternet gazeteciliğindeki kaos ortamında, en büyün zorluklara gerçek gazeteciler maruz kalmaktadır. Bu ortamda gerçekten gazeteciliği, Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirisi ilkelerini, basın ahlak kurallarını eylem ve davranış kılavuzu olarak benimseyerek, bu bildiriyi içselleştirerek ve her bir ilkesine sahip çıkıp uygulayarak hakkıyla yapanlar da var; elindeki kuvveti sopa gibi kullanarak tetikçilik yaparak çıkar ve nüfuz sağlayanlar da var. Bu konuda iş adamlarının bazı kanun dışı ilişkilerini yakalayan tetikçi sahte gazeteci, gerektiğinde “bak yayın yaparım, reklam ver” gibi şantaj yapabilmekte ya da sert, çarpıcı, psikolojik savaş malzemesi kabilinden yayınlar yaparak muhatabını isteğine mecbur edebilmektedir. 

DÜNYA STANDARTLARINDA,

HÜRRİYETÇİ VE DEMOKRATİK BİR İNTERNET GAZETECİLİĞİ

YASASI, ÜLKEMİZİN ULUSLARARASI İTİBARINI DA ARTIRACAKTIR

Yasalar, ihtiyaçların ve toplumsal pratiğin ürünüdür. Yasalar ihtiyaçları ve toplumsal pratiği izler. Ama bu alanda 2014-15’lerin Meclis’inde ha çıktı ha çıkacak umuduyla beklenirken ihdas edilmesinin arifesinde meçhule takılan sosyal medya ve internet gazeteciliği statü yasası bu gün geç kalmış bir yasa tasarısıdır. Sosyal medyanın düzenlenmesi için yapılan girişimler sadece ceza çerçevesini aşamamaktadır. Dünya standartlarında, hürriyetçi ve demokratik bir internet gazeteciliği kanunumuz olsa, ülkemizin uluslararası inandırıcılığı ve güvenilirliği de artacaktır.

STATÜ YASAMIZ İÇİN ÇALIŞMA YAPMALARI,

İKTİDAR MİLLETVEKİLLERİMİZE ÖZELLİKLE İSTİRHAMIMIZDIR

2014 yılında yaptığımız ilk BİGAD etkinliğinde protokol önünde yaptığımız çağrıyı her zaman yineledik durduk. İnternet Gazeteciliği Statü Yasası için çalışma yapmaları, iktidar milletvekillerimize özellikle istirhamımızdır.

İNTERNET GAZETECİLİĞİ YASASI,

YASAKÇI DEĞİL, ÖNÜNÜ VE UFKUNU AÇICI NİTELİKTE OLMALIDIR

Kanunun kuralları yasaklayıcı ve internet gazeteciliğinin önünü tıkayıcı nitelikte olmamalı, tam aksine internet gazeteciliğinin ufkunu açıcı olmalıdır. Ancak sosyal medya üzerinden dijital kanallardan ülkemize ve devletimize diz çöktürmek amacıyla girişimde bulunan dış mihrakların saldırıları da elbette dikkate alınarak düzenlenmelidir. Kurallar, internet ve internet gazeteciliğini kısıtlayan, yasakçı değil, internetin ve internet gazeteciliğinin önünü açan bir rol üstlenmelidir. Teknoloji baş döndürücü bir hızla gelişiyor; deyim yerindeyse adeta uçuyor. Kurallar internet alanındaki hızlı teknolojik gelişime ayak bağı olmamalı, tam aksine bu baş döndürücü hıza ayak uydurabilmeli; bu nedenle “sade” ve “açık” olmalıdır. Kurallar internet gazeteciliği örgütlerinin görüşü alınarak konmalıdır. Kurallar, gazetecilere yasaklar getiren, elini kolunu bağlayan, işini ve görevini yapma metotlarını ve tekniklerini ortaya koyan dayatmalar çerçevesinde konmamalıdır.

İNTERNET GAZETEDCİLİĞİ, 5187 SAYILI BASIN KANUNU KAPSAMINA ALINMALI

İş aslında kestirmeden gidilerek çok basit bir hamleyle çözüme kavuşturulabilir.

İnternet Gazeteciliği 5187 Sayılı Basın Kanun u kapsamında sokularak çözüme kavuşturulabilir. Bununla ilgili çeşitli zamanlarda çalışmalar da yapılmış, Meclis’e sunulmuştur.

Esasen 5187 Sayılı Basın Kanununun, teknolojinin gelişmesiyle ortaya çıkan yeni gelişmeler dolayısıyla basın topluluğumuzu tam olarak kapsamaktan uzak olduğu açıktır. Özellikle Tanımlar bölümünde eksiklik somut olarak gözükmektedir. İnternet yayınları da aslında birer “süresiz yayın” kapsamındadırlar. Bu nedenle 5187 Sayılı Basın Kanunu kapsamında internet gazeteciliği ve yayınları süresiz yayınlar statüsüne katılmalı, yayınlanan eserler (içerikler) ve sahiplerinin korunması amacıyla açılan davalarda diğer yayınlar gibi 6 aylık bir dava süresi öngörülmelidir. İnternet gazeteciliği çalışanları ve sahipleri de 5187 Sayılı Basın Kanunu kapsamında “gazeteci” olarak tanımlanmalı, bu alandaki bütün statü ve hukuki farklılıklar giderilmeli, Basın Kartı Yönetmeliği’nde değişiklik yapılarak internet gazetecilerine de sarı basın kartı hakkı verilmelidir.

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir