Nurcan Ö. uzun süre çektiği şiddetli baş ağrıları ve mide bulantısı şikâyeti ile doktora gider ve beyninde 25 mm boyutlarında kitle saptanır. Devlete bağlı dört beş hastane gezer, hemen hepsi de muhtemel bir ameliyatın çok riskli olduğunu, yüzde seksen olasılıkla ölümle ya da felçle sonuçlanacağını söyler. Nurcan Ö’nün hastalığı bu kadar değil; guatr, anemi, çölyak hastalıkları da cabası. 40 yaşında, evli ve bir kız çocuğu annesi olan Nurcan Ö, birçok hastalığı bünyesinde barındırmasına rağmen hayattan hiç kopmaz, hayata hep umutla bakarak, iyi bir anne ve iyi bir eş olma çabasını hiç eksik etmez. Ta ki beyninde çıkan ur hayatını adeta zehir edene kadar… Doktorların teşhisi hayatını karartır, çare aramak için hastane hastane gezmeye başlar. Eş dost tavsiyesi ile bir görüş almak için özel bir hastaneye gider. Umutları burada yeşerir. Ameliyatla kitleyi alabileceklerini ama risk olarak bir kulağının işlevini yitirebileceğini, tek kulak ile hayatını idame ettirmek zorunda kalabileceğini söylerler.

Nurcan haliyle ameliyat olmak ister ama özel hastane ameliyat için 20 bin liralık masraf çıkarır. Eşten dosttan bulunacak bir para değildir bu. On bin lira eşi, on bin lira da bir arkadaşı kredi çekerler ve Nurcan ameliyat olur. Kitle başarılı bir ameliyatla alınır, ancak Nurcan’ın bedeni hem ameliyatın hem de diğer hastalıkların etkisiyle yıpranmış durumdadır. Öyle ki eşi Nurcan’ın hastalıklarına tahammül (!) edemez evi terk eder, yuva yıkılır. Nurcan küçük çocuğuyla yalnız kalınca çaresiz baba evine gider. Annesi ve babasıyla birlikte yaşamaya başlar. Fakat Nurcan’ın babası ağır engellidir ve bakım parasıyla geçinmektedir. Nurcan’ın hastalıkları çalışmasını imkânsız hale getirmiştir, mecburen kıt kanaat eve giren bakım parasıyla geçinmek zorunda kalacaktır anne babası ve çocuğuyla birlikte.

Nurcan geçen yıl babasını kaybetti. Annesi şu an demans hastası. Kendisine “nöralterapi” denilen bir tedavinin uygulanması gerekiyormuş. Bu, yılda üç defa yapılan ve “sinir blokajı” denilen bir uygulamanın eşlik ettiği bir tedavi şekli. Bu uygulamada kullanılan özel ilaçlar nedeniyle her seans yaklaşık 1000 lirayı buluyor. Ama ne var ki Nurcan Ö. bir an evvel başlaması gereken bu tedaviye başlayamıyor. Babasının vefatı ile bakım parası kesildiği için zaten çok zor geçiniyorlar. İlacı almak için devlete müracaat etmiş, devlet altı ay sonrasına gün vermiş. Bu gecikmenin devletin bu ilaçları tedarik eden firmalara yapması gereken ödemeleri zamanında yapmamasından kaynaklandığını öğreniyoruz. Ödeme alamayınca bu firmalar da ilaçların tedarikini geciktiriyormuş. Eğer durum böyleyse, hayati öncelikler konusundaki beceriksizliği yüzünden devlete mi kızmalı, yoksa para hırsını insan hayatının önüne koyan tedarikçi firmayı mı? Cevabı belli aslında: Al birini vur ötekine…

AYDINLIK

Atatürk, Mazlum Milletlerin meşalesidir

KİTABIM: “ATA ETİ, İTE OTU!”

Bu haberler de ilginizi çekebilir

Bu Haberi Paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

sanalbasin.com üyesidir