
Tevfik Kadan
ABD/İSRAİL ikilisi, 28 Şubat 2026 günü İran’a saldırdı: 10 binden fazla sorti yapıldı, 13 bin nokta vuruldu, 20 bine yakın bomba atıldı… İlk günlerin bilançosu ağırdı: Ali Hamaney ve yönetim kademesi şehit oldu. Hava savunma sistemleri, balistik füze rampaları, silah üretim tesisleri, nükleer tesisler, karargâhlar ve stratejik altyapı ağır hasar gördü.
Trump adeta zafer sarhoşuydu. “Kazandık!” diyor,
İran halkına rejimi devirme çağrısı yapıyordu.
Türkiye’de ise iki eğilim ortaya çıktı:
Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, “Şehadette eşitlik, fedakarlıkta eşitlik, bu savaşın İran’ın zaferiyle sona ereceğinin en kuvvetli işaretidir.” dedi.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise aynı kanaatte değildi: “Ev ödevini yapıp yeteneklerini geliştirmediysen, İsrail’le, Amerika’yla ağız dalaşına bile girmemen lazım.” açıklamasıyla gündeme oturdu. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı açmasını istiyor; Körfez ülkelerindeki ABD üslerini hedef alma stratejisinin “çalışmayacağını” öne sürüyordu.
Aynı günlerde “savaş uzmanlarımız” da rejimin ne zaman çökeceğini tartışmakla meşguldü. Hatta Türkiye gazetesi, “Rejim Düşer Savaş Biter” manşetiyle çıkacak kadar ileri gitti. Haberde şöyle yazıyordu: “Devrimin birinci ve ikinci kurucu kadroları tasfiye edildi. Hamaney’in yerini dolduracak isim gelmeyecek. İran’ın üç seçeneği var: Çöküş, iç savaş, reform.”
Geldiğimiz noktada ise öyle bir anlaşma metni ortaya çıktı ki, yalnızca ABD/İsrail kaybetmedi; Atlantik’e sonsuz güç atfedenler, hegemonyanın çöktüğünü göremeyenler, İran’ın tarihi, kültürel, coğrafi derinliğini anlayamayanlar, direnme eşiğini yanlış hesaplayanlar, askeri kabiliyetlerini küçümseyenler, Avrasya’dan gelen desteği fark edemeyenler, yarım asırdır yapılan hazırlıktan bihaberler, teknokratlar, kemik sayanlar, Hürmüz’ün stratejik önemini kavrayamayanlar, ABD korumasına güvenen
Körfez şeyhleri, Kürt kartına inanan Avrupa prensleri…
Topyekûn kaybettiler.


- DEMEK Kİ İRAN ödevine iyi çalışmış
- MAKÜ, Almanya’da yükseköğretim tanıtım faaliyetlerine katıldı
- ANTGİAD’DAN YAZA BEYAZ BİR MERHABA
- İSYAN TUTANAKLARI: Kardeşim Nico’ya acil mektup
- İsyan Tutanakları

