Doğu Perinçek’ten Meclis’e çağrı

Vatan Partisi Genel Başkanı Dr. Doğu Perinçek, partisinin İstanbul’daki il merkezinde düzenlediği basın toplantısında, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Anlaşmanın imza sürecinden başlayarak metnin adının “Anlaşma” yerine “İttifak” olarak lanse edilmesine ve Dışişleri ile Milli Savunma Bakanlıklarının açıklamalarındaki çelişkilere dikkat çeken Perinçek, bu durumun uluslararası hukuka ve devlet geleneklerine aykırı olduğunu ifade etti.

Ata Uysal Özen’in Aydınlık’taki haberine göre, Anlaşmanın içeriğindeki askeri kuvvet konuşlandırma ve kolektif savunma maddelerinin Türkiye’yi doğrudan ABD ve İsrail eksenli askeri maceralara sürükleyeceğini ifade eden Perinçek; anlaşmada İran, Filistin, Yemen ve Lübnan Hizbullah’ı gibi İsrail’e karşı direnen güçlerin yer almadığını, aksine bu sürecin Mehmetçiği Yemen cephesine sürme tehlikesi barındırdığını belirtti. Perinçek, TBMM’nin tarihi bir sorumluluk altında olduğunu ve bu sözleşmeye kesinlikle onay vermemesi gerektiğini vurguladı.

‘TBMM, MEKKE SAVUNMA ANLAŞMASI’NI ONAYLAYAMAZ’

Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

GOOGLE'da KıvılcımHaber
1. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan devlet yöneticileri, 7 Ağustos 2026 günü Mekke Sefa Sarayı’nda Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı imzaladılar. Türkiye Cumhurbaşkanı’nın dengi olmayan Başbakan ve Veliaht Prens ile anlaşma imzalaması diplomatik ilkelere aykırıdır. Metnin İngilizce başlığı şöyledir: Makkah Joint Defence Agreement.
2. İmzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması başlıklı metnin Türkçe ve İngilizce başlığı, anlaşma (agreement) olarak belirlenmiştir. Mekke Ortak Savunma Anlaşması, AK Parti İktidarı tarafından keyfî bir tutumla “Mekke İttifakı”na dönüştürülerek çarpıtılmıştır.
3. Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın AK Parti Hükümeti yetkilileri tarafından “İttifak” diye adlandırılması, İsrail ve ABD müdahalesinin eseridir. AK Parti Hükümeti içindeki ABD ve İsrail dostları, adını “İttifak”a çevirerek, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na askerî yükümlülük getirmeye kalktılar.
4. Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı çarpıtma girişimi Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın “Mekke İttifakı” söylemleriyle başladı.
5. Devletin Anadolu Ajansı ve TRT gibi yayın organları, Anlaşma’nın adını “İttifak”a dönüştürdüler.
6. Gerçi Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan, dün (8 Ekim 2026) yaptığı açıklamada, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı “İttifak” diye çarpıtan ifadelerinden vazgeçti ve imzalanan uluslararası sözleşmenin “Anlaşma” olduğunu vurguladı. Ancak yine dün (8 Ekim 2026 günü) bu kez Millî Savunma Bakanlığı, yaptığı Haftalık Basın Bilgilendirme Toplantısı’nda “Anlaşma”yı “Mekke Savunma İttifakı” diye çarpıtılmış ismiyle anmaya devam etti.
7. AK Parti Hükümeti’nin Dışişleri Bakanı, eski ifadelerinden vazgeçerek, sözleşmeyi “Anlaşma” diye anıyor. Buna karşılık aynı AK Parti Hükümeti’nin Millî Savunma Bakanlığı, aynı gün (8 Ekim 2026 günü) “İttifak” diye anmaya devam ediyor.
8. Bu nasıl devlet yönetimidir, bu nasıl Dışişleri ve Millî Güvenlik uygulamasıdır? AK Parti yetkilileri, Anlaşma’nın adını değiştirerek bir uluslararası rezalete imza atmışlardır. AK Parti İktidarı, Devlet yönetme sorumluluğu içinde değildir. Millî Devletimizin Dışişleri geleneğiyle oynanıyor.
9. Konuyu Anlaşma ile İttifak (Antlaşma) arasındaki farkı bile bilmeyen bir iktidar cehaletiyle sınırlı göremeyiz.
10. Ne var ki, Vatan Partisi’nin Mekke Anlaşması’nın imzalandığı günden başlayarak, ABD-İsrail müdahalesine karşı kararlı mücadelesi, AK Parti iktidarı içindeki ABD-İsrail dostlarını geri adım atmaya zorlamıştır.
11. Mekke Anlaşması’nın kirletilmesi, AK Partisi iktidarı içindeki ABD-İsrail dostlarının isim değiştirme girişimiyle sınırla kalmadı. Üç ülkenin, oluşturduğu Mekke Savunma İttifakı Stratejik-Siyasî ve Savunma Komitesi’nin 5 Ekim 2026 günü Riyad’da yaptığı olağanüstü toplantıdan sonra ilan ettiği Ortak Açıklama dahi, ABD-İsrail müdahalesinin izlerini taşımaktadır. Ortak Açıklama, “üç ülkenin, Suudi Arabistan’ın karşı karşıya olduğu güvenlik gelişmeleri ve tehditlerini ele alarak” şu kararı dünya ve bölge kamuoyuna bildirmiştir:
“Komite, kolektif savunma taahhütlerinin uygulanmasına ivedilikle geçmeyi, bu çerçevede, tarafların ulusal mevzuatlarına uygun olmak kaydıyla, üzerinde mutabık kalınan askerî kuvvetler ile yeteneklerin uzlaşılan düzenlemeler çerçevesinde Suudi Arabistan’a sağlanmasına ve bunların hızla konuşlandırılmasına yönelik tedbirleri almayı, bu suretle tehditlerle mücadeleye yönelik hazırlık durumunu, askerî entegrasyonu ve kolektif kapasiteyi güçlendirmeyi kararlaştırmıştır.”
Açıklamada “Komite, toplantı öncesinde yapılan siyasî ve askerî istişarelerin sonucunu değerlendirerek, kendisine sunulan önerileri onaylamış ve Mekke Savunma İttifakı’nın kolektif savunmaya ve tehditlerle birlik içinde mücadeleye yönelik güçlü taahhüdü yansıttığını teyit etmiştir.”
Ortak Komite’nin bu açıklamasında da Mekke Savunma Anlaşması’nın ismi “İttifak” olarak değiştirilmiş bulunuyor.
12. İstanbul’da 31 Ağustos 2026 günü yapılan Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında tesis edilen Stratejik ve Savunma Komitesi (Komitenin adı Dışişleri Bakanlığımız tarafından yanlış yazılmıştır. Doğrusu: Stratejik-Siyasî ve Savunma Komitesi olacak) toplantısından sonra, Türkiye Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan, “İttifakın resmî adını Mekke Savunma İttifakı diye değiştirmede mutabakata vardıklarını” açıkladı. Böylece Devlet Yöneticilerinin imzaladığı bir Anlaşma’nın bir Komite aracılığıyla değiştirilmesi dünyaya ilan edilmiştir. Ancak olay bu kadarla kalmıyor. Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan, Anlaşma’nın adını yine 31 Ağustos 2026 günü yaptığı basın toplantısında “Mekke Savunma İttifakı Anlaşması” diye anarak, Uluslararası Hukukun temel kavramlarını hiçe saydığını ilan etmiştir. Çünkü bir uluslararası sözleşme hem ittifak hem anlaşma olamaz. Bu iki kavramın içeriği, Uluslararası İlişkiler açısından da Anayasamız açısından da farklı uygulamaları öngörür. İttifak, bağlayıcılık ve yükümlülük açısından daha kapsamlı bir sözleşmedir, dolayısıyla askerî yükümlere uzanan boyutlara sahiptir. Bütün bu bocalamalar ve kargaşalığın temelinde bir ABD-İsrail müdahalesi olduğu apaçık meydandadır.
13. Bu durumda Ortak Komite kararıyla ismi ittifak olarak değiştirilen Uluslararası Sözleşme, dün (8 Ekim 2026 günü) Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan tarafından yeniden Anlaşma olarak bir kez daha değiştirilmiştir. Kargaşalık birkaç günlük aralarla devam etmektedir. Dışişleri Bakanı, TBMM’ye ve Türk Milleti’ne yanlış bilgi veriyor. İttifak diye değiştirdikleri Sözleşme’nin adını yeniden “Anlaşma” yaparak, askerî yükümlülük olasılığının üzerine bir ABD-İsrail perdesi örtüyor. Burada Türk Milleti’nin ve TBMM’nin kandırılmasına yönelik bir ifade problemi bulunduğu ortadadır. TBMM gündemine getirilen Mekke Savunma Anlaşması, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın dünkü perdeleme girişimine rağmen, Türkiye açısından içerdiği ciddî tehlikelerden kurtarılmış değildir.
Ortak Komite Kararı’nda yer alan “üzerinde mutabık kalınan askeri kuvvetler ile yeteneklerin uzlaşılan düzenlemeler çerçevesinde Suudi Arabistan’a sağlanması ve bunların hızla konuşlandırılmasına yönelik tedbirlerin alınması” ifadesi, ABD ve İsrail güdümlü askerî uygulamaları içeren boyuttadır.
14. TBMM, ABD ve İsrail güdümlü askerî uygulamaları içeren bir Anlaşma’yı onaylayamaz.
15. Dışişleri Bakanı’nın ve Millî Savunma Bakanlığının dün yaptığı açıklamalar, ne yazık ki bir güvence oluşturmuyor. Bu durumda TBMM Mehmetçiği ABD ve İsrail uğruna cepheye sürme tehlikesini içeren anlaşmaya kesinlikle onay vermemelidir.
16. Bu Anlaşma, ABD ve İsrail müdahalesiyle kirletilmiştir. Fareler, un çuvalına girmişlerdir. Un çuvalını temizleme olanak ve güvencesi yoktur. Bu nedenle TBMM, ABD ve İsrail müdahalesiyle kirlenmiş olan Mekke Savunma Anlaşması’nı onaylama sorumluluğunu üstlenemez.
TBMM, Mekke Savunma Anlaşması’nı onaylayamaz.
17. Mehmetçiği Yemen Cephesi’ne yollamak ya da ABD ve İsrail güdümlü kuvvetleri, Yemen Cephesi’nde Suudi Arabistan aracılığıyla desteklemek, Filistin düşmanlığıdır, Gazze düşmanlığıdır, İran düşmanlığıdır, İslam düşmanlığıdır ve insanlığa düşmanlıktır.
18. ABD ve İsrail, NATO’nun Ortadoğu’ya genişleme görevini Mekke Anlaşması’nın ortaklarına yüklüyor. Mekke Anlaşması, AK Parti İktidarı yetkililerinin itiraf ettiği üzere, NATO’nun başka değişle ABD ve İsrail saldırganlığının Batı Asya’daki “tamamlayıcısı”dır.
19. Mekke Anlaşması’nda İsrail’e karşı savaşan ülkeler yok! İran yok! Filistin yok! Yemen Cumhuriyeti yok! Lübnan Hizbullah’ı yok! Mekke Anlaşması, İsrail dostu yönelişler içeriyor. Nitekim İsrail medyasında memnuniyetle karşılanmıştır. ABD Başkanı Trump da, Mekke Anlaşması’nı alkışlamıştır.
20. Mekke Anlaşması’nın, ABD-İsrail-Yunanistan Üçlüsünün Türkiye’yi hedef alan tehditleri karşısında hiçbir pratik değeri bulunmuyor.
21. Anayasa’nın 90. Maddesi, Türkiye Cumhuriyeti adına yabancı devletlerle ve milletlerarası kuruluşlarla yapılacak “andlaşmaların” TBMM’nin onayıyla hukukî geçerlik kazanacağına hükmediyor.
22. Pakistan Ordu Sözcüsü Korgeneral Ahmed Şerif Chaudhry, 16 Eylül 2026’da Al Arabiya English’e verdiği röportajda, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nın “kamuoyuna açıklamayacakları savunma taahhütleri içerdiğini” belirtmektedir.
Bu açıklama bir suç ihbarıdır. Pakistan Ordu Sözcüsü, AK Parti Hükümeti’ni de ihbar etmektedir. Meclis’ten gizli ittifaklar yapmak, anlaşmaların içine Türkiye’nin başına bela açacak birtakım gizli taahhütler koymak suçtur. Eğer AK Parti İktidarı Amerika ve İsrail’in güdümünde asker yollamaya, Türkiye’yi ateşlere sürmeye kalkarsa ayakta kalamaz. O hükümet, seçimle veya yasal ve hukuki yollardan gider.
Dolayısıyla hükümet; yaptığı anlaşmadaki gizli maddeleri Meclisimize ve Türk halkına açıklamalar zorundadır. Meclis bilmediği açıklamaları hiçbir şekilde onaylayamaz.
23. TBMM, Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na onay veremez.
Bütün Milletvekillerimize sesleniyoruz: Ortak Komite Kararı’nda açıkça ifade edilen
Yemen’e karşı ABD-İsrail güdümlü silahlı müdahalelere kapı açan tehlikelere kesinlikle izin verilemez.
Bütün siyasal partilerden ve bağımsız milletvekillerimiz tarihî bir sorumluluk üstlenmişlerdir. Mehmetçiği ABD ve İsrail güdümünde Yemen cephelerine sürmek, Türkiye için felaketten başka sonuçlar doğurmaz.
Türkiyemizin silahlı olanakları ABD-İsrail güdümüne sunulamaz.
Mehmetçik, ABD ve İsrail askeri yapılamaz.
AYDINLIK

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir